Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kör nokta
–Metin Karabaşoğlu

[*4.669 yazı içinden]

Rahmet meleklerinin çiçek tutan elleri

Abdurreşid Şahin

ALLAH’IN RAHMETİMİN elçileri olan meleklere bir elbise dikseydi bu kar tanesi gibi olurdu her halde. Kar her haliyle güzeldir.

Melekler görünen elbiselerle cennetten dünyaya inerken çocukların gözlerine dokunur, onları sevince boğarlar adeta.Kar her şeyin üzerine giydiği bir elbise olur ve her şeyi beyaz bir çiçeğe dönüştürür. Kar giysisini giyinen her şey göze güzel görünür. Üzeri karla örtülmüş hiçbir şeye çirkin diyemezsiniz.

Evet bir melektir kar. Kendine bakanlara bir neşe ve ferahlık veren beyaz gelinlik giymiş bir melek. İster gözünüze , isterse teninize dokunsun ve hatta hayalinize ; her dokunuşunda bir mutluluk, bir ferahlama ve tatlı bir serinlik vardır.

Karı dünyamıza gönderen rabbimiz bizleri sevindirmek istiyor. Karla bütün çirkinlikleri örttüğü gibi kalbimizdeki çirkinlikleri de örtmek istiyor. Kar nasıl değdiği her şeyi güzelleştiriyorsa, biz de kalbimizdeki güzellikle her şeyi güzelleştirelim istiyor. Aslında kara yüklediğimiz bütün çirkinlikler bizden kaynaklanır. Karın çirkin yüzü yoktur, kaderinki gibi, onu kirleten habis ruhların çirkin nazarlarıdır onlar.

Kar her şeyi ile rahmettir. Sert ve şiddetli yüzüyle dahi. Zira onun sertliği ve soğukluğu, mikroplara yada habis ruhlara karşıdır. Şiddetinde de canlılara şifa bir rahmet saklıdır. Tabi ki o rahmeti görebilecek manaya dikkat eden güzel görücü gözler için. Kötülükleriyle hasta olan kalbimize rahmeti; gülücükleriyle ve manasındaki tatlılığı ile de rabbin şefkatini sunarken yaramızdaki mikropları, bandırdığı oksijenli su ile temizleyen bir hemşire misali, ciğerlerimizin gıdası olan havayı zararlı gazlardan temizler. Aynı zamanda bedenimizin gıdası olan meyve ve sebzelere musallat olabilecek mikroplardan arındırır toprağı ve ağaçları. Bize sıcacık gülen yüzünü gösterirken soğuk yüzüyle mikroplardan ve zararlı canlılardan bizi korur. Celal ve cemal birlikte kemali gülümser karı mucizevi yüzünde.

Ve kar, kışın karnında sakladığı bahar bebeğinin müjdecisidir. Kışın gökten yere inen rahmet melekleri baharda süslü elbiselerle rengarenk yerden yukarılara yağar. Kar ve kış olmazsa bahar da olmaz; yaratıcı kış ağacının soğuk fakat gülümseyen yüzünde yazmakta baharı. Kar baharda gülümseyen çiçekleri ve yazda tatlanan meyvelerin müjdecisi ve hazırlayıcısıdır. Çiçeklerde gülümseyen renkli giysileri ve meyvelerin tadı taşıyan tulumbacıkları karın kalbinde sakladığı şefkat sularıyla dokunur. O şefkat ve merhametin nurları hakikati gören gözlerde okunur.

Evet iliklerinize kadar işleyen soğuğu içinizden çıkartıp atacak sıcak bir şeye sarılmak istemeniz misali kar da soğuk yüzüyle bize yokluğun yürekler ürperten soğuğunda bizi sımsıkı saracak şefkatli bir ele olan ihtiyacımızı hatırlatır bize. Yani soğuk yüzü de sıcaktır karın. Sımsıcak baharlara yazlara gebedir o haliyle. Beyaz kar melekleri dökülmeden semadan, yerden ağaçların yüzüne renkli bahar çiçekleri takılmaz tıpkı çiçekler karlar misali ağaçlardan dökülmeden dökülen yerlere meyveleri takılmadığı gibi.

Evet gidişlerde saklıdır gelişler, ayrılıktır kavuşturan sevgilileri. Soğuğun içinde saklıdır sıcacık sarılışlar. Zıtlıklardır varlıkların varlığını haykıran. Mutlakın yüzündeki sınırlılık örtüsü onu bize açan bir perdedir sadece. O yüzden oda güzeldir öylece.

Öyleyse bırakın kar sarsın gözlerinizi. Bırakın o bembeyaz gözlerde bütün renkler gülümsesin. Bırakın kar yaratıcının sonsuz güzel isimlerini haykıran tatlı bir beste olsun size. Bırakın yüreğiniz kar taneleri adedince hatta onları taşıyan melekler adedince teşekkürler yolasın rabbine.

Rabbim! meleklerin elleriyle resulünün -as- göğsünü yarıp tertemiz karla kalbini yıkadığın gibi bizim kalbimizi de mağfiretinle yıkayıp kar gibi beyaz yap ki o beyazlıkta sayısız isimlerin gülümsesin.

  15.01.2007

© 2015 karakalem.net, Abdurreşid Şahin

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

6karatoprak1975, 01.02.2007, İstanbul

hocam nurpenceresi, habbe,birbaşka boyut programlarında tefekkür kokan sohbetlerinizin yanında burdada size rastlamak hoş bir duygu tefekkürün takipçisiyiz inş Allah emegi geçenlerden razı olsun

5nelerle neleri değiştiriyoruzeslem gül, 26.01.2007,

neden bu kadar kabalaştık net bu kadar özgür ya da daha doğrusu bu kadar poyraz olunabilecek bir bir yer mi nasıl böyle bir yer mümkün olabilir gerçekten O nu arayanlar için

yazdıklarıma takıldı aklıma nasıl bunları yazabildim

haya perdesi nasıl yırtılmış böylesine bende

geçen yıl bir ortamda sormuşlardı evlilikle ilgili bir soru bu çok ağır gelmişti çok utanmıştım ki soru ne beklersindi,

bu gün ise neler yazabiliyorum nasıl bir bozulmuşluk bu!

allah affetsin, kendi kendimi yedim o andan şu zamana ne kadar çirkin geldi ruhuma sıkıldım....

mahremi anlattım güya

mahremi yırttım

sınırlarla haya perdeleriyle cennet yaratılır ..

bilmem ağır geldi ruhuma

eskiler konuşurlar mıydı böyle

lütfen kusuruma bakmayın sanki kadınıyla erkeğiyle bizler bitmişiz eskiler böyle konuşabilirler miydi..

bir düşünün üstadın bunları okuduğunu düşünerek yazsak

ne kadarını yazmayı göze alabiliriz ki sonuçta onu kaybetmek var

anlık keyfiliklerin karşılığında neleri kaypediyoruz

Rabbimden en derinden sığınışım bizleri Ondan, Onun dostlarından koparacak hallerden rahmetiyle korusun

her halimize Kendisini katsın..

bunları yazıyorum yayınlayıp yayınlanması kaygısı taşımıyorum o size kalmış sadece bilinsin istedim

saygılarımla

4Allah aşkına ne yapıyoruz...eslem gül, 26.01.2007, İstanbul

niye bu insanları derdi tasası sevgililiktir bir türlü anlamam kusura bakmayın ama

bana öyle geliyor ki insan Ondan koptukça ya da merkezden ayrıldıkça oyuncaklarla oyalanıp duruyor....

oysa ihtiyaç olan her şey zamanı gelindiğinde veriliyor niye Onun eline bakıyoruzda Onun cemalini kaçırıyoruz

veya ısrarla eline bakıyoruz!!!

kusura bakmayın vallahi diyorum ehli dünyanın hiçe indirdiği sevgi konusu ehli imandada hiçe inmiş..

çünkü asıl olan kaçırılmış..

ne yapalım şimdi yalvaralım mı

titreyelim mi

ama

yaşayamam ben yemeksiz

demek ne kadar makul!!!!

bizi yaşatanın işine karışmak değil mi...

o bilmiyor mu kulunun ihtiyacını...

bu nasıl bir hal anlamıyorum...

kusura bakmayın tv açtığım anda hep bir yalan etrafında ki hep bu yalan herkes birbirini seviyor nasıl bir sevgiyse bu dünya üzerine kurulu

yani iman ehlinin konusu bu olmamalı...

Hım ?

ikiyüzlülük insanları başkasına kul daha doğrusu nefse kul yapmış buna sevgi denmiş

görende hakikat sanmış!!!

vallahi anlamıyorum....

ve bu konu o kadar sıkıcı ki!!!!

çünkü mahrem duyguları anlatmak hayvanlara mahsusdur demişti çok sevdiğim bir abim

mahrem paylaşılmaz paylaşıllmadıkça çoğalır...

varsa kaderde gün gelir onun elinden Onun rahmet çağlayından soluklanmak nasip olur belki

ama hep titremek sanki işi olmayan psikopatların işi gibi...

ne dersiniz

affedin yanılıyorsam

okuyunca dayanamadım yazdım

3Tebrikleraliyılmaz, 23.01.2007, türkiye

Dışı seni yakar içi beni yakar tarzı yazılar yazmadığınız için Allah Razı olsun.Çünkü o tür yazılar kimseye bir şey vermiyor.İki taraflı bir oyalamacaya sahne oluyorlar.Oysa ki dünya hayatının olumsuz yüzüdür,oyun ve oyalamaca olan yüzü.

2çiçek tutan eller..Öznur Çolakoğlu, 18.01.2007, bursa

Rahmet meleklerinin çiçek tutan elleri..

Aman Allah'ım bu nasıl güzel, nasıl ince, nasıl zarif bir halet-i ruhiyenin tezahürüdür?

gönlünüze sağlık!

başlık müthiş...

1Bir Kar MasalıMehmet, 16.01.2007, Eskişehir

"Bir melektir kar tanesi. Bir kar tanesi ya da kristali, meleğe giydirilmiş giysidir." sevgili dost Abdürreşid.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut