Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kör nokta
–Metin Karabaşoğlu

[*4.669 yazı içinden]

Risale-i Nur'da Mehdî ve Hadis İlmi

Halil Köprücüoğlu Yazara Mesaj Gönder

ALTI AY kadar önce Avrupa’da bir Okuma Programı esnasında beraber olduğumuz çok sevip saydığım, takvasına ve R.Nur a vukufiyetine emin olduğum İhsan Atasoy ağabeyin sohbet esnasında R.Nurların şurasında Bediüzzaman Hazretleri Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında gelecek Büyük Mehdinin vasıflarını sayarken (Hâkim) olacağından da bahsediyor. Bu tabir bizler tarafından anlaşılamamış. Halbuki filan eserde H^kim tabirinin Hadis Ravileriyle ilgili bir kavram olduğu belirtiliyor…..” demişti. Ben sohbette not almıştım. Ancak hem detaylı not almaya fırsat olmadı, hem de orada fazla detay da verilmemişti.

Benim maalesef böyle çok notlarım oluyor. Fakat onların değerlendirmesi için epeyce zaman geçiyor. Geçen gece o notun değerlendirilmesine sıra geldi. Konu ile ilgili bilgisine güvendiğim bazı arkadaşları geç vakte rağmen rahatsız edip aradım. Ancak onlar da işin içinden çıkamayınca biraz daha gayret ettim. Fakat konuyu tam çözemeyince gece geç vakit demeyip İhsan Ağabeyin kendisini arayıp olayı hatırlattım.O bildiklerini tekrarladı. Hemen kaynaklara sarıldım. Önce R.Nurdan 29.Mektubun 7.Kısmın .İşaretindeki satırları okudum. Orada şöyle deniliyordu:

29.Mektup - 7. Kısım (İşârât-ı Seb'a )-5. İŞARET:

İkinci Sual, İki İşarettir.

Birinci İşaret ki, Beşinci İşarettir. Mühim bir sualin gayet muhtasar bir cevabıdır.

Sual: Âhirzamanda Hazret-i Mehdî geleceğine ve fesada girmiş âlemi ıslah edeceğine dair müteaddit rivâyât-ı sahiha var. Halbuki şu zaman cemaat zamanıdır, şahıs zamanı değil. Şahıs ne kadar dâhi ve hattâ yüz dahi derecesinde olsa, bir cemaatin mümessili olmazsa, bir cemaatin şahs-ı mânevîsini temsil etmezse, muhalif bir cemaatin şahs-ı mânevîsine karşı mağlûptur. Şu zamanda, kuvvet-i velâyeti ne kadar yüksek olursa olsun, böyle bir cemaat-i beşeriyenin ifsâdât-ı azîmesi içinde nasıl ıslah eder? Eğer Mehdînin bütün işleri harika olsa, şu dünyadaki hikmet-i İlâhiyeye ve kavânin-i âdetullaha muhalif düşer. Bu Mehdî meselesinin sırrını anlamak istiyoruz.

Elcevap:

Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmetinden,

şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak,

• her bir fesad-ı ümmet zamanında

• bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zîşan

• veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi mehdî hükmünde

• mübarek zatları göndermiş,

• fesadı izale edip milleti ıslah etmiş,

• din-i Ahmedîyi (a.s.m.) muhafaza etmiş.

Madem âdeti öyle cereyan ediyor.

Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında,

• elbette en büyük bir müçtehid,

• hem en büyük bir müceddid,

• hem hâkim,

• hem mehdî,

• hem mürşid,

• hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek

• ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır.

Cenâb-ı Hak bir dakika zarfında

beyne's-semâ ve'l-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi,

bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder.

Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini

ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadîr-i Zülcelâl,

Mehdî ile de âlem-i İslâmın zulümatını dağıtabilir.

Ve vaad etmiştir; vaadini elbette yapacaktır.(559)

Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında gönderilecek ehl-i beyt-i Nebevîden olacak zatın bir çok vasfı sayılırken onun hâkim olacağından da bahsediliyor. Fakat bu kelime, bir çok ayrı yayınevinin baskısında da hem küçük harfle yazılmış, hem de bunun bir kavram olduğuna ait hiç not düşülmediği için belki benim gibi pek çok okuyucu hâkim tabirini normal kelime anlamıyla düşünerek bu metni değerlendirmiş olacak ki R.Nuru okumaya başladığım 1970 yılından beri bu tabirle ilgili farklı bir değerlendirmeye hiç şahit olmadım.

Daha sonra iki Hadis Külliyatında inceleme yapınca bu hâkim kelimesinin Hadis Raviliğiyle ilgili bir kavram olduğunu gördüm. Şöyle ki;

A-Diyanet İşleri Başkanlığının Yayınlarından, Sahih-i Buharî Muhtasarı - Tecrîd-i Sarîh Tercemesi adlı Hadis Külliyatının, Türk Tarih Kurumunda basılan 1984 yılı baskısının 1.Cildinin 8. sahifesinde şöyle denmektedir:

“….Muhaddis yüz bin Hadisi metinleriyle, senetleriyle hıfzetmiş ve senetlere dahil ricali tercemeleriyle ve cerh ve ta’dil nokta-i nazarından halleriyle tanırsa Hafiz namını alır. Hüccet de üç yüz bin Hadisi böylece ihata eden Muhaddisin ünvanıdır. HÂKİM de bütün Sünnet’i ihâta etmiş olan İmama denir.Bunlar elsine-i nâsda şöhret bulan tariflerdir……”

B-Akçağ Yayınevinin neşrettiği Doç. Dr. İbrahim Canan’ın Kütüb-i Sittesinin,1988 Ankara baskısının, 1. Cildinin 514.sahifesinden itibaren “Ravilerin Dereceleri” başlığıyla önce 1. olarak TÂLİB, 2. olarak MUHADDİS anlatılmakta;

3.olarak yazılan Hâfiz ile ilgili: “Hafiz’in umumiyetle yüz bin kadar Hadisi senet ve metniyle ezbere bilen Muhaddisler için kullanıldığı ifade edilmiştir.” denilmektedir.

4.olarak yazılan Hüccet ile ilgili olarak da “O’nun da üç yüz bin kadar Hadisi metin ve senetleriyle ezberleyen kimselere dendiği…” belirtilmektedir.

Daha sonra 5. olarak ise HÂKİM yazılarak, ”En yüksek mertebede olanların unvanıdır. Bütün Sünneti nefsinde cem eden kimseler bu unvanı almaya hak kazanırlar” denmektedir.(516)

Yani Bediüzzaman Hazretleri, 29.Mektubun belirtilen yerinde Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında gönderilecek ve Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacak O zatın birçok vasfını sayarken, onun hâkim olacağından da bahsetmesi, bu bilgilere göre değerlendirilmelidir. Yukarıda bahsedilen ve önemli bir kavram olan bu kelime, yayınevlerince bundan sonra Hâkim şeklinde büyük harfle yazılmalı, dipnot olarak bunun Hadis Ravileriyle ilgili bir kavram olduğu belirtilmelidir.

Ancak bu konuyla ilgili, sitemizde, 18 Ekim 2006 tarihinde yayınlanan RİSALE-İ NURDA AHİRZAMAN HADİSÂTI ve MEHDİ MESELELERİ… adlı makâlemi de okumanızı, konu bütünlüğü açısından tavsiye ediyorum.

İhsan Atasoy Ağabey vasıtasıyla öğrendiğim ve benim için önemli bir delil olan bu bilgileri sitemizin okuyucusu olan arkadaşlarıma arz etmeyi önemli vazife addediyorum.




NOT: Her ne kadar bir ağabeyim bu mânâyı, Mehdinin gerçekleştireceği üç safhalık İman, Hayat ve Şeriat mânâlarıyla ilgili olarak, “O’nun hâkim olacağının ifadesi olsa gerek…” demişse de, bu iddia, İhsan Atasoy ağabeyin ifade ettiği mânâyı bence zayıflatmadığı için, şimdilik yazımı değiştirme ihtiyacı duymadım.

  24.09.2007

© 2015 karakalem.net, Halil Köprücüoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

7En Üstün Din (Fetih Suresi, 28. Ayet)Mesih Ahlatlı, 16.03.2008, İstanbul

"Birgün âlem-i menamda bir sahrada gezerken, bir çok kalabalık ahalinin içine girdim. Dersim olan Kelime-i Tevhid'e devam ediyordum. O ahalinin cümlesi Nasara imiş. Biz aşikâre Kelime-i Tevhid'i çektiğimizden, hepsi bize iştirak etti. Her yüz başında, "Muhammed-ür Resulullah" diyorum. O Nasaralar, "İsa ruhullah" diyorlar. Onlara dedim ki: "Yahu biz İsa Aleyhisselâm'ı tasdik ediyoruz." Ve kendilerine Kelime-i Tevhid'i okudum, "İsa ruhullah" dedim. İşte bakınız, ben sizin peygamberinizi tasdik ediyorum, siz de bizim peygamberimizi tasdik etseniz ne olur, dedim. "Hâyır! İsa Aleyhisselâm gökten inmedikçe ve sizin peygamberinizi aşikâr tasdik etmedikçe, biz tasdik etmeyiz." dediler. Bunun üzerine yanımda iki arkadaş bulundu. Lâkin arkadaşlarım kimler olduğunu bilemiyorum. "Biz dua edelim de, İsa Aleyhisselâm gelsin ve bizi nasıl tasdik ediyor, göreceksiniz." Dua ettik. İki kişi, "âmîn" dediler. Lâkin İsa Aleyhisselâm gelmeyince müteessir olduk. Yine dua ettik, "Ya Rabbi! Bizi bunların yanında niçin mahcub çıkarıyorsun?" dedik. "Bu din âlî değil mi?" Tahminen, arası bir saat veya bir buçuk saat sonra, karşıdan üç kişi çıktı. Elhamdülillah İsa Aleyhisselâm geliyor. Baktım birisi sakallı, ikisi şâbb-i emred. Dedim: "İsa Aleyhisselâm otuzüç yaşında olduğu halde göğe huruç etti.. ne için sakalında beyaz var?" Kalbime geldi ki, "Allahu a'lem İsa Aleyhisselâm değilse?" Bu zât ve iki arkadaşıyla yanımıza geldiler. Dikkatle baktım; üstadımızın sîması ve elbisesidir. Bizim yanımıza gelince, bizim altımız mağara imiş. Yanındaki iki kişiye emretti: "Şurada kilitli salibler, haçlar var. Cümlesini çıkarınız." Çıkardılar. Nasaralara karşı hepsini kırdı ve Kelime-i Tevhid getirip Peygamberimizi tasdik edince, biz de Nasaralara, "Bakınız, işte İsa Aleyhisselâm'ın vekili geldi" deyince, cümlesi tasdik ettiler. (Barla Lâhikası 155)"

6VASFI HAKİM HAKKINDArahimarik, 16.03.2008, manisa

Gerçekten bu mananın bu ifadeye şumulu olduğunu düşünüyorum.Çünkü,ÜSTAD H.Z bu ifadeye yakın daha doğrusu belirtilen ifadelerin MEKTUBATTA SAYFA 94[ENVAR NEŞRİYAR]´´Evet muhaddisînin muhakkikîninden "El-Hâfız" tabir ettikleri zâtlar, lâakal yüzbin hadîsi hıfzına almış binler muhakkik muhaddisler, ´´DİYE İFADE EDER.

5Hakim hakkındaHalil Derti, 28.09.2007, İstanbul

Velev Mehdi-i Azam hadis ilmindeki bu sıfat ile muttasıf olsa da buradaki ''hakim'' ifadesinin bu manaya münhasır olduğunu düşünmekte acele etmemeliyiz galiba.

4Evhamları çekmemeks huseyinoglu, 27.09.2007, Ankara

Yeni bir açılımla tanışmış olduk Allah razı olsun. Elbette, hakim kelimesinin dünyevi "lider" likle sınılandırılamayacağı gibi, belki de hadis alimlerinin derecatı ile sınırlandırmak doğru olmayabilir. Belki de şumullü düşünüp farklı manaların da o şahısta toplanabileceği yanlış olmaz. Ki bu yazı da herhangi bir mananın inhisarından ziyade daha önce düşünülmemiş bir açılım söz konusu.

Üstadın liderlik vasfı olmadığı, yada dünyevi manada liderlik makamına erişmediği gelecek şahsın yada gercek mehdi-yi azamın bu hassaya malik olacağı noktasında ki fikirlere gelince;

Üstadın, evhamları mehdinin siyasi dairede ki hizmetine cekmemek için Risale-i Nur'a bu nam verilmemeli mealin de ki sözü de yeterince açıktır. Burada, Risale-i Nur, yada Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi mehdi degildir diye bir ifade yok, bilakis bunun gizlenmesinin hikmeti belirtilmiş. Ayrıca geniş dairede ki hizmetlerin dindar hristiyanlarla alakası, hilafet makamının meclisle ifadesi, Mehdiyet ve Hz. İsa'nın nuzulü ile alakalı şahs-ı manevi vurgularından anlaşılan da o dur ki, eğer ileride lider olacak birisi gelecekse o dahi bir cemaatin şahs-ı manevisi olmak lazımdır.

Eğer şahıs aranıyorsa siyasi alemle alakalı ölçülerin verildiği - mektupların yazıldığı üstadın 3.Said dönemi de dikkate alınmalıdır. Risale-i Nur dairesinden çıkacak şahsın 3. Said olması da muhtemeldir.

Üstadın o dönem ki hizmetleri ve ektiği tohularla tatmin olunmuyor, akla ve adetullaha ters bir şekilde illa ki aniden ortalığa çıkıp asıp kesecek. Ani ve def'i bir surette cihanşumul bir hakimiyeti elde edecek mucizevi bir şahıs bekleniyosa bu durum da diyecek bir şey yok.

Zannediyorum böyle bir baharı, tüm enerjisini bu baharı getirecek şahsa endeksleyip beklemeye koyunlarla gelmesini düşünmek de akl-ı selim mesleğine uygun değildir.

Son olarak helaket ve felaket asrından bahar aylarına doğru ilerlediğimiz şu günler de mehdi-yi azam'ı beklemek yani şu anki hizmetlerin mağlubiyetiyle beraber, musibetler ve daha şiddetli fitnelerin galib olacagi devirler arzu etmek manasinda, "fikir dediğiniz şey, el'iyazubillah arzu olmasın. Bazen zalimane intikam-ı şahsi, arzuya fikir suretini giydirir....." cümlelerini hatırlatıyor.

3Ahir zamanın en büyük mehdisi.enes kara, 27.09.2007, Ankara

Benim kanaatime göre burada hakim kelimesinden, kavramından önce üstadın izahını yaptığı konuda geçen "Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında gönderilecek" diye devam eden cümleye dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi düşünelim Ahir zamanın en büyük fesadı, yaşandı mı, yaşanıyor mu, ilerde mi yaşanacak

Biz bu fitne-i ahir zamanı da Hz.üstad ile onun özellikle 5.şuada yaptığı tevillerle gerek islam deccalı olan sufyanı gerek hiristiyan aleminde dinsizliği yayan deccalı, onun nerede çıkıp neler yapacağınıda üstad ile yani Mehdi ile öğrendik. Üstadın yaşadığı devrede Alemin gördüğü maddi manevi en büyük tahribatın, yani ahir zamanın en büyük fesadının vuku bulduğunu, şuan ki hal-i alemde yaşanan fesatların ise onun uzantısı olarak devam ettiğini düşünüyorum.

durum bu olunca Hakim tabirinin halil beyin ifade ettiği tarzda anlamanın da isabet olduğunu, ilerde gelecek ve risale-i nuru program yapacak şahsın da yine icraatında risalei nuru esas yapacağından dolayı onun amelinin bir misli de yine “Es-sebebü Kel fail” sırınca Hz.Üstada geçeceğinden dolayı, Üstadın hem, hem diyerek vasıflarını saydığı Ahir zamanın en büyük Mehdisinin bizzat kendisi olduğunu düşünüyorum.

2Hâkim kimdir?Şeyma Gür, 25.09.2007, Çorlu

Allah razı olsun. Çok önemli bir ayrıntıyı ortaya çıkarmışsınız.

1mehdi meselesiselahattin altıntaş, 24.09.2007, konya

Üstad Hz.leri Risale-i Nur'un her yerinde yoruma gerek olmayacak şekilde açık olarak Mehdi-i Azam'ın geleceğini yazmıştır. Başkaların yorumuna da ihtyaç yoktur. Hali alem de bunu göstermektedir. Gözünü yuman sadece kendine gündüzü gece yapar. hakim kelimesine takılmanız şaşırtıcı. Kelimelerin istilahi manalarına bakmalıdır. Mesela operatör kelimesi karayollarında başka, telekom'da başka, hatanede başka mnalara gelir. Hakim kelimesi dünya çapında bir lider olacak zat için ne anlama geleceğini bilmem başkasına sormaya gerek var mı?




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut