“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Esrarengiz telefon
–İsmail Örgen

[*4.602 yazı içinden]

Şimdiki zamanda yaşamak

Yazara Mesaj Gönder

AKIP GİDEN günleri, geçip giden zamanı ve uçup giden ömrü, öncesi ve sonrası olan bir çizgi gibi algılar insan. Günler deyince, dün-bugün-yarın çizgisi belirir bu yüzden önümüzde. Zaman deyince, geçmiş-şimdi-gelecek çizgisi çizer muhayyilemiz. Ömür deyince, doğumla başlayıp ölümle son bulacak bir çizgi çizilir hayalimizde.

Gerçekte, insanın elinde yalnız ‘şimdiki zaman’ vardır oysa. Yirmidört saatlik bir zaman olarak ‘bugün’ bile değil, şimdiki zaman, yani yalnızca şu an. Bir dakika öncesi bile geri getirilemez biçimde gitmiştir ve bir dakika sonra yaşıyor olacağımızın garantisi yoktur. Koca dünya için dahi bir dakika sonrasının garantisi yoktur.

Kala kala insanın elinde bir ‘ân-ı seyyale’nin, akıp giden bir ‘şu an’ın, bir ‘şimdiki zaman’ın kaldığı dünyada yaşıyor olduğumuz halde dün-bugün-yarın, geçmiş-şimdi-gelecek tasavvuruyla zamanı yayıp genişlettiğimiz için, kararlarını verir, yönlerini belirler, davranışlarını ayarlarken kendilerini daha geniş bir zaman dilimi içinde kurgular insanoğlu. Elindeki yegâne sermaye yalnızca şu andan, uzayıp gidiyor sandığı ömür gerçekte yalnızca şu dakikadan ibaret olduğu halde, dünden yarına, geçmişten geleceğe upuzun bir çizginin ortasına oturtur şu andaki varoluşunu.

Sonuç?

Dün veya yarın adına bugünün, geçmiş ya da gelecek adına şimdiki zamanın terkidir sonuç.

İnsanın şu an için yapması gereken birşey vardır, işte şu tam önümüzde duran meselede Rabbimizin rızası doğrultusunda alacağımız karar apaçık ortadadır; ama ya geçmiş, ya gelecek, zihnimizi o noktadan alır, dağıtır; ve böylece, odaklanmamız gereken o nokta, o şimdiki ana bakan vazife-i ubudiyet belirsiz hale gelir, flulaşır. Şimdiki zamanın derdine düşmesi gereken insan, ya geçmiş adına, ya gelecek adına şimdiki zamanda yapması gerekeni terkeder, şu an yapmaması gereken kimi şeyleri ‘geçmiş’e yaslanan izahlar ve ‘gelecek’e yaslanan maslahatlarla meşrulaştırır.

Son üç asırda âlem-i İslâm’da düşünce ve aksiyon adına ortaya konulan verimleri, çabaları, teşebbüsleri, bu zaman sarkacı içinde değerlendirmek mümkün.

Ortadaki teşebbüslerin ekserisi, ‘şimdi-odaklı’ değil maalesef. Bir kısmı kutsal geçmişe hapsolmuş, diğer bir kısmı kutsal bir geleceğe.

Biri esnemesi gereken yerde ‘kutsal geçmiş’ adına kaskatı, öbürü dik durması gereken yerde ‘kutsal gelecek’ adına gevşek.

Biri ‘değişken’lerde bile sabitfikir, öteki ‘sabite’lerde bile değişken.

Biri geçmiş hatırına bugünü doğru okumuyor, diğeri gelecek adına bugün dimdik duramıyor.

Şanlı bir geçmiş adına ‘dün’ü olduğu gibi bugüne taşıyan ‘gelenekçi’lere bedel, şanlı bir gelecek adına dünün bunca birikimini reddeden ‘modernist’ler bunun en uç örnekleri...

Bu dün-yarın sarkacında bugünkü vazife-i ubudiyetten savrulma tablosunun, bu raddede olmasa da, Risale câmiası içinde de örneklerine rastlanıyor.

Kendisine bir ‘kutsal geçmiş’ inşa etmiş bir cemaate rastlıyoruz sözgelimi. Bediüzzaman’ın bütün mirasını ve tefekkürünü önce onun tek bir talebesine, sonra o tek talebeyi görmüş ve bir parça ders almış başka bir kişiye tevarüs ettiren ve bu şekilde ‘dokunulmazlık’ kazandırılmış bir ‘şanlı geçmiş’ tasavvuru, bir ‘tavizsiz istikrar’ söylemi ile burnunun dikine gitmeyi, değişkenleri sabitleştirip değişimi görmemekte inat etmeyi ‘erdem’ gibi sunan bir çizgi bu. ‘Olacakları önceden görmek’ gibi büyük iddialar barındırıyor üstelik. Bir ‘hatasızlık’ söylemiyle öyle bir cemaatî enaniyet tablosu çıkıyor ki karşınıza, “Tek kusurumuz kusursuzluk” demeye ramak kaldığı farkediliyor.

“Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz edilmez” diyor Bediüzzaman. Zaman kaç kere tefsirini yapmış, kaydını kaç kez izhar etmiş; ama zamanın takdim ettiği her kayd-ı ihtirazî ‘inadına’ bir duruşu tetikliyor sanki.

Diğer tarafta ise, ‘kutsal gelecek’ adına bugünü feda edenleri, kutsal gelecekte yapılacak büyük hizmetler adına bugün tatbiki gereken ölçülerden taviz verenleri görüyor gözümüz. Beri taraf ‘geçmişi kurtarmak’ adına iradelere ipotek koymuş iken, bu taraf ‘geleceği kurmak’ adına iradeleri rehin alıyor. Bu tarafta da, ‘lider’in uykusundaki o büyük rüya ve zihnindeki o büyük gelecek kurgusu adına bir teslimiyet bekleniyor. Şimdiki zaman bir dik duruş istiyor olsa da gevşek durmanın açıklaması, ‘dik duruşla heba edilecek bir mutasavver kutlu gelecek’ oluveriyor. Mertlik dahi, böylece, ‘davaya ihanet’e dönüşebiliyor! Bir yanlış vâki olduğunda, öbür tarafta ‘geçmiş’ adına susulurken, bu tarafta ‘gelecek’ adına konuşulmuyor.

Özetle bizi ‘geçmiş’e davet edenler de var, ‘gelecek’e davet edenler de.

Bizim de onlara bir davetimiz var.

Elimizdeki, bir ‘şimdiki zamanda yaşama’ davetiyesi...

  01.08.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

6ZAMANI FARKETMEKSelahattin Karakök, 21.11.2007, ÇAYCUMA

Nimetler çeşit çeşittir.

Her muhatabiyette farkındalık şükrün esasıdır.

Yemek yeriz, su içeriz, havayı teneffüs ederiz.

Tüm bunların farkındalığı şükrü ortaya çıkarır.

Bu ve benzeri nimetlerin farkındalığı ayrı ayrı kesitlerde olur.

Ama bir nimet vardır ki her kesitte ondan bağımsız kalınamaz.

O da şimdidir, andır, zamandır.

Şimdiki zamanda yaşamanın farkındalığı,

Sürekli şükür içinde yaşamanın en güzel formülüdür.

Ubudiyetin üretildiği yerdir.

Kulluk kendisini burada gösterir.

Her an iş ve oluşların şahitliği yapılır.

İnsanın son nefes şahitliğinin garantisi olur.

Asıl yerden

Asra/zamana/çağa yemin olsun/şahit olsun/dile gelsin

İnsan hüsrandadır.

Ancak iman edip güzel işler yapanlar

ve birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler müstesna.

ASR 1-3

Bizzat kendi zamanını, şimdisini yaşamayanlar hüsrandadır!

Kendi şimdiki zamanı imansızlıkla, zulümle, kötülükle doluyken

önceki veya sonrakilerden medet umanlar hüsrandadır!

Bizzat kendi çağında, kendi şimdiki zamanında, kendi ortamında iman edip güzel işler yapmayanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı öğütlemeyenler hüsrandadır!

Bunları bir AMAÇ olarak farketmeyenler hüsrandadır!

Şimdiki zamanının zulümlerine karşı çıkmayanlar,

hak ve adalet için bir araya gelmeyenler, zulüm ve kötülüklere direnmeyenler,

dayanışma ve yardımlaşma içinde olmayanlar hüsrandadır!

Zamanın dile gelip bir gün konuşacağını kavramayanlar hüsrandadır.

Kendi zamanınızı farkedin, kendi şimdinizin ve kendi mekanınızın insanı olarak ahsen-amele üretin, hak ve adalet uğruna mücadele edin, dertlerin ve acıların yardımına koşun…

Her şimdiki zamana kendi insanı ve her insana da kendi şimdiki zamanı sorulacak,

size sunulan değerleri yaşamak ve yaşatmak için simdi ki zamanınızda ne yaptınız diye…

5mahmut berker, 02.08.2007, Ankara

gercekten guzel bir yazi olmus. tebrik ediyorum. zaten islam anlayisi bunu gerektirir.

4hali istikbale tercihahmet can, 02.08.2007, almanya

'gaye-i hayal olmazsa ezhan enelere doner' demis ustad.

istikbali hale tercih etmeseydi o koca ustad buyuk ihtimalle ben ve benim gibi milyonlar bugun kufrun bataginda olacakti. zaten hal'in derdinin devasida kendini ve zamanini asip istikbale ve cemiyete dair hamlelerde bulunmaktan geciyor.

buyuklugun mikyasidir kendini asmak, zamanini asmak. hesaplasma vakti ve firsati dogdugunda buna tenezzul etmemektir buyuklugun sanina yakisan.

yeni ufuklar acabiliyormusunuz. daralan kalplere bir insirah verebiliyormusunuz. o zaman sozunuz alerresi vel ayn kabulumuzdur.

bahis mevzu olan o cemaatten azledilmis ve hala daha o azlin acisini hisseden birisi olarak soyluyorum ki, sizin bu uslubunuz risale-i nur meslegini siar edinenlerin hic tanimadigi bir uslup. bilmiyorum belki de, biz risale-i nur davasini ve ihlas meslegini yanlis anlamisizdir simdiye kadar.

ama bildigim bir sey var ki, milyonlar milyarlar nura ve imdada muhtacken, baki ve muhim meseleler dellalar araken ehli hak enerjisini kavga ve gurultu de zayi ediyor.

butun kardesler selam ve muhabbetlerimle.

ustune top gullesi savrulurken "yaz habib" diyen bir ustad, meclis kursusunden iman hakikatlerini haykiran bir ustad, idamla yargilanirken cennet meyveleri yazan ustad, canavarlara ejdarhalara karsi icabinda isevilerle dahi ittifaki ittihadi saliklayan ufuk insani ustad, kendine yapilan en zalimce muameleleri dahi 'unutan' ustad, yuzunu yuz sene sonraki hamzalara omerlere ceviren ustad, kisin firtinali zamaninda tamir icin yeni delikler acilmaz diyen ustad, belki binlercesinin tahammul edemeyecegi iskencelere azaplara maruz kalip onlari cakil tasi goren ustad... ustad, ustad . ahh ustad.

3gurcan, 02.08.2007, nurvech

metin abi ben izninizle dimdik durus dediginiz durusu

HOCAEFENDININ yaninda alinan konusmalari sirasinda soyledigi su sozleriyle sizin durumunuzu izah etmeye

calisayim :

1-"niceleri vardir ki yilanlarla savasarak akreplere yer aciyorlar. boyle bir cehdin ne faydasi var ?"

2-"dogruya yorumlanabilir bir meseleyi yanlisa yorumlamak bir vefasizlik degil de nedir ?... "

3-" parcalar , bogusmayi ve ardindan da yutulmayi hazirlar " ( birlik ve bir hareket esas )

4- " BIRININ GOLGESI UZERIME DUSSE UYANIRIM "

uyudugunu iddia ettiginiz kisiyi okumadiginizi ( tetkik ve derk edemediginizi ) goruyorum ve buna hep uzuluyorum.

sizin gibi bir abimiz mesaisini sadece ve sadece iman hakikatlerine ve insanlari manen beslemeye teksif etse cok altin madenleri ve damarlari bulacagi inancindayim. hicbir cemaatin bir elestiri yazisi veya bildiri ile yorungesini degistirecegini sanmiyorum.

ozellikle de hak ve guzel bir yolda yuruyorlarsa.

ICTEN MUHABBETLERIMLE

dost aglatir dusman guldurur !

2Geçmişi inşa ederiz...Veli, 01.08.2007, İstanbul

Köksüzlük değildir derdimiz, hem kökü bilen,hem de attığı adımın bir sonrasını görme basiretine sahip olan ama zaman doğrultusunda muhakeme gücünü elden bırakmayan bir anlayış olmalı zihniyetimiz.

Tarihçi değilim ama şunu çok iyi biliyorum:Geçmiş tasavvurdur,inşa edersiniz.Nasıl inşa ettiğinizde bugünkü koşul, güç ve duruşunuzla ilişkilidir.

1mazi-hal-istikbalgrcn, 01.08.2007, norvec

koku atide bir istikbal olabilmek daha iyi.

metin abi simdiki hal ve ahvalde bogulmakda var.

koku asr-i saadette bir ahir zaman yolcusu olmak en iyisi.

unutmayin hudeybiyede hz.omer r.a cok sabirsizlanmisti ama gelecek nelere gebe imis geldiginde gorulebildi. ama bunu o kutlu nebi aleyhisselam buyuk zafer olarak biliyordu. simdiki variside onu bildigi icindir sulhumuz - sukunumuz.

koku mazide bir ati !




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut