Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.597 yazı içinden]

 Arşiv

III. Günler: sıradan ve özel

Yazara Mesaj Gönder

GÜNLER, HERKES için, basitçe ikiye ayrılırlar: özel günler, sıradan günler.

Sıradan günler, adı üstünde ‘sıradan’dır. Bir sıraya dizilmiş gibi, birbiri ardınca gelir ve gider, yaşanır ve geçer. Hayat sıradan günler boyu mutad bir çizgide akar durur.

Özel günler ise, bu ‘sıradan’ günlere kıyasla, ‘sıradışı’ günlerdir. Ancak hayatın bildik ritminin değişip mutad akışının başka bir yöne evrildiği günlerdir ki, hâfıza arşivinde ‘özel günler’ olarak yerini alır. Özel günler bu yüzden hiç unutulmaz. Akıp giden zamandan aklımızda kalanlar sorulduğunda aklımıza en başta ve çoğu zaman yalnızca ‘özel günler’in gelmesi bu sebeptendir.

Peki, ya geride kalan öteki günler?

Onlar, hâfıza arşivine ‘herhangi bir gün’ diye yazılmışlardır. ‘Öylesine bir gün’ diye. Belli belirsiz. Sıradan ve silik. Adsız ve tanımsız. Simgesiz ve işaretsiz.

Oysa gerçek hiç de böyle değildir. Gerçekte o ‘sıradan’ günlerin hiçbiri ‘sıradan’ değildir. Hayatlarımızın köşetaşı niteliğindeki özel günlere rengini ve şeklini o sıradan günler verir çünkü. Özel günler, ‘herhangi bir gün’ deyip geçtiğimiz bu günlere göre biçim alıp şekillenir.

Hayatımızı herhangi bir günde nasıl yaşamış, hayatın gündelik akışı içinde ne gibi niteliklerle donanmışsak, özel günlerimize de bunlar yansır. Sıradan günler içinde neyi önceleyip neleri önemsemiş, neyi düşünüp neyi ardımızda bırakmış isek; yüzyüze geldiğimiz özel sınanma günlerinde ona göre şekil alır davranışımız. Özel bir günde dillere destan bir mertlik göstermeyi, herhangi bir günde de mert olabilen biri başarır meselâ. Herhangi bir günde kolayca yalan söyleyen birini, o özel sınanma günlerinde dürüst bir insan olarak bulamazsınız. Herhangi bir günde feragati başaramayan, özel güne kahraman yazılamaz. Ancak herhangi bir gününü gereğince, lâyıkınca yaşayan biri ‘özel gün’lerde zirveyi bulur.

Bu açıdan bakınca, gerçekte ‘sıradan’ bir gün yoktur; her gün özeldir. Madem ki özel günlerin rengini ve rotasını onlar belirler, hiçbir gün gerçekten sıradan değildir. Bilakis, hepsi de sıradışı ve özeldir.

Dolayısıyla, Peygamber aleyhissalâtu vesselâmın yaşadığı ‘özel’ günleri gereğince kavramak için dahi, ilk önce onu ‘herhangi bir gün’de tanımak gerekir. Onun hayatındaki özel günler, ‘Peygamberin bir günü’nü kabiliyetimiz nisbetinde kavradıktan sonra gereğince anlaşılabilir. Hicret günleri, Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber günleri; Fetih günü ve Huneyn... Bütün bu özel günlerin sırrı, Peygamberin bir gününde gizlidir. Çünkü ancak bu ‘sıradan’ günlerde içe taşınandır ki, özel günlerde dışa vurur. Özel günlerde dışa vuran, sıradan bir günde içe taşınandan başkası değildir.

O halde bize düşen, Peygamber aleyhissalâtu vesselamı ‘herhangi bir gün’ünde tanıyıp, kendi ‘sıradan gün’lerimizi buna yaşamaya girişmektir.

  06.04.2008

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut