Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Arz-ı hal
–Metin Karabaşoğlu

[*4.659 yazı içinden]

-Mış Gibi Yapmak Üzerine

Mehmed Boyacıoğlu

İMAJ DEVRİ olan yaşadığımız çağda, bir işi yaptığını göstermek onu yapmaktan daha önemli sayılıyor. Doğru çalıştığınız, selim düşündüğünüz, doğru düşünerek doğru neticelere vardığınız halde bunları gösterebilme şansınız zayıf ise birilerinin dünyasında yer etmeniz epeyce zordur.

Bu durum Tenbîh ul-Ğâfilîn’de anlatılan adama ne kadar benziyor! Dükkânda işleri kesat giden adam akşam evine dönerken çıkınına ağaç kabukları doldurup öyle geliyormuş. Maksat ‘bu gün iyi kazanmış’ dedirtmek.

Bu, resmî başkent olduğu kadar mürailiğin de önemli bir merkezi olan bir şehirde özellikle geçerli bir tavırdır. Bir devlet dairesindeyiz diyelim. Saatlerce iş yapılmaz; hükümetler kurulur, yıkılır, gayrimenkulün getirisi ve dövizin kaybettirişinin muhabbeti nice zamanı heba eder. Tam da o sırada, dairenin “yaptığı” faaliyetleri gösterecek bir yayının hazırlığını yapan bir şubenin elemanları fotoğraf çekmek için gelirler. Hemen saça başa, elbiseye çekidüzen verilir, bir kitap veya dosya alınarak kafa kafaya verilir “incelenme”ye başlanır.

Liderin görüşlerine, yaptıklarına katılmıyorsunuzdur. Ama ne olur olmaz, gelecek seçimlerde, halkı sizi hiç tanımayan bir vilayetin olmayacak bir sırasında mebus adayı gösterilmek de var. Ne yapacaksın? Viran olası hanede evlad-u iyal derdi var: oğlan üniversitede, kız evlilik hazırlığında. Son tahlilde, liderle aynı görüşleri paylaşıyor-muş gibi yapmak tek çıkar yoldur.

Bu sebeple, dar ve geniş dairedeki birçok toplulukta istişarenin hakkı verilmez; istibdat hemen her seviyede karşımıza çıkar.

Çocuklar, fıtratları, hadîsin deyişiyle İslâm üzere olan minikler bu gibi aşağı hallerden ne derece uzaktırlar… Onlar ne iseler öyle görünürler. Çocuk fotoğraflarına baktığımızda bunu kolayca hissederiz. Ne ağlamaları yapmacıktır onların, ne gülmeleri desinler içindir.

Çocuk fotoğrafları niye böylesine içtendir? Niçin inceleyenlere birer asudelik ve huzur halini hissettirirler? Buna çocuklar poz vermezler de ondan diye cevap vermemiz mümkündür. İngilizce sözlükler karıştırıldığında, poz verme (pose) fiiline şu iki anlamın da verilmiş olduğu görülür; (1) yapmacık bir tavır takınmak, (2) giyinişi, kılık kıyafeti ile zenginmiş, makam sahibi imiş gibi tavır takınarak insanları etkilemek.

Anadolu, geçtiğimiz günlerde -mış gibi yapmanın, artık kabak tadı veren bir örneğine şahit oldu. Millet egemenliği kavramının içinin niçin boşaltıldığını açıklayamayanlar, meclisin yüzde altmış beşi bulan çoğunluğunun partilerinin niçin kapatılacak olduğuna bir cevap bulamayanlar, çocuk bayramı yavesi ile insanları kandırmaya çalışıyorlar.

Büyükler saatlerce, belki günlerce bazı klişe ifadeleri çocuklara ezberletir de, çocuklar birilerinin makamlarına geçip de bunları tekrarlarsa, bu çocuksu bir spontanlık mı olur, yoksa öğretilmiş bir riya mı? Kameramanların ısrarlı poz verme isteklerine utanarak, bazen de kızarak cevap vermeyen çocukların varlığı size bir şeyler hatırlatmıyor mu?

Bu sistematik riya talimleri ile onları şimdiden kendimize, çoklukla fıtratlarımızın tersi birer yol izliyor olan bizlere benzetmeye çalışmaya ne hakkımız var?

Hem şunu da hatırlatalım: “çağdaş” dünya zaten gülüyor bu olup bitenlere. Gelecek nesillerin de bize alaycı birer tebessüm göndermelerinden de mi çekinmiyoruz?

Rabbim “poz vermek”ten uzak, Kendi hazır ve nazırlığını sürekli hissettiğimiz “huzur”lu zaman dilimleri nasip etsin.

  24.04.2008

© 2015 karakalem.net, Mehmed Boyacıoğlu

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut