Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

İki sevgili
–İsmail Örgen

[*4.669 yazı içinden]

Ülker, Godiva, Migros:
kapitalizmin dini

Yazara Mesaj Gönder

GALİBA İKİ ay kadar önceydi. Koç grubunun en uygun fiyata satmaya hazırlandığı Migros için, Ülker grubunun bir beyanatını okudum bir haber kanalının altyazı çubuğunda. Ülker grubu, bir milyar doların epey üzerinde bir fiyatla satılması planlanan Migros’u alacak olan konsorsiyuma, yüzde 10 civarında bir payla katılmayı düşündüğünü açıklamıştı.

Bu haber, bana iki farklı şeyi düşündürdü.

Çıkardığım birinci ders, tamamen ‘ekonomi’yle sınırlıydı. Son on yıllar içinde dünyanın ekonomik düzlemde ‘sanayi’ çağından yeni bir çağa doğru evriliyor olduğunu öne sürenleri haklı çıkaran bir tarafı vardı bu haberin. ‘Üretim’in artık tek başına çok fazla bir anlamı olmadığını; üreten ile nihai alıcı arasındaki zincirin, üretimden de önemli hale geldiğini bir kez daha belgeleyen bir haberdi bu. Türkiye’nin, ve sanırım Orta Doğu ve Balkanların en büyük gıda firmalarından biri, bisküvi ve çikolata alanında ise herhalde bir numaralı ismi dahi, ‘pazarlama’ya dayalı bir yayılma-genişleme-büyüme stratejisi izliyordu. Alışveriş, Batıdan başlayarak bütün dünyada, bu arada Türkiye’de büyük sermayeler gerektiren zincir mağazalar yoluyla gerçekleşir hale geldiğine göre, pazarda yerini koruyup bir de büyümenin yolu, ‘üretim’ alanında büyük olmanın yanısıra nihai üreticiye ulaşmanın en güçlü yolu olan zincir mağazalarda daha da etkin hale gelmekten geçiyordu. Migros’u alacak konsorsiyumda yer almayı düşünüyoruz duyurusu, bu gerçeğin teyidiydi.

İkincisi derste ise, birincinin aksine ‘ekonomik gerçekler’ güme gidiyordu. Migros, raflarında alkollü içecek; özellikle de bira, rakı ve şarap bulundurmayı bir vazgeçilmezi olarak gören zincir mağazaların en önde geleniydi; ve bu yüzden, bizim gibilerin bazı şeylerin orada daha ucuz olduğu durumlarda dahi tercih etmekten kaçındığı bir büyük markaydı. Migros ve alkollü içecek ilişkisini dikkate alarak düşündüğümde ise, Ülker grubunun Migros’a yüzde 10 hisseyle dahil olma düşüncesi, bir kova helal sütü veya suyu bir damla şarap damlatarak tastamam haram hale getirmek gibi saçma ve anlamsız bir davranış olarak gözüküyordu. Şu ana kadar kazandıkları değil yedi, yediyüz cedlerine zaten fazlasıyla yetebilir durumdaki insanlar, şu an kazandıklarını biraz daha arttırmak pahasına, ‘alkollü içecek’ ısrarını değiştir(e)meyecekleri bir zincir mağazaya ortak olup milyar dolarlık servetlerine rakı ve şarap damlatıp bir bakıma murdar etmiş olacaklardı.

Ticarî açıdan akıllıca görünen, dinî açıdan ne kadar da saçma; dünyevî açıdan gerekli görünen, uhrevî açıdan ne derece sakıncalıydı?

Bu haberin zihnimde uyandırdığı düşünce ve sorgulamalar bitmemişti ki, bayram öncesi milletçe yeni bir ‘Ülker haberi’yle karşılaştık. Dinî hassasiyet taşıması beklenen haber sitelerinden aynı durumdaki gazetelere, her tarafta neredeyse ümmete ‘bayram müjdesi’ gibi sunulan bir haber: Ülker grubu, dünyanın en güçlü ve kaliteli çikolata firması Godiva’yı almıştı!

Bu haber ise, Amerikan diyarında birşey alıp yemeden önce, ufacık ‘içindekiler’ kısmını dikkatlice okuma mecburiyetimizi düşündürdü bana. Çikolata dediğimiz şeyde bile, şarap, şampanya vs. kullanılabildiğini, bu vesileyle öğrenmiştik. Yanlış anlaşılmasın; ‘içindekiler’ bilgisinde domuz, alkol vs. içermediği anlaşılan gıdalara dahi ‘söylemiyorlar ama katıyorlardır’ diye bakanlardan biri değilim; ama bu haberi aktardığımda eşim, bir keresinde bir misafirimizin getirdiği bu markayı taşıyan çikolatayı çok da güzel gözüktüğü halde ‘içindekiler’e bakıp üretiminde alkollü içki kullanıldığını anlayarak çöpe attığımızı hatırladı.

Gelin görün ki, bu haberi ‘bayram müjdesi’ olarak sunan mevkutelerimizde—reklamı veren düdüğü çalar gibi bir kural olduğundan mıdır bilmiyorum—bunca yıldır ‘dinde hassas’lık intibaının verdiği itimadla büyümüş firmanın bu markayı alışının ‘dinî hassasiyet’ açısından sorgulandığını izlediğim kadarıyla ben göremedim. Bilakis, bu mevkutelerden birinde bir ekonomi yazarının ‘mass market, premium, super premium’ gibi kelimeleri Türkçe karşılığını verme gibi bir çaba sergilemeden kullandığı bir yazı okudum; ve meseleye hep ‘ekonomi’ açısından bakılıp müthiş övgüler düzüldüğünü gördüm. Gariptir, tersinden okununca ‘namaz’ı hatırlattığını hep duyduğumuz mevkutenin yazarının hiç değinmediği ‘şampanyalı, likörlü çikolata’ gerçeğini Radikal’de Nuray Mert’in ehl-i dinin son dönemde küresel kapitalizmle ‘kanka olma’ sürecini bu vesileyle bir kez daha haklı surette eleştirdiği yazısında okudum.

‘Maslahat’ sihirli kelime haline gelince, mü’min insanlar karar alıp verirken, birşey alıp satarken, birşeyi yorumlayıp değerlendirirken, ‘ekonomik gerçekler’e kilitlenip ‘ilâhî gerçekler’e pekâlâ yabancılaşabiliyor. Türkiye şartlarında ‘ekonomik-politik’ gerçekleri gözönüne alarak suların tersine aktığı bir zeminde 28 Şubat’taki gibi bir durumu bir daha yaşamamak üzere, İslâm adlı ‘tehlikenin farkında’ tek gazete Cumhuriyet’i reklamlarıyla bolca besleyen Ülker grubunun, içinde şarap damlası, likör lekesi taşıyan ‘ekonomik’ tercihleri, sizi bilmem ama, bana çok öğretici geliyor.

Ülker grubu, en göze çarpan örnek; başka nice örnek de belgeliyor ki, dünyalık itibarıyla yükünü almış olmak, sizi dünyadan azade kılmıyor, bilakis hırsınızı arttırıyor. Niceler gördüm ki, fakir hallerinde zengin olan kalbleri, zengin hallerinde kalb fakirliğine, hasisliğe, daha da çok mal-mülk tamahına inkılab ediveriyor.

Bediüzzaman’ın Haşir Risalesi’ndeki o nefis duasında o nefis cümle, ne kadar da anlamlı. “Burada tattırdığın leziz nimetleri orada yedir” diyordu Bediüzzaman. Burada ‘tatmak’tan öte ‘doyma’yı hayal edince, hem ‘orası’ unutuluyor, hem de ‘dünyayı da yutsanız’ tok olunmuyor.

Allah gözümüzü kanaatle, gönlümüzü emirlerine teslimiyetle doldursun...

  29.12.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

16alkollu tedavi-katki maddeleri / faruk beser-hayrettin karaman grcn, 03.01.2008, nrvc

"....... içince sarhoş edecek bir madde, içine başka maddeler katılarak kimyevî değişikliğe uğratılır ve sarhoş etme niteliğini kaybederse necis ve haram olmaktan çıkar.

Krem, parfüm, koruma maddeleri ve benzerlerinin içinde bulunan ve tek başlarına olduklarında necis ve haram olan nesneler, yukarıda açıklandığı şekilde fiziki veya kimyevi olarak karıştıkları ve değiştikleri için artık adları, tatları, etkileri ve hükümleri de değişir, helal olurlar." ( hayrettin karaman )

faruk beser ise :

"Haramlığında ve pis oluşunda ittifak edilen hamr (şarap)ın tedavi maksadıyla kullanılmasına gelince, bir grup Belhli İmamdan nakledildiğine göre, bakılır. Eğer fayda sağlayacağı kesin ise alması helâl olur (Fetâvây-ı Hindiyye V/254-55; Kasanî de aynı şeyi söyler bk. 1/61). Çünkü insanın zaruret halinde haram olan şeyleri, zaruret miktannca yemesi, boğulmakta olanın, helâl sıvı bulamazsa boğazını açacak kadar içki (hamr) içmesi caizdir.

İmam Muhammed'e göre insan ve domuz dışındaki canlıların kemiklerinden herhalükarda ilaç olarak yararlanılabilir. Bazılarına göre de eti yenmeyen hayvanlar ancak şer'î usûlde boğazlanmaları, kemikleri de kuru olması halinde onlardan ilaç yapılabilir .

Pis ve haram olduğunda ittifak edilen "hamr" (şarap) zaruret olmadıkça tedavide kullanılamayacağı gibi, saç parlatmada, gargarada ve şırınga olarak (enjektabl) da kullanılamaz (İbn-i abidinVI / 449).

Domuzdan vb. haram şeylerden maddeler ihtiva eden ilaçların terkibini iyi bilmek gerekir. Eğer başkalaşım (istihale=kimyasal tepkime) varsa pisliği gitmiş olacağından kullanılması haram olmaz. İstihale yoksa zaruret bulunmadıkça ya da bazılarına göre kesin çare olduğu , alternatifi de bulunmadığı adil mütehassisi tarafından söylenmedikçe kullanılması haram olur.

Fıkıh kitaplarımızda; hınzırın tuzlada kalıp tuzlaşması,. gübrenin toprağa karışıp topraklaşması, tezeğin yanıp kül olması, şarabın sirkeleşmesi, mis ahusunun kanının misk olması; pis olan zeytinyağının sabun yapılması gibi olgular istihaleye, örnek olarak gösterilir (bk. Tahtavî: Ayrıca bk. Mahluf, 11/121, 140; Kâdıhan, IH/403; İbn Kudâme,Muğnî, IH/605; Nemenkânî, el-Fethurrahmânî, 1/63; el-Hattâb, el-Menhel, II/206 Zuhayli, el-Fıkhu'1-İslâmî..) Ancak Ebu Yusuf istihaleyi bir temizlenme sebebi olarak görmez. Ama fetva onun görüşüne göre değildir.

Bu söylediklerimizle sorularınızı bir ölçüde cevapladığımızı sanıyoruz. Ancak mes'elenin ne kadar kompleks ve hassas olduğu da ortada. Bu itibarla ilaç alanların mes'eleyi bilinçli olarak soruşturması, ilaç yazanların da, alternatifi olmayan haram maddeli ilaçlara alternatif bulma, olanların da alternatifini ve varsa sentetiğini kullanma konularında çok titiz davranması gerekir. Ne derece doğru ve tıbba uygun bilmiyoruz ama Konyalı bir hocamız şöyle bir olay nakletmişti: Arkadaşımın annesine bir doktor mübtela olduğu bir göğüs hastalığı için ısıtıcı olarak bira içmesini, bunun yerini alacak başka bir şeyin olmadığını söylemiş, mes’ele bir Müslüman doktora aktarılınca o sulandırılmış pekmezin bu işi, çok daha tesirli olarak göreceğini anlatmıştı. Sonuçta çok iyi oldu."

faruk beser

( http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=744 )

15dikkatF.ZEHRA TOPRAK, 02.01.2008, Ankara

Bu hassasiyetli yazı için tesekkurler.ben de bir kaç acı gercek eklemek istiyorum.maalesef ulker de dahil olmak uzere bir cok firma etil vanilin ve soya lesitini maddelerini cikolata ve bisküvilerinde kullanıyor ve bunların muhfaza edilme şekilleri şüphelidir. asılları itibariyle alkol içermiyorlar fakat bu maddeler korunurken alkol(etil alkol )kullanılıyor.tabii bunu her firma yapıyormu bilemiyoruz fakat durum oldukca şuphe uyandırıcı...

hadi bu şüpheli olay diyoruz ustelik bunların tuketiminde de mecbur degiliz.fakat ya ilaçlar ozellikle öksürük ilaçları...bir ikisi harıç hepsinde alkol yardımcı madde olarak kullanılıyor usteliksadece prospektorlerinde değil kutularında dahi yazıyor hiç dikkat ettiniz mi!hadi biz buyukler bitkisel tedavi uygulayabiliriz ama ya çocuklarımız?gecen hafta iki cocuğumda oksuruktu ne kullanacagımı bilemedim.sadece prebron ve fluibron,tylol cold(isimlerini reklam için vermedim bilgi olsun istedimi9 isimli ilaclarda yok onlardan da ilk ikisi parasetemol içermediği için cok etkili olmuyor Allah yardımcımız olsun.

'bu zamanda tahkiki iman şupheli şeylere yaklasmayanlardadır' İmam Gazali

14Karada Gemi Yapmakmehmet levent, 02.01.2008, ankara

sevgili arkadaşlar, hepinize saygılar sevgiler,

bu yazı ve daha sonrasında okuduğum yorumlar bana şunları hatırlattı.

hz. nuh tüm yaşamı boyunca insanları Allaha davet eder. kuranda bu 1000 yıl 50 eksik olarak geçiyor ya.

bir insan düşünün. hayatta yaşanabilecek en uzun ömrü yaşasın ve bütün ömrünü insanları allaha davet etmekle geçirsin. çocukluk çağları hariç tüm ömrünü...

ve sonunda onun davetine çok az icabet eden oluyor. sonra bildiğiniz gibi hz. nuh bir dua ediyor:

“Rabbim, yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma! Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlaksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler. Ya Rabbî beni, annemi, babamı ve evime mü'min olarak girenleri, erkek ve kadın bütün inananları affet. O zâlimleri ise, daha da beter, daha da perişan eyle!” (Nuh, 71/26-28).

işte bu, peygamberin bu bittim noktası. artık biitm ya rabbim dediği bu anda rabbimiz yettim ya kulum diyor.

Rabbimizden, "Karada Gemi Yap Ey Nuh" hitabı geliyor. çevresindeki insanlar nuha gülüyorla. sen ne yapıyorsun diyorlar. karada gemi yapılır mı hiç diyorlar. alay ediyorlar. ama o onlara aldırmıyor ve gemiyi karada yapıyor. ve sonra tufan geliyor...

hakikat yolunda yürüyen insanlar hala var. allah onlardan razı olsun. bu zor zamanlarda biz böyle ameller yaparken bize gülüp geçenler, bizimle alay edenler de var. içki satılan yerlerden alış veriş yapmadığımızda. tüm sistem faizle döndüğü halde faize bulaşmadığıızda. ya artık devir değişti boş ver bunları diyen onlarca ağız olsa bile hakikat yolunda yürüyen kardeşlerimiz var.

adı ülker mi başka bişey mi bilmem ama ticaretinde de bu konularda titizlik gösterenler var. "karada gemi yapanlar" yani...

13Godiva'yı bir gerdanlığa dönüştürmek..Muhsin Aykut, 31.12.2007, İstanbul

Gürcan kardeşim, bizler inanıyoruz ki herşey Allah'ın izni ve iradesiyle olur. Allah insana akıl, fikir ve izan vermiş; onu ancak hür iradesiyle yaptığı tercihlerden sorumlu tutuyor. Bu sebeple bu işin sonunda timsah gözyaşları dökecek birşey görmüyorum.

Bu (ve benzer) olaylarda bize düşen, kanaatimce, müminane ve sağlam bir duruştur sadece. Safımızı belli etmek ve Rıza-i İlahi'ye uymayan davranışları görmezden gelmemek, yeri geldiğinde eleştiriden kaçmamak, en azından içine haram karışan şeyler için sevinç değil ızdırap duymak.. Yoksa yakıp yıkmak değil derdimiz.

Yarın çikolatada dünyanın bir numarası olsa ve daha on tane 'Godiva' satın alsa -bizzat kendi sitelerinde geçen beyanatlara dayanarak konuşuyorum- ben eski Ülker'imi özleyeceğim. Naçizane görüşlerime katılmak zorunda değilsiniz ama Ülker, 'Godiva mücevherini parlatıp onu bir gerdanlığa dönüştürürken' ben yanında olmayacağım.

Allah'ın rahmeti üzerimize olsun.

12"sisir - buyut - patlat ve yok et ! " oyunu.grcn, 31.12.2007, norvec

YIMPASa oynanan oyun ve JET-PA ya onun oncesinde IHLAS a oynanan ve KOMBASSANa oynanan ve dahi TGRT yi yok eden , MELTEM-MESAJ TV leri derin devletin melabagahi haline getiren "sisir-buyut-patlat ve yok et " oyununun son halkasi ULKER MI olacak ? simdi ULKERi harcayalim ondan sonrada oturur timsah gozyaslari dokeriz.

Metin beye dikkat cektigi dini ve ticari ahlak acilarindan dolayi tesekkurler.

meseleyi uzatmaya gerek yok. ULKERde insanlar tarafindan kurulmus ve her insan hata yapabilir. Sadece ve sadece demek istedigim bizden cikanlari harcamayalim. yukaridaki unlu isimlerin hicbiri kalmadi.

11Ülker Benim Neyim Olur, Sigarada Nesi ?Mesut C, 31.12.2007, İstanbul

Ticarete bir "din" ve "ideoloji" biçmediğim için açıkçası Metin Ağabey kadar şaşırmadım. Düne kadar "boykot" adı altında ancak ve ancak "ülker" ile avunabiliyorduk. Buyrun onu da kaybettik artık tüm ürünlerimizi kendi elimizde yaparız artık. Evet şimdi hadi "ülker" ide boykot edelim. Yıllarca bu adı geçen markayı ve bunlar gibi bir sürüsünü başka markaları boykot adı altında az zengin etmedik. İnsanların savunduklarının, bildiklerinin yanlış olmasıyla çarpışması elbette şaşkınlık verecektir. Tuhaf bir durum yok ortada...

Sigara mevzuuna dair bişeyler çarptı gözüme ve bende ondan da eksik kalmayayım diye yazıyorum. Sigara ile alakalı geçmişte yaşamış çok büyük zatlardan helal diyen olmuş haram diyen olmuş. Hatta bazıları haram derken bu gün ismini ağzımıza almaya bile layık olmadığımız zatlar sigara içmişler. Şimdi tutar ben Sigara haram dersem bu zatlara karşı nasıl bir edepsizlik etmiş olurum. Sigaraya geçmişte yaşamış zatlardan da haram diyen var şimdi yaşayan zatlardan da haram diyen var. Eskiden de vardı şimdi de var. Ama bu sigarayı haram yapmıyor. Çünkü ortada ortak bir görüş yok. Alimlerin ortak bir görüşü olsaydı olurdu yada zamanın alimleri toplanıp böyle bir hüküm verselerdi gene olurdu ama ne alimlerin ortak bir görüşü var ne de bu zamanda herkes tarafından kabullenen alimler var. Sigara ile ilgili kesin bir hüküm yok çünkü ortak bir görüş yok ama nedir sigara bana haramdır. Ben içmem bu benim için hususidir. Ama bir başkası içer. Ben haram diyemem...

10Bülent ve Gürcan Bey'e.Ayhan K., 31.12.2007, istanbul

Bülent Bey'e: Sigaranın haram olduğu konusunda kesin konuşmak doğru değil; kimileri mekruh, kimileri haram diye ictihad etmiş (daha doğrusu "sigara haramdır" diye içtihad etmiş bir müçtehid var mı veya böyle içtihad edenler müçtehid mi bilmiyorum) bilmiyorum. "Sigara israftır" diye haram diyenler, aynı mantıkla evdeki süs - vitrin eşyalarına da haram demeli değil mi? Ama bildiğim kadarıyla bunlar haram değil. "Çevreye zararlı maddeler ve pis koku veriyor" diye sigaraya haram diyenler, aynı mantıkla sarmısakta haram olmalı değil mi? Veya arabanın egzosundan çıkan yakıtın dumanı veya evde yaktığımız odun - kömür-gazın dumanı çevreye zarar veriyor; onların mantığına göre, araba kullanmak, odun-kömür yakmakta haram olmalı değil mi? Yani benim diyeceğim, kitap-sünnet veya icmada delili var mı sigaranın haram olduğu veya olabileceği veya günde 3-5 tanesinin haram olmayacağı gibi konularda? Sonuçta Rabbimizin bazı veli kulları da tütün içmiştir. Gürcan Bey'e: Çikolata yemek, gazoz içmek vs. zarurî bir ihtiyaç değil ki, alternatifinin olmamamasıyla harama helâl veya ehvenüşşer diyelim? Kaldıki içeriğine haram karıştırmadan çikolata üretilebiliniyor biliyorum. Asıl söylemek istediğim : Hayır işlemek mümkünken, şerre girmeye gerek yok, hele bu şerre girmeye farz bir mecburiyet, Rabbimizden bir emir yokken. Yani Rabbimiz "illâ holding kuracaksın, illâ çikolata üreteceksin, illâ zengin olacaksın" diye bir farz emir vermemiş. Ama şer-günah işlememeyi emretmiş; herkesi müslüman etmeyi değil, sadece tebliği farz kılmış. O tebliği de herkese farz kılmamış, ehil olanlara farz kılmış, yani farz-ı kifaye. Farz-ı ayn olsaydı, tebliğ yapmayan herkes günahkar olmuş olurdu.

9Sigara haram mı?Ali YILMAZ, 30.12.2007, İstanbul

Sigaranın haram olduğuna dair Bediüzzaman'ın bir kanaati var mı? Böyle bir kanaati olsa idi, git sigara iç der mi idi? Başka insanların ictihadlarını lütfen Bediüzzaman'a yamamayalım. Hele o yamadan hareketle başka sonuçlara hiç varmayalım.

Üstelik "'İçki haram denildi' diye Ruslar müslüman olmadı" diye üzülen insanların, haramlığı konusunda ittifak bulunmayan bir şeyin haramlığını beyan etmeleri Türkiye gibi nüfusunun büyük çoğunluğu müslüman olan bir ülkede halkı İslamdan soğutmaz mı!!! Haram olduğu nassla sabit olan şeylerin "haram olduğunu söylemeyelim, insanlar soğur" derken, dönüp bir de haram olduğu konusunda nass bulunmayan şeyleri haram ilan etmek ne garabettir.

Bu çelişkinin nedendir, anlamak mümkün değil. Muttaki olmakla modern olmak arasında gidip gelmek böyle bir şey herhalde. Ne de olsa zaman ahirzaman.

8üstad nasıl bakardı?bülent aktürk, 30.12.2007, istanbul

sigara'nın haram olduğunu bildiği halde(israf,zararlı maddeler,çevreye pis koku vs....) üstad hazretleri, HAFIZ TEVFİK ABİ'YE hafızım sen biraz hava al diye sigara içmeye yollayan (mevkute!) hali de mi? eleştireceğiz.

bu nasıl bakış açısı sayın metin bey, sizi tanımasak GÜLEN'E karşı çekememezlik ile itham ederiz!

kurallarını kendinizin koymadığı bir dünyada, hizmet adına adım atanlara hep hüsn-ü zan ile baksak keşke!

mevkute gazetenin yazarı ile konuşarak mı bu yazıyı yazdınız?....acaba!

karakaleme GOOGLE'DEN ulaşıyoruz,şimdi googleden İÇKİYE DEĞİL NELERE UZANILIYOR HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? AYNI MANTIKLA BAKARSAK

AYNI MARKET İÇERSİNDE SATILAN İÇKİ İLE ÜLKER Mİ TEHLİKELİ?

YOKSA AYNI ARAMA MOTORUNDAN ULAŞILAN MÜSTEHCENLİK İLE KARAKALEM Mİ TEHLİKELİ?

Böyle bakış açısı ile yol alamayız

BİR DAHA DÜŞÜNELİM Mİ? SAYIN METİN BEY MUHABBET İLE......

7Kanaat: Bitmez tükenmez bir hazine..Muhsin Aykut, 30.12.2007, İstanbul

Ali Yılmaz beyefendinin ehven-i şer yorumuna tamamen katılıyorum, çok güzel açıklamış Allah razı olsun. Dönüşmeden dönüştürebiliyorsak ne mutlu bizlere... Ben inanıyorum ki, 'helale harama dikkat eden insanlar olduğumuz için holdingler kuramasak' bile, Rabbim bize sonsuz hazinesinden muhakkak daha hayırlı kapılar açacak ve tertemiz rızıklarla nimetlendirecektir.

İyi niyetinden ve samimiyetinden şüphe duymadığım Gürcan kardeşimin ilk yorumunun da, genel itibarıyla, tatmin etmediğini ifade etmeliyim. Sözü edilen haberde, 'ilgili soru üzerine verilen, "Bunu Jim'e soracaksınız. Elbette bunlar yönetim kurulunda tartışılacaktır."' türünden cevapların sizce bir inandırıcılığı var mı? Sonra, gazetenin, daha önceki bir olayda takdir edilesi (veya alkışlanası) bir haberi/tutumu, -varsa- buradaki yanlışını örter mi? Metin abinin derdinin ve üzüntüsünün burada tam anlaşıl(a)madığını düşünüyorum. Hüsn-ü zan elbette ki şiarımızdır, ancak kimseyi de 'tamamen' kusursuz, hatasız telakki etme yanlışına düşmeyelim lütfen; o zaman yapılan hataların düzelme şansı da kalmıyor.

Önemli gördüğüm diğer bir konu.. Eleştiriden eleştiriye fark var. -Maksadı baştan belli- yıkıcı eleştirileri asla savunacak değilim ama böylesine vahim bir konuda böyle içten ve samimane bir eleştiri de çok gelmesin lütfen. Hatalarımız varsa düzeltmeye gayret edelim, örtmeye değil.

Ve son olarak, yapacağımız anketlerin, sitenin mesaj bölümü üzerinden ileteceğimiz şikayetlerin, bir zafer edasıyla sunulan milyar dolarlık bir kararı değiştireceğini hiç mi ama hiç sanmıyorum.

Allah akıbetimizi hayr eylesin, "gözümüzü kanaatle, gönlümüzü emirlerine teslimiyetle doldursun"...

6Ali Ünal'ın problemiAli YILMAZ, 30.12.2007, İstanbul

"Hayr-ı mutlak'ın mümkün olmadığı durumlarda ehven-i şerr tercih edilir." cümlesi hiç görünmüyor öyle mi?

Sokağa çıkıpta insanlara bir sorun bakalım.Ehven-i şerr deyince akıllarına ne geliyor?Hayatında fıkıh nedir duymamış insanların aklına bile nurcular gelecektir.Çünkü nurcular bu kelimeyi çok kullanırlar.Ama öyle bir anlamda kullanırlar ve ehven-i şerr dedikleri şeyleri öyle bir savunurlar ki,karşıdaki insan ehven-i şerr'in hayrın hayrı anlamına geldiğini sanmaya başlar.Onlar öyle ehven şerrlerdir ki o şerrlerle özdeşleşiriz.

Onlar öyle ehveni şerrlerdir ki,bizi o ehven-i şerrleri hatırlar.Onlar öyle ehven-i şerrlerdir ki,onların neresinin şerr olduğunu bir süre sonra unutmaya başlarız.

Arkasından "farzlara furuat",alimlerin ictihadlarına "aşılması gereken basit beşeri faaliyetler" demeye başlarız.

Üstadın "bu zaman ictihad kapısı kapalıdır." dediğini hiçe sayarız.Çünkü üstadın deyimiyle "Görenek belası ile gayr-i zaruri olan şeyleri zaruri görmeye" başlamışızdır.Ama üstadın bu mealdeki ifadesini bakarız,ama göremeyiz.Dünyayı elde etme aşkımız,bu ifadeyi gözümüzde önemsizleştirdikçe önemsizleştirir.

Ama kim demişse güzel demiş ki,"Şeytan ayrıntıda gizlidir."

Peygamberimizin veda hutbesinde "Siz küçük şeylerde şeytana uysanız bu da ona yeter." mealindeki sözünü de hatırlamak lazım.

Velhasıl,şu meşhur zaruretlerinizi tartışmak lazım önce.Bu zaruretler islamın zaruretleri mi,yoksa modernizmin mi?

Holdinglerimiz olmazsa ne kaybederiz mesala.Helale harama dikkat eden insanlar olduğumuz için holdingler kuramazsak,fakiriz diye insanlar dinden mi kaçar?Bir şeyleri dönüştürmeye çalışırken,aslında kendinizin o şeye dönüştüğünü anlamak bu kadar zor mu?

5ALI UNAL BAKIS ACISIYLA METIN BEYIN YAZISINI ANLAMAgurcan sevgican, 30.12.2007, norvec

"...... Gayr-ı İslâmî pratik içinde Müslümanlığı yaşamak mümkün müdür? Yani, gayr-ı İslâmî temeller üzerinde oturan bir toplumda Müslüman için, meselâ faiz gibi haramlar yine haram mıdır ve bunlar kaçınılmaz hâle gelebilir mi? Hemen belirtelim ki, İslâm'ın tesbit ettiği haram ve helâller değiştirilemez; onların bilhassa asıl olanları, bütün peygamberlerin şeriatlarında tarih boyu haram ve helâl olmuştur. Şu kadar ki, gayr-ı İslâmî pratiğe ve temel değerlere göre oluşmuş bir toplumda her zaman için esas olan, temel ahlâkî-mânevî değerlerden başlayarak, tamamen aksiyoner çizgide bir tebliğin yapılmasıdır. İşte, İslâm'ın yeniden hayata taşınması demek olan bu aksiyoner çizgide veya süreçte İslâm'ın bütün meseleleri mânâ ve muhtevasını bulacak ve hangi noktada hangisinin her bakımdan uygulamaya konacağı, konması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu sürecin başından sonuna kadar her adımında o ana kadar, teoride haram ve helâl olanları pratikte aynen uygulamak için şartlar müsait olmasa bile, bu şartlar için de, İslâm'ın özünden istinbat edilerek geliştirilmiş hukuk veya fıkıh kaideleri ve usûl-i fıkıh prensipleri vardır.

Meselâ:

*Adalet-i mutlakanın uygulanması mümkün olmadığı zaman ve şartlarda adalet-i izafiye uygulanır.

*Bütünüyle elde edilemeyen bir şey bütünüyle de terk edilemez. Hayr-ı mutlakın mümkün olmadığı durumlarda ehven-i şer tercih edilir, edilmezse şerr-i mutlak olur. ( iste gorunmeyen ama bakilan bir risale cumlesi )

*Meşakkatler kolaylığı celb eder.

*Zaruretler yasakları mübah kılar.

*Eşyada aslolan ibaha, yani mübah olmasıdır.

Kısaca, 14 asırlık geleneği içinde İslâm, bütün problemleri kendine göre çözebilecek bir dinamiğe ve muhtevaya sahip olmasına rağmen, bir takım meselelerin farklı mecralarda tartışılmasının altında yatan asıl sebep, gayr-ı İslâmî şartlara ve pratiğe onu adapte etmeye çalışma, onu kendi pratiğine dökecek bir aksiyonun içinde bulunamama ve buna karşılık, tamamen tepkici tavırlarla onu kendi çerçevesi dışında yorumlamaya girişip, teorik tartışmalar ağında boğmadır." (bitti)

cekindigimiz ve yapamadigimiz sey :

tepki biziz ama biz tepkisiziz !

karakaleme tavsiye :

anket kosesi koyun. haftalik veya aylik anket bolumu. sonuclarida gerekli yerlere iletin.iletelim.

4TURKIYE DE TEPKI[siz]SINIZ ! VE EHVEN-I SERRgurcan, 30.12.2007, nrvc

Ulkerin altrnatiflerinin kimler tarafindan desteklendigini biliyor ve onun mamullerinin nerelere sokulmadigina sahit birisi olarak ehven-i serr tabirini kullanirken bunu -sirf itiraz- kisvesi adi altinda elestirmeyi anlamak zor. Varsan baksan sadece ulker urunleri aliyordur halbuki yillardir.

Eyup can`in yazisinda ki baba Sabri ulker ile ogul Murat ulkerin farkini okumak gerekiyor. ee ne de olsa genctir yeni jenerosyondur ve olcusuz hareket edebilir. Dunya masonik orgutlenmeleri Ulkeri aglari icine almaya calisiyor olabilir. Babasinin -allah gecinden versin- olumu ile belkide hic beklemedigimiz seyler gorebiliriz.Insaallah gormeyiz. Ama dedigim gibi ehven-i ser tabirini BABASININ CIZGISI ve OGLUNUN GENC AKLI BASINDA OLMAYAN LIBERAL POZISYONU itibariyle ele almak ve yillarca duydugumuz yaptigi hayirlari

( gizlilerine de vakif degiliz -ki onlarin neler oldugunu az cok biliyoruz. Zaten sirf o yuzden malum yerlere sokmuyorlar urunlerini ) goz onunde bulundurarak ve alternatifsizlik ve ademe mahkum etmeyelim cagrisi olarak ehven-i serr diyorum. Ama kime soyluyorum ..............

teklif : ne yapilmaliya gelince mesela ULKERIN INTERNET SITESI VAR. mesaj bolumune sikayet edilmeli. yukarida ki yazi gonderilmeli. telefon acilmali. hicbiri yapilmiyorda uyusuk uyusuk yazi-yorum derdine dusuyorsak ( bende dahil ) bizim aslinda rahatsiz oldugumuz birsey yok demektir.

TURKIYE DE TEPKI[siz]SINIZ !

vesselam.

3EHVEN-İ ŞERRAli Yılmaz, 29.12.2007, İstanbul

Bazı kavramları kullana kullana öyle bir hale getirdik ki.

Bunlardan biri de ehven-i şerr.Müslümanlar ehven-i şerr'i öyle bir anlamda kullanıyorlar ki.Sanırsınız ki "ehven" kelimesinin ardından sanki "hayr" kelimesini kullanmış.

Şerr denen şey bu kadar hafif mi?İki şerrden hafif olanı tercih edilirken göbek atılarak mı tercih edilir,yoksa iç yanarak mı?Şayet şerr ehven bile olsa içimizi yakıyorsa onu bu denli gönülden savunmak niye?

Hayr ile şerr arasındaki mesafeyi daralta daralta ne hale geldik?Bilmem farkında mısınız,şerrden tiksinecek fıtratımız bozuldu.

Artık fiile bakmıyoruz.Sadece yapana bakıyoruz.Şayet yapan bizdense "Oh be" diyoruz.Bizden değilse "Tu kaka"

Dindarlığı futbol taraftarlığı türünden basit bir tarafgirliğe indirgemek ahirette ne işimize yarar?Ahirette tuttuğumuz tarafı beyan etmekle mi kurtulacağız.Yoksa zerre kadar hayrında,zerre kadar şerrinde hesabını mı vereceğiz?

Peygamberimizin "Emredildiğin gibi dosdoğru ol" mealindeki ayetten dolayı saçının beyazladığını söylemesi bize hiç bir şey ifade etmiyor mu?

Tarafgirlik uğruna doğruluktan daha ne kadar kaçacağız.ila ahir

2KÜRESEL EKONOMİK GELİŞMELER VE İSLAMerdal şenol, 29.12.2007, nevşehir

Küresel ekonomideki hızlı değişim ve gelişime karşı islam ülkelerindeki islami inança sahip işletme , firma ve holding sahipleri, küresel ekonomik işbirlikteliklerde nasıl davranaçakları-üretim, pazarlama, reklam v.b-gibi konularda günümüzde sorgulanır hale geldi. Bunun en güzel örneği Ülker Holding gibi islami hassasiyetleri olan bir kuruluşun Metin Beyin bu yazısında sorgulanışı gibi...Küreselleşme , Ekonomik işbirliktelikleri ve ortaklıklar, ülkemizde pekçok bankanın YABANCILAR ve HRİSTİYANLAR tarafından alınması , haram-helal, Bir insanın/müslümanın hayatında olması gereken iktisat -kanaat-israf-rıza-tevekkük-şükür gibi yüksek hakikatların GÜNÜMÜZ İKTİSATCILARINCA İSLAMİ HASSASİYETLER VE ÖLÇÜLER GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK sorgulanmalı tedbirler ve çözüm önerileri ortaya konulmalı.İNSANIMIZ KÜRESEL EKONOMİK FIRTINALARDAN VE TUSUNAMİLERDEN korunmalarının yol ve yöntemleri ortaya konulmalı .Aksi takdirde ..........

1ULKERIN DUNYEVILESMESI VEYA EHVENUSSERRIYYETI VE NURAY MERT-EYUP CAN-METIN KARABASOGLU BAKIS ACILARI VE YINE SUCLANAN BIgrcn, 29.12.2007, norvec

" Gariptir, tersinden okununca ‘namaz’ı hatırlattığını hep duyduğumuz mevkutenin yazarının hiç değinmediği ‘şampanyalı, likörlü çikolata’ gerçeğini Radikal’de Nuray Mert’in ehl-i dinin son dönemde küresel kapitalizmle ‘kanka olma’ sürecini bu vesileyle bir kez daha haklı surette eleştirdiği yazısında okudum" derken metin bey ulkerin yaptigi hatalarin yanina birilerini de ortak etmeye mi calismak istiyor ?

2 ornek meseleye aciklik getiriyor :

1- o Z.A.M.A.N ( N.A.M.A.Z ) mevkutesinde deginilmedigi iddia olunan yazi da : "Atilla Kurama, likör ve likörlü çikolata üretilip üretilmeyeceğine ilişkin soru üzerine de, "Bunu Jim'e soracaksınız. Elbette bunlar yönetim kurulunda tartışılacaktır." VE " logonun degistirilip degistirilmeyecegine dair.... " soru ve cevaplar bulunmakta.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=630546

2- buradada malum gecen yillarda yasanan gazozlarda alkol bulunmasi haberi uzerine direkt ve ilk bastada ulkerin ismini vererek ve acikladigi listede de ulkerin en fazla alkol orani katanlar siralarinda yer aldigini tum okurlarina duyuran mevkute ZAMANdir.

iste o haber :

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=435380 ( resmede dikkat lutfen )

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=439241

ve gercek habercilik adina bu alkollu gazoz ureticilerinin yaptigi kasti birseyler var ise devam eden onemli bir haberde : " Alkolün azı da çoğu da haramdır

İslâm Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vecdi Akyüz: "Alkolün miktarı önemli değildir. İslam hukukuna göre sarhoşluk veren şeylerin azı da çoğu da aynı şekilde haramdır.

Üreticiler tüketicileri bilinçlendirmek zorundadır. Bir kimse içerisinde alkol yok diyerek bu içecekleri içmişse bilmeden içtiği için sorumluluğu yoktur. Ancak şüpheler göz önüne alınarak gereken titizliği göstermek zorundadır." diye okur uyarilmis ayni zamanda.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=434720

RADIKAL MEVKUTEDEN NURAY MERT e gelirsek mertce cikis yaparak "Yine dürüst olmak gerekirse, ben bu nargile-geyik avı, dün likörlü çikolata karşıtı-bugün şampanyalı çikolata firması sahipliği sentezinden hiç hazzetmiyorum. Hazzedenler, sorunlu görmeyenler kutlamalara devam edebilirler." "Neden düne kadar 'likörlü çikolata' üretmeyi düşünmezlermiş, neden bugün likörlü, konyaklı, şampanyalı çikolata üreten firmayı almakta ve faaliyetlerine devam etmekte tereddüt göstermiyorlarmış?" diye seslenmis ablamiz. peki kime ? REFERANS GAZETESINDEN EYUP CAN a.

referans mevkutesi kimin peki ? dogan grubunun degil mi? eyup beyin orada yazdiklari bir tahlilden oteye gecmez.

o yazida genel hatlarda baba Sabri ulkerin muhafazakar cizgisi ile ogul avrupa gormus liberal-muhafazakar Murat ulkerin farkli anlayislari ele aliniyor.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=86650&YZR_KOD=4

hem nuray mert hem eyup can ortak bir paydada FIRMANIN ulke ekonomisine katkisini-bizim olan bir seyin buyumesini- calisan istihdam alaninin genislemesini ele alabilmekte iken metin bey de buna ahlaki ve dini acidan onemli bir pencere acmis. Aslinda 3 kisinin yazisi bir ele alininca ULKER FIRMASINA HATASIYLA,HAYIR HIZMETLERIYLE -bizim olmasi hasebiyle - EHVENUSSER OLARAK BAKABILMEK GEREKTIGINI ANLIYORUM.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut