“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Anlayış gösterme sanatı
–İsmail Örgen

[*4.602 yazı içinden]

Hz. İsa’ ya ne oldu?

Yazara Mesaj Gönder

Ol hangi acip sır ki çıkar göklere İsa,
Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda
Emirdağ Lahikası / 101

DÜNYAYA GELİŞİ GİBİ, dünyadan ayrılışı da mucizeviydi Hz. İsa’ nın.
Ulül azm ( en büyük ) peygamberlerdendi.
O’ nun ( a.s ) için çok şeyler söylendi.
Örneğin babasız olarak dünyaya geldi.
Adem ( a.s )’ in yaratılışı gibi bir yaratılmayla gelmişti dünyaya.
Bebekken konuşmuş, ölüleri diriltmişti.
Rabbimizin “Hayy” (hayat veren) isminin en ince nüktelerine tercüman oldu.
Hayat mertebelerinin her çeşidini yaşamış ve yaşatmıştı.
Ve nihayet dünyadan ayrıldı..
Ama nasıl?.

I. Hz. İsa öldürüldü mü?

İnsanların ekser çoğunluğu,
Hz. İsa’ nın öldürüldüğüne inanagelmiştir.
En azından Museviler ve İseviler öyle düşünmektedir.

“Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.” ( 1 )

Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz’ eden (Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek. ( 2 )

Oysa Hz. İsa ölmemişti ve öldürülmemişti.

Peki nereye gitmişti?.

II. Hz. İsa hayatta mı?

Mantıken, henüz ölmediğine göre hayatta olması gerekir.
Hayatın her çeşidine muhatap olmuş birisi için,
Böyle bir akıbet gayet olasıdır.

Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. "Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-i Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek" meâlindeki hadisin sırrı şudur ki:

Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür. Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek. ( 3 )

Hz. İsa (a.s)’ nın risaleti ve tebliğ görevi henüz bitmemiştir.
Ahir zamanda tamamlanacaktır.
Acaba bu, hangi zaman diliminde gerçekleşecektir?

III. Hz. İsa Mesih nüzul etti mi?

Bu konuda pek çok rivayet bulunmaktadır.
Bir kısım alimler, önceki yıllarda nüzul edip görevini tamamladığını belirtmişlerdir.

“İbn-i Meryem gökten sizin yanınıza indiği zaman, devlet reisiniz kendinizden ve namazda imamınız olduğu halde, bakalım nasıl olursunuz?” ( 4 )

Ancak, ahir zamanın diğer büyük alametlerini bir arada düşününce,
Bu inzalin henüz gerçekleşmemiş olabileceğini hesaba katmamız gerekiyor.
Özellikle de, yecüc – mecüc istilası ile Mehdi (a.s)’ nin ortaya çıkışının,
Hz. İsa (a.s)’ nın nüzulüyle aynı dönemde olacağını düşününce..
Daha önceki yazılarda incelendiği gibi ( 5 ),
Yecüc – Mecüc’ ün hortlaması ve Mehdi (a.s)’ ın ortaya çıkışının,
“Vel ilm-ü indallah” ( 6 ) 21. yüzyılın ortalarını bulabileceğini düşününce,
Hz. İsa (a.s)’ nın henüz gelmemiş olabileceği ortaya çıkıyor.

Üçüncü cihet: Eğer, küre-i arzın dört kıta’ları içinde en küçüğü olan Avrupa’nın ve bu kıta’nın da dörtte biri olmayan bir hükümetin memleketi, ekser Asya, Afrika, Amerika, Avustralya’ya karşı galibâne harp edecek, Hazret-i İsa’nın vekâletini dâvâ eden bir devletle beraber dine istinat edip çok müstebidâne olan dinsizlik cereyanlarına karşı semavi paraşütlerle muharebe ve mücadele eden o hükümetle, ötekilerin şahs-ı manevileri insan suretine girse, ceridelerin eskiden beri yaptıkları gibi, devletlerin kuvvetlerini ve hükümetlerin derecelerini göstermek nev’inden o manevi şahıslar dahi rû-yi zemin ceridesinde, bu asır sayfasında birer insan suretinde tersim ve tasvirleri gibi temessül etseler, aynen ve tam tamına hadis-i şerifin mucizâne ihbar-ı gaybi nev’inden beyan ettiği hadise-i ahir zamanın müteaddit manalarından bir manası çıkıyor. Hatta, şahs-ı İsâ’nın (a.s.) semâvattan nüzulü işaretiyle bir mana-yı işârîsi olarak Hazret-i İsâ’yı (a.s.) temsil ederek ve namına hareket eden bir taife dahi, şimdiye kadar işitilmemiş ve görülmemiş bir tarzda tayyarelerle, paraşütlerle semadan bir bela-yı semavi gibi nüzûl ettiriyor, düşmanların arkasına indiriyor. Hazret-i İsâ’nın nüzulünün maddeten bir misalini gösteriyor.

Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa’nın semavi nüzûlü kat’î olmakla beraber; mana-yı işârîsiyle başka hakikatleri ifade ettiği gibi, bu hakikate de mucizâne işaret ediyor. ( 7 )

Peki, Hz. İsa (a.s)’ yı kimler tanıyabilecek?

IV. Hz. İsa (a.s )’ yı tanıyabilecek miyiz?

Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır. ( 8 )




DİP NOTLAR :

( 1 ). Nisa Suresi / Ayet : 157

( 2 ). Mektubat / Sayfa : 59

( 3 ). Mektubat / 1. Mektup / Sayfa :

( 4 ). Sahih – i Buhari / Hadis No:1406 / Hasen – sahih olup, Ebu Hureyre’ den nakil.

( 5 ). “Yecüc – Mecüc Çin mi?.” ve “Kendi dilinden Mehdi” adlı yazılar.

( 6 ). “En doğrusunu ancak Allah bilir”

( 7 ). Kastamonu Lahikası / sayfa : 54

( 8 ). Mektubat / sayfa : 59

  25.06.2006

© 2015 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

3Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Selahattin Karakök 1, 01.01.2008, ÇAYCUMA

Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. 5/75

Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." 2/36

RESÜLULLAH VE ÜMMETİ

1.

Allah ve melekleri Peygambere salât ederler.33/56

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah ve melekleri size salât ederler.33/43

2,

Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.93/5

Allah onları hoşlanacakları bir yere yerleştirir. 22/59

Allah onlardan hoşnuttur; onlar da Allah'tan. 9/100, 5/119

3.

Rabbin sana nimetini tamamlayacaktır.95/6

Allah sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister. 5/6

4.

Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükafat vardır. 63/3

Onlar için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.95/6

5.

Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? 94/1

Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o Rabbinden bir nur üzerine değil mi? 39/22

6.

Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik. 6/87

O sizi seçti, din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. 22/78

Kitab' kullarımız arasında seçtiklerimize verdik. 35/32

7.

De ki; Hamdolsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. 27/59

Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selam size..6/54

8.

Biz O'nu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık. 25/32

Allah sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. 14/27

9.

İblis''Onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna, hepsini mutlaka azdıracağım.15/39-40

İşte biz böylece kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için delilimizi gösterdik. Şüphesiz o ihlaslı kullarımızdandı. 12/24

10.

Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha, Peygambere

ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara itaat edin; 4/59

11.

O Allah'ın Resülü ve peygamberlerin sonuncusudur. 33/40

Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. 3/110

12.

Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar. 48/2

Bütün bu lütüflar mü'min erkeklerle mü'min kadınları içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. 48/5

13.

Tahiyatta: barikte

Ey Allah'ın Peygamberi, ALLAH'IN Selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Ve selam bizim üzerimize, ve Allah'ın salih kulları üzerine olsun.

2hz.ISA - hakikat-i ahmediyye grcn, 27.12.2007, nrvc

Menkibelerden olabilir tam bilemiyorum anlatildigi kadariyla RUHLAR ALEMINDE , PEYGAMBERLIK VAZIFESI vazifeli kisilere takdim edilince MERYEM OGLU ISA aleyhisselam huzunlenmis. Bunun uzerine - cenab-i hakkin her sey`i her aninda bilmesi ve gormesi ve en yakininda olmasi mahfuz - Cenab-i Hakk meleklere onun tasa ve huzun ve kederi nin sebeb-i hikmetini sordurdugunda Allah-u a`lem orada HAKIKAT-I AHMEDIYYE VE HAKIKAT-I MUHAMMEDIYYE`yi ( aleyhisselam ) bizzat Adem nebi gibi musahede etmis olacak ki verilen cevap cok manidardir. der ki :" Ben ol HABIB-I KIBRIYYA MUHAMMED ( aleyhisselam ) in ummeti olmak isterdim. dilerdim. " Bunun uzerine Zat-i sultan-i ezel ve ebed kendisine hem peygamberlik vazifesi verildigini ( lakin o vazife 30 yasinda baslayip 32-33 yasinda sona erdirildi ) hem de ahirzamanda O`nun ummeti olarak nuzul edilecegini mujdeledi.

Bana daha enteresan ve ilginc gelen ise Hakikat-i Ahmediyyesiyle Cebrail tarafindan Meryem annemize gelen sey`in Efendimizin ruhaniyeti oldugudur. ve bunu bir kisim alimler ele almislardir. ve cennette meryem annemizin Efendimizin esi olacaginida beyan eden rivayetler var.

Bu soylediklerim risale-i nur meslegine zit degil tam tersi. orada soyle anlatilir :

"ve Hakkın en münevver bürhanı

ve hakikatin en parlak sirâcı

ve tılsım-ı kâinatın miftahı

ve muammâ-yı hilkatin keşşafı

Emirdağ Lahikasındaki bir mektupta,

“Levlake...” hadis-i kutsisine dair yazılan

“Bu hitap zahiren Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselama müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevil hayata racidir” “Çünkü külli hakikat-ı Muhammediye (a.s.m.) - hem hayatın hayatı - hem kainatın hayatı - hem İsm-i Azam’ın tecelli-i azamının mazharı

ve bütün ziruhların nuru - ve kainatın çekirdek-i aslisi - ve gaye-i hilkati

ve meyve-i ekmeli olmasından,

o hitap, doğrudan doğruya ona bakar.

Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder.” der.

muhterem hocaefendi yukarida ki risalede gecen sozu anlatirken soyle der " Efendimiz’in temsil ettiği bir Hakikat-ı Ahmediye var, bir de Hakikat-ı Muhammediye var. Dünyayı teşriflerinden önce O, Hakikat-ı Ahmediyesi ile vardır ve Kâ’be hakikatı ile tev’emdir. Bu sebeple O, İncil’de Ahmed ismiyle anılmıştır; Kur’an’da da geçtiği üzere, Hz. İsa (as) O’nu, Ahmed ismiyle müjdelemiştir. O, dünyayı teşrifleri ve risaletleriyle birlikte Hakikat-ı Muhammediye’yi temsil etmiştir. Vefatından sonra da, yine Hakikat-ı Ahmediye’nin tecellisi söz konusudur."der.

tasavvufi anlayista ise :

"Rasül-i Ekrem’in ruhu ve nuru bütün insanlardan, peygamberlerden,

hatta meleklerden önce var olduğundan

Peygamber insanlığın manevi babasıdır.

Hz. Adem insanların maddeten babası (ebul beşer) Hz. Peygamber ruhların babası” olduğu söylenir.

Mevlana Hazretleri ise :

“Cebrâîl leyhisselâm-, sadece bir kanadını açınca doğuyu da batıyı da kaplamıştı. Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-, onu görünce, ona bu heybeti verenin büyüklük ve azametini düşünerek kendinden geçip bayıldı.” “Lâkin

Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, eğer hakîkat-imuhmmediyye’nin

o akıl almaz kanadını açsa idi,

Cebrâîl ebedî olarak kendinden geçer,

bir daha kendine gelemezdi.” “Zîrâ Habîbullâh, Cebrâîl’le beraber sidretü’l-müntehâ’ya varınca Cebrâîl durmuş ve:

«Yâ Rasûlallâh! Sen buyur! Ben seninle müsâvî değilim. Buradan öteye bir kere kanat çırpsam, yanar kül olurum!» demiştir.”

velhasil ISA NEBIYULLAH kendisinde baskin KADIR ism-i serifinin gucuyle , ruhani yon ve kuvvetinin enginligiyle HAKIKAT-I RUH-HAKIKAT-I AHMEDIYYE olan EFENDIMIZe (aleyhisselam) neden ummet olmak istedigi bellidir ama "Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır" sozunude aklimizin bir tarafinda tutuyoruz.

1SEN BANA ÖLÜMÜ VERDİKTEN SONRA ONLARIN KORUYUCUSU YALNIZ SEN OLDUN:Selahattin Karakök 1, 23.12.2007, ÇAYCUMA

"EY İSA!" "SENİ ÖLÜME YOLLAYACAĞIM VE KATIMA YÜCELTECEĞİM

İnanmayanlar İsa'ya tuzak kurdular; ama Allah onların tuzaklarını boşa çıkardı: çünkü Allah, tuzak kuranların tümünün üstündedir. O zaman Allah: "Ey İsa!" demişti, "Seni ölüme yollayacağım ve Katıma yücelteceğim ve seni hakikati inkara şartlanmış olanların arasından çekip arındıracağım; sana tâbi olanları, Kıyamet Günü, hakikati inkara şartlanmış olanların kat kat üstüne çıkaracağım. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda Ben hüküm vereceğim." 3/55-56

Hayır, Allah onu Kendi katına yüceltti. Allah gerçekten kudret ve hikmet sahibidir. Nitekim geçmiş vahyin izleyicilerinden hiç kimse yoktur ki, ölümü anında, İsa ile ilgili hakikati kavramamış olsun; ve Kıyamet Günü İsa, bizzat onların aleyhine hakikate şahitlik yapacaktır. 4/158-159

VE BU KİTAPTA İdris'i de an. O da özü sözü doğru olan biriydi; bir nebiydi. Ve Biz o'nu da yüce bir konuma yükseltmiştik. İŞTE BUNLAR Allah'ın kutlu, onurlandırıcı bağışlarda bulunduğu nebîlerden bazıları -Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte o gemide taşıdığımız kimselerin soyundan, İbrahim ve İsmail'in soyundan gelen ve hepsi de doğru yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerden bazıları: Ne zaman kendilerine O sınırsız rahmet Sahibi'nin mesajları okunsa ağlayarak O'nun huzurunda yere kapanan kimseler. 19/56-58

Şerefini ve itibarını yükseltmedik mi? 94/4

Öne geçenler de hepsinden ileridir. İşte onlar Allah katında yakınlık sahibidirler. Nimetlerle dolu Cennetlerdedirler. Onların birçoğu öncekilerdendir. Birazı da sonrakilerdendir. Mücevheratla süslü tahtlar üzerindedirler. Onlara kurulmuş, karşılıklı oturmaktadırlar. Etraflarında hiç yaşlanmayan çocuklar dolaşır: Pınarlardan doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehlerle. O şaraptan ne başları ağrır, ne sarhoş olurlar. Ve beğendikleri meyvelerle, Ve canlarının çektiği kuş etleriyle. Bir de güzel gözlü eşler vardır: Saklı inciler gibi. Bütün bunlar, onların yaptıklarına bir ödüldür. Orada boş veya günah bir söz işitmezler. İşittikleri söz, hep: “Selâm! selâm!” sesleridir. 56/10-26

ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLER "ÖLÜ" DEMEYİN: HAYIR, ONLAR YAŞIYOR, AMA SİZ FARKINDA DEĞİLSİNİZ.

"Bakın, biz, Allahın Elçisi Meryemin oğlu İsa Mesihi öldürdük!" diye böbürlendikleri için. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle göründü; ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili gerçek bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler:4/157

Allah yolunda öldürülenler "ölü" demeyin: Hayır, onlar yaşıyor, ama siz farkında değilsiniz. 2/154

Fakat, Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Hayır, onlar diridir! Rızıkları, Rableri katındadır. Allah'ın lütfuyla kendilerine bağışladığı şehitlikten övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesinde bulunmaktan zevk alırlar: Onlar, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah'ın inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği vaadini müjdelemek isterler. 3/169-170-171

SEN BANA ÖLÜMÜ VERDİKTEN SONRA ONLARIN KORUYUCUSU YALNIZ SEN OLDUN:

VE İŞTE O ZAMAN Allah, "Ey İsa, ey Meryem oğlu!" dedi, "Sen insanlara, 'Allahtan başka tanrılar olarak bana ve anneme kulluk edin dedin mi?" İsa cevap verdi: "Sen yücelikte sonsuzsun! Söylemeye hakkım olmayan bir şeyi hiç söyleyebilir miyim? Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben Senin Zâtında olanı bilmem. Şüphe yok ki, yaratılmış varlıkların idrakini aşan her şeyi tam bilen yalnız Sensin. Ben onlara söylememi emrettiğin şeyden başkasını söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allaha kulluk edin dedim. Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim: Ama Sen bana ölümü verdikten sonra onların koruyucusu yalnız Sen oldun: Zaten Sen her şeye şahitsin. Şayet onları azaba çarptırırsan şüphesiz onlar Senin kullarındır; ve eğer onları bağışlarsan- şüphesiz yalnız Sensin kudret sahibi, hikmet sahibi!" VE Hesap Günü Allah şöyle diyecektir. "Bugün sözlerine sadık olanlar hakikate sadakatlerinin faydasını görecekler: sonsuza kadar kalacakları, içinden ırmaklar akan hasbahçeler onların olacak; Allah onlardan çok hoşnuttur ve onlar da Allahtan çok hoşnutturlar: Bu büyük bir mazhariyettir". 5/116-119




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut