“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Gök ile hasbıhal
–Rabia Nazik Kaya

[*4.593 yazı içinden]

“Onuncu Söz” ile “Beşinci Şua” arasında

Yazara Mesaj Gönder

BİRİ RİSALE-İ Nur’un en güçlü bahislerinden biri...

Diğeri, kimilerine “Bu risaleye ne lüzum vardı?” dedirtiyor.

Biri imanın hepsi de birbirini iktiza eden ve birbirini tamamlayan altı rüknü içinde, iman-ı billahtan sonra en önemlisine, haşrin ve ahiretin varlığına adanmış...

Diğeri haşrin bir önceki adımına, kıyamete ramak kala insanlık aleminin yaşayacağı ahir zamana dair...

Biri ahiretten bahsediyor, diğeri ahir zamanın iki dehşetli şahsından yahut şahs-ı manevîsinden.

Biri herkesin ittifak ettiği üzere, Risale-i Nur’un olmazsa olmazı, diğerine ‘olmasa daha iyi olurdu’ diye bakan az değil...

Üstelik, bunu diliyle söylemese de, içinden söyleyenlerin sayısı daha da fazla...

Yaşanan zamanda vâki tavır ve vaziyet alışlar da, zaten bu içten söylenenin dışavurumu sanki.

“Onuncu Söz,” yani Haşir Risalesi, bir kez daha söyleyelim, bir şaheser. Haşre dair, onun ayarında bir risaleyi, daha önce hiçbir İslâm âlimi yazmadı, yazamadı.

Rûm sûresinin 50. âyetinden “Madem dünya var, elbette ahiret var” önermesi temelinde, şu kâinatın tecelli ve tezahür ettirdiği esmâ-i hüsnânın her birinin nasıl haşri, ahireti, cennet ve cehennemi iktiza ettiğini böylesine güçlü bir şekilde ortaya koymayı; dahası, esmâ-i hüsnâ açılımıyla iman-ı billah’ın haşri iktiza ettiği şekilde, sair erkân-ı imaniyenin de haşri iktiza ettiğini bu seviyede izhar etmeyi, “Bediüzzaman” ünvanına lâyık görülen âlim başardı.

Haşir Risalesi’nin bu eşsizliğinin herkes farkında. Bediüzzaman’a mensubiyetini ifade eden herkes, onun bediiyetinin, yani eşsizliğinin bir nişanesi olarak en başta Haşir Risalesi’ni gösteriyor.

Ama sıra “Beşinci Şua”ya gelince, bu mensubiyetin ifade biçimi zayıflıyor. Nice sesler kısıklaşıyor, nicesi ise hepten kesiliyor.

“Onuncu Söz” müellifi Bediüzzaman’a herkes mensup, “Beşinci Şua” müellifi Bediüzzaman’ın arkasında durmak ise herkesin harcı değil.

Çünkü “Beşinci Şua,” dünyalılardan bahsediyor. Ahir zamandan, çok alâmetleri belirmiş bir zamanın Deccal ve Süfyan nâmında hadislerde haber verilen iki alâmetinden bahis açıyor.

“Beşinci Şua” tehlikeli, çünkü onu okuyana, bu iki ‘alâmet’in özellikle biri çok tanıdık geliyor. Sanki hemen yanıbaşımızda yaşayıp geçmiş, sanki ruhu hâlâ yanıbaşımızdaymış gibi...

Dost ya da düşman, “Beşinci Şua”yı okuyan herkesin, “Ben bu filmi gördüm, bu başrol oyuncusunu tanıyorum” diyesi geliyor.

“Beşinci Şua” o yüzden tehlikeli, arkasında durmak o yüzden zor geliyor “Onuncu Söz” için takdirde kusur etmeyenlere.

“Onuncu Söz” müellifi Bediüzzaman “Beşinci Şua”yı yazmasa aslında daha fazla hizmet ederdi, gibisinden bir söz dudakların ucunda; bir cesaret etsek, ağzımızdan çıkıverecek.

Çünkü görüyoruz ki, “Onuncu Söz”-merkezli bir tebliğe kapalı olmayan insanların hatırı sayılır kısmı, iş “Beşinci Şua”nın muhtevasına gelip dayandığında, şerit değiştiriyorlar.

Bana imanı anlat, ama bunun hayatıma getirdiği bir yük, bana ödeteceği bir bedel olmasın der gibiler zira...

Bizim de kafamız karışık zira...

“Onuncu Söz” eminiz ki iman kurtarıyor, “Beşinci Şua” ise bizi tedirgin ediyor yalnızca.

Tedirginiz.

Faraza “‘Onuncu Söz’ tamam da, şu ‘Beşinci Şua’ işi ne olacak?” dese biri, “Sen ‘Onuncu’yu al, biz de ‘Beşinci’yi unutalım” demeye dünden teşne gibiyiz hani.

Deccal’la İsa’yı, Süfyan’la Mehdi’yi barıştırmaya meyyal gibiyiz.

Ama sözümona, “Onuncu Söz” iman kurtarıyor, “Beşinci Şua” tehlikeli.

“Beşinci Şua”yı unutsak, “Beşinci Şua”nın söylemini tebliğimizin kapsama alanının dışına çıkarsak, “Onuncu Söz” gibi risalelerle daha fazla imanın kurtulmasına vesile olurmuşuz gibi geliyor üstelik.

Bediüzzaman’ı ve eserini bir bütün olarak değil, iki parça halinde görüyor zihinlerimiz.

“Beşinci Şua” ile “Onuncu Söz” bir bütündür oysa.

“Beşinci Şua,” Bediüzzaman’ın “Onuncu Söz”ün hakikatine olan teslimiyetinin ve samimiyetinin sınanması hükmündedir.

Bediüzzaman, asıl olanın ahiret yurdu olduğuna dair kat’î inancını dünyalıların en muktedirlerinden korkmadan “Beşinci Şua”yı yazabilmekle göstermiştir.

Diğer bir açıdan ise, ancak bu yürekliliğe sahip olanlara “Onuncu Söz” gibi bir eser nasip edilir.

Hakikatin yarısını gizleme alışkanlığı edinen, resmin bütününe karşı körleşir.

“Onuncu Söz”ün ardında, daha onbeş yıl önce Münazarat’ında “İki hayatımı iki elime almışım. Tek hayatlılar karşıma çıkmasınlar” diyebilen bir insanın mertliği ve berraklığı vardır.

“Cebrail Şeytan’la barışamaz” diyen, namazın hakikatini müdafaa için ölümü göze alan bir insanın yürekliliği vardır.

Dahası, “Beşinci Şua, umumun ve bilhassa ehl-i ilmin imanlarını tashih edip kurtarıyor” diyor Risale-i Nur müellifi.

Demek ki, imanın sıhhat bulması için, teşhisin sahih olması gerekiyor.

İmanın özüne ilişen kişiler, fikirler, haller ve akımlar doğru teşhis edilip doğru bir tavır alınmadan, iman kalbde kökleşemiyor.

  10.12.2006

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

6Süfyanizm neden hala ayaktaerkan akgül, 19.12.2006, malatya/türkiye

Çok güzel bir tespit ellerinize sağlık.Şualarda geçen "bu adamın mahiyetinin anlaşılması için......." cümlesi ile birlikte okunsa tam yerine oturacak.Bunun içinmi acaba hala daha süfyanizm yıkılmadı ayakta.Malesef 20 senelik nurculuk hayatımda görüyorumki deccale ait süfyana ait bahisler milliyetçilikle alakalı yerler siyasetle alakalı yerler ve hakeza neredeyse hiç umumi derslerde okunmaz çünki belki cemaatin içinde bir ülkücü vardır belki içeride bir süfyansever vardır belki içerde bir halk partili vardır aman onu kaçırmayalım denir yani etliye sütlüye karışmayalım denir.Ve bu durum ilanihaye devam eder.Bakalım ne kadar devam edecek.

5Bir metot önerisiEdip, 14.12.2006, İstanbul

Risale-i Nur'da benzer bölümleri okumak, yani haşirle ilgili 10. Sözle birlikte, 29. ve 28. Sözleri okumak, Risale-i Nur'a daha iyi muhatabiyet için telkin edilen metotlar arasında sayılır.

Metin abi, yazısında çok daha farklı bir metot daha öneriyor, bana göre. Birbirine zıt gibi görünen iki Risaleyi beraber okumayı ve mecz etmeyi öneriyor.

Acaip hoşuma gitti.

Allah razı olsun.

4her risalenin Kurana bağlantısı vardırali ihsan, 13.12.2006, Ankara

Şeyma kardeşimiz kısa ve derin bir cümle ile güzel analiz etmiş..gerçekten 5.şua turnasol kağıdı gibi Nur hareketinin neresinde olduğumuzu gösteriyor..her rislaenin Kuranda bağlantısı olduğu ayetler ve sureler vardır..10 söz fatihadaki Maliki yevmiddin ayetini tefsir edip diğer haşir ve kıyame eyetlerine bağlandığı gibi başta 5.şua ve lahiklarda fatihadaki sıtar-i müstakimden bahseden yetileri ve diğer hak-batıl mücadelesini tefsir etmektedir. Yani Alaha ve ahirete inanmak kadar hizmettte, özellikle içtimai hayatta istikameti muhafaza etmek ve süfyani fitneden bidalardan korunmak da o kadar önemlidir..yani fikri aksiyonu,aktiviteyi yaşayış biçimi olarak ortaya çıkartmak ve hayata istikamet kazandırmak meselesi hem fertler hem de meşrepler açısından en can alıcı sorundur..

3umidin sağlamlaşması için cehennemberra, 12.12.2006,

İman “yaşamın şahitliğiyle” hakikatine varıyor, yerine oturuyor. İki hayatı elde tutabilmek, ciddi ve sarsıcı bir iddia ve aslında bu şekil bir iddiayı taşımamak tehlikeli. Yıllar ilerledikçe gördüğüm ve defalarca tecrübe ettiğim şey “DİN NE SÖYLÜYORSA HAK SÖYLÜYOR”. Yaşam adeta bir labaratuar. Dizinin dibinde mubareklerin hayat hem çok kolay hem daha korkunç çünkü emniyetten yani eminlikten uzakta, çünkü farklıyı daha görmemiş, bir sarhoşluk bir bulanıklık hali, acabalarla dolu, emin olamamış, ancak ne zaman ki insan cehennemle karşılaşıyor, orada anlıyor cehennemin yaratılış sebebini. Cehennem ümidi anlamak, hissetmek için yani insan sapkın yolları, onun cehennemi semerelerini... görmeden yolunun hakikatini o kadar net hissedemiyor. Önce insan cennete inanıyor ancak ümidi zayıf, bulanık, net değil yani sarsıcı değil; cehennemden sonra daha net daha emin anlıyor ki kötüler için cehennem öyle uzak değil burada da mümkün, ve sınavdan 100 üstü 100 almak mümkün, korkuyla beraber Rahmana ümit daha kuvvetli çünkü cehennem değil tercihi bugün dahi....

2''onuncu söz'' ile ''beşinci şua'' arasındaŞeyma Gür, 11.12.2006, Çorlu

Turnusol kağıdı gibidir Beşinci Şua. Risale-i Nuru yorumlamada( yada yozlaştırmada ) nerede durduğunuzu gösterir.

1Dezenformasyon SüreciHasan Demir, 09.12.2006, İstanbul

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımız bu konuya temas ediyor ve nurcuların bu konudaki hassasiyetlerini kaybettiklerini söylüyordu.Çalıştığı yerde kasım ayındaki malum günde konuşma yapmak istememiş.Ama bu yüzden nurcu bir arkadaşı kendisine darılmış.Bu örnekten anlaşılıyor ki beşinci şuayı pek ciddiye almıyoruz.

Tabii bunda Cemal Kutay'ın yazdığı kitapla başlayan dezenformasyon sürecinin büyük bir etkisi var.Maalesef bu süreç devam ediyor.Sözümona Bediüzzaman'ı öven bir kısım aydınlar(!) sinsice nurculuğa şekil verme çalışmalarını sürdürüyorlar.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut