Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Beyaz yalanlar ne kadar beyaz?
–Rabia Nazik Kaya

[*4.669 yazı içinden]

Yağmur Yağmayınca..

Yazara Mesaj Gönder

ŞEHİRDE GÜN batıyor..Yusyuvarlak, kıpkızıl güneş, uzun binaların arasından usul usul süzülüyor. Akşam oluyor. Gündüz aydınlık ve hareketli olan caddeler arabaların farlarından oluşan bir ışık seline dönüşüyor. Hava karanlık artık. Ocağın soğuğu binalar arasında dolaşıp insanların yüzüne çarpıyor. Kabanlarının içine sığınıyor insanlar.

Ağaçların yaprakları dökülmüş, kuru havada iyice kurumuşlar sanki. Toprak buz olup çatlamış. Şehri gri bir bulut kaplamış.

Ankara’da toprak, ağaçlar, toprağın altındaki tohumlar, kuşlar, kediler, binalar, çatılar, caddeler ve insanlar bir yağmur bekliyor. Rahmetin kaynağından bereket bekliyor..

“Rabbimiz, hayırlarla, yağmur gönder, hayırlarla kar gönder” diye niyaz ediyorlar..

Barajların suyu çekilmeye başlıyor. Havadan is kokusu gitmiyor. Rahmete ne kadar muhtacız..

Elimizin yettiği onca şey varken, onca şeyi planlayıp, tercihleri yapıp bazı şeyleri elerken..Gideceğimiz yerleri, göreceğimiz kişileri, yiyeceğimiz yemekleri, okuyacağımız kitapları, uyuyacağımız saatleri ayarlamaya çalışırken, bazı şeylere güç yetiremeyeceğimizi ne de çabuk unutuyoruz.

Yağmurun gelmemesine karşı yapabileceğimiz tek şey dua etmek. Onun dışında ne gökyüzüne ne de bulutlara hükmedebiliyor insanoğlu.

Şehir, rahmet bekliyor..Şehrin dua müdavimleri ellerini açmış, yağmur istiyor..

Muhtaçlık acziyeti hatırlatıyor, acziyet Rahman’a yöneltiyor, muhtaç olduğumuz şeyler kalbimizden ve dilimizden dökülmeye başlıyor. Noksanları tamamlamak istiyor yüreğimiz.

İşte yağmurun sık sık yağdığı zamanlarda nasıl aklımızdan çıkıveriyorsa bu dualar, farklı ihtiyaçlar da olmadıkça, nice nimet çıkıp gidiyor dualarımızdan, unutuluyorlar.

Sağlığımız yerinde olduğunda ettiğimiz dualar ve hastayken ettiğimiz dualar ne kadar farklı.

Bugün, yağmurun yağmasını nasıl istiyorsak Rabbimizden, sıhhat ve afiyet gittiğinde de öylesi, hatta daha şiddetli yakarışlarımız oluyor.

Rahmet, hem toprağa, hem bedene, hem kalbe, hem ruha gerek.

Bugün, sapasağlam bir üniversite öğrencisinin hayatının birden bire nasıl da değiştiğine şahit olduk. Tüm diğer öğrenciler gibi okuluna giden, gezen, yemek yiyebilen biriyken, boyun kaslarının bir hastalığa tutulmasıyla nasıl değiştiğine..

Saniyede 2-3 defa aynı yöne doğru şiddetle kasılan boynu ve sürekli boynuyla birlikte dönen başı..Bu nedenle yürüyememesi, yiyememesi, bedeninin zayıf düşmesi..

Bütün bunların sebebi bilinmeyen bir hastalıkla olması..Bu gencin bedeninin yağmur gibi bir Rahmete ihtiyaç duyması, Şifa kapısında beklemesi..

Başını sabit bir şekilde orta hatta tutabilmek ne büyük bir rahmet..Yağmur gibi, nasıl bir bereket..Bu rahmetten ve daha nicelerinden habersiz, sağa sola öfkeyle çevirebildiğimiz, ümitsizlikle öne düşürdüğümüz başlarımız var..Yahut başımız yukarıda yürüyüp sağa sola bakmadığımız oluyor bizim.

Şehirde, yağmurun gelmemesinden bihaber yürüyüp durduğumuz oluyor bizim..

Ancak Rabbimiz hatırlatıyor ve ibret numuneleri sunuyor önümüze.

Şükre, duaya ne denli ihtiyacımız olduğunu hatırlıyoruz yeniden..

Yeni bir nisyana daha sürüklenmeden, ülfetle perdelenmeden, doğru yolda yürüyebilmek ve Rabbimizle irtibatımızı hiç kesmemek duasıyla..

  10.01.2007

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

5ÜSTÜNE "KELAM" KOYMAYARAK:Remziye Çiçekçioğlu, 05.05.2008, Amasya

"Hz. Muhammed Aleyhisselâma Tâm Uymak"

"Allahü teâlâ sizi Muhammed aleyhisselâma tâm uymakla şereflendirsin ve Muhammed Mustafânın “aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelüh┠sünnetlerinin süsü ile zînetlendirsin!

Ne yazacağımı bilemiyorum. Mevlâmız, sâhibimiz “teâlâ ve tekaddes” hazretlerinden söz edersem, yalan kelam söylemiş ve iftirâ etmiş olurum. O, o kadar büyükdür ki, bu saçma sapan konuşan aşağı kimsenin kelamına söz konusu olmakdan çok yüksekdir. Maddeden yapılmış olan, his organlarının esîri bulunan bir kimse, maddesiz olandan ve his organları ile anlaşılamıyandan ne kelam söyleyebilir? Yok iken sonradan yaratılmış olan bir kimse, hiç yok olmayandan ne anlayabilir? Maddeli, zemânlı ve mekânlı olan, maddesiz, zemânsız ve mekânsız olana nasıl yol bulabilir? Zevallı mahlûk, kendi âleminden dışarıya nasıl çıkabilir? Dışarıdan haber alamaz. Fârisî beyt tercemesi:

Çok iyi veyâ çok fenâ olsa da bir zerre,

Ömrünce dolaşsa, gezer kendi âleminde!

...Kukla oynatan bir kimse, perde arkasında oturur. Tahtadan, kartondan insan şeklinde yapılmış cansız şeyleri iple oynatır. Seyrciler, perdede oynayan karton, tahta parçalarının birçok şeyler yapdığını görür. Aklı olan kimseler bu hareketleri, perde arkasında oturan adamın yapdığını anlar. Fekat bu işler, perdedeki tahta parçalarından meydâna gelmekdedir. Bunun için, bu şekller hareket ediyor denir. Perde arkasındaki adam hareket ediyor denmez. Bu sözleri, işin doğrusunu göstermekdedir. Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” yolları da böyle olduğunu bildirmekdedir. İşleri yapan bir yapıcıdır demek, sekr hâlinde söylenen sözlerdendir. Sözün doğrusu şöyledir ki, işleri yapan çokdur. İşleri yaratan birdir. Tevhîd-i vücûd bilgileri de böyledir. Sekr vaktinde ve hâl kapladığı zemân söylemişlerdir. Keşf yolu ile edinilen bilgilerin doğru olması, islâmiyyetde açıkça anlaşılan bilgilere uygun olmaları ile ölçülür. Kıl kadar ayrılık sekrden ileri gelir. .."

(31. Mektup, İmam Suyuti,)

4Yağmurla Gelen Moral DerinlikHamdiye Albayrak, 20.06.2007, Ankara

Sözü götürdüğünüz herhangi bir mevzuda hemen hemen önden hazırlamak suretiyle en küçük bir noktasınıda atlamayarak tamamıyla açıklamakta olduğunuzu gözlemekteyim. İmanı tahkiki ile genç nesillerin içine sokuldukları mide, barsak-boşaltımdan ibaret bir hayattan ruhi fikirleriyle enerjilerini boşa akıtmamaları için dile getirdiklerinizi tam takdir edememekle beraber bana çok tatmin edici geliyor, ne kadar kifayetliyim ben bunun gerisini bilemiyorum.

İslâm’a hizmet amacıyla yazdıklarınız için gerek yüzünüze karşı gerekse arkanızdan sizi daima alkışlıyorum.

3ses ve varlıkceren, 26.03.2007, İstanbul

öncelikle Rabbia kardeş seni cidden takdir ediyorum kitabını gördüm daha bir sevindim Allah bereketlendisin çalışmalarını Muhammed(as) nuruyla bezesin, ayrıca doktor olmak seni kendime yakın hissetmemde etken ki, bir zamanlar bende o yollardaydım...

bu aralar seslere takıldı aklım, yağmur yağıyor ama cılız sesi çok zayıf...

şimşekler yok, kuşlar çok şükür varlar, ama yağmurun sesi şimşeğin sesi yok..

ses ve varlık takıldı aklıma varlığın yegane işaretimidir ses acaba? Toprak geldi aklıma sonra sesi var mı duyabildiğimiz, normalde hayır, ama var!

Ama dalgalar varlığını ancak sesiyle ortaya koyuyor...

kimilerine ses olmazsa olmaz kimilerine ise sanki gizemli bilmem ne dersin?

ve kitabın sıkı tut ruhunu, anını sıkı tut ki başarasın....

selam ve dua ile....

2rahmeti beklerken!...hayatın rengi, 10.02.2007, Ankara

RAhmet yağmurları sadece tabiata değil önce şu çoraklaşmış yüreğimize ,aklımıza yağmalı..Buna o kadar çok ihtiyacımız var ki ..kendi benliğimizdeki çorak topraklar yeşerirse sonra beden varlığının manasını anlayınca, hayat anlamlaşıp bir duaya dönüşünce asıl kapıda bekleyiş haline dönüşürse bu hal ..işte rahmet yağmurları yağıyor demektir ...ruhumuza şifa duasıyla..

1her hale dua..Öznur Çolakoğlu, 11.01.2007, bursa

dua etmek ne büyük bir lütuf! ve her hale şükredebilmek.. Aynen öylede, hem sıkıntı ve musibetlerde hemde iyi ve sıhhatteyken de dua edebilmek..

Her halimize şükürcü ve insanların her türlü halleri için duacı olabilmek.

Rabbi Rahim tüm şifa bekleyenlere ŞAfi ismiyle tecelli etsin amin.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut