Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Mezhep Karşıtlığı Problemi
–Abdülhakim Murad

[*4.668 yazı içinden]

Arz-ı hal

Yazara Mesaj Gönder

YAZDIKLARIMIZI OKUMUŞ olup kanaatini bir vesileyle bana da iletenlerin hatırı sayılır bir kısmının işaret ettiği ortak bir nokta vardır.

Metin Karabaşoğlu’nu okumak, İngilizlerin ‘ambiguity’ dediği, bir zıt-duygulanım uyandırmıştır kendilerinde.

Takdir ve tekdir, mutlu olma ve tedirgin olma, hoşuna gitme ve rahatsız olma gibi duygular, yazdıklarımızı okurken, beraberce yürümüştür nitekim.

Yazdıklarımızı istifadeye değer bulurlar. Kur’ân’a, Asr-ı Saadet’e, gündelik yaşantılarımıza, hele ki Risale-i Nur’a dair dikkat tazeleyici bir nitelik gördüklerini belirtirler. Birçok nükteyi bu vesileyle farkettiklerini, ilgisiz gördükleri kimi meselelerin bir yap-boz’un parçaları gibi aynı bütünün cüz’leri olduğunu kavramada da yazdıklarımızın faydasını gördüklerini ifade ederler.

Ama yazdıklarımızda, bu yönüyle cezbedici olmakla birlikte, itici bir taraf da vardır. Bu yazılanlar çok değerli hususlar olmakla birlikte, sanki bir yerlere dokunuyor gibidir, sanki o çok değerli elmaslar bir yerlere çiziktirmek için istimal olunuyor da böylece hem elmasa hem o yerlere yazık ediliyor gibidir.

Sevgili iman kardeşlerimizin, uyandırdığımız bu zıt duygulanımın aşılması için buldukları bir çözüm de vardır.

Birbirlerinden habersizce geliştirmiş de olsalar, buluşup ortaklaştıkları bir çözüm…

Metin Karabaşoğlu, Kur’ân’dan, hadisler deryasından, Asr-ı Saadet’ten, Risale-i Nur’dan o ince nükteleri ve o küllî manzarayı devşirip nazarlara sunmalı; ama bu devşirdikleri bir yerlere dokunmamalı, bir yerlere dokundurmadan bunları ifade etmelidir.

Bir diğer ifadeyle, Rabb-ı Rahîm’in ona nasip ettiği nükteleri ve düşünceleri soyut bir düzlemde irdelemeli, somuta asla irca etmediği gibi, ima dahi etmemelidir.

Bunu yaparsa, Metin Karabaşoğlu’nun yazdıklarından istifade edenlerin sayısı çok daha fazla olacaktır.

Metin Karabaşoğlu, yayınlanmış kitaplarında ve yazdığı yazılarda çok değerli noktalara temas ediyor olsa bile, zülf-i yâre dokunan mevcut haliyle bu kitaplar el ve yürek yakmaktadır, bunlar bu halleriyle ‘cıss’ yazılardır.

Oysa madem ki bu yazılanlar son tahlilde Kur’ân’a, Asr-ı Saadet’e, esmâ-i hüsnâya, erkân-ı imaniyeye ve Risale-i Nur’a dair bir dikkat ve teveccühe vesile olmaktadır; Metin Karabaşoğlu bu yolu seçmeye Kur’ân namına, iman hizmeti namına kendini mecbur bilmelidir.

‘Genel’e hitap edebilmek için, bu muhakkak yapılmalıdır!

Bu şekilde özetlediğim ortak çözümleme ve de çözüm önerisi, değişik vesilelerle, tekrar tekrar karşıma çıkıyor.

Bu öneriyi dillendirenler içerisinde bizi yirmi yıldır tanıyan dostlarımız da var, daha dün tanımış olanlar da…

Ama yılda belki 365 gün bu öneriyle bir şekilde karşılaşmış olduğum halde, bu yola yönelmeye bir türlü kendimi ikna edemiyorum.

Edemiyorum; çünkü önüme kale gibi zihnî ve kalbî engeller çıkıyor.

İlerideki muhtemel hastaları kurtarmak için gözümüz önündeki hastayı çiğneyip geçmenin hikmetini aklım almıyor sözgelimi.

Gözönündeki haksızlığı seyredecek, kardeşimizin sırtındaki akrebi görmezden gelecek, tümör manevî âzâlara tasalluta tevessül etmiş iken müsekkin ile ağrıyı geçiştirmeyi sağlayacak bir yol, ‘zülf-i yâre dokunmadığı’ için ne kadar sevecen de gözükse, bana ihanetmiş gibi geliyor.

“Def’-i şer, celb-i nef’a râcihtir” ölçüsü aklımdan çıkmıyor.

Musa aleyhisselamın o büyük yolculuğunun, yaramaz ama yaramaz olduğu için değil ‘köleleştirilmiş’ Benî İsrail’den olduğu için eziyete maruz kalan adamı Kıptî’ye karşı savunduğu için ‘Mısır prensi’ iken yaşadığı mihnetli yolculuğu unutamıyorum.

Hz. Ali’nin ve birçok sahabinin İfk hadisesinde ‘umumî hizmet’ namına Hz. Âişe’nin cüz’î hukukunu ihmal edişine karşı Nur sûresiyle gelen keskin ilâhî ikazı unutamadığım gibi, o ikazdan aldığı dersle ‘kamu yararı’ adına da olsa fert razı olmadan cüz’î hukuklara ilişmeyi ‘zulüm’ olarak tanımlayan adalet-i mahzâ yolundaki şehadete kadar varan mücahedesini unutuverişimizi izahta zorlanıyorum.

“Onuncu Söz”üne hayran olup “Beşinci Şua”ından şimdilerde iyice ürker olduğumuz Bediüzzaman’a, o şartlarda “Beşinci Şua”yı yazma yürekliliği olduğu için “Onuncu Şua”nın da nasip olduğuna dair kanaat-i kat’iyyem de beni sözünü ettiğim öneriye evet demekten alıkoyuyor.

Lâhikaları okurken, Risale-i Nur’un kök eserlerinde yazılan ‘soyut’ meselelerin gündelik hayatın içinde nasıl somuta irca ve tatbik edildiğini görmek de öyle…

Hem ne Etiler’de kalb yapmak adına Yenibosna’da kırılan kalbleri unutabiliyorum, ne Avustralya’da hakkı anlatmak adına gözümüz önünde yapılabilen haksızlıkları…

Buna karşılık, “Metin Karabaşoğlu’nun en önemli özelliği, İslâm'ın hakikaten uygulanabilirliğini insana kanıtlayacak türden yazılar yazması. Öte yandan çok da beğenilmeyebilir” diye yazmış bir okuyucumuz.

Hem, “Dinî yayınevlerinden çıkan bazı kitaplarda kâinatın âhengine, yaratılmışlıktaki kusursuzluğa dikkat çekerek insanın Yaratana yönelmesi, O’nun sanatına hayran olunması istenir” dedikten sonra, “Oysa bu dünyada yaşayanlar sorunun gezegenlerin birbirine çarpmadan hareket etmesi, canlıların mükemmel dizayn edilmiş hayat biçimleri olmadığını; insanlar arası ilişkilerin, paranın, sistemlerin sorun olduğunu biliyorlar” demiş. “Sorun Allah’ın sanatındaki mükemmellik değil, insanın hayat kurmadaki bencilliği, paragözlüğü, çıkar düşkünlüğü…”

Bu iman kardeşimize göre de, Metin Karabaşoğlu’nun yazıları iman hakikatlerini, İslâm’ın ölçülerini soyut düzlemde bırakmadığı, zülf-i yâre dokunsa da somut düzlemde, hayatın içinde irdeleyip bir nefis ve vicdan muhasebesine davet ettiği için değerli.

Sözün kısası, beni uyarıp öneride bulunan dostlar, kardeşler!

Önerinize evet demem mümkün değil.

Beni böyle kabul edin; böylece halleşip bilişelim.

Hem bilin ki, yazılarımda görüp rahatsız olduğunuz o ‘ikinci veçhe’nin izalesi için önerdiğiniz yola tevessül etsem, yazılarımda görüp takdir ettiğiniz o birinci veçhe de ortada olmayacak.

Dikenlerim budanırsa, bahçemde güller bitmeyecek…

  15.01.2007

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

15HAKİKAT DOKUNMAZ USULSÜZLÜK DOKUNUR!!bülent aktürk, 17.12.2007, istanbul

KUR'AN'IN EMİRLERİ BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE,MÜ'MİN'E DOKUNMAZ.

''vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir''

SAİD DEĞİL KONUŞAN HAKİKATTIR.

14HAKİKAT DOKUNURSelahattin Karakök 1, 15.12.2007, ÇAYCUMA

Kişisel Allah'a karşı görevlerimizde söz söyleme hakkımız kendimize aittir. Hakikat hayata aktığında hakikat adına hayatın akışı eleştirilir.

Ey iman edenler, siz kendinize bakın.

Siz doğru yolda olduğunuz müddetçe, sapıtanlar size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır; yapmakta olduklarınızı O size haber verir.

Ancak haksız yere yeryüzünde zorbalık yapanlara ve insanlara zülmedenlere yol verilmemelidir. MESAJDAN

HAKİKATIN HAYATA DOKUNMALARI

Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

İman edenlerin, Allah'ın zikrine ve hak olarak inene karşı kalplerinin yumuşaması için zaman hâlâ gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasın ki, üzerinden zaman geçince kalpleri katılaşıvermiş ve birçoğu yoldan çıkmıştı.

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar Allah'ı sever. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler; dil uzatanın kınamasından da korkmazlar. Bu Allah'ın lütfudur ki, dilediğine verir. Allah ise lütuf ve keremi pek geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir.

İnsanlar “İman ettik” demekle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar? Gerçek şu ki, Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Sözünde doğru olanları ve yalancıları Allah böylece birbirinden ayırt edecektir.

Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap nedenidir. Allah, taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf tutarak Onun yolunda savaşanları sever.

Ey iman edenler! Peygamberinizi çağırırken ''Bizi güt'' demeyin. ''Bizi gözet'' deyin. Sözü iyi anlayın..

Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir.

SİZEY imana ermiş olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla -karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin için bir rahmet kaynağıdır.

Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.

Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin" demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, şahitliği eğer, büker doğru şahitlik etmez, yahut şahidlik etmekten kaçınırsanız biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin;

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.

Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.

Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri siz kendinize haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.

Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Açıklanmadığına göre Allah onları affetmiştir. Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın. Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; sonra bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin.

Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip izin alıp ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde bunu düşünüp anlarsınız.

Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o size bunu söylemekten utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikahlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın.

Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün önüne geçmeyin.

Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.

Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.

Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açın" denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size "Kalkın" denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kafirlerin kabirlerdekilerden onların dirilmesinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.

Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. MESAJDAN

13KONUŞAN YALNIZ HAKİKAT....OLSAYDI!bülent aktürk, 15.12.2007, istanbul

Konuşan yalnız HAKİKAT olsaydı kimseye[ene merkezliler müstesna!] dokunmazdı.

mesela RİSALELER kimseyi rahatsız etmiyor

BİL EYYYYYY (TENPERVER,NAMAZDAN HOŞLANMAYAN,RİYAKAR,GAFİL...)NEFSİM.

DİYE BAŞLAYAN DERS.

İNSANOĞLU BU ÜSLUPDAN DOLAYI DERSİN ETKİ ALANINA ÖNYARGISIZ GİRİYOR,BENCE YAZILARIMIZA BİRDE BU PENCEREDEN BAKMALIYIZ HEP BİRLİKTE.

EY NEFSİM!

NOT;''Gaye-i hayal çok ehemmiyetli olduğu gibi onu insanlara sunmadaki üslup da o kadar önemlidir.Bu hakikatin bir yanını ifade eden,''VUSULSÜZLÜĞÜMÜZ USULSÜZLÜĞÜMÜZDENDİR.'' sözü ne güzeldir.''

12GÜLLERE DİKENLERDEN ULAŞILIRSelahattin Karakök, 12.12.2007, ÇAYCUMA

Biz Kur'ân'dan mü'minlere şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz. İSRADAN

Ehl-i iman yaralarını hissedip ilâçlarını ondan buluyorlar. BEDİÜZZAMAN'DAN

Zülf-i yâre dokunmak, hayata dokunmaktır, derdin keşfidir.

Derdin keşfi derdin devayla kavuşmasının ön şartıdır.

Dert ortaya konulmadan, farkedilmeden deva sunumları boşlukta kalır.

İlaç ne kadar değerli olursa olsun, karşısında derdinin bilincinde olan hasta ister.

Derdin apaçık bilinmesi ilacı buldurur. Derdi olupta derdinin farkında olmayanlar şifadan mahrum kalırlar. Şifa kaynağı bellidir.

Eczane yakınımzdadır.

Dertlerini farkedenleri beklemektedir.

Derdini net bilenler ilacını bulur.

Nasılki cevaplar sorulardan varılır. GÜLLERE DİKENLERDEN ULAŞILIR. Dikenlerini seviyorum kardeşim.

11hakkaniyetnuman, 30.01.2007, urfa

metin abinin çoğu kitabını okudum ve dediği gibi ara sıra zülfiyare dokunması onun özelliği ve yakışıyor da.. en azından yazım güzel olsun veya daha çok okusun diye bi derdi olmuyor. bu halde olunca daha hakperest oluyor. ayrıca safiyeyi kafiyeye feda etmiyor... hakkın hatırı alidir hiçbir hatıra feda edilmez düsturunu da unutmamak gerek. bu şekilde devam edeceğinize seviniyorum... allah kaleminizin gücünü artırsın..

10Azlardan Olmak...Cüneyd Bahadir, 21.01.2007, Almanya

Artık insanlar, kokusu ve dikeni olan Gül istemiyorlar,çiçekçilerde yetişmiş sahte güllerden talep ediyorlar...Ama sizin gibi azın azı olan ve Vahiy İkliminden ve Asr-ı Saadetten gül devşiren ve bizlerede o kıvamda bir gül ikram ederek ve yetiştirmeye çalışarak bahçıvanlık yapan Metin Bey'i böyle bir yazı yazmasına kendisini mecbur bırakanlara söyleyecek bir şey bulamıyorum...

9dikenleri budama çünkü güller çok güzelŞEYH MAĞLUP, 17.01.2007, bu şehir

yazdıklarınızın sadece bazılarına değil bilhassa kendinize dokunan dikenleri de var ve anladığım kadarıyla bunun siz de farkındasınız. hal böyleyken gül kokulu yazılarınızın dikenlerinden şifalı eczalar devşirmek tüm okurların arzu edeceği bir durumdur. sanırım endişe o dikenlerden kendinizi mahfuz tuttuğunuz vehminden kaynaklanmaktadır. yazar en birinci okuyucusudur yazdıklarının.

sanırım bu nazarla bakıldığında endişeye mahal yoktur.

hem güle dikene ihtiyacımız var. uyarmaya ve müjdelemeye devam edin lütfen.sağolun.

8dikkat!!haticenur, 16.01.2007, İstanbul

öncelikle yazdıklarınızda illa hep bir yerlere dokundurma yapma arzusunu taşıyacağınızı sanmıyorum.Gerektiği zaman bunu yapıyorsunuz ki en ufak bir abartı olmadığı gibi yapmamak zaten sizi sz olmaktan çıkarır. Sizin yazılarınız bu yüzden istikametli. HAKKI HAK BATILI BATIL GÖRDÜĞÜNÜZ İÇİN.Niyet rıza-ı ilahi ise yola aynen devam-ki öyle de yapacakmışsınız. Risale-i nur talebesi olan birçok yazarın yazılarını istikametli bulmuyorum ve şimdiye kadar okuma tenezzülünde de bulunmadım o yüzden. Zaten risale-i nur başlı başına yeter ama istikametli birileride varsa yorumlarından istifade etmek hiç de fena olmaz.Taviz vermeden risale-i nurun hakikatları ve düsturlarına uyduğunuz müddetçe yazılarınızın arkasında destekçiyim-ve çiyiz-inşaallah. Bir de sanıyorum istişareye ve meşverete verdiğiniz önemden ötürü böyle istikametli düşüncelere sahipsiniz. melek ablanın yorumununda konuyla alakadar kısmını fazla sezemedim. Yazarlar mabeyninde ön plana en az çıkan karakalemcilerden biri kendisi. insanlar da yazılarının güzelliğinden bahsediyorlar sadece bir allah razı olsunu da hak ediyor sebepler tahtında.Tabii ki de risale-i nurun mesleğine ters şahısçılık. Bu bir düsturdur. Lakin belirttiğim gibi bu konunun bu düsturu gerektiricek bir uyarı almasını gerektiren ortada bir durum yok-varsa da başka açıdan. O yüzden insanların kafasını karıştırmanın lüzumu yok. Bu konularda çok hassas davrandığınızı anlıyor fakat bu tür fikirlerinizi has daireyle paylaşmanızı tavsiye ediyorum. Bi rde yanlış anlamayın imani olmayan başka bir yazısında eleştiride bulunmuş bir insanım...hiç kimse mükemmel değildir, fakat en çok faydalı olan an az faydalı olanlara tercih edilir düsturunca toplumumuza madem fayda veriyor daha çok o zaman baş üstünde yeri vardır O (yani metin abi)zaten hassasdır bu konuda, bir de biz iyice üzüp destek yerine köstek olmayalım

7neden?melek seniz, 16.01.2007, balıkesir

Metin Bey'in yazılarını oldukça başarılı buluyorum. Kalemine kuvvet. Korkum sadece yazdıkları hakikatlerin ön plana çıkmasından çok kendisinin ön plana çıkartılıyor olması. Herhalde bu durumdan kendisi de oldukça rahatsızdır diye düşünüyorum. Malumunuz üstadı övmekten, bizlere ışık tutan risaleleri övmeye ve hatta anlamaya zaman bulamayan insanlar da eleştirilenlerin arasında. O yüzden parmağın gösterdiği yere değil de parmağa odaklanmak herhalde bu mesleğe biraz ters geliyor. Yada bana öyle geliyor. Allah'a emanet..

6TashihEdip, 16.01.2007, İstanbul

Yazıda "Onuncu Şua" yerine "Onuncu Söz" yazılacaktı, herhalde. Onuncu Şua, fihrist risalesi olduğundan yazı içinde anlamını bulmuyor. Gibi...

5sıdk ve doğruluk her şeyin her hizmetin üzerindedirALİ İHSAN, 16.01.2007, Ankara

Muhterem Metin Kardeşimi sürekli izliyorum.. gerek Kuran'ı, Hadisleri gerekse Risaleyi anlama ve derinlik kazandırma hamlelerinden dolayı kendisini tebrik ediyor, Rabbime hamdediyorum..uslup olarak kendi nefsi ile muhasebe yapan, hatta eleştiren son yazısı ile belki daha önce haykırdığı hakikatlerden ve müdafaa ettiği sıdk ve doğruluktan rahatsız olanların gönlünü almak istemiş. ancak bir hakikat var ki yıllardır yüreğimi yakıyor... bizler nur cemaati her şart ve ahvalde doğruluğun sıdkın temsilcisi ve müdafisi olmak mecburiyetindeyiz. bazı meşreplerin, cemaatlerin, nur dairesinde veya dışında hizmet adına veya başka bir hikmetle süfyani sistemle uzlaşıp onlara benzemesi, işbirliği yapması tasvip edilecek bir hizmet biçimi asla değildir... ki risale-i nurun has mesleğinde sıddıkiyet, ihlas ve doğruluk esasdır... belki uslub olarak bu bazılarına acı gelebilir.. ancak dost olan, hakikati gören her daim acı söyler, gerçeği söyler. ta ki yanlış olanlar doğrulara zarar vermesin veya sıdk gömleği giyerek içerdeki kuzuları canavarca tahrip etmesinler... ki bu zamanda perde arkasında dönen, ihdas edilen hadiseleri Kur'an, Hadis ve Risale ışığında tefsir edip kamuoyunu aydınlatmak ve uyarmak da şeairden bir asli vazifedir.. tabii ki şeri kurallara uygun olarak. bazan kalbin derinliklerinden hakikatler çıplak olarak çıkıyorsa bu Kur'ana ve Risaleye olan bağlılıktan ve sıddıkiyetten kaynaklanmaktadır.. neticede uyarılardan ve ikazlardan her daim ders alınmalıdır.. hizmetlerinizde Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum.. hakkın hatırı alidir.. hiçbir şeye asla ve asla feda edilmez ve edilmemelidir. yaşayacağımız değişim sürecinde hizmetin özünden bir türlü kopanların veya yorum hatası yapanların yapılan ikaz ve uyarılar doğrultusunda Risale-i Nurun menba-i aslisine döneceğine kanaatimde tamdır.

4Doğrusu Bu!Ali Yılmaz, 16.01.2007, İstanbul

Metin Abi'nin doğrusunu yapıyor.Aksi davranışlar pek çok hatanın meşrulaşmasına neden oluyor.Kimi insanların imani konulardaki güzel sözleri, pratikteki pek çok hatanın mübahmış gibi algılanmasına sebeb oluyor.

3KARAKALEM OKULUSaltuk Buğra Tekbaş, 16.01.2007, İstanbul

metin abinin yazdıkları kanaatimce bir okul gibi değerlendirilebilir.ve metin abide bu okulda bulunan herkesin düzenli bir sınıf geçme ile gelmeyeceklerinide göz önünde bulundurmalıdır.metin abi bir frekanstır.O bütün bu hakikatlerin, okuduğu hazmettiği her şeyin Rabbi Rahimin ona nasib ettiği frekansta yorumlarını bizlere sunmaktadır.belki bundan 10 sene sonra Rabbim ömür verirse beslendiği hakikatleri başka bir frekansta bizlere sunacaktır. haliyle aynı hakikatleri bilsekte frekansta bulunmayınca yazılar "el" gibi algılanabilir.ne metin abide bir sapma var nede buna eleştiri getirenlerde...zira metin abinin şu an bulunduğu frekans -ya da makam diyebiliriz-tan başka bir bakışla bizlere bir şeyler sunmasıda fıtratına ters gelecektir. bu frekansta olup beslenenler ne ala ama frekansta bulunmayıp buna eleştiri getirenlerde elbet frekansları değiştiğinde bunlara hak vereceklerdir. vallahi tahdisi nimet babında söylüyorum; Metin abinin baktığı perspektif hakikaten biraz yüksek... yani Nurun yumuşak mevzilerinde bulunan kardeşlerimizi çarpacak nitelikte... ki zaten internet ortamında yayınlandığı hesaba katılırsa bu okulda kimin nerede olduğunu kestirmek imkansız.. haliyle Metin abi yazmaya devam etsin... bu yazılardan memnun olanlar için zaten problem yok... bu yazıları kendine az görenler için zaten adres belli (risale-i nur) bu yazıları kendine ters görenler için ise yapacak bir şey yok. en azından o abilerimizde bilsinler ki hakikat tek yönlü değil onlarda buralardan bakmayı en azından zihinlerinin bir köşesinde bulundurabilirler. yani hakikatın metin abinin gösterdiği yönünü inkar etmek ya da beğenmemek elbet hoş olmayacaktır. ki hepimiz bu ittisal kabiliyeti için çırpınıyoruz. yani hakikati tüm yönleri ile hazmedecek müslüman olmaya çalışıyoruz .selametlik Şener abinin bir latifesi vardı "makam meselesi" diye... uyuşmayınca olmuyor işte...ama unutmayın tek frekans metin abinin frekansı değil ha...metin abi bir taddır..!! ama tek tad değil...değişiktir...ama daha neler var neler...kolay gelsin...bütün karakalem camiasının Parmaklarından öpüyorum..

2eleştri(m)kalendar kalem, 15.01.2007, beyliküzü

Gerçekten Metin Bey'in yazdıklarını takdir etmek gerek. Bu türden söylemleri başka cemaatlerden başka abilerimiz de zaman zaman özel ortamlarda dile getirmekteler. Ama ne yazık ki yanlışlarına kendileri de düşmekteler. Allah bizi başkalarının yanlışlarını görüpte kendi kendimize kör eylemesin. Bu yazı kimseye değil, hepimizedir yanlış anlaşılmasın..

1Günümüzde Hakkı SöylemekMehmet, 15.01.2007, Eskişehir

Bu yazının yazarı ben de olabilirdim. Yaşadığımız onca tutarsızlıkları hakikat hatırına rahatça, net bir şekilde konuşacağımız dostların sayısı belki çok değil, üstelik azalmakta. İtiraf edelim, bir hakikatteki incelik bize dukunuyor, çünkü tutarsızlığımız ortaya çıkıyor, bu da işimize gelmiyor. Dillendirilmesi zor bir hakikat günümüzde bizi, yakınlarımızı, birilerini rahatsız ediyorsa büyük problemlerle içiçe olduğumuz, dahası gelecekte bunun bedelini çok ağır ödeyeceğimiz anlamına da gelir. Allah için kardeşlerini uyaran müşfik kalemlere selam olsun.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut