“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

“Sana Hoş Geleni Al”
–Hüseyin Eren

[*4.593 yazı içinden]

YASSI ADA DEMOKRASİ MÜZESİ DEĞİL, DARBECİ KABRİSTANI YAPILSIN!..

Hüseyin Yılmaz Yazara Mesaj Gönder

MUSTAFA RÜŞTÜ Eldelhun... 1894’de Edirne’de doğmuş. Devrin bütün erkek çocukları için gözde meslek askerlik, Mustafa Rüşdü de umuma muhalefet etmeyip, askerliği tercih etmiş. Birinci Dünya ve İstiklâl Savaşı’na iştirâk etmiş. Askerî ikbâl basamaklarını tek tek tırmanarak zirveye ulaşmış ve Genel Kurmay Başkanı Mustafa Rüşdü Eldelhun olmuş... İkbâlinin zirvesi Türkiye’nin de saâdet yıllarıdır: 23 Ağustos 1958... Sekiz yıllık Demokrat Parti iktidarının hemen her sahada kanatlandırdığı Türkiye, Tek Parti Devri’nin katı Şeflik yaralarını hızla sarmakta ve terakkî yolunda muasır medeniyetleri eteklerinden yakalamak üzeredir. Yakalamak ne kelime, bugün arkasından gıbta ile baktığımız Yunanıstan ve benzerlerini geçmiş, daha öndekilerle arasındaki mesafeyi de kapatmak için memleket sathını şantiyeye çevirmiştir.

Ne var ki bu yıllar aynı zamanda, millet tercihinin kanatlandırdığı Türkiye’yi hasım güçlerden çok, harîs ve ahlâksız evlatlarının yere çakmak için bütün hırslarıyla harekete geçtikleri yıllardır da. İsmet İnönü’nün arkasından hasretle baktığı, milletin yarım asrını cehenneme çeviren Şeflik yıllarının saâdetini yeniden yaşlı kemik ve damarlarına behemahal yaşatma arzusu, meş’um bir entrikanın merkezî noktasıdır. Milletin sırtından palazlanan CHP, bürokrasi ve sistemin diğer payandaları harekrete geçmiş durumdalar.

Eldelhun Paşa, siyâsete bulaşmamış, siyâsî ikbal arayışları olmayan Gerçek bir asker. İnönü ve CHP’nin hain emellerine orduyu âlet etmemekte sadace kararlı değil, felsefî bir dünya görüşüne de sahiptir. İşte:

“"Ordu, parti mücadelesine karışamaz; parti mücadelesinde bitaraf kalır. Hükûmet-i reddiye yapan askerlerin not edilmesi ve hareketlerine mani olunması gerekir. Ordu birkaç yüz mektep talebesinin kahramanı olmayacaktır. Hükûmet aleyhtarlığı yapan subay ve erbaşlara ihtar verilmesi gerekir. Ordu ancak hükûmetin emrinde, devletin nizamını korumaya mecburdur."

Heyhat ki, kanlı 27 Mayıs Darbesi’nden sonra Türk ordusu bir daha asla Eldelhun Paşa’nın târif ve tesbit ettiği bu meşru zemini bulamayacak, milletin ebediyen sandıkta ölüme mahkûm ettiği CHP ve sistemin diğir mekânizmalarının tahrikiyle mütemâdiyen siyâsi ve demokratik hayata elindeki silâha dayanarak müdâhale edecek ve Türkiye’yi terakkî yarışında Güney Kore ve Yunanistan’in fersah fersah gerisine düşüren yegâne âmil olacaktır. 27 Mayıs bir cinâyet değil, ardı arkası kesilmeyen bir cinâyetler zinciridir. Kastettiği hayat, Demokrat Partililerin hayatı değil, bir milletin bütün bir hayatı ve yekpâre geleceğidir.

27 Mayıs’la tecavüzün zevkine mübtelâ olan askerin içinde her devirde darbeciler ayrık otlarının müstevli tavrı ile boy atmış, demokratik ve sivil hayata tecavüz ihtimali bir daha asla Türkiye topraklarını terketmemiştir. Bu ihtimal sık fâsılalarla vücud bulmuş, her darbe, mensubiyetiyle müftehir olduğum mazisi muhteşem bu milleti zelil ve zebûn etmiş, açlığa ve hürriyetsizliğe mehkûm etmiştir. Meşruiyeti hakta değil, silâhın namlusunda arayan darbeci zihniyetin Türk Ordusundan ayıklanması müşkil olmakla birlikte, bu milletin en öncelikli meselesidir.

Bugün yaşadıklarımızın 27 Mayıs sonrasından farkı ne? “Şartlar olgunlaştığında ihtilâl meşru olur” hezeyanını savurduğunda İnönü de halefi Baykal ile aşağı yukarı aynı yaşlarda idi. Baykal’ın üslûb ve ifade tarzının, arayışlarının İnönü’den farklı olduğu söylenebilir mi? Ömrünü ordu ve sistemin diğer mekânizmalarının millete karşı harekete geçmesi için telkin ve tahriklerle hebâ eden Baykal, elli yılın tecrübelerini yok sayan tavrıyla, 27 Mayıs cinâyetlerinin birinci derecedeki azmettiricisinden çok daha gerilere düşmüyor mu? Seçim sandığından iktidara uzanamayacağını bilen Baykal’ın başbakanlık hırsını tatmin için hiç değilse bir 23 Nisan çocuğu yapılamak suretiyle yatıştırılmasını tavsiye etsem, çok mu uçuk kaçar?

27 Mayıs Darbesi Demokrat Parti yöneticilerinin hayat ve geleceklerine mal olmakla kalmaz, Eldelhun Paşa’yı da başladığı yere indirir. Apoletleri sökülüp, sureta iniş, hakikatte muazzam bir çıkış olan erliğe bir daha terfi-i rütbe edilir. Önce Demokratlar’la birlikte en parlak şeref madalyası olan idâmla taltif olunur, sonra Yassıada’da baştan sona hâkim olan keyfî tatbikatin bir cilvesiyle idamı mübbed hapse çevrilenler arasına dâhil edilir.

Peygambere yalan söyletmek, Katolik rahibi zinaya zorlamak şenâati kabilinden Türk Yargı’sının nâmusu, Yassıad’da adalet cübbesi içindeki bir takım gönülllü haydutlar ile bir kısım seciyesi zayıf hukuk müntesiblerine pâyimâl ettirilir. Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamı, Türk milletinin idamıdır. 27 Mayıs ve müteakib bütün darbelerin failleri, millet mahkemesinde yargılanıp cezalandırılmadığı müddetçe, adalet yerini bulmamış olacaktır. Meş’um darbe devirlerinde darbecilerin milletten garat ettikleri varislerinden alınıp gerçek sahibi olan millete iade edilmelidir. Yassı ada, bu metruk hâli ile darbecilere açık bir kabristana dönüştürülmeli, kemikleri toplattırılıp Menderes ve arkadaşlarının hücrelerinde üstü şeffaf mezarlarda sergilenmelidir.

Er Mustafa Rüşdü Eldelhun’a gelince, o da yaşamıyor artık, öldü: 9 Kasım 1983... Demek ki insanları öldürmeseniz de, idam etmeseniz de bir gün ölüyorlar. Kısacası, 17 Eylül 1961’de, bir öğle vaktinde, Yassıada’da, yağlı bir urganın kıskacında, kendi ağırlığınızın kurbanı olarak can vermek ile, başka bir yerde, başka bir zamanda, herhangi bir yerde can vermek arasında, ölen için pek bir fark yok. Neticede ölüyoruz işte... Fark “Zâlimler için yaşasın Cehennem!” dedirtten büyük hakikatte... Evet bugün 27 Mayıs, meş’um ve mel’un darbenin sene-i devriyesi. Rabb’im Menderes ve mazlum arkadaşlarını Cennet’e buyursun, cellatlarını da Cehennem’e İnşallah...

  27.05.2008

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Yılmaz

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

2Muzaffer Kazim (circularconversations), 28.05.2008,

Amin. Aman büyük gazetelerde yazmayiniz. Illallah deyeli cok oldu.

Selamlar

1Harika Bir TeklifEkrem Aydın, 27.05.2008, Türkiye

Hüseyin Beyi adanın demokrasi müzesi yapılması yönündeki telkinlerin aksine darbecilerin kabristanı yapılası teklifini candan alkışlıyorum.

Sonra gür sesinin daha çok kişi tarafından duyulması için neden büyük bir gazetede yazmadığını sormak istiyorum...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut