Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.669 yazı içinden]

Aksiliklerin Aksine

Yazara Mesaj Gönder

BİR MARTI kanadını değdirdi serin sulara, ürperdi ve uçtu.

Elini ateşe değdirdi çocuk, üfledi ve parmağını çekti.

Günebakanlar, güneşe karşı açtı, kargalar, korkuluğu gördü ve kaçtı.

Bir taş fırladı bir adamın elinden, gitti, gölün ortasına düştü, balıklar kaçıştı.

Bir patlama oldu pazar yerinde, kuşlar uçuştu, insanlar koşuştu, sebze ve meyveler saçıldı.

Bir kutlama yapıldı, havai fişekler patladı, gökyüzünü duman ve toz kapladı.

Aynı esnada, mutfaktaki tencerede mısırlar patladı, etrafa güzel bir koku yayıldı..

Bir yandan çocuklar mantar tabancalarını patlattılar, kediler kaçacak bir yer aradı.

Arabanın lastiği patladı, direksiyon hakimiyetini kaybeden şoför aracı bir duvara çarptı ve durdu. Çocuğun elindeki uçan balon patladı, gözyaşları ve feryatlar kapladı ortalığı.

Su borularından biri patladı, mahalleyi sel aldı.

Gözlüğü çatlayan genç, etrafa puslu gözlerle bakındı.

Bardağı çatlayan misafirin çayının tadı damağında kaldı.

Çatlak lavabo su sızdırdı durmadan.

Genç bayanın en sevdiği bardak kırıldı, servis takımı bozuldu.

Ödevini noktası noktasına tamamlayan bir programlama öğrencisi tam kaydedecekken yaptıklarını, mahallenin elektrik direğine yıldırım düştü..Kocaman kütük yere devrildi, elektrikler kesildi…

Mimarlık tezini hazırlayan gencin emek emek hazırladığı maket yere düştü..Tam ortasından çatladı ve sonra ikiye ayrıldı.

Bir çocuğun oyuncağı çatladı, birinin telefonu suya düştü, birinin hayalleri...

Başka çatlayanlar da vardı.

Fındıklar, cevizler, bademler çatladı, içlerindeki lezzet yiyenlere ayan oldu.

Çatlayan tohum, toprağın içinde yol almaya başladı..Yeni bir filiz doğdu.

Döküldü-kırıldı-çatladı-saçıldı-patladı.

Kimi için iyi, kimi için kötü bir netice oldu.

Kırık camlar batmadıkça ayaklara, patlayan balon yakmadıkça çocuğu, sel suları bir tahribat yapmadıkça, lastiği patlayan araç kaza yapmadıkça, serseri kurşunlarla kimse yaralanmayınca, bir “OH” çekildi derinden.

H harfi bazen F harfi ile karıştırılabildi.

Büyük musibetlerin önleyicisi küçük kazalar, büyük kazaları “ucuz” atlatmalar, hayatın ne çok sahnesinde karşımıza çıkıyorlar..

Kurtarılışlar, felaha ermeler, üzüntüler, geç kalmalar, kırıp dökmeler, kazalar, tüm bunlar bazen bir işaret oluyorlar, bazen bir silkelenme.. Bazen de, aldırmamak yine.

Oysa hiçbiri boş değil, boşuna değil…

Bazı parçalanışlar, bazı kazalar küçük görünseler bile, nice semereyle hayatımızın köşe başlarını tutuyorlar.

Tıpkı bir küp şekerin ancak parçalanarak tat vermesi, bir tarçın çubuğunun ancak kırılarak koku vermesi gibi, insan da kırılmalara bölünmelere meyyal, ancak sanıldığının aksine bir parçalanış bir uyanışa vesile olabiliyor.

Bir kimse, mısırla ömründe ilk defa karşılaşıyor olsa, onu toplasa, bir şekilde ondan istifade etse..Bir gün, mısırlardan biri ateşe düşse, “eyvah” der belki..Bu “eyvah” mısırın bir de patlamasının olduğunu bilmeyiştendir, bir yitirişedir. Oysa, patlamış mısırın tadına bakınca anlar ki, bir de böylesi bir lezzet varmış.

Elemler de böyle zannımca, başka lezzetlere, başka dirilişlere kapı açıcı.

Keder de, kaderde karşımıza çıkan şer görünümlü hayırlar da öyle..

Hem hayatta lezzet kadar elem de tat verebiliyor, elmanın olgunlaşması gibi olgunlaşıyor insan..

Bu yüzden, kırılana değil kırdıran hikmete, dökülüp bozulana değil, ardından geleceklere çevirmeliyim bakışlarımı..

Ufak tefek de olsa, karşımıza çıkan “aksilikler”in kader çizgimizde mukaddes bir yeri vardır diye düşünüyorum..

“Hay aksi” dedirten nefsin aksine çalıştırmalı hisleri, toparlanmalı, daha büyüğünden esirgeyen, bağışlayan Rabbe hamd ve senada bulunmalı.

Bir küçük yahut büyük kazanın da böylece atlatıldığına sevinilmeli, lezzet duyabilmeli..

Sevinmeli, zira zeval-i elem dahi lezzettir..

Elem dahi, bir yaratılış gereği, elem dahi hikmettir.

  28.01.2006

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

6Ahmaklar ve Münafıkların Aksilikleri ise AldırmayınKâmile Balıkçı, 19.06.2007, Balıkesir

Tüm kesimlere İslâm’ı daha açık ve sıcak yüzüyle ve tatlı diliyle sunmanız benim çok hoşuma gidiyor. Biraz aşırı laik birisiyim. Ama İslâmi konularda kadar çok meraklıyım. Sizin gibi böyle dini anlamıyla öncelikle dile getirmesi benim gibi biri için biraz zor gelir ama, ben eminim ki, başkalarını bilemiyorum, ama hiç önemli değil ve benim dediklerime bakın siz. Düşünceleriniz örtülü olmanıza karşılık daima önde gidiyor, tüm Milletin imanına yararlı olabilecek bir çok fikirleriniz var. Sizin yerinize olsam elbette herkesi tam tatmin edememe ihtimali yeterince fazla dikkate almazdım. Baki selam ile.

5Hak şerleri hayreyler....M.Abdullah SAFA, 15.06.2007, İstanbul

El Halık'ın buyurmuş olduğu gibi sizin şer bildiklerinizde hayır , hayır bildiklerinizde şer vardır. bu enfes yazıyı okuyunca aklıma Musa (A.S) ve Hızır (A.S) 'ın yapmış oldukları yolculuk,oradaki hikmetli hadiseler, Allah dostlarının 'senden gelen ne varsa hepsi güzel' diyerek umumun şer gördüğü hadiseleri kendileri için istemeleri geldi. Aslında bütün mesele teslimiyet meselesi ki zaten müslümanın karşılığı da teslim olmuş olan demek değil mi? En güzel isimlere sahip olan yaratıcının isimlerinden biri de Er Rakib'tir yani koruyup,gözetleyen... Allah'ın halifesi olarak yarattığı varlık olarak O'nun takdirini sorgulama gibi bir hakkımız olamaz. Bir Allah dostunun söylemiş olduğu bir söz var 'biz bu dünyaya peki demeye geldik' diye. Rıza ı İlahi ye mazhar olmak niyazıyla...

4acının içindeki lezzet..hayatın rengi, 10.02.2007, Ankara

güzel insan yazınız yüreğe işledi eyvallah..

bir çocuk eli yandığı zaman bir daha yaklaşır mı ateşe...acılarda böyledir , tabi ibretle bakan gözler için...ateşe yaklaşmamak lazım bunun için illa elimiz yanması gerekmez, başka yanan elleri görünce de o acıyı hissetmeli insan..baki muhabbetle ..

3Aksiliğin Aksine yada..Öznur Çolakokoğlu, 01.02.2006, Bursa

Şerde hayırda olduğunu göz ardı etmemek aslında.. Hem demiyor mu RAbb? "Siz bilemezsiniz, O bilir.." diye.. Aynen öylede, nede güzel yazmış yüreğin ve tercüman olmuş kalemin ilahi doğrulara, güzel yüreklim.. Hepimiz, hep aksiliklerin aksine yaşayabilelim inşaAllah şükür ile..

2Hakİm i farkedebilmekmurat, 28.01.2006, kdz.ereğli

yazıda da değinildiği gibi kainattaki her olaya hikmetle bakabilmek lazım. Herşeyin arkasıda O nu görebilmek... Bilmediklerimizin arkasında herşeyi hikmetle yaratanı Hakim i görebilmek... Kainata ve olaylara at gözlüğüyle bakmamak gerek diye anlıyorum.

1NARSİSİSTİK KASINTI Lale Cahide, 28.01.2006, İstanbul

İnsan Her Daim Yaratıcısına Karşı Kusurludur

İnsanın Yaratıcısına kusurlu olduğunu itiraf etmesi insanın kendini anlatmasıdır. Çünkü insan ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın her daim Yaratıcısına karşı kusurludur. Dolayısı ile kusurlu olmak insan olma halinin olmazsa olmazıdır. İnsanın Yaratıcıya karşı hayatın içindeki kusurlarını anlatması kendini anlatmasıdır.

Narsisistik gurur ve kibir ise kusursuzluk özlemi çeker. Kendini mutlaklaştırma eylemindeki büyüklenmeci benlikler insanın kendi gerçekliğini itiraf etmenin ruhsal hazzından mahrum kalırlar. Şeytanın en büyük oyunlarından biri de insana kusurunu itiraf ettirmemektir. Böylelikle istiğfar yolu kapanır. Büyüklenmeci benliklerin en önemli özelliklerinden biri kendileri ile yanlış yapmayı yan yana düşünememeleridir. Kusur işlemek, yanlış yapmak narsisistik kasıntıyı söndürme tehlikesi barındırır çünkü.

İnsan kendi olmak istiyorsa kusursuzluk kibrinden sıyrılabilmelidir. Yaratıcı insandan mükemmel olmasını değil, mükemmel olmadığının itirafını beklemektedir.

Gece ya da gündüz, yatarken ya da yürürken, susarken ya da konuşurken, dururken ya da hareket ederken; belki de ihtiyacımız olan şey, Yunus (AS) gibi “Ben zalimlerden oldum” itirafını edebilme cesaretini ve mertliğini gösterebilmektir.

© 2005 karakalem.net / Mustafa Ulusoy




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut