Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Tim’in tevhid arayışı
–İsmail Örgen

[*4.669 yazı içinden]

Bitirmeyelim; konuşalım!

Yazara Mesaj Gönder

DEVLET VE toplum düzleminde varolan yaklaşım, usul ve üslup sorunlarının bir benzerinin ‘cemaatî’ düzeyde de yaşanıyor olduğu, zaman zaman dile getirilen bir husustur.

Nasıl bu ülkede kendisini ‘eşitler arasında birinci’ gören Kemalistler belli durumlarda belli refleksler gösteriyorlarsa, İslâmî camia içinde kendisini ‘kardeşler arasında birinci’ görenlerin de benzer refleksler sergilediğine sıkça rastlanır.

Öyle ki, ironik şekilde, “Türkiye’de ‘ideolojik olarak Kemalist’ olanlardan daha fazla ‘davranış olarak Kemalist’ var” diye düşündüren bir tablodur karşımıza çıkan.

Bu ülkenin ‘eşitler arasında birinci’ Kemalist elitinin bir ‘resmî ideolojisi’ olduğu gibi, İslâmî cemaatlerin ‘kardeşler arasında birinci’lerinin de bir ‘resmî ideolojisi’ vardır.

Kemalist elitin ‘resmî ideoloji’ dışındaki her türlü görüşü ‘tehlike’ olarak algılayıp bertaraf etmeye çalışmasına benzer şekilde, İslâmî cemaatlerin içinde de ‘resmî söylem’ dışındaki görüşler hep bir ‘tehlike’ işaretidir.

Kemalist elitin bir ‘millî şef’inin varlığına benzer şekilde, İslâmî cemaatlerin içinde de ‘cemaatî şef’ konumuna oturtulmuş isimler vardır.

Kemalist elit halkı özgür bırakıldığında ilk fırsatta ‘ya davulcuya, ya zurnacıya varır’ diye görüp vesayet altında tutmaya meyyal olduğu gibi, İslâmî cemaatlerin önderleri de cemaat mensubu mü’minleri ‘ya davulcuya ya zurnacıya varmasın’ diye ‘düşünce denetimi’ne tâbi tutmaya kendilerini mecbur bilir.

Ve nasıl Kemalist elitin bu ‘demokrasi-dışı’ düşünüş ve eylemlerinin gerekçesi ‘millî birlik ve bütünlük’ ise, bu cemaatî denetimin de gerekçesi ‘cemaatin birlik ve bütünlüğü’dür.

Kemalist elitin gözünde ‘memleketimizi bölmek için fırsat kollayan’ dış güçlerin varlığına benzer şekilde, cemaatleri bölmek için ‘dış güçler’ fırsat kollayıp durur.

Ve her farklı düşünce, bilerek bilmeyerek ‘bu oyuna âlet olmakta’dır.

Ülkeyi seksen yıl böylesi bir ruh haliyle yönetmeye girişen Kemalist elitin seksen yıl sonra önümüze getirdiği tablo ortadadır: Bu ülke, bu zihniyetle yönetilmeye devam etse, gerçekten bölünecektir. Türk-Kürt, laik-antilaik gerilimi başta olmak üzere, ancak ‘farklılığa tahammül,’ ‘adalet,’ ‘özgürlük,’ ‘demokrasi’ ve ‘çoğulculuk’ zemininde izale olması muhtemel bir dizi fay hattı aktif olarak mevcuttur.

Benzer şekilde, İslâmî cemaatler, ‘bölünmemek’ için sergilenen yanlış refleksler yüzünden bölünegelmişlerdir.

Risale câmiası için de durum budur.

Birinin oyunun A’ya, berikinin oyunun B’ye gitmesine tahammül son derece kolay iken; aynı Risale metninin birden fazla yorumuna tahammül son derece kolay iken; Risale câmiasında bir ‘Risale-i Nur adına üretilen farklı düşünceler ortak pazarı’na açık olmak hiç de zor değilken, “tek cemaat = tek düşünce = tek uygulama” mantığı her biri farklı ‘resmî ideoloji’ler ve ‘resmî doğru’lar barındıran bölünmüş cemaatler sonucunu getirmiş haldedir.

Susmamız istenir; çünkü ‘konuşma’nın getireceği farklılığın birliğimizi böleceğinden endişe edilir.

Birlik ve beraberlik için ‘kol kırılsa da yen içinde’ kalması istenir; bedeli, yen içindeki kırık kol sayısında artış şeklinde gerçekleşir.

Birisi A der, cemaat bölünmez; ötekisi B der, ‘cemaati bölmek mi istiyorsun?’ diye itiraz edilir.

Üstelik bütün bunlar, ‘farklılığın ontolojisi’ne dair “İkinci Dal” adlı o nefis bahsi yazan Bediüzzaman’ın sergilediği ‘akla kapı açar, ihtiyarı elinden almaz’ tutuma rağmen gerçekleştirilir.

İşte şimdi bir örnek durum ile daha karşı karşıyayız.

Birileri A derken, biz ‘hayır, ben B diyorum’ dedik diye, ‘kendini bilmez’ olduk, ‘ne idüğü belirsiz’ olduk, ‘hain’ olduk, ‘mahşer günü yakamıza yapışılması’nı hakettik, daha neler neler olduk.

Bazı kardeşler de üzülüyor; ‘birlik ve beraberlik’ adına artık bu meseleyi kapatmanın, susmanın, konuşmamanın uygun olacağını söylüyorlar.

Oysa dönüp bakıyorum da, susmanın deva olabildiği bir durum göremiyorum ortalıkta.

Susmak, muktedirleri hatada ısrar ve iktidarını tahkim durumuna getirmiş her defasında.

Muktedire de yaramamış, mağdura da.

Ve en kötüsü, olan Risale-i Nur’a olmuş.

Risale-i Nur gibi devâsa bir eser, dar akılların, cüce düşüncelerin elinde kalkan olmuş.

Birlik ve beraberliğe gelince; ben bilinen anlamda ‘cemaat’lerden kopup kendimi “Risale-i Nur câmiası” dediğim o geniş ummanın içinde bir fert olarak algılayalı beri, onyedi yıl oldu. Bu zaman zarfında, ‘bölünme’ yaşamayan bir ‘cemaat’ görmedim.

Bırakalım, konuşulsun.

Bitirmeyelim, devam etsin.

Sustuk, bölündük.

Konuşursak, belki buluşuruz.

Ne de olsa insanlar susa susa ayrışır, konuşa konuşa anlaşırlar.

  31.07.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

30GÜNEŞİN D....-BATTIĞI.....YERİ.....KONUŞALIM.bülent aktürk, 17.11.2007, istanbul

EFENDİMİZİN(S.A.V) ADININ HER TARAFA ULAŞMASI ADINA NE YAPABİLİRİZ ONU KONUŞALIM(YAŞAYALIM...)

BİRBİRİMİZİ TENKİT ETMEDEN,

BİRBİRİMİZİ DESTEKLEYEREK,

BİLMEYEREK İHLASI KIRMAKTANSA BOYNUMUZU KIRARAK VEYA KONUŞARAK VEYA SUSARAK!

GELİN BİRLİKTE NİYET TAZELİYELİM(KİMSEYİ ART NİYETLİ GÖRMEYELİM,BİRBİRİMİZE SAYGI DUYALIM)

SU-İ ZAN EDİP İSABET EDECEĞİME,HÜSN-Ü ZAN EDİP YANILMAYI TERCİH EDELİM.

BİR BİR BİR BİNE KADAR.........BİR NEDEN BİR OLMAYALIM Kİ?

SAYGILARIMLA.

29KRAL ÇIPLAKSelahattin Karakök, 17.11.2007, ÇAYCUMA

Allah

Ademe konuş dedi. O da konuştu

Melekler selam durdu...

Bütün Nebilere

Apaçık sözlerle halkın önüne çıkın

Ve koınuşun Dedi...

O dili sorunlu olana, Musa'ya

Git konuş Firavuna dedi.

O da Rabbinden istedi

Dilimdeki düğümü çöz ki,

Sözümü iyi anlasınlar.

O güzel kuluna/

hulukin'aziymine/

en mükemmel ahlaklısına

Yaratan Rabbinin adıyla

Kendine okuduklarını

Kalk ve insanlara konuş

Diye O'nunla konuşuldu...

O da konuştu ve Nebi oldu...

Kelam-ı Ezeli konuşuyor.

Kainat konuşuyor.

İnsan konuşuyor.

Çatlaksızlık bundan...

Bugün...

Gerekeni konuşmayanların

O gün ağızları mühürlenecek.

Gözleri, kulakları, elleri, derileri

Konuşacak...

Hesaplı konuşanların,

Çıplak krala

Ne güzel elbisen var diyenlerin.

Ağzı mühürlenecek...

Çocuk safiyetindeki

Sorumluluk yüklü konuşmalar devam...

28NEYİ KONUŞALIM!..bülent aktürk, 16.11.2007, İSTANBUL

1-H...edef

2-A...zim

3-M...ücahede

4-S...abır

5-İ....stikrar

amacımız insanlara faydalı olmaksa ki,öyle!

O ZAMAN İNSANLARA BALIK TUTMAYI ÖĞRETELİM,SADECE YEMEYİ DEGİL.

karakalem de üç filtre öyküsü var ÇOK GÜZEL

KONUŞACAKSAK O ÖLÇÜLER İLE KONUŞALIM

BİZ EVET HERKESİ SEVİYORUZ,ALLAH YARATTI DİYE(SADECE KAFİR'İN KÜFRÜNÜ SEVMİYORUZ.)GAVUR'U BİLE SEVİYORUZ O'NU BAŞKASI MI YARTTI ? HAŞA!......

27BU DEVRİN EVLİYASI KİM?bülent aktürk, 16.11.2007, istanbul

EFENDİMİZ(S.A.V) ''YA HAYIR KONUŞ.YA SUS.'' DEMİŞ.

BÜTÜN ALİMLERİN İTTİFAK ETTİĞİ BİR HUSUS ''ARANIZ DA KONUŞMASI EN HAYIRLI KİMSE O KONUŞSUN,SUSARAK KONUŞMASINI EDEBLE DİNLEYİN''

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNE SORMUŞLAR,BU DEVRİN EVLİYASI KİM? DİYE.....

CEVAP MANİDAR;

''SUSANDIR!'' DEMİŞ

NOT;''SÖZ GÜMÜŞ İSE,SÜKUT ALTIN'DIR.''

26DEĞİŞKENLER ve DEĞİŞMEZLERSelahattin Karakök, 15.11.2007, ÇAYCUMA

Zaman ve mekan üstü hep diri kalan evrensel gerçeklerin zaman ve mekana bir rahmet olarak akması neticesi oluşturulan hayat biçimlerinin,

bire bir tezahürlerinin farklı zaman ve mekan akışlarında da aynen bire bir muhafazası ve tatbikinin sadakatla yapılması, her an yenilenen an ve mekanlar için gerçekten olması gerekenmidir?

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız sizedir.

Onların yaptıkları sizden sorulmaz.

Bakara 131-141

25mükemmel tesbitilkay, 07.08.2007, ......

Ahmet yıldız beyfendi çok veciz ifade etmiş. Allah razı olsun.

2430 yıllık tahribat ahmet yıldız, 07.08.2007, Ankara

Metin Ağabey ağzına gönlüne diline ve kalemine sağlık 30 yıllık tahribat ancak sizin gibi ağabeylerin bitirmeyip konuşumasıyla tamir edilir.Teşekkür ederiz dualarımız sizinledir.

23HAYDİ BİTİRELİMMesut C, 06.08.2007, İstanbul

İnsan olmanın yakınlarında, hemen kıyılarında doğru ve yanlış insana aynı uzaklıkta bulunur. Seçmek ve zaman zaman doğrulara ve yanlışlara uğramakta biraz insan olmanın kendisindendir. Bizde kimse "mutlak doğru yada mutlak yanlış" tır diyemiyoruz bundan dolayı. Her söyleneni ve her yazılanı bir mihenge vuruyoruz. Vurduğumuz mihenkler de hep bakış açısı gerektirdiği için bir muammanın ortasında kalakalıyoruz. Dinleyenlerden çok, söyleyenler ve yazanlar içinde geçerli bir hal bu. Misal yüz tane tehlikeli makaleler ele alan bir yazarın bir yerlerde yanlış ve hata yapması ve "kusursuz" olamaması insan olmasının bir getirisidir. Yani "kusursuz" ve "yanlışsız" insanlar aramanın anlamsızlığı kadar, bir insanı bir hatasında idama mahkum etmek de, hata yapmanın zaten ta kendisidir.

Bu herkes için böyle Mehmet Kutlular abi için, Metin ağabey için yada benim ve bizim için...

Yukarıda yazanlar her ne kadar doğru olsa da "bence" söylenme şekli, söylenme sayısı ve duyguların bu yazıların içine karışması doğru olma hakkını elinden alabilir.

Daha önce ki yazdıklarım bu konu için bana göre geçerliliği olan eleştrilerdir. Ama haklı bulduğumuz konuda desteklediğimiz gibi, haksız bulduğumuzda da yine söylüyoruz doğru bildiklerimizi..

Benim Metin Ağabeye olan muhabbetimde bir zedelenme olmamıştır. Metin ağabey bu konuda haklı dahi olsa kimse kusursuz değil sonuçta. Kusur banada ait olabilir.

22abdulmecid, 04.08.2007, Ankara

cemaatlerin bir cok noktada devletten daha kemalist oldugunu dusunuyorum. buna onlarca ornek sayılabilir. zaten cemaatler kemalizmden vazgecse ülke cok daha kısa zamanda vazgececek. biz (cemaatler) vazgecmiyoruz ki devletin vazgecmesini isteyelim/bekleyelim. degerlendirmeye aynen katılıyorum.

21MESUT C YEbahadir, 04.08.2007,

En çok zevk duyacağımız şey, sevdiğimiz ve sevgisinden emin bulunduğumuz kimselerden gelen tenkitler olmalıdır. Aksine, bazı kusurlarımızdan dolayı çok dostlarımızı kaybedeceğimiz gibi birçok eksik ve kusurlarımızı da düzeltme mülâhazası söz konusu olmayacaktır. (temmuz 2007-sizintı dergisi:Fethullah gulen)

hocaefendi bu sozleri soyluyorken ,onun muntesibi oldugunu iddia edenler nicin bu kadar tahammulsuz.en ufak bir elestiriyi bile kaldıramıyorlar.sözumona-uhuvvetin temelinin sallanacagından(!!!)-bahsediyorlar.bu konular bu kadar basit degil.MESUT C BİRAZ İNSAFLI OLLLL...

20bahadir, 04.08.2007, manisa

AYNEN BİTİRMEYELİM KONUSALIM...

19BİTİRMİYORUZ.. BİTİRMEK MÜMKÜN MÜ ?Mesut C, 04.08.2007, İstanbul

"Ne de olsa insanlar susa susa ayrışır, konuşa konuşa anlaşırlar."

değil mi ? Ne kadar masum bir ifade. Bu ifade yazının son cümlesini oluşturuyor. Ama keşke sadece son cümlesini okusaydık bu yazının. Yada sadece son cümlesini yazılsaydı..

Peki neyi konuşmada biz bu kadar ısrarcıyız. Neyi konuşunca buluşacağımızı iddia ediyoruz.Neler konuşuyoruz bi bakalım neymiş bizi buluşturacak olanlar..

Yeni Asya Grubunun siyasi tavrı ardından siyasi başka bir bildiri... Sonra bu grupla aralarında bir haklılık tartışması. Sonra Metin Ağabeyin bu cemaatle ilgili mazisi. Başka, Metin Ağabeyin bu cemaatte gördüğü eksikleri pervasızca ve YERDEN YERE VURAN BİR ÜSLUPLA dile getirmesi..

Hadi buluşalım. Nerde buluşacaksak.

Bir dövüş meydanında mı buluşacaz. Yada siyasi bir partinin altında mı ? Bediüzamanın yolundan ve izini takip ettiğini söyleyen ve her fırsatta Nurcuların nasıl bu hale geldiği hakkında ahkam kesmekten çekinmeyen Sayın Ehl-i Risale nin şu asil duruşunu görebiliyor musunuz ?

Birileri "hain, kendini bilmez.. vs vs" ithamlarında bulundu diye; O cemaati yerden yere vurmak için ve "hain" olmaktan kurtulmak için kaç tane yazı yayınlandı, kaçtane bir bıçak misali cümle savruldu acaba. Risale-i Nurda sebebi böyle dünyevi mevzular olan yada birisinin mazisinde o cemaatle iyi şeyler geçmemesinin O CEMAATİ KARŞISINA BİR DÜŞMAN GİBİ ALIP, EN AĞIR SÖZLERİ SÖYLEYEBİLECEK bir konuma oturtabileceği mi yazıyor ki Ehli Risale Ağabeyimiz böyle bir tutum sergiliyor.

EĞER ÜSTAD KENDİSİNE YAPILAN İFTİRALARI RİSALE-İ NURDA KONU EDİNSEYDİ YADA BÖYLE SİYASİ VE DÜNYEVİ MESELELERİ YAZSAYDI RİSALE-İ NUR BELKİ ALTI BİNSAYFA DEĞİL, ALTIYÜZBİN SAYFA OLURDU VE SADECE KARŞI TARAFLA DÜNYEVİ VE SİYASİ TARTIŞMALARI YAZARDI O NUR ADINI VERDİĞİMİZ ESERLERDE...

Metin Ağabey gibi bir alimin ve hocanın ve risale ehlinin böyle siyasi bir mevzuda, karşı tarafa en ağır eleştrileri söylerken ve bu denli ısrarlı ve ağır sözleri sarfederken bu "dünyevi ve siyasi" tartışmanın bizi bir yerlerde "buluşturacağını" söylemesine ben kendisinin bile inanmadığına inanıyorum. Çünkü Risale-i Nuru çok az okuyan bir insan bile bir cemaate ard arda yayınlanan yazılarla saldırı vari bir üslüp ve yazılarla onları yerden yere vurmayı kabullenemez. Ve ben sırf burdaki bu büyük çelişkiden ve kendi kanaatim samimiyetsizlikten ötürü çok soğudum ve hayal kırıklığına uğradım..

Yine aynı konu. Konuşarak bir yerlerde buluşacağız. Bir defa bu konuşma değil. Herhangi birisiyle bu tarz konuşur ve eleştrirseniz en az neticesi kavga çıkar. Bunlar konuşma deyip, kendisine "hain" falan dendiğini söyleyip, direkt söylemeden asıl hainin, kendini bilmezin ve ne idüğü belirsiz olanların, asıl onlar olduğunu bu yazılarda haykıran sayın Ehli Risale nin konuşarak buluşma iddiası bir kelime oyunundan ve yazınını edebi bir tarzda yazmaktan başka bir amaç taşımadığı kanaatindeyim.

Son dönem ki bu popüler konulara pek ilgi alaka göstermemiştim. Sonuçta Yeni Asya nın yaptığıda yanlıştı. DP ye oy verecez gibi bir edayla açıklama yapmak bir çok açıdan zaten mahsurluydu. Metin ağabey ve diğerleri bu konuda zaten gerekeni fazlasıyla yaptılar. Bende kısmen katılıyordum. En azından yeni asyanın yaptığı yanlışın önüne çok büyük bir sed çekmişlerdi.

Ama sonradan bu konu o kadar uzadı ki ve bu konu hakkında yazılanlar öyle bir ebat ve tema değiştirdiki.. Konu Yeni Asya Grubu yani düşmanımız olan cemaati EN AĞIR İFADELERLE yaralamak ve belki öldürmek olmuştu. Ve beni çileden çıkaran birilerini haklı yada haksız aşağılarken ve aşağıladıktan sonrada biz bir yerlerde buluşacağız herhalde gibi gayri samimi ve yazıların ve şahısların bulundukları konum açısından da çok ahlaki olmayan bir dalga geçişti sanki...

Metin ağabeyin ısrarı üzerine bu konuyu ben bitirmek istemiyorum. Konuşalım, olurya belki denk düşer bir yerlede buluşuruz o grupla. Gerçi buluşursak ne yapacağımızda bir muamma değil aslında. Yazılarla yaptıklarımızı herhalde yumruklarımızla yaparız..

18Kurumsallaşmış hata!Ali YILMAZ, 03.08.2007, İstanbul

Bazı kardeşlerimiz kurumsallaşmış hata ile bireysel hataları birbirine karıştırıyorlar.Kişilerin şahsi hataları üzerinde durmak elbette yanlıştır.Ama eğer hatalar kişisel olmaktan çıkıp ortak doğrular olarak kabul edilmeye başlanmışsa elbette bunların üzerinde durulmalıdır.Çünkü kurumsallaşan hatalar meşruiyet kazanma eğilimi taşırlar.Oysa neyin meşru olduğunun ölçüsünü kurumlar belirleyemezler.Çünkü meşruiyet çerçevesi belirleme hakkı Allah'a aittir.Bu çerçevenin dışına çıktığı halde,grup yapıyor diye meşrulaşan davranışlar elbette eleştirilecektir.

Eleştiriden rahatsız olanlar eleştiriyi engellemeye çalışacaklarına kendi davranışını sorgulamalıdırlar.Bazıları aksini iddia etse de doğru olan budur!Kulluk edebi, aksini söyleyenlerin hilafına, bunu gerektirir.

“Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene -fakat hakikat olmak şartıyla- minnettar oluruz, Allah razı olsun deriz.” (Emirdağ Lahikası)

Üstadın bu sözüyle amel etmenin zamanı ne zaman gelecek?

17Konuşacak Konu Kalmadı Değil Mi ?Mesut C, 03.08.2007, İstanbul

Şu an sadece hayretler içerisindeyim, başka bişey değil!

Metin ağabey konuşmadaki ısrarınızı anlamak mümkün ama konuşmak için seçtiğiniz konular artık size duyduğum muhabbetin zevali ile netice olacak diye endişe duymuyorumda değil hani..

Yani sanki Risale-i Nur gökten inmişte biz nasıl yorumlayacağımızı bilmiyoruz herkes istediği gibi konuşuyor. Böyle bir hava var anlamak mümkün değil.

Bediüzzaman Hazretlerinin sizin şu anki sergilediğiniz tutum gibi küçük bir davranışı olmuş mudur? Herşey konuşuldu bitti de "sizin başka cemaatlerle olan sorunlarınız" mı kaldı ? Artık müslümanlar imanlı ve günah işlemiyorlar ve sadece sorun olarak sizin bildirinizin sebebi olan cemaat mi kaldı? Hadi konuşalım ama bir cemaatin siyasi bir duruş sergilemesine ZATEN KAÇ DEFA cevap verdiniz. Bu ısrarınız neden? anlamak mümkün değil.

Tamam abi bitirmiyoruz konuşuyoruz. Şu cemaatinde şöyle bir noksanı var onu konuşalım birazda. Biriside şöyle bir hata yapmış onu yazalım onlarca sayfaya.. Evet bitirmiyoruz ve bitirmekde mümkün değil! Başkalarının hatalarını konuşmaksa mevzu zaten artık sadece bu konuyu konuşuruz. Zaten boşuna yazılmış Risale-i Nur bu kadar tenkid edecek mevzu varken ne diye onu okuyalım yada ondan yazalım değil mi ?

Evet BİTİRMİYORUZ ! Yapılan hatalar bitmiyor ve bizde müslüman kardeşlerimizin yaptıkları hataları onların başlarına EN AĞIR kelimelerle vuruyoruz. Böyle de bir dava sahibiyiz işte.

MADEM BİTİRMİYORUZ O ZAMAN DİNLEYİN !

- Bir mevzu anlatılırken bir den bine kadar farklı anlatma şekli vardır. Hem nazik bir tarzda incitmeden söyleyebilirsiniz söyleyeceklerinizi veyahut küçük bir hatada rezil rüsva edebilecek bir nispette ifade edersiniz içinizdekileri. Sizde hiç "kol kırılıp yen içinde kaldı" ğını görmedik zaten sizinde söylediğiniz gibi. Bu da bir erdem olarak telakki ediliyor tarafınızdan. Oysa Üstad siyasi mevzuları konuşup tartışarak bir araya geleceğimizi yazmıyor kitaplarında ve öyle bir hayatta yaşamadı. O daha çok ortak "imani" noktalarda buluşalım dedi ama... Siz siyasi ayrımın doruk noktalara ulaştığı bir mevzuda konuşarak, tartışarak sizin yada bir başkasının ağır ifadeler kullanarak ortak bir noktada buluşacağımızı söylüyorsunuz. Oysaki gerekçelerinizi kaç defa yazmışken hala bu konuda "tartışarak" bir yerlerde buluşacağımızı söylüyorsunuz. Bunu kabullenmek mümkün mü? Biz bu konuları tartışarak bir yerde buluşacaksak bu asla Risale-i Nur ve Kuran değil. Ancak siyasi bir partinin altında buluşuruz. Çünkü ne konu, ne de bu kadar uzatmanızda ki gerekçe Risale-i Nur değil. Lütfen bu tutumunuzu Risale-i Nura vermeyiniz. Kabullenmek mümkün değil !

- Size özgü olan üslubunuzu bir çok yazınızda görebiliyoruz. Bir mevzu birden bine kadar farklı şekilde anlatılabilecekken SİZDEN DİĞER GRUPLARIN VEYA İNSANLARIN HATALARINI EN AĞIR CÜMLELERLE ELEŞTİRMENİZİ OKUYORUZ. Böyle bir yapıcılık ve böyle bir hizmet şekli.. Hataları ve yanlışları söylemek güzel. Ama söylenenler kadar söylenme şeklide önemli sonuçta. BİRİLERİNİN HATALARINI ONLARI REZİL RÜSVA ETMEK İSTER GİBİ BİR ÜSLUPLA YAZMANIZ VE BAZEN O DENLİ ABARTMANIZ ALIŞTIRDI BİZİ ŞU ÜSTTEKİ YAZDIKLARINIZA.

- Üstad zamanında sanki İslami gruplar arasında hiç sorun olmamıştı. Üstada birileri hiç "kendini bilmez’ olduk, ‘ne idüğü belirsiz’ olduk, ‘hain’ olduk, ‘mahşer günü yakamıza yapışılması’nı hakettik," gibi ifadeleri hiç duymamıştı sanki.. Hayır o daha ağır ifadeleri duymuştu. Üstad onlara cevap olarak ne söylemişti. Nasıl söylemişti. Nasıl bir üslup kullanmıştı. Ve söylediklerini "bitirmeyelim" diye ne kadar uzatmıştı. Hayır onun kolu kırılıp yeni içerde çok kalmıştı. O davasını büyük bir başarıyla temsil etmişti. söyledikleriyle, söylemedikleriyle.. ÜSTADIN İZİNDEN GİDEN Kİ BENİM DE ÇOK SEVDİĞİM METİN AĞABEYİN BÖYLE İTHAMLARI DUYUNCA NEDEN BEDİÜZZAMANI YİNE TAKİP ETMEZ BU DA BİR SORU OLARAK KALSIN CEVAPLANAMAMIŞLARDA..

16BAHADIR BEY'E SON HİTAP'a ZEYL..mehmet helva, 03.08.2007, MERZİFON/AMASYA

Aziz kardeşim, Demokrat Hukukçular derneğinin bildirisinden bahsediyorsun da.. Ben de o derneğin bir üyesiyim..

O bildirinin dernekle bir alakası yok.. Bu böyle bilinmesi lazım..

Sadece dernek üyesi bir iki arkadaşın imzası var bildiride..

Diğer yandan bildiriyi okursan ve satır aralarına saklanmış inceliklere dikkat edersen o bildirinin o kadar masum olmadığını çıkarabilirsin.. Neyse o konu bahsimizin dışında.. sadede gelelim..

Eğer dernek bildiri yayınlamışsa kendi varlığını ve kuruluş amacını inkar etmiş demektir ki, bu durum herkesi kucaklamaya çalışan bir derneğin akıllı uslu yöneticilerinin basiretsiz oldukları ithamını intaç eder.. Bu da zannımca mümkün değildir, muhaldir..

selamlar

15BAHADIR BEY'E SON HİTAP !mehmet helva, 03.08.2007, MERZİFON/AMASYA

Kardeş, Mehmet Kutlular ne yapmış.. Kendi gazetesinde yazmış.. Metin ve diğerleri ne yapmış.. Kamuoyuna "BİLDİRİ" yayınlamış..

Metin de Karakalemde yazsaydı görüşlerini, niye bildiri? neye bildiri? Zaten yazıyo karakalemde...

Ben Kutlular ya da diğerlerinin haklılığı ya da haksızlığı üzerine konuşmuyorum..

Bu şekil yanlış.. tamam mı aziz kardeşim...

Beni anlamak gibi bir kaygın varsa benim düşüncem bu.. Eğer öyle bir kaygın yoksa, sana diyecek başka bir sözüm olmaz.. Selametle...

14M.HELVA ABİYEbahadır, 02.08.2007, MANİSA

fazla birsey istemiyosunda abicim bu bildiri biliyosun ki durduk yerde yayınlanmadı.mehmet KUTLULAR ABİ o malum yazıyı kaleme almasaydı DEMOKRAT HUKUKCULAR O BİLDİRİYİ YAYINLAYACAKLARMIYDI MERAK EDİYORUM.BENCE YAYINLAMAYACAKLARDI.PEKİ (HADDİMİ ASARAK SOYLUYORUM)MEHMET KUTLULAR ABİNİN USTUNE VAZİFEMİYDİ BOYLE BİR YAZI YAZMAK.USTELİK TUM NUR CEMAATİ ADINA KONUSMAK.USTELİK HİCBIR SAFF-I EVVEL ABİYLE İSTİSARE ETMEDEN.SORUYORUM SİZE?USTELİK HANGİ BİLDİRİ DAHA MANTIKLI?BİRDE BOYLE DEGERLENDİR MEHMET HELVA AGABEY...

13BAHADIR BEY'E HİTAP !mehmet helva, 02.08.2007, MERZİFON/AMASYA

KARDEŞ, eleştiriye karşı değilim bu bir..

benim söylemek istediğim "BİLDİRİ" yayınlanması olayına, Metin kardeşin o bildiriye imza atması olayına itirazım var.. bu böyle biline ikiii...

Karakalemin taa ilk sayısından itibaren abonesi ve okuyucusuyum üüüç...

Metin böyle yaptı diye aboneliği bırakanlardan değilim bu döörrrt...

TEKRAR SÖYLÜYORUM "HER KİM OLURSA OLSUN BİRİLERİNİN HAKKINDA BİLDİRİ YAYINLAMAMALI"; BU YANLIŞ BİR TUTUM..

Gazete ve dergide yazmak konusunda bir engel var mı? Kamuoyuna bildiri yayınlamanın olumlu bir faydası var mı? Metin in geçmiş hayat safahatını ve çektiği sıkıntıları "sen de mi Metinci oldun?" sorusuna muhatap olacak kadar yakından ve içerden bildiğim için BİLDİRİYE İMZA ATMASINI METİN KARDEŞE YAKIŞTIRAMADIM..

Ve hala yakıştıramıyorum.. Konuşmak lazım, susmamak gerek tamam.. ama "kavl-i leyyin" le ve anlamayacak hatta kasıtlı olarak yanlış anlayacak ehl-i dünyayla değil "kardeş" 0lanlarla dertleri paylaşarak konuşmak.. en iyisi bu değil mi?

FAZLA BİRŞEY Mİ İSTİYORUM BAHADIR KARDEŞİM ?

12yoksa siz hala yeniasyalilastiramadiklarimizdanmisiniz siz ?tatar ramazan, 01.08.2007, eddunya

yeni asyanin dp haberi ve ilgisi devam ediyor haber soyle :

demokratlar platformundan Merkez sağda sağduyu çağrısı ve HALKIN DEĞERLERİYLE BARIŞIK LİDER istegi.

haberin en sonunda arkadas soyle aktarmis yeniasyada :

bildiride "Yiğit düştüğü yerden kalkar. Bizi izlemeye devam edin! " cümleleri yer aldı.

dpliler yigit dustugu yerden kalkar inancinda ,

yeniasyali yazar abilerimizde o inancta.

ama bir de "YENILEN PEHLIVAN GURESE DOYMAZMIS " atasozu var.

ustad demiyor mu herseyin bir omr-u tabiisi vardir diye. bakin bu ozal -menderes hatta fatih sultan mehmet icin bile gecerliydi.

e kardesim

demirel zihniyeti mi kalacak tek. pes !

artik bu is bitti ! anlayin artik.

yani

mumcu eridi.

kirat tepti ve agari agir bir sekilde atti.

ampulunde tabii omru vardir elbet.

bize desteklemek - uyarmak-sevmek duser olculuce.

hic olmazsa chp nin hurmetine sevin ampulu !:)

11BAHADIR, 01.08.2007,

merzifonlu kardes.SEN BU SİTENİN YAZILARINI DEVAMLI OKUMADIGIN BELLİ.METİN ABİ LELESTİRİLECEK TUM CEMAATLERİ ELESTİRDİ.GÜLEN CEMAATİ,YENİ ASYA CEMAATİ VS...YALNIZCA SİZ NASİBİNİZİ ALMADINIZ BU ELESTİRİLERDEN.ELESTİRİLMEYİ HAK EDEN TUM CEMAATLER ELESTİRİLİYOR BU SİTEDE.SİZ DEVAM EDİN METİN ABİ.ALLAH YOLUNUZU ACIK ETSİN...

10KONUŞ METİN, SUSMA; KELİME OYUNLARINA SAPMADAN KONUŞ AMA !mehmet helva, 01.08.2007, MERZİFON/AMASYA

Yazılarınıza yorumlar yaptık.. ısrarla söyledik.. kendi görüşünüzü söylerken neden karşına Yeni Asya yı alıyorsun, bildiri yayınlıyorsun... biz bunun yanlış olduğunu söyledik.. istediğini söyle, bizimle ve duygularımızla oynamadan söyle.. kelimelerle oynamadan... bütün cemaatların hatalarına eşit davranarak, hiçbirini atlamadan.. Bundan sonra sizden bilumum cemaat hataları konusunda "bildiri" bekliyorum.. Bizleri bildirisiz bırakmayın...

Sizler bütün cemaatlerin size göre yanlış olan tavırlarına karşı istisnasız olarak "bildiri" yayınlayacak mısınız? Yoksa, bildiriciliğiniz sadece "YENİ ASYA" ya özel bir tavır mıdır?

Bir bildiride başörtüsünün açılabileceğine dair sözlü ve ya fiili cevaz veren (Yeni Asya da dahil olmak üzere) cemaat ya da gruplara karşı yayınlasanız da, bir de bu konuyu tartışsak.. YOKSA, başörtüsünün farziyeti siyasi tavır alma konusundan daha mı az önemli ..?

Bekliyorum......

9kabule zorlamaya yonelik konusmametin, 31.07.2007, Ankara

evvela metin beye katiliyorum.

diyalog, konusma, sohbet bazilari tarafindan, kendi fikirlerini karsi tarafa kabul ettirme vesilesi olarak algilaniyor. yani ben seninle konustum ama sen benim nokta-yi nazarimi hala kabul etmiyorsun der gibi. halbuki kimse kimsenin noktayi nazarini kabul etmek zorunda degil, bu insanlari robotlasmaya, hakkin taharrisini birakmaya goturur.

hic kimsenin nazari mutlak degildir tam tersine mukayyettir, taassubtan, ifrat ve tefritten, tevilden hali degildir, hakikatin tumunu degil buyukce bir kesimini bile ihata atmekten uzaktir. bu kisiler icin oldugu gibi topluluklar icin de boyledir.

iste bunun icin ihtiyac var konusmaya, musbet ve medeni musabakaya, taki mukerrem olan hakki arayan fitrat, hakka ulasabilsin.

herkesin, her toplulugun elinde bir hakikat parcasi var (gavvas dalgic misaline muracaat edilsin) ama hakikatin tumu degil.

bence medresetuzzehra manasi bu olsa gerektir. musbet, medeni, hur musabakanin tesis edildigi universal bir ortam. burada bazi kimselere (kim olursa olsun) verilen akil ve fikir imtiyazlarina yer yoktur, herkes anilan musabaka meydanina girip merdane fikir catismasina girmek durumundadir. iste herkesin gercek kiymeti o zaman ortaya cikacaktir. anilan musbakanin olmadigi durumda cok kiymetli gorunenler, onun tesis edildigi durumda bu pozisyonlarini kaybedebileceklerdir. acaba bu kabil kisiler boyle bir gelismeden cok korktuklari icin mi, musbet medeni ve hur bir musabakanin tesis edildigi bir vasata siddetle-suuri veya gayri suuri-karsi durmaktadirlar???

lutfen allahin cc. fitratina ve sanatina hurmet edelim

8hayırlısıaytekin şadan, 31.07.2007, manisa

şimdi a diyenlerin size baktığı gözle sizdea diyenlere bakıyorsunuz . elbette insanlar konuşa konuşa aanlaşacak ama naısl ki a diyenelr kendilerine risale i nur ua kaynak gösterince kızıyorsanız iszde risale i nuru kaynak gösteriyorsunuz onun için onlardan farkınız yok ama onlar istbdatçı siz ise yanilikçi oluyırsunuz bu mantık ta yanlış

7fuat, 31.07.2007, Türkiye

Metin abi siz yazmaya devam edin susunca daha mı iyi oluyor.Bu camianın bir gerçeği; susarak,saklayarak ,çözüm üretilmiyor.

6BASIMIZA NEGELDiYSE SUSULDUGU iCiN GELDiFatih YILMAZ, 31.07.2007, Krefeld-Almanya

Metin Karabasoglunu anlamak istyenler Risaleleri daha cok okuyup incelesinler.Bütün Kitap ve yazilarini okumus bir kardesiniz olarak( sirf ALLAH RIZASI icin söylüyorum ve yaziyorumki)

Metin Karabasoglu`nun nefsi veya birilerine yaranmak veya birilerine cevap yetistirmek icin degil SIRF ÜSTADIN BAKIS ACISINDAN ,ÜSTADIN PENCERESiNDEN BAKTIGI iCiN ve gercekleri yazdigi icin birileri tarafindan (sözüm ona) susturulmaya ve gerceklerin ortaya cikmamasi icin oyunbozanlikla suclanmaya calisiliyor

.Bu suclayan insanlarda "Risalelerden biz böyle anladik diye yazip ciziyorlar."Siz öyle anladiniz diye bir baskasi da böyle anlayamazmi?

Risaleler sizlerin tapulu malinizmi?Herkes bizim anladigimiz gibi anlayacak , bizim konustugumuz gibi konusacak,bizim söyledigimiz partiye oy verilecek vs. o zaman biz bu risaleleri niye okuyoruz ?madem ne yapacagimiza , kime oy verecegimize , kimi sevip kime bugz edecegimize siz karar vereceksiniz Risale okumayi birakalimmi?

HAYIR ,OKUYALIM,TARTISALIM,FiKiR ALISVERiSiNDE BULUNALIM,AMA BiR SARTLA KiMSEYi AFAROZ ETMEDEN,KiMSEYi BASTAN SUSTURMAYA KALKMADAN...

METiN KARABASOGLU senden yine dolu dolu yazilar bekliyoruz.Seni biraz incittiler,belki biraz üzdüler , sen bakma onlara .RiSALE OKUMALARI dedin bizlere Risaleleri sevdirdin,gün geldi KURAN OKUMALARI dedin bizi KURANLA arkadas ettin ,HADiS OKUIMALARI DEDiN RESULULLAHI sevdirdin,simdide "bu tartismalardan cok sey ögrendim "iNSANLARI OKUDUM " de ve yoluna devam et ...

UNUTMA sen yazdikca biz okuyacagiz BAZILARI istemesede ...

SENi BiR GÜN ANLAYACAKLAR

5bitirmeyelim.M.Said, 31.07.2007,

Siz yazın bizde yorumlayalım.

Fakat Ne sizlere hakaret edilsin nede eleştirdiklerinize.

4metin abiye katiliyorumgrcn, 31.07.2007, nur-vech

yeni asya bir islah hareketine ihtiyac duymaktadir.

70-80 li yillari takip etmekle bir yerlere varilamaz pek fazla.

gazetenin ozellikle revizyona ihtiyaci var.

siyasetten ayristirilmis- yorum ve fikriyatin daha da one cikarildigi ve gazetenin kalitelilestirildigi daha guzel bir yeniasya istiyoruz.

dusman guldurur dost aglatirmis !

3yusuf dogan, 31.07.2007,

Sitedeki yazı ve yorumları okuyunca böyle müdakkik yazar ve (bir kısım yüzeysel yorumlar hariç )yorumcu kardeşlerim olduğu için risale vesilesiyle Rabbim e şükürler olsun

2genel yorumke, 30.07.2007, İstanbul

yıllardır tüm yazılarınızı takip eden ve y. asya camiası içerisinde yer alan birisi olarak karakalemde yapılan yorumlardan da anladığım kadarıyla benim gibi sizi sevenlerin sayısı hiç de az değil. bu yazılarınızda bu derece vurgu yapmanızın en önemli sebebi olarak cemaatin taassup derecesine gelmiş siyaset yaklaşımını bozmak olduğunu düşünüyorum. adeta bir fanatik taraftar yaklaşımıyla bir partinin desteklenmesi risale-i nur camiası adına bence de yapılabilecek ciddi hatalardan birisi. belki bu bölünmeler dışında hizmetimize de fayda yerine zarar vermiştir. bizi dyp ci diye bilen birçok kişi sırf bu yüzden risale-i nura yaklaşamamış olabilir. üstelik gündelik siyasette de objektif olmayan görüşler vicdanlarda makes bulmadı bence. bu konuların fanatizmden uzak ve özgürce tartışılması gerektiğine kesinlikle katılıyorum. ancak bazen su bulanıyor ve görüşler netlik kazanamayabiliyor. bence dp ye karşılık akp yi adres göstermeniz tepkisel bir hareketti, ortamı bulanıklaştırdı ve sizi benzer bir yanlışa götürdü. hiçbir siyasi parti masum olamayacağı için bir zaman gelir ve insanlar da size "niye akp yi desteklediniz" diye hesap sorar. çünkü dyp'nin eleştirdiğiniz hareketlerini ve belki fazlasını akp nin de yapması bence çok olağan görünüyor. yine de ihtilafımızda hayır vardır diyorum. sonuç olarak son yazınızda vurgu yaptığınız konu belki hepsinden önemli. ama hala bölünmeden nasıl farklı düşünebileceğimiz konusu insanların zihinlerinde net değil. fitne de durmuyor maalesef. bir şekilde buna engel olunmalı. ayrıca liderlik de önemli bir konu. ne kadar demokrasi olursa olsun liderin önemi inkar edilemez. biraz da bunun nasıl uygulanabileceğine dair yazılar yazarsanız gerçekten memnun olurum.

1bir noktam.akgel, 30.07.2007, İstanbul

kelimesi kelimesine imzamı atıyorum yazıya; fakat, aynı metin karabaşoğlu neden başörtü meselesinde pasif direnişe davet etti? yoksa ben mi yanlış anladım veya yanlış hatırlıyorum? bu yazıkdai noktalar gerçekten harika. risaleler inşaalah hakettiği temsile en yakın zamanda kavuşur. yeter ki bu tarz tekelleştirici sahiplenme sorgulanabilenler listesinde dahil olsun.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut