Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.670 yazı içinden]

Birkaç ‘siyasî’ hatıra...

Yazara Mesaj Gönder

(1) ÜSTADIM Bediüzzaman’dan aldığım ders ve ölçü uyarınca kendisine asla oy vermediğim, siyasî duruşuna karşı olduğum, ama 1995 seçimlerinde partisi en yüksek oyu alan parti olduğu için demokratik teamül gereği başbakanlığın onun hakkı olması gerektiğini savunduğum kişinin başında olduğu hükûmete karşı, 28 Şubat müdahalesinin ilk kokularının gelmeye başladığı anlardı.

Libya’da bir ‘çadır krizi’ yaşanmış, İçişleri Bakanı bu ‘onursuzluğa’ dayanamayıp istifa etmişti.

Sezgilerim, bu ‘onurlu’ duruşu, “Bu adam DYP Genel Başkanlığına oynamak için hazırlanıyor” diye yorumlatmıştı bana.

Oysa aynı günler, aynı İçişleri Bakanının da bir şekilde ilişkili olduğu ‘Susurluk’un da patlak verdiği, ama üstünün kapatılmaya başlandığı günlerdi.

Üstadım Bediüzzaman’dan aldığım ‘adalet-i mahz⒠dersine binaen, daha o gün kararımı verdim: Bir hukuksuzluğun “Yaptımsa devlet için yaptım” diye savunulması ‘adalet-i mahz⒠ölçülerine göre asla mümkün değilse, Üstadım Bediüzzaman ferdin hukukunu ‘kamu yararı’ adına hiçe sayan “Cemaatın selameti için ferd feda edilir. Vatan için herşey feda edilir” anlayışını ‘vahşet ve bedeviyetin kanun-u esasîsi’ olarak tanımlıyorsa, bu isim böylesi icraatların hesabını vermeden DYP’nin başına geçecek olduğunda, bu parti bir Nur talebesi olarak benden oy alamayacaktır.

Alamadı da zaten.

(2) 1999 yılının ya Mayıs, ya Haziran ayıydı. 18 Nisan seçimlerinde, tarihinin en ‘demokrat’ söylemiyle girmiş olduğu halde, DYP ‘beşinci parti’ olarak barajın biraz üstünde oy almıştı. Yeni Asya gazetesindeki ‘Ayna’ köşemde yayınlanmak üzere bir yazı kaleme aldım: “DYP Nasıl Kurtulur?” Birkaç gün sonra öğrendim ki, yazım yayınlanmamış; zira gazetenin imtiyaz sahibinin sansürüne uğramış. İşte, bilgisayarımda saklı haliyle, sekiz yıldan bugüne, virgülüne dokunulmamış olarak o ‘sansürlü’ yazı:

“DYP nasıl kurtulur?

DYP’nin yaşadığı çöküşün, sürprizlerle dolu 18 Nisan seçimlerinin en büyük sürprizlerinden biri olduğu söylenebilir. Her ne kadar anketler böyle bir sonucu haber veriyor idiyse de, bu sonuç pek çok kişi, özelde DYP kadroları tarafından beklenmiyor olmalıydı ki, bugün bu şokun getirdiği ayrışma ve çekişmeler gözleniyor DYP mahfillerinde.

Buna mukabil, uzaktan görebildiğim kadarıyla, bu çekişmeler içerisinde, bu çöküşün asıl sebebi ve dolayısıyla yeniden belini doğrultmanın asıl vesilesi olacak husus üzerinde neredeyse hiç durulmuyor.

Dikkatle tahlil edildiğinde, DYP’nin 1991 yılında bir ‘siyasal mühendislik’ operasyonu geçirdiği, bu operasyon paralelinde partinin üstü örtülü bir tavır ve söylem kayması yaşadığı, 1995 seçimlerine DYP’nin kendisine biçilen bu yeni misyon ve söylemle girdiği, yine bu seçimler sonrasında biraz da şartların zorlamasıyla bu ölümcül yanlıştan dönüldüğü, fakat beş yıl içinde sergilenen yüzseksen derecelik kaymalar partiye olan güveni seçmen nazarında iyice sarstığı için 99 seçimlerinde bu tablonun çıktığı görülebiliyor.

Özetle, 1995’te RP’nin, 1999’da MHP’nin yükselişinin ve her iki seçimde de DYP’nin yüzde 8 civarında oy kaybedişinin belki en önemli sebebini, 1991’de bir ‘siyasal mühendislik’ operasyonuna boyun eğen DYP’nin, bu tarihten itibaren geleneksel olarak ona oy vermiş kesimler üzerinde uyandırdığı güvensizlik teşkil ediyor.

Bu güvensizliğin merkezini ise, dine ve dindara yönelik tavır teşkil ediyor.

Açıkçası, dindarı gerici olarak algılayan, dine karşı hoşgörüsüz bir tavrın mümessili ve uygulayıcısı olan CHP’ye karşı dine ve dindara müsamahakâr bir tavrın mümessili olmuş DP çizgisinden beslenen; bir bakıma, politikasını ‘yukarıdan’ gelen ‘tavsiye’lere göre değil, dipten, halktan gelen taleplere göre oluşturagelmiş bir hareket 1991’de maruz kaldığı ‘siyasal mühendislik’ operasyonu ile ‘hâkim güçler’ce yön dayatılır duruma düştüğü için artık dine ve dindara yönelik klasik tavrını aynı rahatlıkla sürdüremez hale gelmiş olduğu için dindarlar nezdinde itibarını ve inanılırlığını önemli ölçüde yitirmiş bulunuyor ve bu durum el’an devam ediyor.

Şimdi de, görüldüğü kadarıyla, bir ikilem yaşıyor DYP. Bir tarafta, yanlış hesabın Bağdat’tan dönmesi misali 1996’dan itibaren—biraz da mecburen—bu yanlıştan dönen DYP’nin son seçim yenilgisini partiyi dindarlara daha mesafeli kılma vesilesi kılacak şekilde yorumlayan telkinlerle yüzyüze; öte tarafta ise, özelde yönetici kadrolarda “Öyle de yaptık olmadı, böyle de yaptık olmadı” şaşkınlığı hâkim. Bu şaşkınlık yüzünden, 18 Nisan’dan bugüne DYP’nin ‘yeni demokrasi’ye ve dindara yönelik tavrının teyidi hükmünde önemli olaylar yaşandığı halde, DYP fazlaca ortalarda görünemedi. Onun yerine, belirsiz, kararsız ve silik bir tutum sergiledi.

Oysa, partinin çöküşünde en temel unsur, görebildiğimiz kadarıyla, dine ve dindara yönelik tutumunu müsbet cihette netleştirememesi idi. Dindar veya dine müsamahakâr kitleler, RP tecrübesini nazar-ı dikkate aldıklarını bu partinin yaşadığı oy düşmesi ile gösterdiler. Ama, oradan kaçan oylar, beklendiği şekilde DYP’ye gitmedi. Bilakis, DYP’den de oylar kaçtı. Bu oylar—öte yandan 1991 operasyonu sonrasında DYP’ye yönelmiş az oranda ‘sosyete’ oyu DSP’ye yönelirken—MHP’ye kaydı.

Ve, böyle bir hengâmda, Bediüzzaman Said Nursî’nin, 1950’li yılların başında Demokratlara yaptığı bir uyarı, bir kez daha dikkate alınmayı hak ediyor.

Emirdağ Lâhikası’nda (eski Sözler baskısı, c. 2, s. 24) yer alan bu mektupta, açıkça “Şimdi milletin arzusuyla şeâir-i İslâmiyenin serbestiyetine vesile olan Demokratlar, hem mevkilerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnun etmek çare-i yegânesi; ittihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır” diyor ve şu kaydı da düşüyor: “Eski zamanda İngiliz, Fransız, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna muarız olmakla mani olurdular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil; belki muhtaçtırlar.”

Vâkıa, bugün de benzer bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz.

Lâkin içeride ehl-i din dine karşı yapılanlara dur diyecek bir hükûmetin özlemini çekerken, üstelik sırtında ‘dindarlık’ gibi şu zamana göre yumurta küfesi hükmünde bir partinin bunu yapamayacağını da görmüş iken; özelde ABD gibi bir süper güçün, İslâm’a ve müslümanlara karşı—elbette siyaseti ve pragmatizmi icabı—yerli müstağriblerden daha ılımlı bir tutum takındığı, yani dine ve dindara müsamahakâr bir tavrın hariçten tazyik görmesi riskinin bir hayli azaldığı görülüyor iken, DYP duruşunu hâlâ daha müsbet anlamda netleştirememiş bulunuyor. Ne İslâm’dan yana tavrını netleştirmiş, ne de tam anlamıyla “bu hakikata istinad edip, komünist ve masonluk cereyanına karşı vaziyet almış” bulunmadığı için de, bu cereyanların gizli açık müntesiplerinin “Demokratları din aleyhine sevketmek veya kendileri gibi tahribata sevketmek istedikleri kat’iyyen tebeyyün ediyor.” Hatta, “bazı müfrit ve mason ve komünistler Demokrat aleyhinde olduğu halde kendini Demokrat gösteriyorlar ki, Demokratları tahribata sevketsin ve din aleyhinde göstersin, onları devirsin.”

1991’de DYP’yi surî bir iktidar görüntüsü altında bir belirsizliğe ve çizgi kaymasına sevkeden bu tezgâha karşı, DYP’nin artık uyanması, “vatan ve milletini memnun edecek” gelişmelere imza atacak bir duruşta karar kılması gerekiyor. Ki, gitgide oy kaybedip ‘baraj’ korkusuna gelip dayanmış bir parti olarak, yitirdikleri “mevkilerini muhafaza” imkânı bulması da, zannımızca, buna bakıyor.”

Şimdi dönüp bakıyorum da, ‘fikir özgürlüğü’ne, ‘düşüncesini açıklama özgürlüğü’ne ve de hür bir müzakere zeminine gazetelerin ve cemaatlerin de ihtiyacı var. Bazı şeylerin müzakeresine zamanında müsaade edilse, hatalardan çabuk dönülür, tepkiler de sel olup akmazdı belki...

(3) Benzer bir sansüre, yine Yeni Asya’da “İki Demokrat Parti” başlıklı bir yazıdan dolayı uğramış, sonradan öğrendiğim bu sansür yüzünden gazetede yazmayı bırakmış, bir daha böyle sansürlerin yaşanmayacağı teminatıyla yeniden yazmaya başlamıştım. Süleyman Demirel’in adalet-i mahzâ ile asla kabil-i tatbik ve tevfik olmayan bir yaklaşımla, Susurluk’u ve ‘faili meçhul’leri “Devlet bazen rutin dışına çıkabilir” diye savunması üzerine yazılmış bir yazıydı bu. Yazdığım gazetedeki hassasiyetleri dikkate alarak, buna yönelik eleştiriyi çok ‘dolaylı’ şekilde dile getirmiştim üstelik. Demokrat Parti içindeki ‘devletçi’ Celal Bayar çizgisi ile ‘milletçi’ Adnan Menderes çizgisi arasındaki ince ayrıma, bu ayrımın 60’lar, 70’ler ve 80’lerdeki serencamına dikkat çekmiştim önce. Sonra da, 60’lı, 70’li, 80’li yıllarda Adnan Menderes’in ‘milletçi’ çizgisinde görünen Demirel’in 1991’den itibaren makas yapıp ‘devletçi’ çizgiye yerleştiği izlenimi edindiğimi bu söz vesilesiyle belirtmiştim. Yazım yayınlanmıştı; ama tek cümlelik Demirel kısmı çıkarılarak...

Şimdi dönüp bakıyorum da, benimle birlikte nicelerinin gördüğü bu tabloyu başkaları da görebilseydi, en azından böyle görenlerin görüşlerinin neşrine müsaade edilseydi, hatada ısrar edilmez, tepkiler de sel olup akmazdı.

(4) Sonra, uğradığım bu gibi sansürlerin, görüşlerimden dolayı yaşadığım ‘küçük’ bir bedel olduğunu öğrendim. Yine, uğradığım bir diğer sansür dolayısıyla... İkisi de sosyal bilimci iki mü’min kardeşimin isminin ortaya koydukları iki çalışma dolayısıyla övgüyle zikredildiği bir yazı yazmıştım. Bu defa, siyasete temas eden tek bir cümle dahi yoktu üstelik.

Yazım yayınlanmadı.

İki mü’min kardeşimi yazdıkları iki kitap vesilesiyle tebrik ve takdir ettiğim bir yazı, yayınlanmadı.

Öğrendim ki, bu iki mü’min kardeşimden biri, bir dergide 90’lı yılların ortasında yazdığı ve 1990’lardaki DYP’nin 1950’lerdeki DP’nin ‘demokrat misyon’unu ne derece temsil ettiğini sorguladığı bir yazı yazdığı için, haberi bile olmadan ‘aforoz’ edilmiş. Kendisi aforoz edildiği gibi, isminin olumlu şekilde gazetede yer alması da yasak imiş. Benim yazım da o yüzden yayınlanmamış.

Bu durum üzerine, yazılarıma son verdim. Bir de ‘geçimsiz,’ ‘hırçın’ biri oldum. ‘Davaya ihanet ettiğimi’ bile duydum...

Demokrasi herkese lâzım. Yalnız ülkeye ve topluma değil; ‘cemaat’lere ve ‘lider’lerine de...

1911 tarihli Münazarat’ın mesajı ortada değil mi?

  23.07.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

15dairelerin onemimetin, 05.08.2007, Ankara

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik olanın ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun cc. mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir.

allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar ve tehdit etmektedir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. iste bu yuzden, en ehemmiyetli vazife, kalp dairesindedir. kalbi bu tevhid hakikatiyle doldurma, kalp kabesini acik gizli sirklerden temizleme vazifesidir.

iste 4. meselede, yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, belki de ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur der. kalb ve mide dairesinden en genis daire olan siyaset dairesine kadar belki yuz daire var. meraki zevki sevki ve digerlerini buralara yonlendirin, der. daire genisledikce tam tersi olur. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet. Bunun direkt sonuclarindan birisi, insanlara verilen degerin de bu nazar paralelinde olmasidir.

simdi insanlar hususan muslumanlar dar dairelerdeki manevi ve maddi vazifelerine yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. zannedersem sunnetullah budur. bugun bati alemi bu sirri bir nebze anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar.

Zannimca, genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemiyor, husran, yeis ve ihtilaftan baska.

Bediuzzaman ne soyluyor (hatirladigim kadariyla): kendi fikr-i siyasisine muvafik meshur bir munafigi sena etti, muhalif bir salih alimi de tekfir derecesinde zemmetti. Galiba bu ornekte dikkatimize sunulan, "dairelere atfedilen ehemmiyette" gozlenen zulumlu bir istikamet sapmasi ve bunun vahim neticelerinden birisi olarak "insanlari degerlendirmede" gozlenen buyuk bir istikamet sapmasi. herhalde bu yuzden, seytandan ve siyasetten allaha cc. siginirim diyor. ornekteki zulumlu bakis acisina sahip kisi icin, degerlendirdigi kimselerin dar dairelerdeki ehemmiyetli meziyetlerinin onemi yoktur; onemli olan ehemmiyesiz genis dairelerdeki ehemmiyetsiz ozellikleridir.

14metehan, 02.08.2007,

Bir partinin baraşı aşamamsı veya bir partinin ezici coğunlukla gelmesi haklılığı vaya haksızlığı ifade etmez.Bir haberde çıkmıştı,koyunun birisi uçuruma atlıyor ve onu takip eden bir sürü kaendini uçuruma atıp telef oluyor. Aynen bunın gibi,AKP de milleti uçuruma sevk ediyor ve amarikan kuklalığı yapıp,diğwer taraftan mukaddesatçı şimdide demokrat gözükerek güya laiklere şirin gözükmeye çalışıyor.sorarım sizlere ALLAH aşkına dindarlarla ilgili ne yaptı bu AKP. Dini duygularınızı kullanarak oy peşinde ler bazı safdillerde körü körüne arkasında memleketi sattı üstelik yahudilere ve ermenilere....kendilerini satacaklar o zaman bu saf diiler ne yapacaklar ...onlar zaten hep sürülere takılmaya alışkandırlar.... devam edin göreceksiniz...şimdi de görülüyor ama anlamakta zorlanıyor veya anlamak istemiyorsunuz siyaset gözünüzü bağlamış ALLAH açsın ....

13Zaman'ın tarafsızlığıosman, 02.08.2007,

lütfen biraz insaf....

bahadır kardeş zamanın siyasi tarafsızlığından bahsediyorsunuz. Zaman abone olan biri olarak acaba başka bir zaman mı var türkiyede. zamanın köşe yazarlarının nasıl iktidar taraftarlığı yaptığını cümle alem biliyor. Yorumlarda metin abi de dahil ne hikmetse yeni asya haza hata oluyor. insaf edin... gazete tirajı ile mi haklı olunuyor, doğru olunuyor. Kazanırken kaybedenler ne olacak

Siyasetten en içtinab e ttiğini ifade eden diğer cemaatlerin ne kadar da siyasetin göbeğinde yer aldığını bu seçimde gördüm. Sanırım yeni asyanın hatası fikrini alenen açıklaması. O yüzden yeni asya siyasetçi öylemi?

.

Doğrusu metin abinin yazılarında da hissiyatın konuştuğunu seziyorum. Muhabbeti akp den değilde buğzu kutlular'dan gibi bir şey seziyorum. Çünkü yazılarının ana kurgusu M. Kutlular üzerine. Herkes eleştirilebilir ama insaflı olarak. "Kardeş kardeşi fena gördüğünde mürüvetkarane ıslahına çalışmalı. "

Yeniasya cemaatinden biri olarak karakalemide zamanı da okurum. okumaya da devam edeceğim. muhabbetle..

12bahadır, 01.08.2007,

salih kirimli kardes yada abi cok guzel yazı yazmıssınız.

Allah razı olsun.YENİ ASYA kendine ceki duzen vermeli.bu kadar insanı cemaatten sogutmak buyuk basarı.YENİ ASYA GAZETESİNİE SU SEKİLDE YAKLASILMASI DOGRU OLACAKTIR KANAATİNDEYİM:RİSALE İNUR ACISINDAN GAZETE GUZEL.GERCİ TAHLİLLER PEK GUZEL DEGİL AMA İDARE EDER.COK CALISILMASI GEREKİR.

2)YENİ ASYA CEMAATİNİ SUCLU GOSTERMEK İCİN GAZETE TİRAJINI GOSTERMENİN DOGRU OLMADIGI KANAATİNDEYİM.BOYLE UHREVİ HİZMETLER SİYASET KOKAN BİR KAGIT PARCASINDAN İBARET OLAN GAZETEYE HADDİNDEN FAZLA DEGER VERMEK NUR TALEBESİNE YAKISMAZ KANAATİNDEYİM.

3)BU ARADA YENİ ASYAYI ELESRİRİYORUZ DİYE ZAMANCILARSA HAVALANMASIN.ZAMANNIN HİZMETLE HİZ ALAKASI YOK.UZAKTAN YAKINDAN.HERKUL MİLAS.MAHCUPYAN,SAHİN ALPAY(KENDİSİ SOLCUDUR)VS.DAHA BİR SURU ABUK SUBUK YAZAR.

EZCUMLE:İNANIYORUM Kİ YENİ ASYA PARTİ İSİNİ BIRAKSA PEK COK NUR TALEBESİ YENİ ASYA OKUYACAKTIR.FAKAT DEMOKRAT PARTİYE VERDİGİNİZ ACIK DESTEKTEN,KOSE YAZILARINDAN DOLAYI PEK COK KİSİ ZAMAN GAZETESİ OKUMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR.NE YAZIK Kİ...NE YAZIKKİ PEK COK SEYDE SİZDEN GERİ OLAN ZAMAN GAZETESİ SİYASİ TARAFSIZLIKTA SİZDEN COK İLERDE...

114. mesele: istikametin tarifimetin, 31.07.2007, Ankara

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik yegane ilahin ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir. allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar etmislerdir, tehdit etmislerdir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek dupeduz sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. boyle olunca hayatin her tarafi ve her lahzasi bir tevhid ifadesi haline getirilmek istenir. hz omer neden halidi azleder? cunku nazarlar tehvidden ona kaymaya baslamistir. allaha cc. ortak kosulmaya baslanmistir bazilari tarafindan. ancak halid de allahin lutfuna mazhar mutlak aciz bir kuldan baskasi degilidir. peygamber efendimizin asm. nihayet tevazuunun sirri da bu degil midir? neden hayatinin her lahzasinda onu zikir fikir ve sukurde goruyoruz?

iste 4. meselede yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur ve cogalir der. meraki zevki sevki ve digerle buralara yonlendirin der. daire genisledikce tam tersi olur der. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet.

simdi insanlar hususan muslumanlar yuzde 99 olcusunde dar dairelerdeki vazifelere yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. sunnetullah budur. bugun bati alemi kismen bu sirri anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamaet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar. iste recete kalp ve mide dairelerinden baslamak uzere dar dairelere donmek, hakiki vazifelerimize donmektir. simdi bu perspektiften bakinca siyaset daireleri gibi genis dairelerin aslinda birer seraptan ibaret oldugunu dusunuyorum. yani genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemez, husran ve yeisden baska.

simdi filanca kisi filanca partiye oy vermis meselesi bence sifira yakin bir oneme sahip. asil onemli olan insanin allah cc. tarafindan verilen sermayesini yani merakini, aklini, zevkini, sevkini vs. dar dairelere dogru artan oranda genis dairelere dogru da azalan sekilde sarf etmesidir. simdi bir dusunelim. kalb ve mide daireseinden baslarsak, en onemli en buyuk ve en daimi vazifeler buralarda, en genis daire olan siyaset dairesine kadar ki burada en ehemmiyetsiz ve muvakkat vazife var, ne kadar daireler var. belki yuz tane daire var. simdi bir insanin kiymeti aslinda tum bu dairelerdeki-daire kuculdukce vazife ehemmiyet ve buyukluk kazaniyor buyudukce tam tersi-performansina gore olculmeli. simdi sahsen bir insani degerlendiriken kiymet atfederken eger dar daireler atlaniyor da ta en genis daireye gore hukum veiliyorsa iste burada karsimiza zalimane bir buyuk istikamet sapmasi cikiyor.

simdi ornegin metin bey siyasi bir yazi yazmis gorus beyan etmis. sahsen bu benim icin metin beyi degerlendirmem de sifir nokta on binde bir paya bile sahip degil. cunku metin beyi asil degerli kilan onun dar dairelerdeki mazhar oldugu nimetler, aksiyonlar.

gazeteleri takip ediyorum da yazarlar icinde mesela bir ali unali goruyorum meseleye bu zaviyeden yaklasani

10Rızayı ilahi için destek.M.Said , 31.07.2007,

Yeni Asya 'nın daha 'akla kapı açan , ihtiyarı elden bırak(tır)mayan' bir yayın politikası nı içselleştirmesi için, müspet etki yapma yolunu seçmek gerekir. Buradaki yorumların çoğu (malesef) menfi oluyor.. Konuşulması gereken konularda hep böyle menfi davranış sergileyerek; tortulaşmayı arttırdığımızı bilelim..

Kalite ve çokluk meselesinde düşüncem;

Yeni Asya çok istifade edilebilecek bir yayın grubudur.."Risale-i Nur camiasnın 'elit' kısmı sayılan abilerimizin, yazar kadrosunda bulunmaması" gibi, özünde güven duymayan , marka hastalığı yatan bir düşünceye kurban edilegelmektedir..Tetkik etmeden menfi eleştiriye maruz kalması da "bilindik şeyler yazılıp durur!" gibi bir renkli dünya hastalığının kurbanıdır..

Şimdilerde gayet 'rahatça' hakaret ve küçük düşürme yoluna giden 'kardeşlerimize' düşünme fırsatı..!

9hickimse elestirilimez degildir ! m. kutlulardasalih kirimli, 29.07.2007, eskisehir

bir zamanlar gencler ustadin talebelerine karsi istimal edilip saygida kusur ettirilmeye calisilmissa bir gun kader buna sebep olan o kisilerede bunu yasatir. dua edin ki oteye birakilmasin !

hickimse elestirilimez degildir ve buna m.kutlular da dahildir.

bir elestiri ornegi :

dp ye verilen oylar heba olmustur ve yazik olmustur ve israf olmustur. buna sebep olanlar ise hala abilik makamini isgal etmektedirler.

ikinci elestiri ornegi :

ustad hz.lerine afyonda mahkemede savci soruyor " afyonda ne kadar talebeniz var ve bildiriniz ? "

ustad hz.leri cevap veriyor " bu afyonu hapishane yap sana onlari bildireyim " der.

ustad afyonun hepsi kendi taraftari ve talebesi imis gibi gostererek ehl-i ilhad ve ehl-i dalaletin ve zindika komitelerinin oyunlarina karsi onlara izzetli ve gururlu ve -burada caiz olan- kibirli durusu esas almistir.

ustadi iyi okuyamamak neticesi zindikaya karsi izzetli ve tiraji cok durus elestirildi. ve 30 senedir 7000 lerde dolasmak ise keyfiyetin onemi olarak algilandi. ve ne yazik ki yeniasya gibi koklu bir gazete halka mal edilememistir ve birileri bundan mesul olacaklardir.

oneri :

- gazetede hep risale ve ustad anlatildigindan ve donup donup ayni seyler guzelde olsa yazilageldiginden ilgi yerine ulfete sebep olmustur.

- kisiye bagli yayin derhal kaldirilmali.

- hur yazi yazilabilmeli

- camianin farkli sesleri ve degisik insanlari barindirilmali.

- m.kutlular elini gazeteden cekip onursal baskan olarak kalabilmeli.

- basin yayin dunyasinda cok iyi seviyede yetismis ve basin aleminin konjonkturune vakif bir abimiz gazetenin basina gecmeli.

- gazete dp nin borazani olmamali.

- gazetenin sayfa ve icerik kalitesi arttirilmali.

- reklam dunyasinda azimet degil ruhsatlari esas alip gazetenin finansmanina katkida bulunulmali.

- tekrar soyluyorum mehmet kutlularin kendi gazetesi veya kendi dogrultusunda bir gazete havasindan derhal cikilmali.

- tiraj mutlaka ama mutlaka yukseltilmeli nasil mi ?

bizim aile ve can kardes dergilerinin boyutlari biraz kucultulerek gazete ile beraber ve gazetenin fiyati biraz arttirilarak hediye olarak verilmeli ve ailelere abone kampanyalari yapilmali.

ozelestiri :

imam-i safinin munazara oncelerinde dedigi gibi derim :" insaallah ben haksiz cikarim."

"girdigim hicbir munazara yoktur ki karsi tarafin hakli cikmasini istemis olmayayim"

i. safii

8sayın grcnaytekin şadan, 29.07.2007, manisa

sayın grcn çok cesursunuz maşallah isminiz i bile yazamıyorsunuz traj haklılık sebebi ise hürriyet ve sabah hatta ahlaksız tan gazetesi en doğru gazete .çünkü çok satıyor onlar. ben kin falan kusmadım sadece gerçekleri söyledim etyan mahçupyan ve ali bulaç size rehber olmuş ne güzel mübarek olsun siz kutlular abi gibi birine hakaret etme hakkını bulacaksınız ama sizi eleştirenlere tahammül yok tam demokratlık siez mübarek olsun zaten bu kafa yapısı sizi AKP ucubesini destekletiyor.size göre de başörtü herhalde tüzde 1 in meselesi onun için uğraşmaya gerek yok .bunların hesabını herkes ahirette verecek

7Birileri bir yerlerde bir yanlış yapıyor...Mesut C, 25.07.2007, İstanbul

Üstadın siyasete karşı olduğunu ama üstadın karşı olduğu siyasetin başka bir siyaset olduğunu ve dinin içinde siyasetin olmassa olmaz olduğunu her fırsatta söylüyoruz.

Şimdi biraz aynaya bakalım. Biz hangi siyasetin meyveleri olan bir tartışmaya giriyoruz. Ya da haklı haksız önemli değil, cemaat içinde ki şu kutuplaşmanın sebebi hangi siyasettir.

Nurcular böyle sebeplerden ötürü parça parça olmuşken ve bizde bunu biliyor ve her fırsatta söylüyorken neden hala körüklüyoruz bu ateşi ?

Yeni Asya grubunun yaptığı bu siyasetin neresine düşüyor. Halk tarafından müsbet olarak bilinen partiler bir tane değilken neden bir tanesini seçiyorda böyle bir kutuplaşmayı başlatıyor. Belki siz sevmeyebilirsiniz belki bende sevmeyebilirim ama Akp de müsbet bir parti olarak biliniyor. DP yi seçmenin sebebi nedir? Hangi İslam şiarını vaadetti size? Niye biz hala bunları konuşuyoruz.

Yıllardır Risale-i Nur okuyoruz. O ağabeylerimizde okuyor ve hepimizde. Ama anlamak mümkün değil o kadar imani hakikat dururken sanki Risale-i Nur bir muhabbet deryası değilmiş gibi, maddi çıkarlar için açılmış bir şirketin çalışanları gibi bir birimize "menfaat" eksenli bir bakış açısıyla bakıyoruz. Çelme takacağımız, arkasından iteceğimiz zamanı bekliyoruz.

Buyrun bir kardeşimden alıntı yaptığım bir cümle ile bitireyim bu sitemimi;

NURCULAR DAVALARINI ANLATMAKTAN, DAVALARINDA Kİ MUHABBETİ UNUTMUŞLAR..

6kin kusan aytekin sadan bey grcn, 25.07.2007, moss

aytekin sadan bey kin kusanlar diye yorum yazmis ve kin kusmus

aci ama gercek ve yazik !

bir sahsin hakaret dolu mektubunu isim vermeden metin abi yayinladi.

siz sadece onu okusaniz kimin kin kustugunu anlayabilirsiniz.

o kavga edilen yillarda hani o basimevlerinin kapisilmaya calisildigi yillarada ki kavgalarda dile getirilen birsey vardi.

" ustadin talebeleride insandir ve ders arkadasimizdir. neden onlari buyuk bilmek ve saygida kusur etmemek gerekiyor. " diye onlarin ustune salinmisti gencler.

sonra da birisi gelip istisare bile yapmadan bir yerlerin basina geciverdi. bu yazdiklarimi o zamanin taniklarina sorabilirler.

simdi diyorum ki hic kimse gunahsiz degildir. ve o buyuklerimize saygisizlik eden ve ettiren kisi ve kisisler de men dakka dukka sirrinca aynisini gorecektir. ve su siralarada da gormeye baslamis.

efendim birisi demirelin agina takilmis ve bu nurani hareketi buytmemek ve felc etmek uzere hal ve hareket icerisindedir. hem de yillardir ve caktirmadan ....

buna dp nin su anki hal-i purmelali sahittir.

sakirtligi sadece yeri geldigi zaman cikip sertce ve yuzlerine vururcasina bir seyler soylemek olarak algiyanlar felc edenlerin ta kendileridir.

muminler tedbir ve ihtiyat ve taktik insanlaridir.

ebu zerr ler ise ( onun gibi olunsa can feda ) tekil yasar ve gezer ve olurler.

buna gazetenin tirajida sahit !

ama hemen cevap geliyor

"keyfiyet onemlidir !!! :)))"

bir gazete ve misyonu ve sahibi zamana ayak uyduramiyorsa ve mukteza-i hale muvafik hizmet edemiyorsa orada bir basarisizlik vardir ve o sahis degistirilmelidir.

zaten haksizca gelmistir.

5kin kusanlaraytekin şadan, 24.07.2007, manisa

evet seçimler bitti sonuç meydanda ama galip gelmek ayrı haklı olmak ayrı onu zaman gösterecek.metin kardeşim şu günün şartlarında o gün yaşanan olayı yorumlatması çok ama çok ayıp neden kardeşim o gün çıkıp söylemedin.yeni asya ya akılveranler siz zaten yeni asya okumuyorsunuz ki .siz yıllarca gazete gereksiz gazeteyle hizmet olmaz diye sizinle savaşanların çıkardığı ve iktidar şak şakçısı zaman okuyorsunuz veya kaybettiği davadan dolayı katbettiği kişilerin hakkını ödememek için isim değiştirerek kul hakkı yiyen ve buna fetva veren vakit okuyorsunuz. sizin risalei nurun siyasi görüşü ile ilgili akıl hocalarınız bu gaztelerdeki risale i nur kültüürü almamış etyan mahçupyanlar. size mübarek olsun. AKP iktidarı da size mübarek olsun inşallah ülkeye ve mana alemimize hayırlı işler yaparlar. ama okuyacak çocuk şeynden belli olurmuş bu akp çocuğu okumaz.

4siyasetmustafa, 23.07.2007, İstanbul

Evet seçim yapıldı. Herkes öyle ya da böyle kendi içtihadınca seçimini yaptı. Bu noktada başından beri duam Cenab-ı Hak inşallah "Hak için içtihad yapanlar"dan eyler. Ancak seçimin arkasında sitedeki yazıları ve yorumları tekrar okuyunca bir kez daha "siyaset çirkin olan yüzüyle göründü" dedim. AMA KIRILAN KALPLER?? Rabbim her daim hakkımızda hayırlısını versin. Temennim şu ki herkesin üç günlük siyaset dahilinde siyasi tercihleri yönündeki tarafgirlikleri ve sahiplenmeleri Risale-i Nurlar ve HAK üzerinde ebediyen devam eder.

Risale-i Nur Talebeleri inşallah birbirlerine haklarını helal eder.

Siyasi, geçici, dünyaya ait meselelerde sağlanamayan ittifak HAK ka tarafgirlikte insallah sağlanır...

3Kaybederken izzetli Olmak..Hulusi MUTLU, 23.07.2007, İstanbul

22 Temmuz seçimlerinin kesin olmayan sonuçları açıklandı.DP % 4 oy kaybı ile barajı aşamadı.Mehmet AĞAR yenilgiyi izzetle göğüsledi ve istifa etti.Aynı izzetli tavrı, yıllar içinde Yeni Asya gazetesinin tirajını binli rakamlara düşüren,risale-i nur cemaatini temsil edemeyen ve insan kaybede kaybede eriyen Gazete Yöneticilerinden de bekliyoruz..

2bahadır okuyanlar, 23.07.2007, TURGUTLU

yeni asyaya en guzel cevap DEMOKRAT HUKUKJCULAR DERNEGİNİN BİLDİRİSİ OLMUSTUR.DAHA NEREYE KADAR KIRATIN ARKASINDAN GİDECEKSİNİZ.BELKİ AKP AMBLEMİNİ KIRAT OLARAK DEGİSTİRİRSE VERİRSİNİZ BELKİ.ALLAH SELAMET VERSİN.METİN ABİ SANSURLU BİR GAZETEDE(FARKLI GORUSLERE SAYGI DUYULMAYAN BİR GAZETE-YENİ ASYA-)DEVAM ETMEN DOGRU OLMAZDI ZATEN.ALLAH YOLUNU ACIK ETSİN...

1elinize sağlıkbora, 23.07.2007, İstanbul

demokrat misyon dedikleri böyle bir şey demek ki!ben de merak eder dururdum bu kadar laf kalabalığına, söze gelince mangalda kül bırakmayan adamına göre demokrasiye ve şuursuz tarafgirliğe rağmen bu neşriyatın neresi demokratik tazammunlar arz ediyor diye..yazı için tekrar tekrar teşekkür.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut