Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kuvveti ihlasta bilmek
–Metin Karabaşoğlu

[*4.673 yazı içinden]

Risale-i Nur talebeleri ve Risale-i Nurlar hakkında bilinmesi gereken önemli temel prensipler

Halil Köprücüoğlu Yazara Mesaj Gönder

AVRUPA’DA BULUNDUĞUM bir program esnasında, uzun zamandır oralarda yaşayan ve oraya yerleşen, biraz aykırı, ancak kendisinden istifade edilmesi gereken çok yönleri olan oldukça zeki bir arkadaşımı vardı. (A.D.) Onun daha çok Batıda yaşayanları ilgilendiren önemli mesajları ve Temel Prensipleri ihtiva eden Beyanname niteliğindeki bir metnini oradaki diğer arkadaşlarımızın isteği üzerine biraz rötuşlayarak, ayni zamanda Risale-i Nur Talebelerinin de yakından bilmesi gerekli olduğunu sandığım önemli hususlar olarak arz ediyorum.

  1. Risale-i Nurlarda TEMEL, İman ve KURAN HİZMETİDİR. Risale-i Nurlar iman, ahlak ve ibadet bazında bir İslâm sunar. O’nun için başka gayeler söz konusu değildir.

  2. Risale-i Nur Talebeleri; Risale-i Nurları okuyan, BİLİNÇLİ, ilmî tavır sahibi MÜSLÜMANLARDIR. Kesinlikle herhangi bir sekte veya tarikata mensup değillerdir.

  3. Risale-i Nurlar, modern hayatın vazgeçilmez unsurları olan MÜSPET İLİMLERİ VE MÜSPET FELSEFEYİ reddetmez. Bilakis onları imanî ve ahlakî gelişimin bir parçası; insanlığın zenginliği olarak görür.

  4. Risale-i Nur Talebelerinin DEMOKRASİ, LAİSİZM VE SEKÜLERİZM ile menfi bir uğraşısı yoktur. Onları toplumun, insanlığın gelişme tarihi içinde bulunan araçlar olarak görür. Ancak ilmî tavra aykırı yanlış uygulamalar ve sapmalara karşı aklî ve ilmî delillerle tenkitlerini ortaya koyar.

  5. Risale-i Nurlar, DİĞER DİNLERLE müspet diyalogu seçer. Çoğu yerde onları geniş mânâda İslam’ın içinde görür. Varsa, aslından uzaklaşmış yönleri, yanlış uygulamaları ilmen ortaya koyar.

  6. Risale-i Nurlar, bütün varlıkların YARATILIŞININ ve olayların vukuunun Cenab-ı Hakkın takdiri ile olduğunu; her şeyin temelinde hayır ve olumluluk bulunduğunu kabul eder

  7. Risale-i Nurlar, insanların yaptığı her türlü hayırlı ve faydalı faaliyetin Allah tarafından mükâfatlandırılacağı, hiç bir şeyin boşa gitmeyeceğini İslamî kaynaklara dayanarak müjdeler.

  8. Risale-i Nurların hizmetinde dayanışma; Risale-i Nur Talebeliğinde şuurlu bir İman ve Kur’an Hizmeti hedeflenir; herkese bu faaliyetlere R.Nurların ölçülerine uymak şartıyla katılma hakkı verilir.

  9. Risale-i Nurlar, bütün müspet İslamî Hizmet guruplarının, Ehl-i Sünnet Meşrebi dâhilindeki, Risale-i Nurların prensiplerine uyan faaliyet ve fikirlerine destek olur. Bu sınırlar ve prensipler dışındaki radikal hizmet guruplarıyla hiçbir ilişkisi yoktur.

  10. Risale-i Nurlar, bütün insanlığın ihtiyacı olan iman, ahlak ve ibadeti fıtrata en uygun şekilde insanlığa sunmak amacını güder, hedef ittihaz eder.

  11. Bugün Birleşmiş Milletlerce benimsenmiş “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin, hemen tamamının İslam’ın özünden, ahlak ve felsefesinden çıkmış olduğunu kabul edip, böyle ölçülerin İslam’ın diğer güzel prensipleriyle daha da geliştirilmesini benimser.

  12. Dinin tekliflerini insanlığın ortak maddî ve manevî nihaî hedefleri olarak görür. Bunların politize edilmesini, başka maksatlara alet edilmesini kesinlikle reddeder.

  13. Risale-i Nurlar, hiçbir kimseyi, klasik Kâfir-Müslüman tanımlarıyla değerlendirmez; dost-düşman tavrını buna göre belirlemez; insanî ilişkilerin menfi etkilenmesine müsaade etmez

  14. Batıya, Avrupa veya Amerika’ya, Hıristiyan ve Yahudi’ye İslam adına menfi bir pozisyon almaz, lanetlemez. Ancak analiz ve sentezci bir tavırla yanlış fikir ve icraatlara karşı tenkidini en aklî ve ilmî delillerle ortaya koyar.

  15. Bütün ilişkilerdeki hareket prensipleri: doğruluk, dürüstlük, güvenirlik, hüsnü zan, hoşgörü, sevgi ve merhamet ölçüleriyle olur.

  16.01.2008

© 2015 karakalem.net, Halil Köprücüoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

2Teşekkür ederim. Vur Fakat DinleHalil Köprücüoğlu, 13.03.2008, Manisa

Dikkat ederseniz bu metin Avrupa’da yaşayan arkadaşlar tarafından hazırlanmıştır. Ben sadece eklemeler ve çıkarmalar yaparak, yer yer düzeltmelerle metni bu hale getirebildim. Elbette geldiği şekli izah edebilmem gerekir.

Metin aynen şöyle "4-Risale-i Nur Talebelerinin DEMOKRASİ, LAİSİZM VE SEKÜLERİZM ile menfi bir uğraşısı yoktur. Onları toplumun, insanlığın gelişme tarihi içinde bulunan araçlar olarak görür. Ancak ilmî tavra aykırı yanlış uygulamalar ve sapmalara karşı aklî ve ilmî delillerle tenkitlerini ortaya koyar."

Avrupa’da, kilise ile insanlara arasında o kadar kötü şeyler cereyan etmiştir ki dayanılmaz demek bile bunu izahtan uzaktır. Kilisenin yanlış uygulamalarını belki zulüm denebilecek bazı halleri ortadan kaldırma, yok etme adına ortaya çıkan Avrupa laikliğini ve sekülerizmi oralarda kötülemek adeta imkânsızdır. Çünkü onların algılaması tarihi olaylarla beraber oluşuyor. Din adına yapılan yanlış müdahalelere alternatif olarak çıktığı düşünülen bu fikir cereyanlarının ülkemizde, İslamiyet’le beraber değerlendirilmesi asla oralardaki gibi olamaz ve olmamalı.

Gelenek Yayıncılığın “Yolların ayrılış noktasında İslam” adlı eserinde bu konularla ilgili pek çok açıklama var. Siz, buradan hiç olmazsa Pof. Dr. İbrahim M. Abu–Rabi’nin “ Said Nursi’nin Risle-i Nuru Nasıl Okunmalı” adlı makalesini okumalısınız. [Taylor, Sources of the Self,s.35 ] diye kaynağı verilen “tarihi, Hıristiyan bilginlerin dar görüşlülüğünden ve teolojik ön kabulden kurtaran, nedensellik fikrini sekülerleştiren ve tarihsel araştırma için geniş alanlar açan” fikri de bir nebze Avrupa’da muhatap olduğum manaları dile getiriyor. Çünkü İncil bozulduğu, aslı tahrif olduğu ve hayata ait birçok ölçü Kur’an gibi onda bulunmadığından, ona bağlı gibi olanlar, kendi kafa fenerlerinden ortaya koydukları ölçülerle çok yanlışlar yapabilirler, yapmışlar.

Rotterdam’da bir kardeşim, Hollandalılara İngilizce olarak konferans verirken, oralı bir yaşlı hanım, “Bizim dinimize göre, hastalığı veren Allah’tır. Tedavi olmak O’na karşı gelmek anlamına gelir. Sizde nasıl” diye sormuş. Arkadaşımız da “Bizde de hastalığı Allah verir. Ancak şifa da O’ndandır. O, Şafiî Hakikidir.” deyip, ilaçların maddelerine o hasletleri kazandıran Zatı izah edip cevap verince, muhatap çok sevinmiş. “İşte ben bu dine girebilirim” diye bağırmış.

Pazartesi gününden beri üç gün Y.Asya Gazetesinde Prof. Dr. Bünyamin Duran Beyin röportajları yayınlandı. Onları da okumalıyız.. Hatta Rotterdam İslam Üniversitesinin internetteki sitesinden Bünyamin Beyin “ İmam Gazali Hazretlerinin İncil Yorumu”nu konu alan konferansını dinlemeli, eski çağlardaki fetretten daha koyu bir fetreti yaşayan Batılılara biraz merhamet gerektiğini daha iyi anlamalıyız.

Oralarda dini ve dindarları koruyan bir uygulamayı elbette değerlendirmelisiniz. Hem R.Nurlar ona buna alternatif değildir. Onların muharriki Kutsi Kaynaklardır. Hedefi bütün insanlığı iki cihan saadetine kavuşturmaktır. Direkt olarak DEMOKRASİ, LAİSİZM VE SEKÜLERİZM’i hedef alan bir hizmet de elbette olamaz. Ancak onların"..ilmî tavra aykırı yanlış uygulamalar ve sapmalara karşı aklî ve ilmî delillerle tenkitlerini ortaya koyar." diyerek onlarla ilgili değerlendirmelerin ucu açık bırakılmıştır. Hatta "...onlarla... MENFİ bir uğraşısı yoktur. Onları toplumun, insanlığın gelişme tarihi içinde bulunan araçlar olarak görür. " derken de bazı radikaller gibi hedef göstermek, maddi kuvvet kullanmak vs gibi tarzı yoktur diye bir sarahat getirilmiştir. "Onları toplumun, insanlığın gelişme tarihi içinde bulunan araçlar olarak görür." diyerek açıklama ekleyerek, sizin gibi dikkatli arkadaşlar karşısında ve dahi "Hakkın, âli olan hatırı için" yanlış anlaşılmamak, yanlışı methetmek gibi bir hataya düşmemek için, ancak bu kadar düzeltme yapabildim.

Yani menfi uğraşı yoktur derken, Afganistan’daki falan, İran’daki filan, Amerika’yı hedef alan … şunlar bunlar gibi anarşi veya terör gibi bir tarzda radikalce, kuvvet kullanma, vurma-kırma gibi peşin tepkisi olmadığı anlatılmak istenmiştir. Yoksa uygulamalar açısından ciddi şekilde farlı düşünceler söz konusudur. "..ilmî tavra aykırı yanlış uygulamalar ve sapmalara karşı aklî ve ilmî delillerle tenkitlerini ortaya koyar." diyerek bu tarafımız da efendice ortaya konmuştur.

İnsanlığın zulüm karşısında geliştirdiği bu çareler geçici de olsa, nihaî seviyeyi ifade etmese de elbette biraz serinkanlı düşünenlere, bazı iyi şeyleri ifade etmektedir. Hele Avrupalılar için. Siz eğer bu tarzda bir açılımla onlara yaklaşmazsanız muhatap olmanız bile zor olacaktır. Daha ilk adımda en önem verdikleri meselelerde onları anlayamazsak, elimizdeki hakikatleri onlara aktarmak imkânsız hale gelir.

Freyburg'da hukuk okuyan bir üniversiteli arkadaş, Avrupa’da doğup büyümüş bir arkadaş topluluğuna Nurlardan bir parça okumak istemiş. Metnin daha başında " o memleketin sultanı, iki hizmetkârına..." der demez hemen bütün arkadaşları salonu terk etmişler. “Hür bir asırda, Avrupa’da sultan falan dinleyemeyiz. Böyle düşünmeyi normal görenlerle konuşmak bile lüzumsuz.” deyivermişler.

Bir başka sohbet esnasında da "..altından nehirler akan , hurilerle tezyin edilmiş cennetlerde..." denilince pek çok genç, “.biz zaten o dediğiniz gibi sular akan yerlerde, evlerde, istediğimiz kızlarla beraber yaşıyoruz. Anlattıklarınız bize çok şey ifade etmiyor.” demişler. Bunlara muhatap olan arkadaşlarla geceler boyu bu meseleleri konuştuk. Bunlar vahyin hakikatleri idi ama takdiminin dikkatli yapılması gerekirdi. Cennet ve Ahiret için, belki ebedilik, bütün dostlarla oluş ve bütün latifelerin tam manasıyla tatmin olacağı bir zemin onlara açılmalıydı. Oralar için yanlış algılamaya sebep oluyorsa, sultan yerine, o memleketin idarecisi gibi veya ters anlamaya mani bir tarzda tabirler seçilmeli diye düşündük. Bunları ülkemizdeki hizmet ehline taşıyıp çareler aradık.

Gençlik Rehberinin yıllar önce Avrupa için kuşe basımları yapılırken, arka kapağın dışındaki “Ey bu vatan gençleri Frenkleri taklit etmeyiniz…” gibi bir girişle başlayıp, Batının yanlışlarını anlatan metni, ağabeylerimiz kaldırıp, hissi zahiriye aykırı olmayan başka bir metni koymuşlardı. Bu tavırda ayni kaygıdan gelmişti.

Bir başka Avrupa şehrindeki tartışmada da DEMOKRASİ meselesinde düşüncelerimizi anlatıncaya kadar akla karayı seçtik. Elbette yapılan ilmi yanlışlıkları onlara anlatıp inandığımız doğruları Nurlar muvacehesinde izaha çalışmalıydık.

Bu metin dikkatli okunursa sizin gibi endişe edilecek bir teslimiyetin olmadığı anlaşılır sanırım.

Sitemizdeki, Avrupa ile ilgili birkaç makalemi de okumanızı rica edeceğim. Stutgard hükümet binası yakınında, son model üstü açık arabalarının yanında, herkesin gözü önünde iki Avrupalı genç, birbirlerini, sarılarak öperken, arkadaşım bana "< b>Söyle bakalım. Bunlar neden Nur talebesi olsun. Her istedikleri ellerinde. Dünya onlara gülüyor. İstikballerini de garanti sanıyorlar. Devlet geçinecekleri kadar para da veriyor.< /b>” demişti. Anlayacağınız, bizim elimizdeki müthiş hakikati hakkıyla anlatmamız için çok dikkatli ve zeki olmamız gerekiyor. Keşke karşılıklı konuşmak mümkün olsa...

İkazınız için teşekkür ederim. İnşallah şüphelerinizi izale edebilmişimdir. Allah hepimizi Nurun ölçülerinden ayırmasın. Ahir ömrümüzde şaşırtmasın. Amin.

1rn ve sekülerizmzeki kalemci, 10.03.2008, bolu

okuyucular belki kayda değer bulmamışlar. en azından yazarın maksadını öğrenelim..

sekülerizm ile rn hakikatlerinin ne alakası var. anlamak mümkün değil. sizin gibi tanınmış bir kişinin bir yenilik cereyanına kapılmış olmanızdan endişe ediyorum.

sekülerizm rn için hiç bir şeydir. zaten mücadelesi onunla değil mi.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut