Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Batıp gidenler
–Eren Yeşilyurt

[*4.668 yazı içinden]

AŞKTA BÜYÜK DAMPİNG
veya
İSLAMİ FLÖRT

Yazara Mesaj Gönder

AŞKTA İNDİRİM!

Ne o öyle aşkı abartmalar. Artık herkes aşık olacak. Yer, zaman ve şahıs tanımadan. Ahirzaman dolayısıyla büyük ucuzluk! Artık her yerde aşık görecek, aşkı okuyacak, aşkla yaşayacaksınız.

Parolamız çok açık: Ömür boyu aşk!

Her an, her daim aşk ile olmak. Bakın dizi filmlere: Solgun aşk, Aşık hırsızla Aşık polisin yaralı Aşkları, Aşıklar Vadisi, Bir Aşk Masalı….

Bakın şarkılarımıza: Bana bir aşk masalından şarkılar söyle, Aşıksın, Aşk bu…

Bakın magazin programlarına: X ile Y’nin ölümsüz aşkı. X, Y yi bıraktı Z ile ölümsüz bir aşk yaşamaya başladı. Bunun üzerine Y de X’e aşk olsun deyip yeni aşıkı T ile çıkmaya başladı.

Bakın masallarımıza: Prensesle çobanın aşkı. Prensle hizmetçi kızın aşkları….

Gazetelerimize ne demeli: Yüzyılın aşkı, Pop ilahının büyük aşkı. (İlahlar da aşık olurmuş demek) X aşkım için her şeyi yaparım dedi ve sevgilisini ayağından vurdurttu.

Artık aşk zamanı. Yaptığımız indirim sayesinde aşksız kimse kalmayacak. Aşk hayatımızın özlemi olacak.

Öyle de oldu. Daha ilk okuldan itibaren çocuklar aşık olmaya, aşk için yaşamaya başladılar. Lisede genç kızlar ve erkekler aşık olmayı dünyanın en önemli hakikatı olarak görmeye başladılar. Şöyle bir aşık kolumuza takıp dolaştık mı dünyalar bizim oluyor. Hatta bu dönemde bazı aşıklar aşkları için herşeyi terkedip evlilik kapısından giriyorlar.

Ve en fazla üç yıl. Üç yıl sonra aşkın yerini bunalımlar, saygısızlıklar, oturmamış kişilik bozuklukları ile ya baba evine geriye dönülüyor, ya da “kol kırılır yen içinde kalır” denilerek küsülen bir hayata devam ediliyor.

Üniversite ise mutlaka aşık olunması gereken bir dönem. Zira artık bu dönemden sonra aşkın vakti geçmektedir. Öyle ise her fırsat değerlendirilip aşık olunmalı ve birilerini kendimize aşık etmeliyiz. Bu dönemde artık aşk, kendisi gelen bir şey değil, bizim ona doğru koştuğumuz bir şeydir.

Geçenlerde sadece keyfiyeten büyük gazetelerin birinde bu konunun ehemmiyetini güzel anlatan bir manşet vardı: Hayatın yüzde sekseni aşktır.

Geriye kaldı yüzde yirmi, o da yemek, içmek, uyumak gibi zaruri ihtiyaçlar herhalde.

Bu ülkede ayrılıkların birbirlerine aşık olarak, hatta birbirlerini delicesine sevenler arasında çok daha yoğun olması ilginçtir. Şu aşk öylesine putlaştırılıyor, hayatın her safhasında öylesine parlatılıyor ki, aşık olmak âdeta cennetle özdeşleştiriliyor. Sonra aşkın birdenbire hayatın çok gerilerinde kaldığını fark ediveriyoruz.

Acaba imana aşkın kaçta kaçı kadar ehemmiyet verilebiliyor?

Yoksa aşk fırtınası biz dindarları da önüne alıp sürüklüyor mu? Adı aşk ile başlayan ve kapağında bir erkekle bir bayanın bulunduğu, İslami yayınevlerinde çıkıp, dindarlar tarafından yazılan öyle çok kitaplarımız var ki! Ehl-i dünyanın aşkını İslami flört haline getirmek de mümkün!

Biz bizi aşka değil, imanî bir duruşa çağırsak. Aşk gelir veya gelmez. Gönderilir veya gönderilmez. Aşkı bu derece ayağa düşürmesek. Bilsek ki Beyazıt’ta birbirlerine aşık olup, Sultanahmet’te evlenenler, Eminönü’nde kavgalarla ayrılıyorlar. Biz aşkı iman toprağında karşılasak ve ibadet suyu ile sulayıp, günahlardan çekilerek beslesek aşk Vahid ve Ehad olana yönelip, ebedi bir beraberlik olmaz mı?

Bu fıtri ortamda beslenen aşıkların ruhları, kalpleri birbirlerine mukabil gelmez mi?

Faydalıyı yetiştirmek gerek, dikenler ekilmeden de ürerler...

  20.02.2006

© 2015 karakalem.net, Levent Bilgi

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

8aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık...sümeyye güldür, 26.02.2006, İstanbul

sevmek...yalnız kendini düşünmek değil,birken iki düşünmektir bence. bazen sevgilerimizi söylemeye cesaret edemioruz ma kaybedince anlıoruz,sevgilerinizi dile getirin arkadaşlar.seni seviyorum cümlesi insana bişey kaybettirmio.ayrıca ne olursa olsun sevginizin yanında olun her zaman.... su üstüne yazı yazmak, kitabında bir bölümle bitirmek istiorum; "insan leyla nın güzelliğini görmek için leyla nın gözüyle bakmalı"

7yardan geçilip Yar a varılmıyorserpil, 26.02.2006, İstanbul

dünyadan (vaz)geçlip ahirete varılmıyor çünkü dünyadan geçilip ahirete gidiliyor...

selam ile

6muhabbetullah azalınca...naren, 25.02.2006, İstanbul

Sevgi insanın fıtratında vardır.. Allaha olan sevgide azalma olunca var olan fıtri ihtiyaç. putlaştırılarak kulda giderilmek istenir...ve elbetteki aczi aşikar olan kul bu sevgiyi haketmediği için yansımasın da veremez..sonuç hayal kırıklığı olur tabii.çünkü yöneldiğimiz yer yanlıştır..bunu anlamak ta yeterli değildir..hissetmek lazım ve hemen yaşamak.....

5bilmek ve yönelmekserseritutku, 24.02.2006, kahramanmaraş

bence evlilik ciddi bir olaydır. ve onlarca flörtle kişi gerçekte istediğini bulsa bile hayatın gerçekteri ile karşılaşması nasıl olacak.. bence bu ayrılıkların başında da bu geliyor ilk önce dış görünüş olarak tanıyorsun ama bir süre sonra gerçekte bazı dış görünümün yerine gerçek olan geliyor ve eşler kendi düşüncelerine uymayan bu olguyu görünce ayrılıklar başlıyor..

insan en önemlisi "yaratılanı severim yaratandan ötürü" cümlesini anladıktan sonra gerçekten hayattan zevk alacaklardır..

4Varlık- yoklukdertli dolap, 22.02.2006, Türkiye

Bir şeyin çok konuşulması onun yokluğuna ve kendisine duyulan ihtiyaca delalet eder.

Demek ki "Görüntü var ses yok.Dureti var aşk yok."

3sevmek nasıl kutsaldırgelincik, 22.02.2006, İstanbul

Onca yıl çıktıktan sonra evlenenler yok mu bunu aklım hiç almıyor.. flörtlük başlı başına bir yalan bir eğlence, nasıl evlilik gibi ciddi bir birlikteliğe dönüşebiliyor. evlilik ciddiyet ister, fedakarlık ister, birbirine tahammül ister.

bunlar ise emniyet, güven arar..

insan karşısındakinin gözlerinde, sözlerinde sığınacak emniyet sığınakları arar...

böylesi iğrenç bir medeniyetten kaçıştır, yuvalar, güven ocakları, nefes alınabilen, dayanabilen cennet bahçeleri...

insan nasıl kendisiyle gezen birinin başkasıyla gezmiş olamayacağını düşünür, veya bir insanı kullanananın başkalarınıda kullanabileceğini düşünmez...

ve bunlar insana neler anlatır...

nasıl şüpheler getirir kendileriyle...

nasıl o zaman hayat arkadaşı, yoldaşı olunabilir....

oysa sevmek nasıl kutsaldır, paylaşmak, inanmak,....

Allah cümlemize hidayet nasip etsin...

2aşk ile imanabdulhak hamid, 20.02.2006, hakkaniyet

yazı konusu eleştirdiği yere düşüyor.ben imani bir duruşa değil aşka çağırıyorum."imani duruş"!

1Nurullah İnanNurullah inan, 20.02.2006, gebze

güzel bir yazı ama başkalarını anlatmak yerine kendi fikirlerinizi söylemenizi bekliyoruz.Bu bir eleştiri,tenkit hiç değil.Yazının başında çok sıkıldım.10-11 satır başkaları anlatılmış.selamlar




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut