“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Gök ile hasbıhal
–Rabia Nazik Kaya

[*4.602 yazı içinden]

Yalnızlıkta yalpalamak

Yazara Mesaj Gönder

YALNIZLIK ÖLÜME yakın; öyleyse yalnızlığın da güzel yönü var… Hayatın şifresi ölüm; ölüm anlaşılmadıkça hayat anlaşılmaz… Gideceği yere göre yaşanıyorsa, buraya neden gelindiği anlaşılmıştır…

Yalnız geldik, yalnızlığa gideceğiz yine; kalabalıklar kapısı bir bir kapanıp bir kapı açık kalacak; kabir…

En yakın dost yalnızlık, en uzak sevgili değil ölüm… Ömür; yalnızlıkla ölüm arasında sıkışmış yalnızlıklar yumağı… Ünsiyet, ülfet; fırtınalar ve dalgalarla dolu ummanın uzağında bir liman… Umut; rüzgârsız, durgun bir denizde yelkensiz bir gemi… Dertlerin geminde sıkışmış neşe; ne neşe verir? Kederler yalnızlara mı gelir, keder mi yalnızlaştırır?

Gündüzün yalnızlığı gece, ağacın yalnızlığı çekirdek… Gündüz ne gürültülü, dallara tutunmuş yapraklar ne çok… Meyveler; çekirdeğin kesreti… Meyvelerin kalbi, yine yalnızlık çekirdeğine hamile…

Hayatın yalnızlığı ölüm, ölümün kalbinde yine hayat saklı… Açılan her bahar; sonbahar yalnızlığında savrulmuş bir çekirdek… Solan her gül; bülbülün yalnızlık çilesi…

Yalnızlık yakan bir ateş değil; alevlerin içinde yalnız kalan İbrahim’in (a.s.) yanmaması gibi… Nemrut kesreti, kesret Nemrutluğu rüzgârın önünde bir avuç kül, bir ahlık duman…

Çokluğu içine çeken Karun, toprağın altında yapa yalnız… Hükmediciliğin esaretinde esir Firavun; dalgalarla boğuşurken, yanında yalnızlıktan başka kim var?

Kesret dalgalarında yunusun yuttuğu Yunus (a.s.), duayı kaç derin yalnızlık içinde yaptı?

Neslimizin babası Âdem (a.s.); yeryüzünde onun kadar yalnız yaşayan oldu mu? Annemiz Havva; yalnızların anası…

Kâinat ne kalabalık, insan ne kadar yalnız… Beden ne kalabalık, ruh bir başına… Sevilen ne çok, seven yalnız kalp… Yalnızlık sevdiklerinden kaçış değil, sevdiğine kavuşmak…

Secde; kesretin suskunluğu, yalnızlığın yok oluşu… “Ben” hapsinden kurtuluş, varlığa vuslat… Damla yalnızlığının vuslat denizine dâhil oluş…

Gönlü secdede olana kâinatın hangi köşesi gurbet, zamanın hangi karesi karanlık, mekânın hangi kesiti kesret? Kâbe çok mu kalabalık, secdeden başka kim var orada; ne eş, ne dost, ne keder, ne kesret, ne yalnızlık…

Sizden, sevdiklerinizden, ihtiyaç ve musibetlerinizden haberdar bir Habir ve Latif var; neyleyeyim yalnızlığı, neyleyeyim kesreti… Keder kimi kederlendirir, suri sevinç ne sevinç verir?

Nereye gideceğini bilerek yaşıyorsan, buraya neden geldiğini biliyorsundur; Bilmiyorsan yalnızlıklarda yalpalamaya, kesrette koşuşturmaya devam…

  07.01.2008

© 2015 karakalem.net, Hüseyin Eren

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

2çaya kaç şekeryusuf çınar, 07.01.2008, istanbul

Yalnızlığa dayanırım da, birbaşınalığa asla.

Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.

Bir dost göz arayışıyla.

Saat tıkırtısıyla...

Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,

Ama;

'Günün aydın,akşamın iyi olsun' diyen biri olmalı,

bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa kulağımda.

Yoksa,

Zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,

bir başına yudumlamak doyasıya,

Ama:

'Çaya kaç şeker alırsın?'

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

CAN YUCEL

1DAUSSILA VE YAPAYALNIZLIK grcn, 07.01.2008, nrvc

Ruhunu dinleyen cileli bir ruhun gurbetten usanmis ve otelere susamislikla cevresinde duydugu her ses bir gam bestesi adeta. Belirsiz duygularla yutkunarak ama umidini de yitirmeyerek Mecnun`un leylasini biraktigini hic gormemislige tam inanarak dolasir hep.

Onun dunyada ki dusuncelerinin doruk noktasi budur.Boyle bir ruhun gozunde hergun dogan gunes bir buz, gunduzler kabir karanligi,geceler coken bir kabus, cevresinde ki insanlar ufuksuz ve hayat tam anlamiyla bir bilmece ve iskence.

butun renkler bir darlığın ağında, hepsi de gri ve bir hiçe bağlı bu dunyada

doğanlar, ölenler. Izdırap icre ızdırap, melal renkli nese ve hazanla inim inim duyulan yaz-bahar. Vermez bencesini zevk u safanın hayat, fecre kapalı sanki gönuldeki tepeler;yok yaşamanın bu dunyada ölümden farkı, sisli ve dumanlı geçer inadına zaman;hiç duyulmuyor hayattan dinlediği şarkı. Butun bu yolculukta ice yonelerek kendini dinler ve gordugu manzaralar karsisinda YAPAYALNIZ kalmis gibidir efkari; bir mum macerası; yanar ve erir. ve der: "Olsaydı aydınlatmak bari yanarken karım." ( DAUSSILA siirinden cikardigim ders)




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut