“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Yoksulluğu kim alır?
–İsmail Örgen

[*4.597 yazı içinden]

 *Bu sayfa, sitemize gelen, sitemizdeki ana sayfaların formatına denk düşmediği için bu sayfalarda değerlendirmediğimiz, ancak paylaşmaya değer bulduğumuz yazıların sunulduğu bir havuz olarak tasarlanmıştır.

Hayata mavi dokunuşlar

Hamdi Ekin

Çözülmesi zor bir problem değildi hayat; farklı çözüm yollarının olduğu tek bir cevapta gizliydi. Hiçbir yanlışı kabul etmezdi, çünkü tek bir soruydu zaten... Doğru ya da yanlış...

Ortası olmayan ikili bir yol kavşağıydı bizim seçmediğimiz bir oyun, ama gözlerimiz bağlı değildi. Fakat üçüncü bir yol da yoktu.



MED CEZİRLERİN mavi su birikintisine vurduğu anda başlar yolculuklar. Ayın gelgitlediği sahillerde. Her limanın olduğu yerde değil, her geminin demirlediği iskelelerde.

Yaşamın izi ise kumsala vuran dalgalarda gizlidir, fakat bir rüzgârın hızı bile silebilir o yazıları. Kimilerine göre yaşanılması güç olan şeylerde gizlidir hayatın anlamı, ulaşılması zor olan herşey değerlidir hayatta, oysa anlaşılması en karmaşık yazılarda saklıdır sonsuzluğun tadı. Aslında bir meraktır hayatın olgusu ve öğrenilmesi zor bir tecrübe...

Yalnızlıklarda başlar hasret çekmenin öyküsü, ayrılıklarda ise yürekten sevebilmenin hikâyesi. En sevdiğimiz çiçektir güller, oysa kendine batamayan tek çiçek değillerdir. Çölde açmayan tek çiçek değildir kardelenler, ama her kar yağan toprağa da filiz vermezlerdi. Hayatta siyaha tek zıt renk beyazdır, fakat yaşam alabildiğine renkliydi. Hiçbir zamanda toz pembe değildir, ama o tozlar yaşanabilmesi en muhtemel haykırışlardır hayata. Bir Türk kahvesi kadar sade değildir yaşadığımız günler, ama üçü birarada olan karışımlar kadar da karışık değil ve hiçbir zamanda küçük bir çay bardağında bir yudumda içilecek sıcak bir çay kadar da kolay değil...

Çözülmesi zor bir problem değildi hayat; farklı çözüm yollarının olduğu tek bir cevapta gizliydi. Hiçbir yanlışı kabul etmezdi, çünkü tek bir soruydu zaten... Doğru ya da yanlış...

Ortası olmayan ikili bir yol kavşağıydı bizim seçmediğimiz bir oyun, ama gözlerimiz bağlı değildi. Fakat üçüncü bir yol da yoktu. Tabii geri dönüşü olmayan bir yol...

Yaşanabilmesi sıradan olmayan olayları bile öylesine güzel işliyordu ki hayat, herkes bu işlemenin bir ilmeği olmuştu artık. Herşey sıradanlıktan gidiyordu, ne faili meçhuller, ne de gizli şeyler ilgimizi çekiyordu artık. Sadece o an ki verdiğimiz hayret dolu ifadelerdir. Peki ya sonrası...

Dedim ya, işte sıradan olayların içine biz de öylesine dahil oluyorduk. Yani unutuyorduk, yaşamımızı farklı kılan şeyleri ya da kılacakları...

Peki hiç unutmadığımız olaylar yok mudur hayatımızda? Bizi etkileyen hiç mi birşey yok?

Evet var, ama onlar da her daim aklmızda olmazlar. Bunların açığa çıkmasının yine bir zamanı vardır ya da mekânı. Meselâ her dışarıya çıkışta hatırlarsın hırsız giren evinin kapısını kilitlemeyi. Her daim geçtiğin caddede hatırlarsın bir yakınını kaybettiğin kazayı. Okulunun önünden geçerken hatırlarsın mezun olduğun yılı ve anılarını. Çıktığında şehrin en yüksek yerine, manzara sana yaşadığın ilkleri hatırlatmaz mı? Hayatta ilkler bizim için önemli yere sahiptir. En çok unutmadıklarımızdır bunlar. İlk dünyaya gelişimiz, her sene hatırlarız doğum günümüzü, ilkokula başladığımız zamanı, sırayla okuduğumuz okullar gelir aklımıza, çocuklarımızın ilk yürümeye başladığı zamanı ya da ilk anne ve baba deyişi. İlk kez hayatınızda önemli yere sahip olacak kişilerle tanışırsınız ve bunları hiç unutamazsınız. İlk ayrılığınızı yaşarsınız, ilk kez sevdiğinizi ve sevildiğinizi hissedersiniz, ilk kez ağladığınız zamanı, ilk kez ölümle burun buruna gelişinizi. İlk kez en çok sevdiğiniz yakınınızı kaybettiğiniz zamanı hiç ama hiç unutamazsınız, unutsanız dahi muhakkak ki bunlar size hatırlatılır. Peki hiç mi unutmayacaksınız?

Bazı şeyler vardır hayatta, ilk ve sondur. İşte hayat da budur. İlk kez ve son kez... Güneş her gün doğuyor, ama inanın ki bir gün ilk kez bizim için doğmayacak ve batmayacak...

İşte bu, sizin en önemli ilk ve sonunuz olacaktır.

  06.03.2006

© 2015 karakalem.net, Hamdi Ekin

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

13Hatice, 09.06.2008, gebze/ türkiye

allah razı olsun sizden güzel duygukarınızı bizimle paylaştığınız

için.inşllh bizlerde faydalı olabiliriz

12demir, 17.11.2006, İstanbul

en mavi bir mutluluğun şairane bir güzelliği içime yansırken bir bakıma diyorum ne kadar maviyim acaba?...

11betül okcan, 17.10.2006,

bazen renkleri unuttuğumuzda,görecek gözümüzü kaybettiğimizde yeniden doğmamıza,yeniden öğrenmemize ihtiyaç oluyor...pişmiş,yanmış gönüllerden öğrenmek gerek en sona vardığımızda en başından başlayarak hayatın rengini..ve renklere sebep prizmaın esrarını..ve saf ışıgı..içinde gizli saf ışığa ulaşıp prizmanın örtüsünü aralayanlara selam olsun..ve duyan varsa elimden tutan olsun..

10kerim, 06.07.2006, İstanbul

Yazınız dünyama mavi bir tebessüm kattı açıkçası çok teşekkürler....

9said, 24.04.2006,

"Yaşanabilmesi sıradan olmayan olayları bile öylesine güzel işliyordu ki hayat, herkes bu işlemenin bir ilmeği olmuştu artık. Herşey sıradanlıktan gidiyordu, ne faili meçhuller, ne de gizli şeyler ilgimizi çekiyordu artık. Sadece o an ki verdiğimiz hayret dolu ifadelerdir. Peki ya sonrası..."

gerçekten de böyle bir hayatın ortasındayız.

8kardes !gurcan, 06.04.2006, oslo

hamdi kardesin ellerine saglik !

ne varsa eskisehir gibi guzide sehirlerimizde var zaten. ( ben de eskisehirliyim de :))

oralarda acip bir sekilde mukim olan ve eli kolu baglanmis gibi bulunan osman kardesimizinde hamdi kardesimize uyup yazi yazmasini ve mustefid olmakligi dileriz!

rabbim gerceklerin gunes gibi acik oldugu bir dunya hayatinda , gunese sirtini donup de uzayip giden golgesinin ardinda oyalananlardan degil de , yuzunu gunese donenlerden eylesin !

7hamza, 03.04.2006,

hayatımız hep böyle güzellikler içinde geçeer inş. mavilerle. zaten mavi gibi bir renk olmasa çekilirmi bu istanbul......

6mustafa, 22.03.2006,

her zaman mavi dokunuşlar açılır, hayatımıza, bazen değişik pencereler. yüreğinize sağlık.....sanki devamı gelecek gibi duruyor yazının, daha başka mavi dokunuşları bekliyoruz...

5hayat....Esra Harmanda, 15.03.2006, Ankara

Evet hayatın ilki ve sonu vardır bunun bilicindeyiz.Nerde başladığımız malum ama önemli olan sona nasıl varışımızdır, değil mi?

Ama ne yazık ki bu son hiç kimsede aynı değil ve hayatın neresinde olduğuda belli değildir..

...............................

Hayat kar tanelerinin her birinin farklı şekillerde olduğunu göremeyeceğimiz kadar zor ama bir o kadar da ihtişamlı ve güzeldir..

4masal, 14.03.2006,

"Bir Türk kahvesi kadar sade değildir yaşadığımız günler, ama üçü birarada olan karışımlar kadar da karışık değil ve hiçbir zamanda küçük bir çay bardağında bir yudumda içilecek sıcak bir çay kadar da kolay değil... "

bazen sade bir kahve kadar acı,bazen üçü biraradakiler kadar karışık ve bazen de boğazımızı yakacak kadar sıcak olabilir yaşadığımız günler elbette.Ama hepsi yaşanılası güzelliktedir...yüreğine sağlık...

3buna uymayan bir görüş düşünülemez çiğdem acar, 13.03.2006, ank/ türkiye

zaten güneş dünyada tek ve her şeye o hayat veriyor bu yüzden bu yorumun aksini düşünmek aptallık olur, düşüncenize sağlık

2Mavi, 13.03.2006,

"Hiçbir yanlışı kabul etmezdi, çünkü tek bir soruydu zaten..."

"Güneş her gün doğuyor, ama inanın ki bir gün ilk kez bizim için doğmayacak ve batmayacak..."

Üzerine yorum yapmaya hacet var mı.........

Yüreğinize sağlık...

1yusuf, 11.03.2006,

iyi bir bakış açısı yakalanmış."en önemli ilk ve sonumuzun ÖLÜM olduğu" eyvallah




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut