“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

İki oda
–İsmail Örgen

[*4.622 yazı içinden]

‘Yeşil Feminizm’in İflası!

Yazara Mesaj Gönder

BATI MEDENİYETİNDE, ailenin çöküşünü doğru okumak gerekiyor. Aşırı özgürlükçü bireyler bir araya gelemiyor gelseler de bir arada kalmaya devam edemiyor. Kendi içinde parçalanma yaşayan birey, aile içinde bir araya geldiğinde de bu parçalanmışlığı devam ettiriyor ya da yapay formüllerle ayakta durmaya çalışıyor.

Vahyi dinlemeyen akıl, kalpsizleştikten sonra kendisi de ayakta duramıyor. Son tahlilde batı medeniyeti, semavi kuralları duymazlıktan gelmeye devam ediyor.

Hakikatte, batıda, çöken sadece aile değil, batının kadına bakışı ve modern paradigmanın yıkılışıdır. Hatta erkek kadın eşitliği konusunda yapılan aşırı vurgu, gerçekte cinsler arasında eşitliği sağlayamamış, bilakis, cinsiyet farklılığını kemikleştirmiştir. Özellikle erkeğe karşı kadın haklarının savunulması, kadının hakkını koruyamamış ve kadının erkeğe karşı özgürlüğü, gittikçe kaybolmaya yüz tutmuştur.

Görüntüde ise, kadının, gittikçe ekonomik özgürlüğü artmış; hakları artmış; erkeklerin boyunduruğundan kurtulmuş gibi gözüküyor. İstediği zaman istediği yerde çalışıyor, istediği zaman evleniyor, istediği zaman çocuk sahibi oluyor ve istediği zaman boşanıyor.

Doğasına uysa da uymasa da gerek evliliği ve çocuk yapmayı gerekse çalışma hayatını hep özgürlüğü uğruna feda etmiştir. O, özgürlüğü uğruna, evlilik dışı ilişkilere de girip hayatını feda edebilmiştir. Hayatını özgürlüğü uğruna feda eden sadece kadın değildir. Feminizmi savunan erkekler de evliliğini, gayri meşru ilişkilere feda etmiş ve aile hayatının yıkılmasına sebep olmuştur.

Feminizm, kadını özgürleştirmek uğruna, erkeğin de kadının da nefsinin ve arzularının esiri olmasını kabullenmiştir.

Batı feminizminin bir yansıması olarak Müslüman kadının feminist duruşunu incelediğimizde, özgürlük, aile ve çalışma hayatı konusunda maalesef, çok farklılık görememekteyiz.

Bu gün, kamusal hayatın hemen her yerinde kendisine yer bulan ‘yeşil feminizm,’ içinde barındırdığı modern unsurlarla Müslüman ailenin de yer yer tahrip olmasına yol açmıştır. Aşırı özgürlükçü bireyci davranış biçimi, Müslüman kadını önce ekonomik kaygılarla ‘yuva’sından dışarı çıkartmış sonra da batı feminizminin diğer öğelerini de sahiplenmeye başlamıştır.

Yeşil feminist takıntı, kamusal mekanda, kem gözlere tahammül eder ve toplumsal değerler uğruna buna katlanır. Ama evde özel mekanda, kocaya itaati, özgürlüğüne feda eder. Kamusal mekanın cazibesine kapılıp bir gözü ve bir kulağı ‘dışarı’da olan ev hanımı, evdeki ilişki biçimini ‘dışarı’daki kurallara göre tanzim eder.

Yeşil feminizm, son on yıllarda iyice kendisini hissettirmeye başlamıştır. Önce Müslüman çekirdek aile, kendi içinde, itaatin kalkmasıyla derin bir boşluğa düşmüştür. Kadının erkeğe itaatini, kölelik olarak gören zihniyet, itaatsizlikle meydana getirdiği kaotik ortamı tamir edememektedir. Yeşil feminizmin sadece kadınlar tarafından kabul edildiğini zannedilmesin. Ortaya çıkan manzara öyle hazindir ki, yeşil feminen erkek türü de meydanda dolaşmaktadır. Hakkını hukukunu sahiplenemeyen erkek, ailesini de korumaktan aciz duruma düşmüştür.

Korunamayan aileler yıkılıyor ve bu yıkıntıların enkazları hepimizi altında bırakacak kadar vahim görünüyor. Boşanma hakkı, son dönemlerde dindar aileler arasında yükselen değerler arasına girmiş bulunuyor. İslam hukukunda kendisine boşanma hakkı tanınmayan kadının, boşanmalarda daha aktif olması, boşanmaya daha talepkar bakması ne acıdır. Evlilik sonrasında, gerek ekonomik gerekse duygusal olarak daha da fazla yıkılan kadının, evliliği sona erdirmeye, bu denli istekli olması da acı vericidir.

Ortada başarısızlığa uğramış, tarz olarak batılı olan ve olmayan bu kadar evlilik varken, evliliğe yeni adım atacak olanların, evliliğe bakışı elbette ki tereddütlü olacaktır. Herkes batıda ailenin çöktüğünden bahisle, dindarların dünyada da mutlu olmalarını beklerken bir de bakıldı ki, islami camiada da ailede çatlaklar oluşmaya başladı. Boşanma seli, en yakınlarımızı da önüne katıp götürüyor. Hiç beklemediğimiz insanlar boşanmaya başlıyorsa, şapkamızı önümüze koyup düşünmenin zamanı gelmiş demektir. Ve modern kazuratın süprüntülerini üzerimizden atmaya başlamamız aciliyet kesbediyor.

Ortada bu vakalar dolaşırken, evlilerin sayısında düşüşler yaşanmakta başka bir deyişle evlilikten korkup evlenemeyenler çoğalmaktadır. Evlilik yaş ortalamasının erkeklerde 35’i, kadınlarda da 30’u bulduğunu, hatta geçtiğini hepimiz çevremizde görmekteyiz. Ve bu gidişle ivmenin hızlanacağını söylemek için de kâhin olmaya gerek yok.

Bir taraftan kamusal mekanda, ‘çoktan seçmeli’ bir ortamda kendisine en uygun olanı bulma telaşında olan bekar erkekler, öte yandan, özgürlüğünü kaybetme telaşıyla evliliğe soğuk bakan bakire kadınlar. Kamusal mekanın, tehlikeli bir noktaya doğru gittiğinin farkında mısınız? Ortada istemediğiniz kadar bekar, bîkar ve bîkarar insanlar var.

Batılı bir erkeği evinde tutamayan batı medeniyetinin aksine, her şeye rağmen, erkeği evinde tutmayı başarabilmişse, bunu, yeşil feminizmin kâr hanesine mi yazmalıyız? Yoksa ‘nasıl olsa benim kocam günah olduğu için başka birilerine yâr olmaz’ diyen kadının naif anlayışına mı bağlamalıyız?

Ortada bu kadar başarısız evlilikler dururken, hala aşırı özgürlükçü ve bireyci anlayışımızda ve parçalanmayı hızlandıran tavırlarımızda ısrar ediyorsak, modern paradigmalardan kurtulamamışız demektir. Modern tabuları ve bu arada yeşil feminist tabuları tartışmalı ve kaybettiğimiz aile saadetimizi yeniden yakalamalıyız.

Bu yazı, bir çözüm önermemektedir. Ancak boşanma sendromu çok yakınımıza kadar sirayet etmiş olduğundan dolayı, bu yazı bir feryad-ü figan olarak nitelenmelidir.

Ehl-i imanın bu konuda çözümü ne olmalı? sorusunu ise ileriki tarihlerde tartışmaya devam edelim inşallah.

  06.02.2006

© 2015 karakalem.net, Ahmet Nazlı

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

5inci hanımın yazısıgürcan, 09.02.2006, eskişehir

İNCİ ŞİRVANIN " CİHADIN YENİ ADRESİ" adlı yazısı bu yazıyı tamamlayıcı mükemmel bir yazı.

4Kara SovenizmMustafa, 08.02.2006, Missouri

Yesil Feminizm bahsi Kara sovenizm bahsi olmadigindan dengesiz olmus. Bir toprakda bir cicek acmissa tohum atilmis, havasi suyu saglanmis ve cikacagi meydan bos kalmis demektir.

Kara Sovenizm olmeden yesil feminizm durmaz.

3feryad ü figanınıza katılıyorum....nurbelemir, 06.02.2006, İstanbul

Kanayan bir yaraya parmak basmışsınız Ahmet Bey.Konuşulması,müzakere edilmesi gereken bir konu bence.Öncelikle şunu belirteyim:Çalışan bir bayan olarak dediklerinize katılıyorum,kadın fıtratının karşılığını ve hakiki saadetini eşinde,ailesinde,yuvasında bulabilir ancak.Feminizme de tamamen karşıyım.Zaten feminizmin kendisi kadını aşağılayan bir düşünce.Çünkü erkeğin yaptıklarını otomatik olarak tek marifetmiş gibi kabul edip,ona benzeme ve kendi fıtratını oluşturan,kadını kadın yapan değerleri aşağılama var temelinde-erkeğin başardığı şeyleri başarmak bütün marifet .Allah kadını farklı yaratmış ve o noktada onu değerli kılmıştır,erkeği ise farklı.Erkek üstün varlık değil yani.Kadın erkek de eşit değil,ancak denktir…

Ancak şunu belirtmek istiyorum:acaba kadını çalışma hayatına(dışarıya)iten nedenler nelerdir?bu sebeplerin başında erkekler ve erkeklerin kadına bakışı gelmiyor mu-dindar erkekler dahil?Evlilikte kriterler dünyevileştikçe,kadınların bazıları “bu dünyevi tercihlere tepki olarak evlenmeyip”erkeğe sırf bu noktada muhtaç olduğu için evlenmek zorunda kalmayayım”diye çalışmaya yöneldi;bazıları evde kendisine gösterilmeyen saygıyı görmek için,bazıları nefislerini tatmin için vs vs birçok sebepten dolayı çalışma hayatına yöneldi.

Kadınları yaptıklarımız için savunmuyorum, iyi yapıyoruz demiyorum,kadının yerinin evi ve çocuklarının yanı olduğuna inanıyorum ve öyle bir aile hayatı hayal ediyorum.AMA lütfen erkekler biraz enfüsi muhasebe yapıp düşünsünler.En başta evlilikte hangi kriterler “olmazsa olmazlarını,önceliklerini” oluşturuyor,evde eşlerine ne kadar saygı gösteriyorlar,sevgilerini ne kadar ifade ediyorlar,neyi ne kadar paylaşıyorlar onlarla,kıymetli olduklarını,özel olduklarını ne kadar hissettirebiliyorlar?

Bugün erkeklerin genelde tercihlerinin önceliklerinde “(dış)güzellik,çalışan ve evde aslında erkeğin olması gereken sorumlulukları yüklenecek” kadınlar var.Kadın ise güzelliği için değil,ahlakı için sevilmek,tercih edilmek,evinde oturmak,evin içinden sadece sorumlu olmak ve bu haliyle değer görmek istiyor.

Bunları okuyunca belki komik derecede abartı gelecek.Ama benim böyle olduğunu düşünmeme yetecek kadar çok örnek var etrafımda.Çünkü siz de biliyorsunuz ki fıtrat bu,dışına istesek de çıkamayız,çıksak da mutlu olamayız.

Kadının eşine itaatinden bahsediyorsunuz.Amenna.Fakat erkekler acaba bu itaati nasıl yorumluyor ve ne kadar hakkediyor.İtaat kayıtsız şartsız boyun eğmek midir?Peygamberimiz eşlerine nasıl muamele etmiş?Bunlar hep ele alınması gereken çok önemli konular.

Söylemek istediğim çok şey var, onun için de çok dağınık bir yazı oldu belki ama temennim bu konunun çabuk kapatılmadan,hak ettiği değer verilerek,irdelenerek devam ettirilmesi…

Hayat yükü ağır ve kadın bu yükü tek başına kaldıramayacak kadar aciz ve zayıf.Ne kadar aksi yönde hareket etsek de inkar edilemez hakikat bu. Erkeklerin de arkalarında onları yaptıkları maddi manevi hizmette destekleyecek eşlere ihtiyacı var.Birbirlerini tamamlayacak şekilde yaratılmış kadın ve erkek yani.İnşallah en kısa sürede kadınlar ve erkekler olarak fıtratımıza döneriz ve kalelerimiz olan aile hayatımız kurtulur…

Selamlar...

2tesettür risalesigür(bi)can , 06.02.2006, eski(!)şehir

tesettür risalesinin mutlaka derinlemesine ve akademik olarak açılması ve şerh ve haşiyelerle dilide sadeleştirilerek liseli ve üniversiteli bayanlara öncelikli olmak üzere kazandırılması lazım değil ELZEMDİR.

bu risale çekirdek mahiyetinde açılmayı bekliyor

1Kadınlardan nerdesiniz?halil doğan, 06.02.2006, İstanbul

Yazarımızın sözü sanki "Aşırı özgürlükçü" "yeşil feministler"e gibi ama özgürlükçülük aşırı olmazsa nolacak? Evlilik bizatihi, kadının ve erkeğin özgürlüğü sınırlamaktır. Ama maalesef islam dünyasında sadece kadınınki sınırlanır, sınırlanmalıdır gibi anlaşılıyor ve uygulanıyor. Aşırı kavramının içi doldurulmalı, detaylandırlmalı diye düşünüyorum. Acaba kadınların özgürlüğünün ne kadarı aşırı? Ona da kadınlarımız cevap versin..




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut