“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.616 yazı içinden]

Seni daha iyi yönetebilsin diye...

Sümeyra Uygur*

İÇSEL BOŞLUKLARIN a'rafında yasıyor günün insanı... Sessiz ve hissiz yaşıyor iç matemini... Gölgesine yabancı. Boşluk vadilerinde.

Kendisini başka gözlerde yansıtmak, başka dillerde konuşturmanın, başka kalplerde mâkes bulmanın telaşında. Başka aynalarda görünebilmenin verdigi geçici hazzın peşinde, kendisini ölümlülere sevdirebilmek icin sevmeyi vermek yorgun düşürmüş aciz bedenini...

Almak icin vermek mantığının savunucusu modern insan. Almazsam neden vereyim ki...

Vermek başkalaşıma uğramış, vermenin içi boşaltılmış günümüzde. Menfaatler çarşısı revaçta... Doyumsuzları beslemiş hazcılık. Başka başka tenlerde varoluşunu anlamlandırmaya çalışma... Baska gözlerin onayını alma... Bağımlı kişilikler üretmiş modernite.

Duygular, hisler, aşklar, ilişkiler sanki tek bir kumandadan yönetiliyor. Trendin dışına çıkanı sürüden kaçan koyuna benzetmiş bu mantık. Kurt kapar sonra diye, ensesinden korku salmış.

Ne menem şeyse şu modernite, bilinçaltının derinliklerine yerleştirebilmiş kendisini. Bilinç tıpkı bir buzdağı gibidir. Görünmeyen yüzü vardır diplerde. Kendi keşfedemediğin diplerini yakalayıp oraya casus yazılımlar kurmuş modernite. Seni daha iyi yönetebilsin diye.

Hazcılığı insan bedenine hakim kılarak, insanı zayıf yerinden yakalayıp bir nevi işini kolaylaştırmış. Tıpkı herşeyin suyunu çeken pipet gibi, çekip yeni bir hazza yelken açtırmış. Suyu çekilen beyinleri çölleştirip, kupkuru beyinler, kuru kafalar çıkarmış ortaya. Kuru kafalardan çıkan kuru sözler, kuru kalabalıklar.

Sadık olmak, vefalı olmak, karşılıksız yardımlaşmak... Bu değerleri rafa kaldırmış. İşini daha kolay yapabilsin diye.

İşin özü dostlar; şeytan denen illizyonist format atmış kendine... İşini daha iyi yapabilsin diye... Modernite elbisesine bürünerek çıkmış günün insanının karşısına. Kendine yardımcı seçmece avukatlar geliştirmiş. En teknolojik, en trende münasip, en güzelinden. Ağzı en iyi laf yapanından.

Savunma mekanizmasına içeriden de müdahale edilince, elini, kolunu, gözünü bağlamış günümüz insanının. Ne sunulursa önüne, süzme, düşünme. Al, tüket, at. Ve sıradaki...

  10.07.2008

© 2015 karakalem.net, Sümeyra Uygur

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1MEDENİYETİN OYUNCAKLARIezgi kayı, 10.07.2008, istanbul

İnsan ne kadar mutlu olabilir kendi renginden soyundurulduğu bir yerde?İnsan ne kadar mutlu olabilir "kendi olamadığı ve dahi bunun bile farkında olmadığı" bir zeminde?hele de yaptıklarını farklı olmak adına yapıyorsa "rüyasında rüya gören" bir adamın durumuna düşmez mi..dağdağalar ve aydınlık sanılan "karalar"..hep var oldu,oluyor ve olacak..

Birşeyler var midemde..sindiremediğim birşeyler..Önce şöyle bir göğsüme oturan sonra gözlerime dolan birşeyler..benim olmayan,benden olmayan..suni..."bu nedir diyorum birilerine..ve cevap alıyorum "medeniyet gereği"..susuyorum..karşımdski hasma gücüm yetmiyor çünkü..klabim sıkışıyor..sözcükler ve hıçkırıklar boğazımdan vaveylalar şeklinde uçmak istiyor..birkaç hıçkırık..kırık dökük kaçıveriyor..korkuyorum modernitelerden ve modern deccallarından,süfyanlarından..ve sonunda bigane kalamıyorum bana bunları savunana..ağzımdan o garip moda bekçisine birkaç kahrolası söz fışkırıyor birden ;"MEDENİYETİN OYUNCAĞI!"...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut