Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Mezhep Karşıtlığı Problemi
–Abdülhakim Murad

[*4.669 yazı içinden]

NURCULAR, YANLIŞI / DEMİREL’İ DESTEKLEMEDİKLERİNİ DEKLERE ETMELİDİRLER

Yazara Mesaj Gönder

DOĞRUSU DEMİREL’İN son incileri beni de her Müslüman gibi cidden rahatsız etti. Ama benim rahatsız olmamın, diğer Müslümanlardan farklı bir yönünün olduğunu, olması gerektiğini düşünüyor ve hiç istemediğim, hatta iki hafta direndiğim bu konu hakkında vicdanen yazmam gerektiğini düşünüyorum.

Evet, ben de evlerde kalan bir çok genç gibi zamanında Demirel’e övgü dolu konuşmalarda bulundum, biraz daha ileriye giderek onun kurduğu partilerde görevler aldım, gençlik kollarında çalıştım, kendisinden defalarca Üstad ve Risale nutukları işittim. Meydanlarda aktardığı âyet mealleri, demokrasi söylemleri ile kendimden geçtim. Onun okuyup, altını çizdiği Münazaratları gördüm.

Şimdi o günlerden pişmanlık duyup duymadığımı sorarsanız tek kelime ile hayır derim. Elbette ki ihtilalciler karşısında “Hak, Adalet, Hukuk, Hürriyet” diyen bir görüşü destekleyecektik. Bizim gözümüzde bunları söyleyenin samimiyeti de çok önemli değildi. Çünkü biz şahısların peşinde değil, davaların, ideallerin peşinde gidiyorduk. O zamanki tercihimizin doğru olduğunu düşünüyorum.

Bu arada Demirel’in şahsına da bir muhabbetimiz oldu mu?

Evet oldu!

İhtilal öncesi Komünizmin şiddetine karşı, 12 Eylül sonrası ise darbenin baskısına, zulümlerine, baskınlarına karşı elbette ki bir kısım ehl-i iman sığınılacak bir liman arayacaklardı. Demirel bu liman oldu. O dönemlerde Demirel korkuya, sisteme, derin devlete meydan okuyan, mazlumların yanında duran bir kahraman oldu. Böyle bir demokrasi savunucusunu elbette ki yalnız bırakmamalıydık ve bırakmadık. Bu hakkın yanındaki duruştan hiçbir zaman pişman olmadım.

Dozajı derseniz, her zaman bu destekleme sürecinde mübağalıklar olmuştur. Meydanlarda Nurlu Demirel nidaları hâlâ kulaklarımdadır. Bazılarının seminer seminer dolaşıp kendilerine vazifeymiş gibi Demirel’in faziletlerini anlatmaları da ibretlidir.

Demirel’i; demokrasiyi, hürriyeti savunduğu, mazlumun yanında olduğu için savunsaydık ve bu işi “abi Demirel” noktasına taşımasaydık, o duruşumuzdan asla pişman olmayacaktım.

Tabii ki Demirel bu abartılarımızı çok güzel kullandı. Yanına giden Nur talebelerine, Üstaddan pasajlar okudu, ileri gelenlerinin daima sırtını sıvazladı, onları iltifatlarla kendisine bağladı. Bu noktada Erbakancı arkadaşlarımızın; “Yahu bu adam Masonlara da, Kemalistlere de, Nurculara da aynı gülücükleri gönderip, hepinizi kandırıyor, bu insan samimiyetsiz” ifadeleri; onların duruşları yüzünden kulağımızda bir iz bırakmadan çekip gitti.

Bugüne gelince biz hâlâ hakkın yanında duruyoruz, zalimin karşısında mazlumu savunuyoruz, başı açıklar gibi başı örtülülerin de okuma hakkı olduğunu iddia ediyoruz. Bunun için bedel ödüyoruz. Bizim yerimiz bugün de değişmedi.

Ama bugün bulunduğumuz yerde bir zamanlar ölesiye savunduğumuz Demirel yok. O şimdi güçlünün yanına geçti. Zaten 28 Şubattan beri orada duruyordu. Güçlünün kendisine koltukları tekrar ve tekrar bağışlayacağını düşünüyordu. Bunun için dün zulme karşı kullandığı siyasi dehasını, bugün mazluma karşı kullanmaya başladı. Eh artık halka da pek ihtiyacı yoktu! Bu noktada aslında “Demirel niye böyle yaptı” diye sormanın pek de anlamı yok. Muhabbetin gözü kördür ve biz onun menfaatı neredeyse orada duran biri olduğunu o zaman göremedik. Oysa o gün Demirel niye bizim yanımızda duruyorsa, bu gün de onun için zinde kuvvetlerin yanında duruyor. Ancak Demirel’in gerçek yüzünü görmemize vesile olduğu için ona bir teşekkür borçluyuz. Yoksa bazılarımız ona hala dua edip duracaktı.

Gerçi bulunduğumuz yerde hâlâ bazılarında Demirel muhabbeti depreşiyor ve kıvırtıp duruyoruz: Yok efendim bunları AKP’nin bir şey yapamadığını göstermek, onları köşeye sıkıştırmak için yapmış. Başörtüsünü siyasi emelleri için, bir partiyi karalamak için kullanmanın neresinin masum olduğunu da bir türlü anlayamadım.

Aslında bu yazı herkesten ziyade Nurculara hitab ediyor.

Dün o kadar güvendiğimiz ve peşinde koştuğumuz biri bugün sırf menfaat için sizi ezmeye, yok etmeye çalışan bir gücün yanına geçiyor. Kendinizi aldatılmış, samimiyet inancınızı yitirmiş gibi hissetmiyor musunuz?

Ben hissediyorum, bir koltuk, bir siyaset, bir ikbal, bir şöhret uğruna, herkes beni konuşsun uğruna kırk yıllık bir dosttan büyük bir şamar yemiş gibiyim. Beni en çok acıtan şey ise çok azınlık da olsalar bazı Nurcuların hâlâ kıvırtmaya çalışmaları.

Öte yandan silinmesi zor bir gerçekle de karşı karşıyayız: Siz ne yaparsanız yapın, toplum sizi fıkralar uyduracak kadar Demirelci biliyor.

Öyleyse bana göre yapılması gereken tek bir şey var: En üst kademedeki Nur talebelerinin medya önüne çıkarak hakkın, mazlumun, hürriyetlerin, demokrasinin yanında durmayan bir Demirel’i desteklemediklerini, yeni bir Demirel ihtirasına alet olmayacaklarını, bizim değil onun döndüğünü, deklere etmek ve toplantıyı da Üstadın “Zalimler için yaşasın cehennem” düsturu ile bitirmektir.

Demirel, AKP düşmanlığı ile, başörtüsü, gericilik ve (Kur’an’ın şu kadar ayeti çağdışıdır) söylemleri ile size bir fırsat vermiştir:

1. Zalimlere dua etmeyin

2. Atın artık sırtınızdan şu Demirel kamburunu…




NOT: Bazı dostlarım beni sosyal yazılar yazmakla suçluyorlar. Ancak ben sosyal içerikli yazılarımda öyle her konuyu ele almıyorum. Gebzespor ve AKP hakkındaki yazım, Gebze veya Gebzespordan öte AKP’li siyasetçilerin de dünyevileşmekte olduklarını, halktan koptuklarını, oysa imanlı ve dindar olan bu arkadaşlarımızın başka siyasetçilerden çok daha hassas ve dikkatli olmaları gerektiğini, imanlı olmanın mesuliyete mucip olduğunu belirtmek için bir hatırlatmadır. Demirel yazısı ise yıllardır sürüp giden bir yaraya gecikmiş bir tuz basmaktır.

  22.05.2006

© 2015 karakalem.net, Levent Bilgi

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

61Sn. Hasan Celal Güzel den enfes bir tesbitMehmet Şimşek, 11.03.2008, ist.

...Elimde, Süleyman Demirel'in 'İslâm, Demokrasi, Laiklik' adlı kitabı var. Yeni Asya yayınları arasında 1991'de neşredilmiş. Yani Beyefendi 67 yaşındayken yayınlanmış ve kitapta yazılanlar konusunda herhangi bir tekzipte bulunmamış.

İçinde neler neler var bir bilseniz... Şimdi bu sözlerden herhangi birini Tayyip Bey söylese, 'irtica vâveylası' ayyuka çıkar, zinde güçler ayaklanmaya kalkardı. Beyefendi, 'Atatürk'ün kurduğu laik devlet değil İslâm devletidir' s. 85) diyor. 'Devlet hayatımızda da, devletimizi idare edenlere Kur'ândaki hakikatler yol göstermiş, yön vermiştir' (s. 193); 'Temelinde ahlâk, temelinde manevî değerler manzumesi olmayan memleketlerin büyük sıkıntılara düştüğünü tarih göstermiştir' (s. 107);

'Bu memleketin her vatandaşı göğsünü gere gere 'Ben Müslümanım' diyemezse, Türkiye'de huzur olmaz' (s. 65 ve diğer sayfalar); 'İslâmın getirdiği ana kaidelerle, hukukun üstünlüğüne dayanan anayasa devletinin kaideleri arasında çelişki yoktur' (s. 36)Nûr ol Beyefendi !...

Şimdi Arabistan'a göndermeye kalktığı başörtülü kızlar içinse bakınız Beyefendi neler buyurmuş: 'Kişi başını örtmek istiyorsa örtsün. Ona niye karışılıyor. Başörtüsünün laiklikle bir alâkası yoktur(...) Anadolu kadınının yüzde sekseninin başı örtülüdür (s. 94); 'Benim söylediğim şu: Serbest bırakalım. İsteyen bağlasın, isteyen açsın' (s. 116).

Şu sözüyle de sanki Sezer'in son konuşmasına cevap veriyor gibidir:

'İrtica dendiği zaman, bu iddialar mesnedden yoksun; zaman, makam ve kişi hayatına bağlı değilse, ciddi telâkki olunamaz' (s. 101).

Beyefendi, böylece devam edip gidiyor. Kitabı okudukça, bu mazlum milletin yıllarca ona nasıl aldandığını bir defa daha anlıyoruz.

---

28 Şubat Dönemi'nde, bütün Türkiye'yi şu şiiri okuyarak gezmiştim. Bence Beyefendi'ye verilecek en iyi cevap budur:

"Bu ayaklar senin mi Süleyman

Bu ayaklar nasıl ayak

Hadi yorgana sığdı diyelim

Mezara nasıl sığacak?"

60Değerli bir akademisyenin kayda değer yorumu..Muhsin Aykut, 11.03.2008, İstanbul

"...

Sayın Demirel’i, ömrü demokrasi mücadelesi içerisinde geçmiş bir kimse olarak bilirdik. Fakat bugün hükümeti yıkabileceği alan olan, genç üniversite öğrencilerinin özgürlüğü olarak değerlendirilmesi gereken türban meselesini kendisi siyasallaştırarak kaos oluşturmaya çalışıyor. Sayın Demirel bu tavrıyla dindar olmak isteyen gençlerin hakkına tecavüz ediyor.

Sayın Demirel’e demokrasi mücadelesinin ciddi bir tutarlılık ve fikir namusu gerektirdiğini, halkının beklentilerinden uzak kalarak, konjonktüre göre pragmatist davrananların milletin gönlünde iyi hatırlanmayacağı uyarısını yapalım.

Ve toprağın altının da olduğunu hatırlatalım!

"

Prof.Dr. Nevzat Tarhan'ın önemli tespitlerle dolu bu güzel yazısının tamamını okumak isteyenler için: http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=141832

59Determinist bir esbabperestin bitevekkulane kelimat-i safsatiyeleri ve hezayanatigrcn, 11.03.2008, nrvc

tevekkulden uzak-rezzakiyeti hic bilmeyen-maddeci-determinist-esbabperest-demagog bir eski tufek lakin mardin tufegi gibi pas tutmaz bir siyasetcinin oylesine cahilane ve bitevekkulane beyanati :

''1 MİLYON KİŞİ ARTARSANIZ 500 BİN KİŞİ İŞSİZDİR''-

Cumhuriyet'in ilanından sonraki nüfus artışıyla ilgili gelişmelere de değinen Demirel, 1923'de Türkiye'nin 12 milyon nüfusu bulunduğunu, bugün bunun 5-6 kat artarak 70 milyona ulaştığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir ülkede nüfusun artması iyi bir şey midir, değil midir? Yılda yüzde 3 nüfus artışını karşılayacak hiç bir ekonomi yoktur. 60 senelik tecrübemi söylüyorum. Mühendis, siyasetçi ve yönetici olarak söylüyorum. Yüzde 3 nüfus artışı, yüzde 5 kalkınma hızı yaparsanız ne olur? Yüzde 5 kalkınmanın 3'ünü nüfus alır, geriye 2 kalır. Bu 2'nin 1'ini hayatı düzeltmek için insanlar kullanır, geriye 1 kalır. Bu 1 ile ileriye götüremezsiniz bu ülkeyi. Başka birisi gelip sizin cebinizi dolduruverecek değil ki... Siz kendi kendinizi götüreceksiniz. Türkiye gibi bir ülkede yüzde 5 civarında bir kalkınma hızı yaparsanız bu kalkınma hızının sağlayabileceği iş istihdamı 500-600 bin kişidir. Eğer senede 1 milyon artarsanız 500 bin kişi işsizdir. Eğer siz nüfusu kalkınma hızıyla ayarlı götüremezseniz ne olur? İş veremediğiniz nüfus yoksul olur. Sonra ne olur? İş veremediğiniz nüfus sokaklarda kadınların çantasını kapar, istenmeyen kanunsuzluklar içine girer. Öyleyse nüfus artışıyla kalkınmanın, büyümenin çok yakın ilgisi var.''

islamkoylu kardesiniz !

58IBN-I SELULUN TARIHI IZDUSUMUNDE SIYASET MESLEGIgrcn, 11.03.2008, nrvc

1-Demirel, 'Menderes'in idamı coşkuyla karşılandı' sözüne cevap vermedi

2-Demirel, dün 'Türkiye'de Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlık Araştırması'na ilişkin programa katıldı.

(ne alakaysa bu anlamadim. siyasetin sohretperest ettiklerine bakarmisiniz. Dogum kontrolunu de anlatsin oldu olacak. hatta turban turkiyede baglanmamaliysa -ona gore- arabistanda nasil turban takilir isimli sempozyum duzenlesin. aa bir de ahmet cakar gibi bir sozu var mi demirelin? hani varsa hatirlatalim.)

3-Gazetecilerin, Başsavcı Çölaşan'ın kendisine yönelik "Morisson" ifadesi kullandığının hatırlatılması üzerine ise Demirel, kendisini savunacak durumda bulunmadığını kaydetti. Demirel, başörtüsüne yönelik soruya ise "Sözlerim gayet açıktır. Çok açıktır" karşılığını verdi.

( buyurun sozlerim cok aciktir diyor. kim ne derse desin caymam demek bu. evet demirel bir tarih yaziyor. IBN-I SELULUN TARIHI IZDUSUMLERINDE SIYASET MESLEGI olsun bu yazdigi tarih kitabinin.)

islamkoylu acz-i mutlak kemter kul kardesiniz demirel.

57hak payı yok değil...Ahmet Ay, 10.03.2008, istanbul

Demirel şunu yapmış bunu yapmış bundan bana ne ki? Birkişi günah işliyorsa bu onun günahıdır. Aklı başında koskaca adamlar. Söylediklerine gelince haksız sözler olduğu gibi hak payı olanlarda mevcut. Görüyoruz ki toplum şuanki partilerle nasıl kutuplaştırılıyor... Akp'si de Chp'si de Dtp'si de ve Mhp'side dahil olmak üzere kılanlaşmış bir siyaset yapıyorlar. Konuşuyorlar konuşuyorlar, tartışıyorlar ama bunun toplumdaki yansımasını gözleri görmüyor. kendileri aynı meclis çatısı altında oturmalarına rağmen selam alıp vermiyorlar, adeta kılanlaşmış gibi kendi kabilelerinden -partilerinden- dışarı çıkmıyorlar. Bu mudur siyaset anlayışı? O meclis orada varsa bunun amacı diyalogtur, hoşgörüdür...Millet oraya onları kavga etsinler diye göndermedi. Ençok sorumluluğu olması gereken siyasetçiler ençok sorumsuzluk içerisine giriyorlar... Kimsenin -Chp de Akp de ve diğerleri- milleti cepheleşmeye sevk etmeye hakkı yoktur. Siyasetçiler gelip geçicidir. Haksızlıklar toplum kutuplaştırılmadan ve insanlar ötekileştirilmeden çözüme ulaştırılmalıdır. Amaca ulaşmanın yolunu yöntem belirler. Bugün ise sorunlarımızı halletmek için daha kapsayıcı yöntemlere ihtiyacımız var.

56YALANCI COBAN / SIRTTA BIR CIBAN grcn, 10.03.2008, nrvc

A- Levent bey veciz ifadelerine :

"Demirel, AKP düşmanlığı ile, başörtüsü, gericilik ve (Kur’an’ın şu kadar ayeti çağdışıdır) söylemleri ile size bir fırsat vermiştir: 1. Zalimlere dua etmeyin

2. Atın artık sırtınızdan şu Demirel kamburunu…" diye son vererek en onemli seyi soylemis oluyor kanaatimce. ama ben 2. yazdigi maddeyi biraz degistirmek istiyorum. " ATIN ARTIK veya KURTULUN,SIKTIRIN ARTIK SIRTINIZDAN SU DMRL CIBANINI" veya " COBANINI "

B- Aile-i demirelin BDDK ya ve dolayisiyla devlete ve dolayisiyla millete ve dolayisiyla bana-sana-ona-buna attigi kazik ve goturduklerini gorunce basortusu ile alakali soylem lerine bile bakmaya gerek yoktu zaten. Cunku yillarca NIFAK ehlinin bassozunu yuzumuze baka baka soylememismiydi:

"DUN DUNDUR BUGUN BUGUN." Aslinda taaa oncelerden haber veriyordu " bakin ben birgun kelek yaparsam ki bana gore DUN ile BUGUN farklidir sasirmayin haa!"

C- Bakin Yeniasya gazetesinde haber olarak ne var: "Baykal’a Demirel ve TSK'dan mesaj. Baykal Cumhurbaşkanı Demirel'in kendisini arayarak, ’Çok iyi gidiyorsun, bir tek sen kaldın’ dediğini ve Genelkurmay'ın da üstü kapalı mesajlarla ’sizi kastetmedik’ dediğini iddia etti" http://www.sentezhaber.com/index.php?mode=detay&index_id=20388

D - SANLI SUVARI BAYKALA

DMRLDEN SIIR :

"birtek sen kaldin baykal !

birtek sen kaldin haa dayan hep sen kal!

ahh viski cektigim aksamlar.

hala yanibasimdasiniz.

lakin,cevseni kalkan yaptigim zamanlar.

sizler ne kadar uzaklarda kaldiniz!!!

dayan baykalim.cogu gitti azi kaldi.

sen ki 4.devrenin son atli suvarisi.

sen ki alnindan opulesi sanli muhalafet."

EL BAKI HUVEL BAKI

DUANIZA MUHTAC ISLAMKOYLU KARDESINIZ SLYMN DMRL

55baslik!M.Said, 09.03.2008,

DEMIREL ALDATMACAYI/TAKIYYE APIP YAPMADIGINI, O ZAMANIN NUR TALEBELERINE ACIKLAMALIDIR.

54yorumsuz yusuf çınar, 09.03.2008, istanbul

Demirel: Türban şeriat aracı

Süleyman Demirel, türbanın masum bir simge olmadığına dikkat çekti.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, türbanın özgürlük olarak değerlendirilemeyecek kadar masum bir simge olmadığına dikkat çekerek, türbanın başka ülkelerde şeriat devleti arayanların aracı olduğunu ifade etti.

9. Cumhurbaşkanı Demirel Eko Enerji Dergisi’nde yer alan röportajında, üniversitelerde türbana serbestliğine ilişkin Anayasa değişikliğini değerlendirdi. Demirel, türban konusunun Türkiye’ye has ve yeni bir konu olmadığını belirterek, “Türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir. Aslında göründüğü kadar masum göründüğü kadar ‘Ne var bunda canım, işte özgürlüktür’ denecek cinsten bir şey değildir. Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de tartışılmıştır. Bu zamanda böyle bir meselenin yeniden Türkiye gündemine gelmesi ve alevlenmesi Türkiye için talihsizliktir” dedi.

“TARTIŞMALARIN ODAĞINDA KADININ TOPLUM İÇİNDE OLUP OLMAMASI VAR”

Anayasa değişikliğinin türban konusundaki tartışmaları bitirmeyeceğini ve tartışmaların devam edeceğine dikkat çeken Demirel şöyle konuştu:

“Türban denilen hadise aslında tesettürün örtünmenin başlangıcıdır. Örtünme dediğimiz hadise ise, bir takım İslami cereyanların amacına göre kadının dört duvar arasında muhafazasının şartlarındandır. Bu tartışma aslında, kadın toplum içinde olmalı mı, olmamalı mı noktasına kadar gidebilecek bir tartışmadır. Başka ülkelerde böyle olmuştur. Hadisenin bundan sonraki kademeleri herhalde şöyle olacak, üniversitelerde 17. madde meselesi gelecek. 17. madde meselesi Meclis’te yine konuşulacak çalkalanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa değişikliği konusunda alacağı kararın da tartışmalara yol açacağını kaydeden Demirel, “Alacağı karar şöyle olursa da tartışılacak, böyle olursa da tartışılacak. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun ki, Türkiye’nin hukuk düzeninde çok önemli bir kurumdur, böyle bir hakem kurumunun kararına şimdiden birtakım kesimlerin razı olmayacağı, bir takım kesimlerin bunu alkışlayacağı görülüyor.

Şunu ifade ediyorum: Ben Türkiye’de okulların okunamadığı günleri gördüm. Ülkemin şu ya da bu biçimde sağ-sol diye bölündüğü günleri gördüm. Öyle günlerin tekrar gelmesini istemiyorum. Vatandaşlarımın durup dururken birbirlerine karşı, ne ona ne de öbürüne faydası olmayan tavırlar takınmasını istemiyorum” dedi.

TOPLUM İKİYE BÖLÜNMÜŞTÜR

Toplumun türbanı destekleyenler ve karşı olanlar şeklinde ikiye bölündüğünü belirten Demirel, “Velhasıl durup durduğumuz yerde, ben buna karşıydım şeklinde bölünmüştür. Toplumun her kesimi bölünmüştür. Hatta aileler bölünmüştür, evler bölünmüştür. Buna gerek yoktu. Bölünmüşlükten şikayetim var. Bölünmüşlükten şikayet türban meselesinden daha önemlidir” diye konuştu.

TÜRBAN İSLAMIN ŞARTI DEĞİLDİR

Demirel, türbanın İslamın şartı olmadığını ancak bazı Müslümanların uyduğu hususlardan biri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Türbanı İslamın şartı haline getirirseniz bugün uyulmayan o kadar çok husus var ki, onları da teker teker istemek durumunda kalacaksınız. Uyulmayan hususlardan bir tanesi din ile devletin ayrılmış olmasıdır. Yine bu şeriat arayan İslami cereyanlara göre, din ile devlet ayrılamaz. Dinin kuralları aynen uygulanmak durumundadır.

“BİZ İSLAMI YAŞAMAK İSTİYORUZ DİYE ÇAĞDAŞ HUKUK KURALLARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR”

Halbuki dinin birtakım kuralları uygulanmamakta, onun yerine çağdaş hukuk uygulanmaktadır. Yarın siz, bu uygulanan çağdaş hukukun kurallarına, ‘Biz İslamı yaşamak istiyoruz, İslama uygun değildir’ deyip onlara da itiraz edebileceksiniz.

Netice itibariyle bu, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin üstüne oturduğu devrime itiraza varabilecek hususları bünyesinde taşır. Türkiye Cumhuriyeti bir modeldir. Halkı Müslüman olan bir ülkede demokrasi mümkün müdür, değil midir? Demokrasi bir şartla mümkündür, cumhuriyetin demokrasiyle, demokratik cumhuriyetin moderniteyle, demokrasi-cumhuriyet-modernitenin laiklikle, bu dördünün İslamla bağdaşabileceğini kabul etmenizle mümkündür.

Derseniz ki, dünyayı tanzim eden İslami kuralların dışına çıkamazsınız o taktirde dar-ül harb (kavga meydanı) olursunuz. Müslüman halklı ülke olmaktan çıkarsınız, bu taktirde demokrasi mümkün değildir. Kendinizi zorlamayın. Umarım ki, bu tartışmalar buraya kadar varmaz. Ama söylediğimiz bir şey uçtur.”

BASKI OLACAK

Bugünkü Türkiye’de korkulanın, üniversitelerde başını bağlamış veya çözmüş kız çocukları değil, başını bağlamış olanların bağlamamış olanlara bakış tarzı olduğunu dile getiren Demirel, “Eğer başını bağlamış olanlar, bağlamamış olanlara dinsiz diye bakarlarsa, o zaman onlar bu baskı altında bağlamak mecburiyetinde kalacaklardır. Ya da bağlamamış olanlar bağlamış olanlara yobaz diye bakarlarsa, yine büyük bir ayrışma olacaktır. Durup durduğumuz yerde, bir milyonu aşkın kız öğrencisi bulunan üniversitelere, bu ayrımcılığı getirmemeniz lazımdı” dedi.

HÜKÜMET, TÜRKİYE’NİN BİR KISMININ HÜKÜMETİ OLMAMALI

Türkiye'nin bir çok sorunun olduğuna değinen Demirel, Hükümetin, Türkiye'nin bir kısmının hükümeti olmaması gerektiğine dikkat çekti. Demirel, şöyle dedi :

"Ülkenin bu kadar meselesi varken, yeni meseleler ilave edilmesini istemiyorum. Türkiye’nin başında Avrupa tarafından dışlanma olayı varken, bir Kıbrıs olayı varken, bir yoksulluk olayı varken, kalkınma olayı varken, Türkiye’de birlik ve beraberlik istiyorum. Birlik ve beraberliği de, ancak Türkiye’yi yönetenlerin sadece bir kesimin hükümeti değil, bütün Türkiye'nin hükümeti oldukları intibaını vererek yapmaları mümkündür. Şu hadise Türkiye’yi yönetenlerin, Türkiye’nin tümünün değil, bir kısmının hükümeti olduğu gibi bir tavır takınmalarına da sebep olmuştur. Bunların hepsi üzücü şeylerdir."

YENİ ANAYASA'DAN VAZGEÇTİKLERİNİ SANMIYORUM

Demirel, AKP iktidarının türbana yönelik değişikliğin ardından, Anayasa’nın tümden değişimine gidip gitmeyeceğinin sorulmasına üzerine, şöyle konuştu:

“Yeni bir anayasaya angajedirler. Şöyle veya öyle bir anayasa yapacaklardır. Kanaatim o. Anayasa yapmaktan vazgeçtiklerini sanmıyorum. O da yanlıştır. Bana göre de lüzumsuzdur. 175 maddelik anayasa bunun 175 maddesini yeniden yazmaya gerek yok. Aslında bu anayasa güvensizliğini sağlama olabilir. At bir tanesini sonra yeniden yap. Yerine hangi maddelerin değiştirilmesini istiyorsanız, gelirsiniz o maddeleri değiştirirsiniz. Bu daha kolay.”

53EHVEN-I SERR degil S[EHVEN]-I SERRgrcn, 09.03.2008, nrvc

Demirel, ehven-i serr-i kesir idi. lakin simdi ehven-i serr-i kalil`ler var. Malum su an yapilmasi gereken sey HAYR-I KESIR icin SERR-I KALIL`E goz yummak. Esasinda ben Demirel`in anlasilageldigi gibi bir SEHVEN-I SERR oldugunu kabul etmemekle beraber onun her zaman ama bazen HAFI ve bazen CEHRI bir

S[EHVEN]-I SERR oldugunu dusunenler

denim. Yani EHVEN-I SERR degil

S[EHVEN]-I SERR dir ol kisi !

52merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler. Veysel TÜRK, 07.03.2008, Batman

Levent bey'in yazılarını severek okuyorum lakin bu yazısı beni sukut u hayale uğrattı.İki şık üzerinde kaldım.Ya kendileri meramlarını istedikleri gibi ifade edemediler ve ya bu yazıyı bilerek böyle yazdılar.Eğer bilerek yazıldı ise,o halde bize de savunma hakkı doğar.Levent bey galiba yapılan yanlışlara tüm nur talebelerini şerik kılmakla vicdanını rahatlatmaya çalışıyor.Sadece bunla kalınsa iyiydi.Üselik o dönemde yapılan hataları dönemin mantelitesi ile izah ederek kendillerini aklamaya çalışması da cabası.Suçu kabahatinden büyük derler ya bu da o misal.Niyetleri ve keyfiyetleri Allah'a havale ediniz dusturunu göz önüne alarak başlıkta kullandığım ibarenin ancak "eğer bilerek yazıldı ise"kaydıyla geçerli olduğunu belirtmek isterim.Ayrıca bunca yazılan tepkili yorumlara rağmen sayın Bilgi'nin sessiz kalması da düşündürücü.Selamlar..

51mehmet caglar beye..muhsin kurt, 05.03.2008, almanya

Ehven-i ser idi bu sahis diyorsunuz sevgili kardesim, ancak Levent beyin yazisinda da örnegini verdigi üzere, ehven-i serrin propagandasi, tarafgirligi-taraftarligi yapilir mi? eger yapilirsa, adi üzerinde, `ser` olan o sahsin serrine ortak olunmus olmaz mi? Ayrica, demokrasinin maksudumuz olamayacagini, beserî sistemler icerisinden secebilecegimiz bir arac ancak olabilecegini hatirlatirim. Hakli tenkidleri de `itidal ve muvazeneyle` karsilamanizi hasseten tavsiye ve istirham ederim. Bizim burda itirazimiz Yeni Asyanin o fötürlü sahsi ve uzantilarini desteklemesi degil, ve olamaz elbette.. bunu Nurculuk adiyla ve Nurcular adina yapmaya calismasidir. O yüzden yazarin kullandigi baslik ve icerikde, baska Nur cemaatlerinin de mevcut olduklari ve o sahsi da desteklemek söyle dursun, anlatabildikleri herkesi bundan `korumaya` calistiklarini göz önünde bulundurmasi gerekirdi. Gecmiste yapmis bulundugunuz o tevil ve tarafgirligin dogrulugunu ispat cabasina girmeniz, zannimca bu secimlerde de o düsünceyle yaptiginiz tercihin savunusu gayesini de tasiyor. Üstad Hz.nin duasini ve destegini DP`den cekmesi meselesine hic girmeden sunu paylasmak istiyorum , velev ki bir hizb, parti, ehven-i ser olarak bir dönem desteklendi; bu, o partiye ilanihaye duamizi ve destegimizi sürdürmeliyiz anlamina gelebilir mi acaba? siz de takdir edersiniz ki, konu siyasiler olunca kesinlikle ihtiyatli olmak gerkiyor. Mehdi nazariyla bakacak derecede abartili muhabbetten, gerektiginde yanlislarini yüzüne haykirip destegi cekebilme ferasetine sahip olabilmemiz temennisiyle, hakkinizi helal ediniz, selamlar.

50sayın grcn...Mehmet Çağlar, 05.03.2008, gaziantep

İlk olarak maksat üzüm yemek derken buradan "köprüyü geçinceye kadar..." diye birşey çıkmaz, böyle dememin sebebine gelirsek oradaki zihniyetin, ekolün desteklenmesi anlamındadır.

Yoksa şahsın hatası sebebiyle bir bütünü terk etmek ne kadar doğrudur? Bunu bana açıklar mısınız? Şimdi demirel'in hataları sebebiyle herşey terk mi edilmeliydi? iletişim kurulmamalı mıydı? azbir seyyie yüzünden çok nasıl terk edilebilir ki, çoğunluk bununla cezalandırılabilir mi? maksat üzün yemek ifadesini bu maksatla kullandım. ayrıca bu insanlar dört dörtlük mükemmel insanlar da değildir. kimse mükemmel değildir. Bu zaten ehven-i şer olandır. Eh maksat bu olunca da son seçimlerde de bu ekolün desteklenmesi gayet normaldir. ikinci olarak Demirel'e elbetteki tavsiyelerde bulunulmuştur, bir partinin başında bulunması hasebiyle. Yoksa adamın eli, kolu, ayağı tutulacak değildir. Kula mı bu? Hem neden bir insan hata yapıyor diye onu hatasına sahip çıkılsın ki... Tam aksine hatalar da tepki görmüştür. Şahsen demirel'in söylemiş olduğu son sözlerden ben de rahatsızlık duydum, üzüldüm. bunu aşağıda yazımda da zaten belirtmiştim.

49O sahis o cemaatle anilir olmussa hatalari herkesi baglar !grcn, 04.03.2008, nrvc

"....ve belki Demirel'e üstadın yüksek siyaset anlayışı öğretilmiştir." diyor Mehmet bey. Bu cok komik kacmadi mi? Ben size delilleriyle Vehbi Koc ile bu adamin 1971-72 de viski cekerek siyaseti degerlendirdiginden bahse diyorum.Siz ise Ustadin yuksek siyaset anlayisini ogrettiginizi ima ediyorsunuz. Yani siz "maksadimiz uzum yemekti" derken sanki " kopruyu gecene kadar ....... " gibi bir sey mi demek istiyor sunuz anlamadim. Eee peki o zaman bana soyleyebilirmisiniz Demirel`in olmadigi yani -uzumun yendigi- veya -guya -kopruyu gecmis bulundugunuz- en son secimde ne demeye onun artik ve kohne partisini ve basinda derin devlet mensubu bir adami desteklediniz? Yani secimler de ELAZIG sehrinin kendi adamini dahi secmemesi ve tokat gibi bir cevap vermesi kadar olsun siz bu isi idrak edemediniz mi? Bu mu ustadin yuksek siyaset anlayisindan sizin nasibinize dusen? Siz ne derseniz deyin bu yaziyi yazan Levent Bilge bey son derece mukteza-i hale mutabik bir baslik koymus yazisina:

"NURCULAR , YANLISI / DEMIREL`I DESTEKLEMEDIKLERINI DEKLARE ETMELIDIRLER" Su da aklima geldi ki zamaninda Erbakan guya " basortululere universitelerde selam durulacak" derken biz nur talebeleri onu hep hafife almadik mi? "Bir cok seyi mahvedecek demedik mi?" O guya basortusune destek verir ken onu elestiriyorduk VE ELESTIRDIK. Ama birisi " baslarini orteceklerse s.arabistana gitsinler ! " derken tutup onun aciklamalarini ise tevile tabi tutmadik mi? ve israrla ayni yerden bu adam ve onun gibilerin 100 defa bizi isirmasina sessiz kalmadik mi? YOK BABAM YOK ! Ben Erbakanin aciklamalarinin teviline belki inanirim da bu islamkoylu icin yapilan aka cikarmalara inanmam. SKOLASTIK MANADA 1960 LAR DAKI SIYASI DUNYA VE SIYASILER ILE O ZAMANIN USTUNDEN GECEN GUNLERI VE YILLARI VE GUNUMUZU COZMEYE CALISMAK , EHL-I RISALEDEN FERSAH FERSAH UZAK OLMASI GEREKIR. AMA MAALESEF 1950-1960 LAR DAKI USTADIN YUKSEK STRATEJI VE HIZMET ANLAYISINI AYNEN GUNUMUZE TATBIK ETMEYE CALISMAKLA ( ONU BARI YAPABILSELER DI ) RESMEN SKOLASTIK BIR BATAGA BATTIGINI GOREMEYENLER VAR. BU SKOLASTIK VIRUS YUZUNDEN MERHUM MENDERESTEN SONRA MERHUM OZALI FARKEDEMEMISTI DE VISKISIYLE CEVSEN OKUYANIN ARDINA GIDILMISTI.

48ŞAHSIN HATALARI CEMAATE MAL EDİLEMEZMEHMET ÇAĞLAR, 04.03.2008, GAZİANTEP

Kimse kusura bakmasın ama hem bu makale içerisinde hem de yapılan yorumlarda haksız değerlendirmeler yapılmış. İlk olarak şahsın hatası cemaate mal edilemez, bu sebeple cemaatler şahıslar üzerinden hareket etmez. Bu çok basit bir kuraldır ve herkeste bunun bilincindedir. Yoksa kimse ne Süleyman Demirel'in ne gözüne aşıktır ne de... Ayrıca Süleyman Demirel'de nurculuğu teslim makamında değildir, o sadece siysetçidir. Ama geçmiş dönemlere bakınca Süleyman Demirel'in şahsı değil içerisinde bulunduğu Adalet Partisi ve bu çizgi bizim için ehven-i şerdi ve bu sebeple bu çizgi desteklenmiştir. Şimdilere bakıp geçmişi yorumlamaya kalkışmayalım, zira geçmişin şartlarıyla günümüzün şartları arasında çok fark bulunmaktadır ve Adalet Partisi ve onu takip eden çizgi geçmişte Türkiye'yi çok zor şartlar içerisinde yönetmiştir. O tarihlerde Milli Görüşçü kardeşlerimiz -şimdilerde sıkı sıkıya sahip çıktıkları- demokrasiyi küfür rejimi olarak adlandırıyorlardı. İşte Türkiye şartları içerisinde Bu parti ekolünü desteklemek ehven-i şerdi ve o gün doğru olan yapıldığı gibi bugün de doğru olan yapılmıştır. Bakın baş örtüsü ile ilgili nasıl bir kaos ortaya çıkarılmakta. Sebep... Ama gidin 1950'li yıllarada Demokrat Parti tarafından Ezanın aslına çevrilmesi ile ilgili yaşananları inceleyin, Demokrat Parti kanunu çıkarırken Chp içerisinden destek bile almıştır. Geçmişte okullarda mescit bulundurmak sorun değilken bugün okullarda mescit bulunduranlara soruşturmalar açılıyor. Geçmişin tüm bu kazanımları demokrat zihniyetin desteklenmesinin ne kadar da isabetli olduğunun delilidir. Evet Yeni Asya bu ekolü desteklemiştir. Yoksa müellifin muhabbet duyduğu gibi kimse Süleyman Demirel'e muhabbet duymamıştır. Her şeyin bir itidali vardır ve bu kaybedildiği zaman ise dengeler sarsılır. Muhabbette nefrette böyledir. Bu sebeple aşırı muhabbet aşırı bir nefrete inkılap edebilir. Fani olana aşırı muhabbet zulüm olduğu gibi aşırı nefrette zulümdür. Yoksa kimse Demirel'den siyaset dersi falan almamıştır ama bir partinin başında bulunması hasebiyle kendisiyle iletişimde bulunulmuş ve belki Demirel'e üstadın yüksek siyaset anlayışı öğretilmiştir. Bugüne gelince Demirel'in yaptığı hatalı açıklamar cemaati bağlamaz, ama elbette ki yapmış olduğu son açıklamalar üzücüdür. Bu ise onun şahsi çıkmazıdır, cemaatlere mal edilemez. Demirel görevdeyken maksat hasıl olmuştur, yoksa kimsenin amacı bağcı dövmek değil üzüm yemektir. Bu yüzden kimsenin özür dileme gibi bir zorunluluğu yoktur. Tam tersi geçmişte elde edilen hizmetler dolayısıyla teşekkür lazımdır. Tanrının hakkı tanrıyaysa Sezarın hakkıda Sezar'a. Lütfen eleştirilerimizi yaparken itidal ve adalet çizgisini çok dikkatle göz önünde bulunduralım.

47Abdussamed kardeşimeMuzaffer, 04.03.2008, Adıyaman

yazınızı okuyuncabir düzeltme yapma ihtiyacı duydum yazınızda üstadın 21. lema la beraber hutuvatı sitte nin de sık sık okunması tavsiyesini yazmışsınız ve yazınızı da üstadın da siyaset tavsiye ettiği manası çıkıyor .FAKAT orda yazan hutuvatı sitte değil hücümatı sitte idi. Lütfen doğru okuyalım

46Nurcular mi, Yeni Asya mi?muhsin kurt, 01.03.2008, oberhausen,almanya

Yazarin bu yazida ki muhatabi kesinlikle `Nurcular`, hele `en üst kademedeki Nur talebeleri` asla olamaz. Cünkü, bu zikredilen güruh, defaatle Demirelle -olmayan- münasebetlerini gerekceleriyle izah etmislerdir. Ve daha da önemlisi, müntesipleri olan ihvani da böyle bir münasebetin yanlisligi konusunda uyarmislardir, ehl-i vicdan buna sahitlik yapmaktadir.. Ancak son secimlerde de görüldügü üzere, kendilerini Nurcularin hasi ve sözcüsü gören bu Demirel destekcileri yine cok ucuz gerekcelerle o kisinin uzantisini -böylesine özel bir secimde- destekleme yoluna gitmislerdir. Ve zannimca, bir kisim ehl-i insaf ve dikkat tarafindan yayinlanan o hakikatli Bildiri ile cevaplarini almislardir. Yillardir oldugu gibi Milli Görüs ve diger cemaatlere mensup kardeslerimizin bu konudaki hakli itirazlarini, Nur cemaatleri -biri haric- haketmemektedirler. Ancak bu zevat sayesinde adimiz da böyle cikmistir malesef, bunu izah etmekten de sahsen biz 20 yildir neredeyse biktik artik.. Onun icin Levent Bey bu yaziyi yazarken, kisacik da olsa, diger Nur cemaatlerinin (varliklarindan haberdar olduguna süphem yok) bu kamburu asla sirtlarina almadiklari gibi, kendilerine de bu konuda hep izah ve muhalefette bulunduklarina -vicdan adina- deginmesi gerekirdi, hatta elzemdi..vesselam.

45'Viskiler üçe çıkınca Demirel serbest konuşmaya başladı'grcn, 28.02.2008, nrvc

ISKOC VISKISINDEN MESELE ACILMISKEN "İskoçya’da konuşulan İngilizce farklı, ağır bir lehçe ama iki tek atınca hepsi aynı" DIYORLAR EHL-I DUNYA MABEYNINDE. NE ALAKASI MI VAR DEMIRELLE ? HABERIN BASLIGINI YAZIYORUM " 'Viskiler üçe çıkınca Demirel serbest konuşmaya başladı' :)))

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=657898

44SIZ HIC VISKI ICEREK CEVSEN OKUDUNUZ MU ? VEYA RISALE ?grcn, 28.02.2008, nrvc

SIZ HIC VISKI ICEREK CEVSEN OKUDUNUZ MU ? VEYA RISALE ?

DEMIREL`IN ICINDE BIR TITO MU VAR?

buyurun nasil oluyormus gorelim:

"Vehbi Koç, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra 11 Mart 1972'de Demirel'i Ankara Güniz Sokak'taki evinde ziyaret etmiş. Koç, buluşmaların ayrıntılarını not defterine şöyle yazmış: "Bizi kapıda karşıladı. Oturduk, hatırımızı sordu. 'Birer viski içelim.' dedi. Birisi buz ve su getirdi, kendisi odanın bir tarafında bir dolaptan CHIVAS REGAL viskisi çıkardı. 'Ne var ne yok, piyasa nasıl gidiyor?' diye sordu. Ciroların, kârların iyi gittiğini söyledim, pek memnun kalmadı. (..) İkinci viski konuldu, o da içildi. Hep kendisi koyuyordu. Dehşet konuşuyor. Bir taraftan, 'Ben sizden bilgi alacaktım, bana fırsat vermediniz, beni konuşturdunuz' diyordu; diğer taraftan da konuşmayı çok seviyordu. Mezemiz patlamış mısırdı. Viskiler üçe çıktıktan sonra o da serbest konuşuyordu, ben de... Anlaşılan çok okuyor, bilhassa iktisadi işleri gayet iyi biliyor ve istikbalden emin görünüyordu."

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=657898

IHSAN SABRI CAGLAYANGIL`IN ANILARINDAN YAKALADIGIM BIR TITO VE DEMIREL BENZERLIGI:

"Tito, viski severdi. Sabahleyin saat onda da içmeye başlardı. Ve Chivas Regal viskisine düşkündü. Ben devlet başkanlarının ádetlerini öğrenir, ilişkilerde bunları cevaplamaya çalışırdım. Tito'nun odasına bol miktarda Chivas Regal viskisi koydururdum.

Bu viski iki çeşitti. On iki yıllık, yirmi dört yıllık. Yirmi dört yıllıklar pahalıdır. Kadife kılıflar içinde özel ambalajla satılırlar. Ben Tito'ya itina gösterdim ve bu viskilerden odasına koydurdum. Bana bir gün dedi ki: "Dünyanın en iyi viskisi Chivas Regal değildir. Sıralamada bu tür viskiler yedincidir. Fakat ben buna alışmışım. Bunu seviyorum. Siz de en iyisini koyuyorsunuz......." http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7197477&yazarid=4

ISLAMKOYLU HUSREV EFENDININ KUR`AN TALEBESI COBAN SULEYMANIN 1909 YAPIMI ISKOC VISKISI ILE TURKIYEYI IDARESININ YANINDA

SANA BANA

"GETIR CEVSENI GETIR RISALEYI !"

ONA BUNA

"GETIR CEREZI GETIR VISKIYI !" TARZI IKI YUZLULUGU....

NAZMIYE GETIR VISKIMI GETIR CEVSENIMI !

43Müellif Hata Yaptığını Deklare Etmeli Ve Özür Dilemeli.AsG, 31.10.2007, Ankara

Evet, müellifimizden hala bir hareket yok. Müellif bütün nurcuları zan altına sokmuştur.

"Öyleyse bana göre yapılması gereken tek bir şey var: En üst kademedeki Nur talebelerinin medya önüne çıkarak hakkın, mazlumun, hürriyetlerin, demokrasinin yanında durmayan bir Demirel’i desteklemediklerini, yeni bir Demirel ihtirasına alet olmayacaklarını, bizim değil onun döndüğünü, deklere etmek ve toplantıyı da Üstadın “Zalimler için yaşasın cehennem” düsturu ile bitirmektir."

Zaten hakiki nurcular yıllardır, böyle diyorlardı ki... Biz hiç bir demireli desteklemedik. Yanılıyorsunuz.

"En üst kademedeki Nur talebeleri" ne demektir.

Eğer suallerin muhatabı olan müellifimiz bunlara cevab vermeyecekse yorum yazmayalım.

...

42NURCULAR'ın hatası değil....AsG, 29.10.2007, Ankara

Yorumları okuyunca anlıyoruz ki yazı maalesef yanlış anlamalara mahal vermiş durumda. Sanki türkiyede bir tane NUR cemaati varmış gibi NURCULAR tabiri kullanılmış.

Halbuki, daha evvel de bahsetteiğim gibi sayın abimiz o adamı desteklerken sair NURCULAR o adama zerre kadar destek vermemişlerdir.

O sebepten bu hatayı NURCULAR yapmadı ki, NURCULAR özür dilesin ya da NURCULAR : 'Kabul ediyoruz, hata yaptık.' desinler.

Kanaatimiz o ki sayın müellif tekrar bir düzeltme yazmalı.

41Peki sair nurcular niçin sizin gibi desteklemedi.AsG, 29.10.2007, Ankara

Peki sair risale-i nur cemaatleri taaa baştan beri niçin bu adamı desteklemedilerde, siz ona mehdi kanaatiyle sarıldınız?

Yani o kadar cemaat bir liman olarak görmedi de siz gördünüz?

Niçin yeni asyacı arkadaşlar bu kadar basiretsiz davrandılar. Ve hala O'nu savunmaktalar, ve tevil üstüne tevil getirmekteler?

Çok garip, hem aynı kaynaktan beslendiğimizi söyleriz, iddia ederiz, hem hadisatı çok farklı tefsir ederiz....

Hayırlısı.......

Cenab-ı Hakk istikamet ve istikrar versin inşb hepimize....

40peki şimdiasey, 09.09.2007, bursa

Leven abinin tabi ki bir meşrebe mahsus olan bir fiilin yanlışlığını ve buna mutaasıp bakışın halen devam etmesinin yanlışlığını vurgulaması ihlaslın gereği olan eleştri anlayışına uygun düşmüş.ancak üzülerek belirtiyorum ki çok yakından tanıdığım ve sevdiğim o meşreb ehli dostlarım tarafından bu geçmiş seçimlerden önce öyle anlaşılmaz ve sebebi idrak edilemz bir mantıkla bir partinin hafife indirgenmiş partizanlığını yaptılar ki inanın çok şaşırdım.adı aynı olması sebebi kadar mantıkta 'tam dindar olmayn bir kişi' olması gerekliymiş açıklamaları bu damarın hala aktığını hissettirdi.inşallah yanılıyorumdur

39Süleymanname K.Ali, 16.06.2006, İstanbul

Süleymanname

Sen gül diyarının yapma gülüsün!

Aynı yapmacıkla Çoban Sülü’sün!

Yoktur izlediğin bir dava yolu;

Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!

Türk’e zıt sermaye merkezlerinden,

Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün!

Milli yekparelik gelmez işine;

Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün 1

Ve devlete mason biraderlerin

Tam da maslahata denk ödülüsün!

Ne sır sendeki bedava oluş!

Problemler içinde en müşkülüsün!

Fikir dağlar boyu kocaman kitap;

Sen de o kocaman kitabın bir virgülüsün!

Böyleyken ustasın gözbağcılıkta;

Cüceler sirkinin baş Herkülüsün!

Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,

Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!

Büzülmüş susarken mahzun hakikat,

Davuldan ziyade gümbürtülüsün!

Teokratik rejim olmaz deyip de,

Peşinden müslüman görüntülüsün!

Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon;

Bir felaketsin ki, binbir türlüsün!

Gelirsiz giderli bütçelerinle,

Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!

Okka okka vicdan satıl alırsın;

Topuzu altından oy baskülüsün!

Bir gökdelen sanır seni gören göz;

Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!

Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;

Meclise gelince söküntülüsün!

Bağlısın hak bilmez yeminlilere;

Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!

Üçbuçuk mebusa kaldı diye fark,

Kimbilir, ne kadar üzüntülüsün!

Millet gökten adam dilensin, dursun!

Ümit fakirinin keşkülüsün!

Kuzum, senin neren Anadolludur?

Türk’ e Amerikan püskürtülüsün!

Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,

Sen o belaların son püskülüsün!

( 1971 )

Necip Fazıl Kısakürek

38levent bey ve gürcan hk...evren, 13.06.2006,

Kanaatim o ki bu sitede Levent Bilgi yazılarına, Gürcan Bey kardeşimiz de yorumlarına bir süre ara vermeli...

gerek yazar, gerekse de yorumcu arkadaşımızın şerh etmeye yönelik ifadeleri maksadın hasıl olmasından ziyade, farklılıkları derinleştiri, sinirleri gerici, ihlasları zedeleyici bir minvale sürükleme istidadı taşıyor. durum onu gösteriyor ki gerek Levent Bilgi agabey, gerekse de gürcan kardeşimiz gerilimi idare edecek (yeni ifade ile stresle mücadele edecek) bir dilden gün geçtikçe uzaklaşıyorlar. eleştiri ihlas, uhuvvet çerçevesinde değerlerilecek bir olgu olduğu kadar, estetik bir olgudur da. buradan bakılınca yazar ve yorumcunun ifadeleri estetikle pek de bağdaşmayan ifadeler gibi geldi bize. bununla beraber ihlas ve uhuvvet meselesinde gerek yazarımızdan gerekse yorumcu kardeşimizden şüphe etmiyoruz. allah razı olsun her ikisinden de. ne var ki yazılarını yazarken ve yorumlarını yaparken biraz daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyoruz. niyetleri bu olmadığı halde polemiği çağrıştıran konu ve ifadeleri istemeyerek de olsa kullanmaları sonucunda şu anda bu sitenin en tanıdık iki ismi haline geldiler. görünen o ki bu sitenin kahir ekseriyeti bu yazar ve yorumcu kardeşlerimiz hatırlarına geldiğinde biraz umutsuzluğa, biraz bungunluğa, çokça asabiyete düşerek, ihlas, uhuvvet ve hizmet şevkini kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyorlar.

gerek yazar ağabeyimize, gerekse de yorumcu kardeşimize evvel ahir tavsiyemiz dünün ve bu günün zaten sonuca bağlanmış meselelerini gündeme getirmekten ziyade risalenin kutsal referansları bağlamında yoğun okumalara girerek yeni şeyler okumaları ve gerekiyorsa ölçüyü kaçırmadan yeni şeyler söylemeleridir.

haddimi aşan, ihlas, uhuvvet ve hizmet şevklerine halel getiren ifadeler kullandıysam gerek yazar ağabeyimden, gerekse yorumcu kardeşimden özür dilerim.nasıl ki onlar bu meselelerin konuşulmasının risale-i nura katkısı olduğunu düşünüyorlarsa, benim şu ifadelerimin de benzer bir niyet taşıdığını bilmelerini isterim.

bu itibarla her ikisinden de helallik dilerim...

37ARTIK ŞAŞIRMIYORUMagah vardar, 12.06.2006,

asrı saadette resulullahın (a.sm) vahiy katıplerınden bırısı daha sonra irtidat etmiş... bunu öğrendikten sonra asrımızda vukubulan irtidatlara artık şaşırmıyorum

36kim bilebirlirdi ki ?gurcan, 11.06.2006, haungenstva

kim bilebilirdi ispartanin guzide bir koyunde , son asrin kutlusunun talebesi olan husrev abi gibi bir degerden -- koyunlari guttugu ayni zamanda -- kuran-i kerim tahsilini alan bir koylu cocugunun milletin basina ne coraplar orecegini ve neler neler edecegini !

koyun gutme psikolojisinin , onda geneli avam olan halki kaval dinleterek uyutma isine yardim edecegini kim bilebirlir di ki ?

butun idare eden konumunda oldugu zamanlarda 450 kusur imam hatip lisesi acan bir kisinin , o okullarda okuyanlari arabistana , bir koyun surusu gibi gorup surmek istemesini kim bilebilirdi ki ?

evet kim bilebirlir di ki ?

trajikomik bir hadise ve aci ama gercek olaylar !

not :

ustadin soyledigi " euzu billahi minesseytani ve s siyaset " cumlesinin ebced degerinin bu kisiye baktigina dair bir suphe geldi :)))

35teşekkür ederimhacer KURT, 10.06.2006, İstanbul

levent bey sizi gönülden alkışlıyorum düşüncelerimize tercüman olduğunuz için...Allah razı olsun sizden...

Düşünce hürriyeti, ruhun hayatıdır.

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar.

34Yormlara bir haşiyeAlaaddin Taşkın, 09.06.2006, İstanbul

Öncelikle Levent abyi tebrikediyorum. Ve nurculera özellikle yeniasya grubundan olanlara!! ÜSTADIN SİYASİ GÖRÜŞÜNÜ günümüze tatbik edebilmelerini sağlayacak bir iki yazı geçen okudum. HERKESE TAVSİYE ederim. Yeni Dergi nin 96 yılında çıkan 9.sayısında(sayı farklı olabilir) Muhammet Bozdağın Bediüzzaman Said Nursi nin siyaset düşüncecesi üzerine ve Refik Yıldızerin bir efsane olan demokratlık isimli yazılar. Okuyunca daşöyle düşündüm; ah keşke hizmette benimle ilgilenen abiler bana yeniasya gazetesi okutop DYP taraftarı haline getirecekline bu dergileri oktsalardı ya ben de çevreme rezil olmaktan kurtulurdum

33Karakalem, Levet Bey ve Karakalem okurlarıevren, 02.06.2006, İstanbul

karakalem.net sitesi büyük bir boşluğu dolduruyor. bazı genç arkadaşların uzun vadede kalem ehli olarak yetişmesine imkan sağlıyor. hatalar, eksikler, fazlalıklar oluyor, olacak da. "emri bilmaruf ve nehy-i anil münker" sırrınca ihlas ve uhuvvet prensipleri çerçevesinde eleştiri, tavsiye ve uyarılar oluyor, olacak da. okurdan beklenen bu prensipler doğrultusunda hareket etmek olduğu gibi editörden ve site yazarlarından beklenen de bu uyarı ve tavsiyeler doğrultusunda kendini tekrar gözden geçirmeleri ve düzeltilmesi gereken hususları makul bir süre içinde düzletmeleri.

levent bey yazın hayatına yeni başlamış bir yazar değil. üstelik yaş itibarıyla da sitedeki ortalamanın biraz üzerinde sanıyorum. bunu yazılarından çıkarıyorum. levent beyin bir çok yazısı belli bir çevre tarafından yıllardır tartışılan, ama karakalem okuru açısından tartışılmaya gerek olamayacak kadar sonuca bağlanmış meseleler. demirel, ak parti, fethullah gülen gibi hemen herkesin iyi-kötü ortalama bir kanaate sahip olduğu meselelerde tam anlamıyla sonuca varmak mümkün olmadığı gibi, buna gerek de yok. zira bu gibi nisbeten muvaffakiyet merkezli, ucu bire bir iman ve islama çıkmayan ve nisbeten hissiyatların hakim olduğu bir alanda kimse tek bir hakikatin varlığından söz edemeyeceği gibi, böyle bir beklenti içinde de olamaz. iman dairesi dışında insanın dış dünyası ile birebir bağlantılı olan meselelerde bir tek hakikat yerine birden çok gerçek olabilir. ehl-i hakikat için bin gerçek bir hakikat etmese de, hiçbir ehl-i hakikat bu bin gerçeği bire bir ret etme bağnazlığına düşmez. öte yandan gerçek tarafında reyini kullanan insanlar da tek gerçeğin olmadığını bilerek olaya bütüncül bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini gözden ırak tutmamalılar. levent bey meselelerin hakikat tarafına vurgu yapmaya çalışıyor ama söyledikleri insana ilk elden “gerçeği” hatırlatıyor. akli şeyler söylüyor, ama bunlar makul değil. malum akıl gerçek üretir hakikat ise makul olmayı gerektirir. akli davranmakla makul davranmaksa aynı şeyler değildir.

Levent bey birazcık klasik nurcu gibi davranıyor gibi geliyor bize.oysa zaman ve şartlar değişti. İnsanlar artık meselelere milliyetçi ve tarafgir bir gözle bakmayı makul bir davranış olarak görmedikleri gibi, cemaatçi davranmayı da hoş görmüyorlar. Keza cemaat milliyetçiliği yapanları da. Her şahsın eksiği, fazlası olduğu gibi, her cemaatin de eksiği, fazlası oluyor. Kısa vadede bir insanın bizim istediğimiz seviyeye gelmesi nasıl mümkün olmuyorsa, kısa vadede bir cemaatin de bizim istediğimiz seviyeye gelmesi mümkün olmuyor. Biz nur risalelerini okuyan insanlar olarak herhangi bir siyasi hareketin tarafında veya karşısında da olamayacağımız gibi yanında da olamayız. Benzer şeyleri cemaatler içinde söyleyebiliriz. Bir şahıstan hareketle onun mensup olduğu partiye ve cemaate yönelik çıkarımlarda da bulunamayız. Levent bey zaman zaman biraz tarafgirlik de bulunduğu izlenimi veriyor. İyi niyetli olduğu için de karşı tarafa fazla yüklendiğini düşünüp özür havasına giriyor. Bu defa da karşıdakine onun hak etmediği kadar hak vermiş oluyor. Bu dengeyi tutturması gerekir.

Levent bey bu güne kadar konuluşmuş ve herkesin ortalama bir kanaate sahip olduğu, sahip olmakla kalmayıp zaman zamanda gerekli-gereksiz, haklı-haksız tepkiler verdiği ve hasbelkader kişiden kişiye anlayış değişikliği gösterdiği meselelerde yazarken daha dikkatli olmalı gibi geldi bize. Bize kalırsa bu meselelerde bir şeyler yazmak sadece yaraları kanırtmaktan başka bir işe yaramadığı gibi, yine yerli yersiz taraftarlar ve rakipler doğuruyor. Siteye yorum yazan arkadaşlardan da bu anlaşılıyor.

Levent bey Nurcu merkezli bir anlayışın hakim olduğu yazılar yazmak yerine risale metninden hareketle yazılar yazsa daha fazla faydalı olabilir gibi geliyor bize. Niyetinden gayretinden, ihlas ve uhuvvetinden şüphe etmediğimiz bir insan Levent bey. Yazdıklarında samimi. Ama bu samimilik birazcık hissi bir samimilik gibi. Bunu akıla dayandırmaya kalkınca bir çok gerçekçiğin doğmasına neden oluyor ve o gerçekçikler bir kısım insanların gerçeklikleri ile çatışır, diğer bir kısım insanların gerçekleri ile de örtüşür hale geliyor. Sonuçta önü alınamayan bir huzursuzluk oluyor. Hak dağıtımında adaletsizlik oluyor. Umarım Levent beye karşı kırıcı olmamışımdır. Eğer öyleyse; af ve duasını beklerim.

Son bir söz de site sakinlerine. Karakalem.net okurunun tek ölçüsünün risaledeki muhakeme sistemi olduğunu düşünüyorum. Bu gün hiçbir cemaatin tamamen, tek başına, birebir risale ile örtüşmediğini, bu günkü şartlarda bunun mümkün de olmadığını, her cemaatin bu ruhtan bir parça taşıdığını, bu parçanın bazen küçük, bazen büyük olduğunu, bazen bu ruha aykırı davranışlar içinde de bulunabildiklerini, nur cemaati olarak bilinen kimi grupların siyasi sahada, kimisinin, içtimai sahada, kimisinin de manevi sahada, bazılarının da başkaca alanlarda yanlış yapabildiğini akıldan ve hatırdan uzak tutmak gerektiğini düşünüyorum. Bunun için site sakinleri olarak bizlerin biraz daha akl-ı selim, biraz daha soğukkanlı biraz daha iyi niyetli olarak yazarlara ve okurlara yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Birbirimizi sadece risalenin talebesi olarak görelim. Herhangi bir cemaate mensup insanlarmış gibi algılamayalım. Bir birbirimize yol ve yoldaş olalım, yol kesen olmayalım. Birbirimize kapı ve pencere olalım, duvar olmayalım. Birbirimizin yoluna taş koymayalım, baş koyalım. Birbirimize ayak olalım, birbirimize ayak koymayalım. Ki maksat hasıl olsun. Böyle bir durumda gerek site editörlerinin, gerek yazarların işleri kolaylaşacağı gibi, siteyi takip eden bizlerin de bu tür gerilim gibi gözüken meselelerden büyük bir manevi ve tefekküri kazançla çıkma ihtimali olacaktır. Allah herkesten razı olsun..

32tebriklermurat , 01.06.2006, kdz.ereğli

yazarı, özeleştiri yapma cesaretine başvurduğu için tebrik ediyorum cesurca bir yazı. ama bazı yorumlarda ki bu yazıya tahammülsüzlük de üzücü.

31Bir yanlış var bir yerdeyusuf emin, 01.06.2006, Ankara

Şimdi siyaseti yıllarca çirkin nitelendiren insanların el altından siyaseti yönlendirmeleri. insanın aklına cemaatlerin de "perde arkasında bir iktidar mücadelesi" ne girip girmedikleri düşüncesi doğuruyor. Zira nur cemaatlerinden kimisi özal ve ecevite, diğeri demirel e çok değer veriyor. Hatta Süleyman efendi Hz.lerinin cemaati de ANAP a destek ceriyor yıllarca. Peki ama nakşibendiler (özellikle iskenderpaşa) siyasete bulaşınca (kimi arkadaşlar tarafından, herkes değil tabiki) onlara da "bizim siyasetle işimiz olmaz" naraları atılıp yaptıkları iş küçümseniyor? ve hatta yer yer dini siyasete alet etmekle suçlanıyor?

Ya da dindar kesim (bireysel değil, kitlesel olarak) siyasilere karşı "bunların bize yaklaşması siyasi çıkarlarına uyduğu için" demeyecek kadar hüsn-ü zan sahibi ama bir o kadar da basiretten yoksun mu?

Peki nedir bunun adı?, dindar insanlar ve de Risale-i nur siyasetin neresinde olmalıdır? Gerek risaleler ve gerekse diğer büyük alimlerin bakış açısıyla bunun adı konulmalıdır. Ve bu konu bu forumda tartışmaya açılmalıdır.

30İfrat-tefrit-su-i zan ların meyveleri...abdüsSAMED, 30.05.2006, Ankara

Ben sizin meydanlarda demirelden dinlediğiniz inciler zamanında ben yoktum dünyada... Benim de hep kafama takılan bir soru idi... "biz demirelcimiyiz.." bu soruyu sorma nedenim yanında bulunduğum ağabeylerimin demirelcilik yapmalarından dolayı değildi. Sadece hangi cemaata müntesip olduğumu bilen bazı zevatın bana demirelci gözüyle bakmaları ve bunu bir şekilde cümlelerinde yansıtmaları idi(Hatta bir müftü dahi sohbetimizi bu konuya getirp bağlamıştı.) sarfedilen menfi manadaki bu cümleler bana "demirelcimiyiz.." sorusunu sordurdu.. hep... Üstad "Eüzübillahimineşşeytanirrecim." demiş. "Tamam" dedim.. Siaysetin her türlüsünden uzak durmak lazım" gibi bir mana açılıyor mana alemimde.. (Bilhassa bu cümleyi çokça kullanıp da kendilerini görünürde siyasetten uzak tutma çabalarında olan bir çok kişiden dolayı..) ama gel gör ki herşey Hz. Üstadın bu zamanda dört parti var." dediğini öğrendiğimde birden birbirine karıştı. Kendi kendime "Ey büyük Üstadım ben bu işin içinden nasıl çıkacağım? Hem böyle dersin hem de öyle dersin. Mesaj ne?" 21.Lem anın, Meyvenin 4. Meselesinin, 19.Lem anın ve Hutuvat-ı Sittenin çokça okunması gerektiğini de söyleyen Hz.Üstadın.. Hutuvat-ı Sittenin niye bu işin içine grdiğine pek anlam veremedim. Çünkü Hutuvat-ı Sittenin siyasetin laçakçasını yapan devrin İngiliz siyasilerinin oyunlarına karşı yazıldığını biliyorum.. Sonunda dedim ki: Risale-i Nur bir bütündür. Üstadım ın madem diyanet, siyaset ve cihad dairesinde vazifesi var.. O halde ben nasıl ki İmani bahisleri çokça okumam gerektiğini hissediyorsam içtimai ve siyasi bahisleri de okumam gerektiğini hissetmeliyim.. Üstadım bizi dengeye davet ediyor.. Nasıl ki siyasetten-Risale-i Nur un siyasi meselelerini dikkate almadan- büsbütün uzak kalmak tefrit ise, her konuyu Risalelerdeki siyasi meselere getrmek de ifrattır....

Sayın Levent ağabeyim bugün benim YeniAsya Nur Cemaatine mensup olduğumu öğrenip de bana karşı tavır alanların bu yanlış tavrında siz ve sizin gibi ağabeylerimin bahsettiğiniz zamanlarda demirele abi gözüyle bakıp onu ifrat derecede savunmanızdaki tavrınız yatıyor...

Tabi kendilerine Risalelerdeki ölçüler perspektifinden oy vermediğimiz din adına ortaya çıkıp oy toplama gayretinde olanların tavsı da var. Bunu da unutmamak lazım.. Bunlar ki en büyük darbeyi bize vurdular... bize hep yıllar yılı "mason uşakları" dediler.. Bunun hesabı da Mahkeme-i Kübra da verilir diyeceğim ma onlarda Kardeşlerim.. Diyemiyorum.. Allah bizi su-i zanlardan, ifrat ve tefrilerden muhafaza eylesin.. Bir de YeniAsya da yayınlanan Murat Çiftkaya ağabeyin Dün Dündür başlıklı yazısını okumanızı diliyorum..

FİEMANİLLAH

29 HAKLISINIZbahadır_88, 29.05.2006, MANİSA-TÜRKİYE

levent bilgeye katılmamak elde degil.yasım 18 bu kervana katılalı 4 sene oldu.gittigim gurubun demirel takıntısı yoktu.üstadın düsturu geregisiyasetten uzak duruyorlardı.ama daha sonra bir gurubun demirel müptelası oldugunu ogrendim.cok hayret etmistim.ve ogazeteyi su aralar okuyorum.demirele verdilkeri tepkınin yeterli oldugunu dusunmuyorum.dediginiz gibi basın acılaması yapmaları beklıyoruz.Allaha emanet olun

28teşekkürmuastafa, 29.05.2006,

sayın levent bey yazdıklarınız çok doğru. bugün birçok insan bu dediğinizden dolayı yani dün propogandalarına katıldığı birinden böyle sözler duymaktan dolayı rahatsız. Ancak meseleyi Risale-i Nur ölçütlerine göre değerlendirenler hissi davranmayanlar "evet kardeşim bu yanlış yapyanlış" demiştir. Bugün nurun matbuat lisanı olan yeni asya bunu gazetelerinde belirtmiştir. Hatta sene içinde gazeteyi ziyarete gelen yine sizin deyiminizle onlrın sırtını sıvazlar nitelikte konuşan bir siyasiye yine "şu şu dedikleriniz doğru şurda yanlışsınız " diyebilecek dirayeti göstermiştir......

27MESLEK - MEŞREBFaruk, 28.05.2006, Ağrı

Eğer nurcular Üstadın Meslek ve Meşrebinin dışına çıkarsa(teşbihte hata olmasın) semer vuran çok olur.

Perde olan yerini aynalara terketmeli....

Euzu billahi mineşşeytani vessiyaset.....

26MUVAZENEerkan akgül, 27.05.2006, malatya

Levent Bey in yazdıkları çok güzel istifade ettim.Aynı yazıya imzamı atarım.Ama bazı yorumlara katılmak mümkün değil geçmişte hata edilmiş gibi yersiz tenkitler var geçmişte Demirelin İslam Demokrasi Laiklik gibi konulardaki söylediklerine kim karşı çıkabilir.Ayrıca siyaset bir tercih meselesidir sen Özalı desteklerken isabet ettinde başkası başka birini tercih edince neden yanlış olsun.Rahmetli özal çokmu masumdu müslümanların topyekün dünyevileşmesinde balıklama dünyaya dalmasında hortumculuğun rüşvetin yaygınlaşmasında kimin medhali var her neyse hülasa Levent Beyin dediği gibi şu anda Demirel yanlış yapıyorsa bu yanlışı savunmak yanlıştır.Ve Yeni Asya cemaatindeki kardeşlerimizn ekseriyetide bu durumu tasvip etmiyorlar zaten gazetelerinde eleştiri yazıları yayınlandı.Selamlar

25Kim Kimi Kullandıenes kara, 25.05.2006, Ankara

Leven bey evvela nurcular demireli desteklemediklerini deklare etmeli olan başlığınız

bir kısım nurcular diye başlamalıydı

zira çok şükür demireli oldum olası desteklemeyen bir çok nur talebesi ve grup var

Soru Şu:

Demirel mi Bir kısım Nurcuları kullandı?

Yoksa Bir kısım Nurcular Demirel i mi

El Cevap: Demirel bir kısım nurcuları

bu bir kısım nurcuların bu demirel muhabbetini ve onun devamı olan aynı parti ve liderlerini Çiller ve Ağar gibi destekleme yanlışını bir haber sitesinde yaptığım bir yorumda eleştirmiş ve bazı sorular sormuştum onlardan biriside şuydu.

Demirelin malum 28 şubat sürecinde sarfettiği efor ve şu son çıkışı

artık bir öz eleştiri yapmayı gerektirmiyormu?

zira onu zamanında özellikle gazete lisanıyla destekleyen bir kısım nurcuların! bu tavrı yüzünden bir çok kimse risalelere dost-kardaş ve talebe olabilecekken onları küstürdünüz ve nur talebelerine yanlış bir bakış açısı ile bakmalarına sebep oldunuz dedim.

yazıya demireli savunma babında gelen cevap şuydu

demirelin hakkını yememek lazım zira bir çok imam hatip açmış

Üstad bize 5 nci şua ile deccalın nifak perdesi altında tahribat yapacağını söylüyor

yani aziz nesin gibi harbi delikanlı bir kafir sıfatıyla iş yapmayacak

o deccal komitesinin aveneleride o yoldan gidecek ve onlarda elbette o yolu takip edecek ve etmiş

bir kısım nurcular ise onların bu islami olan bazı söylem ve eylemlerine kanarak onları desteklemişlerdir.

Ama zararın neresinden dönülürse kardır

Ama bu özeleştiriyi yapmak nefse zor ve ağır gelir

zaten nefse zor gelende hayır vardır.

24enteresanyılmaz, 24.05.2006,

Doğrusu yazınız bana ilginç geldi. Birazdan bir uyarı gelir mi veya bu yazı yayınlanır mı bilmiyorum ama ben gene de yazacağım. Kusura bakmayın ama dem.. ismi daha dışarıdan buz gibi. Özür dilerim, adımın her hali her haline siret etmiş. Affedin ama çok şaşırdım, Üstadın gazeteye siyasete tepkisini ben mi yanlış anladım?Risale-i okumaya başladım ilk yılla birlikte siyaseti de gazeteyi de bırakmıştım. Açıkcası gözlerimin dahi onlardan sudur eden en ufak özür dileyerek söylüyorum pisliğe muhatap olmasını istemedim. Allah aşkına onlardan ne medet umuyorsunuz da bu söyleminden böylesine bozuldunuz. Hakkikatten anlamıyorum. Üstelik hiç fena teklif değil Arabistana gidip okumak batıda çok mu hikmet var? Bir diğer sorum, nasıl onu sevebildiniz? İnanın samimiyim. Anlamıyorum. Her günahta küfre giden bir yol vardır, adamın yaşam şekli tercihi, dün farklı mıydı? Sevilecekler

anlatılmıyor mu, kuranda sünnette veya bırakalım onları risale nurun o gözde zatları nasıl bir hayat sunmuşlardı bizlere.Nasıl dem.. sevilebilir? Nasıl bir umut bu? sonra şu çağrınızda ilginç geldi, sizce oralarda olanlar bu tavrı sergileyebilirler mi, oralarda olmak neyi gerektirir, veya bu tavrı sergileyebilecek olan oralarda olabilir mi?

Öyleyse bana göre yapılması gereken tek bir şey var: En üst kademedeki Nur talebelerinin medya önüne çıkarak hakkın, mazlumun, hürriyetlerin, demokrasinin yanında durmayan bir Demirel’i desteklemediklerini, yeni bir Demirel ihtirasına alet olmayacaklarını, bizim değil onun döndüğünü, deklere etmek ve toplantıyı da Üstadın “Zalimler için yaşasın cehennem” düsturu ile bitirmektir.

23ifrat-tefritabdulbaki, 24.05.2006, yeşilırmak

Kardeşim,nereden çıkıyor bu Demirel ve şahıs muhabbeti.Allah aşkına Risale-i Nur adına şahıslara dayalı kim siyasete bakabilir.Bizler bir türlü Üstad Hazretlerinin siyasi ölçü ve prensiplerini kendimize rehber edinemeyecekmiyiz.Nasıl Risale okuyoruz biz.Üstad hazretleri elbetteki Kur an ve sünnetin içtimai ve siyasi prensiplerini tefsir etmiş ve ortaya koymuştur.Bu prensiplere uymakta Nur Talebelerinin görevidir.Çünkü bizleri harekete geçiren aşk-ı islamiye ve hamiyeti diniyedir.Şahıslar,olaylar,bizzat siyasetin kendisi ve ideolojiler bizleri harekete geçiremez ki.Bizler tüm vazifelerimizi ubudiyet ölçüsü içersinde yaparız ve neticesine de karışmayız.Hani"Hiç bir günahkar başkasının günahını yüklenmez(Enam:164)" di.Bir siyasetçinin hatasıyla bir camia mesul tutulamz.Bu ülkede meddi ve manevi sahada kim Nur Talebelerinden başka sağlam ölçülerle hareket ettilerki.Lütfen duygularla değil ölçülerle hareket edelim.Herkesin yanlışına yanlış,doğrusuna doğru diyelim.Kimsenin yanlışını savunmaya gerek yor.Bizler siyasetçileri ağabey olarak falan da görmedik.Görenler varsa onlar hatayı çok önceden yapmışlardır.Bu da Nur Talebelerini bağlamaz.

22komlekslerden arınmış düşünmekdursun sivri, 24.05.2006, Ankara

Sevgili Levent Bey,

"Birisinin hatasından yakınları mesül olmaz" mealindeki ayete Bediüzzaman çok yerde atıf yapmaktadır. Demirel in düne ait seyyiatı ve hasenatınıül kriterleri objektif kriterlerle bellidir. Din ve Vicdan özgürlüğü hususunda dini istismar eden bugünkü iktidar ve evvelindeki misyona gönül verenlerin hiç söyleyecek sözleri yoktur. Demokrat misyonun iktidarında (DP, AP VE DYP) iktidarlarından daha geniş hürriyet hiç bir dönem yaşanmamıştır. Demokrat misyon bunu siyaset malzemesi de yapmamıştır. Tek başına iktidar olanlar ve gönül verenlerin gözü kör kulakları sağır mı? Görmüyorlar mı şu manzarayı? Kimi kime şikayet ediyorlar? Demirelin son beyanlarına nurcular ne zaman sahip çıkmış?

Şu zamanda iktidar olanlara hiç mi diyecek bir sözü yok acımasız nurcuları Demirel e üzerinden saldıranların.

Sonuç:

Karın ağrısına kronik müptelâ olanların kompleklerinden kendilerini rahatlatmak için "demedik mi?" diyebilmelerine malzeme olarak kullandıkları talihsiz beyanı temize çıkarmaz.

Nurcuları tarih hiç bir zaman tekzip etmemiştir. Ama 30 yıldır AB ye Demokrasiye sövenlerin üç gün öncesinde 180 derece ters dönüş yapanların yüzü kızarmalı bir gram haysiyetleri, izzetleri varsa.

Dini sitismar edenleri derin güçlerin dini manüple etmek için kullandıklarını ayan beyan ortada iken Nurculara kimsenin söyleyeceği bir sözü yoktur. Zaman nurcuları hep teyit etmiştir, haklılığını göstermiştir.

Makale sahibi Levent Bey gibi biz de gençlik koları başkanlığı yaptık. Geceli gündüzlü çalıştık başımızı önümüze eğecek bir durum yaşamadık. İmtihan dünyasında yaşıyoruz. Şahıslar her zaman imtihanı kaybedebilir. Akibete bakmak lazım. Demirel in yanlışından kendisi sorumludur, Nurcular değil. Selamlar.

21suzgec ve dengemahmut erdogan, 24.05.2006, eregli/tr

LEVENT BEYIN ONCEKI YAZISINA DA VARDI ITIRAZLARIM, BU YAZIYI DA OKUYUNCA DAYANAMADIM. ONCEKI YAZI "ONLARIN 24 SAATI HIZMET, BIZLER BOS ZAMANLARIMIZDA HIZMET EDIYORUZ" GIBI BIR CUMLE ICERIYORDU.

BENIM SORUM SAYIN EDITORE VE DIGER KARAKALEM ILERIGELENLERINE...BU USLUBA, BU SUZGECSIZ, DENGEDEN YOKSUN CUMLELERE HIC MI DUZELTICI BIR GAYRET, HIMMET YOK.

BAKI SELAM VE MUHABBETLE

20Mecliten Kovmak Arabistan a Postalamakahmet alışan, 24.05.2006, Türkiye

Hayatında Demirel e ve onun zihniyetine hiç bir zaman oy vermeyi aklından bile geçirmemiş bir insan olarak "O kadını dışarı çıkarın" diyen adamı "dine saygılı laiklik!" anlayışından dolayı övenlerin "başörtülüler Arabistan a gitsin" diyen adama da, ona gerekli düzeyde tepki göstermeyenlere de söz söylemeye hakları olmasa gerek.Çünkü Meclisten kovmakla Arabistan a postalamak arasında fark yok.

Birileri Arabistan a kovana öyle ya da böyle tepki gösterirken,Meclisten kovana "dine saygılı laiklik" adına sahip çıkanlara sadece susmak düşer.

19NOKSAN BULDUĞUM TARAFLARHalil İbrahim Önal, 24.05.2006, TR

Leven Bey,

Yazınızın tutarlı yönleri olmakla beraber noksan gördüğüm tarafları var. Bunlardan biri Demirel i abi görmek meselesi ki bu kişilere has kalmış ve onların hata yapmasına sebep olmuş bir mesele. Bu kişileri ilgilendirir. Bir başka husus Demirel ne zaman ki nurculara paralel düşmüş o zaman desteklenmiştir. Aksine yanlışı desteklenmemiştir. Bunun içinde ayrıyeten bir deklarasyona ihtiyaç yok. Mazide olan bitenler meydanda. Aynı zamanda Demirel uzun vadeli siyaset yapan bir insandır.Peşin hükümlü olarak onu silmek yerine hataları konusunda gerekli uyarıları yapmak daha ılılmlı gözüküyor. Aksi takdirde ülke için yeni bir oluşuma sebep olup iyilikleri kötülüklerini bastırırsa biz çark etmek durumunda kalabiliriz. Bazı şeyler neticeleri itibariyle güzel olabilir.

Saygılarımla...

18Yalnız AdamCihan Koç, 24.05.2006, Trabzon/Türkiye

Levent bey,

Üstad defalarca demiş ki, "Siyaset, menfaat üzere dönen canavardır"

Sizi tebrik ediyorum. Geçmişte ağabeylerimizin yaptığı Demirel fanatizmini iyi tahlil etmişsiniz. Sizce Üstad o günlerde hayatta olsaydı o derece, sanki Nur cemaati bünyesinde biriymiş gibi ilgi gösterirmiydi? Bunun yorumunu vicdanlara bırakıyorum...

Gel gelelim Nurcu ların siyasi tercihlerine. Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur da meşhur dört parti tesbitini yapmıştır ve biz Nurcu lara bu meyanda istikamet tayin etmiştir. Pusula olmuştur. Irkçılar demokratlara destek verecek, neden? Çünkü ikisi de komunizm ve dinsizliğe karşı. Irkçılara destek verilmeyecek, çünkü unsuriyet fikri ihvan-ı müslimini zedeler.

Halkçılar zaten, şeair-i İslamiye ye karşı olduklarından destek vermeye izin yok. Hele hele ırkçılarla halkçıların bir araya gelmesi ümmet-i Muhammed (asm) için tamamen kabus.

İttihad-ı İslam hepimizin rüyası... Ama siyasetten önce marifet, iktidar olmaktan önce muktedir olmak lazımdır. Üstad bu yüzden demiş ki bu milletin %60-70 i tam müdeyyin olmadıkça, din namına çıkan hiç kimse desteklenmeyecek. peki neden? Siyaseti dine alet etmek isteyenler, siyasetle İslam ı yaymak isteyenler oyuna düşerler. Arkalarında destek bulamazlar. Halkçılar dinsizliği siyasete alet edebilmek için, dini siyaset etmek zorunda bırakırlar. Haksızlığı hak bilenlere, hak dava edilmez!...

Eminim ki bu tesbitten haberdar olarak kamburlardan bahsettiniz. Ne yapmalıydı Nurcular? Demirel yerine kimde destek vermeliydi? Demirel siyasetçidir. İyi bir siyasetçidir. Mesleğinde marifet sahibidir. Bugün onun bu ülkeye olan hizmetlerini çıkarırsanız bu ülke 50 yıl öncesine döner. Ama Demirel 10 yıl başbakanlık yapmıştır ve bu da demek oluyor ki bu ülkeye 40 yılını kazandırmıştır.

Demirel i savunmak için demedim bunları. Nurcular Demirel e destek verdi ve Demirel de bu vatana en çok hizmet eden siyasetçi oldu. Millet kazandı.

Bugün sevmediğimiz tavırları ve söylemleri olan adam yaptı bunları. Ama dün yaptı bunları. Peki bugün Demirel parti kurup siyasete atılsa tekrar Nurcular ın desteğini görür mü? Bu sorunun da cevabı vicdanlara kalsın.

Cemel Vakıası nı bugün tahlil etmek ne kadar tutarsız olacaksa, geçmişte Demirel e verilen desteği yargılamak da aynıdır. Meşveret yapılmıştır, karara uyulmuştur. Sonuç şer de olsa hayırdır.

Güzel romanlarınızın devamını bekliyor olacağım. Sosyal yazılar yazın ama siyasete girmeyin. Girseniz de Risale-i Nur ekseninden sapmayın. Bu gençliğin kafası çalışan yazarlara ihtiyacı var.

Saygılarımla...

175n1kdr özgür, 24.05.2006,

bir şeyi kim ,kime,nerede,hangi makamda,neden ve nasıl söylendiğini bilmeden yorum yapmak ya cehalet yada hamaset,garazet olsa gerek. dolayısıyla nurcuların demirel siyasetine bakış açısını bu kriterlere vurursanız hepimizin inandığı ve birbirimizde kusurlar arayıp kendimizi haklı çıkarma çabası içinde olduğumuz bir ortamda hiç birimizin doğruluğunda,kriter vedusturlarından şüphemiz olmayan Risale-i Nur ortadadır. herkes insaf dusturunu rehber yapmak şartıyla meseleleri risale-i nur gözlüğüyle bakarsa dünkü duruşumuzda bugünkü duruşumuzda ortada olup zikzaklar içermez. ancak kendi cuzi fikirlerine güvenip hamasi yorumlarla birşeyler ifade etmeye çalışanlar zikzak çizdiklerini kendileri ifade etmektedir. geçmişten pişmanlık duymak bunun apaçık delili olsa gerek. lütfen herkes eleştiriye ve başkasına akıl vermekten vaz geçip kendi nefsine baksın, kendi yanlışlarını görsün. zira ferd dahi dahi olsa cemaatin şahsi manevisine yetişemez ve verdiği kararlarda isabet dahi etse meşveretle alınmış bir karardan daha fazla sevap kazanamaz. vessalam saygılar

16Allah,bizleri her zaman dengeli yapsın.H.Köprücüoğlu, 24.05.2006, Manisa

Sizin fikirlerinize, ayni şeyleri yaşayan biisi olarak, çoktan beri ruh-u canımla katılıyorum. Sanıyorum katılmayan ya yoktur veya çok azdır. Cenab-ı Hak hepimizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sadece "Zalimler için yaşasın cehennem" sözünü burada kullanamıyorum. Birilerinin yanlışlarından dolayı sadece üzülüyor, hayat boyu daha dikkatli yaşamanın önemini anlıyor ancak bu konuda sonuçlarıyla birlikte her şeyi Cenab-ı Hakka bırakmayı daha uygun buluyorum.

15KİŞİ DEĞİL MİSYONEsat Esat, 24.05.2006, Ankara

Yerinde bir tesbip diyebiliriz ama yazı bir öz eleştiri edasıyla yazılmasına rağmen bazı gerçekler, bazı söylenmesi gereken sözler söylenmemiş.

Nurcular Demireli değil, Demokratik misyonu savunmuşlardır. Kişilere endeksli siyaset yapmamışlardır. Bazi kişi veya azınlıklar bu tür yol izlemişlerdir. Bu belirtilmeliydi...

14ADAM BİLDİK DE YOL SORDUKMERİH ATTİLA, 23.05.2006, İstanbul

Ben genç bir müslüman olarak şunu söylemek isterim ki Demireli oldum bittim bir siyasetçi olarak hantal ve güvenilmez bulurum ama aynı zamanda bu kadar başörtüsü karşıtı olması bana dönekliğin yaşı ve zamanı yok savını hatırlattı zira İsmet Özellerden tutunda bilmek kaç kişi daha arkasında bıraktı bizi ben hiç gocunmuyorum bunlara zamanında güvenilip destek verildiği için çünkü müslüman bir insanı sadece Allah rızası için tutar eğer o kişi dönek,iki yüzlü,yalancı çıktıysa bunun hesabını gitsin Allahu Tealaya versin bırakın bu adamlar hakkında yorum yapmaya bile değmez.

Yıllardır başörtüsünü açtırmak için boğazımıza yapışanlar bunu niye başaramadı çünkü biz Allah-u Teala istediği için örtündük ve ancak o isterse değişiriz yoksa okadar konuşsunlar baskı yapsınlar kılımızı kıpırdatamazlar.

lütfen kardeşlerim dönekler için birde birbirinizle kavga etmeyin.Bizim mümin ve mümineler olarak birlik olmaya ihtiyacımız var .

13levent beyin cesaretiguircan, 23.05.2006, berlin

levent abimi takdir ediyorum tekdir etmeye calisanlarin yorumlari yaninda.

cok dogru ve isabetli sozleri , alacagi bir suru tepkiye ragmen soylemesi takdire sayan.

esasinda gecenlerde y.asya nin internet sitesinde malum sahsin" arabistana gitsinler o zaman " sozunu elestiren ve sorgulayan bir yazi gordugumde Cok sukur ki nur talebeleri meselenin icerigine vakif olmuslar dedim icimden.

mu min aldatmaz ama aldanir.

bazilarinin neden levent beyi elestirdigini anlayamadim. bir sahsin son donemlerinde fos cikmasinin verdigi izdirabati levent beyden mi cikarmak istiyorlar yoksa !

"ahir zaman da cobanlar milletin basina gecince..................... " diye hadisi her okudugumda bende bazi seyler hissederdim. neyse....

bugun zamanda da okudum ki demirel islam konferansi icin arabistana gidiyormus. insallah kardeslerimiz onun bu gidisini hayra yorup da " siyasi bir mehdi " nazari ile ona bakmaya devam etmezler.

fotorlu sapka ile tavaf yaparsa sasmayin iyi rant alir ! :))

bravo levent abi !

12Azam-ı şer istenmiyorsaA. Kadir, 23.05.2006, Manisa

Ehven-i şer düsturunun şu şartlarda da ihtiyar edilmesi gerektiği son hadiselere bakıldığında gün gibi aşikare görülüyor. 28 Şubat tezgahlanarak getirilen onca sıkıntıların ve Demokrat misyonun gayretleriyle elde edilen güzelim hürriyetlerin engellenmesinin arkasında, büyük ölçüde kimi sözüm ona din namına meydan-ı siyasete atılan ihtiraslı ve safdil çehrelerin olduğunu yaşayarak görmedik mi? Yazılarını istifade ile takip ettiğim Sevgili Bilgi’nin hadiseyi biraz hissi değerlendirdiği kanaati hasıl oldu bende.

11harfküçük, 23.05.2006,

neden büyük harfler....

10cesurca bir girişimalaaddin, 23.05.2006, İstanbul

nur cemaati içinde DYPciler olarak bileni bir grubun üyesiolan Levent abiye tebrikler. Ve bu yazının o grubun bütün fertlerine ulaştırılması temennisiyle.Bir de Bursa lı hocanın akıbetine uğramaması duasıyla

9Nurcularda Kambur YokFaruk, 23.05.2006, Ankara

Levent Bey,

Üzülerek ifade edeyim ki, yazınızın başlığınızından tutun da yazıda kullandığınız dile kadar hiç bir fikrinize katılmıyorum. Siz geçmişte Demirel e "Abi" demişsiniz. O zaten hiç bir zaman abimiz olmadı. Eğer siz onu abi olarak görmüşseniz bu sizin Risale-i Nurları anlamadığınız anlamına geliyor. Nurlarda zaten siyet ve siyasetçinin ölçüsü verilmiştir. Ben şahsen hiç bir zaman onu bir "Abi" olarak görmedim, görmem de. Ayrıca siz geçmişte Demirelin Nurlara çok hizmet ettiğini dile getirmişsiniz. artık Demirel eski demirel değil" diyorsunuz. Ben belki demirelin Nurlara ne derece hizmet ettiğini sizin kadar bilmem, fakat Demirel i demokrat kişiliği için sevdim. Ben onun her vasfını da sevmedim. 28 Şubattaki duruşun kınadım. Son başörtüsü meselesinde yine kınadım. Eğer yanlışı olursa gene kınarım. Ama sizin yaptığınız gibi onu top yekün silmem. Yaşça benden büyüksünüz. Hatırlarsınız. Geçmişte demirel zamanında başörtüsü meselesi yoktu. Erbakan bir savunmasında "bütün imamhatipleri Demirel açtı" dediğini bilirsiniz. Siyasiler arasından Açıkça "Risale-iNur dostu" olan kaç kişi var? Bu konularda ben demireli savunurum. Yanlışına yanlış deyin. Başlığınızı tüm Nur talebelerine hitap edecek şekilde yazmışsınız. Kullandığınız dil de yanlış. Eskisen sizin gibi bir kaç sempatizanı olmuş olabilir. Yanlışını da alkışlamışsınız. Fakat şimdi Demirel in yaptığı doğru-yanlış her şeyini atıyorsunuz.

Ben ve benim dostlarım TOPYEKÜNCU değiliz. Nurcuları da böyle bilirim.

Bence siz "YALNIZ ADAM" da iyisiniz. Roman yazmaya devam edin. Geçen sene okudum.

Siyasi meseleler size gitmiyor.

Saygılar...

Faruk

8kim kimin yanındaHalil Doğan, 23.05.2006, İstanbul

degerli arkadaşlar, kim kimi destekledi? biz mi demireli yoksa demirel mi bizi ?

bizim söylemlerimiz mayınlı tarlaydı. kimse basmak istemiyordu. nurculuktan herkesin korktuğu dönemde adam bize sahip çıktı. biz hürriyet diyordu, o da hürriyet diyordu. kusrumuz sadece ihtiyatlı, tedbirli olmadık ileri gittik. Onu abi gibi görmeye başladık. O şartlar şimdi olsa yine aynı desteği veririm.

Hem kime oy verecektik? Nurculura oldum olası düşman olan, diktatörlük heveslisi erbakana mı? Yoksa Türkeş e mi?

7ehven i şer bu mu?husrev, 22.05.2006, tr

Elinizde sancak ve karşıda kaleye dikmeniz gerekiyor. Ama yolunuzun iki yanında eli silahlı iki kişi sizi engelleyecek. Birisinin elinde öldürücü, diğerinin elinde yaralayıcı silahlar var. Kaleye yetişmek için her yol denendi başka çare yok. Sizde kaleye yetişmek için yaralayıcı silah taşıyan şahsın üzerinden geçeceksiniz. O ŞAHSI ALKIŞLAMAK NERDEN ÇIKTI. HİÇ BİR NURCUYA O ADAMI ALKIŞLAMAK YAKIŞMADI. NURCULAR DAHA DİKKATLİ DAVRANMALI . WESSELAM

6tasdiksüleyman seven, 22.05.2006, urfa

gerçekten duygularıma tercüman oldu levent bey

bu cemaatin içinden biri olarak 15 yıllık bie mazimde samimiyetimle söylüyorum birkez olsun o makyevellist kılıklı herife en ufak bir muhabbet içimden beslemiş değildim benim merak ettiğim bir şey daha bu adamın ne olduğunu bilmek şimdiye mi kaldı acaba bundan tam 45 sene evvel bediüzzamanın en birinci talebelerinden Hüsrev Efendi nin o zaman bu adam hakkında ne söylenmesi gerekiyorsa talebelerine bizatihi söylediği ve asla desteklememeleri gerektiğini ehemmiyetle vurguladığını biliyormuydunuz?

son söz

" müminin ferasetinden korkunuz çünkü Allahın nuruyla bakar." hadisine tam bir masdak olmuş Hüsrev Efendi hazretleri. lakin değerini bir anlayabilsek bu zatın...

5eyvah...bir dost..., 22.05.2006, türkiye

Levent abi bence cevşeninizi ikiye çıkartıp gardınızı alın... :)

4yıllanmış kopleksimizmelih güney, 22.05.2006, İstanbul

Şu Demirel kompleksinden bir kurtulubilsek çok rahatlayacağız.

3demek ki neymişalışan, 22.05.2006, Türkiye

Levent Hocamın kaleminden dünyevileşmenin ne demek olduğunu öğrendik.Yolları yapmadığınızda,çukurları kapatmadığınızda dünyevileşmiş oluyormuşuz.Böyle bir dünyevileşme tanımını sanırım şimdiye kadar hiç bir sosyal bilimci aklına geirmemiştir sanırım.

Eğer dünyevileşme belirtisi aranıyorsa yolların imarına değilde kazanma ve harcama eğilimlerine bakmak daha doğru olmaz mı?

2Allah Razı Olsunosman avcı, 22.05.2006, bursa

DAHA ÖNCE NURCULARIN SÜLEYMAN DEMİRELİ DESTEKLEDİKLERİNİ DUYMUŞ VE İNANMAMIŞTIM İNANMAK İSTEMEMİŞTİM ÇÜNKÜ BU NURLARIN TEMSİL ETTİĞİ HAKİKATLERE GÖLGE GETİRİYORDU... BU YAZI HERŞEYİN TOZDUMAN İÇİNDE GÖRÜNMEZ OLDUĞU ŞU ZAMANDA ÇOK UYGUN DÜŞMÜŞ.

1fanatiklikfeyzullah güneş, 22.05.2006, bolu

LEVENT BEY GÖRÜŞLERİNİZE AYNEN KATILIYORUM. EĞER BU DEDİĞİNİZİ YAPARSAK ANCAK DEMOKRATLARI (YA DA DEMOKRASİYİ) DESTEKLEMEKLE DEMİREL FANATİĞİ OLMAK ARASINDA HANGİSİNİ TERCİH ETTİĞİMİZİ BELİRTMİŞ OLURUZ. AĞZINIZA SAĞLIK.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut