Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.673 yazı içinden]

Sadaka

Yazara Mesaj Gönder

KARAKIŞIN BÜTÜN ağırlığıyla şehrin üzerinde egemen olduğu günlerden birinde yol kıyısında yaşlı bir dilenci, gelip geçene sadaka için avucunu açıyordu. Tipi bütün hızıyla esiyor, yoldaki hiç kimse yüzünü havada uçuşan kar tanelerinden saklayamıyordu.

Paltosunun kaldırdığı kürklü yakası ve şapkası arasında başını korumak isteyen bir genç, hızla evine doğru giderken, yaşlı kadını gördü. İçinden sadaka vermek geçti. Ama hava o kadar soğuktu ki, eldivenlerini çıkarıp kadına para uzatmaya üşendi. Ama kadına da çok acıdı. Bu dondurucu soğukta birkaç kuruşa muhtaç olup yol üzerinde dilenmek zorunda kalmanın ne kadar dehşetli birşey olduğunu düşündü.

“Zavallı sevgili ihtiyar” diye seslendi kadıncağıza. “Senin işin çok zor. Allah kolaylık versin sana!”

Yaşlı nineye bu iki candan söz bile yetti. Delikanlının içten sözleri içini ısıttı. Sadaka alamadığı halde, genç adama teşekkür etti.

Biraz sonra, yol üzerinden geçen sıcak arabada oturan zengin bir adam ihtiyar kadını farketti. Şoförüne işaret edip, arabayı durdurdu. Zavallı dilenciye hediye vermek istedi. Cebinden para kesesini çıkarıp pencereyi açtı. Ama dışarısının fırtınası sıcak arabaya öylesine hızla hücum etmiş ki, zengin adam kesesinden çıkardığı parayı hızla dilenciye doğru fırlatmış. Attığı paranın bir peni değil, bir altın olduğunu ise son anda fark etti. Ama olan olmuştu...

Zengin adam, evine döndüğünde, hâlâ daha dilenciye fırlattığı altını düşünüyordu. Dikatsizliği yüzünden o kadar büyük bir para verdiğini düşünüp, kendi kendine kızıyordu. Oysa, bir altın onun için üzerinde düşünülmeye değmeyecek kadar küçük bir miktardı.

Aynı gece, fakir delikanlı da, kadını düşünüp durdu. Mütevazi akşam sofrasını kurarken bile, kadının sefil görüntüsü hep gözünün önündeydi. Sonunda dışarı fırlayıp yaşlı kadının durduğu sokağa doğru koştu. Kadın hâlâ oradaydı ve yarı donmuş elleriyle karlar arasında zenginin fırlattığı altını arıyordu.

Genç adam nineyi evine getirdi. Beraberce sofraya oturup, birlikte yemek yediler.

O gece, Dünya İyilikler Defteri’ne zenginin fırlattığı bir altın yazılmadı bile. Ama ilk sıraya, iyi kalpli gencin iyiliği kaydedildi...




(İngiliz halk hikâyesi)

  23.02.2007

© 2015 karakalem.net, İsmail Örgen

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut