Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Sıkı tut ruhunu
–Rabia Nazik Kaya

[*4.629 yazı içinden]

Cesur kime denir?

Yazara Mesaj Gönder

AHİR ZAMANA dair bir hadisinde, “Deccal’ın yanında su ve ateş bulunur. Onun ateş dediği su, su dediği ateştir” diye haber verir kudsî nebi.

Bu hadis, ahir zamanda yaşanacak bir aklî ve ahlâkî altüst oluşun habercisidir esasında. Aydınlığa karanlık muamelesi yapılacak, karanlığın yolcuları aydınlık edebiyatı yapacaktır. Doğruya yanlış, yanlışa doğru denilecektir. Gözleri hakikati görebilenlere körlük izafe edilecek, gözleri hakikate körleşmiş olanlar yol göstericilik edası takınacaktır. Şuuru uyanık olanlara gafil denilecek, şuursuzlara uyanık tabir olunacaktır.

Bu altüst oluşun değişik tezahürlerini hepimiz görüyoruz. Dün ‘hay⒠gibi bir erdemle dolaşan nice insan, bugün ‘sosyofobi’ ile tavsif edilir oldu artık. Hayâsız niceleri ise, ‘kendisiyle barışık.’ ‘Çılgınlar gibi eğlenen’ler akıllılığı kimseye bırakmıyor, çılgınlığa ve eğlenmeye başvurmadan hayattan zevk ve huzur devşirenlere yabanî gözüyle bakılıyor. Ayaklar baş oldu, başlar ayaklar altına alınmak isteniyor.

Ve bir de, ‘cesur’luğu var bu altüst oluşun. Asıl pehlivanı, ‘nefsini yenebilen’ olarak tavsif etmişti kudsî nebi; şimdilerde aklını ve iradesini nefsin eline teslim edenlere ‘kahraman’ pâyesi veriliyor. “Kral çıplak” hikâyesini herkes biliyor da, bu hikâyedeki hınzır terziyi bugünün modacılarına, kralı da mankenlere veya sosyeteye uyarlayana rastlanmıyor. ‘Giyinmek’ derken, ‘soyunmayı’ kastediyor niceleri... Sonra da, bir ‘cesur’ edebiyatı almış başını gidiyor. Arsızlığa tavan yaptıranlara ‘cesur’ deniliyor artık. Birileri için ‘çok cesur’ deniliyorsa, çoğu zaman, “Açıkça ahlâksızlık yapmaktan çekinmiyor” anlamı kastediliyor.

Suya ateş, ateşe su denilir hale gelen şu zamanlarda, ‘cesur’ ünvanının ve ‘cesaret’ sıfatının kullanıldığı bir başka alan daha var. Deccal hadisinin verdiği habere denk düşen, başka bir alan...

Entellektüel alanda da, ‘cesur’ deniliyorsa biri için, biliyorsunuz ki, ‘Allah’ın dini hakkında ağzına geleni söyleyen’ birinden bahsediliyor. Ya da, sırtını küresel muktedirlere, küresel müstekbirlere yaslayıp içinde bulunduğu ülkenin, içinde doğup büyüdüğü toplumun dini, yaşayışı, kültürü hakkında her türlü yergiyi yapabilen birinden... Egemen güçler karşısında en ufak bir entellektüel direnç gösteremeyen, ama kendi yaşadığı ülkenin insanına, inancına, itiyadına demediğini bırakmayan birinden...

Bunun örneklerini dün gördük, bugün de görüyoruz. Bunun çoktan ölmüş gitmiş örnekleri de var, yakın zamanda ‘cesaret’ine dair baygınlık verici bir retorikle toprağa terkedilen örnekleri de, yaşayan örnekleri de...

Yakın zamanda bir taze ölüm vesilesiyle bir kez daha gördük ki, bu ülkede ‘entellektüel bir cesaret’le anılmak istiyorsanız, yapacağınız şey son derece basit... Modern Batının yerleşik değerlerini, bütün dünyanın ve bütün zamanların genelgeçer evrensel değeri olarak görecek; küresel egemen güçlerin alkışlarını baştan garanti bilerek, bütün semavî dinlerin tarif ettiği değerlere savaş ilan edeceksiniz. Zinayı özgürlük, eşine ve evine sadakati esaret diye tarif edeceksiniz. ‘Kadın hakları’ üzerine bıktırıcı bir söyleme sahip olacak, ama “Tesettürümle okumak istiyorum” diyen kızların uğradığı hak ihlaline ya seyirci yahut ihlalciler lehine müdahil olacaksınız. ‘Kariyer sahibi kadınlar’ dilinize pelesenk olacak, tesettürü yüzünden kariyeri mahvedilen kadınların karşısında duracaksınız.

Yazdıklarınız Allah’a karşı, dine karşı, dindara karşı ise, cesursunuz...

Yazdıklarınız Allah için, din adına, dindar lehine; egemen güçler, egemen ideolojiler, egemen yaşam tarzları aleyhine ise, size lâyık görülecek sıfat asla ‘cesaret’ olmayacak.

Cesur yazarlar gelip geçiyor bu ülkede tarih sahnesinden...

Cesur yazarlar yazıp çiziyor bu ülkede...

Ne de cesur yazarlar...

Salman Rüşdi’lerin, Teslime Nesrin’lerin, yalancılığı ayyuka çıkmış Ayan Hırsî’lerin hakaretnâmelerini ‘düşünce özgürlüğü’ adına savunurken pek cesur; ama başörtüsü mağdurları sözkonusu olunca ya sus-pus, yahut egemenlerin avukatı...

İslâm’a karşı lâf söylerken pek cesur, ama bir ay boyu attığı bombalarla 370’i çocuk olmak üzere 1000 Lübnanlı masumu öldüren İsrail karşısında sus-pus.

Güçlünün yanında, zayıfın karşısında...

Güçlünün yanında, haklının karşısında...

Bu oyuna gelmeyeceğiz.

Ateşe ateş, suya su, doğruya doğru, hakka hak, yalana yalan, zinaya haram diyeceğiz...

Ellerinden geleni ardlarına koymayıp, ağızlarına geleni söylemekle bizi korkutsalar da...

Ve’s-selâmu alâ meni’t-tebea’l-hüdâ!

Ve’l-melâmu alâ meni’t-tebea’l-heva!

  11.08.2006

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

2CESUR NE YAPARSelahattin Karakök, 03.12.2007, ÇAYCUMA

Çocuk safiyetinde bir ruh ve derin sorumluluk bilinciyle bakar olaylara,

kendisine sunulan değerlerin hazır yiyicisi olmaz onları sürekli üretir çoğaltır,

gerçek varistir, dayatılanları sorgular, şartlanmışlıkları sarsar,

ezberleri bozar, körü körüne inanışlara şüphe uyandırır, ne diyor bu adam dedirtir,

Sahte dokunulmazlıklara dokunur. Eleştirilemeyen sahte gücü eleştirir.

Hayatın bire bir içindedir. Parçalanmamış bir hayattır yaşadığı.

De ki: Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.Enam 162

Durulması gereken yerde durur.

En yüksek Kur'an gözlem evinden aleme nazat eder.

Ben, ancak bana vahyedilene uyarım. Yunus 15

Yaşanılan faal hayata perdesiz bakar. Hem yerde yürür, hem enginlerde uçar. Sarsılmaz zannedilen sarayları görürken çok sayıdaki yıkıntı viraneleri de görür. Diyar diyar dolaşan refah içinde çalım satan zalimlerin yanında, diri diri toprağa gömülen kız çocularının, bombalar altında bedenleri paramparça edilen masumların çığlıklarını en yüksek perdeden duyar.

Düşmanlık adresi nettir. Zulmedenler.

...zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.Bakara 193

Haksız yere yeryüzünde zorbalık yapanlara ve insanlara zulmedenlere asla yol verilmemelidir. İşte can yakıcı azap bunlaradır." Şura 42

Size ne oluyor da Allah yolunda ve “Rabbimiz bizi, idarecileri zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli gönder bize katından bir yardımcı yolla!” diyen çaresiz adamlar, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?! Nisa 75

İmanına katiyyen zülüm bulaştırmaz.

“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra ateş dokunur!” Hud 113

İman eden ve imanlarına zulüm bulaştırmamış olanlar—korkudan emin olmak işte onların hakkıdır; doğru yolda olanlar da onlardır. Enam 82

Zülme uğrayanın kendisine yakınlığı önem arzetmez. Zulmün kime yapıldığı değil zulmün bizatihi kendisi önemlidir onun için. Bana ve sevdiklerime dokunmayan bin yaşasın demez. Kendisine de zulme geçit vermez. Mazlumun aidiyetini sorgulamaz.

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik eden kimseler olun—isterse kendi aleyhinize veya anne baba yahut yakınlarınızın aleyhine olsun. Onlar zengin de olsa, fakir de olsa, Allah onlara sizden daha yakındır. Onun için heveslerinize uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer sözü eğip büker veya şahitlikten kaçınırsanız, hiç şüphe yok ki Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır.Nisa 135

Dolduruşa gelmez. Hakkında bilgi sahibi olmadığı bir şeyin peşi sıra gitmez. Zanla hareket etmez.

Bilmediğin şeyin peşine takılma. Çünkü kulak olsun, göz olsun, kalp olsun, hepsi bundan sorumlu tutulmuştur.İsra 36

Onun her namazı zulme geçit vermeme sözleşmesidir.

“yoksa atalarımızın ibadet ettiği şeyleri terk etmemizi veya kendi malımız hakkında dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Hud 87

Şüphesiz bir ümit ve güven içindedir yarın için.

Zulmedenler ise, nasıl bir inkılâpla devrilip gideceklerini yakında görecekler.Şuara 267

Şişeyi taşa çalar.

Musa da asâsını attı; ve asâ, onların uydurduğu şeyleri yutmaya başladı.

Büyücüler secdeye kapandılar.“Âlemlerin Rabbine iman ettik,” dediler.“Musa ile Harun'un Rabbine.”

Firavun “Fakat ben size izin vermeden iman ettiniz,” dedi. “Demek, bu size büyücülüğü öğreten büyüğünüzmüş. Siz görürsünüz; ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesip hepinizi asacağım.”

“Hiç önemi yok,” dediler. “Nasıl olsa Rabbimize döneceğiz. Kasas 45-50

Hayatında kendisinden asla kopmayan, adeta nefsinin özüne yazdığı toplumsal değeri ADALETTİR.

"İşte bunun için sen çağır ve emrolunduğun gibi dosdoğru dürüst ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O'nadır..." (Şura; 42/15.)

1lübnan a duamustafa zenger, 11.08.2006, İstanbul

Lübnan için ve tüm masumlar için dua edelim lütfen....




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut