Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.597 yazı içinden]

Ne Olacak Halim?

Harun Pirim

DÜNYA’YI YUTSA tok olmayacak duygularım var. Dünya’ya sığamıyorum. Bazen Dünya dar geliyor. Üstelik bazen bir söz, bir manzara içimdeki yıldızların tutulmasını tetikliyor. Genişlik ve daralmışlık hisleri almacında günümü gün ediyorum. Tablo, insan tablosu. İrademin boya takımıyla insanlık tuvalimi işliyorum. Kafamı bir musibete çarpmadan, hayalimin genişlettiği farazi bir dünyada uzaylı gibi yaşıyorum. Dünyama o kadar çok davetsiz misafir geliyor ki yalnızlığıma zulmediyorum. Değişmek istiyorum, değiştirmek istiyorum. İrademim eli çok kısa. Sabrım testide kalan son damla. Lise yıllarında bir arkadaşımın aktardığı Theodor Adorno’nun “yanlış bir hayat doğru yaşanmaz” sözü ümitsizlik veriyor. Çilekeş bir moddayım vesselam. Tabi ki bütün bu analizlerim, tevekkülsüz gafletle sermayesi afaki malumattan ibaret olan benliğimce üretilen bir hal.

“Güzel gören güzel düşünür...” diyen zat bize 40 yıllık yaşantısının neticesinde öğrenmiş olduğu ‘nazar(anlayış)’ dersini veriyor. Aynı zat benzer minvalde “yanlışlık, tatbik-i nazariyat ve muktezay-ı hali düşünmemekten gelir ” diyor. Bunlar gibi hakikatli cümlelere muhatap oldukça gafletim aralanıyor ve farazi dünyamdan kurtulabiliyorum. Gerçekten de milyarlarca yıldır başları döndürmeksizin dönen, gelenlere beşiklik eden gidenlere yataklık eden bir dünya benim ilk halde resmettiğim ümitsizliğin kaynağı olamaz. Surrey Üniversitesi’ndeki uzay araştırmalarıyla ilgilenen bir fizikçinin ağzından duyduğum “deneylerin neticesine göre Dünya’daki sıcaklığın -72 derece olması gerekiyor fakat ilginçtir öyle değil” ifadesine göre de yaşama elverişli kılınmış Dünya benim halimin sebebi olamaz. Vücüdumdaki moleküler seviyede haberim olmadan gerçekleşen ve mekanizmalarını anlayabilmek için sistem biyolojisi, biyoinformatik, matematik modelleme gibi alanların da günümüz insanlık aklıyla birlikte aciz kaldığı etkileşimlerin hayatta kalmam yönünde olmaları da halimi gerçek dışı kılar. Mikro alem, bitkiler, hayvanlar, insanlar ekosistemine genel olarak baktığımızda gördüğümüz, insanın mümtazlığını ortaya çıkaran herhangi bir tablo da hissedilen halin dışında kalır.

Bütün bu yazılanlardan gelmek istediğim nokta, çoğu zaman içinde kendimizi buluverdiğimiz ‘treni kaçırmış olma’ halet-i ruhiyesininin asılsızlığını iddiadır. Bunca olumlu manzara insan için var edilirken ve manzaraları detaylı incelediğimizde her şey insana hizmet etmek için özen ve itina ile kusursuz (yağmur damlası tasarımı ve mikro yapısı, bakterilerin işlevi vs. vs.) var edilirken insanın kendisi bu itina görme kanununun dışında kalabilir mi? Yanlışlık benim algımda ve anlayışımda burası kesin. Anlayışların kalibrasyon ihtiyacı da ortada. Kendi irademizde kalibrasyon aracımızı seçmedikçe, toplumun ve çeşitli felsefelerin kalibrasyonuyla hayata bakar buluverıyoruz kendimizi. Nazarları kalibre etmek için hak ile batılı ayırteden Furkan’a kulak verelim: “O insanın önünde ve ardında devamlı sûretle nöbetleşerek görevlendirilen melekler vardır. Bunlar, Allah’ın emrinden ötürü, onu koruyup kollarlar. Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali değiştirmez. Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah’ın dışında onları himaye edecek kimse olamaz.”(Ra’d-11)

  08.02.2008

© 2015 karakalem.net, Harun Pirim

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1Allah bize yardım eder inşallah.halil köprücü, 08.02.2008, manisa

Muhterem Kardeşim.

Zannedersem bütün düşünenler bu hallerden geçiyorlar. Nurun düzenli okunması ve kendi mizaç ve karakterimize uygun bir yol haritası çıkarmak zaruri.Ciddi bir mesai tanzimiyle muhakkak hizmete vakit ayırıp başkaların imanına kuvvet verecek tarzda çalışmak gerekiyor. Ve har halükarda "vücudunda adem, ademinde vücut oduğunu" hiç unutmamak şart. Hele 4 hatve bize muhakkak yol haritası çiziminde ihlas düsturlarıyla beraber muhakkak rehber olmalı. Kalbimize karşı kalp bulmazsak sıkıntılar aşılamıyor. Lahikalarda çok rahatlatıcı usul bilgileri var. Mutad okuyuşlarda onlarda düsturlar çıkarıp yaşamaya çalışıyorum.Bunlara rağmen tahkikli okuma grubumuz olmasa zannedersem yaşayamam. Ayrıca farklı arkadaş gruplarıyla da farklı zeminlerdi kendimi, grubumu test etmeye çalışıyor, hatalarımı düzelttmeye gayret ediyorum. Sırat-ı müstakimde anlatılanlar dışında bir hayatı hiç düşünmüyorum. Basit ve kanaatkar bir hayata talip olunca da rahatlık eksik olmuyor. Hele herkesi kendimden iyi görmede muvaffakiyet oranında lezzeti tadınca o tarz düşünceye gönüllü müptela oluyorsunuz.Günlük Kur'an ve Hizbül Hakaik okuması aksayınca da nefesimin daraldığını hep hissettim. Sizin bizlerden de huzurlu olduğunuza İNANIYORUM. Belki çocuklar, torunlar, hastalıklar sebebiyle menfi ibadetten gelen avantajlarım var. Siz inşallah menfiliklere mu

hatap olmadan bizden daha mesut olursunuz. Bu yazılarınızda daha da muvaffakiyetler dilerim.Allah hepimize yardım etsin inşallah.

H.Köpr.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut