Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.670 yazı içinden]

Kendi Dilinden Mehdî..

Yazara Mesaj Gönder

İddianamede benim hakkımda dört esas var :

B i r i n c i E s a s : Güya bende tefahur ve hodfuruşluk var. Ve kendimi müceddid biliyorum.

Ben bütün kuvvetimle bunu reddederim. Hem mehdîlik isnadını hiç kabul etmediğime bütün kardeşlerim şahadet ederler. Hatta Denizli’ deki ehl-i vukuf “ Eğer Said mehdîliğini ortaya atsa bütün şâkirtleri kabul edecek.” dediklerine mukabil, Said, itiraznamesinde demiş ki : “ Ben Seyyid değilim. Mehdî Seyyid olacak.” diye onları reddetmiş..

Şuâlar \ 14. Şuâ \ sayfa 383 \ Envâr Neşriyat ( 1 )

*

“..Seyyid olmayan seyyidim ve seyyid olan değilim diyenler, ikisi de günahkâr ve duhul ile huruc haram oldukları gibi.. hadîs ve Kur’an’ da dahi ziyade veya noksan etmek memnu’dur. Fakat ziyade etmek, nizamı bozduğu ve vehme kapı açtığı için daha zararlıdır. Noksana cehil bir derece özür olur. Fakat ziyade etmek ilim ile olur. Âlim olan mâzur değildir. Kezalik; dinden bir şeyi fasl veya vasletmek, ikisi de caiz değildir..”

Muhâkemat \ Birinci Makale \ sayfa 52 \ Envâr Neşriyat

* * *

“..Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lâmlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zâtlar ise, Hazret-i Mehdi'nin Şakirtleri olabilir..”

Şuâlar \ 1. Şuâ \ sayfa 720 \ Envâr Neşriyat

* * *

“..Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse..”

Kastamonu Lahikası \ sayfa 61 \ Yeni Asya Neşriyat ( 2 )

* * *

“..Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk' ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.”

Sikke- i Tasdik- i Gaybî \ sayfa 172 \ Envâr Neşriyat

* * *

“ ..Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale-i Nur’da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.

O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.

O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar..”

Sikke- i Tasdik- i Gaybî \ sayfa 9 – 10 \ Envâr Neşriyat

* * *

“..Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'atlar zulümatını dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz..”

Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189

* * *

“...Hazret-i Mehdi'nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilâfet-i Muhammediye (ASM) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve mânevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.”

Emirdağ Lahikası, 259

* * *

“..O ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdâr bir neferi olduğumu zannediyorum.”

Barla Lahikası, 162

* * *

“..Ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki âhir zamanın o büyük şahsı, Âl-i Beyt' ten olacaktır.”

Emirdağ Lahikası, 247-250

* * *

“..Risale-i Nur'un şahs-ı manevisini haklı olarak Hz. Mehdi telakki ediyorlar. O şahs-ı manevinin de bir mümessili, Nur şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı manevisi ve o şahs-ı maneviden bir nevi mümessili olan biçare tercümanını zannettiklerinden, bazen o ismi O'na veriyorlar. Gerçi bu, bir iltibas ve bir sehivdir, fakat onda mes'ul değiller.”

Tılsımlar Mecmuası, 201




DİP NOTLAR :

  1. Şuâlar \ 14. Şuâ \ sayfa 333 \ Yeni Asya Neşriyat’ da ;

    “Ve kendimi müceddid biliyorum.” cümlesi yok !.

    “..dediklerine mukabil, Said, itiraznamesinde demiş ki: Ben Seyyid değilim. Mehdî Seyyid olacak.. diye onları reddetmiş..” cümlesi var.

    *

    Şuâlar \ 14. Şuâ \ sayfa 333 \ Risale-i Nur Enstitüsü’ nde ;

    “Ve kendimi müceddid biliyorum.” cümlesi var.

    “..dediklerine mukabil, Said, itiraznamesinde demiş ki: Ben Seyyid değilim. Mehdî Seyyid olacak.. diye onları reddetmiş..” cümlesi yok!.

    *

    Şuâlar \ 14. Şuâ \ sayfa 333 \ Sözler Neşriyat’ da ;

    “Ve kendimi müceddid biliyorum.” cümlesi var.

    “..dediklerine mukabil, Said, itiraznamesinde demiş ki: Ben Seyyid değilim. Mehdî Seyyid olacak.. diye onları reddetmiş..” cümlesi yok!.

    * * *

  2. Kastamonu Lahikası \ sayfa 90 \ Envâr Neşriyat’ da ;

    “..bir asır sonra gelecek o zat..” cümlesi yok!.

    *

    Kastamonu Lahikası \ sayfa 61 \ Risale-i Nur Enstitüsü’ nde ;

    “..bir asır sonra gelecek o zat..” cümlesi var.

    *

    Kastamonu Lahikası \ sayfa 61 - 62 \ Sözler Neşriyat’ da ;

    “..bir asır sonra gelecek o zat..” cümlesi var.

  04.06.2006

© 2015 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

35"Rabbin herşeye kadir olandır."Muhammed Fatih Yılmaz, 01.09.2008, Eskişehir/Türkiye

Bismillahirrahmanirrahim.

Efendim, öncelikle konuya yorumlarını yazarken hiddetlenen arkadaşların bu hallerini anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek isterim. Bir Mehdi'nin(Mehdi-i Azam) geleceğini düşünenlere karşı "bekleyin durun" gibi alaycı bir ifadeyle yaklaşmak yakışmamış doğrusu.

Mehdilik konusu imani bir mesele olmadığından bu konuda -Hadisler- ve Üstad Hz. dahil sözlerine itimadımızın sadece "evet" demek şeklinde olmadığı ve bir inanmışlık çerçevesinde baktığımız büyüklerimizin sözlerinden derlenmiş bir fikrimizin olabileceği düşüncesindeyim.

Yazarın Risale-i Nurlardan alıntıladığı gibi Üstad Hz. nin Mehdilik iddiası yok.. Tabii olarak iddiası olmadığı gibi Mehdi-i Azam olmadığınıda açıkça defaatle belirtmiş. Ve yine kendi ifadeleriyle bize açıkça bazı şeyleri işaret etmiş.. İnşaallah Üstadın projesini çizdiği dirilişin, inşaallah bugün yapılıyor inşa ediliyor ve inşaallah Mehdi-i Azam'ın kullanacağı hale getirilmesi Mehdi'nin henüz zuhur bulmamış(hayatta olduğu halde) olduğunun göstergesidir. Üç Mehdi -iddiası- kimse için değildir benim gözümde. Yani Mehdi'de bunu "benim" şeklinde izhar etmemiştir. Bunu çürütmek nev'inden yazılar bunun dışındadır.

Şu an Üstad'ın çizdiği projeyi tamda Üstad'ın dediği gibi kullanan birilerinin olması ve Üstad'ın Mehdiliğini savunan Şahs-ı Maneviden şeklen farklı büyük bir cemaat olması dahi bunu, yani Mehdiliğin vasıfları-vazifeleri farkları olduğunu gören gözlere gösterir diye düşünüyorum.

Şahsi duygu ve isteklerin dışında belirttiğim bu hususlar haricinde, Mehdi zamanında inşaallah topyekün bir galibiyet ve İslam muzafferiyetini hiç hesaba katmıyorum.

Mehdilik makamının kim olduğundan çok Alem-i İslam'ın muzafferiyeti için çalışıp herşeylerini feda eden hizmet erlerinin farklılığından hareketle ve onların dahi "Bu işin liyakatlileri" ifadesinden Mehdiyet makamının baktığı yön anlaşılır inşaallah..

Son olarak, Üstad Hz. nin,

"Çok defa mektublarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı manevîsinin üç vazifesivar. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa,o vazifeleri onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:"

şeklinde belirttiği kısım ve davamında ilk vazifeyi Mehdi'nin bizat yapmasına vaktin müsade bulunmadığı(yani sıfırdan yapmak) ve bunu önceki bir taifenin(Üstad Hz. leri ve talebeleri) gerçekleştirmesinden bahsetmeside çok aşikaranedir.

İkinci vazifenin ise milyonlar fedailerle inşaallah yapılıyor olmasıda çok açıktır..

Ne ilginçtir ki Üstad Hazretleri, üçüncü vazifeyi bu şekillerde atfetmez ve topyekün bir vazife, vazife-i uzma şeklinde bahseder.

Rabbimiz'in izni ve inayetiyle inancım o dur ki, Mehdi-i Azam gelsin ve bütün ehl-i imanın yardımıyla din-i mübin-i İslâm'ın tam galibiyete erdiğini görelim. Keşke tam ifadesinin altını çizebilsem.

İnşaallah Üstadımız o büyük vazifesini hakkıyla yerine getirmiştir. İnşaallah attığı tohumların; belkide toğumlara dahi hazırladığı zeminlerin fidanlara, ağaçlara, çınarlara durmaya başladığını kabrinden biiznillah görüp mesrur oluyordur..

Allah'ın takdiri ile ömrü vakti yerinde olan kardeşlerimizin "bekleyin bakalım ne bekliyorsunuz" tarzında ifadelerinden dolayı mahcubiyet duymamaları ümidiyle...

"Rabbin herşeye kadir olandır."

Es selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu...

34Nurların Aşıkları ve Mehdimkalabas, 04.12.2007, Ağrı

Risale-i Nurun tedrisinden geçen ,Nurların Aşığı ferasetli Ağabeylerim ve Kardeşlerim!

Geçmişte hangi Zat büyüklenmiş,kendine Mehdi,Alim...demiş.Büyüklüğün ölçüsü nihayet tevazuda,alçakgönüllülükte değil mi?Sizlerden soruyorum Ey Nurları anlayarak okuyan Nurani Kardeşler!Üstad Seyyid değilim diyor diye Mehdi değil mi?Seyyidi efendi manasında kullanamaz mı?

Bedizzaman ve eserlerini okuyunca,kavrayınca o zevki lezzeti, tadınca kendiniz zaten o kanaate varıyorsunuz zaten,birinin size mehdiliği anlatmaya gerek yok.Herşey açıktır zaten ferasetlilere.O zat Mehdidir,hem de Mehdi-i Ahirzaman.(R.A)

33Zamana göre Mehdimkalabas, 04.12.2007, Ağrı

Allah asrın hastalığına,dehşetine göre Mehdiler göndermiş.Hastalık ne kadar şiddetliyse ilaç da doktor da o kadar ehemmiyetli büyük olur.

Bütün asırlara baktığımızda Resulullah(asm) dönemi kadar zülumlu,cahil,günahkar...bir zaman dilimi yok.Ondan sonra gelen asırlarda en dehşetli,helaket,felaket asrı Bediüzzamanın yaşadığı asırdır,toplumun bünyesi kanser olmuş,deccal,süfyanın yaşadığı dönemdir.Elbette İman hakikatlarıyla onlarla mücadele eden,rahat yüzü görmeyen,takvasıyla,ihlasıyla,...asrımıza ışık saçan,örnek olan Zat elbette büyük Mehdi o olacak,esrleri ve cemaatiyle mehdiliği devam edecek,essebabükelfaili sırrınca cemaatteki herkesin yaptıkları hasenelerine ortak olacak Zat(bediüzzaman) elbette Mehdi-i ahirzamandır.

Risaleleri okuyan,dinliyen kişiler ise Üstadın açtığı yolda derecelerine göre Mehdilikten pay alacak.Ama Onu geçme ,ulaşmak hayatının şehadetiyle ne mümkün...Selamlar

32tuhafcengiz, 03.12.2007,

çok çelişkili bir şey..mevlana halid kendisinden sonra gelecek olan zatın mehdi i azam oldugunu bir şiirnde dile getiriyor..

birde üstad acele ettim kişta geldim diyor (bunu okurken bir talebesi kabul et sensin işte inkar edemezsin diyor üstad susuyor)

ama risaleyi okudugumuz zaman sanki mehdi i azam üstaddan sonra gelecek olan zat ve şu an yaşayan bir zatı mıuhteremi mehdi gözüyle görüyoruz .

31BEDİÜZZAMAN'I TANIYAMIYORuzihsan OKYAY, 30.11.2007, Bursa/TÜRKİYE

Aziz,Sıddık ve mübarek kardeşlerim!

Muhterem ve Aziz Üstadımız Bediüzzaman ile ilgili çok şeyler söylendi ve söyleniyor ve inşaallah söylenecek.Acaba beklenilen MEHDİ(A.S) BEDİÜZZAMAN mı? Değil mi? Peki o değilse o halde mehdi ne zaman gelecek? İşte bütün bu muğlak gibi görünen suallerin cevabı RİSALE-İ NUR da inanın ki bedihi bir şekilde mevcuttur.Evet değerli arkadaşlar buradan sadece türkiyeye değil,tüm dünyaya nida ediyorum ki;Risale-i Nur tedebbüri ve istibsari namesbuk bir şaheserdir.Her meselesini herkes birden anlayamaz.Zira O insanların kalb ve basiret gözünü açan hakiki bir tefsir-i KUR'AN dır.Bu şaheser elbette bir gün gelecekti ve nihayet geldi.Müelliflik vazifesini de muntazır olan MEHDİ(a.s) yapacaktı. İşte bu büyük şeref ve ali rütbe BEDİÜZZAMAN gibi tarihte eşine rastlanmayacak bir mevhibe-i Rabbani'ye nasib olmuştur. "Evet, o zat daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan, zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulum-u evvelin ve ahirine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kainata ve hikmet-i İlahiyeye varis kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyaya kimse nail olmamıştır. Bu harika-i ilmiyenin eşi asla mesbuk değildir. Hiç şüphe edilemez ki, tercüman-ı Nur, bu haliyle baştan başa iffet-i mücesseme ve şecaat-i harika ve istiğna-i mutlak teşkil eden harikulade metanet-i ahlakiyesi ile bizzat bir mucize-i fıtrattır ve tecessüm etmiş bir inayettir ve bir mevhibe-i mutlakadır. O zat-ı zihavarık, daha hadd-i büluğa ermeden bir allame-i biadil halinde bütün cihan-ı ilme meydan okumuş, münazara ettiği erbab-ı ulumu ilzam ve iskat etmiş, her nerede olursa olsun vaki olan bütün suallere mutlak bir isabetle ve asla tereddüt etmeden cevap vermiş, on dört yaşından itibaren üstadlık payesini taşımış ve mütemadiyen etrafına feyz-i ilim ve nur-u hikmet saçmış, izahlarındaki incelik ve derinlik ve beyanlarındaki ulviyet ve metanet ve teveccühlerindeki derin feraset ve basiret ve nur-u hikmet, erbab-ı irfanı şaşırtmış ve hakkıyla "Bediüzzaman" ünvan-ı celilini bahşettirmiştir. Mezaya-i aliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedinin (a.s.m.) neşrinde ve ispatında bir kemal-i tam halinde runüma olmuş olan böyle bir zat, elbette Seyyidü’l-Enbiya Hazretlerinin (a.s.m.) en yüksek iltifatına mazhar ve en ali himaye ve himmetine naildir. Ve şüphesiz o Nebi-i Akdesin (a.s.m.) emir ve fermanıyla yürüyen ve tasarrufuyla hareket eden ve onun envar ve hakaikına varis ve makes bir zat-ı kerimü’s-sıfattır.

Envar-ı Muhammediyeyi (a.s.m.) ve maarif-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ve füyüzat-ı şem-i İlahiyi en müşaşaa bir şekilde parlatması ve Kur’ani ve hadisi olan işarat-ı riyaziyenin kendisinde müntehi olması ve hitabat-ı Nebeviyeyi (a.s.m.) ifade eden ayat-ı celilenin riyazi beyanlarının kendi üzerinde toplanması delaletleriyle o zat hizmet-i imaniye noktasında risaletin bir mirat-ı mücellası ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı risaletin irsiyet noktasında en son dehân-ı hakikati ve şem-i İlahinin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hamil-i zisaadeti olduğuna şüphe yoktur. "

Evet kardeşlerim,kimin bunda şüphesi varsa Risale-i Nur'u iyi okusun.Tefekkür ve tedebbürle... İşaratül İ'caz tefsirine baksın,emsalleri ile karşılaştırsın.Eger dağlar kadar fark ve incelik ve belağat görmezse,gelsin 1000 yerde bunu ispat etmeye her an hazır ve muktedirim biiznillah.Çok tefsir araştırdım ve okudum,lakin... gidelim 40-50 yıl seyr-i süluk ile belli bir mertebeye varan evliyalara soralım.-Diyecekler ki;"Bizim ulaştıgımız nihai nokta meğer Risale-i Nur ve müellifinin ibtida noktasıdır." İmam-ı Rabbani 32.mektubunda şöyle der. Sahabelerin velayatine cezbe ve süluk yanaşamaz.onların velayeti VELAYET-İ KÜBRA dır.Sahabelerin hepsi daha ilk sohbette bu makama ayak basarlardı.Hiç bir evliya bu makama ulaşamaz. pek ender. Lakin bu makam sahabelerden sonra Hz. MEHDİde görülecektir.Tabii ki hakiki talebelerinde de görülecek. Peki arkadaşlar Üstadımız da müteaddit yerlerde bunu söylemiyor mu?

30GENEL BIR YAZIHasan Aydin, 13.06.2007,

Burada bircok kardesimiz bircok nakiller yapmis ve yorumlarda bulunmuslar. Aslinda bunlarin hepsi hem dogru hem yanlistir. Bunun nedeni ise Allahu Alem Bissavab sudur ki:

1-Ustadimiz Hazretleri eserlerinde ahirzamanin bir degil bircok oldugunu ve farkli evrelerin olacagini soyluyor. Bu nedenden ahirzamanin bu birden fazla evrelerinde birden fazla vazifeli sahis olabilir. Bu sahislarin hepsinin mehdiyetten nasipleri olabileceginden bu ayri ayri zatlarin ayri ayri hususiyet ve ozellikleri olacaktir. Birisi uzun birisi kisa olabilir. Rivayetlerin birbirine karismis gibi gorunmesi bundan olabilir.

2-Ahirzaman bir nevi dunya hayatinin ve imtihan kusaginin sonu oldugu icin nasil ki bir senarist oyunun sonunu en harika sekilde ve en guzel final olabilecek sekilde yazar, tesbihte hata olmasin Allahu Alem Rabbimiz en guzel bir husnu hatime ile bu dunyayi sonlandiracak olabilir ve rivayetlerdeki karisik aslinda karisiklik degil en sonunda olaylar yasandiktan sonra anlasilabilecek muazzam bir Kader Cizgisi olabilir. En dogrusunu Allah bilir.

3-Ustadimiz Hazretleri 3 ayri vazifeden bahsetmektedir. Bu 3 ayri vazifeyi yapacak olan aslinda sahs-i manevi olup bu 3 ayri vazife 3 ayri vazifeli tarafindan 3 ayri ahirzaman diliminde yapilacak olabilir. Zaten vazifelerin agirligina bakildiginda bu vazifenin tek kisinin yapabilecegi kadar kolay ve kisa surede yapilabilecek bir vazife olmadigi anlasilacaktir.

4-Bu vazifeli sahislarin hepsi mehdiyyetten pay sahibi olabilir. Ancak makamlari bir olmayabilir. Ustad Hazretleri bu vazifeli sahislarin en ust makaminda ve en buyuk vazifeyi yapmis olabilir. Sonucta bu bir binayi kurmak gibidir. Ustadimiz Hazretleri temeli atmis ve kendisinden sonrakilere yol acmistir.

5-Allahu Alem Mehdiyyet bir butundur. Bir topluluk tarafindan Islamin dunya uzerinde biiznillah ve biinayetullah ikame edilmesinden ibarettir. Bir binanin kurulmasi gibi farkli evreleri vardir. Uzun surecli ve bayrak yarisi gibi miras kalan bir vazifedir. Bu vazifeyi yapmaya calisan herkese sahs-i manevi olarak samildir. Elbette en fazla bu sahs-i maneviyi temsil eden vazifeli zatlara samildir. Bu zatlarin dereceleri bir olmayabilir. Risale-i nur bu hareketin rehberi ve kilavuzudur. Her Zat bu programa uygun hareket ederek vazifesini yapmaya calisacaktir.

En sonunda sunu soylemek istiyorum; bir kisiye mehdidir yada degildir demek luzumsuzdur. Bunun yerine mehdiyyeti temsil eden topluluk icinde yer almaya calisip Allahin dinine hizmet etmeye calismalidir. Mehdi aramaya gerek yok. Ahirette sorular oradan cikmiyor

Allahu Alem Bissavab

29Mehdilik (!)Sami Bozanli, 09.03.2007, İzmir

Aziz arkadaslar,

Oncelilkle "mehdilik" kurumunun Islam'in temel kaynaklarindaki (Kur'an ve Sunnet) yerini bir analiz edin sonra da Ustad'in bu konuda ne demek istedigine soz gelsin. Mehdilik mevzuu bahsi gecen birinci kaynakta yok, ikincisinde de son derece muglaktir. Ustad bu muglakligin icinde kendine gore birseyler anlamis ve bunlari cok fazla detaya inmeden yorumlamistir. Bu mevzu "Hz. Ali-Muaviye" de oldugu gibi sukut gecilip uzerinde fazla durulmamasi gereken bir detaydan oteye bir sey degildir. Fazla deselenip bir kaziyye-i muhkeme gibi takdim edilmesi gereksiz problemler dogurur, doguruyorda. Islam tarihi nice mehdiler (!) gordu... Lutfen biraz basiret... Su anda Muslumanlarin -insanligin- mehdinin tespiti gibi gereksiz ve yersiz bocalamadan cok daha buyuk problemleri vardir. Ilginizi bunlara yonlendirmeniz umarim Allah katinda mehdilik tartismasindan daha makbuldur, Vesselam...

28mehdiSerap aydın, 03.03.2007, Tekirdağ

Risale-i nuru anlayarak okusak tüm bu soruların cevapları ortaya çıkacaktır.Üstad büyük mehdidir.Şimdi yazsam çok uzun olur.Şu da var isteyen istediğini mehdi kabul etsin.Fakat ahir zamandaki büyük mehdiyi,önceki mehdilerle karıştırmayalım.Onun için Risele-i nur bu vazifeyi yapıyor.Şu anda onu yaymaya çalışanlar da Üstadın talebeleridir

27Mehdi ve ahirzaman meseleleri...Halil Köprücüoğlu, 01.03.2007, Manisa

YILLAR ÖNCE Zeki Sarıtoprak Beyin Deccal kitabını okumuştum. Ancak hemen hemen bütün kaynaklardaki bilgilerin sadece toplanıp sıralandığı bu eser beni tatmin etmedi; istifade ettim, ancak aradığımı orada bulamadım.

Manisa’da bir doktor Beyin tercüme ettirdiği İsa A.s. ve Deccal’le ilgili broşür mahiyetindeki 2-3 eser daha da kafa karıştırıcı vasıflara sahipti. Değişik İslamî yayınevlerinin bu konuda neşrettiği bir çok kitap ve broşürler de pek farklı değildi.

Ziyarete gittiğimiz İzmir’in bir ilçesinde oturan eski bir ağabey, M.K…. beylerin grubunun fikirlerinden etkilenmiş, Nurlu Kitapların müellifinin ahirzamanda beklenen zat olamayacağını söyledi. Yanımızda misafir olarak bulunan B…. Ağabey de ona, O.Çalışkan ağabeyle ilgili bir hatırayla cevap verdi; bahse konu olan Nurlu Zatın, Emirdağ’a gelince O.Çalışkan ağabeye “O sandıktaki benim” dediğini anlattı. O.Çalışkanın yıllar önce bu konuyla ilgili rüyasını detaylandırdı. Her ne kadar sıhhatli bir veri de olsa muhatabımızı-haklı olarak- ikna etmedi. O ağabey, eserlerden nakillerde bulunarak iddiasını tekrarladı. Seyyit olmayanın, seyyidim demeyeceğini, bunun büyük günah olduğunu; o Zatın; mahkemelerde “Mehdi seyyit olacak, ben seyyit değilim” dediğini açıp okudu. Zahire göre haklıydı. Hazırlıksızdık, çok mahçup olduk.

Esasen 10.Nota’daki iman hakikatlerinin su, hava ve nur olarak anlatılmaya çalışıldığı; gaybiliğin vurgulandığı metinler bu konuyu da ilgilendiriyordu.(650) Bu meseleler çok açık olamazdı. Ancak belli bir teslimiyet ve birikimle idrak edilebilirdi. Hikmet, maslahat ve imtihan bunu gerektiriyordu.

Daha sonra bu meseleyle ilgili metinleri topladım, yazılanları toplayıp tetkike karar verdim. Karmaşayı çözmeye; açıkçası, daha ziyade inandığımı, metinlerde görmeye çalıştım. Bir zaman sonra, inandığım ve Kudsî Kaynakların arkasından onunla koşturduğum o Zatın eserlerinden oldukça çok tasnif edilmiş metnin sahibi olmuştum. Bu sitede bir arkadaşımın yayınladığı metinleri görünce, ben de kendim için topladığım metinlerin bir kısmını okuyucularımın hizmetine arz etmeyi düşündüm.

Bu arada, İstanbul İlim ve Kültür Vakfının, Eylül 1992’de düzenlediği, 2. Uluslararası (İSLÂM DÜŞÜNCESİNİN 20. ASIRDA YENİDEN YAPILANMASI VE BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ Sempozyumunda Dr. Colin Turner’in sunduğu “ Müceddidlik ve Bediüzzaman “ tebliğinin de okunmasını önemle tavsiye ediyorum.

Kafam bu konuda daha önce o kadar karışmıştı ki anlatamam. Ancak BSN.Hazretlerinin eserlerinde bu konu çok daha rahat anlaşılacak hale gelmektedir. Zaten ben de kendime ölçü olarak aldığım: “Asr-ı salisi aşrin…. minaresinin başında durarak, sureten medeni, dinde lakayt olanları camiye davet eden “ Zata ait metinlerden cevap aramak istediğimden beni ancak onlar rahatlatabilirdi. Esasen daha çok parça var. Ancak bu sitede daha önce bir arkadaşımın yaptığı gibi bazılarını yayınlayabiliyorum.

1- 1.ŞUA-28. ÂYET

Eğer şeddeli “mim” dahi şeddeli lâm'lar gibi bir sayılsa,

o vakit 1284 eder. O tarihte Avrupa kâfirleri

devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmeye niyet ederek

on sene sonra Rusları tahrik edip Rus'un '93 (1877)muharebe-i meş'umesiyle

âlem-i İslâmın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler.

Fakat bunda Resâili'n-Nur şakirtleri yerinde

Mevlâna Halid'in (k.s.) şakirtleri o bulut zulümatını dağıttıklarından,

bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor.

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli lâm'lar ve “mim” ikişer sayılsa,

bundan bir asır sonra (1977)zulümatı dağıtacak zatlar ise,

***Hazret-i Mehdînin şakirtleri olabilir.(845)

2- 5.ŞUA(Sonu)- 3. Küçük Mes'ele

Üçüncü Hâdise: Bir rivayette "İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhur edecek" denilmiş. ­

Bunun bir tevili şudur ki:

*Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve

*İslâmiyet'in en kahraman ordusu olan Türk milleti,

o rivayet zamanında Horasan taraflarında bulunup

daha Anadolu'yu vatan yapmadığından, o zamandaki meskenini zikretmekle

*Süfyanî Deccal ONLARIN İÇİNDE zuhur e

26bahadır, 28.02.2007, MANİSA

kardes orda hulusi ile omuz omuza verecek diyor.evet dogru.peki kardesim bu konuyu birilerine sormayı denedin mi?mesEla hayatta olan talebelerine.malum ya.o sahsiyetler bediüzzamanın yanıbasından hıc ayrılmamıslardır.ELBETTE Kİ ÜSTADIN NE DEMEK İSTEDİGİNİ EN İYİ ONLAR BİLECEKLERDİR.Bİ DENE...

25cevapFatih Karaca, 18.02.2007, -

bak kardeş üstad sarıklı genci müjdelemiştir

Üstadın bir talabesi bir rüya görür ve üstad belli bir zaman gecdikden sonra acıklmasını(tabirini) yapar şöyleki....

“Senin müjdeli, mübarek ve güzel rü'yanın tabiri, Kur'an için ve bizim için (1) çok güzeldir. Hem zaman tabir etti ve ediyor, (2) tabirimize ihtiyaç bırakmıyor. Hem kısmen (3) tabiri güzel olarak çıkmış. Sen dikkat etsen anlarsın. Yalnız bir-iki noktasına işaret ederiz. Yani bir hakikat beyan ederiz. (4) Senin hakikat-ı rü'ya nev'inden olan (5) vakıalar, (6) o hakikatın temessülâtıdır.(7) Şöyle ki:

O vasi' meydanlık, âlem-i İslâmiyettir. Meydanlığın nihayetindeki mescid, Isparta vilayetidir. Etrafı bulanık çamurlu su, hal ve zamanın sefahet ve atalet ve bid'atlar bataklığıdır. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür'atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-ı Kur'aniyeye sahib çıkıp, kalbini bozmadan sağlam kaldığına işarettir. Mesciddeki küçük cemaat ise; Hakkı, Hulusi, Sabri, Süleyman, Rüşdü, Bekir, Mustafa, Ali, Zühdü, Lütfü, Hüsrev, Re'fet gibi Sözler'in hameleleridir.( Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, Sözler'deki kuvvet ve sür'at-i intişarlarına işarettir. Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman'dan sana münhal kalan yerdir. O cemaat; telsiz âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikatı ise inşâallah tamamıyla sonra çıkacak.(9) Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i İlahî ile birer şecere-i âliye hükmüne geçerler. Ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar. Sarıklı küçük genç bir zât ise; Hulusi'ye omuz omuza verecek belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir. Bazılarını zannederim, fakat kat'î hükmedemem. (10) O genç, kuvve-i velayetle (11) meydana atılacak bir zâttır. Sair noktaları sen benim bedelime tabir et.”

Mektubat

24s.a.adım soyadım, 13.02.2007, Türkiye

Gaybı Allahtan başka kimse bilemez ..

Ama bence gerçek şöyle olmalıki;

Üstad kendini mehdi olmaya muntazır zannederken sonradan olmadığını anlamış..kendini müceddid biliyor..Ama bence 'Allah nurunu tamamlayacağına göre'bediüzzaman hazretleri ile birlikte ileride gelecek o zat Hz. Mehdinin görevini paylaşıyorlar.Ama hakikat nazarında üstadın vazifesi daha evla ama ileride gelecek zatın diğer iki vazifesi daha şaaşalı olacağından mehdi diye gelecek zat biliniyor.ama bence Mehdinin vazifesi ikiye ayrılmış.üstad ve o zat.ama yinede gelecek olan o acip şahsa Mehdi demek yanlış olmaz.Risaleyi kendine progaram yapacak diyopr,zira onu tekrar yazmaya vakti yok .yani elinde hazır bir program olması lazım.Okuduğunuz için teşekkür ederim...(Bence bu meseleler aşırıya kaçmadan tartışılabilir..)

23 arasanda bulamazsınbahadır, 10.02.2007, turgutlu-türkiye

hz.MEHDİ BEDİÜZZAMAN hazretleridir.(sarıklı genclikcilere duyrulur).evet o zulmun en ileri boyutlarında gogsunu iman davasına siper ederek MEHDİligini gostermistir...

22MEHDİ KİMDİR?FATİH KARACA, 28.01.2007, İSLAMBOL/TÜRKİYE

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN'IN YAZILARINDAN MEHDİ OLDUĞU DA OLMADIĞI DA ANLAŞILABİLİR.BU SIR ÜSTADLA BİRLİKTE SIR OLUP GİTTİ NERDEYSE.AMA BİR ZAT GELECEK ANŞAALLAH BU ZAT ARTIK MEHDİ SIFATINDA MI YOKSA ÜSTADIN MÜJDELEDİGİ SARIKLI GENÇ Mİ OLACAK BUNU ALLAH(C.C.) BİLİR AMA ÜSTAD MEHDİDİR ÇÜNKÜ HER ASIR BİR MEHDİ GELİR DİYANET ALEMİNDE,SİYASET ALEMİNDE İLA AHİR.AMA ÜSTAD BÜYÜK MEHDİ MİDİR OTARTIŞILIR.ÇÜNKÜ SÜFYANİYET VE MADDEPERESTLİGİ O KIRMIŞ.ANCAK ŞERİAT VE HALİFELİK GÖREVİNİ YAPMAMIŞ.BUNLARIN HEPSİNİ YAPAN MEHDİDİR.AMA ÜSTAD EN ÖNEMLİ GÖREV İMAN-I TAHKİKİDİR DİYOR.KAFALAR KARIŞIK AMA BİR İMAM GELİR İNŞAALLAH SON SÖZÜ ÜSTADIN BİR SÖZÜYLE BİTİREYİM

ÜMİDVAR OLUNUZ İSTİKBALDEKİ EN GÜR SADA İSLAMİYET'İN SADASI OLACAKTIR

VESSELAM

21dip notlara dikkatali kara, 27.01.2007,

hakikaten bende baktım, dip notlarda belirtilen farklılıklar doğru. peki bunlardan hangisi doğru? hangisine göre karar vereceğiz. bazı cümleler, bazı neşriyatlarda yer almıyor. hayret...

20Karşılaştırma..M.Said, 26.01.2007,

Yazarın derlemelerini okudum..Paylaştığı için Allah razı olsun.

Ancak Mehdiyet ve müceddidlik konusu Risale-i Nurlarda daha geniş olarak ele alındığını gördüm.

...Al-i Muhammed Aleyhisselam bir manada hakiki Nur şakirtlerine şamil olmasından, ben de Al-i Beytten sayılabilirim. Fakat bu zaman şahs-ı manevi zamanı olmasından ve Nurun mesleğinde hiçbir cihette benlik ve şahsiyet ve şahsi makamları arzu etmek ve şan şeref kazanmak olmaz; ve sırr-ı ihlasa tam muhalif olmasından, Cenab-ı Hakka hadsiz şükür ediyorum ki, beni kendime beğendirmemesinden, ben öyle şahsi ve haddimden hadsiz derece fazla makamata gözümü dikmem. Ve Nurdaki ihlası bozmamak için, uhrevi makamat dahi bana verilse, bırakmaya kendimi mecbur biliyorum" dedim, o ehl-i vukuf sustu.

Emirdağ Lahikası, Sayfa 233-R.N.Enstitusu.

Bu ve benzeri cümlelerin var olduğunu göreceksiniz..

Yazıda geçen dipnotlar kısmı hayli ilgimi çekti ve bir karşılaştırma yaptım..Yazarın söylediklerine şahit oldum

Elimde Yeni Asya Neşriyatın 1994 ve 2001 baskısı Şualar var.Yeni baskıda bahsi geçen bütün cümleler var diğerinde ise o iki cümle("Hem mehdîlik isnadını hiç kabul etmediğime bütün kardeşlerim şahadet ederler", "Ve kendimi müceddid biliyorum") yok.Diğer Neşriyatlar elimde olmadığından karşılaştıramadım.

Bu konuda yayınevlerine Burdan sesleniyorum..Sizleri daha çok dikkatli olmaya davet ediyoruz.Bunları muhakkak düzeltin.

Nularla hizmet edip para kazanırken;haram lokma yiyip, ehli dalalete yardım etmiş olmayın.!

19nurİBRAHİM TEZCAN, 21.01.2007, kastamonu - türkiye

Hz. üstad Mehdi dir. mehdi kendini ilan etmediği gibi bilenlere karşı da inkar etmeyecek. üç vazife görecek ve görmüştür. arayanların kulakları çınlasın

18Görün Artık!ibrahim, 12.01.2007, İstanbul

Hz.Mehdi Üstad Bediüzzaman Said Nursi'dir.. Mehdi zaten kendisinin mehdi olduğunu kabul etmeyecek.. Eden mehdi değil zaten. Hadis-i Şeriflere dikkat ediniz.. Şuana kadar fikr-i küfrinin temel taşlarını parça parça edip dağıtan hangi eser var??? Mehdinin en önemli görevi bu değil mi? Risale-i Nur kıyamete kadar bu vazifeyi görecek inş. ve Hz Mehdi Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin şakirtleri ahirzamanın en önemli mücahit taifesi olarak dinsizliğin süfyaniyetin deccalizmin zulümlerini dağıtacak inş.

17O BüYüK VELİ ve VEKİLDİRaydın üneşi, 08.01.2007, batman

yazarın derlemesi, bize neyi okuyup neyi dinlediğimizdem çok neye inanıyoruza güzel bir numunedir. söylediğim herkesten çok yazar için geçerlidir. saygıdeğer yazarımız(Allah ondan razi olsun) derlemesinin tamamen zıt mahiyetindeki kanaatini başlık yapmış! bunula birlikte Hz.Ustad'ın tabiri ile elinde bir hakikat payı var:Hz. Bdiüzzaman Said-i Nursi(ra)'dan daha büyük bir zat gelmeyecek.

pekiyi öyle ise kimdir Bediüzzaman? elcevab: ubudiyet noktasında benim sizin gibi bir insandır. görev nokta-i nazarında Bediüzzaman maraşal rutbesindedir. malumunuz maraşallıktan öte bir rütbe yok. daha basit ifadelerle meseleyi izah etmeye çalışalım; O'nun ifadelerine muracaat edersek: "ben mehdi değilim" başka bir yerde "ben kendimi mehdi bilmiyorum" başka bir yerde "hiç bir zaman mehdilik davasında bulunmadım". diğertaraftan; "ben bir neferim, bana muşirlik gorevi verildi" diyor. yani, hem mehdi değil hem de ondan-görevce- daha büyük biri yok. zaten hz. Mehdi'in Risale-i Nurları kendine proğram yapacağını söylemek suretiyle gelecek olan Zat'ın kendisinden -rütbeten/manen- aşağıda olacağını belirtiyor.

şimdiye kadar mehdilik konusunda bu kadar tartışmaların olması başli başına görüşlerdeki isabetsizliği göteriyor, bir taraftan. diğer yönden her iki görüşün de taraftar bulması her ik itarafın da elinde bir hakikat olduğunu gösterir!?

Hz.Bediüzzamanı'n(Ustad bu sıfat Risale-i Nura aittir diyor) daha doğru bir ifade ileRisale-i Nur(Sözler/Kelîmat)'ın kim/ne olduğu Kulliyatta şiddetli tezahurle blirtiliyor. yeter ki sevgili yazarımızın yaptığı gibi önce kanaatimizi belirtip, sonrasında Risalelerle temellendirmeye çalışmayalım. özcesi Sözleri/kelimatı onların terminolujik ıstilahlarıyla okuyalım. hala Ustad'ın kim olduğunu açıklamamı beklemiyorsunuzdur,umarım! kardeşlerim bu mesele(Mehdiyet,Deccaliyet ve Mesihiyet meseleleri) iman nuru(yani sıhhatlı Sözler bilgisi ile) bilinecekler.

Bediüzzaman ve Sölere yapılacak en büyük haksızlık onları bir asra has göstermektir. bu görüş Risalelerin muhtevasına aykırıdır. zira Ustad Risale ve talebelerine hadis-i şerifte;"kiyamete kadar zail olmayacak taife" sifatına mazhardırla diyor.

Hz. Bediüzzaman Mehdi-i Ahirzaman değil, ondan daha büyüktür. O Büyük velidir. O BÜYÜK VEKİLDİR. O Hz. Resulullah'ın Beni İsrail Nebileri gibi dediği Büyük alimdir. O Cenab-i Allah'ın dinini onunla tamamladığı Hz.Resulullah(a.s.v)'tan sora gelecek olan ve Allah'ın O'nunla -va'd ettiği gibi- NURunu tamamlayacak zattır. yabi O benim sizin mislimizdir, ama ona "Kur'an semasından, yıldız ve nucumundan nuzul eden Risaleti'n-Nur" ilham edilmiş.

netice-i kelam, her iki görüşün elinde hakikat payı var, Bediüzzaman Mehdi değil Vekildir.

bundan böyle Risale-i Nurları Okuduğunuzda bir de bu nazarla bakın; Hz. İsa(mesih demek lazım) ikinci gelişte görevi nedir? Risale-i Nurlar nasıl bir görev icra ediyorlar?

ben bir tenesine işaret edeyim siz diğer yuzlercesini bulun. "Hz.İsa tabiat fikrinden gelen inkari uluhiyrt fikrini öldürecek" . "Risale-i Nur tabiattan gelen inkar-i uluhiyet fikrini BİR DAHA DİRİLMEYECEK ŞEKİLDE(başka yerde yüz yerde diyor) öldümüştür"

şöyle ama böyle Risale-i Nurlarla alakadar olan insanlari biraz gözleyin -sevgi,hoşgörü,barışsever,evrensel bakış açısına sahip, duşmanına acıyan..vs.-bunlara Ustadı ve ve Risaleri küçük görenlerdahil değildir!-) SÖZLER'in(Bediüzzaman ve Sadık nurcular da dahil) ne olduğuna dair size harika ipuçları verecektir. sevgi ve şefkatle sizleri selamlıyorumAZİZ kardeşlerim.

16neden farklıeyyup yusuf öztürk, 04.01.2007, İzmir

benim yazıdan özellikle dipnotlardan anladığım farklı yayınevlerinin yayınlarında bazı ifadeler geçiyorken bazıları geçmiyor veya aynı ifade bir yayıevinin yayınladığı külliyatın parcasında gecerken diğerinde geçmiyor böyle dikkat ceken bir konuda neden farklı ifadeler hem de birbirine zıt yorumlanacak tarzda yer almış hangisini nazar-ı itibara alacağız

15mehdi zaten mehdi oduğunu kabul etmez(hadis)ibrahim erdoğan, 02.01.2007, İstanbul

bence bu yazıya yazar yorumunuda katsaydı daha iyi olurdu ben hala yazarın bediüzaman hazretlerinin mehdi olduğunu bilip bilmediğnden emin değilim.yukarıdaki yazılanlar biraz üstadın mehdiyetini göstermesede bu açıkça üstadın çekme istediği bir perdedir hem deccallizm tutsakları din düşmanlarını azdırmamak korkotmamak için hemde dikkatleri en önemli dava olan Kur'an davasına odaklamak için çektiği bir perde ama bu yazılarda okunursa yine yol bediüzzamnın mehiliğne çıkar.

1.üstad mehdiliğmi redederim demişki zaten bir hadisi şerifte aynı yönde haber vermektedir.

2.evet mehdi seyid olacaktır ve zaten üstad ben seyyid değilim demiyor ben seyyid olduğumu bilmiyorum diyor ve ekliyor '' Noksana cehil bir derece özür olur'' ayrıca tarihçei hayatttada geçerki üstadı ziyaret eden pakistandaki seydler kurulu başaknlığı görevi gibi bir misyon sahibi olan biri onun seyyid olduğunu söylemiştir. hem şeyma ablamında dediği gib üstad sadece ir taraftan değil iki taraftan birden seyyidtir hem anne tarafından HZ. HÜSEYİN torunu baba tarafından HZ. HASAN torunudur.

3.ve açkçası üstadın bir asır sonra dediği tarihte (2040lara denk geliyor) olacak olanıda açık ve net bir şekilde dağıtabicek tek grup risaleinur (mehdi bediüzzaman saidnursinin) talebeleridir.

4. ve açkçası üstad yüz yıl sonra gelecek zat bundan sonra gelecek zat yargılarıylada risaleinur'un şahsı manevisin işaret ediyor. yani, ÜSTAD bütün hayatı Boyunca yaptığı gibi kişileri değilde cemmat bilincini ön plana çıkarmak istiyor ki bu onun mehdi görevini risalei nur şahsı manevisinin göreceğini gözler önüne sersede şhıs olarakmehdinin üstad olduğunun aleyhine bir ifade değil bilakis bir kanıtTır.

AMA SONUÇ OLARAK DERİM Kİ MADEM BİZ ONUN VE RİSALEİ NUR'UN TALEBESİ OLMAYA ÇALIMAKTA

AYIZ VE BU HİZMETLE ŞERELNEDİRİLMİŞİZ O HALDE BİZDE LAYIKIYLA DAVRANIP ŞAHISLARI UNUTUP ŞHSI MANEVİYE VE RİSALEİNURA ODAKLANMALI VE ÜSTADIN TAŞKAFA ZÜBEYİR'İ GİBİ OLMAYA ÇALIŞMALIYIZ ONUN DEDİĞİ GİBİ ÜSTAD(MEHDİ) BİR DAHA GELSE VE BU HİZMETTE BİRAZ HATA VAR DESE VE DÜZELTİP ÖLE DEVAM EDELİM DESE DAHİ ONUN ELİNİ AYĞINI ÖPÜP ÖZÜR DİLEYEREK ''ÜSTADIM BEN BU YOLDA DEVAM EDECEM'' DİYEBİLMELİYİZ.

14kalp gözükübranur, 02.01.2007, İstanbul

Sanıyorum bu yazı hakkında yorum yapanlar risalei nuru okuyan kişiler.lakin bide onu kalp gözüyle okumak var.Aklımızda bunca soru varsa ki olmamalı rsndan hakiki feyizi alamayız.O normal bir kitap değil ve gazete gibide okunmamalı.Tabiri caiz ise 3 boyutlu.. insanı alıp hangi konuyu anlatıyorsa oraya götürüyor,yaşatarak inanmamıza vesile oluyor.VE eskilerden bir abiden duymuştum ki kişinin sadakati nispetinde açılırmış.Peçeli bir gelin gibi samimiyetini ve ona sadık kalacağını gösterirsen sana peçesini açar.Zaten mehdiyi ancak imanı çok kavi olanlar anlıycaklar diye boşuna denmemiş.Kendi talebelerinden bile anlamayanlar var.Ben bu eserden daha güzelini asla görmedim ve görenleride asla duymadım ve aslada bundan daha güzelinin olucağına inanmyrm.Şu varki kıymetini bilemiyrz eşsiz bir uçakken normal bir araba gibi kullanıyoruz.KIYMETİNİ BİR İDRAK ETSEK UÇAK HIZINDA İLERLEME KAYDEDİCEZ VE O NİSBETTEDE YARARLANICAZ....Ama hiçbişey için geç değil.Hem buradaki sorun mehdiyi bilmememiz değil,rsn u hakkıyla okuyup sadakat göstermediğimiz halde bilmiş edasına bürünüp kesin hükümlerde bulunmak.İHLAS,SADAKAT VE SEBATLA OKUYUP SADECE BİR KİTAPTAN İBARET OLARAK GÖRMEMEMİZ ÜMİDİYLE..

13mehdi ne yapacak?cem akkaya, 02.01.2007, iskenderun

acaba mehdi gelecekse,acaba ne yapacak?

risale-i nur yerine mehdinin eserlerinimi okuyacağız.

mehdi bize risale-i nur lardan aldığımız tahkiki iman derslerinden daha fazlasınımı verecek.

uhuvet risalesi artık okunmayıp veya hizmet rehperi rehper edinilmeyip ,gelecek mehdinin eserleri veya ahvaline göremi tutum ve davranışlaramı gireceğiz.

mehdi gelecek...peki mehdi bize Bediüzzamanın veremediği neyi verecek,bu hurafeden uzak ,yalın,sade,ihlaslı tefekkür idersleri bırakıp,Allah cc 'yü tanıyıp ,tanıttırma yolunda bu külli HAK yoluna ne katılacak,mehti daha ne katacak....Yoksa bazı dindar fakt risale-i nur mizanlarından uzak müslüman kardeşlerimiz gibi,sırrı teklife zıt bir mehti beklememiz gerekmezmi,çünkü mehdi gelecekse artık perdeleri tmamen açmalı bizde imanı gayp tan,şuhuda geçmeliyiz,yakinimiziz ziyadeleştirsin idyemi??*....

kısacası mehdi üstad Bediüzzaman Said Nursi den sonra ne yapacak?

12Mehdi BekleyenlereŞeyma Gür, 01.01.2007, Çorlu

Mehdiye inanmak imani bir mesele değildir. Mehdiyi teşhis edemeseniz imanınız zeval bulmaz.

İsteyen istediğini mehdi bilsin..

Ama bir de şurdan bakalım; Bu satten sonra mehdi hangi ortamda, hangi eğitim sisteminde yetişecek, arka planı ne olacak?

Sağınıza solunuza bakın, bizim aramızdan bir mehdi çıkar mı sizce?

Not: Bediüzzaman hem Hasanî,hem Hüseynîdir..

11Mehdiliğin ReferansıEdip, 28.12.2006, İstanbul

Mehdinin mehdiliğinin en büyük referansı da yine kendi olmalı. Başkaları ona işaret etseler de herkesten ziyade kendi kendisini haliyle, sözleriyle, eserleriyle ve hizmetiyle gösterebilmeli.

Bir mesele ki, onun haricinde elle tutulur ciddi bir yorum ve referans yok.

Mehdilik konusunda nedense kendi Mehdiliğine inananlar, Mehdi beklentisinde olanlar ve de Bediüzzaman'ın Mehdi olmadığını ispatlamaya çalışanlar, Bediüzzaman'ın yorumlarına müracaat ediyorlar ve onu referans alıyorlar. Ciddi bir çelişki bu, aslında.

Kur'an'ın, Hz. Ali'nin (ks) ve Abdülkadir'i Geylani (ra) müjdelerine mazhar olan Bediüzzaman ve telifi olan Risale-i Nur mu? Yoksa başkası mı? Belki beklenilen Mehdi de kendisine bir kısım işaretlerle gelebilir diyebilirsiniz. Ama yalnızca bir ihtimal...

"Sırr-ı inna atayna" ile Süfyan ve komitesini açık bir şekilde zikreden Bediüzzaman, eğer Mehdi bir asır sonra gelecek gibi sözler ediyorsa, bu sözlerini -Aykut'un tek taraflı alıntılarına göre değil- Risale-i Nur'da Mehdinin görevlerinin anlatıldığı başka yerleri de dikkate alarak yorumlamak gerek. Deccalizm, Süfyanizm işlerini yapmışlar bitirmişler. Bizler Hz. İsa'yı (as) ve Mehdi'yi bekleyeduralım. Bir yerlerde bir eksiklik var, yanlış yorumlamalar var beyler!

Üstad'ın mahmelerdeki sorulara muhatabiyetinde ehl-i dünya ve ehl-i siyasetin farklı bir Mehdi beklentesine, onların anladığı yada anlamak istedikleri pencereden bir cevap var bence.

Bu konuyla ilgili Kastamonu Lahikası'nın 148. sayfasında ihtiyar bir alimin Risale-i Nur'un Birinci şuasına itirazının ve bir kısım insanlarda bulunan ölçüsüz beklentilerin yanlışlığı anlatılmaktadır. Anlayan Bediüzzaman'ın ne demek istediğini anlıyor.

10Bediüzzaman Mehdi degildir. Müceddiddir. ramazan soysal, 14.07.2006, İstanbul

Yazida okuduğum kadari ile Bediüzzaman Said Nursi zaten kendisinin Mehdi olmadiğini, Mehdi nin seyid olacagini acikca söylüyor. Bediüzzaman Said Nursi büyük bir müceddiddir ancak mehdi değildir demek daha doğru olmaz mi? ayrica bunun icin genis bir arastirma yapmistim. Bu konudaki birkac aciklama su sekilde: Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi olmadığını (Emirdağ Lahikası, s. 266), Hz. Mehdi nin kendisinden bir yüzyıl sonra geleceğini (Kastamonu Lahikası, s. 57), kendisinin Hz. Mehdi nin bir eri, neferi ve öncüsü olduğunu (Barla Lahikası, s. 162), eserleri ve yaptığı çalışmalar ile de Hz. Mehdi ye zemin hazırladığını (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 189) açıkça beyan etmiştir. Ayrica "... HEM MEHDİLİK İSNADINI HİÇ KABUL ETMEDİĞİMİ BÜTÜN KARDEŞLERİM ŞEHADET EDERLER. Hatta Denizli deki ehli vukuf (bilgi sahibi kişiler) eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirtleri (talebeleri) kabul edecek dediklerine mukabil (karşılık), Said itiraznamesinde demiş ki: "BEN SEYYİD DEĞİLİM MEHDİ SEYYİD OLACAK" DİYE ONLARI REDDETMİŞ..." (Tenvir, Şualar, s. 365)

9temsil derin mana içindir....ö.arslan, 13.06.2006, diyarbakır

Bediüzzaman ın kendi üzerine Mehdiyeti almak istemeyişi,bazan kafalarda "acaba o değil mi?" sorusunu akla getiriyor.Çendan, kendisi de bu hakikatı izah ediyor.

Ahirzaman alametlerinden olan Mehdi nin gelmesi vaya O nun ytanınması,vazifesinin bilinmesi için Risale-i Nur da çok mukni izah ve açıklamalar bulunuyor.

İman hizmeti,bu asrımızın,yani ahirzamanın en önemli vazifesi.Dolayısıyla imana hizmet de en önemli vazife.Bu hakikat için,hiçbir mevki,mertebe veya rütbe istenilmemesi,şiddetle içtinab edilmesi gerektiğini savunan Bediüzzaman,Mehdi lik için de bu içtinabı yapmıştır.

Risale-i Nur ,bu asrın tüm suallerine,hastalıklarına en nafi bir ilaç olması veçhiyle,bu makame en layık,en muktedir olduğunu, takdirkar okuyucuları keşf etmişler.Bunlardan birisini,Risale-i Nur da geçen ifadesiyle gösterebiliriz.Şöyle ki;

"Vallah, ezelden bunu ben eyledim ezber:

Risalei n-Nurdur vallah o son müceddid-i ekber. " şeklinde ifade etmiştir.Müellif-i Muhteremi ise,bundan evvelki asrın kutbü l-arifıni olan Mevlana Halid ile olan vazife taksimleri arasındaki münasebet şayan-ı dikkat.

Bu noktda bir eleştride bulunup,son vermek istiyorum.Biz,yeterince Bediüzzaman ı tnımıyor ve tanıtamıyoruz.Onun hakiki kıymet ve ehemmiyeti,İnşallah,yakın zamanda ortaya çıkacak ve hakiki yerine gelecektir. vesselam

8durum tespiticemil algül, 13.06.2006, antalya

yazar bence durum tespiti yapmış.meseleyi olduğu gibi -iktibas yoluyla- nakletmiş.kendi yorumunu katmaması bence daha iyi olmuş.

7Mehdi bir hikaye degildir!Hakan Kalkavan, 12.06.2006, Almanya

Hemen altta bir hikaye ile yorum yazan ama ismini yazmayan kardes, meseleler bir hikaye ile izah edilecek ölcüde basit degildir.Bediüzzaman hz. bizzat dememismi Mehdi gelince onun önemli 3 görevi olacak.siyaset,hilafet ve diyanet.böylelikle ittihad-i islami saglayacagini bildirmemismi? hadislerde Hz.Mehdinin zamaninda islami dünyaya hakim kilacagindan bahsedilmiyormu?

Mehdi hidayete vesile olan demektir.hekesin hocasi,üstadi,seyhi kendisi icin Mehdidir.tabii bunlarin dereceleri biribirinden farklidir.Bediüzzaman hz. son asrimizin müceddidir.ve bizzat kendisi bir sonraki müceddidin Mehdi olacagini risalelerde bildirmistir.

hersey ayan beyan sekilde acik oldugu halde nedendir anlamam illahi benim üstadim en büyük olsun Mehdi de odur gibi bir ci-lik`le hareket edilmek istenir??

isin daha vahim yani bizzat Üstat hz. bunu reddetmis ama bazi ci-ler hala israrla bunu savunmakta..yoksa bu zahiren hocasini yücelterek aslinda icten ice kendi nefsini oksamaktanmidir?

6......, 08.06.2006, türkiye

Bir zamanlar her türlü batıl düşüncenin rağbet gördüğü bir köye bir zat-ı muhterem gelir. Allahın inayetiyle nice efkar-ı batılanın hakikatsizliğini gün gibi ortaya koyar. Hakikata susamış gönüller etrafında pervane olur. Ve an gelir tebliğ görevi itmam olunur mübarek zatın. Giderken derki etrafındakilere, ben bana düşeni elimden geldiği miktar yapmaya çalıştım. Ama bu iş burada bitmez. Size bir sır vereyim, ben gidince birisi gelicek yanınıza... Öyle büyük öyle muhteremki gelecek olan. nasıl tanıyacağınızı da öğreteyim. mesela elindeki şu çay bardağını (göstere göstere) doluyken ters çevirse(çevirir o anda) bile çay dökülmez(ve dökülmez çay!) İşte bunu görürseniz o zat budur deyin sıkıca yapışın, der ve gider oralardan bir daha gelmemecesine... Köylüler bekleye dursun kurtarıcılarını uyanık köylünün birinin aklına dank ediverir hakikat. Yahu efendiler der Hocamız göstere göstere çayı çevirmedi mi? evet.. Çay döküldü mü? hayır... Biz ne safmışız meğer.. Ne güzel hikaye öyle değilmi...:)?

5kes-yapıştırmurat doğan, 06.06.2006, kdz.ereğli

bu tarz alıntılar tehlikeli bence. herkes işne geleni Risaleden alıp bir tarafa yazarsa farklı şeyler ortaya çıkar.

bunun yerine kendi düşüncelerinizi yazıp dipnot kullansaydınız en azından ne demek istediğiniz daha kolay anlaşılırdı diye düşünüyorum.

4Vazife başında olmakenes kara, 06.06.2006, Ankara

üstad hazretleri barla da iken bir kişi ona ümitsiz olma mehdi gelecek alemi ıslah edecek der. üstad o kişiye şu anlamlı mukabelede bulunur.

"Mehdi geldiğinde seni vazife başında bulsun"

Bir kişiye bir sıfat yüklenecekse onun icraatına bakılır.

Yani ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz

mehdilik hakkında üstadın beklenen şahıs olmadığı asıl gelecek zatın daha sonra geleceği yönünde tartışmalar var

şahsen bu hususta ciddi malumatı olan kardeşlerin yorumlarını bekliyorum.

3malesefturan tekin, 05.06.2006, almanya

malesef her konuda fikirlerimizi insanlara dayatmak gibi birsey buda ben bunlarin zitti manaya gelicek bir sürü yer ve hatira yazabilirim ama ayda yilda bir msj yazmaya erinen biri vede polemikten uzak kalmak icin yazmam marifetimi artirici birsey sunun bana aykut bey mesela sonsuzlzk krizi yaziniz tesiri hakiki saltanat gibi yazilar istiyorum rabbim marifetimizi hayretimizi arttirsin riza kiblesine kilitlenmek nasip etsin slm

2Hayırlı Günleralper coşkun, 05.06.2006, İstanbul

Mehdîlik, müceddidlik gibi meseleler üzerinde fazla durmamak gerekir. Ayrılıklara vesile olabilir. Süleyman Efendi (ks) nin talebesine sorsanız mehdî Süleyman Efendi dir. Hatta o kardeşlerimizden üstadımızın "beklenen zat kardeşim Süleyman dır." şeklinde bir sözünü işitmiştim. Bu olayın bir yönü. Diğer yönü ise şudur: üstadımızdan zaten bem mehdiyim demesi beklenmez. Bizlerin vazifesi Üstadımız dan en üst düzeyde istifade etmek. Hocaefendi nin ifadesiyele Vekil-i Müceddit-i Elf-i Salis-i Aşr olmak lazımdır.

1abdullah taha, 04.06.2006,

slemaun aleykum efendim

yazının ya da derlemenin başlığıyla bütünü arasında bir bağlantı kuramadım ben. bence bediüzzaman bu seçtiğiniz yerlerin hülasasından da o çıkıyor ki "ben mehdi değilim" diyor kendi ağzıyla. Acaba bu gerçek o kadar açık- şiddet-i zuhurundan gaib- ki bunu söylemeye luzüm olmadığından bu ancak ironiyle belirtilir mi diyorsunuz. Zira aynı yerler okunup da birbirine bütünüyle zıt o kadar türlü çeşit yorum yapılabiliyor ki bunu sormaya kendimi mecbur hissettim, sonunda bu açık nükteyi anlayamadınız mı ya da tam tersiyse eğer durum, bu kadar iktibastan sonra hala nasıl bu çıkarımı yapabiliyorsunuz denilebilecek olsa da.

bu hassas ve bence bir o kadar da önemli mevzuu yeniden zihinlerimize getirdiğiniz için teşekkür ederim efendim.

hürmetlerimle




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut