Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.668 yazı içinden]

Bir ‘bildiri’nin perde arkası

Yazara Mesaj Gönder

TÜRKİYE’NİN SON dört ayı, hayat boyu unutamayacağım dersler saklıydı benim için. Doğru zamanda doğru yerde durabilmenin değerini, bu dört ay herkese, ama özellikle siyasîlere gösterdi. Zahirde siyasî rakibi aleyhine de gözükse gerçekte siyasete dışarıdan müdahale anlamını taşıyan bir süreçte dik durabilenler kazandı, dik duramayanlar kaybetti.

Bu süreçte, birkaç cesur genç dahi “Genç Siviller Rahatsız” ironisi etrafında kümelenen bir oluşumla ülkenin demokratik kültürüne pozitif bir katkıda bulunurken, daha 1909’da siyasete asker müdahalesine tavır koyabilmiş ve 1911’de dayatmacı zihniyetlere karşı bir ‘özgürlük manifestosu’ anlamını da taşıyan Münazarat’ı yazabilmiş Bediüzzaman Said Nursî’nin talebeleri olarak sergilediğimiz suskunluk, “Utandım, utanıyorum...” yazısında belirttiğim gibi, ruhumda müthiş bir feveran uyandırdı. Suskunluğumuz, seyirci kalmakla yetinişimiz, ‘Genç Siviller’ kadar bile olamayışımız, her hatırlayışımda, beni bir kez daha utandırıyor.

Hele bir de siyasete yapılan bu müdahaleye ‘ilkesel’ bir karşı çıkış gerekirken, Risale-i Nur câmiasının bir kolunun kendi siyasî tercihinde ‘istikrar’ adına ‘dayatmacı’dan ziyade ‘kendisine dayatma yapılan’a yüklenme gibi bir tutuma yönelmesi, ruhumdaki bu feveranı ziyadeleştiren bir unsurdu benim için.

Böyle bir hengâmda konuştuğum bir hukukçu arkadaşımla bu ızdırabı paylaştığımda, yalnız olmadığımı gördüm.

Hayatını iman hizmete üzere teksif etmiş olan ve bilfiil siyasetten ictinab eden, ama sosyal ve siyasal alanda bir mü’min olarak şartlar ve zemin mucibince alması gereken ‘ilkesel’ duruşu almaktan ve ifade etmekten de asla çekinmemiş olan Bediüzzaman’dan ders alan insanlar olarak, kritik sosyal ve siyasal meseleler karşısında ‘bireysel’ ifadelerin ötesinde ‘kollektif’ surette de tavrımızı ve düşüncelerimizi ifade etme lüzumunu tesbit ettik.

Risale-i Nur câmiasının farklı kollarını temsil eden cemaatlerin, kurumsal kaygılar, daha önce almış oldukları pozisyonlar vs. ile bu noktada gereken cevvaliyet ve esnekliği gösteremedikleri yönünde de bir kanaat vardı her birimizde.

Biraz daha kalabalık bir arkadaş ortamında da bu hususları müzakere ederken, bir Risale-i Nur’dan beslenen bağımsız bireyler olarak, ‘katı bir cemaatçilik’ ile ‘katı bir bireycilik’ arasında bir denge noktası olarak esnek, serbest, fonksiyonel bir kollektivite ortaya koyma lüzumunu konuştuk. Herkesin düşüncesini serbestçe dile döktüğü ve ortaklaştığımız doğruların biraraya toplandığı bir sivil düşünce platformuna ihtiyacımız, ortadaydı.

Zahirde Ak Parti aleyhine de gözükse gerçekte siyasete dışarıdan müdahale anlamını taşıyan bir sürecin tetiklediği ilgili müzakerede, ‘ilkesel’ olarak sergilemesi gereken duruşu ‘pozisyonu’ dolayısıyla gereğince sergileyemeyen Yeni Asya’nın Ak Parti’ye karşı bu kadar yıpratıcı bir muhalefet sergilemesi ve Ak Parti’ye gösterilecek bir teveccühün neredeyse Risale-i Nur’un ölçülerine muaraza diye görülerek vicdanî baskı uygulanması karşısında bir duruş ifade etme lüzumu da konuşuldu.

Bildiri işte böyle doğdu. Hiç sakınmadan belirteyim, konuşulan hususları arkadaşların tensibiyle bir bildiri taslağına haline getiren, bendim. Yapılan sonraki müzakere sonrası bildiriye son şeklini ise, benim vaktimin müsaadesizliği sebebiyle, bir başka arkadaşımız verdi. Bu bildirinin bazı haber sitelerine aktarımı da bu çerçevede gerçekleşti.

Yazılarımız ve hayatımız ile çeyrek asırı aşkın bir süredir Risale-i Nur câmiasının içinde olduğumuz halde hakkımızda ‘ne idüğü belirsizlik’ten ‘kendini bilmez’liğe, ‘davaya ihanet’ten ‘dünya menfaati için yardakçılık’a, hatta ‘cemaati bölmek için dış güçlerin oyununa gelme’ye her türlü zincirinden boşanmış çirkin yakıştırmanın reva görüldüğü fırtınalı günler, işte böylece yaşanmış oldu.

1111.karakalem.net’te siyasete doğrudan temas eden yazılardan uzak durma gibi bir keyfiyet sergilemiş olmamla birlikte seçime üç gün kala doğrudan siyasete müteallik bir yazıya beni sevkeden ise, bildiride belirtilen hususların arkasında durduğumu açık bir şekilde belirtme ihtiyacı hissetmem oldu.

Unutmadan söyleyeyim, onca senedir tanıdığım kişilerden aldığım “Vicdanım başka türlü söylüyor. Ama bu partiye oy vermezsem, Allah indinde mesul olacağım, ‘meşveret kararını çiğnediğim için’ Hesap Günü zor durumda kalacağım söyleniyor. Ne yapacağımı bilemiyorum” şeklindeki telefonların bu ‘beklenmedik’ çıkışta bir etkisi olmadı değil.

Bildirinin benim açımdan ‘perde arkası’nı böylece ‘ifşa’ ettikten sonra, bildiri ve sitedeki yazım vesilesiyle dile getirilen eleştiri, yorum, tepki, hakaret ve iftiralar hakkında birkaç husus söyleyecek olursam:

  1. Bu bildiri, daha ilk cümlesinde ifade ettiği üzere, ‘altında imzası bulunanlar’ adına yazılmıştır. Bildirinin altına imza atmış isimler, Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ın hayatını rehber ittihaz ettiklerini belirtmiş; ve bunu ‘kendileri adına’ yapmışlardır. Buna rağmen ‘kim adına bunu yaptınız?’ sorusuyla karşımıza çıkılması, bildirinin daha birinci satırının gereğince anlaşılmadığının nişanesidir. Kendi adımıza görüş ifade etmek ise, en temel insanî haklarımızdan biri olarak, anayasal teminat altındadır.

  2. Bildiri, Yeni Asya gazetesinin veya imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ın siyasî tercih belirtme hakkını elbette tanıyarak yazılmış; ve belirtilen bu tercihe, ortaklaştığımız Risale-i Nur ölçüleri dahilinde, katılmadığımız ifade edilmiştir.

    Bu durum apaçık ortada iken, Yeni Asya gazetesinin veya imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ın siyashi tercihini ifade etme hakkına karşı çıktığımız kabilinden bir yakıştırma, tek kelimeyle, mugalatadır.

    Karşı çıkılan husus, kendisi adına ve imtiyaz sahibi olduğu Yeni Asya gazetesi adına görüş ifade etme hakkına elbette sahip olan Mehmet Kutlular’ın bu tercihinin bütün Nur talebelerinin görüşünü temsil eder bir pozisyonda ve ‘Nurcuların lideri’ diye lânse edilerek sunulmasıdır. Bu, onun bu noktadaki hassasiyetine rağmen ilgili yayın organlarının ‘sansasyon’ refleksinden kaynaklanmışsa, elbette esasen ilgili yayın organlarını bağlar; ama her hâlükârda tavzih gerektirdiği için böyle bir bildiriye ihtiyaç duyulmuştur.

    Zira, Risale-i Nur câmiası Yeni Asya gazetesi etrafında kümelenen cemaatin yalnızca bir parçasını teşkil ettiği daha geniş bir kütleden teşekkül etmektedir. Bu kütlenin içinde farklı gruplar varolduğu gibi, bu satırların yazarı misali kendisini bir ‘grup’la tarif etmeyen ‘birey’ler de bulunmaktadır. Böyle bir durumda Mehmet Kutlular’ın ‘Risale-i Nur ve Nurcular adına’ konuştuğu söylenemez; en fazla, Nur talebelerinin bir grubu adına konuştuğu söylenebilir.

    Diğer taraftan, ‘Nurcuların lideri’ gibi tarifler, kim tarafından atfediliyor olursa olsun, peşinen red ve tekzip edilme durumundadır. Çünkü Risale-i Nur’un ihlas ve uhuvvet ölçülerine zıttır. Bir mektubunda “Said de bir talebedir” diyen Bediüzzaman’ın, İhlas risalesinde “Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz” kaydını düştüğü unutulmamalıdır.

  3. Yeni Asya gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ın ‘şahsı adına’ değil de ‘Risale-i Nur’ adına açıklama yapması, ‘şahs-ı manevî’ tezine ve ‘meşveret’ iddiasına dayanılarak savunulmaktadır. Yukarıdaki hususla paralel olarak bir kez daha belirtelim ki, Mehmet Kutlular veya başka bir kişi, ‘Risale-i Nur câmiasının şahs-ı manevisi’ adına konuşamaz; çünkü ‘şahs-ı manevî’ tarifi, farklı şekilde yorumluyor olsa bile Risale-i Nur’u rehber ittihaz eden herkesi kapsar. Bu küllî şahs-ı manevî, belli bir gruba veya o grubun mümessiline hasredilemez, inhisar altına alınamaz, alınsa ihlas ve uhuvvet ölçüleri çiğnenmiş olur.

    ‘Meşveret’e gelince; bir kararın meşveretle alınmış olması, bu meşveretin meşru ve sahih bir zeminde gerçekleştiğini kabul ettiğimizde bile, o görüşe katılmayanları zorla o görüşe dahil olmaya zorlayamaz.

    Bediüzzaman Said Nursî “Tuluat”ın daha ilk paragrafında bu hususa dikkat çektiği halde, ‘meşveret kararı’ gerekçesiyle akılların ve vicdanların ipotek altına alınmak istenmesi anlaşılabilir bir tutum değildir.

    Der ki Bediüzzaman: “... Re’y-i cumhurdan maada olan akvâl, eğer hakikat ve mağzdan hâlî ve boş olmazsa, istidadâtın re’ylerine bırakılır. Tâ her bir istidad, terbiyesine münasip gördüğünü intihab etsin.”

    “Hakta ittifak, ehakta ihtilaftır” tesbitiyle de desteklediği bu ‘demokrat,’ ‘çoğulcu,’ farklı düşünce ve yorumlara hayat hakkı tanıyan ‘özgürlükçü’ duruşa karşı ‘çoğunluk görüşü’nün mutlak bağlayıcı bir surette dayatılması, otoriter zihniyete dair psiko-sosyal analizlerle açıklansa da, ama Risale-i Nur ölçüleriyle açıklanamaz.

  4. Bugün ‘meşveret kararı’ diyerek kişilerin vicdanlarına ve iradelerine ipotek koymaya çalışanların, 1982 yılında Risale-i Nur câmiası içinde bir ‘meşveret’ kararına muhalefet ettikleri için Risale-i Nur dairesi içindeki en büyük bölünmenin yaşandığı unutulmamalıdır. Meşveret kararına katılmamışlardır, çünkü meşveretten darbeci generallerin hazırlattığı 1982 Anayasasına ‘evet’ oyu verilmesi yönünde yanlış bir karar çıkmıştır. Mehmet Kutlular’ın ‘meşveret’le alınmış ama yanlış gördüğü bir kararı tanımama hakkı varsa, aynı hak Risale-i Nur dairesi içinde Mehmet Kutlular dışındaki insanlar için de vardır.

  5. Bildiriyi eleştirme sadedinde, bize “Fethullah Gülen ve Zaman gazetesini niye eleştirmiyorsunuz?” kabilinden sorular yöneltilmiştir. Bu soru anlamsızdır. Çünkü, Fethullah Gülen Hocaefendi herhangi bir zaman diliminde ‘Risale-i Nur adına’ veya ‘Nurcuların lideri’ sıfatıyla bir siyasî tercih belirtmiş değildir.

  6. Yayınlanan bildirinin haber sitelerinde veriliş biçiminden ve ilgili sitelerde okuyucuların yaptığı yorumlardan şahıslarımız sorumlu tutulmuştur. Haberin veriliş biçimi, haber sitesini bağlar. Aynı şekilde, kişilerin ve tüzel kişiliklerin ‘kişilik hakları’na saldıran, iftira ve hakaret içeren yorumlara izin verilmesi de, yine ilgili haber sitelerinin sorumluluğu altındadır. Ne bildirimizin içinde, ne 1111.karakalem.net’teki yazımda, ne de editörü olarak sorumlusu olduğum 1111.karakalem.net’teki yorumlarda herhangi bir hakaret ve iftiraya yer vermemiş olduğumuz ise ortadadır.

    Yayınlanan nazikâne eleştiriler yüklü bir ‘bildiri’yi bir sitenin yorumlar bölümünde varlığına izin verilen çirkin iftira ve hakaretlerden sorumlu tutmak, ormanı yakanlardan dolayı kibrit imalatçılarını suçlamak türünde bir insafsızlık ve mugalatadır.

  7. Kendi düşüncemizi ve kanaatimizi açıklamamıza bu hususa dikkat çekerek tahammülsüzlük gösterenler, Türkiye Cumhuriyetini kendi ideolojik saplantıları dahilinde yönlendirmek isteyen bürokratik elitlerin haklar ve özgürlükler karşısında sergiledikleri refleksin bir benzerini sergiliyor olduklarını umarız farkederler. Bu refleks, özellikle de ‘birlik-beraberlik’ söylemi ile kendini ifşa etmektedir.

    Oysa, bütün toplumu tek bir ideolojinin güdümüne sokacağım diye gayret edip siyaset ve toplum mühendisliğine soyunanların Türkiye’yi bir bölünme ve fay hattının eşiğine getirdiğine dikkat çekmek gerekir. Risale-i Nur câmiasındaki bölünmeler de, dikkat edilirse, tek görüşü dayatmakla, aynı çatı altında farklı görüş ve düşüncelere tahammül edememekle ilgilidir. Yani, bir ‘ayrılık’ varsa, sorumlusu bu çoğulculuk karşıtı, tekçi ‘birlik-beraberlik’ söylemidir.

  8. Kaldı ki, Mehmet Kutlular’ın şahsına hakaret içeren yorumlar, ilgili haber sitesinde, bizatihî Yeni Asya mahreçli, Mehmet Kutlular’ın yaz(dır)mış olduğu bir başyazıyı esas alan bir haberden dolayı da gerçekleşmiştir. İlgili site yöneticilerine o gün o yorumlarla ilgili ahlâkî duyarlılık çağrısında bulunmayıp, bugün bu hakaretlerin faturasını bize kesmek bir duygu sömürüsü ve hedef saptırmadır.

  9. Başkalarının yazdığı ve başkalarının neşrine izin verdiği hakaret ve iftira içeren yorumlardan dolayı bizi sorumlu tutmak kadar büyük bir insafsızlık ise, Mehmet Kutlular’a başkalarının yaptığı hakarete tahammül edemezken, bize taammüden hakaret ve iftira edebilmektir. Bu farklı eleştirel yazılarda, farklı ‘cemaat’ mensuplarında da gördüğümüz bir ahlâkî za’fiyettir. Mehmet Kutlular’a yapılan hakaretler konusunda duyarlılık dile getiren insanların bildirinin altında imzası bulunan kişilere hakaret etme konusunda kendilerini şâhâne serbest hissetmelerinin ahlâkî sorumluluğunu taşıyor olmaları gerekir.

  10. Bu kayıtları düştükten sonra, ilgili dehlizlere girmeden, hakaret ve iftiraya asla teşebbüs etmeden, bildirimizi ve sitedeki ilgili yazımı yayınlanma biçimi, içeriği, sergilediğimiz düşünce ve yorum, yayınlandığı zaman, yayınlandığı yer vs. açısından adabınca eleştiren, reddeden, karşı çıkan bütün iman kardeşlerimize teşekkürlerimi iletiyorum. Sergiledikleri düşüncesini mertçe açıklama yetenekleri ve eleştiri ahlâkı için...

  11. Son bir not, bildirinin kendisine izafe edildiği Demokrat Hukukçular Derneği için. Haber sitelerinin bildiriyi bu şekilde sunmalarının hangi yanlış anlamadan kaynaklandığını bilmiyorum, ama bildiride ilgili derneğe üye isimler de olmakla birlikte bu bildiri bu dernek adına değildir. Olması da beklenemez, zira içinde benim gibi ‘hukukçu’ olmayan bir dizi ismin imzası vardır.

    Bildirinin bu derneği temsil etmediğini kaydederken, içeriğine ilişkin bir eleştiri serdetmek yerine altındaki imzalara bakıp bildiriyi ‘birkaç kendini bilmez’ diyerek karalamaya çalışanlara söyleyelim. Bildirinin imza sayısı, belli mülahazalar dahilinde, özellikle sınırlı tutulmuştur. Buna karşılık, ‘kendini bilmez’lerin sayısının ‘birkaçı’ bir hayli geçtiği seçimlerle de görülmüş haldedir.

  25.07.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

30Ne yaziyoruz ne anlasiliyor.M.Said, 24.03.2008, U.S.A

Su anda yazistigimiz portali `atisma` sahnesi gibi kullanmaya gonlum elvermiyor.Site yoneticilerinden ozur dilerim..Lakin;

Cumlelerimizin hicbir yerinde zikretmedigimiz oze/tuzel isimler,sanki ondan bahsetmisiz gibi karsimiza cikariliyor.

Risaledeki genel dusturlari nazara vermek istedim.OK?

Yani evinize gidince "evet kati burhanlarla ispat ettimki `onlar` risaleleri yanlis yorumluyorlar" ruh haline kapilmayin.Bizzat seytanin gaflete dusurmesidir bu.

29Melek kim?Ahmet Alışan, 24.03.2008, İstanbul

Siyaset meleği şeytan gösterir,demişsiniz.Melek kim,oluyor.Anlayamadım.

Üstad Demokratların parmak kesmekle yetindiklerini yazıyordu.

Şu anki Demokrat partiyi demokrat çizgide dahi kabul etsek,sizin onları melek olarak görmeniz meseleye ne kadar siyasetgir bir şekilde baktığınızı gösterir.Çünkü hiç bir melek parmak kesmez!

Bu basit hatırlatma bile sizin siyasete bakışınızla üstadın bakışı arasında dağlar kadar fark olduğunu göstermeye yeter de artar,bile.

Fikrimi sorarsanız şu anki demokratlar parmak değil,kafa kesiyorlar."Bu devlet için kurşun atanda yiyende şereflidir" diyen eski başbakanı da unutmamak lazım.Susurluk kazuratından temizlenmenin zamanı gelmiş ve geçiyorken üstüne bir de Ergenekon goygoyculuğunu eklememek lazım.

28Budur iste.M.Said, 24.03.2008, U.S.A

Ahmet abi,kusura bakmayin bizlerin siyasi noktada aklimizi bukadar ` `geveze etmeye` iznimiz yok.Hangi cumlelerimin neleri cagristirdigina bakarsaniz,durumun vahim oldugunu goreceksiniz.

Bu konualrda siz-biz muhabbetine girmeyi uygun bulmuyorum.

Nede olsa siyasi tercih meselesi degilmi?Hatirlamadinizmi hala?Hani seytan tarafina dua ettiren,melegi seytan gibi gosteren durum...!

Dikkat etmek lazim.

27Zaman neyi gösterdi?Ahmet Alışan, 23.03.2008, İstanbul

Zamanın neyi gösterdiğini anlayamadım.Zaman Eğer DP'ye oyvermeyenlerin hata yaptığını gösterdi,diyorsanız yanılıyorsunuz.Çünkü Türkiye'de sizden başka hiç kimse böyle bir söylemiyor.Bu konuda fikr-i sabitiniz olduğu için başka bir şey söylemeniz zaten mümkün değil.

Ama zaman sizin söylediğinizi göstermedi.Çünkü zaman böyle bir şey söyleseydi,herkes DP'ye oy vermemekle hata ettiğini söylerdi.

Zaman sadece şunu söyledi.Özgürlüğe giden yolda aşılacak yollar var.Menderes'in asılması ne ise AKPARTİ'nin kapatılması için açılan dava da odur.

Menderes'in asılmasında DP ne kadar suçlu ise AKPARTİ'de şu an açılan davada o kadar suçludur.

Sanırım, yorumu yazarken konu ile ergenekon çetesinin alakasını bilmiyordunuz.

Belki AKPARTİ'nin Susurluk sanığı bir genelbaşkanı olsaydı,Ergenekon'un hiddetini üzerine çekmezdi.Ama iyi ki Susurluk sanığı bir genelbaşkanı yok. Çünkü o zaman özgürlüğe değil,oligarşiye hizmet eden bir parti olurdu.

Özgürlüğe giden yolda elbet dikenler olacaktır.Özgürlüğe dikensiz yoldan ulaşılabileceğini iddia eden siyasiler köleliliğin oligarşinin devamından meded umanlardır.

Allah onların şerrinden korun!

26Zaman gosterdiki..M.Said, 19.03.2008, U.S.A

Bu yazinin burdan kalkmasi,kalmasindan daha efdal olacaktir.Malum zaman gostermistirki;ne birilerine baski yapilmistir ne demokrat Hukucular`in ongoruleri dogru cikmistir ne Mehmet Kutlular kendini `Nurcularin lideri` ilan etmistir.Kirk yillik `dini siyasete alet` eden damar `durmak yok yola devam` demistir.Birey cemaat ayrimina dikkat eden Metin abi bir sorum var;Bir adami sevmemenizde bu kararinizin etkisi ne kadardir ve bu yontem akilcimi yoksa duygusalmidir.Secimlerin uzerinden epey zaman gecti ve belki bu sure duygularin yatismasina ve fotografi usten gormeye yardimci olabilecek bir suredir.Ne dersiniz.?Mehmet Kutlulari sevmiyor olabilirsiniz ama onun uzerinden bizlerde incitiliyoruz.O Yeni Asya`nin imtiyaz sahibi o kadar.Birey birey birey diyorsunuz fakat bir ` parcaya` odaklanip onun uzerinden `butune` fatura kesiyorsunuz. Gazeteyi takip etmeyen Ahmet Alisan abi,Mehmet Agar meclise girmedigi gun Gazetenin basyazisi o konuyla ilgiliydi,irade-i millete haksizlikla ittiham etmeyin!

Bu dusunceler kendi cikarimlarimdir.Belki sizleri yanlis anlamista olabilirim.Kesin ifadeler kullanmamin sebebi budur.

25YazıkAhmet Alışan, 16.03.2008, İstanbul

Aradan geçen 8 aya rağmen bazılarının hala gerçekleri görmezlikten gelmeleri ne kadar üzücü.Mehmet Ağar'ın kendisi bile hata yaptığını kabul etmişken onlar hala Ağar'ın yanlış yapmadığını iddia ediyorlar,yazık!

24Elestiren kardesleremuhsin Kurt, 11.03.2008, Almanya

`Cenab-i Hakk, bizleri fikrî, mesrebî, hele hele siyasî taassubtan muhafaza buyursun, amin.` diyorum ve hepinizi bu sitedeki Levent Bilgi`ye ait Nurcular, Yanlisi/ Demirel`i Desteklemediklerini Deklare Etmelidirler, isimli yaziya ve yorumlarina davet ediyorum, bundan dolayi kisa keserek `Kendi aleyhinize de olsa Hakki söyleyiniz` ilahi fermanini da tekrar nazar-i itibariniza sunuyorum, vesselam

23Pişman olan var mı ki!AHMET ALIŞAN, 11.03.2008, İstanbul

Eşi tesettürlü olduğu için Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı çıkan bir partinin tesettür sorununu çözeceğine inanmak mümkün değildir.

O yüzden hiç haklı olduğumuz ortaya çıktı,edebiyatı demeyin.Çünkü sizin haklı çıktığınıza Türkiye'de sizden başka hiç kimse inanmıyor.Hiç kimse keşke oyumu Susurluk davasının başsanığına verseydim,demiyor.

Dolayısı ile boşuna yazıyorsunuz.

Tek sözüm size değil.Bir sözümde sizi diline dolayan şahsa var.

Gürcan kardeşim,sizin cemaat eleştirilince hemen uhuvvet,ihlas diyorsun.Ama konu Yeniasya olunca o sözlerini unutuyorsun.Eleştiri karşıtı Gürcan gidiyor,başka biri yerine geliyor.Bu ne iştir,anlayamadım.Anlayan varsa anlatsın!

22oldumuadem tekle, 09.03.2008, istanbul

değerli metin abi malum bir şecim geçirdik ve yeni asya cemaati ile ilgili aranızda bir bildiri için yazı karkaşası çıktı şu an gazetenin meşveret kararının ne kadar isabetli olduğu ortaya çıktı vergiler ve en önemlisi başörtüsünde yaptığı yanlış yaklaşım malum şimdi bunların aranan demokrat olmaddığı gibi din adına yaptığı cinayetleride orta bence burda yapılan yanlışın bedelini kim ödücek bunun için uhuvvetin bozulmasına kardeşler arasında kanan7 com da yayınlanan bildirinin yeni asya ve cemaatine ne kadar zarar verdiğini biliyormusunuz ama bugün başı dik olan cemaatin yeni asya olduğuda biline sizleri severim ama bügün bu konudan sizlere bir eleştiri getirmek istedim saygılar

21olmadıadem tekle, 09.03.2008, istanbul

bence yazının içinde yazılan mehmet kutluların sözü ifadesini hoş bulmadım bizlerde meşveret içindeyiz ve bizlerde şunları biliriz meşveret yapılana kadar istenilen söylenir ama meşveret kararı çıktıkdan sonra çıkan karar savunulur ve hatta savunmayanlar iki misli savunması lazımdır diye bir meşveret dusturu var ikincisi kimseye baskı yapılmadı sadece cemaatte sorulduğunda kime oy verilecek dendiğinde çıkan sonuçu söyledik ve bundan sonra internet sitesinde çıkan yazıda ve sizin yazısında yönlendirme ifadesine karşıyım tamamen meşveret gerği olduğunu bilmeniz ve mehmet kutlulardda kendi fikrrini ferd olarak vermiştir bu zamanda cemaat olmak lazım diyen üstada karşı hiçbir cemaate mensup olmadığını ifade eden sizlere de üstadın bu zamanda kutupda olsanız cemaate dahil olmanız gerekir ve işlerinizi meşveretle yapınız ifadesini hatırlatırım

20SERKAN , 31.10.2007, DÜZCE

SELAMUNALEYKÜM. BEN NURCULARIN YENİASYASINA MENSUB BİRİYİM KARAKALEMİN BÜTÜN YAYINLARININ TAKİPÇİSİYİM TEBRİK DE EDİYORUM ALLAH MUVAFFAK ETSİN.NEDEN SİYASİ KONULARDA SÜREKLİ YENİASYA ELEŞTİRİLİYOR.NURCULAR YENİASYADAN MI MÜTEŞEKKİL.DİĞERLERİ SİYASİ NOKTADA TAM İSABETMİ EDİYOR? SÜREKLİ YENİASYANIN ÜZERİNE GELİNİYOR.BAŞTA METİN ABİ OLMAK ÜZERE SİZİ SEVEN VE DESTEKLİYEN BİRİ OLARAK BEN VE ARKADAŞLARIMI İNCİTİYORSUNUZ.LÜTFEN BENİ TATMİN EDİCİ CEVAP BEKLİYORUM.ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN.

19SON YORUMUM...Yasin Eşraf, 28.07.2007,

Bakın Bediüzzaman ne diyor:

(Aşağıda verilen ifadeler sözler programı kullanılarak elde edilmiştir...)

1.Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez.

Sözler / Onuncu Söz / Onuncu Sözün Mühim Bir Zeyli ve Lâhikasının Birinci Parçası - s. 147

Beşerin idare ve ahlâk ve içtimaiyatı ile çok alâkadar olan içtimaiyyun ve siyasiyyun ve ahlâkiyyunun kulakları çınlasın! Gelsinler, bu boşluğu neyle doldurabilirler?

Sözler / Yirmi Yedinci Söz - s. 648

Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa’nın tahakkümüyle, felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, şerâit-i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inâyet inkısam etmiştir. Zihinler mâneviyâta karşı yabanîleşmiştir. İşte bunun içindir ki, şu zamanda birisi, dört yaşında Kur’ân’ı hıfz edip âlimlerle mübahase eden Süfyan ibni Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan’ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan on senede içtihadı tahsil etmişse, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin. Çünkü, Süfyan’ın iptidâ-yı tahsil-i fıtrîsi, sinn-i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istidadı müheyyâ olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer. Amma onun naziri, şu zamanda, çünkü zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı dünyeviyede sersem olmuş, istidadı içtihaddan uzaklaşmış. Elbette fünun-u hazırada tevağğulü derecesinde, istidadı içtihad-ı şer’î kabiliyetinden uzaklaşmış; ve ulûm-u arziyede tefennünü derecesinde, içtihadın kabulünden geri kalmıştır. Onun için, "Ben de onun gibi zekîyim, niçin ona yetişemiyorum?" diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez.

Sözler / Yirmi Yedinci Söz / Yirmi Yedinci Sözün Zeyli - s. 660

Halbuki, o zamandan sonra, git gide ve gele gele, sıdk ve kizb ortasındaki mesafe azala azala, omuz omuza geldi. Bir dükkânda ikisi beraber satılmaya başladığı gibi, ahlâk-ı içtimaiye bozuldu. Propaganda-i siyaset, yalana fazla revaç verdi. Yalanın müthiş çirkinliği gizlenip, doğruluğun parlak güzelliği görünmemeye başladığı zamanda, kimin haddi var ki, Sahâbenin adalet ve sıdk ve ulviyet ve hakkaniyet hususundaki kuvvetlerine, metanetlerine, takvâlarına yetişebilsin veya derecelerinden geçsin?

Sözler / Lemeât -s. 960

Zaman olur ki zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lâfz mânânın zıddıdır. Adalet külâhını Zulüm başına geçirmiş.

Mektubat / On Üçüncü Mektup - s. 79

Başlarını yesin, dünyalarını tamamen bıraktığım ve ayaklarına dolaşsın, siyasetlerini büs bütün terk ettiğim halde, düşündükleri bahaneler, evhamlar elbette asılsız olduğundan, onlara müracaatla o evhamlara bir hakikat vermek istemiyorum. Eğer uçları ecnebî elinde olan dünya siyasetine karışmak için bir iştiham olsaydı, değil sekiz sene, belki sekiz saat kalmayacak, tereşşuh edecekti, kendini gösterecekti. Halbuki sekiz senedir birtek gazete okumak arzum olmadı ve okumadım. Dört senedir burada taht-ı nezarette bulunuyorum; hiçbir tereşşuh görülmedi. Demek, Kur'ân-ı Hakîmin hizmetinin bütün siyasetlerin fevkinde bir ulviyeti var ki, çoğu yalancılıktan ibaret olan dünya siyasetine tenezzüle meydan vermiyor.

ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Dünyanın siyasetine karşı niçin bu kadar lâkaytsın? Bu kadar safahât-ı âleme karşı tavrını hiç bozmuyorsun. Bu safahâtı hoş mu görüyorsun? Veyahut korkuyor musun ki sükût ediyorsun?

Elcevap: Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden

Mektubat / On Beşinci Mektup - s. 89

Birisi: Merhametsiz siyasetin bir düsturu olan, "Hükûmetin selâmeti ve âsâyişin devamı için eşhas feda edilir."

Mektubat / On Altıncı Mektubun Zeyli - s. 110

etmeyen ve ittihama medar olmayan şeyhlik, büyüklük, hanedan, aşiret sahibi, nüfuzlu, etbâı çok, hemşehrileriyle görüşmek, dünya ahvâliyle alâkadar olmak, hattâ siyasete girmek, hattâ muhalif olmak gibi, bende bulunmayan emirleri tahayyül ederek evhâma düşmüşler.

Mektubat / Yirmi Dokuzuncu

18Üstad hiçbir zaman partizan olmadı...Yasin Eşref, 28.07.2007,

Bu bildiri partizan kişiliklerin bizimle alakası olmadığını ve bizden olmadıklarını bildirmek açısından çok ehemmiyetlidir... Bu bildiri ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar memnun edicidir...

Bu bildiri neden ehemmiyetli ?

1.Kendini vakfetmiş sayısız nur talebesini çevresindekilere imani meselelerden başka hiçbir şeye tarafgir olmadıklarını göstermesi açısından çok ehemmiyetlidir...(...

2.Risalelerin bir parti broşürü olarak algılanmasını engellemek açısından çok ehemmiyetlidir...(DP lilerin Kuranı Hakimin kendilerine işaret ettiğini anlaması kadar kötü bir şey var mıdır...)

3.Beraber kitap okuduğumuz MHP sempatizanı ve SP sempatizanı kardeşler var... Bunlar bir araya gelerek kitap okuyorlar... Partizan yaklaşım bunlar gibilere zarar vermez mi? bu yüzden bu bildiri çok anlamlı olmuş...

17ZEHRA TOPRAK, 27.07.2007, Ankara

Slm. Metin abi ve bildiriyi yayınlayanlardan Allah razı olsun.Nurcu Kardeşler böyle cesaretli davranışlara ihtiyacımız var.ben bunu cok cesurca bir hareket olrak goryorum.arkadaslar artık salt gözlerle bakmayalım sentez yapalım durum değerlendirelim taklitçi degil hakikatçı olalım hakikat için düşünüp konuşalım.yorumlar ve bildiriler için düşüncelerim şöyle:

1-DUSTURLAR evet cok önemli hatta en önemlisi de bu.en onemli düsturlardan bir de mihenge vurmak.Üstadımız kendi sozlerini dahi mihenge vurmamızı isterken niye düşünmeden hareket etek?üstelik Üstad o zaman da kendine en yakın Risalei Nuru İslami akideleri ve inanc sistemini en cok muhafaza edebilecek oan partiyi hedef gostermiştir.o yüzden DPyi degil niye DPyi hedef gösterdiği düstur edinilmeli.

2-bu tartısmalar nurcuları plemiğe göturmez fikir beyan etmek bir dayatmaya karsı cıkmak sesli düsünmek cemaati bolmez ama karsı cıkanlara hakaret yağdırıp haklarında asılsız iddalarda bulunmak evet polemik kardesi düşman göstermek olur(Mehmet kutlular Abimizi tenzih ederim O yuksek şahsiyetlidir)

3-bencede Ustadımızın sıyasete bulasmamak düstüru esas almak en dogrusu.ama kendimizi de kandırmayalım hepimiz oy kullnmaya gidiyoruz demekki bir siyasi düşüncemiz var siyasi görüşümüz var.Nurcuların siyasi görüsü bir mi olmalı ayrı mı olmalı bilemem ama Allah rızsı için elimizi vicdanımıza koyup şu soruyu soralım"hangisi bize daha yakın,hangisi daha güvenilir,hangisine namaz konusunda daha guveniriz, hangisinin İslama hizmet Hakka ve halka hizmet edeceğinidüşünürüz" bu soruları sorup ona gore karar vememiz doğru olurdu.Evet zamanında DP Risalei Nura hizmet etti ama bu cok uzun zaman once ydi sonra gelenler İslam dolayısıyla nurlara zararı cok oldu

16Haklı Çıkmak için değil HAKKI paylaşmak için...İsmail Kartal, 27.07.2007, İst. Türkiye

Sevgili kardeşim (ağabeyim) Yasin Eşref...

Daha önce yaptığım yorumdaki

"...Ayrıca oradaki 'sizin açıklamanız için yapılan yorumlar' orayı bağlar demek, sizin için çok komik olur lütfen bundan vaz geçin, DÜSTURLAR ORTADADIR, HADİSLER MEYDANDADIR..."

Bölümünü anlamsız bulmuşsunuz Aslın da eminim Metin abi Benim ne demek istediğimi anlamıştır. Ancak diğer yorumcular ve okuyanlar içinde ihtiyaç hissettiğim için kastettiğim düsturlardan bir kaçını kaynakları ile beraber nazarınıza sunuyorum.

Israrla belirtmek isterimki derdim haklı çıkmak ve kendime delil bulmak değil. Bu seçim döneminde herkes birşeyler söyledi ama bende dahil olmak üzere HİSSİYATLARIMIZ Karıştı Bu ise NUR TALEBELİĞİNE yakışmadı bunu tamir etmeli. Bununla alakalı başka zamanlarda da ilgili DÜSTURLARI isterseniz arz ederim.

BASIN YOLUYLA AÇIKLAMA YAPMAK İTİRAZLARI DİLE GETİRMEK SONUCU YAPILAN YORUMLAR VE YAKLAŞIMLAR "BENİ BAĞLAMAZ" YAKLAŞIMI YANLIŞTIR.

Buna bende bir başkasıda sebep olsa Hak Haktır.

Lütfen hakkı paylaşmak için okuyunuz...

Haklı çıkmak için değil HAKKI paylaşmak için…

Birden ihtar edilen bir mesele:

Âhirzamanda bir şahsın hatiât ve günahlarının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vardır. Eskide, "Acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi? Ve o ahir zamanda bildiğimiz günahlardan başka hangi günahlardır ki, kâinatın heyet-i mecmuasına dokunur, kıyametin kopmasına ve dünyaları başlarına harap olmasına sebebiyet verir?" diye düşünürdüm. Şimdi bu zamanda müteaddit esbabını gördük.

Ezcümle: Müteaddit o vücuhundan radyomla anlaşıldı ki, o birtek adam, birtek kelimeyle bir milyon kebairi birden işler. Ve milyonlarla insanı dinlettirmekle günahlara sokar.

…

Nasıl ki havârık-ı medeniyet namı altındaki ihsanat-ı İlahiyyeyi bu mimsiz, gaddar medeniyet hüsn-ü istimal ile şükrünü eda edemeyerek tahribata sarf edip küfran-ı nimet ettiği için öyle bir tokat yedi ki, bütün bütün saadet-i hayatiyeyi kaybettirdi. Ve en medenî tasavvur ettiği insanları, en bedevî ve vahşî derekesinden daha aşağıya indirdi. Cehenneme gitmeden evvel, Cehennem azabını tattırıyor.

…

Said Nursî

Kastamonu Lahikası, Sayfa 46

Meşveret-i şer’iyeden aldığım ders budur: Şu zamanda bir adamın bir günahı, bir kalmıyor. Bazan büyür, sirayet eder, yüz olur. Bir tek hasene bazan bir kalmıyor. Belki bazan binler dereceye terakki ediyor…

Hutbe-i Şamiye, Sayfa 59

Sakın kardeşlerim, tevehhüm, tahayyül etmeyiniz ki, ben şu sözlerimle siyasetle iştigal için himmetinizi tahrik ediyorum. Hâşâ! Hakikat-i İslâmiye bütün siyâsâtın fevkindedir. Bütün siyasetler ona hizmetkâr olabilir. Hiçbir siyasetin haddi değil ki, İslâmiyeti kendine âlet etsin.

Ben kusurlu fehmimle şu zamanda, heyet-i içtimaiye-i İslâmiyeyi, çok çark ve dolapları bulunan bir fabrika suretinde tasavvur ediyorum. O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka bir çarka tecavüz etse, makinenin mihanikiyeti bozulur. Onun için, ittihad-ı İslâmın tam zamanı gelmeye başlıyor. Birbirinizin şahsî kusurlarına bakmamak gerektir.

Hutbe-i Şamiye, Sayfa 63

Öyle zaman olur ki; bir kelime bir orduyu batırır, bir gülle otuz milyonun mahvına sebep olur. Öyle şerâit tahtında olur ki; küçük bir hareket, insanı âlâ-yı illiyyîne çıkarır. Ve öyle hal olur ki; küçük bir fiil, insanı esfel-i safiline indirir.

(Haşiye: Sırp bir neferin Avusturya Veliahdına attığı bir tek gülle, eski Harb-i Umümïyi patlattırdı, otuz milyon nüfusun mahvına sebep oldu.)

Hutbe-i Şamiye, 126

Her müstaid, nefsi için içtihad edebilir; teşri’ edeméz.

Bir fikre davet, cumhur-u ulemânın kabûlüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır; reddedilir.

Hutbe-i Şamiye, 121

Deli adama "İyisin, iyisin" denilse iyileşmesi, iyi adama "Fenasın, fenasın" denilse fenalaşması nadir değildir.

Hutbe-i Şamiye, Sayfa 130

Cemaatte vâhid-i sahih olmazsa; cem’ ve zam, kesir darbı gibi küçültür.

( Haşiye: Hesapta malûmdur ki; darb ve cem’, ziyadeleştirir. Dö

15Birinci düstür çok okumaktır...Yasin Eşref, 27.07.2007,

"... DÜSTURLAR ORTADADIR, HADİSLER MEYDANDADIR..." ifadesini İsmail Bey yazmış....

...

Ama Tabi bu demek değildir ki Bizim düstürümuz yoktur... Elbette başta İhlas risalesi ve Uhuvvet risalesi olmak üzere Barla lahikası tamamıyla bize düstürlarımızı bildiriyor...

...

mesela kastomonu lahikasında sosyal hayata ait düstürlar daha fazla gibi....

....

Yine de tüm lahikalardan nasıl bir çizgiye sahip olmamız gerektiğini ortaya çıkartabiliriz diye düşünüyorum...

...

Ayrıca hüsnü zan edip çok okuduğumu düşünmüssünüz...Hayır maalesef çok okuyamıyorum, fakat çok okumam gerektiğini iyi biliyorum... Dua edin de Allah kalbimizi risalelere musahhar eylesin.....

14Mustafa Tiryaki, 27.07.2007, İstanbul

Muhterem Metin Abi,

Sizi Yeni Asya gazetesinde eskiden çıkan yazılarınızdan tanıyan biri olarak şunu ifade etmeliyim ki:

Nur gruplarının tamamı ictimai meseleler noktasında-bütün noktalarda olduğu gibi- Üstadımıza riayet etme niyetindedirler.

Ancak bu grupların ,Üstadımızın görüşlerinin hangisine isabet ettiği noktasında ihtilafları vardır.Bu da gayet normal.Sahabeler döneminde de ihtilaflar olmuştur-gaye rıza-i ilahidir.

Yeni Asya gazetesi ve Mehmet Kutlular Abi de Üstadın ictimai tesbitlerinin doğrultusunda hareket ederek "Ehven-üş Şer" olmaya DP'yi layık görmüş.

Bunun doğruluğunu tartışacak değiliz.

Siz de zaten bunun AKP olduğunu kabul ediyosunuz.

Kanaatimce yanlış olan şu ki:

Mehmet Kutlular Abi'nin "Tüm Nurcuları" temsil ettiğini iddia ettiğini söylüyorsunuz.

Ben de böyle birşeyin olmadığını düşünüyorum.Nasıl ki siz açıkça kendi ifade ve düşüncelerinizi kendi adınıza yaptıysanız Kutlular Abi de Yeni Asya adına yapmıştır.

Hem hariçten yapılan yorumlar bizi etkilemeli.Dikkatle hareket etmemiz gerekir.

Vesselam.

13Yasin Eşref kardeşimTuğhan Özdabak, 26.07.2007, İstanbul

Kardeşim yazdıklarından anlıyorum ki Risale-i Nur'u çok okuyan birisin.Kullanmış olduğun ''DÜSTURLAR ORTADA'' ifadesini açarak bu düsturları bize yazarmısın? Ricam; dipnotları belirtirsen sevinirim.

12İsmail Kartal Bey'eyasin Eşref, 26.07.2007,

İsmail Bey aşağıdaki şu ifadeleriniz çok anlamsız olmuş:

"...Ayrıca oradaki sizin açıklamanız için yapılan yorumlar oraya bağlar demek sizin için çok komik olur lütfen bundan vaz geçin, DÜSTURLAR ORTADADIR, HADİSLER MEYDANDADIR..."

misal vererek anlatayım, Metin Bey internet haberde yayınlanan yorumları nasıl önlesin veya haber5 teki yorumlara nasıl karışabilir?

elbette oradaki bildiriye ait yorumlar o haber sitelerini bağlar... Yani Metin Bey haklı...

Çok risale okumak lazım çok, Mehmet Kurdoğlu camaati gibi çok okumalıyız...

İsmail Bey çok okuyabilmek için duanızı bekliyoruz...

11kim"i "kime" karşı savunuyorsunuz...ilkay, 26.07.2007, ......

Aziz Metin Ağabey, yazdığınız yazıdan dolayı aldığınız müsbet veya menfi yorumlara bakınca insan düşünüyor: bitsin diyenler mes'eleyi daha çok uzatıyor. Dün, cemaatlar bazında yaşanan hadiselerde sesi çıkmayanlar, bugün gayet güzel konuşuyor.. Cemaat "isterse istediğini atabilir" gibi açık söylemlerle dışlanan, sebep olarak sadece taraftar olmadığı için gibi bir sebep kendisineg österilen, bununla da yetinmeyip diğer meslek ve meşreblere de bu şen'i tecavüzü yayan insanlar, "adalet-i mahza nerede?" sorusuna "cemaatin selameti için ferd feda edilir" diye cevap verirken, bu kadar yeni asya'yı savunan insanlar neredeydi? kimin elinden tutup, haydi bunu da bırakalım, o bizim mü'min kardeşimiz böyle yapılmaz diye savundular.. Size yazılan yorumları görünce müteessir oluyoruz... kimi kime karşı savunuyorlar ki...cerbezenin ne olduğunu anlamak isteyenler lütfen dönüp ayinelerinden kendi güzergahlarına baksınlar... yazacak çok şey var, lakin, sözü kısa tutttuk ta ki, uzun olsun. vesselam.

10Hissiyatlar Karışıyor...İsmail Kartal, 26.07.2007, İst. Türkiye

Sayın çok kıymetli Metin abi...

Yazınızda, hissiyatın ciddi şekilde karıştığını ve üzülerek beyan ediyim Cerbezenin etkin olduğu gözükmekte.

Bakın abicim Yazınızda ısrarla vurguladığınız NURCULAR adına konuşma mevzu ve Açıklamanın sadece YENİASYA grubunu bağlayacağı yaklaşımınız malesef tutarsız.. Zira zaten açıklama Nurcular adına değil YENİASYA adına yapılmıştır...

İçinde benimde olduğum tepkiler ise, sizin niçin YENİASYA adına yapılan bir açıklamadan rahatsız olduğunuzdur...!!

82 Anayasası için Kutlular abinin meşveret uymadğını dile getiriyorsunuz halbuki o zaman Türkiye geneli bir istişare heyeti yok. Sadece ZAFER dergisi için oluşturulan HAKEM HEYETİ var zira Kutlular abinin itirazı TÜRKİYE MEŞVRETİNİ toplayalım orada konuşalım yönünde olmuştur. Buna muvaffak olamayınca 3 Mehmetler toplantıya KATILMAMA kararı aldılar...

Dolayısıyla Bugün YENİASYA cemaatinin kararı ile o gün arasında ciddi farklılıklar var...

Gerek basın açıklamasında gerek son yazınızda üzerine ISRARLA vurgu yaptığınız İLKESEL hareket bir partinin oy oranına göremi belirgin hale geliyor...

Bizler (BEN) Doğru olduğuna inandığım şeyi söyledim ve öyle hareket ettim bu ister iktidar olur ister olmaz... İktidar olunması adına yapılan bir yaklaşım sizinde bildiğiniz gibi Pozisyonel Bir yaklaşım olur...

Malesef siz , Basın açıklaması ve yazılarınızdaki yorumların bir kaç kişiyle değil çok kişiyle ilgili olduğunu söylerken POZİSYONEL BİR YAKLAŞILA seçim sonuçlarına gönderme yapıyorsunuz...

Bazı yayın organlarındaki açıklamalar için neden tepki gösterilmedi ama bizlere gösteriliyor yaklaşımı da çok yanlış, mezkur yayın organların ne olduğunu sizde yakından takip etmişsinizdir. Her farklı ses çıkartana taş atılsa yeryüzünde taşmı kalır, onlar ayrı başkaları ayrı..

Ayrıca oradaki sizin açıklamanız için yapılan yorumlar oraya bağlar demek sizin için çok komik olur lütfen bundan vaz geçin, DÜSTURLAR ORTADADIR, HADİSLER MEYDANDADIR...

Şuandan itibaren yapılması gereken iktidarın muvaffakiyetine dua etmektir inşaallah başarılı olurlar...

Milletin iradesi gemimizin dümenine mevcut ikdiarı getirmiştir. İnşallh geçtiğimiz dönem ki yanlışlardan uzak SİVİL ANAYASA, YÖK, KATSAYA ADALETSİZLİĞİ, YEREL YÖNETİMLER, HAK VE HÜRRİYETLER gibi demograt misyonun gereklerini yerine getirip Ebna-i Vatanı HÜRRİYET yağmuruyla sularlar ZİRA EN ÖNEMLİ İHTİYAÇ BU. Nitekim İDDİALARI VE İDİANIZ AKP nin DEMOKRAT OLUŞU YÖNÜNDE inşallah ben haksız çıkarım ve emin olun şuandan itibaren haksız çıkmak için dua ediyorum, Zira Ülkemiz çok karanlık ve sıkıntılı günlere sürüklenip bir 10 yılını daha kaybetmiş olur...

Tüm yorumlara burada sansürsüz yer verdiğiniz için size Teşekkür ederim...

Tüm okuyucu ve yorum yapanlardan haklarını helal etmelerini istirham ederim..Benden yana helal olsun...

artık bu konuları geride bırakıp hizmete devam..

Ayrıca tüm ağabey ve kardeşlere... 22. Mektup ve 28 Lem'a yı bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum...

GEÇEN GEÇTİ ARTIK HİZMETE DAİR ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM....

VESSELAM....

9Niye?UBEYDULLAH, 26.07.2007, Ankara

Ben şu anda büyük ölçüde Yeni Asya cemeati içinde hareket eden ağabeylerim tarafından daha 9 yaşında Nur'larla tanışma bahtiyarlığına ermiş fakat buna layık olamamış bahtsız bir kardeşiniz olarak derim ki:Her ne kadar yetmişlerin sonu,seksenlerin başında aşırı politize olmalarının bende ve camiada açtığı derin yaralara rağmen bana 'Güneşi' gösterenlerden Allah cc. razı olsun. Ama; münafıklığı açıkça ortaya çıkmış birinin (ki hala ona saygı duyuluyor) ardından bu 'Mehdi'dir' diye 30 yıldır bizi koşturanlar hala mı gerçegi göremezler.şimdikinin adı Mehmed ya Mehdilik için isim avantajı da var.

Acaba bu hatada ısrarın sebebi şahsî veya cemaat çıkarı olabilir mi?

Acaba bütün 'itibarlarını'o siyasi camiaya yakın durmaya borçlu olanlar,oradan ayrılınca bir hiç oldukları gerçeğiyle karşılaşmamakmıdır?

8Taşlar ve Kurbağalarşeref, 25.07.2007, İstanbul

Bence de atılan taş ürkütülen kurbağaya değmedi. Zira bence ne esasta ne usulde uyuşabilecğimiz bazı insanlar bunu yine "Nurcular bölündü" şeklinde manşetlere taşıdı. Onu veya bunu suçlamanın vakti değil bence. Hem siyaseti %1'lik bir mesele görüp hem üstünde bu kadar tartışmamız pek de yakışık almadı. Tüm bunlarla beraber bu gerilimin en kısa sürede atlatılmasını ve akl-ı selim ve soğukkanlılıkla tekrar tartışılmasını temenni ediyorum

7Ne zararı?...yasin eşref, 25.07.2007,

1.Mehmet beye katılmıyorum. Nurcular nasıl zarar gördü? Bu haberler sonrası artık daha az mı kitap okumaya başladık ?

Ben zarar denilince kardeşlerin kitap okumayı bırakmasını anlarım...

2. Mesut C ye katılıyorum bırakalım gazete işlerini ve çok okumaya bakalım, sorgulayarak okuyalım.. bırakalım bizim gibi düşünmeyen kişilere düşman olmayı.. Mesut beye ayrıca yazıyı okumasını tavsiye edrim..

3.

6artık dallandırıp budaklandırmayın!hasan, 25.07.2007,

Metin Bey, Allah sizden de Mehmet Kutlular'dan da razı olsun. O bir hata yaptı siz de tuz biber ektiniz. Ama artık bu konuları dallandırıp budaklandırmayın. Hele hele tüm dikkatlerin cemaat üzerinde olduğu zamanlarda böyle çıkışlar yapmayın. Mehmet Kutluların bundan sonraki siyasi duruşunun daha ılımlı ve yumuşak olacağını sanıyorum. Bu yumuşamadan kendinize pay çıkarmayın. Onu yumuşatacak olan AK Parti'nin müsbet çalışmaları olacaktır. Siz de herkesi ve herşeyi eleştirmek zorunda değilsiniz. Hiçbir cemaatten olmamakla kendinizi cemaatler üstü sanmayın. Yeni Asya'nın ve Mehmet Kutlular'ın siyasi duruşunu eleştirirken AK Parti'yi işaret etmek size yakışıyor mu? F. Gülen Hocaefendi açıkça ifade etmiyor belki ama Zaman Gazetesi farklı zamanlarda farklı partilere çalışmıyor mu? Ve o grup DSP'ye bile geçmişte destek vermişken sizin Yeni Asya Grubunu günah keçisi ilan etmeniz size ve iddiasında olduğunuz hakperestliğe yakışıyor mu? Zaman Gazetesi bu seçimde AK Partye çalışmadı mı? Kaldı ki hiç kimse sizi Yeni Asya'nın siyasi görüşü doğrultusunda zorlamıyor. Ayrıca Mehmet Kutlular'ın nerede tüm Nurcular adına açıklama yaptığını gördünüz? Kutlular Risaleden anladğıyla kendi grubu adına hareket ediyor. Yanlış yapıyor olsa da size düşen bir bildiri yayınlamak değil bizzat kendisiyle açık açık konuşmaktır.

5karakalemde siyaseterdal şenol, 25.07.2007, nevşehir

Karakalemdeki ve bu sitedeki değerli yazıları okuyor ve istifade ediyoruz.Ancak Metin Bey'in birden seçim öncesi siyasi konularda hedef gösteren yazıları pek de hoş olmadı.Siyasi konularda genel manada yazılar yazabilirdi. Bir insanın en tabii hakkıdır.Ancak Yeni Asya Cemaati ve onu temsil eden Mehmet Kutlular Bey hakkında Bildiri ve onu yansımaları olan diğer yazıların Muhterem Metin Bey ve Karakalem Dergisine ne faydası olduğunu merak ediyorum.Haa ''Bunu biz bize (Karakalemi kasdediyorum) faydası olması için değil son günlerdeki siyasi arenada gelişmeler hakkında fikirlerimizi anlatmak için'' yazabilirsiniz yada Metin Beyin bu yazıda''Bir Bildirinin Perde Arkası'' da belirtilen düşüncelerle yazılar (kara)kaleme alınmış olabilir.ama attığınız taş ürküttüğünüz kurbalara değdimi...

Sayın Mehmet KUTLULAR ne zaman ''Nurcuların Lideri '' olduğunu ve nerede ve nezaman '''Bütün nur talebelerinin görüşünü temsil eder'' şeklinde açıklamada bulunulduğunu Metin KARABAŞOĞLU Beyden açıklığa Kavuşturmasını rica ederim.Keşke karakalemde böyle yazılar olmasaydı.. Dünyevi - nefsi siyasetsiz karakalek 1111 iken siyasete alude karakalem 1-siyaset 1-siyaset 1- siyaset 1- siyaset olmaktan ALLAH korusun.

saygı ve selamlarımla

4Okumadım Yazını Abi !Mesut C, 25.07.2007, İstanbul

Bilmiyorum ama..

Abi Üstad 2. dünya savaşında ve o kısım risalenin yazılmasından 7 sene geçtikten sonra bile o savaşla ilgilenmemesi, merak etmemesi, yazacak ve konuşacak daha önemli şeylerinin olması benim şu son zamanlarda sürekli siyasetle alakalı yayınladığın yazılarla alakalı eleştiri yapmama hak verdiği kanısını taşıyorum. Bilmiyorum çok mu abartıyorum ya da son günlerde "dünya" yı ilgilendiren yazılar mı çok abartılı. Üstad hiç ehemmiyet vermemişken bu kadar ehemmiyet vermek çok fazla değil mi?

Hani bu konularda yazı yayınlamana bişey diyemiyorum. O nispette bir bilgiye ve birikime sahipte değilim. Ama sürekli bu konulara dair bir şeyler söylemek ihtiyacı "büyük dairenin câzibedarlığı" , "küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmet" ifadelerinin bize hatırlattığı ve üstadın dünya savaşı için kullandığı hitabın "mâlâyani ve âfâkî işlerle" kelime grubunun olması bu konuda benim kanaatim biraz abartıya ve gereğinden fazlaya kaçtığımızı söylüyor.

Benim kanaatim böyle, saygıda kusur etmek istemem. Bir yanlışımız yada yanlış anlamamız olduysa kusura bakılmasın.

Muhabbetle..

3birlikserhat kaya, 25.07.2007, afyonkarahisar

Esselamü aleyküm.yazınıza katılmakla beraber, risale-i nur talebelerinin iman hizmeti konusunda birlikte haraket etmesi demek, dünyevi olaylarda örneğin siyaset konusunda hareket etmesi değildir.hatta hizmet şu anda bölünmüş gözüksede aslında birdir,kimisi neşriyat yoluyla,kimisi dershane yoluyla bu hizmeti devam etirmektedir.dünyevi konularda özellikle siyaset konusundaki ayrı düşüncelerimiz iman kardeşliğimize risale kardeşliğimize zarar vermemelidir.bunu gözetleyerek birbirimizi eleştiriyi büyütmemeliyiz.şaytandan ve siyasetten Allah c.c. sığınalım. Esselamü aleyküm

2TEŞEKKÜRLERibrahim mermer, 25.07.2007, KONYA

Var olan problemlerin deşifre edilmesi, günyüzüne çıkması, birlik ve beraberliğe zarar vermez; tersi meşveretsizliğin acıklı neticesidir. Yeter ki polemik yapmıyalım, taassup duyguları ile hareket yapmıyalım. Serbest ortam içersinde, dayatmalardan uzak, herkes vicdanı ile başbaşa kalarak düşünsün.

Bu serbest ortam nimeti, tarafgirlik duygularımızı bileğlemek yerine, bizleri meşveret ortamına götürmelidir. Bu meşveret sofrasını hazırlayan ve layıkı ile yönetme çabası gösteren arkadaşlara teşekkürü bir borç biliyor, ELHAMDÜLİLLAH diyorum. İnşaallah bu yazı ve yorumlardan istifade eder, gereksiz çalı ve budaklarımızı tamir ederiz...

1selamlarmehmet, 24.07.2007, İstanbul

Yine Nurculuk zarar gördü bu polemikten... Meşrebimiz olan hıllet yine unutuldu her seçim döneminde olduğu gibi...Nurcular yine tarafgirliğe ve hakaretleşmelere uzanan mecralara çekildi bilerek ya da bilmeyerek...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut