“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

V. Esmâ-i hüsnâ ahlâkı
–Metin Karabaşoğlu

[*4.617 yazı içinden]

Herkese Sorulacaksa Eğer?

Mehmed Boyacıoğlu

ÖNGÖRÜLEN ANAYASA değişiklikleri ile birlikte okullardaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkartılması düşünülüyormuş. Özünde böyle bir uygulamaya karşı olmam düşünülemez. Bir kesim vatandaşı memnun etmeyi hedeflediği anlaşılan bir düzenleme. Sırf imamlara maaş veriyor ve söz konusu dersi okullarda mecburî tutuyor diye, dine karşı tutumu besbelli olan bir düzeni Sünnî devlet nizamı olarak lanse etmeyi nasıl beceriyorlar, ve bunu kardeş bildiğimiz başka bir zümre aleyhine nasıl kullanıyorlar? Düzenin din konusundaki karnesi düzgünmüş ve 163. ve benzeri lastikli maddeler yüzünden ezilenler, zulüm görenler Sünnîler değilmiş gibi.

Oysa, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin zorunlu oluşunun, 12 Eylül lider kadrosunun kendi anayasalarına dindar çevrelerden destek bulmak için giriştikleri bir manevra olduğunu da bilmeyen yok.

Neyse konumuza dönersek, insanların iradelerinin ciddiye alınarak bir dersten muaf tutulmaları özünde doğru bir uygulama. Zira, dinde zorlama yok…

Ancak, mezkûr dersle ilgili olarak bir kesimin hassasiyetlerini ciddiye alan bu uygulama diğer kesimlerin derslerle ve eğitimin geneli ile ilgili olan duyarlılıklarını kàle alacak mıdır?

Mesela, dinler, ideolojiler, gelenek ve görenekler salatası olan din dersi kitaplarının içeriği geniş vatandaş kitlesinin görüşleri doğrultusunda değişecek midir?

Söz gelişi, bazen devlete bağlılık bazen pısırık bir hümanizm aşılayan Vatandaşlık Bilgileri dersinin içeriği değişecek midir?

Kainâtı sebeplere teslim eden, bu ülke sınırları içindeki her iyiliği, 1923’ten başlatmakta hâlâ ısrar eden Coğrafya kitaplarına dokunulacak mıdır?

Nuru Hz. Âdem’den de önce yaratılmış olan Efendimize (sav) ancak bir Ortaçağ siyasi lideri (!) payesi veren Tarih kitapları yerinde kalacak mıdır? İslâm’ın – Allah katında din yalnızca İslâm’dır fermanına rağmen- 610’da başladığı iddia edilecek midir?

Biyoloji kitapları DNA başta olmak üzere sebeplere ilâhlık vermeye devam edecek midir? Darwin ve takipçilerinin teori bile sayılmayan görüşleri, kaziye-i muhkeme kabul edilerek genç beyinlere şırınga edilecek midir?

Kimyanın gösterdiği müthiş düzenin atomların rasgele (!) hareketleri ile oluştuğu beyinlere çakılmayı sürdürülecek midir?

Uzatmayalım, her bilimde kitlelerin isteği doğrultusunda değişiklikler yapılacak mıdır?

Böylesi bir değişikliği, bilimleri istediğimiz bir bakışla ele alan müfredat ve kitapların devlet tarafından hazırlanmasını, şu şartlarda beklemiyorum.

Benim beklentim, eğer devlet gerçekten demokratik ve teknik devlet olmak istiyorsa evrensel olarak kabul görebilecek bazı sınırlamalar belirlemesi ve onları ihlâl edenlerle ciddi biçimde uğraşması; gerisine karışmamasıdır.

Bunlar iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki kırmızı çizgiler olmalıdır:

  • Her ne suretle olursa olsun kàtil ve caniliği teşvik eden müfredat istemiyorum.

  • Her nevi hırsız adam yetiştirmeyi hedefleyen müfredat istemiyorum.

  • Kamu malını aşırmayı teşvik eden kitap istemiyorum.

  • Vergi kaçırmayı hoş gören okul istemiyorum.

  • Ayıplı mal satanı müşterisini kandırmayı teşvik eden kitap istemiyorum.

  • Kişileri ve kurumları birbirine düşüren öğretmen istemiyorum.

  • Eğitim kurumlarının herkesin saygı gösterdiği kutsallara sövmesini hoş karşılamıyorum.

  • Vatan ve milletin ortak sembollerine saygı duymayan okul istemiyorum, v.s.

Eğitim hususunda gerisi, sivil toplumun bileceği iştir. (Frenklerin yazdığı societé civile’e dair metinleri karıştırmazdan önce, Anadolu’nun değişik yerleri gezilirse, son devirlerde yetersiz de olsa, bu işin nasıl gönüllü bir faaliyet olarak icra edildiği görülecektir.) İsteyen kâinatı ve içindekileri Allah’ın mülkü bilir ve hadiseleri O’nun kudretiyle, ilmiyle, rahmetiyle, ilh... açıklar, dileyen tüm bunları sebeplere, tabiata, kendi kendine olmaya havale eder, isteyen meselâ Hindistan’daki selleri, Kalahari’deki kuraklığı ineklere iyi davranılmamasına bağlayabilir. Dileyen depreme ilahi ikaz der, isteyen doğanın başkaldırısı der… vs.

Aksi takdirde, müfredatın devlet eliyle, bize göre yanlış olanı dayatmaya devam etmesi halinde, Meyvenin Altıncı Meselesindeki okumaya, anlamaya çalışır ve, bir kardeşimin dediği gibi ‘En iyi okul eve en yakın olan okuldur’ demeye devam ederiz.

  06.09.2007

© 2015 karakalem.net, Mehmed Boyacıoğlu

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1hayretasey, 07.09.2007, bursa

evet hayretle bekliyoruz böyle bir karar acaba yürürlüğe girecek mi.Eminim ki bu uygulamayı başka yani muarız kesim tabir edilen ler yapsa idi tepki nasıl olurdu.mehmet beyin de vurguladığı gibi tarafsız dediğimiz aslında mutaassıp derecede taraflı olan bilimin bu kadar beyinlerin içine zorla sokulduğu bir devirde din dersini de kaldırıp insanların inançlarını onlarında istediği gibi sadece 'sine' de olan bir olgu haline getirme çabasına büyük bir yardım omayacak mı.Eminim ki birçok kişi benim gibi şaşkın.bu bir şaka mı.Yoksa olayın başka bir yönü mü var.Ehli dünyanın ölçüsüz mizanlarına şirin görünmek mi yoksa bir nükte mi ,nedir?




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut