Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Ümit çiçeği
–Metin Karabaşoğlu

[*4,170 yazı içinden]

Bu yazının çıktısını al

14 Şubat üzerine notlar

Nuriye Çakmak Yazara Mesaj Gönder

BİR ÖZEL gün daha, tüm sevimliliğiyle kapımızda. En ilgisiz olanınız dahi biliyorsunuz bunun hangi gün olduğunu. Başarıya bakar mısınız? Benim kâr marjından habersiz atalarımın bir tane tüketim günü başarısı yoktur da, emperyalistlerin bu kadar çok günü, bu kadar kısa zamanda ve böylesi geniş bir alana hem de tersi düşünülemez bir öğreti kıvamında yerleştirmesi başarı değil midir?

Son birkaç yılda Sevgililer Günü gerçeğine dair birçok yazı yayınlandı. Hatta artık muhafazakâr kesimin dışında da, bunun bir akım olduğu gözlerden kaçmıyor. Tek fark mezkur kesimin değindikleri nokta tüketim çılgınlığıyken, ahlâk tarafı ağır basan muhafazakârların kendilerinden beklenen ve yakışan şekilde önem verdikleri noktanın bugünün pagan kültürüne dayanan temellerini irdeliyor olması.

Fevkalade bir rivayet şaşkınlığı yaşansa da, günün çıkış noktasının “insanlık dışı bir ahlâksızlık” olduğu konusunda tüm kaynaklar hemfikir. Ve eminim, bugün için kaleme alınacak bir çok yazı yayınlanacak. Ve her biri olayın bir farklı veçhesini ele alacak. Bu ortamda belki onlardan faydalanmayı yeğlemek yerine, tepkisiz kalmamayı yeğledim. Çünkü şu an elimde bir broşür tutuyorum.

Muhafazakâr bir site ahalisine hizmet veren klasik bir züccaciye mağazasına ait bir broşür. Şubesi bile olmayanından. Ama reklam ve pazarlama sistemi eksiksiz çalışıyor, tüketim günlerini değerlendirme durumu hiç sekmiyor. Şimdi de sırada Sevgililer Günü var. Broşürün kapağında da bir slogan: “Bize sevginizi söyleyin, size hediyenizi söyleyelim.”

Konunun geldiği noktayı nazara vermek için bu cümle tek başına yeterli aslında. Biz düşünen bir millet değiliz artık; yani, bu yeni sistemin gönüllü ve heyecanlı müdavimleri olduğumuzdan beri. Bugünlerin temelinde yatan dinimize taban taban zıt manaları görebilme faziletini hiç nazara vermiyorum. Sadece yeni yeni sesi duyulan, tüketim çılgınlığı karşıtı duygu savunucularının—ortamdan istifade durumunda bile olsalar—artmalarını umuyorum almış başını giden bu görüntü, düşünce ve duygu kirliliğine karşı. Emperyalizmin basit bir broşür eşliğinde ‘biz’lerin içine böyle basitçe sızmasına engel teşkil eder belki diye umuyorum: “Bize sevginizi söyleyin, size hediyenizi söyleyelim.”

Mağazaya gidip tezgahtara şöyle söylenebilir: “Aslında yeni tanıştık ve yarın öbür gün ayrılma ihtimalimiz var, ama hediye almazsak zaten biter, şimdi iş almayalım başımıza, bana şöyle içime oturmayacak birşey ver.” Ve sevgi uzmanı yetkilimiz harekete geçer.

Bir başka müşteri sevgisini söylemeye gelir. Broşürde öyle yazıyor ya! “Benim sevgim hayli büyük, ama bütçem değil, artık sen ayarlarsın.” Elbette sevgili müşterimiz, elbette; bu bizim işimiz! Ya da kararsız biri girse sahneye, “Sevgimi ifade edemiyorum aslında.” Sıkmayın canınızı, buna da bir çözüm var, deyiverir sevgi uzmanı, cep dostu, duygulu ve yetkili. “Aslında sevgini söylemene de gerek yok. Cebinden haber ver, biz sevginin durumunu anlarız.” Ne güzel bir mağaza burası, değil mi; her derde derman. Böyle traji-komik sahnelerin bin türlüsünün yaşanma ihtimali çok yüksek sanırım bizim sitenin küçük zücaciye dükkanında Sevgililer Günü anısına!

Giden bizimkiler, satan bizimkiler, yaşasın emperyalistler!

Her 14 Şubat, kilisesine çok bağlı sevgili Amerikalı arkadaşım geliyor aklıma. Türkiye'de yaşadığı sırada birçok özel güne şahit olmuştu ama, onu en çok şaşırtan ve sevindiren St. Valentine's Day’in bizim için de ‘özel’ oluşuydu. Aslında Noel’i 1 Ocak’ta kutlamamıza, Noel Babalarımızın Nasrettin Hocaya benzemesine, Anneler Günü, Babalar Günü, Şeker Bayramı, Et Bayramı gibi bir sürü geleneğimiz olmasına da şaşıyordu da, bu bambaşkaydı! Amerika da bir kandil gününün geleneksel şekilde kutlandığını düşünsenize—gerçi kiliseyle bağlantısı bir ayrı yontma işlemi de olsa—Hıristiyanlık ãlemini nasıl şaşırttığımızı...

Son bir örnek, yine bir Amerikalıya ait. Güncel bir dergide "Amerikalı Gözüyle Geçen Hafta" bölümünde yazan Mark Petrovich'in geçen yıl yazdığı, bizdeki meşhur adıyla "Sevgililer Günü” hakkındaki kısa ama bir o kadar da çarpıcı yorumunu ve samimi uyarısını da unutamıyorum. Şöyleydi:

SEVGİLİLER GÜNÜ TUZAĞINA DÜŞMEYİN!

ST. VALENTİNE'S DAY geldi çattı yine. "Benim böyle bir günle işim olmaz" diyeni dövüyorlar. Bu tür AMERİKAN adetleri çok iyi taklit ediliyor bu ülkede. Bizim tüketim tuzakları yerine mesela Hıdrellez böyle kutlansa daha anlamlı ve samimi olur inanın!

Naçizane bir Amerikalı nasihati!

Korkarım bizi bu uykudan uyandıranlar, yine bugünlerden vazgeçen emperyalist özel gün üreticileri olacak.. Bize de bir dileği dillendirmek kalacak; o zamana kadar iyi uykular ve bol kazançlar!

  14/02/2008

© 2013 karakalem.net, Nuriye Çakmak

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2013 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut