Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kör nokta
–Metin Karabaşoğlu

[*4.669 yazı içinden]

Bir Entelektüel: Metin Karabaşoğlu

Yazara Mesaj Gönder

SON YÜZYILLIK periyotta Türkiye'de fikirleriyle İslami duyarlılıklara yön vermeye çalışan Elmalı Hamdi Yazır'dan Mehmet Akif'e, Süleyman Hilmi Tunahan'dan Said Nursi'ye bir dizi kalem ve kemal erbabı yetişti. Bunlardan kimisi cemaat düzeyine ulaştı, kimisi kitap düzeyinde varlığını sürdürüyor.

Said Nursi yazdığı Risale-i Nur külliyatı ile hem kitap olarak, hem de cemaat olarak yaşamaya devam ediyor. Fakat bu güne kadar daha çok Risale-i Nur hareketinin cemaat tarafı, kitabi tarafına ağır bastı. Şüphesiz bunda Türkiye'deki ve dünyadaki konjonktürel dalgalanmaların da etkisi var. Sebep ne olursa olsun, ortada bir gerçek var. O da Sezai Karakoç'un değişiyle "topyekün bir İslam kültür ansiklopedisi olan Risale-i Nur"un metni üzerinde istenilen ölçüde durulamadığı. Her ne kadar bu gün kaynağını Risale-i Nur'dan alan onlarca yayın organı varsa da durum çok fazla değişmiş değil.

Risale üzerine yapılan çalışmalar çoğu kere ya çok içeriden veya çok dışarıdan bir bakış açısını yansıttı. Bir kesim tarafından Risale'ye onun cemaat tarafına bakan yanlarıyla daha fazla yönelindiği için, onun temel unsurları ve referansları çok fazla tetkik edilemedi. Sentezci ve bütünlükçü bir nazar yeterince yakalanamadı. Risale'nin gelenekle olan ilişkisi kafi derecede işlenemedi. Öte yandan Risale'nin modern bilim ve düşünceyle uyumlaştırma gayretleri de zaman zaman bazı yanlışlara neden oldu. Bu gün –sayıları son zamanlarda artsa da-Risale'den hareketle Risale dinamizmine yakışır nitelikte düşünce üreten entellektüel sayısı olması gerekenin çok altındadır.

Yakın dönemde Risale ile ilgili entelektüel düzeyde çalışmalar biraz daha artmaya başladı. Akademik çalışmalarda gözle görülür bir artış var. Risale'nin metninden hareketle özgün eserler ortaya koyan yayınevleri ve yazarlar var. Karakalem yayınları bu yayınevlerinden birisi. Karakalem yayınevi yazarlarından Metin Karabaşoğlu bu yazarlardan birisi.

Karabaşoğlu Köprü, Karakalem ve Zafer dergileri ile, İz Yayıncılıkta editörlükte bulunmuş. Uzun bir süre Yeni Asya gazetesinde köşe yazarlığı yapmış. 2001- 2002 akademik yılında Hartford Seminary'in davetlisi olarak "misafir ilim adamı" statüsüyle ABD'de bulunmuş. Halen kurucusu olduğu Karakalem yayınlarının editörlüğünü yapıyor. Yazar İbrahim M. Abu Rabi'nin editörlüğünde hazırlanan "İslam on the Crossroads: On the Life and Thought of Bediüzzaman Said Nursi" adlı İngilizce eserin de yazarları arasında. Karabaşoğlu, Blais Pascal'ın "Düşünceler"ini Türkçe'ye çevirmiş. Mütercimleri arasında yer aldığı Marshall G.S. Hodgson'ın üç ciltlik "The Venture Of İslam' adlı eserini Türkçe yayına hazırlamış. Ayrıca M.Asım Köksal'ın sekiz ciltlik "Hz. Muhammed ve İslamiyet" adlı eseri dahil ikiyüz civarında kitabın yayınına editör olarak katkı sağlamış.

Karabaşoğlu, bir kısmı Kur'an, Hadis ve Risale Okumaları şeklinde bir dizi olmak üzere yirmiye yakın kitabı ile özelde Risale camiası içinde, genelde de Türkiye entelektüel hayatında dikkat çeken bir isim. Onun Risale'ye getirdiği özgün bakış açısı Risale metnine ciddiyetle yönelen okur ve yazarlar için hayli ufuk açıcı oldu.

Karabaşoğlu, Risale'nin "Kur'an", "Rasülallah" ve "sahabe" ile ilişkisini gerçekçi bir şekilde hatırlatıp, "Said Nursi"-"Risale-i Nur" –"Nur Talebeleri" üçgenindeki gibi bir durumun, Kur'an-Rasülallah-Sahabe-Risale dörtgenine taşınmasına vesile oldu. Said Nursi-Risale-Nur Talebeleri üçgeninde Nur Talebeleri lehine değişen algı dengesini, eski haline yani Risale lehine dönüştürülmesine büyük katkı sağladı. Böylece Nur talebeleri ile Said Nursi arasındaki kan dolaşımının daha sağlıklı işlemesi imkanı doğdu. Risale-i Nur hareketinin ilk elden nakli, rivayeti ve vaazi (kelami) bir hal arz etmediğini, bilakis akli, dirayeti ve kalemi bir hal arz ettiğini ilk gösteren kalem ehlinden birisi oldu. Best-seller kitaplar yayınlayan Nur Talebeleri dışında, gerçekten de İslam tefekkür ve birikimini çok iyi kavramış ve bunu eserlerinde dillendirilmiş Nur talebelerinin de bulunduğunu gösterdi. Özelde Said Nursi, Risale ve Nur Talebeleri konusunda, genelde de hayatın geniş dairesinde takliden kabul görmüş ezberleri bozdu ve olaylara tahkiki bir gözle bakmaya vasıta oldu.

Karabaşoğlu daha önce yayımladığı üç kitaplık "Kur'an Okumaları" serisi ile okuyucusu için Kur'an'la Risale arasında bir köprü olurken, "Hadis Okumaları" kitabı ile de Rasulullah ile Risale arasında köprü oldu. Yine üç kitaplık "Risale Okumaları" serisi ile Risale'ye yeni bir okuma biçimi getirdi. "Tehlikeli Denemeler" ve "Saidleri Ararken" isimli kitaplarıyla Risale'nin köklerine ve temel unsurlarına yönelinmesine vesile oldu. Bütün bu kitaplarında hemen her seferinde ezberleri bozdu, algıları değiştirdi, okurunu teyakkuz ve tefekküre sevk etti.

Karabaşoğlu bir süre önce "Melekleri Ürkütmeden" kitabı ile tekrar okurunun karşısına çıktı.

Yazar bu kitabı ile de yukarıda belirtmeye çalıştığım hususlara benzer bir ezber bozma vazifesini insanı insan yapan en halis/fıtri hallerin tercümanı bir dil ile ifa ediyor.

Karabaşoğlu kitabında imani bir dil ile insani bir dil arasında gidip gelen bir üslup tercih ediyor. Bazen "mü'min bir insana", bazen "insan bir mü'mine" vurgu yapıyor. Bazen mü'minden hareketle insanı, bazen insandan hareketle bir mü'mini anlatıyor. Bazen insanın açmazlarından ve uçurumlarından, bazen müminin hüzünlerinden ve coşkularından bahsediyor. Ama her seferinde insanı/mümini korku ve ümit dengesinde tutacak bir ruh halinin izleklerini veriyor.

Karabaşoğlu kitabında insanları ikiye ayırıyor. Başkaları için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar… Sorun olanlar, çözüm olanlar… Ümit kıranlar, ümit verenler… Dert üretenler, deva üretenler… Şikayet edenler, çare bulanlar…

Karabaşoğlu'na göre aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olup çıkar, diğeri deva küpü. Biri şikayet üretir, öbürü çare. Biri yük olur, öbürü yük taşır. İç dünyalarda düğümlenir bütün iş. Afaki alemden kopup gelen her malumat, her olay, her keyfiyet, bizim ruh dünyamızı, zihin dünyamızı, zihniyet dünyamızı, gönül iklimimizi nasıl ve neye göre biçimlendirip işlettiğimize göre dönüşür, değişir. Ağaç olmalı her insan… Ağaç gibi olabilmeli mü'min. Kötü ortamı mazeret belleyip dönüşmemeli. Bilakis dönüştürmeli. Ağaçlardan ders almalı. Karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli… Ve ağaçlar misali, birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı... Mü'min orman olmalı.

Karabaşoğlu, söze insanın melek, dünyanın da cennet olmadığını hatırlatarak başlıyor. Ardından hayır-şer, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi birbirine zıt durumlar içinde deveran eden hayatta mümine yakışır bir halin hangi dengeler üzerinde mümkün olduğuna işaret eden sözlerle devam ediyor.

Yazar, "Müslümanın Müslümana Ettiği Kötülükler" yazısında mü'minler arasında ayrılığa, kırgınlığa, küskünlüğe, dargınlığa, yoksaymaya, görmezden gelmeye neden olan bir dizi ümit kırıcı duruma değiniyor.

"Ömer Seyfettin'ini Affedemiyorum" isimli yazısında Ömer Seyfettin'in "Kaşağı" isimli hikayesine gönderme yapıyor. Mesaj vermenin de bir ahlakı olmalı tezinin işlendiği yazıda Karabaşoğlu imani kaygıların yeterince yazının merkezine alınmadığı bir durumda okuyucunun ruhunda ne denli yaraların açıldığının altını çiziyor.

Karabaşoğlu "Olguların Dili" bölümünde çok anılmanın çok anlaşılmakla, çok bilinmenin çok tanınmakla her zaman aynı şeyler olmadığı gerçeğinden hareketle Mevla'nın çok anılan, ama çok az anlaşılan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Bu durumu "Mevlana'yı Tüketmek" olarak niteliyor. Bu zihniyetle hayatını biçimlendirme gayreti içine giren kişilerin bir zaman sonra iyi hümanist, ama kötü bir dindar olmakla karşı karşıya kalabileceğini hatırlatıyor.

Karabaşoğlu bu kitabıyla bir boşluğu dolduruyor. Risale'den beslenen bir yazarın muhakeme, tefekkür ve teyakkuzunun ip uçlarını veriyor. Okuyucuya düşen de bu izleği takip etmek...

Metin Karabaşoğlu'nun Yayınlanmış Kitapları

  1. Kur'an Okumaları – birinci kitap (Karakalem 1996, yedinci baskı 2005)

  2. Kur'an Okumaları – ikinci kitap (Karakalem 2000, dördüncü baskı 2005)

  3. Kur'an Okumaları – üçüncü kitap (Karakalem 2003, üçüncü baskı 2005)

  4. O'na Doğru:Esma-i Hüsna Yazıları (Karakalem 1992, altıncı baskı 2004)

  5. Kertenkele Çukuru-Milliyetçilik, Dünyevileşme, Kemalizm (Karakalem 1992, üçüncü baskı 1998)

  6. Bilimin Öteki Yüzü(Y.B.Mermer ve S. Demirci ile birlikte) (İz 1991,dördüncü baskı, Karakalem 2005)

  7. Küçük Şeyler (Karakalem 1997, beşinci baskı 2005)

  8. Camide Dans Var (Karakalem 1995, beşinci baskı 2005)

  9. Risale Okumaları – birinci kitap (Zafer 1998, yedinci baskı, Karakalem 2005)

  10. Risale Okumaları – ikinci kitap (Zafer 2002, üçüncü baskı, Karakalem 2006)

  11. Risale Okumaları – üçüncü kitap (Zafer 2003, üçüncü baskı, Karakalem 2006)

  12. Gece Yürüyüşü (Karakalem 1998, üçüncü baskı 2001)

  13. Peygamberin Kardeşleri (Karakalem 2002, üçüncü baskı 2005)

  14. Düşünceler (Karakalem 2003)

  15. Tehlikeli Denemeler (Karakalem 2004)

  16. Said'leri Ararken (Karakalem 2004, ikinci baskı 2004)

  17. Gölgeler ve Işıklar

  18. Yollarda- İhtida Öyküleri I

  19. Yollarda- İhtida Öyküleri II

  20. Hadis Okumaları

  21. Melekleri Ürkütmeden




* Bu yazı, 27 Ocak 2008 tarihinde Milli Gazete'de yayınlanmıştır.

  10.02.2008

© 2015 karakalem.net, Mustafa Oral

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

22Takdim Yazısıenes kara, 20.02.2008, Ankara

Ben bu yazıyı bir takdim yazısı olarak görüyorum. En azından Metin beyi pek tanımayanlar hakkında bir kanaat hasıl ediyor. Bu siteyi hep belli başlı müdavimler takip etmiyor olsa gerek.

21Nuriye Hanım'a...yasin eşref, 19.02.2008,

Nuriye Hanım yorumlara haksız mudahaleyi o gün Metin Beye e posta ile gönderdim... ve kısa bir süre içinde şahsımı tatmin edici bir cevap verdi... bu konunun kapanması dileğiyle...

...

20yorumlara dairnuriye çakmak, 19.02.2008, istanbul

Yasin eşref'in -şayet durum gerçekten böyle ise- yorumuna müdahale edilmesinden üzüntü duydum ve yetkililerden bir açıklama geleceğini umuyorum. Kendisinin yorumunda sert eleştiriler veya olumsuz düşünceler olabilir, katılmayabilirsiniz ancak kullandığı kelimeler hakaret kelimeleri değil, buna da dikkat etmelisiniz. Oysa hakkaniyet namına verilen cevaplarda böyle bazı ibareler gördüm, ben de “lütfen biraz dikkat” diye bir uyarı neşredeyim diye düşündüm. Yasin beye, Metin abinin bir editör olarak müdahale etme konusunda ne kadar hassas olduğunu bu sitede yazan biri olarak ben açıkça belirtebilirim. Kendisinden ben rica ediyorum, yazılarım için bir tashihte bulunmasını ve bu her zaman çok daha uzun ve zor bir seçenek oluyor, sizi temin ederim.

Gürcan Sevgican ve Musab Cemal'in yorumlarına tamamen katılıyorum ve böyle yorumlar okuyabilme mutluluğunu tattırdıklarından dolayı da kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Zafer'in yorumu da öyle.

Ali yılmaz bey ve grcn arasında geçen paslaşmalara gelince, 1111.karakalem.net'te Ali Yılmaz şeklinde küçük bir arama yaptığınızda 80'den fazla kayıt çıkıyor. Bir kısmı Ali beyin yorumlarına cevap olarak yazılmışsa da, kendisi bile artık diğer yorumlarına atıf yapacak kadar profesyonel bir karakalem yorumcusu olarak konuyu oldukça açmış. O kısımlarına değinmeyi tercih etmiyorum. Ve konunun kısmen şahıslar üzerinden dağıtıldığını düşünüyorum.

Paylaşarak çoğalmak için burada olan herkes gibi saygıdeğer okuyucuların da yorum hakkı elbette var ancak yayınlanan yazının ve okuyucuların ve tabi yazıya ait yorumda bulunanların kıymetli fikirleri araya kaynamasın istiyorum. Eleştirebilme veya övme ikileminden kurtulamadan, metin abiye tanım bulma çabasına düşmekle güçten düştüğümüze dikkatinizi çekerim. Son gelen yorumlara göz atarsanız yazı bağlamındaki yorumların sona erdiğine şahit olabilirsiniz. Son bir rica, lütfen yorum dahi olsa üslubumuza dikkat edelim ve zaten zor bulunan “düşünce ifade etme cesareti gösteren okuyucu”ları caydırmamaya özen gösterelim.

Vesselam.

19yazıya dairnuriye çakmak, 19.02.2008, istanbul

Mustafa beyin yazısı, ister başka bir yayın organı için yazılmış olsun, ister burası için, seçilen konu ve kullanılan üslubun karakalemin duruşuna ve çizgisine ters düşen bir pozisyonda olduğunu düşünmediğimi belirtmek isterim. Ancak bunun Risale eksenli bir Metin Karabaşoğlu okuması olduğunu düşünüyorum. Zafer dergisinde yazdığı zamanlardan hatırladığım kadarıyla, her türlü konuya değinen (mesela; ahir zamanda genç olmak) ve geniş bir perspektif sunan, ciddi bir akademik birikime sahip güçlü bir yazar olduğunu düşünürdüm. Eserlerinde etkilendiği kaynak birçok kez Risale-i Nur ve onun bakış açısı olabiliyorsa da, her yazısının Risale-i Nur'u daha iyi anlamak için okunacak bir eser olarak algılanması ne kadar doğru bilemiyorum. Risale okumaları diye bir seri neşretmesine sebep olan da, bu olgu olsa gerek.

Çevirisini yaptığı veya yayına hazırladığı ve kendi kaleme aldığı kitaplardaki çeşitliliğe bakarsanız bunu gayet net görebilirsiniz. Birçok yazısında yabancı yazara atıf veya kendilerinden bir dipnot görebildiğiniz gibi, yazarın ciddi bir asr-ı saadet okuyucusu olduğunu gösteren İslam mirasından isimlerine pek aşina olmadığımız kişilerin de çokça zikredilmesi buna bir örnektir. Ayrıca kendi çapında iyi bir kitap okuyucusu olduğumu düşünüyor ve Metin abinin editöryal başarısını da muazzam buluyorum. Cümle kurgusu, anlam bütünlüğü ve çok temiz bir dil kullanıyor olması bir etkenken, en çok dikkatimi çeken ise, kendisi edebiyat bölümü mezunu olmadığı halde birçok bölüm mezunundan daha belirgin bir şekilde gösterdiği, kelimelerin aslına olan aşinalık ve her kelimeyi yerinde, düzgün kullanma titizliğidir. Ve karakalem yayınlarının tüm kitaplarında aynı titizliğin korunmasıdır.

Ben kendisini bir denge yazarı olarak görürüm. Ve bunun daim olmasını diliyorum. Mesela, Üstadın ismini “üstad” olarak anmaktan, damga yeme korkusuyla çekinen ama çok kere alıntıda bulunan belli bir kesimin bariz bir parçası olmadığını söyleyebileceğimiz gibi, Risale-i Nur'u sarih bir surette zikrettiği veya Üstadın birçok yerde örnek verildiği ve özelde risale-i nur camiasına hitap edecek eserler neşrettiği halde, onun tüm yazılarının Risale-i Nur eksenli olduğunu da söylemeyiz. Bu bağlamda Mustafa beyin hadis okumalarını dahi bir “risale şematiği oluşturma” olarak okumasına katılmıyorum. Ve metin abinin “Saidleri Ararken” ve kısmen “Risale Okumaları” serisinin belli bölümlerinde cemaat ilişkilerine değiniyor olmasının, okuyucular ve öyle görmek isteyiciler tarafından Metin abinin “bir başka cemaat lideri” havasına büründürülmesinden de ziyadesiyle endişelendiğimi üzülerek belirtmek istiyorum.

Yazıda bu hususlardan da bahsedilebilirdi bence. Kendi düşüncelerim çerçevesinde ben bahsetmiş oluyorum ve bu yazıyla ve ona yorum yapmakla bir eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum. Eleştirebilme veya olumlu eleştiri sunabilme, müzakere edebilme kısırlığımızın temel sebeplerinden biri de, beğenilerimizi hep küçük kelimelerle ve sadece içimizde dillendirmemizdir. Doğru eleştiri yapamama çekingenliğimiz, “tevazu” ile “haklının hakkını verme”yi bir çelişki olarak görmek veya “iyiyi destekleme”nin, “övgü”yle karıştırılması durumundan kaynaklanıyor olması kuvvetle muhtemel. Sesi çok çıkan ve bizi rahatsız ettiği halde hep dinlediğimiz kirliliklerin bizi işgal etmesine izin verme sebebimiz de bu kavram kargaşası olsa gerek. Şahsı överek kişinin manevi hayatına zarar verme ihtimaline kaymamak için, “malum-u ilam”ı bile hayata geçiremez olduk. Tavsiye hatta şükran sunma ve tebrik etme gibi güzellikleri de, takiyye etiketi korkusuyla yitirdik. Eleştiremiyoruz, çünkü tanımıyoruz. Tanımıyoruz, çünkü korkuyoruz.

Küskün yazarlar, çevrelerinde dalkavuklar görmek istediklerinden küsmüyorlar. Emeğe saygı babında dahi anılmayı veya düşünce fazlılığından geçilmediği bir ortamda paylarına düşünce içeren tek bir karşılık veya beğeni içeren tek bir düşünce düşmemesini hak ettiklerine inanmıyorlar. Ve bence de hak etmiyorlar.

18Yazı sadece övgüden mi ibaret?zafer, 18.02.2008, istanbul

Sanırım bu yazıyla ilgili en ziyade dikkatimizi çeken yazının neden Metin Beyin editörü olduğu sitede yayınlanması veya kendisinin buna izin vermesiyle ilgili. Belki gözden kaçmıştır düşüncesiyle http://www.karakalem.net/?article=1998 isimli yazının ilgili bölümünü eklemek istedim. Yazının tamamının okunmasını da tavsiye ederim:

"...Hemen belirtelim ki, 1111.karakalem.net’teki yazılar, bir ‘editoryal’ müdahale görmeden yayınlanmaktadır. Sitemizin editörleri dahi, 1111.karakalem.net’teki yazıları, ‘yayınlandıktan sonra’ okumaktadır..."

Bu açıdan bakıldığında da bir yazar yazısını yayınladıktan sonra Metin Bey bundan hoşnut olsun ya da olmasın yazıya izin vermemek pek hoş olmasa gerek. Ayrıca üstad kendinin övülmesini istemediğini ve şahsına yönelik methiyeleri reddettiğini çok defalar belirttiği halde risalelerin farklı kısımlarında özellikle lahikalarda talebelerinin yazdıkları bu tür mektupların birçok sebebe binaen külliyat içinde yer almasına izin vermiştir. Bu açıdan bakıldığında genel olarak kanaat önderlerinin özelde Metin Beyin bu tür yazılara aşırıya gidilmediği müddetçe bir şekilde izin vermelerinde bir sakınca görmüyorum(ki 2000'i aşkın yazıdan gördüğüm kadarıyla iki tanesi dışında böyle bir durum yok.bu yazılarda öncelikle farklı yayın organlarında yayınlanmış.)

Ayrıca hemen her durumda farklı bakış açılarıyla düşünen ve böyle yazan karakalem yazarlarının içlerinden birini övmek gibi bir amaç dışında farklı bir murad gözetilerek bu yazıyı yayınlamış olabileceği düşünüyorum. Örneğin yazıda Metin Beyin son kitabı hakkında kısa özet geçilmekte. Arka kapak yazısı dışında kitap hakkında bir nevi fikir verilmek de istenmiş olabilir. Tabi bunlar benim düşüncelerim. Bunların dışında eğer gerçekten yazı övgü amaçlı yayınlanmış olsa bile okur ve yazarlarıyla bir aile olarak düşündüğüm karakalemin okurların yazarlara, yazarların okurlara olan muhabbetinden başka yazar-yazar arası muhabbet olarak üçüncü bir boyutunu görmek beni ayrıca memnun etti.

17İhlas risalesiAli YILMAZ, 18.02.2008, İstanbul

Birilerini ihlas risalesindeki "fena filihvan" anlayışından münezzeh tutan bir ihlas anlayışına katılmam mümkün değil.Çünkü ihlas risalesi risale-i nur okuyan herkes için geçerlidir.

Birileri "fena fil ihvan " olmayacaklarsa, şeyh merkezli meşreplerle nurculuk arasında ne fark kalır?Bu durumda ihlas risalesi boşuna mı yazılmış?

Burada aklıma nedense "İhlas risalesi kime okunur?" isimli yazı aklıma geldi.Sahi ihlas risalesi cemaat önderlerine okunmaz mı?Hizmetin temeli ,kuvveti ihlas değil mi?

Üstadın salladığını mı sanıyorsunuz ki,ona atıfta bulunanlara kızıyorsunuz!

16sinek ve golet / elma -armutgrcn, 18.02.2008, nrvc

maalesef mesele izah edisimde ki incelikleri anlayamayan Ali Ylmaz yazimi tam incelemeden elma armut ile meseleyi gecistirmeye calismis. ustad bediuzzaman ve eserleri bir yayin organi degildir ama bir yol ve tarzdir. yayin organindan da farksiz olarak tum ulke ve dunyayi etkilemistir. malum medyanin betoncu gazeeleri ve yayin organlari zaten hocaefendiye havlayip durmusken ve hala havlamaya hazirlanirken kendi yayin organimizda bir elestiri bulmaya calismanin adi elma armut meselesidir tam olarak. siz asil dost grup gazetelerinde hocaefendiye neler soylendigini ve cevap olarak hocaefendiden direkt olarak onlara bir cevabi yazi olup olmadigini bana gosterin.

elma ve armuttan vazgecip risale-i nur dairesinde ustada bir elestiri yapilabilir mi bari bana onu soyleyin. ustadin ve buyuklerin elestiriye acik olmalari tabii ki mahfuz. siz hizmet dedigimiz gunumuzde ki hocaefendi tarzi bir yolu zaman gazetesi ve sadece bir yayin agina indirgediginizin farkina varabiliyormusunuz ? bence varamamissiniz. burada da sinek ve golet ornegi gider di ama ........

15RİSALE-İ NURAli YILMAZ, 18.02.2008, İstanbul

1.Gürcan Kardeşim,önce bir Risale-i nur'un bir yayın organı olmadığını farkedin!Risale yaygın organı olmadığına göre orada talebelerin üstada yönelik eleştirilerini aramak anladığımız anlamda eleştirilerini bulmak mümkün değildir.Lütfen elma ile armudu karıştırmayın.Risale ne bir gazetedir,ne de dergi!Lahika mektuplarından dolayı tuhaf bir yanılgıya düşmüşsünüz.Geçmiş olsun.Düşmez kalkmaz sadece Allahtır.

2.Burada da Entellektüel ile televizyonda gördüğünüz insanları birbirine karıştırıyorsunuz.Entellektüeller sivri çıkışlarla teveccüh avına çıkarlar.Henüz "buyrun beni eleştirin" diyen bir teveccüh meraklısı entellektüel görmedim.Teveccüh meraklısı entellektüeller karizmalarının çizilmesini pek istemezler.

3.Üstadın şahsı hakkındaki eleştirilerle ilgili tutumunu daha önce başka yazılardaki yorumlarımızda alıntılamıştık,oraya bakılabilir.Üstad asla şahsi karizma peşinde koşmamıştır.Sadece "piyasada çok silik sözler dolaşıyor..." sözü bile yeter!Sizin yazdığınıza ise halk arasında "istemem yan cebime koy" diyorlar.Bu tavırlar hakkında aslında söylenecek çok şey var ama bana düşmez!

4.Doğru Metin KARABAŞOĞLU cemaat önderi değildir.Ama üstad nedir?Sizin tabirinizle cemaat önderidir.Peki cemaat önderi olarak eleştirilere karşı tavrı nedir?"Karizmam çizilirse hizmet biter",türü bir tavrı var mıdır?Dikkati şahsına mı yoksa

eserlerine mi çekmeye çalışmıştır?

Aslında bu meselenin ihlas risalesinden başlayarak dört başı mamur bir şekilde cevaplanması gerekiyor ama onu da köşe sahipleri yapsınlar.

14Teveccuh-u nas elestiri ile de elde edilir pekala.- Ali Yilmaz`in cikmazi.grcn, 17.02.2008, nrvc

1- "Sizler bana sahip oldukları yayın organlarında eleştirilmeleri serbest olan üç tane kanaat önderi sayın,islami camiada.Sayamazsınız." diyor Ali bey.

ALI YILMAZ`a bir soru :

Siz bana risale-i nur kulliyati icerisinde ustadin kendisini elestirir ifadelerinin haricinde talebe-kardes-dostlari tarafindan yapilan bir tane elestiri gosterebilirmisiniz? ispat ederseniz ben sizin dediklerinizi aynen kabul edecegim.

2-Diger bir mesele ise Metin Bey`in kendi sitesinde kendi elestirisine izin veriyor olmasi illa ki teveccuhu nas imtihanindan gectigini mi gosterir? yoksa birisi simdi cikip dese "kendine yonelik elestiriyi yayinlamakla gundemde kalmayi amacliyor ve ters acidan kendi reklaminin yaptirilmasina izin veriyor" ne olacak? sizinkisi husn-uzanna dayali bir yorum alin bu da su-i zanna dayali bir baska yorum iste. Nitekim ismet inonunun Bediuzzaman ile alakali olarak basin mensuplarina " Said Nursi ile alakali haber yapmayin. Ne iyi ne de kotu haber yapin. Bu sayede o hep gundemde kalmis oluyor." demesine bakacak olursak su-i zann sahibi bir insan ELESTIRILMESINE IZIN VERILMEYI REKLAMINA KATKI OLARAK pekala gorebilir goremez mi? Bu yazdiklarimin bir ornek oldugunu hatirlatir sizleri Metin abi ile ilgili dusuncemi ifade eden yorumuma havale ederim.

3-Bir baska acidan mesela IMAM-I RABBANI DER KI : "BEN BIR ISLEKIM." sen de tutup desen " IMAM-I RABBANI -HASA- BIR ISLEKMIS" sen kendi islekligini ilan etmis olursun ( M.F.G)

HEY EFENDI ! MUHTEREM VE SAYGIYA LAYIK ZATLARA NE HAKLA ELESTIRIDE BULUNACAKSIN VE RUHSAT VERECEKSIN. 100 YILDIR ONLAR ZATEN HEP ASAGILANMADI MI? BU YETMEZ MI? NE HAKLA KENDI YAYININDA VE CAMIASINDA TEMSIL KONUMUNDA BIR KISIYI NAZARDAN DUSURMEYE CALISIYORSUN VE BUNA NE HAKKIN VAR? ZIRA EFENDIMIZ ALEYHISSELAM

" BEN ICERI GIRINCE AYAGA KALKMAYIN " DERDI EVET DOGRU AMA SANA DUSEN BIRAK AYAGA KALKMAYI , KALKTIKTAN SONRA BILE HIC OTURMAMALISIN. O VE ONLAR TESEKKUR BEKLEMEZ AMA SEN EDECEKSIN. REKLAMLARINA BIR DAVA VE HIZMETI VE BIR NURLU YOLU TERVIC ETMEK ICIN GOZ YUMARLAR VE SEN YAPACAKSIN. ZORUNDASIN. OLCU ZUBEYIR GUNDUZALP OLCUSUDUR KI ISPARTA TUGAY CAMIININ TEMEL ATMA TORENINI GOSTEREN FOTOGRAFTA USTADINA HARC`I NEREYE ATACAGINI ELIYLE GOSTERMESI KARSISINDA OLUNCEYE KADAR HAYIFLANMIS VE

"SEN NASIL USTADA NE YAPMASI GEREKTIGINI SOYLERSIN O ZAT ZATEN BILIR NE YAPACAGINI. BU NE HADSIZLIK " DERCESINE KENDISINI TEKDIR EDIP KENDISINE TUHH VE YUHH LAR CEKMISTIR.

4- ZANNIMCA PROBLEM METIN ABININ HOCAEFENDILER VE CEMAAT ONDERLERI ILE AYNI GRUBA DAHIL EDILMESINDE. ALI YILMAZ BEYIN ELESTIRISI YAZARLAR VE DUSUNURLER VE FIKIR ADAMLARI MABEYNINDE GECERLI OLABILIR ONA BIR SEY DIYEMEM.

13Çifte StandartAli YILMAZ, 17.02.2008, İstanbul

Söylediklerimin niçin anlaşılamadığını bir türlü anlayamıyorum.Meseleyi kişiselleştirmek istemiyordum.Ama meselenin anlaşılması ya da anlamazlıktan gelenlerin anlayabilmesi için çok açık örnekler vereceğim:

Yeni Asya Gazetesinde Mehmet Kutlular övülüyor mu,evet.

Zaman Gazetesinde Hoca övülebiliyor mu,evet.

Hiç bu yayınorganlarına başvurup bu durumu eleştirmek aklınıza geldi mi?

Şimdiye kadar ne böyle bir yazı okudum.Ne de böyle bir şey söylendiğine şahid oldum.

Buna şahid olamadığım için de söylenenleri ciddiye alamıyorum,maalesef.Çünkü bu sözler ilkesel sözler olsa sadece Metin KARABAŞOĞLU'nu hedef almazlardı.

Tabii bir de medyada ilgi toplamak için olmadık artistlikler yapan nurcularımız var.Onların eleştireni de görmedim.Onlara da toz kondurmuyoruz.

Pekii Metin Karabaşoğlu konusundaki hazımsızlığın sebebi ne acaba?Ondan beklediğinizi cemaat önderlerinden ve medyatik entellerden neden beklemiyorsunuz?Bu dünyada ihlas imtihanı

sadece Metin Abi için mi?

Şayet bu tavır Metin Karabaşoğlu'nu o insanları sevdiğinizden daha çok sevmenizden kaynaklanıyorsa bunu anlayışla karşılar ve sözlerim için özür dilerim.Ancak hem o insanları yere göğe sığdıramayıp hem de onlardan beklemediğinizi Metin Abi'den bekliyorsanız işte orada bityeniği ararım.

Artı,cevap veren arkadaşların sahip oldukları medyada kendilerini eleştirtmeyen insanların bu tavırlarını teveccüh-ü nass açısından değerlendirmekten kaçındıkları da

gözümden kaçmış değil.

Sonuç olarak teveccüh-ü nas herkesin kaçması gereken bir şeydir,sevdiklerimizde kaçmalı ondan,sevmediklerimizde!

12savunmaZEHRA TOPRAK, 17.02.2008,

Ali bey bir risalei Nur talebesi her nokta da daha ince dusunmeli ve benim soylediklerimi kabul etmiyorsanız da ihlas risalesini bir kere daha okumanızı rica ediyorum.sonra yanlış cevirdiginiz bir nokta da imtihan meselesi.donup bir daha yazımı okursanız ben imtihanı kaybetti ve ya kazandı diye bir sey soylemedim zıra bunu sadece Cenabı Hak bilebilir.Yasin beyin dediği gibi benim Metin abi yi takdirim belki haddinden fazla ve yorumunu yaptıgımız yazıyı okurken hi rahatsızlık duymadım aksine memnun oldum ama bence ovgler tıpkı elestırıler gibi yorumlar bolumunde kalmalı dikkat ederseniz biz elestirileri hep yorumlarda okuyruz.Ama eminim Metin Abi bir elestiri yazısını da sitesinde yayınlardı ben bu konuda hiç şüphe duymuyorum.ama hakikati Nur talebeleri farklı olmalı Ustadın o kadar ehemmiyetle uyardığı teveccuhden acınmalı diye dusunuyorum.ayrıca boyle ovgu yayınlarını yazan sureklı hocalarını oven bır gurup kitlenin ne kadar Risalelerden uzaklasıp ovdukleri kişinin kitaplarına yoneldiklerini de hatırlatırım.Ustad ıhlas risalesi için 15 gunde bir okunmalı diyor uzerinde çok duruyor.bizlerde dikkatli olmalıyız.Yinelemek isterimki ben yorumlarımda her zaman Metin Abiyi ovmusumdur bunda da bir huzursuzluk duymuyorum ama bu siteye giren her hangi bir kişi boyle bir yazıyı okuyunca rahatsız olabilir.Ali bey ayrıca soylemediğim bir seyde yorum yapıp asırı tepki gostermenizı de dogru buluyorum Yasin bey size tesekkur ederim savundugunuz için ama sizin de Metin Abi hakkındakı 'hiç bir sey katmadı 'gibi yorumlarınıza katılmıyorum Risale okumaları ve Kitap okumalarını takip ederseniz niçin oldugunzu anlarsınız

11anlaşılamamak...yasin eşref, 16.02.2008,

Ah Ali bey sizin diğer yayın organları dediklerinizi Karakalem örnek mi almalı? takip etmediğimiz yayın organlarından bize ne? biz okuduğumuz sitelere eleştiri gönderiyoruz. ve bu siteyi takip eden insanları kardeşlerimiz olarak algılıyoruz (benim cenahımda durum böyle).

eğer bu ortamı sevmesek devamlı girip okurmuyuz.

Ali bey zehra hanım bir hadisi şerif meali sunmuş... fakat biz nasıl anlıyoruz... yasaklamak şeklinde anlıyoruz..

sevgili Ali kardeşim bizim bu sitede bir şeyi yasaklamak gibi bir yetkisi var mı?

Zeynep Hanımın (Allahü alem) Metin beye sevgi ve saygısı sizden az değildir, yazılarından o anlaşılıyor...

Ali Bey sinirlenmeden biraz daha yumuşak biraz daha kavli leyyin olsak... emin olun bazı haklı eleştirileriniz o zaman daha fazla kıymet kazanacaktır...

Zehra Hanımın yorumunun can alıcı noktası son maddesidir. aynı durumu ben ankarada çok gözlemledim..

Sataşma gibi tabirleri kendi aramızda kullanmamız doğru değil... Risale-i Nur da bir tane sataşma kelimesi geçmiyor.. Lahikalardaki Üstadın davranış ve eleştiri üslübunu ornek alalım diyorum.

Ali kardeşim yanlış tespitler varsa mutlaka düzeltin.. Üstad ne diyor:" Evet, mü'min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır. "

Kardeşim Selametle kalın...

10İlginçAli YILMAZ, 16.02.2008, İstanbul

Metin KARABAŞOĞLU'nın imtihan konusunu bulduk sonunda.Mustafa ORAL'ın Metin KARABAŞOĞLU'nu öven yazıları siteden çıkarılırsa imtihan kazanmış olacak!Ama sonra bu yetmeyecek muhtemelen.Metin KARABAŞOĞLU'nu takdir eden yorumlara da yerverilmemesi istenecek muhtemelen!Ne de olsa Metin KARABAŞOĞLU'nun teveccüh-ü nasstan uzak kalması gerekiyor!Ama sitedeki Metin KARABAŞOĞLU'nu eleştiren yazıların ve yorumların aynen kalması lazım değil mi?

Bu site KARABAŞOĞLU'na sataşmak serbest ama onu takdire etmek yasak olmalı öyle mi?

Arkadaşlar buradaki ölçü şudur:Metin KARABAŞOĞLU'nu isteyen takdir ederken isteyen de eleştirebiliyorsa sorun yok demektir.Kendi editörü olduğu sitede şahsının eleştirilmesine izin veren bir insanı "teveccüh-ü nass" imtihanını kaybettiğini söylemek ya da ima etmek en hafif deyimiyle insafsızlıktır.

Siz iyisi mi Metin Abi niye övülüyor diye eleştireceğinize diğer yayın organlarındaki duruma bir bakın.Kimler kendi sahip oldukları yayın organlarında kendilerine yönelik eleştirilere izin verebiliyorlar.

Bir insanın teveccüh-ü nass peşinde koşup koşmadığının en büyük ölçüsü eleştiriye olan tahammülüdür.

Sizler bana sahip oldukları yayın organlarında eleştirilmeleri serbest olan üç tane kanaat önderi sayın,islami camiada.Sayamazsınız.

Karabaşoğlu kenndisiyle ilgili eleştirilerin Karakalem'de yayınlanmasına gösterdiği tahammül ile "teveccüh-ü nass" imtihanından kanaatimce geçer notu almıştır.Siz ise başında bulundukları kurumlarda kendileri ile ilgili eleştiri duymak istemeyenlerin halini düşünün!

9teveccuhu naszehra toprak, 15.02.2008,

yorm yapmayacaktım ama yorumları okuyunca dayanamadım

1-ben metin abinin 15 yıldr koyu bir takipcisiyım.her ramazan fuarında sadece risaleleri ve onun kitaplarını alıyor internette kendi sayfamdan baska sadece karakelemi tıklayıp yazılarını okuyorum ondan cok sey ogrendimAllah razı olsun farklı bakıs acısıyla risalelere kulliyat nazarıyla bakıp ince noktalara dokunusuyla ve klıseleşmis seylere cesurca karsı cıkısıyla takdir edip yolunu izliyorumistikameti için ona dua ediyorum

2-fakat bu yazıya herkesten cok Metin Abinin karsı cıkmasını beklerdim yayınlamamalarını beklerdim.Hadisi şerifde oyle demiyormu Metin abi Övene karsı Övulen toprak atmalı kızmalı vazgecirmeli.bu tur yazılar teveccuhu nası getirip Risalei Nurlara hakikatlere golge oluyor Yasin kards gibiler karsı cıkıp uzaklasıyorlar.Ihlas Risaleleri Öyle demiyor mu Teveccuhu nas istenmemeli istenmeden verilirse svinmemeli uzulmeli.Metin Abinin boyle bir yazıya ihtiyacı yok ki kendi sitesinde kendi dergisinde olması bence de dogru degil

3-Metin Abi yi entelektuel tanımının içine de sokmak hoş degil bence cunku onun manası aykırı demek ama bir Nur talebesi aykırı olmaz o ehli sunnet vel cemaat imamalarının yolundadır sadece bu zamanda o yolu kısalastırmıs kolaylastırmıs serefliliğini ispatta en gzel yolu seçmis Kulliyatın sakirtleri aykırı olamazlar.ama Metin Abi gercekten Risale-i nurun kulliyat binası seyrı alemde oyle bir pencere secmişki herseyi ayrıntısıyla guzelliğiyle izleyebiliyor anlayabiliyorsunuz.Bu da Allahın ihsanı ama inanın bu pencereyi acan bir kşi degil bu ihsana erişmiş bizleri de eriştirmeye calısan cok kimseler var Allah hepsinden razı lsun

3-bizim dersanelerimiz de esas olan su ki dersanede kalanlar dersane ablasına cok tevecch eerlerse o abla hemen ordan alınıyor baska yere gonderiliyor cunku bu risalelere perde olmaktır kimse Kurana ve hakikatlerine perde omamalı

Bence bu konuda sizde bir seyler yapmaısınız Metin abi cunku imtihan dunyasındayız ve bu yazı sizin imtihanınız

8Gedaya gedanın Paşaya paşanın hakkı...yasin eşref, 11.02.2008,

1. Tahsin bey yorumu okuyup cevap yazdığınız için teşekkürler… Bir çelişki yakalamanızın nedeni benim kabahatim… aslında yazıyı, anlayamadıklarım ve eleştirdiklerim diye ikiye ayırıp yazsa imişim daha iyi olacakmış. Neyse… burada 2. madde bir eleştiri 1 ve 3. madde anlayamadığım maddelerdi. Ben yazarın tam olarak Metin Beyin hangi ezberleri bozduğunu yeterince anlatmadığını yazdım. O ezberlerden bir kaçını o paragraf ta yazsa idi (eğer yanlışsa) onu da ayrıca eleştirebilirdim. Yazdığım yorumda Metin Bey eleştirisi yoktur kesinlikle… Belki zımni olarak onu okuyanların eleştirisi çıkartılabilir… yanlış anlaşılmaya neden olduğum için kusura bakma…

2. “Matbuat diliyle yazılan çelişkili eleştiriye matbuat diliyle bir cevap olsun.“

--Kastamonu lahikasında “halis niyetin cam parçalarını elmasa çevirdiğini” bahseden yer aklıma geldi. Dalga mı geçiyorsunuz? Yazıları geri dönüp okumadan gönderiyoruz. benim yazım matbuat lisanı değil ki… bir çok düşük cümle var, imla hatası var. Bu cümlenin arkasında bir mana mı var anlayamadım…

3. Tahsin bey bir yazı derlenirken o yazının istinat noktaları oraya konulmalıdır. İster buna atıf deyin isterseniz “kaynak gösterme” diyin. Milli Gazete okurlarına hitap ettiğini düşünecek olursak, mutlaka ezber bozma kısmı detaylandırılmalıdır.

4. “oldu mu şimdi! Metin Karabaşoğlu’nun hangi ezberleri bozduğunu gerçekten merak etseydiniz”

---Tahsin bey Allah aşkına nasıl niyet okuyabiliyorsunuz. Gerçekten merak etmediğimi nasıl söyleyebilirsiniz. Hem niyetimi sorabilirsiniz ama niyetim hakkında nasıl karar verebilirsiniz.

5. “yazar Mustafa Oral yazısının son kısmında “Metin Karabaşoğlu'nun Yayınlanmış Kitapları”diye verdiği kitap isimlerine tıklatmanız ve bir zahmet bu yazılara en azından bir göz gezdirmeniz yeterli olurdu, dikkatli okumadığınızı yorumlarınızdan zaten anlıyor, beklenti içinde olmadığımı ayrıca bildireyim, en azından sizin bilinç altına yerleşmiş reflekleriniz hareket etmiş olurdu?.Soru sormak ve gerçekten eleştirmek için yorum yapalım, eziyet için değil..yoksa oturduğumuz yerden zalim oluruz, insaf lütfen! “

---bu ifadeleriniz de görmediğiniz ve bilmediğiniz kişiler hakkında hüküm içeriyor. Ben sizin zalim gibi sıfatları hemen birilerine takıvermenizi doğru bulmuyorum.

6. lüzümsüz bir ifade olacak ama benim belkide Metin bey e sizden fazla muhabbetim vardır. (Tabii sizi tanımadığım için Allah bilir.)

7. bakın şöyle yapalım: gelin bozduğu ezberleri, taklitten tahkikiye çevirdiği şeyleri bana yazın. Bilgilendirin beni… derdiman@hotmail.com

8. Emrah Kardeşime: “yasin kardeşimin "bir eleştiri daha: böyle övgülü yazıların burada yayınlanması çok rahatsız edici... yani editör Metin Bey olmasa bu yazı anlamlı olabilir..." şeklindeki ifadeleri risale okuyan biri için hoş olmamış.” Bir yanlış anlaşılma var. Risalelerde Hubbu cah Hucumatı sittede yer alır. (15 günde bir İhlas risalesinin devamında okunması gerektiğini Metin bey den öğrendim) Ve Üstadın şu sözleri bizim süzgecimiz olmalı: “Ben kendimi beğenmiyorum. Beni beğenenleri de beğenmiyorum. Kardeşlerim, sizi bütün bütün kaçırmamak için nefsimin gizli çok kusurlarını söylemiyorum.” Ben bu sözleri hatırladığım için yazının yayınlanmasını rahatsız edici buldum.

Not : bu yazı yine Mustafa Oral tarfından bir yıl önce yayınlanmıştı. Veya çok yakın bir yazı da olabilir… Neyse bu hamur çok su götürür.

Tahsin bey cevap yazdım diye yazınızdan istifade etmediğimi zannetmeyin. Yazınızda kendime çok dersler gördüm. Selametle kalın…

7Bediuzzaman göre "entellektüel" kavramı ne demek?musab cemal, 11.02.2008, ist

risaleinura müntesip bir kişi olarak bediuzzamanı bir entellektüelden* ziyade insanların imanının kurtulması için çalışıp hizmet eden bir dava adamı olarak gördüm. (*bu düşünce her kesin entellektüel tanımına,algılayışına göre değişir tabi.)

1. entellektüel deyince ne anlıyoruz.?

2. aydın, yazar, entellektüel gibi tanımlamaların risaleinurun insana ulaşma amacındaki gayesindeki yerini de r.nur ekseninde okumak gerekiyor diye düşünüyorum. (amacım bu gibi kelimerle tesmiye edilen kişileri de tenkid etmek değil,R.NUR GELENEĞİ ekseninde anlamlandırmaya çalışmaktır yanlış anlaşılmasın.)

Metin abi-r.nur-entellektüel konusuna gelince, kendisi de ifade ettiği gibi; okumaları ile tanınındığından kaynağına(kurana risale vasıtasıyla muhatap olmak hususiyetinde) ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

Bu haliyle mustafa oral beyin dediği gibi bir boşluğu doldurmuş oluyor.

tek boşluk olmadığı için bu yeterli olmuyor haliyle. (metin abi de zaten tüm boşlukları dolduruyorum demiyor, yanlış anlaşılmasın!)

bu hususda iktiran meselesini aklıma geliyor.

metin abiye de cenabı hak, r.nur dairesinde bu tarz bir r.nur okuma muvaffakiyetini nasip etmiş. Metin abi olmasaydı böyle bir boşluk olurmuydu veya olmazmıydı bilemiyoruz. onun için ifrat-tefrit düzeylerine dikkat etmek gerekiyor.

bununla beraber metin abinin derslerinden (yazılarından) istifade ediyorsak ilim heybemize koyup yolumuza devam edelim,istifade etmiyorsak, bizim tarzımız değilse güzel bir üslup la(kavli leyn) ifade edip yine yolumuza devam etmeliyiz.bazen istifad edip alıp bazen de kendimizce uygun olmayan bir yazıya da hakkaniyetli bir eleştiri ile yarum yazabiliriz.

açıkcası ben metin abiden istifade ediyorum.

her insan ayrı bir alem olduğu için haliyle algılama düzeyleri de faklı oluyor.

bundan dolayı okuduklarımdan istifade ettiklerimi kendi R.NUR SÜZGECimden geçirip heybeme yüklüyorum.

bundan dolayı da Metin abiye teşekkür ederim. Diğer r.nur müntesiplerine de hayırlı çalışmalar diyorum.

6ELHAMDULILLLAH !!! ( haza min fadli rabbi )Gurcan Sevgican, 11.02.2008, norvec

Ustad Bediuzzaman hazretleri risale-i nur da bize bir ders veriyor. " kardesinin meziyetleri ile kendimizinmis gibi ovunmek, fahirlenmek ve kivanc duymak ve sukretmek " dersi. Metin bey`i ve daha bir cok eli kalem tutan agabeylerimizi risale-i nur dairesinde bize ihsan eden rabbimin fazli bu ve sukr ister. Ve sukredildikce de daha saglikli buyur ve gelisir. Kendisine katilmadigim yerler ve farkli dusundugum yonler olsa da hep takdir hisleriyle dopdolu oldum ve bu vefa ve kadirsinaslik vasiflarinin risale-i nur talebelerinde mevcut olmasi gerektigine inandim. Ben Metin beyin on plana ciktigi elestirilerine katilamiyorum cunku hem su-izan olur hem de ademe mahkum etmek istemem cunku ortada bir gerceklik var. Bulundugu konum -sartlar-cevre acisindan degerlendirdigi mizde Metin beyi takdir yerine tekdir etmek insafa sigmaz. Camiamizin hicbir buyugune ve bilinen kisilerine karsida bu aynen uygulanmali. Kendisinin bir zamanlar aramizda gecen bir yazismadan sonra bana yazmayi dusundugunu soyledigi " FETHULLAH GULEN HCFNDYI SEVMEMIN 6 SEBEBI " isimli yaziyi hala yayinlamamis olsa da ben kendisine ayni sekilde mukabele ederek diyorum ki :

1- Ehl-i sunnet dairesinde hareket ettigi icin

2- Bir gazetede ki siyasi sartlanmisliga karsi dimdik ve onurlu durusundan oturu

3- Cevresinde akli-mantigi ve kalbi dengesini korumaya calisan dostlari-ihvanlari-muhibleri biraraya getirdigi icin

4- Kendisine yapilan -varsa- haksizliklara ve buyuklerden bazen abilik gorememe sine ragmen, "elsiz ve gonulsuz gerek" diyerek saygisini ve sevgisini azaltmadan " hakiki muhabbet ve ihlaslica muhabbet mukabele bile beklememektir" diyerek yoluna devam etmesinden dolayi ,

5 - Ozellikle Nur camiasinda Risale-i nur`a bakisi ve anlayisi yeniden yaldizlayan ve kaymalara firsat verdirmeyen yazilarindan dolayi

6- Bazi UMIDIMIZI yikan abilerimizin aksine asiriliklara ve taskinliklara girmeden ve uc yazilardan ictinab edisinden ve dengeli hareketlerinden oturu

SIZI TAKDIR EDIYOR VE SEVIYORUZ METIN BEY !

5ben de yeni fartk ettim.emrah ertürk, 11.02.2008, ist.

Mehmet Şimşek kardeşim vasıtasıyla bir daha anladım ki birbirimizi sonuna kadar dinleyemiyoruz. dinleyemediğimiz için de anlayamıyoruz yada eksik anlıyoruz. Mehmet Şimşek'in yorumu vesilesiyle bu yazının 27 Ocak 2008 tarihinde Milli Gazete'de yayınlandığını fark ettim. Yazının karakalem.net okuru için değil de Milli gazete okuru dikkate alınarak yazıldığını anladım. bana kalırsa bu yazıya risale ve nur cemaati üzerinde aklında sorular olan kişiler için yazılmış olduğu gerçeğinden hareketle yorum yapmak daha sağlıklı olur.

yasin kardeşimin "bir eleştiri daha: böyle övgülü yazıların burada yayınlanması çok rahatsız edici... yani editör Metin Bey olmasa bu yazı anlamlı olabilir..." şeklindeki ifadeleri risale okuyan biri için hoş olmamış. kalem ehli risale okurları olarak bir metne "övmek, methetmek " bağlamında yaklaşılmaması gerekir kanaatindeyim.

böyle bir yazıyı ancak karakalem okuru tam anlamıyla anlayabilir, değerlendirebilir. bu açıdan bakıldığında yazının Milli gazete yerine karakalem.net te yayımlanması daha uygun olmuş sanki.

4evet, bir parça hakkaniyet..Mehmet Şimşek, 11.02.2008, İstanbul

Yasin bey'e,

Yorumunuzun kırpılması üzücü, bunun nahoş bir durum olduğunu anlayabiliyorum.. Ne var ki, kesildiğini söylediğiniz parçayı okuyunca da üzüldüm. İnsafsız bir yorum olmuş sizinkisi. Böyle haksız bir yargıya nasıl varabildiniz? Yapılan yorumlara baktığımda ben niye sizin iddia ettiğiniz şeyi çıkaramıyorum? Cümle, yazarın objektif bir durum tespiti ve benim açımdan bakılacak olursa bir hakkın teslimidir aynı zamanda. Sizi, ben de, Tahsin beyin işaret ettiği gibi Metin abinin kitaplarını ve yazılarını tekrar okumaya davet ediyorum.

En sondaki "..yani editör Metin Bey olmasa bu yazı anlamlı olabilir" cümlenize araya DAHA kelimesini ekledikten sonra ben de katılıyorum. Ancak, siz nasıl yorumunuzun sansürlenmesine üzüldüyseniz, sırf "Metin Karabaşoğlu, editörü" diye, yazının bu sitede yayınlanmamasına da, bir hakikati -yanlış anlaşılabileceği endişesiyle- gizlemek anlamına geleceğinden, ben üzülür ve doğru bulmazdım..

NOT: Yazının altındaki dipnottan, bu yazının esasen başka bir gazetede yayınlanmak üzere kaleme alındığı anlaşılıyor; yazıyı değerlendirirken bunu da dikkate almamız gerekiyor bence. selam ile..

3Hakkaniyet lütfen!tahsin törk, 11.02.2008, ist.

yasin eşref’e,

Matbuat diliyle yazılan çelişkili eleştiriye matbuat diliyle bir cevap olsun.

“Aman! Bu yazıda Metin Beyi değil onun için yazılan bu yazıyı eleştirdim…” diyorsunuz yorumunuzun son kısmında, satır arasında da Metin Karabaşoğlu hakkında hiçbir şekilde hak etmediği ve en son, onun hakkında söylenecek yukarıdaki cümlenizle çelişen bu hakkaniyetsiz, mesnetsiz sözleri söylüyorsunuz:

“ayrıca neyi taklidden tahkikiye çevirmiş, hangi ezberi bozmuş… veya eğer bir ezberi bozduysa iyi mi yapmış kötü mü?… ezberlerimiz bilinç altına yerleşmiş işlevlerimiz reflekslerimiz değil midir…”

oldu mu şimdi! Metin Karabaşoğlu’nun hangi ezberleri bozduğunu gerçekten merak etseydiniz yazar Mustafa Oral yazısının son kısmında “Metin Karabaşoğlu'nun Yayınlanmış Kitapları”diye verdiği kitap isimlerine tıklatmanız ve bir zahmet bu yazılara en azından bir göz gezdirmeniz yeterli olurdu, dikkatli okumadığınızı yorumlarınızdan zaten anlıyor, beklenti içinde olmadığımı ayrıca bildireyim, en azından sizin bilinç altına yerleşmiş reflekleriniz hareket etmiş olurdu?.Soru sormak ve gerçekten eleştirmek için yorum yapalım, eziyet için değil..yoksa oturduğumuz yerden zalim oluruz, insaf lütfen!

2Eleştiriyi kesmeyip geri iade daha uygun olurdu..yasin eşref, 10.02.2008,

2 numaralı eleştirim tam çıkmamış

2. “Said Nursi-Risale-Nur Talebeleri üçgeninde Nur Talebeleri lehine değişen algı dengesini, eski haline yani Risale lehine dönüştürülmesine büyük katkı sağladı.” Bence bu yanlış bir ifade… yorum yapan bir çok kişiye bakarsanız bu algının risale lehine değil Metin Bey lehine gittiğini görürsünüz….

Ayrıca, eleştirilerimin başka yerlerininde kesilip atıldığını görünce şok oldum... yayınlamamanızı anlarım ama yazıyı kesip biçmenizi anlayamam... çünkü kesilip biçilen yazı artık eleştiren şahsa ait değildir...

ve bence yorum beğenilmiyorsa veya bir takım ilkelere uymuyorsa otomatik olarak geriye yollanmalıdır... elektronik adresi almanızında bir maslahatı olsun..

bir eleştiri daha: böyle övgülü yazıların burada yayınlanması çok rahatsız edici... yani editör Metin Bey olmasa bu yazı anlamlı olabilir...

1yasin eşref, 10.02.2008,

Eleştirdiğim veya tam anlayamadığım noktaları maddeler halinde sıralayayım....

1. "karabaşoğlu, risale'nin "kur'an", "rasülallah" ve "sahabe" ile ilişkisini gerçekçi bir şekilde hatırlatıp, "said nursi"-"risale-i nur" –"nur talebeleri" üçgenindeki gibi bir durumun, kur'an-rasülallah-sahabe-risale dörtgenine taşınmasına vesile oldu. " ne demektir bu? Yani bu düşüncenin TEMEL MİMARININ yapamadığı bir şeyi yapmış deniliyor ama tam olarak neyi yapmış... Buradaki ifade tam anlaşılmıyor.. (anlasam eleştirebileceğim...)

2. “Said Nursi-Risale-Nur Talebeleri üçgeninde Nur Talebeleri lehine değişen algı dengesini, eski haline yani Risale lehine dönüştürülmesine büyük katkı sağladı.” Bence bu yanlış bir ifade…

3. “Böylece Nur talebeleri ile Said Nursi arasındaki kan dolaşımının daha sağlıklı işlemesi imkanı doğdu. Risale-i Nur hareketinin ilk elden nakli, rivayeti ve vaazi (kelami) bir hal arz etmediğini, bilakis akli, dirayeti ve kalemi bir hal arz ettiğini ilk gösteren kalem ehlinden birisi oldu. …. Özelde Said Nursi, Risale ve Nur Talebeleri konusunda, genelde de hayatın geniş dairesinde takliden kabul görmüş ezberleri bozdu ve olaylara tahkiki bir gözle bakmaya vasıta oldu.” Bu yazı Çağrı filmindeki “Ebu Sufyan’ı görünce şiir okumaya başlayan şair” sahnesini hatırlattı… Şairin karşısında Üstad olsaydı “kardeşim ben kendimi de beğenmiyorum, beni beğeneni de beğenmiyorum” derdi herhalde… ayrıca neyi taklidden tahkikiye çevirmiş, hangi ezberi bozmuş… veya eğer bir ezberi bozduysa iyi mi yapmış kötü mü?… ezberlerimiz bilinç altına yerleşmiş işlevlerimiz reflekslerimiz değil midir…

4. “Karabaşoğlu "Olguların Dili" bölümünde çok anılmanın çok anlaşılmakla, çok bilinmenin çok tanınmakla her zaman aynı şeyler olmadığı gerçeğinden hareketle Mevlana'nın çok anılan, ama çok az anlaşılan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Bu durumu "Mevlana'yı Tüketmek" olarak niteliyor. Bu zihniyetle hayatını biçimlendirme gayreti içine giren kişilerin bir zaman sonra iyi hümanist, ama kötü bir dindar olmakla karşı karşıya kalabileceğini hatırlatıyor. “ yazının sonuç cümlesi olması veya sonunda yer alması çok iyi olmuş.

5. Metin Bey iyi bir risale okuyucusu… örnek alınacak okuma tarzı var …. Çok okuduğu da anlaşılıyor, bu da örnek alınacak bir durum… ve buna benzer bir yazı buradan ziyade kitaplarının baş kısmında yer almaya layık diye düşünüyorum…

6. Aman! Bu yazıda Metin Beyi değil onun için yazılan bu yazıyı eleştirdim…




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut