Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.669 yazı içinden]

Tarihin Deli Dedikleri

Yazara Mesaj Gönder

DOĞRU SÖYLEYENİ dokuz köyden kovarlar derler. Garip ki, tekerrürden ibaret olan tarih de bu atasözünü doğrular. Hatta bu atasözüne yeni kelimeler ekler. Doğru kavramını farklı bir yönden tanımlar.

Dünyadan deli örnekleriyle başlayarak bu atasözünü biraz daha açmak mümkün..

Dinlediğim bir tarih dersi, bu konuda benim için oldukça aydınlatıcı oldu ve ben de bunları paylaşmak istedim.

Belki kendisine deli denilen isimlerin başında gelen Galileo, “dünya yuvarlaktır ve dönüyor” demişti. İlk defa kullandığı teleskopu ile bilimsel bir çalışmanın sonucunu ifade ediyordu ve doğru söylüyordu.. Ama bu düşüncesini kabul etmeyen Engizisyon Mahkemesi onu suçlu olarak yargılamıştı.. Sonunda iddialarını geri çeken ve “tevbe” eden Galileo, yine de işkencelerden ve cezalardan kurtulamamıştı.

Leuwenhook isimli mucit, mikroskopu icat ettiğinde ona da herkes deli demişti.. Mikroskopun mucidinin mesleği ne olabilir?.. Benim aklıma ilk gelenler, biyolog, bilim adamı, mühendis gibi mesleklerdi..

Oysa bu önemli icadın sahibi çok zengin bir kumaş tüccarı idi.. Babadan kalma bir serveti ve saygınlığı vardı. Kumaşların kalitesine bakmak için mercek kullanırken, bu mercekleri inceltmiş inceltmiş ve çözünürlüğü arttırdıkça daha önce hiç görmediği şeylerle karşılaşmıştı. Mikroorganizmaları görmüştü.. Artık her şeyi merak ediyor ve bir dereden bulduğu çamurlu suyu, yeyip içtiklerini hep mercek arkasından izliyordu.

Gördüğü şeylerin resimlerini çiziyordu. Sonra mektuplar yazarak bunları İngiltere Kraliyet Akademisi’ne gönderiyordu.

Leuwenhook’un evlenme çağında iki kızı vardı ve önceleri saygınlığı ve serveti nedeniyle kızlarına pek çok talip çıkarken, mikroskopu keşfettikten sonra adı Deli Leuwenhook’a çıkmış ve kızları da kendisini reddetmişlerdi..

Yeni keşifler, doğrular, hep bir reddedilmişlikle karşılaşıyordu. Ama keşfetmek, bilgi sahibi olmak öyle bir şeydi ki, bazen her şey geri plana atılabiliyordu. Dokuz köyden de kovulsalar, doğruyu bilenler bu bilgiyi paylaşmakta ısrar ediyorlardı. İyi ki de paylaşıyorlardı, yoksa bunca bilgi geride kalmış, yeni ufuklar açılmamış olacaktı. Her şey sabit bir paradigmadan ibaret kalacaktı.

Leuwenhook, kendisine deli diyenlere aldırmadı ve, Histoloji, Embriyoloji ve Mikrobiyoloji gibi önemli bilim dalları gelişti.

**

Yine tarihin eski sayfalarından birinde, 1500lü yıllarda Vesalius isimli bir doktor, önyargılardan uzak, bilimsel bir yaklaşımla insan vücudunu incelemişti. Daha önce bu alanda yapılmış olan araştırmaların ne kadar yanlış olduğunu ancak, sabırla pek çok ölü bedeni inceleyerek keşfedebilmişti.

Önceleri bir otorite olan Galen isimli bilim adamının o zamanki en büyük kaynak olan anatomi çizimlerinin aslında hayvan bedenlerine ait olduğunu ancak yıllar sonra Vesalius çözebilmişti..

Vesalius’un hocası Silvius,

-Vesalius, Vel salius (Deli olma)

demişti ona.. ve eklemişti

-Anatomi hata yapar, Galen hata yapmaz.

İşte böylesine yanlış bir şekilde kuram haline gelmiş bilgiler, ancak sabırla, gözlemle ve doğru bildiğini sahiplenmekle yıkılabiliyordu..

Yalnız hani doğru söyleyen dokuz köyden kovuluyordu ya, işte Vesalius’un sonu da hazin olmuştu.. Kilise tarafından aforoz edilmiş, genç yaşta sürgünlere gönderilmiş ve orada hayatını kaybetmişti..

Bir başka örnekte, Semmelweis isimli bir doktor, henüz mikropların varlığı keşfedilmemişken, bir hastayı tedavi ettikten sonra başka hastalara temas ettikten bir süre sonra ilk hastada var olan hastalığın zincirleme şekilde tüm hastaneye yayılabildiğini gözlemlemişti. Ellerini yıkamayı denedi.. Ellerini yıkadıktan sonra, aynı şeyin gerçekleşmediğini fark edince, tüm mesteklaşlarını şu şekilde uyardı: Gözle görülmeyen bazı canlılar var ve ellerimizi yıkarsak bu canlılardan korunmuş oluruz, lütfen hastalarımızla temas kurduktan sonra ellerimizi yıkayalım..

İşte Semmelweis de böylece, ellerimizi yıkamamızı önerdiği için tarihin deli dedikleri arasına katıldı ve maalesef bir akıl hastanesine yatırıldı, 20 sene orada kaldıktan sonra vefat etti.

Tarih, birilerine deli dedi durdu..

Ancak, bu deliler bugün sahip olduğumuz bilgilerin ve teknolojinin öncüleriydiler.

Bugün ise, kendisine “deli” denilecek insanların azlığı çarpıyor insanın gözüne.

“Keşke birileri yine "deli” olsa da, ortaya müthiş buluşlar çıksa” diyor insan kendi kendine.

“Dünyanın ve tarihin böylesi delilere ihtiyacı var” diyor..

  11.02.2006

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut