Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

AİLENİN ÇÖKÜŞÜ
–Abdülhakim Murad

[*4.629 yazı içinden]

Hangi genç dinsiz olmuş?

Yazara Mesaj Gönder

ŞEFKATİ AŞKTAN daha keskin, daha güçlü, daha ince ve daha derin gören insandan; aşk berzahına girmeden şefkat tarîkiyle ehl-i aşkın çıkamadığı zirvelerde seyr ü seyahat eden o müstesna güzelden, ism-i Hakîm ve Rahîm’e beraberce mazhar asrın şefkat sultanından ders almış bir isimdi o...

Ders almakla kalmamış; hayatını, o şefkat sultanına hizmetkârlığa adamıştı...

Öyle bir şefkat sultanından ders almış, hayatını onun hizmetine adamış bir isimden başka nasıl bir söz sâdır olabilirdi ki?

İmanın aydınlığına, küfrün karanlığına; iman-küfür, hidayet-dalâlet mukayeselerine dair onca dersin akabinde, başka türlüsünü söyleyebilir miydi?

Zübeyr Gündüzalp, “Teessür ve ızdırap karşısında kalbden bir parça kopsa idi, bir genç dinsiz olmuş haberi karşısında o kalbin atom zerrâtı adedince paramparça olması lâzım gelir” dedi.

Ondan beklenen de buydu.

Sadece ondan değil, aynı şefkat pınarından aynı dersi almış herkesten beklenen de...

Nitekim, o sözün ilk kez söylendiği 1948’den bugüne, bu söz nice kalbi dağlıyor, nice vicdanı ihtizaza getiriyor, nice istidadı gayrete sevkediyor.

“Bir genç dinsiz olmuş” haberini duymamak, atom zerrâtı adedince paramparça olmamak için, bu ülkede ve dünyanın dört bir yerinde, yüzbinlerce, belki milyonlarca mü’min gayret gösteriyor.

Gelin görün ki, benim rikkatli kalbim, hangi meşrepten olursa olsun, ehl-i hizmetin, hele ki Risale-i Nur ekseninde imana hizmet çabası içinde mü’minlerin bunca gayreti arasında, bir ilgi ve algı zaafını da gözardı edemiyor.

Bunca gayreti bir parça bulandıran bir ilgi ve algı zaafını...

Uzun yıllar önce, kendisinden çok şey öğrendiğim bir büyüğüme, onda da gördüğüm için, açıkça söylediğim bir zaafı...

‘İman hizmeti’ne ihtiyacı olan gençler, zihinleri şüphelerden arınmaya, imanın hakikatleriyle tanışmaya muhtaç olan gençler, yalnızca ‘Cadde’de mi oturuyor demiştim ona?

Koleje gitmeyen, aristokrat ya da zengin bir aileye mensup olmayan, Boğaziçi’nde okumayan gençlerin; benim gibi taşrada doğup büyüyen, taşranın da kenar mahallesinde doğup büyüyen gençlerin iman hizmetine ihtiyacı yok mu?

Neden ‘genç’ deyince ‘kolejliler,’ marka giyinmiş zengin çocukları geliyor aklımıza?

Yıllar geçti; bu sorularımın en azından belli mahfillerde ‘işe yaradığı’nı düşündüren değişimleri Rabbim bana gösterdi.

Ama benim rikkatli kalbim, ilgi ve algı zaafının büsbütün silinip gittiğine ikna olamadı.

Bu kez, “‘Genç’ deyince ve ‘iman hizmeti’ deyince, neden sadece ‘zeki’ gençler geliyor aklımıza?” diye sormam, bu sebeptendi.

Galatasaray’da, İstanbul Erkek’te, Robert Kolej’de okuyan, orada okumasa bile, giriş sınavlarında istese orada rahatça okuyacak kadar yüksek notlar alan gençlerin, yalnızca onların mı ‘iman hizmeti’ne ihtiyacı var diye sormuştu bu kez kalbim.

‘Sıradan’ bir lisenin, üniversite sınavını kazanması imkânsız gözüken bir öğrencisini de ‘iman hizmeti’ne lâyık görüp görmediğimizi; “Bir genç dinsiz olmuş” haberi karşısında ‘atom zerratı adedince parçalanması lâzım gelen’ kalbimizin kapsama alanına bu gençle ilgili böyle bir haberin de girip girmeyeceğini sormuştu.

Ve geçen hafta, bu soruyu bir kez daha gündeme taşıma düşüncesi arefesinde, bir ‘girizgâh’ı denedim.

‘Gençlik’ deyince, gençliğin ancak küçük bir oranını temsil eden kısmını aklımıza getirdiğimizi; onun ötesinde, çok daha geniş bir ‘öteki gençlik’ vâkıasının varolduğunu, ‘öteki gençlik’in tek bir kesitinden, ‘kapıcı çocuğu’ diye hakir görülerek büyümeye mahkum, sayısı muhtemelen milyonları bulan bir kesiti irdeledim.

‘Öteki gençlik’i yazarken, biliyordum ‘sessiz çoğunluk’un rikkatine değerken, ‘sesli çoğunluk’un ilgisini çekmeyeceğini...

Değil mi ya, ‘öteki gençlik’ dediğin nedir ki?

Öyleleri sırtımızda bir kanbul en fazla; içinden zekileri zaten kendini belli eder, bir şekilde ilgiyi çeker kendileri...

Zengin çocuğu değilse, fakir çocuğu olup bir de zeki değilse, bir genç ne derece kapsama alanımıza giriyor acaba?

“Bir genç dinsiz olmuş” haberi karşısında ‘atom zerratı adedince parçalanması lâzım gelen’ kalblerimiz, ‘öteki gençlik’in gerçekten farkında mı; anlıyor mu onların ızdırabını; anlıyor mu onların protein zengini çocuklardan çok daha farklı ama sonu ya inkâra, ya isyana, ya tuğyana, ya gaflete yahut boşvermişliğe varıp dayanan sorularını, sorgulamalarını...

Türkiye, nüfusu genç bir ülke...

Türkiye, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek büyüdüğü, en zengin ile en fakir arasındaki makasın giderek açıldığı bir ülke...

Türkiye, kapitalizmin kurtlar sofrasında yeni tüketim lokması muamelesine mazhar bir ülke...

Böyle bir ülkede, genç zihinler giderek daha fazla tüketime, markaya, üstündeki elbise, altındaki araba yahut cebindeki saat üzerinden ‘kendini tarif’e yöneltilirken; çift taraflı bir savrulma bekliyor bizi...

Bir kapıcı ailesinin aylık gelirinden fazlasını tek bir gecede bir gece kulubünde harcayan gençlerden; bir asgarî ücretli işçinin aldığı maaştan fazlasını ‘harçlık’ olarak alan delikanlılardan fazlası yaşıyor bu ülkede...

Gençliğin, her zaman aktüel kalabilmiş sorularının yanıbaşında, bunca adaletsizliğin getirdiği sorular, sorgulamalar, duygusal tepkiler ve isyanlar bekliyor ‘öteki gençlik’i...

‘Zeki’ olanları, bir ümit, geleceğe odaklanabildikleri için ‘şimdilik’ paçayı kurtarabiliyorlar da belki, niceleri ya isyanın, ya boşvermişliğin kollarını bırakıyor kendisini...

“Bir genç dinsiz olmuş” haberi sarsmalı yüreğimizi...

Ama sınıf, gelir, semt, statü, okul, şehir ayrımına gitmeksizin...

‘Öteki gençlik’ de hizmet bekliyor...

Sözüm şuna-buna değil.

Sitemim hepimize...

  09.06.2006

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

20öteki gençler için siz ne yaptınız çok merak ediyorum?hakan karaca, 30.06.2007, Ankara

Maalesef o meşhur kinayeli yazılarınızdan biri daha.Tesbitleriniz çok güzel bir öğrencinin fakir ve zeki değilse sahipsiz kaldığını düşünüyorsunuz fakat bu düşüncenizi tahminimce kendi bulunduğunuz çevreye bakarak ortaya koymaktasınız neden mi?Nedenini söyleyeyim sizin burada kapalı olarak eleştirmeye çalıştığınız ve okuyunca kimler olduğu anlaşılan grup şu an siz yazılarınızla burada onları eleştirirken ülkemizin gelişmişlik bakımından en düşük sayılabilecek doğu ve güneydoğudaki illerimizin küçük ilçelerine kadar dersane.etüt merkezi ve okuma salonlarıyla ulaştıklarını ve bunalarınn dersane ücretlerinin son derece düşük tutulduğunu(fakir yerlerde tabi örn:Elazığ) etüt merkezi,test merkezi ve okuma salonlarında ise ücretsiz eğitim verildiğini üstelik te zeki ve zengin olma şartı aranmadan..Hatta sizi yanıldığınızın ortaya çıkması nedeniyle üzeceğini düşündüğüm bir şey de okuma salonu ve test merkezinin özellikle zeki veya zeki değil şeklinde ayırmadan fakir öğrenciler için açıldığını belirtmek boynumun borcudur şimdi vereceğim örnekleri o yörenin insanları bilir bunlar sadece benim bizatihi gördüğüm örnekler hepsini yazmam mümkün değil.Örn:1)Antep te Çınar-Der adıyla kurulu 12 okuma salonunda 5500 öğrenciye ücretsiz eğitim veriliyor.2)Hakkari de tek okuma salonuyla 1100 fakir öğrenciye ücretsiz eğitim veriliyor3)Elazığın 5000 nüfuslu küçük ilçesi Palu da tek Etüt Merkezi 100e yakın fakir öğrenciye hizmet veriyor.4)Ankara'nın fakir semtlerinden olan Esertepe'de henüz 2 ay önce açılan TÜTEV Etlik Tuna Okuma salonunda yine zeki olan olmayan ayrımı yapılmadan 550 öğrenciye ücretsiz eğitim veriliyor.5)Yine Elazığın ilçelerinden Kovancılar'da aynı gruba bağlı Türkiye çapında ün salmış meşhur bir dersane ÖSS ve OKS kurslarına öğrencileri cüzi miktarlarla kaydediyor. Bu örnekler benim bizatihi şahit olduğum örnekler benim göremediklerimi de hesap ettiğiniz zaman işlerin Allah'ın izin ve inayetiyle güzel bir şekilde yürüdüğünü siz de göreceksiniz?

Lütfen gelin atın şu ön yargılarınızı, bize risale-i nurun güzel ikliminden güzel dersler yapın bırakın diğer gruplara bu şekilde eleştirel yönden yaklaşmayı,en uygunu her grubun özeleştiri yaparak yoluna devam etmesidir.Diğer grup ve cemaatlere ya da kişilere düşende destek olmuyorsa bile hiç değilse bu yoldaki insanların aşkını şevkini kıracak hareketlerden kaçınmaktır.Ben böyle bu şekilde yazıları hele de nur talebesi diye bildiğimiz abilerimizin yazdığını gördükçe üzülüyorum ve bu uğurda canını dişine takarak hizmet eden insanların hakkına girildiğini düşünüyorum.

Selam ve Dua ile Allaha emanet olun..

19hz omersami, 29.06.2007, İstanbul

genelde bu konuyu actiginizda Efendimizin (sas) iki omerden biri icin dua ettigi hatirlatilir.

bi de hikmetli davranmak konusu var tabi.

Yani her kesin her noktaya karsi bir aciklamasi var.

oyleyse hata nerde acaba. kim tam dogruyu soyluyor? kimin dogru sebebi coksa o mu ? yoksa bir turnsol kagidi var mi?

kalin selametle.

18tebrikhüseyin kurt, 26.06.2007, amasya

Düzcede okumayı nurlarla öğrenmiş doğulu gençler(inşaatçı) vardı.Öğretmen arkadaşların da itirafiyle herkesten fazla hizmet ediyorlar(dı).

BekirAğa, Çaycı Emin, terziler,çiftçiler nurun ilk ve sonraki mühim talebeleri değilmiydi?

Yazınızdan dolayı tebrik ediyor, nazarımızı cazibedar ,şaşaalı geniş daireden üstadın gösterdiği enfüsi daireye,hakiki hizmet tarzına çevirmemiz gerektiğini düşünüyorum

17BU SORUYU KİM SORUYOR ?Saltuk buğra Tekbaş, 19.06.2007, İstanbul

öteki gençlere hizmet derdine düşenler genelde talebe hizmetinden haberi olmayan ya da en fazla izleyici olmuş kimselerdir.

yani etrafta canını dişine takmış kısa zamanda geniş kitlelere ulaşma derdiyle yanan o hizmet erlerinin zeki çocuklara takılmalarına bir anlam veremeyip çay ısmarlar gibi "yahu şu insanlara da hizmet edin" demeleri cidden sinirleri alt üst edcek cinsten.

oraya buraya hizmet ısmarlayan tosunlar önce bu işin ruhunu bilmeliler.

bazıları için öteki gençler demek kolay...

öteki gençleri derd edinenlerin önce burada ki gençler hizmetinde ciddi bir gayret sarf etmiş olmaları gerekir. zekisini halledemediğin halde nasılda zeki olmayanına hizmet hayalleri kuruyoruz. ben anlamıyorum.

kötü talebe yoktur!

öteki möteki gençte yoktur...

sadece hizmete yük olan ya da olmayan ya da hizmetin taşıyabildiği ya da taşıyamadığı talebe vardır.

bazı hizmet vardır. güçsüz yapısından dolayı gider en sorunsuz talebeyi alır öyle ilerler..

bazı cevval hizmetler de vardır ki güçlerinden ve alt yapılarından dolayı

sokakta ki tinerciyi bile regüle edebilir.

yani öteki gençlere hizmet bir planlama ve programlama meselesidir. bugün ufkunuza alsanız 6-7 seneden aşağı dediğiniz çevreye ulaşamazsınız.

biz sanki bütün yük bizim sırtımızda gibi hizmeti taşımak ve planlamak zorundayız.

Rahmet-i ilahi ikramda bulunur sırtımızdakini alır. o ayrı mesele...

ama rahmet-i ilahiye güven adı altında "zuhurata tabi" saçma sapan

tiribün hizmeti gibi doldur boşaltlarla bu iş olmaz...

öteki gençlere hizmet isteği neye benziyor biliyor musunuz?

istanbulun trafik problemine...

elin adamı 1700 lerde ülkesinin alt yapısını planlıyor da şimdi rahatlıyor...

biz milletin 1700 lerde başladığını

sadece "isteyerek" yapabileceğimizi sanıyoruz.

bunlar ümitsizlik mesajları değil...

sadece herkesin bu işte dünyalık şirketlerden kat kat ciddi bir planlama

ve emek sarf etmeyi göze alması gerektiğini söylüyorum.

bırakın öteki gençleri

o öteki gençlerin burnunun dibinden geçen burada ki nur talebesi öğretmenlere ne demeli?

bu zamanda bu kadar sefaheti yudumlamış

gençleri hissedemediği iman zaafıyla

yanınızda tutamıyorsunuz.

bu bir kadro meselesi...

öteki gençlerin yükünü kaldıracak bir kadroyu kurmadan

bir sürü hizmet var nefesi yarı yolda kesilen.

ne olur bu meseleye duygusal bakıp

türk filimlerinin mahsun edebiyatını yapmayalım.

biz şefkatimizi aklımızla birlikte yoğurmak zorundayız.

hatta bazen şefkatimizin gırtlağını sıkıp

"hayır burada beklemelisin vakti gelmedi" bile demeliyiz kendimize...

etrafta hizmete muhtaç olnaların çokluğundan elimiz ayağımız birbirine dolanmasın!

16Çok iyi anladımŞükriye, 18.04.2007, Edirne/Türkiye

Rabbim razı ve memnun olsun sizden . Ben ne demek istediğinizi çok iyi anladım.

Yazıyı okuduktan sonra küçük bir şaşkınlık geçirdiğimi itiraf edeyim. Çünkü bu konu benimde kafamı oldukça meşkul etmişti. Sizinde bu konuya değinmiş olduğunuzu görünce çok sevindim. Yeni ama çok sıkı bir takipçiniz olarak böyle değerli bir yazarın, bir Risale-i Nur talabesinin böyle bir yazı yazmış olmasından çok memnun oldum.

Selam ve hürmetlerimle...

15MAAŞALLAHrecepsami koçak, 22.06.2006, çankırı

ALLAH kaleminize kuvvet versin. Yazı böyle yazılır. konu herzaman olduğu gibi çok etkileyici ve cazip. aynı zamanda tesbit doğru. bence bu teşhisden sonra birde tedavi yolları yazılmalı. ama Sayın karabaşoğlunun kaleminden.sayın Karabaşoğlunu iyi takip ediyorum. daha önceleri hep şöyle diyordum;

Ağlar kalem feryat eder mürekkeb.

Bizi cahil eline bırakma Ya Rab.

Şimdi Anlıyorum ki Rabbim dualarımızı kabul buyurmuş. vesselam

14bence öncelikle hizmet içeridefatih ekinci, 22.06.2006, kocaeli gebze

cemaate intisabıyla övünen ve hizmet etmeye çalışan bir çok genç hazret-i üstadın en çok dem vurduğu kelime olan ŞEVK kırılması sonucu farklı tariklere süluk edebiliyor.böyle bir durum karşısında bana ne zenginden bana ne serkeşten .kan kaybediyoruz bence ,esaslı mücadele bu olmalı yani mevcud-u muhafaza.birde şunu anlayamıyorum.zübeyir abi diyor ki:ferasetli ve iyi adam kötülerin bir iyi tarafını bulur,o iyiliği takdir eder.şerri ve kötülüğünü hafifletmeye veya gidermeye böylece muvaffak olur.zira köpek bile ekmeğini yediği takdirde seni muhafaza eder.benim fıtratımda var galiba birazcık takdir edilmek bekliyorum ama şunu anlamıyorum.insanlar bunu hubb-u cah ile karıştırıyorlar bunlar tamamen farklı şeyler .sizden çok rica ederek istediğim TAKDİR edilmek ile HUBB-U CAH ın arasındaki farkı yazmanız .inşaallah daha fazla kişi münferid hatalardan dolayı risaleye uzak kalmaz .inşaallah ya rabbi.inşaallah.

13Bir küçük nokta: Boğaziçi içinm. nur sarac, 21.06.2006, Ankara

Yazılara ve yorumlara tamamen katılmakla beraber bu sadece boğaziçililere yönelki sohbetin hikmetleri de olabilir. Meselaa burada sadece bilkent ve odtü sayısal bölümler gibi sohbet grubu var. Hatta özellikle "bizim kolejler mezunu+bilkent burslu" gibi grupla da var. Homojenlki ve özel ilgi bazwn bereket getiriyor...

12Zeki Olmayınca Bütün Kapılar Kapanmıyor ya!aciz,fakir,pürkusur,günahkâr, 21.06.2006, Ankara

İki gün önce bir liseli kardeşimle oturup hasbihal ediyorduk. Genç kardeşlerimizle yaptığımız Risale sohbetlerine yeni bir kardeş gelmişti. Yeni gelen kardeşimiz de beraberce oturup sohbet ettiğimiz kardeşle aynı mahalledeler. Yeni gelen kardeşimiz de kavgacı biriymiş. Mahallenin kabadayısı gibi birşey.. Şimdi liseli kardeşim yeni gelen mahalle kabadayısından kastı başlatarak bana şunu söyledi: Abi, seçici davranmamzı gerekmez mi?

Ben cevap vermedim. Çünkü bu suale daha önce defalarca cevap vermeye çalışmıştım. Sizin de yukarıda zikrettiğiniz Zübeyir abinin sözü beni seçici olmamakla eleştirenlerin sözlerine karşı durma gücü verdi. Risale-i Nur un dört tarikından biri olan;Şefkat (yanlış kullanılan gelişi güzel bir şefkat değil.) Ve daha nice hakikat..

Beraber olduğum kardeşlerimin çoğu zayıf getirir.. ama bunu bir utanç vesilesi yapmadım. Hep iman ve imanın fıtratlar üzerindeki değişik yansımalarının olacağını düşündüm. Bir insan sadece zekâdan müteşekkil değil ya.. Ve şunu da gördüm; beş zayıf getiren genç, bir zamanlar okulun en namdar dayılarından olmuş ama Risalelerle tanıştıktan sonra kavgayı bırakmış.. Daha geçenlerde gece yarısından sonra gidip bir kardeşimi mahallesinden aldım.. Sabahladım onunla.. Konuştuk.. Dersaneye gelip sıcak çaylarımızdan içtik.. Bana: Abi ya benle bu kadar ilgileniyorsun o kadar yanlış yaptım niye hâlâ devam ediyorsun? deyince "vazifemiz cihad etmektir kardeşim, Celaleddin-i Harzemşah misali.Vazife-i ilahiyeyi sorgulamaktan imtina ederim. Elbet bir gün başaracaksın!" dedim.. Ve ağladı..

tüm bunları niçin mi anlatıyorum? Okuldaki başarı bu zamanın putu olmuş artık. Bazı hizmetini zekâya endekslemiş kardeşlerim sorunun kaynağına inmiyor, davranışlar sorguluyor ama davranışları yaptıran iradeyi sorgulanıyor.

Biz kim olursa olsun "madem imanı var o noktada kardeşimizdir." hakikatince herkese kapılarımızı açtık. Allah hepimize kuvvetli iman, kuvvetli azim, kuvvetli gayret, kuvvetli sabır... İhsan eylesin.. metin ağabeyim Allah sizden razı olsun.. Beni ferahlattınız.. Nefsime şimdi daha farklı cevaplarla karşılık vereceğim.. FİEMANİLLAH

11DengeAlaaddin Taşkın, 09.06.2006, İstanbul

Metin abi böyle eleştirel yazıları çok güzel yazııyor. Hakikaten bazı kusurlarımızı gömemize vesile oluyor.Fakat kendiside takdir eder ki her zaman dengeli hareket etmek lazın. Yani ism-i Hakîmin gerektirdiği şekilde hareket etmeliyiz. İçinde çok cümleler saklı bir alıntı ile bitiriyorum.Hizmette bulunanbir abi talebelere dermiş ki; üniversiteyi desanede kalmak için okuyacaksınız.

10metin abi o ayrimi kastetmiyor bence !gurcan, 09.06.2006, haungenstva

murat ve sadik kardeslerin kastettikleri manada bir ayrimdan bahsettigini sanmiyorum metin abinin.

asr-i saadette herkesin suffe ashabi olup olamayacagi arastirilmali bence.

tarihimizde ki enderun mekteblerinin yapisi arastirilmali ve herkesin oraya alinip alinamayacagi da ve de alem-i islam da eda ettigi fonksiyonlarda arastirilmali.

ustad hz.lerinin yanina okumus tabakadan ve universiteli veya yazar cizer birisi girince , onun icin bir sandalye getirtmesi dusunulmeli hep beraber.

egitim kurumlarinin yani universitelerin neden branslastigina bakilmali.

siniflandirmaya karsi cikiliyorsa - ki bu siniflandirma bence ayrimcilik degildir - mesela bir norvec egitim sisteminde ki

6 . sinifa kadar hicbir cocuga "siniflandirmayalim biz bu cocuklari haksizlik bu yaptigimiz" denilerek not verilmeyisi ve felc olan egitim sistemini incelemeli.

herkesin her meseleyi anlamasi mumkun olmadigi gibi , herkesin ayni anda ayni yerde egitim gormesi veya sohbet yapmasi beklenilmemeli.

ustad hz.leri bazi hasiyelerinde " bu kisim mudakkik alimlere hastir " veya

" mahremdir " gibi tabiratlarda bulunmus o zaman ustad haksizlik ve ayrimcilik yapiyor mu diyecegiz yani.

yazar-cizer abilerimiz kendilerine has muzakereli dersleri ile onlarda o zaman ayrimcilik yapiyor !

metin abinin bence kastettikleri farkli !

ummayalim kusmeyelim

umma kusme !

9Cemaat?Sadık Gürbüz, 09.06.2006, Mersin

Kendimi İslam a hizmet edebilen biri olarak göremiyorum. Sadece kendi nefsimle mücadele ediyor gibiyim ve malesef çoğu zamanda nefisle olan mücadeleden mağlup ayrılıyorum. Ama ne kadar mağlup olsam da yine kazanmak için ayağa kalkmaya çalışıyorum.

Ben de Üniversite mezunu biriyim ve zamanında Nur Cemaati benimle ilgilendi ve arasına katmak istedi.

Ama malesef Metin Abimizin dediği gibi insan ayrımı yapılması ve olumsuz yönde etkiledi ve hep cemaata uzak kaldım ve hala da uzağım.

Bir arakdaşın dedği gibi yalnız bir ünieersite öğrencilerinin katıldığı sohbetler yapılaması ya da sadece doktorlar veya öğretmenle arasında yapılaması ayrımcılık değildir nedir?

Hz.Muhammed (s.a.v.) böyle mi yapıyordu?

ve sadece risale okumak da ne demek? Niye Kur an risale kadar okunmuyor. Hemen risalelerin tefsir olduğu söylenecek.Ben risale okunmasın demiyorum. Bilmem anlatabildim mi?

8ihlası muhafaza ve adaletli olmakmurat doğan, 09.06.2006, kdz.ereğli

doğrusu bu yazıyı okuduktan sonra şu hadis aklıma geldi:"İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar."

ve ayrıca Adil i HAkimi de düşünüp adaletli davranmak lazım bu durumlarda.

Rabbim bizlere yardım etsin inşallah.

7kesinlikle katılıyorumtaha emir aydın, 09.06.2006, İstanbul

metin abi,sana hak veriyorum.oteki genclik olayi cidden onemli..risale dersleri yaparken,bir grubun sadece BOGAZICI UNI.den ogrencilerin katıldıgı ders yapmaları dikkatimi cok cekmisti.Baska uni.den kimse yoktu.Zira onlar daha onemliydi dersi veren abi ve abla icin(karı-kopcaydı onlar cunku)Bu etiket ayırımı ne zamana kadar acaba?????????????????????????????

6Allah istikamette gitmek isteyenlere yardim etsin fatimazehrasari, 09.06.2006, İstanbul

Metin Abi Allah boyle yazilar yazarak bizlere bir kez daha hayati ve yaptiklarimizi farkinda olarak yasamayi hatirlattiginiz icin Allah razi olsun. Universiteye hazirlik yilinda dersanede yasadigim ve beni su an bile cok muteessir eden bi takim haksizliklar hatirima geldi yaziyi okurken. Ayrintiya girmek hos olmuycagindan fazla deginmeyecegim ama olay kolejlere,anadolu ya da fen liselerine giden cocuklarla normal liselere giden bizler arasindaydi. Inanin sinav stresinden daha fazla gerildigim anlarimi hatirlarim eskiye dondugumde.Ama yaziktirki aradan epey yillar gecmis olup su an kendi halime baktigimda yillar once beni uzen durumlarin benzerini bende ders verdigim ogrencilerime yapar gibiyim. yapar gibiyim diyorum cunku boyle davrandihimi hissettigim an kendime cekiduzen vermeye calisiyorum. Bu medeniyet mi insanin karsidakine davranirken deger olculerini bir iki parca seye indirgeyen yoksa bizim imandaki zaafiyetimiz mi! sucu medeniyete, bu caga atmak kolayda; bulundugu sartlarda ashab-i kehf gibi olmaya calisamayan kendimize atmak zor gibi. yanlis anlasilmasin bunlarin hepsini kendi nefsime soyluyorum sesli dusunuyorum sadece. Bu noktada hatirima Abese Suresi geliyor ve Rabbimiz in uyarisiyle irkiliyorum:"surat asti ve yuz cevirdi.kendisine o ama geldi diye.nerden biliyorsun belki o temizlenip arinacak?veya ogut alacak; boylelikle bu ogut kendisine yarar saglayacak.fakat kendini mustagni goren ise;iste sen onda yanki uyandirmaya calisiyorsun. oysa onun temizlenip arinmasindan sana ne?ama kosarak sana gelen ise ki o; ici titreyerek korkar bir durumdadir. sen ona aldiris etmeden oyalaniyorsun......." O yillarda, o yasimda hep sunu soylerdim; bizden olmayanlari bizden yapmaya calisirlarken, kendilerinden olani kaciranlara Allah bunun hesabini elbet bir gun sorar. Rabbim yolunda gitmeye calisanlari ve yoluna hizmet etmek gayretinde olnlari istikametten ayirmasin."amin)

5ne demeli !gurcan, 08.06.2006, haungenstva

Zengin çocuğu değilse, fakir çocuğu olup bir de zeki değilse, bir genç ne derece kapsama alanımıza giriyor acaba?

bu soru cok etkileyici benim icin.

ve yorumlarda hasan umutun afrikada ki bir kabilenin musluman olmasi ne kadar etkiledi bizi ? sorusuda etkiledi beni.

ben o kabile reisini ve baglisi bulunan 1 milyon kisiyi duyunca inanin cok sevinmistim.

bir unlu insaninda hidayete ermesi beni sevindirir. cunku imanin iktizasidir bu.

cunku kufur tek milletse -imanda tek millettir.

liyakatli gencleri bulmak onemli ,

enderunlar kurmak onemli ,

devsirme sistemi onemli ,

koyde yasayan gizli dahiler de onemli ,

verimli ve humuslu arazi onemli ,

mudakkik ve muteheyyic tipler cok onemli ,

liyakatin degil sadakatin onemli oldugunu ogretti abilerimiz.

liyakatim yoktu ve guzel bir okul okumamistim ve de ucra mahallelerde yetismistim ama sadik kalacagima soz verdim ve bu sozu tutmaya azmedenlerdenim. liyakatim yoktu ama abilerimden hep agabeylik gordum. ayirim gormedim.

modernitenin ehl-i hizmeti zahirperest etmemesini dilerim. ve boyle olmak lazimligina inanirim.

tesekkurler metin abi !

4Beyaz Türkler İmana Erince..Hasan Demir, 08.06.2006, İstanbul

"Geçmiş aylarda Afrika da bir köy tamamiyle müslüman olmuştu.Bu haber ne kadar ilgimizi çekti bilemem.Lakin aklıma şu da gelmedi değil:Ünlü bir şahıs İslam a girse daha fazla mı etkilenirdik acaba?"Yorumunu yazan arkadaşımız meselenin can damarını yakalamış.

Afrika daki bir köyün İslam la şereflenmesi bizi Avrupa daki sıradan bir insan kadar bile ilgilendiyor mu.Hiç sanmıyorum.Kendi nefsime sorduğumda da bir Avrupalının müsliman olmasının yanında bir Afrikalınınkine aynı önemi atfedemiyorum.

Velhasılı kelam insanları değerlendirirken hepsini aynı kefeye koyamıyoruz.Birilerine WASP lık atfedip herşeyin en güzelini onlara atfediyoruz.Kendi ülkemizinde beyaz türklerine imanı daha bir yakıştırıyoruz.Çünkü adeta onlar herşeyin en güzeline layık üstün insanlar.Kendimizi değerlendirirkende onlarla ortak olan özelliklerimizi üstün özelliklerimiz olaraksayıyoruz:eğitimimiz,kariyerimiz,gittiğimiz filmler,kulandığımız markalar.İnanç konusunda beyaz türklerden farklı olmak ise havamızı bozuyor.Havamızın bozulmaması için hizmetimizi onlara teksif ediyoruz...

Bu hamur çok su götürür.

3SOBE, 08.06.2006, türkiye

Babası ölmüş, annnesinden de ayrı, 18 yaşına kadar çeşitli yetiştirme yurtlarında kalmış ve de gelecek vaad etmeyen, ilerde çok hizmetler yapacak potansiyele sahip olarak görülmeyen, "öteki gençlik" sınıfında birisi olarak, bana hakkı ve hakikatı görmem konusunda elimden tutan ya da gönlümden tutan herkese çok dua ediyorum.. ve şu an en azından çocuğuma bir hakikatı öğretmeyi ideal olarak ve gayreti içinde olanın yapmış olduğu hayırlara vesilelik cihetiyle onlar da sahiptirler... Ancak bazı kimselere de sitemim var ama.... Zira bizi parlak ve statüsü olan kolej çocuğu olarak görmeyen, bizi kendilerine potansiyel yük olarak görenlere de...sitemim var... maalesef bizler rütbesiz asker gibiydik.... Unutmayalım ki... kapımıza dayanan bir tinerci ya da kapkaçcıya, uzatmadığımız ellerimizin de katkısı olmuş olabilir... Ekilmeyen, sürülmeyen tarlalarda ürün yerine dikenli otların çıkacağı akıldan uzak tutulmamalı..vesselam...

2burda değilismail sırdaş, 08.06.2006, bu şehir

öteki gençlik burda değil.yazı da zaten öteki gençliğe yazılmış değil.öteki gençliği unutmayalım diye beriki ehl-i hizmete bir hatırlatma.

bu durumda ne yapılabilir?öteki gençlik kaportacı,bankada güvenlik görevlisi,sırtında tüp taşıyor gün boyu.uyumaya yada televizyona bile vakit bulamıyor.çok çalışıp az kazandıkça ona anlamdan bahsetmemiz giderek zorlaşıyor.kendi gibiler tarafından ezilirken adalet anlamlı bir kelime olmuyor onun için.

bence daha gerekli ve daha faydalı birşey öteki gençliğin beriki patronlarına seslenmek olmalı.maddi ve manevi olarak bir sömürü mekanizmasının dişlileri arasında çığlıkları duyulan gençler tabii ki şefkati hakediyorlar ancak ehl-i din patronların tavırları dini hayatın merkezinden kaydırıyor.

1Öteki Gençlik için Önce Zihinler DeğişmeliHasan UMUT, 08.06.2006, İstanbul

Yazıyı okuyan kardeşlerim ne der bilinmez ama bana kalırsa Metin hocamızın bahsettiği zaaf, "modernite" dediğimiz kavramın iman hizmetine yansımasıdır.İman hizmeti "güçlüleri" kazanmaktır,anlayışı galiba bilinç altımıza yerleşmiş durumda.Geçmiş aylarda Afrika da bir köy tamamiyle müslüman olmuştu.Bu haber ne kadar ilgimizi çekti bilemem.Lakin aklıma şu da gelmedi değil:Ünlü bir şahıs İslam a girse daha fazla mı etkilenirdik acaba?

Bir arkadaşım Robert li öğrencilerle ilgilenildiğinden,hatta dini hayattan bihaber anne-babanın çocuklarının anne-babalarına rağmen namaz kılıp oruç tuttuklarından anlatmıştı.Etkilenmiştim ve hala da etkileniyorum.Ama "Öteki Gençlik" unutmamalı.Bunun yolu da öncelikle zihinlerimizi,şuurlarımızı gözden geçirmekle mümkün gözüküyor.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut