Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.668 yazı içinden]

Kime oy vermeli?

Yazara Mesaj Gönder

BEDİÜZZAMAN SAİD Nursî’nin siyaset karşısındaki duruşuna, üzerinde çok konuşulagelmiş olmakla birlikte, hak ettiği entellektüel dikkatin gösterildiğini söylemek zor.

Bediüzzaman’ın Abdülhamid istibdadıyla başlayıp, II. Meşrutiyet, İttihad ve Terakki diktası, İşgal yılları, tek partili cumhuriyet, çok partili demokrasi dönemine kadar uzanan uzun hayatında zamanı ve zemini de dikkate alarak sergilediği duruşun ‘sabite’lerini göremeyen nazarlar için, siyaset karşısındaki bu duruş ancak ‘konjonktür’le açıklanabiliyor. Nitekim, Bediüzzaman’la bir şekilde miras bağı iddiasında olan, ama her seçimde ‘konjonktür’e göre tavır değiştiren oluşumlar mevcut.

Oysa, bu uzun hayatı içinde zaman ve zemin içinde çok farklı siyasî duruşlar sergilemiş gözükmekle birlikte, onun hayatının bütününde bir ‘ilkesel tutarlılık’ kendisini göz kamaştırıcı bir surette belli ediyor.

İkinci Meşrutiyet yıllarında siyasetin bilfiil içinde gözüken Bediüzzaman’ın daha esaret dönüşü siyasetle arasına mesafe koyması; tek parti döneminde ‘gazete okuyup radyo dinlemeden’ yaşayan aynı Bediüzzaman’ın 50’li yıllarda Türkiye’de ve dünyada olan biten siyasî hadisatı takip etmesi ama bilfiil siyasetle iştigal etmemesi, dar bir zihnin ‘konjonktür’le açıklamaya yatkın olduğu bir durum olmakla birlikte, gerçekte bir ‘ilkesel’ bütünün farklı tezahürleri niteliğinde.

Bediüzzaman’ın bütün hayatı boyunca siyaset karşısındaki duruşuna hükmeden bu ‘ilkesel’ bütünün ise, üç sacayağı var: adalet-hürriyet-meşveret.

Eski Said’in Muhakemat ve Münazarat’ından Yeni Said’in lâhika mektuplarına kadar, Bediüzzaman’ın hayatının tamamında Bediüzzaman’ın duruşunu ve tercihini adalet-hürriyet-meşveret esası üzere belirlediğini rahatlıkla okuyoruz.

Adalet üzere belirlediğini okuyoruz; zira, ‘adalet,’ Bediüzzaman’ın ontolojik tasavvurunda merkezî bir yer işgal ediyor. Hak üzere yaratılan bir kâinat üzerinden Yaratıcısını tanıma çabası içerisinde Bediüzzaman’ın kâinat Hâlıkının esma-i hüsnâsı arasında ‘ism-i âzam’ olarak gördüğü bir ismin ism-i Adl olduğuna dikkat çekmek, onun ‘adalet’ üzerindeki hassasiyetini işaretlemek için herhalde yeterlidir. Ama dahası da var. Bediüzzaman, âlemler Rabbinin Kur’ân’ının dört esasını sıralarken de, ‘tevhid, haşir ve nübüvvet’ten sonra, ‘adalet’i zikrediyor; ve ‘ibadet’i de ‘adalet’in bir tezahürü olarak değerlendiriyor. Adalet, hak sahibine hakkını vermek ise eğer, âlemler Rabbinin hakkı, mülkünde şeriki olmadığına göre (tevhid), yalnız ve ancak O’na kulluk etmektir. O’na ibadet etmemek de, O’ndan başkasını mâbud ittihaz etmek de adalet ilkesini çiğnemektir. Yine bu adalet sırrıdır ki, mü’minin şu dünyadaki varoluşunu ‘emrolunduğu gibi dosdoğru’ olarak (bkz. Hûd sûresi, ‘adil şahitler’ olarak (bkz. Maide sûresi) yaşamasını gerektirmektedir. Bediüzzaman’ın İslâm tarihine dair okumalarında vurguladığı en temel ilkenin, Hz. Ali’nin ictihadı dahilinde ‘adalet-i mahz⒠ilkesi olması; Emevîlere bakışından milliyetçilik gibi akımlara dair değerlendirmesine kadar pek çok noktada ‘adalet-i mahz⒠temelinde bir tahlil sunması, bu açıdan yerinde ve anlamlıdır.

Bediüzzaman’ın ‘adalet’le birlikte ısrarla üzerinde durduğu ikinci ilke, ‘hürriyet’tir. Peşinen belirtelim, arzulara gem vurulmaması anlamında hayvanî bir ‘serbesti’ değil, iradelerin ihtiyarına, yani seçme özgürlüğüne ket vurulmaması anlamında bir ‘hürriyet.’ Bediüzzaman daha Münazarat’ından başlayarak, ‘hürriyet’i en temel insani-İslâmî değer olarak ısrarla vurgular. Çünkü, insan fıtraten câmi’dir, bir ferd iken bir ‘küll’ hükmündedir; bütün mahlukatın ettiği tahiyyat ve tesbihatı bir ‘abd-i küllî’ ve bir ‘halife-i arz’ olarak tek başına temsil edebilir bir istidaddadır. Bu istidadın inkişafı ise, ancak hürriyet iledir. Hem, adalet de hürriyeti iktiza eder. Çünkü, ancak irade hürriyeti iledir ki, insan yaptığı tercihlerden dolayı sorumluluk alarak, Âdil-i Hakîm’in ya mükâfat veya mücazatına müstahak olur. Bediüzzaman’ın Yirmidördüncü Söz ve Otuzbirinci Söz gibi iki ‘kök risale’de dahi iradenin hürriyetine dikkat çekip Cenab-ı Hakkın mucizeleri dahi ‘akla kapı açar, ihtiyarı elinden almaz’ surette yarattığını hatırlatması, bu noktada son derece manidardır.

Ve nasıl adalet hürriyeti gerektiriyor ise, cüz’î iradelerin hürriyeti de ‘meşveret’i gerektirir. Çünkü, ancak meşveret ile insan cüz’î iradesini mutlaklaştırma tehlikesinden ve zincirinden boşanmış bir ‘serbesti’yi ‘hürriyet’ zannetme yanılgısından kendisini korur. Hür ama cüz’î iradelerin tek başına doğruyu en doğru şekilde tesbit etme imkânı, hür ama cüz’i iradelerin birliğine göre çok daha zordur. Cüz’î iradelerin biraraya gelmesini sağlayan meşveret ile, insan çok renkleri ve çok veçheleri olan hakikati birçok yönüyle kavrama imkânına kavuşur ve hakikati sadece kendi gördüğü veçhe ve renkten ibaret zannetme riskinden uzak durur. Kur’ân’ın mü’minlere meşverete emretmesi ve hadislerin ‘Ümmetim dalâlet üzere ittifak etmez” diye müjdelemesi, işte bu sırdandır.

Birbiriyle içiçe girmiş, fıtratın derinlerine nüfuz etmiş, Kur’ânî ve nebevî referansları apaçık gözüken bu üç temel değer, Bediüzzaman’ın hayatının her döneminde şahsî, cemaatî, içtimahi ve siyasî hayatlarda aradığı en temel değerler olagelmiştir.

Onun dar veya zahirî nazarların anlayamayıp hâlâ daha tenkit elini uzattığı birçok tavrını, bu üç temel ilke belirler.

Meselâ, kendisini ‘şeriat namına istibdada mecbur’ zanneden bir dindar padişah olarak Abdülhamid’in karşısında dururken, içinde lâdinîler veya dinde lâkayd isimler barındıran İttihad ve Terakki’yle bir olup ‘hürriyet,’ ‘meşveret’ ve ‘kanunda inhisar-ı kuvvet’ temelinde Meşrutiyet mücadelesi vermesi, bu sebeptendir.

İradelerin seçme özgürlüğünün elinden alındığı, haklı ve hakikî meşveret ilkesinin ‘yanılmaz ebedî şef’in ellerine teslim edildiği adaletin milliyetçi-devletçi bir zihniyetle çiğnendiği tek parti döneminde siyasetten büsbütün uzak duruşu, bu sebeptendir.

Çok partili dönemde, tek parti zihniyetinin mümessillerine karşı ve daha fazla sayıda ‘mukaddesatçı’ insan barındıran Millet Partisi’ne karşı Demokrat Parti’ye destek vermesi de bu sebeptendir. (Ama kayıtsız-şartsız değil. Kırşehir’i DP’ye oy vermedi diye ‘ilçe’ yapmak suretiyle cezalandırma kabilinden ‘adaletsiz’ teşebbüslere karşı adaletin gereğini hatırlatmayı da ihmal etmeden.)

Hayatı boyunca istibdada karşı hürriyeti, ‘rey-i vahid’e karşı meşvereti destekleyen, ‘kamu yararı’na karşı ‘adalet’i destekleyen ve bu sebepten meşrutiyet-cumhuriyet-demokrasi çizgisine ‘İslâm namına’ sahip çıkan Bediüzzaman’ın, çok-partili dönemde yaptığı ‘dört eğilim’ analizi ise, bu çerçevede özel bir önem arzediyor.

Bu analizden anlaşıldığı üzere, Türkiye’nin o günlerdeki (ve bugünkü) şartlarında varolan siyasî eğilimleri dört başlıkta özetlemek mümkün:

  1. CHP içinde kendisini ifade eden din-karşıtı siyasî eğilim.

  2. Din-karşıtlığı noktasında CHP ile uzlaşmasa da, milliyetçi-devletçi duruşta CHP zihniyetiyle ortaklaşan milliyet-eksenli siyasal eğilim.

  3. Böylesi bir sosyal zeminde sözümona ‘din namına’ ortaya çıkıp, dini siyasete âlet etme ve bir kutuplaşmanın aracı haline getirme riskini taşıyan siyasal eğilim.

  4. Dine hürmetkâr, özgürlükçü, demokrat siyasal eğilim.

Bediüzzaman’ın bu dört eğilime dair değerlendirmelerine dikkatle bakıldığında, adalet-hürriyet-meşveret temel kriterinin burada da belirleyici olduğu kolayca görülür.

Birinci eğilime taraftar olunması mümkün değildir; çünkü özünde hem hürriyetin, hem meşveretin, hem adaletin karşısında baskıcı, hegemonik, kayırmacı ve devletçi-milliyetçi bir zihniyetle ‘kamu yararı’ adına şiddete başvurmaktan çekinmeyen bir duruşa sahip olduğunu hem tek parti dönemi boyunca isbatlamıştır; hem de çok partili demokrasiye vurulan askerî darbelerin siyasî kışkırtıcılığına soyunmak yoluyla.

İkinci eğilime taraftar olunması da mümkün değildir; çünkü milliyetçi bir nazar, en başta, adalet edemez. Çünkü, “unsuriyetperver bir hâkim, kendi milletdaşını tercih eder, adalet edemez.” Yine bu zihniyet, devletçi-milliyetçi refleksleriyle, hürriyet ve meşverete karşı müstebid bir zihniyete yakın durur.

Üçüncü eğilime de destek verilemez. Çünkü, din, umumun ‘mâl-i müşterek’idir; hangi partiden olursa olsun, herkes Kur’ânî davetin kapsama alanı içindedir. Dini bir partinin bagajına hapseden bir anlayış, en başta dine karşı bir haksızlıktır. Ayrıca, dini temsil misyonunu bir partiye hasreden anlayış, özü itibarıyla hürriyet ve meşveret düşmanıdır. Zira, bir partiye, daha doğrusu onun liderine yönelik bir itirazı otomatikman dine itiraz olarak yorumlama, dini tekeline alarak dinin üzerinde titrediği hürriyet ve meşveret hakikatini ketmetme istidadındadır. (Din namına yola çıkıp, seçimleri ‘Müslüman sayımı’ olarak görenlerin, kendisine değil de siyasî muhalifine verilen oyu ‘Cehenneme götüren bilet’ olarak yorumlayanların varlığını hatırlayalım.)

Özgürlükçü-demokrat siyasal eğilime gelince:

Bediüzzaman’ın zamanında bu dört eğilimin tarifini yapmak da, bu tarifi partilere uygulamak da kolaydı. Ama 1960’dan bugüne Türkiye’nin geçirdiği istihaleler, bu meyanda siyaset sahnesinde yaşanan değişimler, dönüşümler, eksen kaymaları, kendisini ‘Demokrat misyon’un temsilcisi olarak tanımlayanları otomatikman Demokrat misyonun temsilcisi olarak görmenin önünde apaçık bir engel olarak duruyor.

Gelin görün ki, âdeta bir hanedan-saltanat zihniyeti içerisinde, bir ‘Demokrat misyon hanedanı’ vehmeden ve Bediüzzaman’ın bu noktadaki analizini ‘gözü kapalı’ uygulayan kişi ve kesimlere rastlanıyor.

Bu çerçevede, vaktiyle bu dört eğilimden ilk üçünde iştigal eylemiş kimse, kendisini ‘Demokrat Partinin devamı’ olarak tarif eden partiye girince otomatikman özgürlükçü ve demokrat oluyor. Buna karşılık, bu partiye dehalet etmeden ‘demokratlık’ iddia eden hiç kimse asla ‘özgürlükçü’ ve ‘demokrat’ olamıyor!

Kendi namıma, siyasete dair bakışımda, Bediüzzaman’ın bu dört eğilim analizini hep önemli buldum, oy tercihlerimi hep buna göre yaptım. Ama icraatı ne durumda olursa olsun ‘Demokrat Parti’nin devamıyım’ diyeni demokrat gören, söylemi ve eylemiyle kendisini demokrasi-özgürlük-adalet çizgisiyle tanımlayan sair siyasî oluşumları ise bu çizginin dışında görmeye/göstermeye çalışan inhisarcı anlayışa da razı olmadım, olamıyorum.

Bu çerçevede, 2002 yılında oy verme tercihimi belirlerken, söylemi ile özgürlükçü-demokrat çizgide duracağı teminatını veren Ak Parti’ye bu dört eğilim analizi dahilinde ve yine Bediüzzaman’ın ‘ehven-i şer’ ölçüsü mucibince oyumu vermekle birlikte, bu söylemiyle eyleminin çeliştiğini gördüğümde bir sonraki seçimde oyumu aynı partiden esirgeme kararlılığıyla oyumu verdim.

Bunu yaparken, Bediüzzaman’ın bu dört siyasal eğilim analizi noktasında teoride ortaklaştığımız ama pratikte bu ‘teori’yi başka partiye uygulayan Risale ehline de saygı duyduğumu belirttim.

Benim gözümde, 2002 seçimlerinde Bediüzzaman’ın ‘dört eğilim’ ve ‘ehven-i şer’ tahlinine dayanarak DYP, ANAP, LDP veya Ak Parti’ye oy veren Risale müntesibi arasındaki fark, ‘özde’ değil, ‘uygulamada’ bir farktan ibaret olageldi.

Bugün ise, ortada bu ‘fark’tan fazlasının olduğunu düşünüyorum.

Zira, yeni kurulmuş bir parti olarak dün ‘söylem’iyle değerlendirdiğimiz Ak Parti’yi, bugün ‘eylem’iyle de değerlendirebilir durumdayız.

Kendi namıma, ana çizgi itibarıyla Ak Parti’nin ‘söylem-eylem tutarlılığı’nı koruduğu kanaatine sahip olduğum için, oyumu gene bu partiye vereceğim.

Öte yandan, 27 Nisan gecesi demokrasiye müdahalede bulunulurken, demokrasi adına bir duruş sergileyemeyip demokrasi-dışı güçlerin etkisi altında siyaset yapan DYP’nin kendisini ‘Demokrat misyon’la tanımlama hakkını tamamen yitirdiğini düşünüyorum.

Ve esasen, DYP’nin bu özelliğini ‘devlet adına’ illegal oluşumlar ve Susurluk ile şöhretşiar olan ama bu noktada bir ‘tevbe’sine şahit olmadığımız Mehmet Ağar’ın genel başkan olmasıyla birlikte yitirdiğini düşünüyorum.

Diğer partilerin durumu zaten mâlûm. Bediüzzaman’ın dört eğilim analizi dahilinde din-karşıtı siyasal eğilimlerin, milliyetçi-devletçi siyasal eğilimlerin, sözümona ‘din adına’ ortaya çıkıp dini temsil misyonunu kendi partisinin inhisarına alarak dine ve dindara zarar veren siyasal eğilimlerin temsilcileri hayatımızın hiçbir diliminde benden oy alamadılar, bundan sonra da alamayacaklar.

Bugünün Türkiyesi’nde “Kime oy vermeli?” sorusuna Bediüzzaman’ın hayatı ve eseri çerçevesinde benim verdiğim cevap bu...

Paylaşayım istedim.




Notlar:

  1. ‘Adalet-i mahz⒠üzerinde bu kadar ısrar eden; hatta Muaviye b. Ebi Süfyan gibi sahabilerin ‘siyaset’ine dahi bu sebeple muhalefet şerhi düşen; yine bu sebepten Abdülhamid’i tenkit eden; 1950’li yıllarda ise dönemin siyasî şartlarına dair tahlilinde bir kez daha Kur’ân’ın “Birinin hatasıyla başkası mes’ul olmaz” düsturunu hatırlatıp, aksi takdirde “Hakikî adalet yapılmadığı gibi, şiddetli bir zulüm de yol bulur. Çünkü, ‘Bir masumn hakkı, yüz caniye feda edilmez’ diye, İslâmiyetin bir kanun-u esasîsidir. Bu ise çok ehemmiyetli bir mesele-i vataniyedir. Ve hâkimiyet-i İslâmiyeye büyük bir tehlikedir” diyen Bediüzzaman’dan ders alan ehl-i Risale’de bir ‘Susurluk’ direncini beklerdim.

  2. Bugün tercihini Ak Parti’den yana yapan ve DP (DYP)’ye olan temayülünden dolayı Yeni Asya câmiasına söz konduran bazı zümrelerin geçmişte 12 Eylül ihtilalini ‘komünistler aleyhine ve dindarlar lehine’ görerek destek verdiklerini; daha sonra ise ‘ilkesel’lik değil, ‘güçlü’lük esasına göre siyasî tercihte bulunduklarını biliyorum. Oysa bana göre, ‘uygulamada isabet’ten daha önemlisi, ‘teorik isabet’tir. Bediüzzaman’ın siyaset duruşunun adaletçi-özgürlükçü-demokrat muhtevasının bu kesimler tarafından içselleştirilmiş olduğu, zihinlerinin devletçi-milliyetçi muhtevadan salim olduğu kanaatinde değilim.

  3. Demokratik mücadele, demokrasi dışı güçlerin desteğine ‘ilkesel’ olarak karşı olmayı gerektirir. Ehl-i Risale’nin ‘maslahat’ mantığının ve siyasî parti tercihlerinin bu ‘ilkesel’ duruşu yer yer gölgelediği kanaatindeyim. Meselâ, Mecliste başörtülü bir milletvekilinin varlığının bu ülkede bu şartlarda İslâm’ın hayrına olmadığını düşünebiliriz; ama başörtüsüyle seçilmiş bir milletvekilinin hakkı ve onu seçenlerin iradesi hiçe sayılıyorsa, bu zihniyete karşı demokratik direnç gösterme durumundayız. Eşi başörtülü bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi ‘ısrarı’nda sorun görmemiz, böyle bir demokratik hakkın demokrasi-dışı müdahalelerle ketmedilmesine karşı olmayı gerektirdiği gibi, buna şu veya bu siyasî mülahazayla çanak tutmanın ve hatta kayıtsız kalmanın da karşısında olmayı da gerektirir. Kürtçü bir eğilimi de, Türkçü bir eğilimi de bu ülkenin hayrına görmememiz, halkın oylarıyla seçilip Meclise geldikleri takdirde, şiddetin temsilcisi olmama kaydıyla onların varlığına saygılı olmaya engel değildir. Geçmişte DEP milletvekillerinin vekilliği demokrasi-dışı bir uygulamayla ketmedilirken dindar insanlar da, ‘Demokrat misyon’ temsilcileri de göstermeleri gereken hakkâniyetli-demokrat refleksi gösterememiştir.

  4. Bediüzzaman’ın “Güneş gibi imanlar taşıyan bir kısım sahabiler ve onlara benzeyen mücahidînden, selef-i sâlihînden başka; siyasetçi, ekserce tam müttaki dindar olamaz. Tam ve hakiki dindar müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar” tahlili, siyasete ve siyasetçiye bakışımızda temel noktalardan birini teşkil etmelidir. Siyasette ve siyasetçide ‘hayr-ı mahz’ aramayıp, bilakis ‘ehven-i şer’ mantığıyla bakmamız bu sebeptendir.

  19.07.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

71kime oy verildigi ne kadar onemlimetin, 06.08.2007, Ankara

dikkat: lutfen birkac saat once gonderdigim bir onceki yorumu degil bunu yayinlayiniz, tesekkurler.

siyasi genis daireler oldum olasi insanlarin nazarlarini, meraklarini, sevklerini vs. kendisine hapsetmeyi basarmistir.

halbuki kurani ve nebevi mesaj yukarida sayilan hasseleri hep kesretten vahdete, genis daireden dar daireye teksif etmeye cagirmistir. anilan kudsi mesajlar, her seye gucu yeten, her seyi yaratan ve yasatan, ibadete, hamde, ovguye, istianeye vs. layik olanın ancak allah cc. oldugunu, onun cc. disinda her seyin ancak onun cc. mahluku ve kulu oldugu ve hic bir vecihle yukarida sayilan fiillere layik olmadigini uyarmaktadir.

allaha cc. herhangi bir seyi, buna nefsimiz, baskalarinin nefsi ve tum esya da dahil, anilan fiillerde ortak kosulmamasini siddetle ihtar ve tehdit etmektedir. ornegin allahdan cc. yardim dileyip onun yaninda baskasindan da yardim istemek, medet ummak, bir seyler beklemek sirk kapsamina giren bir amel olarak gosterilir ve yalniz allahi zikretmemiz, sukretmemiz, istiane etmemiz, hamd etmemiz, korkmamiz, sevmemiz, tevekkul etmemiz, dost edinmemiz vs. istenir bizden. iste bu yuzden, en ehemmiyetli vazife, kalp dairesindedir. kalbi bu tevhid hakikatiyle doldurma, kalp kabesini acik gizli sirklerden temizleme vazifesidir.

iste 4. meselede, yukarida anlatmaya calistigim kesretten vahdete yuzleri cevirmeye yonelik bir yol haritasi konur onumuze, belki de ayetlerden ve hadislerden suzulmus bir istikamet olcusu anlatilir. kalb ve mide dairesinden en genis daire olan siyaset dairesine kadar belki yuz daire var. daire daraldikca vazifeler ehemmiyet kazanir ve buyur der. meraki zevki sevki ve digerlerini buralara yonlendirin, der. daire genisledikce tam tersi olur. hulasa her daireye hakki olcusunde deger verin der, iste istikamet. Bunun direkt sonuclarindan birisi, insanlara verilen degerin de bu nazar paralelinde olmasidir.

simdi insanlar hususan muslumanlar dar dairelerdeki manevi ve maddi vazifelerine yonelseler onlarla mesgul olsalar aslinda genis daireler kendiliginden duzelecektir. zannedersem sunnetullah budur. bugun bati alemi bu sirri bir nebze anladigi icin doguya nisbeten ileridir. maalesef ozellikle islam toplumlari buyuk bir istikamet sapmasi icinde dar dairelerdeki maddi ve manevi vazifelerini hep muattal birakmislar genis dairelere esbab perdesine saplanmis kalmislar feryat edip durmaktadirlar.

Zannimca, genis dairelere yogunlasmakla hic bir sey elde edilemiyor, husran, yeis ve ihtilaftan baska.

Bediuzzaman ne soyluyor (hatirladigim kadariyla): kendi fikr-i siyasisine muvafik meshur bir munafigi sena etti, muhalif bir salih alimi de tekfir derecesinde zemmetti. Galiba bu ornekte dikkatimize sunulan, "dairelere atfedilen ehemmiyette" gozlenen zulumlu bir istikamet sapmasi ve bunun vahim neticelerinden birisi olarak "insanlari degerlendirmede" gozlenen buyuk bir istikamet sapmasi. herhalde bu yuzden, seytandan ve siyasetten allaha cc. siginirim diyor. ornekteki zulumlu bakis acisina sahip kisi icin, degerlendirdigi kimselerin dar dairelerdeki ehemmiyetli meziyetlerinin onemi yoktur; onemli olan ehemmiyesiz genis dairelerdeki ehemmiyetsiz ozellikleridir.

70sizi kınıyorumadem tekle, 05.08.2007, İstanbul

değerli aabim yılllarca yazılarınızı okudum ben bir yeni asya okuyucusuyum ama haber 7 comdaki basın bildiriniz ve burdaki kriterler size yakışmadı sayın mehmet kutlular kendi ifadesi olarak değil sizinde bildiğiniz gibi cemaat kararı olarak demokrat parti dedi sizde fikren akp dediniz buna birşey demiyorum ama yeniasyayı ve cemaatini tartışmaya açmanız ve gelen ölçüsüz yorumlarla bizleri karşı karşıya getirdiniz bilirsinizki bizler söylediğim

z fikirleri savunuyoruz bundada genel olarak bir ayrım yok ama siz nasıl yeni bir akım olan daha bir parti olmayan sadece bir siyasi topluluk konumunda olan bir partiyi savunursunuz ki bunların başlarındakiler zihniyetinde sizleri ve bizleri küfür rejimini savunuyor diye itham ettiler yani şimdi roller değişti bunlar demokratki kamaoyunda yaptıkları ortada diğerleri çizgiden çıkmış gibi analizler yapıyorsunuz şunu sizde bilirsiniz bunlar ılımlı islam bereber islamiyette bir dejanarasyon yaptıklarını görmüyormusunuz islamiyete bu kadar zarar verer başörtüsünü hatta islami yaşayısı bu kadar dünyevileştiren bir zihniyeti savunurken hiç yüreğiniz sızlamadımı bence bir daha düşünün lütfen yeni asya cemaatinden özür dileyin bende bir yeni asya okuyucusuyum ve aynı zamanda karakalem abonesiyim ve bu dediklerimi görmeden aboneliğimi devam ettirmiyeceğim

69Parmağını kesene aşık olmak!Ali Yılmaz, 04.08.2007, İstanbul

Üstad demokratları "ehven-i şerr "olarak niteliyor.Bazıları ehven-i şerr'i "hayr" olarak algılıyorlar.Bu yüzden de savunduklarını partinin her yaptığı davranışta bir keramet arıyorlar.Oysa adı üstünde şerr partisi.

Ben demokratım demek ise ben ehven-i şerrim demektir.Ben chp gibi sizin kolunuzu değil,parmağınızı keserim demektir.Ehven-i şerr'in parmak kestiğini üstad söylüyor.

Ama "ben demokratım" demek,"ben sizin parmağınızı kesmekle yetineceğim." demektir.

Bazı nurcuların parmak kesen tarafa destek

konusunda bu kadar ısrar etmeleri bana parmakla tırnağı karıştırdıkları fikrini veriyor!Demokrat olursanız,parmak kesenlerden olursunuz!Oysa parmak kesmek hiçte masum bir davranış değildir.

Şimdi üstad şunu şöyle övmüştür türlü itirazlar gelecek,adım gibi biliyorum.Muhtemel mu'terizlere Üstadın CHP hükümetinin Milli Eğitim Bakanı Hilmi Bey'i de övdüğünü hatırlatayım.Bu övgü üstadın CHP'li olduğu anlamına mı gelir.Yoksa "Bir insana iyisin iyisin dersen iyi olur" temennisi ile hareket ettiğini gösterir.

"Biz de temennimizi dile getiriyoruz." diyorsanız cevabım şudur:Siz temenni ile temennininin gerçekleşmesi durumunu birbirinden ayıramıyorsunuz.Çünkü meseleye tarafgirane bakıyorsunuz.

"Bu parti müslümanları azamüşşerr olan partiden koruyabilir mi" diye bir derdiniz yok.

"Dayatmaların azalmasında rol oynayabilir mi" sorusunu sormuyorsunuz.

Bu parti bizim partimiz öyleyse oyumuz her halukarda onun diyorsunuz!O yüzden de o parti sizin için kılını bile kıpırdatma gereği duymuyor.Kayıtsız şartsız destek veren bir kitle için hiç bir şey yapmaya gerek yoktur.

Pazarlık gücünüz sıfır bile değildir.Karşılıksız seviyorsunuz kimi sözde ehveni ŞERR'i..

Ama artık o 28 şubatta ve şu cumhurbaşkanlığı sürecinde görüldüğü gibi ehven-i şerr olmaya bile tenezzül etmiyor!"İşi kuranın bazı ayetleri devrini tamamlamıştır" demeye kadar vardırıyor.

Sonuç olarak ehven-i şerr'in şerr olduğunu unutursanız,şerri hayır görür kendinize de demokrat dersiniz.Oysa üstad nurculardan hiç demokratlar diye bahsetmiyor.Her partinin içinde nuru okuyanların olduğunu söylüyor.Eğer ehveni şerr dediğinizi (!) hayır olarak görmeye başlarsanız,Onun adına diğer partilere çamur atma vesilesi ararsanız,hizmeti akamete uğratırsınız sadece!

Artık zaman, parmak kesenle kol keseni ayırabilme zamanıdır.

Artık zaman, parmak kesenin elindeki baltayı tırnak makası,kesileni tırnak sanmama zamanıdır.

Artık zaman, ne güzel tırnağımı güzelleştiriyorlar diye sevinmeme zamanıdır.

Artık zaman,azamüşşerr'in suç ortağına ehven-i şerr dememeyi öğrenme zamanıdır.

"Biz, Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur’ân menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz. Onlardan hayır beklemek değil, belki dehşetli, baştaki iki cereyana siyasetlerince muarız oldukları için, onların az bir kısmı dine verdikleri zararı, vücudun parçalanmasına bedel, yalnız bir parmağı kesmek gibi pek cüz’î bir zararla pek küllî bir zarardan kurtulmamıza sebep oluyorlar bildiğimizden, o iktidar partisinin lehinde ehl-i dini yardıma davet ediyoruz."

68Demokratlar kim?s huseyinoglu, 03.08.2007,

Çeşitli yazılarda görüyoruz. Demokratlar, genç demokrat vs... Risale-iNur talebesi = Demokrat gibi bir anlayış var.

ihlas sadakat samimiyet vs ye demokrat mı eklemiş risale-i nur?

Nasıl Risale-i Nur gibi bir eserin talebelerinin bütün hayatı bütün fikirleri ve zikirleri bir partinin etrafında dönüyor anlamak mümkün değil?

67bahadır, 01.08.2007, manisa

ASYACI ARKADASLAR BU NOKTAYA GELDİ.ÜSTAD BEDİÜZZAMANIN AVRUPA İCİN SOYLEDİGİNİ NEREDEYSE DEMİREL İCİN SOYLEYECEKLER:YANLIS ANLASILMASIN.HEM DEMİREL İKİDİR:BİRİNCİSİ 70 Lİ YILLARDA GOSTERMELİK EVİNDE RİSALE BULUNDURAN NURCU DEMİREL,İKİNCİSİ 28 SUBATTAN SONRA BAZI YANLISLARI OLMASINA RAGMEN KIRATTAN VAZGECEMEYECEGİMİZ DEMİREL PARTİSİ.

ARKADAŞLAR DEMİREL BİR TANE:O DA MASOM DEMİREL.NAMI DİGER NURCULARI KULLANIP ATAN DEMİREL.BUNU BEN 18 YASINDA ANLAMISIM.BUYUKLERİMİZİN KULAKLARI CINLASIN.

66AnlayamıyorumKamil Adalı, 28.07.2007, Manisa

İçinde bulunduğumuz ekolün havasını soluduğu halde, derin devletin uzantıları olan bir anlayışa ne maksatla destek verildiğini anlayabilmiş değilim.Tebeddül-ü esma ile hakaik tebeddül etmez.Yani bir şey ne şekilde müsemma olursa olsun, içerik değişmediği sürece mahiyet de değişmiyor.Yıllar önce destek verdikleri kişinin zihniyeti ortaya çıkınca mahçubiyet yaşamadılar anlaşılan.Benzer tavrı hala sürdürüyorlar.Dua ediyorum.Allahım gözlerini aç.

65euzu billahi.......tatar ramazan , 25.07.2007, arz

euzu billahi minesseytane ves siyaset illa demirel ve`l agar !!

allahumme ecirna minel chp ves sp !

rabbim !

fi tarihinde turkiyede demokratlari bolmek icin getirilmis ve zaman zaman tekrar bir masa gibi sahneye surulen karpuzane , disi yesil ici kirmizi siyasetin duayeni hoca zannedilen bir muhendisin serrinden sana siginiriz !!

amin

64Teşekkürfuat özcan, 24.07.2007, İstanbul

Kime oy vermeliyim ve bir kaç siyasi hatıra adlı yazılarınızı okudum söylediklerinize aynen katılıyorum hatta bazı nur cemaati grupları (Yeni Asya) siyasi söylemde Bediüzzamanı delil göstererek Demokrat partisinin devamı olduğunu iddia ettikleri şimdiki (DP) ye oy verme konusunda bunun kendilerinin siyasi görüşü olmadığını Bediüzzamana Risale-i Nura dayandırarak yapıyorlardı halen de yapıyorlar ne kadar doğru, derin bir bilgiye sahip değilim ama sizin yazılarınızı yakından takip ediyorum özellikle Karakalem Dergisinde ve internet adresinizden geçenki yazınız (Kime Oy vermeliyim) tabiri caizse yüreğime su serpti. bir de Yeni Asya'da köşe yazılarınız çıkıyordu sonra yeni asyayı bıraktığınızı duydum nedenini merak ediyordum onu da sizin birkaç siyasi hatıra adlı yazınızdan öğrenmiş oldum çalışmalarınızda başarılar dilerim ümit ve dua ile kalın..

63bahadır okuyanlar, 23.07.2007, manisa

oncelikle DEMOKRAT HUKUKCULAR DERNEGİNİ KUTLUYORUM.BASTA AHMET NAZLI ABİMİZİ VE DİGER ABİLERİMİZİ...YENİ ASYA GAZETESİNİN TUTUMUNA KARSI BİR MİSİLLEME OZELLİGİ TASIYAN BİLDİRİ COK GUZEL OLMUS.ELLERİNİZE SAGLIK...

62fiili duamuhakeme, 23.07.2007, İstanbul

Ülkede maddi ve manevi istikrarın devamı için yapılan kavli dualara ek olarak 22.07.2007 tarihinde de fiili duamızı da yaptık.. Hakîm-i Mutlak(Celle Celaluhu) istikamet ile muhafaza ile devamını nasip etsin...

Ne ülkeye ne cemaatımıza ne de diğer cemaatlara geçmiş günlerdeki gibi olayları yaşatmasın..

Not : Bu yazı için Metin abiyi müteşekkerim.. Bu konularda bilinçlenmemiz lazım ve ona göre davranmamız lazım.. Bu siyasette bilfiil çalışmak değil fiili duayı yapmaktır..

Tevekkül ile istikamete dua...

61merve, 22.07.2007, hatay dörtyol

bende sevgili metin abiyi çok sıkı takip edenlerdenim ve yukarıdaki yazısına aynen katılıyorum..her durusunu tavrını bir nur talebesi çemberinde belirlediğini de adım kadar emin biliyorum kendiside kitaplarında bunu vurguluyor okuyanlar bilir..bu sene ilk oyumu kullanım ve akpye verdim Allahım hiçbirimizi pisman etmesin...dualarınızla

60Teşekkür ederim Gökhan Yıldız kardeşimem. nur saraç, 22.07.2007, Ankara

"Vazifemiz siyaseti dine âlet ve dost yapmak,5 demokratlara mânen ve maddeten yardımcı olmak,6 ve onlara bir dayanak noktası olmaktır.7 Baştakilerin başlarında akıl, kalblerinde imân olsun yeter. O vakit işler kendi kendine düzelir.8;"

olarak Ali Ferşatoğlu abinin cevabını aktarmış.

Evet, madem niyet halistir, o zaman en büyük tenkid ithamımız "ictihad hatası" ibaresi olacaktır. Hükmümüz farklı olsa dahi, hüsnü zannımız bakidir.

Demek ki her zamanın nasıl rafizisi olur öyle de ZAHİRİsi de oluyormuş. Ferşatoğlu abinin cevabı "zahiri" bir nazara işaret etmektedir. (yani metindeki "demokratlar" ibaresini birebir aynen kabul etmek)

Diğer taraftan tefsirlerimizde zahiri ulemasının görüşleri dahi nakledilir. Tefsiri Kebire bakabilirsiniz; yani ahsen olmasa da merdud yollardan da değildir.

Rabbim bir siyasi mülahaza farkı yüzünden gönlümüzü ve dilimizi günaha açmasın..

59hayal kırıklığıyakup nebioğlu, 22.07.2007, kırıkhyan hatay

Risaleleri ilk okudüğum zaman;Bu eserleri okuyan herkes istisnasız aklen fikren müstakim birisi olmak zorunda kalır yoksa eserlerle münasebetini devem ettiremez diye düşünmüş ve sevinmiştim.Zaman içinde kısmen haklı olduğumu görsemde aksinide gördüm.Anladımki hiç kimseyi yakasından zorla tutup bir istikamete sevketmek ne şahısların nede eserlerin işidir hepsi bir nasip meselesidir.Yıllarca demirel hayranlığı yapmak Demirel hayranlığı için başkalarını üzmek böylece bir coklarının bu eserlere mesafeli olmalarına sebeb olmak üzerinde düşünmemiz gereken bir husustur.Allahım okuduklarımı yanlışlarımı düzeltmeme vesile et Yanlışlarına dayanak için okuyan etme Metin karabaş bey,yazınızla coğunluğun hissiyatına tercüman olmuşunuz selamlar

58Soru ve cevapGökhan Yıldız, 22.07.2007, Niğde

Saygıdeğer ağabeyim,

bahis konusu olan yazınız beni demokrat partiye destek veren bir ağabeyimize şu sormak için adete kamçıladı.

Sorum:

S.Aleyküm,

Saygıdeğer ağabeyim sizi üzmezsem bir soru sormak istiyorum.Daha çok gencim ve aklım ermiyor.Sizden(Vaktiniz varsa) cevabını bekliyorum.

Seçim zamanında meşveret kararıyla topluca ya da şahsi olarak Demokrat partisini desteklemek yerine neden hemen hemen Allahın hergünü gazetemizde o görüşe ait haber, başlık ya da makalelere yer veriyoruz?

Saygılarımla, Allaha emanet olun.

Niğdeli bir kardeşiniz.

Cevabı:(Cevabın üst kısmını uzun diye almıyorum)

Sorunuzun özet ve vurucu cevabı şudur:

Kaynağını, kitabını ve sayfa numarasını vereceğim, dikkat et lütfen: Bediüzzaman Said Nursi bize şu görevi vermiştir:

Vazifemiz siyaseti dine âlet ve dost yapmak,5 demokratlara mânen ve maddeten yardımcı olmak,6 ve onlara bir dayanak noktası olmaktır.7 Baştakilerin başlarında akıl, kalblerinde imân olsun yeter. O vakit işler kendi kendine düzelir.8

5. Beyanat ve Tenvirler, s. 198.; 6. a.g.e, s. 200.; 7. a.g.e, s. 202; 8. Şuâlar, s. 380.;

Yani Üstad bize, onlara maddeten ve manen yardımcı ve dayanak noktası olun” dediği için hergün onlardan bahsediyoruz. Diyelim ki, “yazı ve manşetlerle yardımcı olmadık”, söyler misin, nasıl yardımcı ve destekçi olabiliriz ki?

Selam eder, çalışmalarında başarılar diler, değerlendirme ve müstecab dualarını beklerim.

Evet saygı değer Metin Ağabey ve değerli yorumcular, aynı kaynaktan (Risale-i Nur) çıkarılan iki farklı sonuç.(Yanılıyor muyum yoksa?)

Acizane bir isteğim sizlerden lütfen yorum yaparken birbirimizi ve en önemlisi Üstadımızı incitmeyelim.

Ali Ferşatoğlu Ağabeyime (ki sorumu yanıtladı) Metin karabaşoğlu Ağabeyime (ki bizi düşünmeye araştırmaya sevk etti) sonsuz teşekkürler.Allah sizlerden razı olsun.

57Hangisi bölücülükYaşar Mustafa, 21.07.2007,

Sizce aşagıdakilerden hangisi bölücülüktür?

a. Bir zamanlar birilerinin elinde siyaset oyuncağı olmuş bir grubun "biz meşveret yaptık" diyerek koca nur cemaatinin oyları şu partiye demek mi?

b. a grubunun fikrine katılmadığını "artık bu partilerin oyuncağı değiliz" diyerek bildiride bulunmak mı?

Doğru cevap a şıkkıdır.

56Hazımsızlıkerkan akgül, 21.07.2007, malatya/türkiye

Görülen oki burada daha pekçok yorum yazılacak gibi heralde rekora gidiyor.Bu 2.yorumum olacak okuyuculardan özür diliyorum.Yorumlara ekserine bakıldığında oyunu akp ye verecek olanlarda memnuniyet vermeyecek olanlarda ise hazımsızlık görünüyor ve bu kesiminde ekseriyetle Yeni Asya grubu olduğu anlaşılıyor.Halbuki kendileri gerek gündelik sohbetlerde gerekse gazete lisanıyla oylarının rengini belli etmişlerdir.Hatta çok daha ileri giderek broşür bastırıp akp aleyhinde çok ağır eleştiriler getirmişllerdi.Şimdi bir başkaları hemde nur talebelerinin büyük bir kütlesi diğer bir partiye oy vereceğini söyleyince neden gocunuldu ve hazımsızlık yaşandı anlayamıyorum.Hele bir yorum varki evlere şenlik bundan böyle dergi aboneliğini kesiyormuş hatta daha ileri gidip belkide Metin Bey'in yazılarını ve kitaplarınıda okumayacaklar.Şimdi bunun adı nedir sizce ?Tarafgirlikmi ?hakperestlikmi? vicdanlarınıza havale ediyorum.

55İNSAFLI OLMAKHACİ HOCA, 21.07.2007, ŞANLIURFA

Zafer AKGÜL'ün yazısını sunuyorum

Zafer AKGÜL

Siz aşağıda imzası bulunanlar...

Siz aşağıda imzası bulunan kardeşlerime öncelikle en kalbî sevgi ve saygılarımı belirtiyorum. “Demokrat Nurcular” başlıklı internet ortamındaki bildirinizi okuduktan sonra inanın çok şaşırdım. Bu üslûp size ait olamaz, diye çok düşündüm. Ama sizi temin ederim ki, bildiriyi okuduktan sonra size daha önce duyduğum muhabbetten zerre kadar eksilme de olmadı. Üstadımızın Kastamonu Lâhikası’nda yaptığı “Sakın sakın, dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları sizleri tefrikaya atmasın…ilâh..” nasihatları gözümün önüne geldi. Bu yazımdaki kastım sadece ve sadece bildirinizde geçen konularda bir fikir teâtisi ve düşünce mütalâasını kamuoyu önünde serdetmekten ibarettir. Tekrar hürmet ve muhabbetler..

Evvelâ bir takım sıfatları kullanmakla mevsuf olunmuyor. Ölçü, kişilerin ünvanları değil, prensipleridir. Ölçü, şahıslar değil metinlerdir. Üstad her meselede kendisini değil, Risâle-i Nur’u merkeze alıyor, referans olarak Risâle-i Nur’u gösteriyor.

Eskiden Demokrat olanların şimdilerde bir yerlere taşınması gittikleri yeri demokrat yapmaz. Yanlış yerde duran doğru adamla, doğru yerde duran yanlış adamların pozisyonu gibi. Demokrat olmak ayrıdır, demokrat görünmek veya o söylemi seslendirmek ayrıdır. İsimler ve ünvanlar o şeyin zâtını/aslını/özünü fazla değiştirmez. Hatta öz ve asıl isim ve libas değiştirir, hatta ve hatta dejenere bile edilebilir. Bu durumda ne ismi öze, ne özü isme kurban etmemek lâzımdır.

Üstadı ve Risâle-i Nur’u anlamak için ve onun görüşlerini günümüze, geleceğe her alanda uygulayabilmek için tarihe ve tarihteki ana damarlara dönüp bakmak gerekir. Yoksa fecr-i kâzibler bir çok Kutb’u yanılttığı gibi bizi de fazlasıyla yanıltır.

Düşünün ki meseleleri özellikle sosyal/siyasal meseleleri çözmek için, günümüzü, geleceği ve tarihi okumak—bizim okuduğumuz ve tahlil ettiğimiz gibi—kolay ve basit olsaydı tarih bu kadar anlam ve değer ifade etmezdi. Allah, peygamberlerini bu kadar uyarmaz, mücedditler gelmez ve Ahirzaman Mehdî’sine bu kadar önemli görevler düşmezdi. Günümüzün siyasetini okumak bu kadar kolay olsaydı Hz. Ali’nin (ra), dönemindeki trajedileri yaşamaması gerekirdi. Mehdî’nin görevinin, hedefinin ve merhalelere ayrılmış programının bu kadar ağır olmaması gerekirdi. Hatta Hz. İsa’nın (as) ahirzamanda nüzulünün ehemmiyetini, önemini ve gereğini izah edemezdik. Nitekim bu temel şahsiyetleri bilmeyen ve bu ana dâvânın misyonunu görmeyip inkâr eden veya hafife alanların bizzat kendileri o misyonu üstlenmek isterken ne kadar maskara olduklarını hepimiz görmekteyiz.

Tarih geçmişte ne kadar zor, acımasız ve karmaşık bir grafik ortaya koymuşsa, günümüze ve geleceğimize de bir o kadar hatta daha girift ve acımasız grafikler çizecektir. Geleceğimizi kadere ihale edenlerin geçmişleri kederle doludur. Geçmişlerini keder olarak niteleyenlerin de gelecekleri ilim, irade, sabır, sebat ve metanet sonucu hizmet, çile ve mücadele ile doludur.

Bize düşen, Üstadımızın işaret ettiği gibi, Hz. Ali’den günümüze kadar gelen o ana damarı yakalayabilmektir. Zevkimize, zaaflarımıza, dünyamıza ve hissiyatımıza hitap eden hareketler korkarım ki ahiretimize de zarar verir.

Zaman kırıp dökmeden, çelişkiye düşmeden, kul hakkına girmeden ve telâfisi imkânsız maceralara girmeden istikamet üzere yürümek zamanıdır.

54Ekonomik yaptırım!Ali YILMAZ, 21.07.2007, İstanbul

Eğer biri basının önüne çıkıp "Hocaefendi güce yakın olmak istediği için AKPARTİ'ye oy verecek, onların dışındaki nurcular olarak biz DP'ye oy vereceğiz" şeklinde bir açıklama yapıyorsa en hafif deyimiyle ayıp ediyor demektir.Çünkü bildiğim kadarı ile Yeniasya dışında DP'ye oy verecek bir grup yok.

Kendilerinin istisna olduğu bir konuda başkalarını istisna imiş gibi göstermek doğruluk mudur!

Eğer bir bölünmeden sözedilecekse,bölenler bildiriyi hazırlayanlar değil,nurcular adına konuşanlardır!

53maalesef hikmet beym. nur sarac, 21.07.2007, Ankara

ben şahsen milli görüş çizgisinin üstadın oy verilmeyecek çizgi olarak gösterdiği "din adına siyaset" çizgisi olduğunu düşünmekteyim. Asla msp-refah-saadet çizgisine bu yüzden oy vermedim.

Benim gibi düşünen çok sayıda nur talebesi dahi mevcuttur. Fethullah Gülen grubu da umumen böyle düşünmektedir.

5251 yorum tane yorum...vaymusab, 21.07.2007, İstanbul

51 tane yorum diğer önemli meselelerde olmuyorda tabii haliyle dünyayla alakalı siyasette yapılıyor.

bunları niçin yazıyorsunuz ALLAH aşkına!şaşıyorum.

tesbitler çok harika olabilir ancak bunları kabul etmeyenler ne olacak şimdi.(tarafdarlık mevzusunu hazm edemiyenler bunun menfi tarafından zarar görürler.)

geçenlerde muhterem birisiyle muhabbet ediyoruz.muhabbetimiz r.nur üzerine hakikatleri anlamak,bulmak olunca çok istifadeli geçti.seçi

mlere de az kalmıştı ama kime oy vereceğimiz hiç mevzu bahis olmamıştı.sonra öğrendim ki o şahıs hiç tahmin etmediğim partiye oy verecekmiş.olabilir diye karşıladım ve hiç şaşırmadım.malum hakikatleri bulmak için aradaki berzahları geçmek gerekiyor.demekki daha yol alması gerekiyor diye düşündüm.seçimden çıkacak sonuç,vaziyet hayır olur inşallah.ALLAH hayırlı bir sonuç nasib eylesin AMİN.

51demokrasi nereye kadar..hikmet, 21.07.2007,

öncelikle belirtelim ki genelde nur talebeleri siyasette tercih yaparken kriterler ya üstada uzaklık yakınlık yahut ta imani hizmet oluyor. mesela s.demirele oy veren nurcuları hiç anlamam. yahu partisinin üstada yardımı dokunabilir ama ülkeyi perişan etti bıraktı. artık her yerden kovuluyor. bence kriterlerinize ülkenin diğer insanlarını, imf,abd,israil ilişkilerini ve dünya müslümanları hakkında düşüncelerini de katmanız gerekiyor. üstad (gayet mantıklı sebeblerden dolayı) oy verdi diye artık gelen geçen nurcu arkadaşlar bu partiye oy verdi. ama malum dış politika faciası yaşadık, ülke içte bunalım yaşadı ki hala yaşıyor. bunun için nurcu arkadaşlar siyasi parti tercihi yaparken çok dikkatli olması gerekiyor. akp değerlendirilirken 27 nisan muhtırası, cumhurbaşkanlığı gibi (demokrası dışı ) nedenler akp ye puan kazandırmaması lazım. çünkü bariz ortadadır ki bunlar kasdi yapılmıştır, hem de bir merkezden planlı bir şekilde bu olaylar çıkarıldı ki akp tekrar kahramanlaştırılsın. yani 'oyun'. işte önemli olan bu oyunları görmek . bence her ne kadar siz sevmeseniz de söylem ve eylem (D-8 ler) itibarı ile müslümanları kucaklayıcı olan milli görüşe oy verilmesi mecburidir. çünkü üstad sırf müslümanlar arasında birlik umuduyla bağdat paktını alkışlamıştır. taraflar pek te islami hükümetler olmadığı halde. peki her yerde dünya müslümanları ile ekonomik, sosyal ve kültür birliği söylemleri ile çıkan bir partiye neden destek verilmesin. ben kendimi milli görüşe oy vermeye mecbur hissediyorum. çünkü tek bir müslümanın kanına ortak olamam. akp ise dışta amerika ve israilin müttefiki ve bop eşbaşkanlığı yapmakta. bop ne demek? ortadoğuda müslüman kanı akıtmak demek. ne olursa olsun ben bu buna ortak olamam. selametle

50BASIN AÇIKLAMASIMEHMET ARSLAN, 21.07.2007, GAZİANTEP

Şahsınız adına içtimai meselelerde hep Üstada ters düştüğünüz gibi yazı yazabilir. fikirinizi açıklayabilirsiniz. Ancak 3-5 gayr-ı memnunla, sistemi, cemaati olan Nur talebelerinin dernek adını kullanarak, o grubu da tenkit ederek baştan sona yanlış açıklamalarınızı meşveretle karar alan bir cemaatle kavgalı şekilde haber sitelerinde, Nur Talebelerinin bölündüğü görüntüsü vermeye hakkınız varmı. Sizleri, akıllı, kalem erbabı zannediyordum. Kaleninizin adı gibi kara olduğunu, kara tablolar çizdiğini görmekle üzülüyorum. Din partisi görünümünde olan ve değerlerimizin tümüyle elimizden alınmasına alkış tutmanın hesabını da elbette siz vereceksiniz.

49Bildiri çok anlamlı olmuşYasin Eşref, 21.07.2007,

Yazıya bir göz attım...Sonra da yorumlara... Fakat yorumların siyasetin müthiş etkisi altında olduğunu fark ettim...

Metin Beyin risale tahlilleri beni hep etkilemiştir. Yüzeysel incelememe rağmen bu yazıda etkiledi...

Yorumlarda bir basın bildirisi ifadesi görünce hemen onu açtım okudum...

Bunu düşünenlere teşekkür borçluyuz... Artık herkes dp yi destekleyen grubun küçük bir azınlık halinde kaldığını biliyor ve herkes kendi adlarına bu grubun karar vermesini istemiyor...Bu yüzden ben şahsen bu bildirinin altına imza atarım... Atanlarıda kutluyorum...

....

Şimdi yazıyı bir daha okuyacam... Çünkü incelenmeye değer bir yazı...

48OLMADI ABİ SİZE HİÇ YAKIŞMADImuhammet AĞARYILMAZ, 21.07.2007, İstanbul

YENİASYA yı bilmeyenler için söyleyelim bizde Türkiye genelinden temsilcilerin geldiği bir meşveret sistemi işler ve karar alır -ki siz bunu bilmelisiniz. Kimsenin baskısı değil meşveretin kararı uygulanır. bu konudaki ithamlar size yakışmadı abi

herşey bi yana bu açıklama kime hizmet etti

risale-i nur ölçülerine ne kadar uydu

sizin yorumlarınızı severim ama görüyorum ki bu konuda sınıfta kalmışsınız

Ben sizin kadar konulara hakim olamayabiirim belki ama bu konuda acaba benim kadar tereddütsüz ve inanarak oy atabilecek misiniz

Size saygı ve sevgilerle bunu size yakıştıramadığımı belirtiyor

oyumu da DP ye veriyorum

47Muhammet AĞARYILMAZ, 21.07.2007, İstanbul

abi ben derginizin abonesi, sizin kitaplarınızın takipçisi, ufkunuza hayran, olayları Risale-i Nur eksenli bakış açısı ile yorumlamanızı zevkle izleyen okuyan, inşaallah olailirsem nur talebesi olmak isteyen bir ferdim.

Ancak son bildirgenizle birlikte müthiş bir sukutu hayale uğradığımı anlatmam gerek. biz herşey bir yana din ve risale-i nur eksenli bakarız seçime bu mana da

1. AKP İLE AÇIK LİSELERE GELEN TÜRBAN YASAĞINI NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ. UYGULAMAYA KOYMAMIŞ OLSALARDA YASAI ÇIKTI.

2. AKP nin OKULDA NAMAZ KILINMASI OLAYINDAKİ TAVRINI NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ. TÜRBAN HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARINI NASIL TEVİL EDECEKSİNİZ.

3. AKP İKTİDARI İLE İSLAMA SIÇRAYAN TÜKETİMCİ ( İSRAFA MEYLEDEN ) YAŞAM TARZINI NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ.-Kİ SİZ BU KONUDA KİTAPLARI OLAN BİR İNSAN OLARAK

4. İSLAMİ KESİM İÇİN AKP NİN ÖRNEK OLDUĞU GERÇEĞİ İLE YOLSUZLUKTAN BAŞLAYARAK, TÜM İSLAMA UYGUN DÜŞMEYEN HAREKETLERİNİ TOPLUMA NASIL AKTARACAKSINIZ. ÖZELLİKLE İSLAMA KARŞI MESAFELİ YA DA CAHİL KESİME (DEMOKRATLAR BÖYLE BİR SUÇLAMYA MARUZ KALIR MI)

5. ÜSTADIN 4 EĞİLİMİNİ BİR LİDERE İNDİRGEMEK SİZCE SİZE YAKIŞTI MI

6. MİLLETİN MENFAATİ İÇİN CANINI VEREN BİR MENDERES VE PARTİ MENFAATİ İÇİN GERİLİME ZEMİN HAZIRLAYAN (CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ) VE BUNDAN NEMALANAN AKP Yİ NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ.

7. İÇERDE GÜÇ BİRLİĞİ SAĞLAYAMAMASI GÜN GB AŞİKAR OLDUĞUNDAN DIŞ DESTEĞİ KAYBETME KORKUSU İLE DIŞ MİHRAKLARA RÜŞVET VERMESİNİ ( 1 SENEDE 100MİLYAR DOLAR GETİREN SENE SONU 138 MİLYAR DOLAR ALIYO )ONU DA BECEREMEYİP ÜLKEMİZİ ÜSTADIN ÖNGÖRDÜĞÜ COĞRAFYA DA LİDER OLMAK YERİNE PASİF BIRAKMASINI NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ.

8. EKONOMİDE AVAMLA HAVAS ARASINDAKİ UÇURUMU AÇAN POLİTİKASINI İSLAMA NASIL BAĞDAŞTIRACAKSINIZ.

9. CHP NİN NE OLDUĞUNU BİLEREK ONUN SEVİYESİNE İNEN TARTIŞMAZ UZLAŞMAZ TAVRINI DEMOKRATLIĞIN NESİYLE AÇIKLAYACAKSINIZ. (MİLLET İÇİN UZLAŞMA CHP İÇİN DEĞİL)

BU LİSTEYİ DAHA DA UZATABİLİRİM AMA DEMEK İSTEDİĞİM ANLAŞILMIŞ OLSA GEREK

TÜM BUNLAR BİR YANA AİLE İÇİNDE OLAN AİLE İÇİNDE KALMASI GEREKMEZ MİYDİ?

HABER7.COM NERDEN ÇIKTI BUNUN SONUÇLARINI HESAP ETTİNİZ Mİ

SİZ AKP DERKEN SORUN YOK AMA NEDEN BİZ DP DİYİNCE SALDIRIYORSUNUZ BUNU DA ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM

BUGÜNDEN İTİBAREN TÜM BUNLAR İÇİN MAKUL BİR CEVAP VEREBİLMENİZİ ÜMİT EDİYOR O GÜNE KADAR DA ÜZÜLEREK BELİRTİYİM DERGİNİZDEKİ ABONELİĞİMİ İPTAL EDİYORUM

46okumadan yorum yapanlar mi var..seda, 20.07.2007, Ankara

bunca tecrube bunca emek bunca cikarim, aciklama ve dusunce...

Metin abinin bu kadar emek vererek ve her bir kelimesi risalei nur ekseninde olan cumlelerine karsi yapilan yorumlari okuyunca sadece aci bir tebessum olusuyor yuzumde...

degil ayni minvalde ayni konu basliginda dahi olabilecek tek bir yorum goremiyorum...

sadece duygusal, kendinden olmayani afaroz edici, hircin, entellektuellikten hatta uhuvetten uzak sirf tarafgirane tavirlar ucusuyor etrafta...

cok yazik...

acaba okumadan mi ya da idrak edemeden mi yorum yapilmis diye dusunuyorum cogu icin..

Kalemine saglik metin abi..insallah bu sureci mutalaa etme firsati da buluruz..

birbirimize ve farkliliklarimiza en azindan 'tahammul' edebilecegimiz KALEME "KALEMLE" cevap verebilecegimiz gunlerin yakin olmasi duasi ile.........

45Güzel tespitler Emrah GÜMÜŞSOY, 20.07.2007, İstanbul

Abi yazını tebrik ederim güzel tespitler. Bende Risalei Nur ışığıyla aydınlanmış zihinlerin bahsi geçen susurluk vs. gibi davaların, sırtındaki AĞARlığıyla cehalet denizine dalan bi adamı desteklemelerine akıl sır erdiremiyorum.

Ve lakin kötünün iyisi ilan edilen Akp nin verdiği vaatleri manevi - maddi vaatler olarak ikiye ayırmayı uygun görüyorum. Maddi anlamda vaatler yerine gelmiş olabilir. Ama uluslararası arenada abd ile para karşılığı, komşusuyla siyaset belirleme, sırt çevirme , hedef gösterme, tekme atma ve anlamsız bi şekilde AB kriteri yerine getirmeye çalışırken ezerek geçtiği vaaatler nolcak abi. Bence bunlar es geçilmez inşallah düzelirler

Bi şey demeye çalışmadım abi maalesef oy verecek adam bulamıyorum.

44m mahir, 20.07.2007,

ehven-i şer yine de şer. baki selam.

43Siyasete inhisarm. nur sarac, 20.07.2007, Ankara

Şu anda nurcu deyince akla öncelikle iki grup geliyor: Fethullah Gülen ve Yeni Asya. Her ikisinin de gazetesi var. Her iki gazetenin de siyasi tercihi görülüyor. Zaman AKP'ye oy verilmesinin uygun görüyor gibi ve Yeni Asya da DP'ye.

Her iki grubun lideri de gecen hafta bir açıklama yaptı. Fethullah Gülen "Ben tüm patilere eşit yakınlıktayım, zaten milletimizin fertleri reyleri için yeterli sağduyuya sahiptir" derken Mehmet Kutlular "Demokrat Parti" dedi.

Ve MehmetKutlular beyin beyanatı Risale-i Nur grubu adına anlaşıldı. Metin Abinin "hayır, siz risale-i nur talebeleri adına böyle bir açıklamada bulunamazsınız" tavrı yerindedir, zira bir yanlışı düzeltmeye matuftur.

Keşke Mehmet Kutlular bey de, "cemaat lideri" olarak bir yön göstermekten kaçınsa idi... Zira mütekellim-i vahde değil.

Geçen zaman Metin Abinin haklılığını gösterecektir.

42tebrikmusab, 20.07.2007, İstanbul

"hubbu ali" için değil "buğzu muaviye" dolayısıyla ak parti'ye destek. islamoğlu hocanın yüreğine sağlık.

41ışık tuttunuzrasim, 20.07.2007, Türkiye/İstanbul

şu iman sevdalılarından kenetlenmiş bu kutsal davanın erlerinin yıldız cenberinde tutunabilmek bana şimdilik kısmet olmadı,ama her bir hadisede her bir çıkmazda görüş ve nazik önerilerini önemseyip gönül rahatlığıyla benimsediğim bu cemaattin;çok muhterem ve guzide insanı sayın,Karabaşoğlu:cematten değerli abilerin seçim ve oy rengi yönündeki görüş ve düşüncelerini okuyunca bir ikileme düşmüştüm,bu ikilemin sebebi olarak kendimi suçlar dururken sizin bu yazınız hakikaten bu bulanıklılığı bertaraf etti.Bir kez daha mesuliyet vebalindeki bu kararda sizin düşüncelerinizden hareketle doğru bir tercih yaptığımı hissettim. Allah sizleri Hak ve hakikatin yolunda bizden esirğemesin.

40şahıslar mı fikirler miaytekin şadan, 20.07.2007, manisa

yazık hem de çok yazık demokrat partiyi eleştirirken ölçü sadece sayın ağarın şahsiyeti olmuş peki menderes demirel çiller çok mu dindar dı üstad şahıslarla değil zihniyetle ölçü koy muş. üstelik tek şahsa yani tayyipe bağlı tayyip olmasa olmayacak bir oluşuma demokrat demek size mübarek olsun biz demokrat partiye risale i nur ölçüsünde gönül rahatlığıyla oy vereceğiz. metin kardeşimin zamanlaması da ayrıca şüphe uyandırıcı bu konuda tavzih edici açıklama bekliyoruz

39Metin Bey'e teşekkürler.ilkay, 20.07.2007, ......

istikrarlı yazıları ve istikametli bir karabaşoğlu portresine yakışan bir dik duruş yazısı. can-ı gönülden tebrik ediyoruz. bu sesi bekliyorduk. zaman ve zemin tam muvafık. Allah razı olsun. baki selamlar.

38Metin Karabaşoğlu Yeni Asyanın NeresindeBekir Ceylan, 20.07.2007, İstanbul

Abi sizi sever ve sayarız ama bu yazınız ve paralelindeki basın açıklamanızla gerçekten çok ayıp etmişsiniz.

Nasıl olurda Sn. Demirelin islama ve müslümanlara olan hizmetlerini görmezden gelirsiniz.

Nasıl olurda Merhum Menderesin sağ kolu, dönemin içişleri bakanı Sn Namık Gedik'in Üstad Urfa'da ölüm döşeğindeyken tam donanımlı bir ambulans ile en kaliteli doktorları üstada gönderdiğini, hatta çevredeki çöpler Üstadı rahatsız etmesin diye birde çöp arabası bile tahsis etmeyi düşümdüğünü unutursunuz.

Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sn Ağar'ın uzlaşmacı bir yaklaşımla demokrasiden ve özgürlükten yana tavır aldığını hatta bu olayda demokratik tavır sergilemediği için meclisteki milletvekillerinin birkısmını partiden ihrac ettiğini nasıl olurda görmezsiniz.

Hem kim demiş Yeni Asyanın Demokrat Partiyi desteklediğini. Yeni Asya grup olarak Çillere karşı Köksal Toptan'ı destekledi şu an AKPde, Ağara karşı İlhan Kesici'yi destekledi şu an CHP'de...

Buradan da anlaşılıyorki Yeniasya son 12 yıldır %50 AKPyi %50 CHP'yi destekliyor.

Bırakın Yeniasya DP'yi destekliyor kuruntularını artık.

37Pınar Demir, 20.07.2007, İstanbul

Muhterem Metin Abi,

Bildiğiniz üzere, AKP ye oy verecek olmayı deklare etmek hem dindar kitlenin kahir ekseriyeti nezdinde hem de liberal demokrat kesim açısından gayet makul, itibarlı ve hatta neredeyse zorunlu bir ameliye olarak kabul edilmekle birlikte, bu durum yaptığınız işin kıymetini azaltmıyor, cesaret ve haysiyet sahibi olmaklığınıza halel getirmiyor. Zira bu açıklamayı yaparken neleri göze almanız gerektiğini, nasıl bir maliyetle karşılaşacağınızı, bildirinizin internet haber sitelerindeki nüshasına yapılan yorumlardan anlıyorum. Bazı zevatın, bildiride imzası bulunanların -kendilerince- “ipliğini pazara çıkarma” azmini görünce bunun daha “üst düzey” yıpratma kampanyalarında nereye kadar uzanabileceğini fark ettim ve sizi tebrik etme ihtiyacı duydum.

Yeniasya camiasıyla şimdiye dek organik bir ilişkim olmadı. Gazeteyi de sıradan bir okuyucu olarak takip ediyorum. Yaklaşan seçimle ilgili olarak tüm desteklerini DP ve Ağar’a yönelttiklerini görünce çok şaşırdım. Bu sonuca nasıl bir akıl yürütmeyle ulaştıklarını Kutlular ile yapılan bir röportjda okuyunca şaşkınlığım ziyadeleşti. Siyasi pozisyon belirlerken hangi öncüllerden hareket edildiğini görmek ve bir partiye destek olma kararının bu kadar fanatikçe savunulduğuna şahid olmak hiçbir irtibatım olmadığı halde beni bile utandırdı. Dindar camiada adı bir şekilde bu kesimle irtibatlandırılan insanların bundan rahatsızlık duymaması ve tepkilerini ortaya koymaması beklenemezdi. Bu açıdan yapılan açıklamayı gayet makul ve yerinde bulduğumu belirtmek isterim.

Yalnız AKP ye ehven-i şerr olarak verilen desteğin demokratik ideallerle irtibatlandırılmasını pek isabetli bulmadığımı söylemek zorundayım. Zira bu partinin demokrasiye “ilkesel” değil “pozisyonel” yaklaştığına dair kuvvetli işaretlerin olduğunu biliyorum. Bunun en basit ve açık alameti milletvekili adayı belirleme sürecinde yaşandı, hepinizin bildiği üzere..

Benim AKP’ ye verdiğim destek Mustafa İslamoğlu’nun deyişiyle “Hubbu Ali” için değil “Buğzu Muaviye” dolayısıyladır. Hiç hak etmedikleri halde maruz kaldıkları suçlamalar ve ne kadar uzak durmaya çalışsalar da İslam adına çağrıştırdıkları yüzünden gördükleri muamele sadece din karşıtı politikalara bir cevap vermek için pek çok kişiyi olduğu gibi beni de AKP saflarına itiyor. Bu karşıtlığın işgüzar siyasiler için münbit bir siyasi zemin oluşturduğunu görmekle birlikte, bu topraklarda dinin ne anlama geldiğini anlamamakta ısrar edenlere bir cevap verme ihtiyacı hissediyorum. Tıpkı bu iktidardan ciddi hiçbir kazanımı olmayan geniş halk kitlelerin sadece bu sebeple AKP yi desteklediği gibi…

Akparti kurmayları bu gerçeğin sorumluluğunu taşıyıp taşımamakta serbesttir. Vebali de kendi boyunlarınadır, vesselam..

36ANLAMAK İSTEMEYENLERE HİTAP..!mehmet helva, 20.07.2007, MERZİFON/AMASYA

Herkes istediği yorumu yapabilir.. Buna karşı çıkan yok.. TEKRAR söylüyorum, "BASIN BİLDİRİSİ" adı altında yapılan evrak-ı müsveddede imzası olması METİN KARABAŞOĞLU'na YAKIŞMIYOR.. Orda imzası olmasa idi bir diyeceğim olamazdı kendisine.. HARİCİ'likle suçlayan kardeşi de seviyorum.. Ben affettim, Allah da affeder inşaallah.. METİN KARDEŞİN O BİLDİRİYİ İMZALADIĞINDAN ÖTÜRÜ ÇOK PİŞMAN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM..

35İnsaf!Ali YILMAZ, 20.07.2007, İstanbul

Mezkur bildiri nurcuların bölünmüş gösteriyor diyen arkadaşlara katılmıyorum.Çünkü nurcuların tümü zaten Ağar'a oy vermeyecekti.Ancak,Sayın Kutlular Fethullah Gülen'e bağlı olmayan bütün nurcular kendi grubundanmış gibi,tuhaf bir beyanatı vererek böyle bir duruma yolaçtı.

Artık birilerinin Kutlular' tüm nurcuların lideri olmadığını hatta nurculukta liderlik değil,kardeşlik olduğunu anlatması gerekiyor.Bunu yapmak yerine şakşak yapmayı tercih edenler büyük bir mesuliyetin altına giriyorlar.

O ancak "biz yeniasya grubu olarak meşveret yaptık,oyumuzu DP'ye vereceğiz" diyebilir!

Malum bildiriyi kaleme alanlarda zaten "oyumuzu şu şu sebeblerle Akparti'ye vereceğiz " demekle yetiniyorlar.

Nurcular şu partiye oy vermelidirler türü herkesi bağlamaya yönelik bir tavra girmiyorlar!

Artık insanların hatta tüm grupların iradelerine ipotek koymaya kalkmanın devri geldi de geçti bile!

34Demokrat Partinin Başında Demirel olsa!enes kara, 20.07.2007, Ankara

evet demirel olsa yine oyunuz Demokrat partiye mi giderdi.

Malum 28 şubatta sarf ettiği efor ve başörtülüleri arabistana davet etmişti.

Keşke Hiç oy vermiyeceğim bu sistemin partilerinden kurtuluş beklemiyorum deyip oy kullanmayacağım deseniz, hazmediyorum. Ama Hiç alakası olmayan ifadelerle kendini demokrat bir nur talebesi olarak addederek ve adı demokrat parti diye hala bu parti ve uzantılarını liderine içeriğine bakmadan desteklemek ferasetsizliğini bir nur talebeliği unvanını almaya çalışanlara yakıştıramıyorum.

Nur talebeliğini demokratlık gibi kelimelerle yan yana telaffuz etmeyi doğru bulmuyorum. Nur mesleği vahiy eksenlidir. demokrasi ise çoğunluğa bakar (güya) neyse o ayrı bir tartışma

Metin beyin tercihini zamansız bulunlar Y.Asya'nın gazete lisanıyle yaptığı telkinleri nasıl buluyorsunuz onala reva da metin beye değilmi.

Evet böyle açıklamalar yapılmalıdır.

Taki Hariçte risalelere muhabbet gösterip fakat soğuk duranlar hah demek böyle düşünenlerde varmış desinler.

Allah'a şükür nur mesleği Y.Asya'nın tekelinde değil, ama değilmiki bir gazate var ve kamuoyuna mesajlar yolluyorlar onların yanlış ve yanlı telkinlerine yine bu yolla cevap verilir, ve verilmelidir.

Ayrıca aşağıda Meclise gelen ziyaretçilerinde başörtülü olmalarını yasaklayan önergenin sahibi olan Mehmet AĞAR'a ait dökümanı yayınlayan arkadaşıma teşekkür ederim.

Son Söz: Ak parti kötü de olsa yine bu zamanda kötünün iyisi

33iki sorum var..Hikmet, 20.07.2007,

1. AKP nin ırak savaşına destek vermesi bunun için 'ilk bomba düşünce parayı kasamızda isteriz' diye amerika ile anlaşması ve lübnan hizbullahı ile çatışması için lübnana asker gondermesi soylem-eylem tutarlılığı gösterir mi?

2. Bazı partilerde(saadet) meşveretin olmadığını nereden çıkarıyorsunuz? halbuki onlarda istişaresiz adım ayılmaz diye biliyorum.

metin abi seni de seviyoruz:)

32s huseyinoglu, 20.07.2007,

CHP ve ekibi Ağardan önce davransaydı ve partilerinin adını Demokrat Parti yapsaydı yine mi Risale-i Nur da bahsi gecen DP olacakti.

şu düşünce yanlış mı peki: "DP yi Risale-i nur gözüyle incelerken, İncelenmesi gereken o mektupların gectiği dönemdeki DP. Oy verme kiritiği şeklinde verilen ölçü ise değişmez bir ölçüdür, ve o ölçüdü galip çıkan partinin adı değişebilir. "

Yoksa tarafgirane takım tutar gibi bir ismin peşinden gidip, lideri ve ekibi kim olursa olsun o bizim partimizdir demek ne derece hakikat mesleğine uyar. Bu düşünce siyaset mesleğinin düsturu olabilir ona sözüm yok, fakat ya hakikat mesleği!

31Dindar demokratlar Risale-i Nurlara sahip çıkmalıs huseyinoglu, 20.07.2007,

"Dindar demokratlar Risale-i Nurlara sahip çıkmalı"

Meclis başkanının Türkçe Olimpiyadında ki konuşmasını dinlediniz mi?

3022 Temmuzelif ......, 20.07.2007, Ankara

Metin Karabaşoğlu kendisine yakışanı yapmış ve seçimle ilgili düşüncelerini bizlerle paylaşmış. Zaten bu konuda yazmaması bence eksiklik olurdu. hergün insanlara kendi ideolojilerini dayatan ve bunu körü körüne yapan fikirsiz kalem sahiplerinin içinde konuşması ve yazması gereken vicdan sahibi yazarlara ve düşünürlere ihtiyacımız var. Seçimler hakkında yazması ve fikrinide beyan etmesi çok yerinde bir davranış. Umarım herkes destek verdiği parti ya da ideolojiyi Metin bey kadar irdeleyebilir. Ben onunla aynı düşünceyi paylaşıyorum ve en azından buradan ona ve karakaleme emek verenlere teşekkür ediyorum.

Allah razı olsun.

Hürmet ve Muhabbetle

29istikamet bu mu?s huseyinoglu, 20.07.2007,

İstikamet, zikzaksiz yasamak kiyamete kadar tek bir parti ye tarafgirlikle mi mumkundur yoksa kurani olculerle tercih yapabilmekle mi?

Ben hala daha israrla tek parti nin yillardir savunulmasini anlamiyorum. Kardesler diyor ki biz donek deyiliz, biz partimizden donmeyiz. Bu hakikatperestlik midir yoksa tarafgirlikmidir anlayamadim gitti!

28Fatıma Zehra, 20.07.2007,

Metin ağabeyi çok severek okuyor,istifade ediyorum.Nur talebesinin duruşu,vereceği cevab tahlillerini de merakla okudum.Keşke dedim metin abi dindarlığıyla göze çarpan bazı kişilere bu kadar önyargılı olmasaydı.herşeye rağmen saadet partisini oy verilebilecek bir parti olarak görmeyişiniz doğrusu beni üzdü.Tamam siyasetçi ekserce tam müttaki dindar olamaz.ama islamiyeti en güzel yaşamaya çalışan siyasetçi olarak da milli görüşçüleri görüyorum.Çoğunun Allah rızası için çalıştığına şahidim.

Saadet Partisi tabanını, Türkiye’de olup bitenlere, yanlışlıklara, değerlerin kaymasına tepki gösteren insanlar olarak görüyorum. Bu anlamda Saadet Partisi’nin, bu coğrafyanın, halkın, milletin vicdanı olduğu düşüncesindeyim. Saadet Partisi’ne verilecek birkaç milyon oy, Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların farkında olduğunun gösterilmesi açısından çok önemli.Ben de vicdanıma oy vereceğim.

27Şimdiki demokrat parti sevdalılarınamkalabas, 20.07.2007, Ağrı

Öncelikle bazı Nur talebelerinin demokrat partiyi desteklemelerini anlıyamıyorum ve onları bir daha Risaledeki siyaset bahislerini mütaala etmeye davet ediyorum..

Malumunuz vecihle bir partiye oy verilirken( sadece işte Üstad demokrata vermiş diye)tüzüğüne,içeriğine yaptıklarına bakmak gerekir.Şimdi sizlere soruyorum Üstadın zamanınındaki dp ile şimdiki aynı mı?Sizleri bir daha incelemeye davet ediyorum...

selamlar...

26Ehvenüşşermkalabas, 20.07.2007, Ağrı

Selamlar herkese..

kanaatimce birşeyi tamamen red etmek tefrit,kabul etmek de ifrat bildiğimden siyasete de kötüler arasından iyiyi seçmeye çalışacağım.Seçimimi yaparken Risaleleri iyice mütaala yapmak gerektiğine inanıyorum.Metin abinin de bu konuda ehil olduğuna inanıyorum.

Fakat Akp ye direk yönlendirmesin beğenmedim doğrusu.Vakıayı söyliyelim ama neticeyi insanlara bırakalım.Bugün akp olur yarın başkası.Parti,patırdı bizde yok.Taraf olmak Nura müşterileri kaçırır.Diğer partilerde NURLARA müşteriler olabilir.

Ayrıca Bizler bir partiye oy vermekle herşeyini destekliyor,şartsız savunuyor değiliz.Mesla yöremizde parti adayları pek de istediğimiz ölçülerde değil.Ancak partiye yapılan zulümden,Cumhurbaşkanlığı seçimi,chp... den dolayı verilebileceğine inanıyorum...

Bu seçimin başta İsalm alemi,tüm insanlık,memleketimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden temanni ediyorum...Selam ve sevgiler...

25Şaşkınlık...ismail kartal, 20.07.2007, ist. türkiye

Metin abi beni o kadar çok şaşırttınız ki. Neyi nasıl diyeceğimi bilmiyorum.

Benim yorumum yazınıza mukabil değil Dün Haber sitelerinde yayınlanan ve sizinde isminizin bulunduğu BASIN AÇIKLAMASI ile alakalı olacak.

Allah aşkına ne demek bu, kimin adına kimin hesabına geçti şimdi buradaki TAHRİBAT.

Eğer mezkur beyanda isminizin iradenizle ve bilerek olmasını istemişseniz size teessüf ediyorum.

Kardeşlerimiz arasındaki mail grubunda yazıdığım cevabı aynen buraya da koyuyorum taki diğer okurlarınızda hissiyatımı anlasınlar.

İçindeki İfrat ifadeler kim başını uzatırsa onun için yazılmıştır.

Yazıklar Olsun...

Cemaat içinde hiç bir baskı ve zorlama olmamasına rağmen, Ancak pirensip ve R.N Hakikatleri muvacehisinde yapılan bir siyasi yorum ve tercihe. Birileri yine kendilerini Cemaat yerine koyarak sanki Zorlama ve İstibdatla hareket ediliyormuş gibi BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR.

Soruyorum kendilerine, orada ismi olanladan çoğu YENİ ASYA Cemaatinin mensubumuymuş ve Cemaatin Hangi Karar organı ve içyapısı içinde olmuşlar. Hangi Mahalde Hizmet Ediyorlarmış, Hangi mahalde derslerimize katılıyorlarmış, hangi mahallin heyeti veya seçmeniymişler, hangi yayınlarımızı alıyorlar ve hangi mahalle aidat veriyorlarmış. BEN SÖYLEYİM EKSERİYETİ HİÇBİRYERDE YOKLAR VE OLMAK İSTEMİYORLAR VE OLMAYI ELEŞTİRİYORLAR. Zaten yıllardır farklıyız ve CEMAATLER ÜZEREYİZ tavırlarıyla eleştirilmiyorlar mı?

Peki Bugün ne oldu da Cemaatin içindeymiş gibi CEMAAT adına böyle bir REZALETİ VE İHANETİ irtikap ediyorlar.

İHANET diyorum özellikle seçtiğim bir kelime. Cemaatin üyeleri tarafından kurulan HUKUKÇULAR DERNEĞİ Başörtüsü, Şemdilli meslesinde, 301 meselesinde, Hırant Dink meselesinde, Gazetemiz ve yazarlarımıza dönük davalar meselesinde Neredelermiş neden böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmemişler?

Velev ki, farz-ı muhal söyledikleri gibi kabul etsek bu mesele burada mı tartışılmalıydı. Böyle alenen KALEDE DELİK açma kabilinden bir açıklama NEREYE VE KİME HİZMET ediyor.

Mezkûr açıklamayı, Haber Siteleri Nur Cemaati Bölündü olarak veriyor. Bu ihanetin bedelini Yarın mahşerde nasıl verecekler.

Haber yorumlarında KUTLULAR abiye ve CEMAATİMİZE dönük ağza alınmayacak ve tiksindirecek açıklamalar yapılıyor. Şimdi soruyorum ESSEBEB-İ KEFFAİL sırrınca bu GIYBETLER, İFTİRALAR, YALANLARIN yekûnu kimin Defter-i Amaline geçecek.

Kan emici zındıklar, Safdil sofi meşrepler, Enaniyetli Hocalar ve taraftarları fırsat bu fırsattır diye VURUYOR DA VURUYOR peki buna TEŞNE tutanlar Yarın Üstadımızın ve Peygamberimizin Huzurunda ne cevap verecekler.

Regaib Kandili bunları mı konuşmalı ve düşünmeliydik, Cemaat içinde ciddi bir tepkiyle karşılandı herkes neler oluyor bunlara cevap verin diye arıyor, mail adıyor, mesaj çekiyor.

Velev ki bir kişi siyaseten böyle bir hata yapsa ve bize göre de yanlış bir tercih yaptığını farz etsek o ağabeyimize veya kardeşimize bakış açımız nasıl olmalı.

Üstadımızı dinleyelim bakın ne diyor.

ÜÇÜNCÜ NOKTA:

İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin birtek seyyiesiyle bütün hasenâtını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, o mü'mine adâvet ederler.

Halbuki, Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiâtın esbabı çok ve vücutları kolay olduğundan, bazan birtek hasene ile çok seyyiâtını örter. Demek, bu dünyada o adalet-i İlâhiye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki, kıymettar birtek hasene ile, çok seyyiâtına nazar-ı afla bakmak lâzımdır.

Halbuki, insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenâtını birtek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder,

24TeşekkürlerErkan Akgül, 20.07.2007, Malatya/Türkiye

Her yönüyle takdir ettiğim ve bütün yazılarını kitaplarını takip ettiğim Metin Bey'in bu yazısınıda tam zamanında ve yerinde buluyor tebrik ediyorum.Oyumu Akp ye verecek olmamdan dolayı değil bir nur talebesinin cesaret edipde açıkça oyunun rengini belli etmesi alkışlanacak bir durum hatta gerek A.Badıllı ağabeyin ve gerekse diğer basın ildirisi yapan ağbeylerin de bu tarz tutumlarını tebrik ediyorum.Hak ve hakikatın herkese gösterilmesi çok mühim Üstadımızda oyunu göstererek kullanmamışmıydı? Bu arada M.Ağarın başörtüsü ile alakalı evvel zaman içinde meclise verdiği yönergeyi buraya alıyorum uygun görülürse "Mehmet Ağar’ın, vatandaşların başörtülü olarak Meclis’e girişinin yasaklanmasını istediği 'iç tüzük değişikliği teklifi' aynen şöyle:

21. Dönem, 527 sıra sayısı ile işlem gören TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair birleştirilmiş teklifleri yeniliyorum.

Gereği talep olunur.

Mehmet Kemal Ağar

Elazığ Milletvekili

Kıyafet

Madde 56

“Başkanlık Kürsüsünde Erkek Başkan, T.C’nin merasim kıyafeti olan beyaz kelebek kravat ve siyah yelek üstüne siyah frak, kadın başkan siyah uzun etekli tayyör ve beyaz açık yakalı bluz giyer.

Genel Kurul Salonu’nda yer alan milletvekilleri, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Teşkilatı memurları ve diğer kurum personeli ceket giymek, kravat takmak ve başı açık olmak zorundadır.

Kadınlar başları açık ve tayyör giyerler.

Görevlilerin kıyafeti Başkanlık Divanı'nca yukarıdaki esaslara uygun olarak tespit edilir.

Ziyaretçiler yönetmeliğinde ziyaretçilerin kıyafetleri de yukarıdaki ilkelere uygun olarak tespit edilir.”

Evet kahraman demokrat Mehmet Ağar yine sahnede.

23ben demokrat bir nur talebesiyimmesut nurver, 20.07.2007, Ankara

şahısların üzerine kurularak yapılan siyasi değerlendirmelerin çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.görüldüğü gibi sizinde yazdığınız gibi demokratlarında zamanında yanlışları olmuş.acaba bediüzzaman bu durumları bilmiyormuyduki hayatında hep hürriyetçi ahrar çizgiyi destekledi.kanaatimce çok iyi biliyordu.buna rağmen vatan memleket KUR AN namına demokratları destekledi ve aleyhte yapılan çalışmalarıda bizzat kendi müdaheleleriyle,o çalışmaları bizzat yapan kişilere düzelttirdi .bu tatbikatının nasıl olduğunu merak edenler yeni asya dan öğrenebilirler.metinabi sizi dikkatle ve samimi takip eden bir kardeşiniz olarak bu tercihinize saygı duymakla birlikte oyumu demokrat bir nur talebesi olarak demokrat partiye vereceğimi belirtmek isterim.fi emanillah

22fatma yılmaz, 20.07.2007, İstanbul

akp yada dp propagandası yaptığımız kadar risale-i nurların propagandasını yapsaydık ihya olurduk...koray beye katılıyorum o kadar birlik için neden varken sadece hangi partiye oy vereceğiz meselesinin cemaati bu hale getirmesi belki üzerinde en fazla durulması gereken konu bence.

21m.Said, 20.07.2007,

Fikrinizi açıkça beyan etmenizi takdir ediyorum..

Teori ve Uygulama diye ayırt etmeniz güzelde...Şunu hatırlatayım..Siyaset sonuç alma sanatıdır.

Ezan-ı Muhammedi nin aslına çevrilmesinde CHP nin de oyunu alabilmiş siyasi "misyon" a ihityaç vardır..

Hayırlısı oLsun.

Tefrika meselesi olamayacağını da demokrat hukukçular olarak millete bildirseniz çok hayırlı olur.Metin abi.

20bari demokratlık namına...murat doğan, 20.07.2007, ığdır

risalei nur ölçüsünde hem de delilleriyle siyasi tercihini söylemek çok normal.

y.asya gazetesinin boy boy m.ağar resimleri yayınlaması neredeyse fıkıh köşesinde bile dp(dyp)den bahsetmek hem de ak partinin demokrat olamayacağı vurgulanarak yazmak bir zamanlama hatası olmuyor da m. karabaşoğlunun delilleriyle siyasi tercihini yazması neden art niyet senaryolarına neden oluyor ki?

diyeceğim o ki sözümona demokratlar bunu hazmetmeliler...

evet Ak parti bence de

19Metin Abiye kayiliyorumElif Ayrılma, 20.07.2007, İstanbul

Metin Abinin bu soyleminden dolayi kutluyorum.Benim de oyum AKP ye...Birilerine duyrulur..

18ZORUNLU BİR AÇIKLAMA;CEVABA CEVAP..!mehmet helva, 20.07.2007, MERZİFON/AMASYA

Metin bey kardeşimi aynı dönem mezunu olarak iyi tanıdığımı ve anladığımı düşünüyorum.. Bu yazısını da anlıyor ve çoğu kısmına iştirak ediyorum, vardığı sonuç bana uymasa da gerekçeleri ve mantığı doğru.. Fakat, "YENİ ASYA gazetesi okuyucuları ikiye bölündü" yorumlarının yapılmasına sebep olmak Metin kardeşe yakışmadı.. O bildiriye imza atmayacaktı.. Bizler bazı sıkıntıları, özellikle 1990 da siyasi yorumları nedeniyle çalıştığı dergiden uzaklaştırılırken ve yaptığı sohbetlere gitmek yasaklanırken hep birlikte üzüldük, ağladık.. Ve ben kendisini, bir inşikaka sebeb olmadığı, haklı bile olsa nefsini ezmesini hep takdir ettim. İşte bu yüzden belki de haklı olabileceği bir hususta "ikiye bölen" pozisyonunu kendisine yakıştıramıyorum. Çıkış noktamız Risale ise, orda yazılanları okur ve yorumumuzu yaparız, isabetli olur ya da olmaz bu önemli değil! Önemli olan, çıkış noktasının Risale olmasıdır.. Yoksa, önce destekleyecek partiye şartlanıp sonra Risale'den ona delil aramak kimseye yakışmaz. Ben Metin kardeşin çıkış noktasının Risale olduğunu biliyorum, bir kez daha söylüyorum "bir bölen" pozisyonu ona yakışmadı.. Bu konuda tashih cevabı beklediğimi, bunu yapmasının onun boynunun ve vicdanının borcu olduğunu düşünüyorum.. Mektubat'ta 15.Mektup da geçen, "Kader-i ilahi ve Rahmet-i ilahiye onların (Hz.Hüseyin'in) feci bir akıbete uğramasına müsade etmiş?" sualine Üstad'ın verdiği cevabı bu konuyla bağlantılı düşünürsek, Metin kardeşi niye eleştirdiğim iyi anlaşılır diye düşünüyorum... Selam ve dua ile..

17akla kapı açar, ihtiyarı elinden almaz’ Gökhan YILDIZ, 20.07.2007, Niğde

Saygıdeğer ağabeyim,

Özür dileyerek ve bu konudaki oy fikrinize katılarak şu soruyu sormak istiyorum:

"Kendi namıma, ana çizgi itibarıyla Ak Parti’nin ‘söylem-eylem tutarlılığı’nı koruduğu kanaatine sahip olduğum için, oyumu gene bu partiye vereceğim."

sözünüz 'akla kapı açar, ihtiyarı elinden almaz’ düstüruna ters düşmez mi?

16 tekerrürHAKAN GÜNDÜZ, 20.07.2007, KIRIKKALE

İmam-ı Ali Kur'anı yüzünden okuyan ve arkasında yatan manayı anlamayan haricilerden çok çekti. Bunlar gece gündüz Kur'an okur fakat manaya nüfuz edemeyenler insanlardı. Şimdi de risalede yazılı bir parti ismine kafayı takıp ona şartlananlar bu cematin ve zamanın haricileri olsa gerek..

15NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUNAZ ?ADEM CILIZ, 20.07.2007, SULUOVA7AMASYA

Normal şartlar dahilinde kendi görüşünüzü beyan etmenizde bir problem yok.Ancak bu konuyu açıklamak için Yeni Asya Cemaati ve gazetesi ile bağlantı kurmanız fevkalade yanlış.Fethullah Gülen ve Cemaati yada başka bir cemaat ile ilgili isim vererek açıklama yapmıyorsunuzda Yeni Asya adıyla yapıyorsunuz?Açıklayamadığınız bir amacınız mı var?Sizleri vicdanen insafa davet ediyorum.Bunları sorarken bilin ki sizleri çok seviyoruz.

14Ezberi Bozan Bir Yazı, Mesut C, 20.07.2007, İstanbul

Nur cemaatlerinin siyasi bir yanı olmamakla birlikte, elbette risale-i nur talebelerininde vatandaşlık hakları olan oy kullanmaya hakları vardır. Metin Abi alacağı tepkileri göze alarak, ülkenin huzur ve sukuneti için kaleme aldığı bu yazı bence büyük bir cesaret ve vatan, millet aşkı gerektirir. Doğru bildiğini çekinmeden söylemesiyle ve "KÖTÜNÜN İYİSİ" tabiriyle adlettiği seçimindede çok haksız değil.

Birşey daha varki o da oyların banko DP ye gitmediğini göstermeniz.. Bence gerek basın açıklamasında ve gerek şu yazınızda son derece ezberi bozan sözler söylediniz. Ve söylenmesi gereken şeylerdi..

13kime oy vermemeli?ali kara, 20.07.2007, tür

Bence soru; kime oy vermemeli? olmalıdır.

Bu soru, kime oy vermeli? den daha çok önem arz ediyor. Elenenlerden sonra, kalanlardan birine oy vermek, risale dinamiğine daha uygun düşer diye düşünüyorum ben.

12CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİaytekin şadan, 19.07.2007, MANİSA

cumhurbaşkanlığığ seçimi sürecine bir göz atalım. kasımpaşalı bu süreç başladığında ben 353 üm istediğimi yaparım dedi mi dedi muhalefete siz gidin çelik çomak oynayın dedi mi dedi muhalefette çelik çomak oynamaya gitti kasımpaşalının dediğini yaptı ama seçemeynce bastı feryadı e kardeşim sen çelik çomak oyna ben istediğim seçerim demedin mi seç o zaman meclis senin emirlerini terine getirme yeri mi şimdi akıllandım uzlaşacağım diyor ama bazı arkadaşlar bu lafı duymuyor halacumhurbaşkanlığı seçimini bahane ediyor cumhurbaşkanını seçtirmeyentayyipin tutumu mu yoksa ona emir kulu olmayan muhalefet mi

11dp-akpkoray, 19.07.2007, İstanbul

dün internetten bu yazıyla paralel yapılmış basın açıklamasını da okumuştum. belki de metin abinin en fazla yorum alan ve belki de tepki çeken yazısı bu olacaktır. dünkü haberin başlığı bunun cemaati ikiye böldüğü idi.

insanı en fazla yaralayan herhalde beklemediği tepkilerdir. risale-i nurlardan hep aynı şeyleri anlamaya alışmış bizler birisi konuyu farklı yorumladığında onu bir anda dalalet çukurlarına düşmüş zannediyoruz. cemaatin dyp nin bir parçası gibi görüntü sergilemesi ve koşulsuz destek vermesi benim de hiç hoşuma gitmiyordu. özellikle üstadın siyasete bakışı din adına olmasına rağmen tarafgirane nazarla bu partinin her yaptığı doğru diğeri ne yapsa yanlış yaklaşımını da doğru bulmuyorum. akp nin din adına hayırlı işler yapamayacağını düşündüğüm için ben dp ye oy vereceğim. ama belki de ilk önce hürriyeti bizim öğrenmemiz lazım. maalesef seviyesiz eleştiriler ve bölünmelere gitmeler bu konuda çok eksiğimiz olduğunu gösteriyor. o kadar birlik için neden varken sadece hangi partiye oy vereceğiz meselesinin cemaati bu hale getirmesi belki üzerinde en fazla durulması gereken konu bence.

10Helal olsuncengiz , 19.07.2007, bitlis

Yorumları okuyunca maalesef Yeni asya cemmatinin fertlerinin nasılda Mehmet Kutlular'a akıllarını bir tarafa bırakarak biat etmişlerdir. Derin Bir ahh diyorum yalnızca bu arkadaşlara nasılda şaibeli ve neredeyse herkesin kim olduğu ve son cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrıyla ne olduğu ayan beyan bi adamın peşine takılabiliyorlar. Aslında Mehmet Kutlulardan sonra cemaatin yeni ABİSİ mehmet Ağar hiç fena olmaz. BU dik duruşundan ötürü Metin Abi sizleri kutluyorum. Üstadı kimse bu Nur cemmatinin bir ileri geleni olsa bile kendi adına konuşturamaz. Üstadı siyasi olaylara malzeme etme hakkına sahip değildir. Lütfen bundan sonra Mehmet Kutlular kendi adına konuşsun

9Zamanlama hatası imiş!Ali YILMAZ, 19.07.2007, İstanbul

Zamanlama niye eleştiriliyor ki!Böyle bir yazı elbette seçim döneminde yazılmalı idi.Normal dönemlerde insanların beynini siyasi konularla meşğul etmenin fazla anlamı yoktur.İnsanların fikirlerine değer verdiği ve ısrarla ne yapılması gerektiğini sorduğu insanlar olarak elbette fikirlerini açıklayacaklar.Ama asıl tuhaf olanı hürriyet diyen insanların herkes benim istediğim partiye oy vermelidir,diye dayatma yapmaya kalkmalarıdır.

"Benim istediğimi söylediğin sürece seni büyük yazar görürüm,aksi takdirde gözümden düşersin" yaklaşımı da çok sakat bir anlayış oluşturuyor.Burada Metin Abi'nin "Alkışlayanlar aslında kendilerini alkışlıyorlar" sözü aklıma geliyor,nedense.Çünkü bu arkadaşlar "benim beğendiğim insan olmak istiyorsan her konuda benim istediğim gibi düşünmek zorundasın" dayatması yapıyorlar.

Oysa dayatma özgür iradesi olan insanlara değil,robotlara yapılır.Robotlar ise düşünemezler.Düşünemedikleri için 'düşünür robot'lar yoktur.

Dolayısıyla Metin Karabaşoğlu'nu kendi istediğiniz gibi düşünen bir insana dönüştürmeye çalışmanın anlamı yok.Çünkü o sizin düşünmesini istediğiniz gibi düşünmeye başlarsa düşünür olmaktan çıkar.

Neyse konuyu uzatmayayım.Risale-i Nur camiasından niçin düşünür çıkmadığını bu gece daha iyi anladım.Çünkü herkes herkesin kendisi gibi düşünmesini istiyor.Kendi güvenliğini bunda arıyor.Oysa nurcunun güvenliği imana dayanan hürriyette olmalı!

8Basın Bildirisi TebriğiHamza, 19.07.2007,

Bugün çeşitli sitelerde bu minvaldeki bir değerlendirmeyi okudum. Bu değerlendirmeye haber değeri sunan unsur Yeni Asya karşıtı değerlendirme oluşuydu.

Değerli abilerim, Yeni Asya yanlılş düşünüyor, hareket ediyor olabilir. Yeni Asya nın siyasi düşüncesinin zıttından hareket etmek ve bu meseleyi basın bildirisi olarak sunmak yakıştımı? Siyasi kanatlerinizi burada olduğu gibi sunun. Bırakın DP yi destekleyenler de oylarını oraya versinler. Kime ne fayda sağladı bu bildiri. Yeni Asya biz hata mı etmişiz dedi, yüreğiniz mi serinledi, yoksa aradaki hüsnü zanları kırıcı abisini , kardeşlerini ehli dünyanın nazarında hoş olmayan dünyevi bir polemiğe kurban etmenin neresini ihlas ile açıklayacaz?

İçerisinde Yeni Asya geçmese buradaki açıklamadan farklı bir açıklama değil. Kimsenin farklı görüşe eleştiriden başka bir diyeceği de olmaz. Böylesi bir siyasi mesele yüzünden "Nurcular Yeni Asyaya karşı çıktı" gibi (üstelik morahaber gibi bir sitenin başlığı bu) çok mu güzel oldu? Fevkalade hizmete mi vesile oldu. Benim gibi bazılarının incinip, hüsnü zanlarının kırılmasına mı neden oldu?

Ve bu ekip kaç defa bu şekilde basın bildirisi hazırladyp gönderdi? Kimi hedef aldı bu basın bildirilerinde? Sorular uzar gider..

7kimin oyununa geldinizkenan şadan, 19.07.2007, manisa

siyasi görüşünüz size mübarek olsun ama böyle bir zamanlama sizin gibi birine hiç yakışmadı acaba bu işin ardında başkalrı mı var şüphesi uyandı yoksa birilerinin gazına mı geldiniz yoksa biz mi sizi ihlas noktasında gözümüzde fazla büyütttük bizim oyumuz DP ye ham de risale i nur ölçüsünde

6demokrasi tek kişitahakkümü müirfan saracalıoğlu, 19.07.2007, manisa

AKP tek kişinin mevcudiyetine bağlı bir harekettir tayyip yoksa akp de yoktur.koca demokratlığı tek kişiye bağlamak akla ve iz ana sığar mı. hem 27 nisanda yaşanan tayyipin dayatmasının sonucu değil mi bu gün niye madem artık akıllandım uzlaşacağım diyor yoksa dindar bir cumhurbaşkanından vaz mı geçti ASLAN DEMOKRATLAR SİZE RAĞMEN ahirette hesaplaşmak üzere

5yazık hemde çok yazıkaytekin şadan, 19.07.2007, manisa

söylem eylem tutarlısı AKP diyebilmekiçin cahil olmaya gerek yok saf olmak lazım. başörtüsü kuran kursu konusundaki söylemi ve eylemi hiç mi vicdanınızı sızlatmıyor dün biz demokrasi dediğimizde bizi küfürle suçlayanları ne çabuk demokrat yaptınız bu gün uzlaşı diyenler değil mi 27 nisanın sebebi içinizdeki kini anlıyamıyorum ertuğrul günaylar siizin giri nurculara hayırlı olsun ama YAŞASIN DEMOKRATLAR size rağmen

4Allah razı olsunAli YILMAZ, 19.07.2007, İstanbul

Risale-i Nur camiasının yetiştirdiği önemli bir entellektüel olarak bu önemli konuda,kritik bir zaman diliminde yazdığınız bu yazıdan dolayı sizi kutluyorum.Yazınızdaki analizlere de aynen iştirak ediyorum.Yazıya itiraz edenlerden de ciddi analizler bekliyorum.Çünkü duygusal tepkiler hiç sorunu çözmüyor!

3kimseyi büyütmeyin gözünüzdeosman yakar, 19.07.2007, İzmir

mehmet kardeşime derim ki kimseyi gözünde büyütme

metin abi bizim ders arkadaşımızdır

eğer yanlışlığa düşüp makam vermeye kalkışırsan yanlışını gördüğün zaman bütünüyle silersin bu da hizmetimize ters

düşer

siyasi noktada görüşülerini benimsememek

diğer görüşlerinin de yanlış olduğu anlamına gelmez bu uhuvvete ters düşer

selametle kalın

2KATILMIYORUMosman yakar, 19.07.2007, İzmir

sevgili metin abi siyaset noktasında size katılmadığımı belirtmek istedim

ben oyumu dp verecem

mahşer yerinde sorumlu tutulmamam için söyleyeyim dedim

sizi gerçekten çok seviyor ve dua ediyorum ama malesef siyasi noktada aynı düşünmüyoruz selametle kalın

(neden dp sebeplerini isteyen olursa açıklayabilirim)

1ZAMANLAMANIZ ÇOK İLGİNÇ !mehmet helva, 19.07.2007, merzifon

Normal bir zamanda olsa teorik olarak tartışılabilecek bir konuyu böylesi bir zamanda bu tarzda tartışmaya açmış olmanızı "sizin çizginizi bilen birisi olarak" anlaşılmaz buluyorum. Bu izahlarınızın öncelikle sizin "paradigmanız"a uymadığını düşünüyorum.. Sebebini bulmaya çalışıyorum.. İnşaallah bulurum.. Yoksa şimdiye kadar sizi gözümde fazla büyütmüşüm hissine kapılacağım... Zikzaklara başladınız siz de.. bu zikzaklar durmaz, devamı gelir.. Allah ferasetinizi açsın.. sağlıkla kalın




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut