Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Hayat felsefem
–Rabia Nazik Kaya

[*4.629 yazı içinden]

Karadelik

Yazara Mesaj Gönder

ZAMAN OLUR, içimiz içimize sığmaz; bir öfke, bir hınç sağanağı sel olup dışımıza taşmak ister.

Zaman olur, içimizde kura kura biriktirdiğimiz nice hayıflanma bizi patlayıp dışa akmak ister.

Zaman olur, dışa dökemediğimiz nice duygu, nice hüzün, nice elem içimizde bir girdaba dönüşür, ne varımız varsa kendi içine alır, bize içinden çıkılmaz bir hal yaşatır.

Hepimizin başına bir şekilde ârız olan bu hal, bazılarımız için bir ‘karadelik’ mesabesine gelmiş haldedir.

Yaşadığımız bir ihanet, görmememiz gereken bir karşılık, görmemiz gereken bir karşılığı görememe, uğradığımız bir haksızlık, ifşa edilen bir sır, duymayı haketmediğimiz bir söz, ardımız sıra yayılan bir iftira.. derken, hayatımızın o ince uzun çizgisindeki tek bir kör nokta bir girdaba dönüşüp öyle bir çekim gücü kazanır ki, bütün hayat çizgimizi kendine çekmeye, kendi etrafında döndürmeye, kendi içine almaya çalışır.

Uzaydaki, müthiş çekim gücüne sahip, önüne gelen herşeyi içine alan karadelikler gibi...

Etrafımıza baksak, karadelik haline gelmiş bir kör nokta yüzünden mihveri kaymış, şirazesi kopmuş, dengesi bozulmuş kaç hayat vardır?

Kaç hayat böylesi bir kör nokta yüzünden dağılmış da bir daha biraraya toplanamamıştır?

Kaç anne, evladının ihanetine kilitlenerek yaşamaktadır artık hayatını?

Kaç baba nice zamandır kızının veya oğlunun söylediği o ağır sözü her akşam yatarken ve her sabah kalkarken hatırlayıp yaşamaktadır günlerini?

Kaç hakikat eri sinesinde giderek büyüyen bir ur olarak dava arkadaşının ihaneti yumrusunu taşımaktadır?

Kaç insan sırrını bilen dostunun ifşaatıyla mahzun, kaç insan ettiği emanete hıyanet eden hain yüzünden zarardide, kaç insan zor zamanında yardımına koştuğu kimilerinin ardından ürettiği iftiradan dolayı öfkelidir?

Kaç kadın kocasını affedememekte, kaç koca “Bana bu nasıl yapılır?” diye diye günlerini geçirmektedir?

Kaç kişi çocukluğunun hatıralarına takılıp “Nasıl yaptılar bunu, bana nasıl kıydılar?” diye diye geleceğini şekillendirmektedir?

Baksak, kör noktayı karadeliğe dönüştürmüş o kadar çok hayat çıkar ki karşımıza...

Baksak, hepimizin içinde, bu kör noktalar yüzünden birikmiş o kadar hınç, o kadar öfke, o kadar keder vardır ki...

Çoğumuz, bir yerden değil, birkaç yerden birden darbe yemişizdir üstelik.

Hayatınızı vakfettiğiniz bir yolda nicelerinin ‘menfaat avcısı’na dönüşmesini izlemiş, onlara benzemediğiniz, parsadan bir pay derdine düşmediğiniz, ‘üç maymunlar’ı da oynamadığınız için sille yemiş, tekme tokat kapı dışarı edilmişsinizdir.

Yüreğine güvendiğiniz insanların sergilediği yüreksizlik, samimiyetine inandığınız insanların sergilediği samimiyetsizlik, fedakârlığına kanaat getirdiğiniz insanların sergilediği bencillik, hakperestlik umduğunuz insanların gösterdiği güç karşısında yalakalık ve menfaat karşısında yavşama hali bir ur gibi yerleşmiştir içinize.

Sözüne itimad ettiğiniz kişinin yalancılığını, işinizi emanet ettiğiniz kişinin hainliğini, malınızı emanet ettiğiniz kişinin hırsızlığını tesbit etmişsinizdir.

Birilerinin gıybeti, başka birilerinin iftirası sözkonusudur sizin için; ve sizin yapacak birşeyiniz yoktur. Zira Allah’tan başka şahidiniz yoktur.

Böylesi bir, iki, üç, dört acı derken, duygular bagajına aldığı bunca yük insanın manevî yolculuğunda hızını keser önce; sonra akla da sirayet edip düşüncelerin dengesini bozar ve istikamet kaybını getirir.

Öyle ki, yoldan kayar, başka yollara sapar yahut şarampole yuvarlanır niceleri...

Bütün bu hallerden kurtulmanın, mü’min için, çok da zor olmadığını düşünüyorum.

Acı olsa da, zor olmadığını...

Birkaç şey söylememiz gerekiyor kendimize, hepsi bu:

  • Bu dünya cennet değildir, insanlar da melek değildir, bu bir.

  • Geçen günleri geri getirmek mümkün değildir, bu iki.

  • Geri getirilemeyecek günlerde kalıp bugünü heba etmek ve yarını tehlikeye atmak akılsızlıktır, bu üç.

  • Dünya bizim elimizde, bizim denetimimizde değildir, bu dört.

  • Dünya meydan-ı imtihandır, bu beş.

  • Hakikat elbet bir gün tecelli edecektir; ama bu gün, bu dünya içindeki bir gün değil, Hesap Günü de olabilir. Yani, bu dünyada yapılan bütün zulümlerin, uğranılan bütün haksızlıkların hesabı bu dünyada görülecek değildir; bilakis hesapların büyük kısmı Hesap Gününe devredilecektir, bu altı.

Bunu böyle bildiğimiz gibi, duygu dünyamıza da böyle sindirebilsek, kör noktaların, kara deliklerin ve duygusal girdapların uzağında bir hayat sürebileceğimize inanıyorum.

  24.01.2006

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

4KÖRNOKTASelahattin Karakök 1, 17.12.2007, ÇAYCUMA

Gözler, kulaklar ve kalpler olupta, göremediği, işitemediği ve akledemediği, an ve mekanlar kör noktalardır.

Noktalar fazlalaştıkça tüm hayırlı şeyleri yutan bir kara deliğe dönüşür.

Allah'a sığınma farkındalığı gözü, kulağı ve kalbi açar.

Bu farkındalık Allah'ın üflediği nefestir. Nefesin farkına varmak körnoktaları iptal eder.

Ve karadelik kapanır.

Sonra ona güzel ve düzgün bir biçim verdi ve ruhundan üfledi. Böylece size kulaklar, gözler, kalpler verdi. Fakat ne kadar az şükrediyorsunuz! SECDEDEN

Ve nefse ve onu düzenleyene, Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,

Ki onu arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirletip örtense kayba uğramıştır. ŞEMSDEN

Kendini kınayarak vicdan azabı çeken nefis dile gelsin. KIYAMETTEN

O kimseler gibi olmayın ki, onlar Allah'ı unutunca Allah da onlara kendilerini unutturmuştur. Onlar hep yoldan çıkmış kimselerdir. HAŞRDEN

SEN, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak. Ve eğer Şeytandan güç alan bir kışkırtı seni gözü kara bir öfkeye sürükleyecek olursa hemen Allaha sığın ve bil ki O her şeyi işiten, her şeyi künhüyle bilendir. Allah bilincine sahip olan kimseler, içlerinde Şeytanın esinlediği karanlık bir kuruntu uyanacak olsa Onu anıp akıllarını başlarına toplarlar ve hemen olup biteni açık bir biçimde kavramaya başlarlar, kendi inançsız kardeşleri onları sapıklığa sürüklemek isteseler bile. Sonra doğru olan neyse, onu yapmaktan geri kalmazlar. ARAFTA N

3biz imtihandayızhüseyin kurt, 28.06.2007, amasya

1-İnsanın bu dünyada hoşuna gitmeyen şeyler daha çoktur.

2-Mübarek asrı saadetin başına gelen fitne, aynen şahıs olarak bizde de cereyan ediyor ve bizi inandığımız davaya ihlasla sarılmamız gerektiğini ve daha başka görevlere sevk ediyor olabilir.

3-Allah insanın yüzünü fani mahbublardan kendisine çevirtmek istiyor.Üstad da en sadakatli zannettiği birisinden umulmadık bir sadakatsızlık ve vefasızlık görmüş.Sonra yüzünü kabre ve ondan sonraki alemlere çevirmiş.Bizde de aynen cereyan ediyor olabilir.

2Allah kaleminize kuvvet versinzeynep, 25.01.2006, İstanbul

Yazınızı okurken sürekli içimden Üstadın: İman ve ahiret nimetinden dolayı Allaha hamd olsun duasını tekrarladım...İman ve dahi ahiret nimeti olmasaydı bu dünyada insan ilşkileri dahil herşey mutlak bir azaba dönüşürdü...Bu hakikatli yazı için Allah sizden razı olsun...

1buda gecer dmek lazım diye düşünüyorumagah vardar, 24.01.2006, Ankara

üstad cennet ucuz değil cehennem lüzümsuz derken yazında yaşananları da kastetmiş olması lazım.. diye düşünmekteyim

diğerine geçelim... risale i nuru bulmak birinci kademe ... sonra okumak gelir... sonra da amel etmek... eh.. üçüncü kademeye gelmiş milyonalar var... şimdi sıra başka bir şeyde... risale-i nuru okuyan imanlı gidebilir... ancak elini kolunu sallayarak cennete gidecek denmiyor ki... şehitlerin bile kul hakı affedilimiyor.. allahın adeti öyle.. yani... mahşer meydani ÇOK AMA ÇOOOOK RENKLİ GEÇECEK.... şu anda uğranılan zulumler hafızamızı ve hayatımızı etkilemekte .. ANCAK mahşer meydanında herkesin amelleri tecessüm edecek canlanacak... işte o zaman zulme uğrayan hakkını alacak... bu günler pek te uzak değil ben bu yazıyı yazarken hesap günümüz 10 dakika daha yaklaştı... velhasılı kelam...şimdilik GÖÇTÜ KERVAN.... KALDIK DAĞLAR BAŞINDA... elem keder ihanet kalleşlik vefasızlık saldırıya uğramak bu asırda bize arkadaş oldu... şimdilik .Dünyalaşma seküleleşme ehli imanda had safhada onun için ehli hak kendi içinde mağlup durumdadır.. hemde en yakınları tarafından... nefisler ejderha olmuş... başkalarını yutmakla besleniyor... şeyten ise kenara çekildi... seyrediyor...ehl-i imanım diyenler şeytanın yapacağının yüz katını başarmakta.. şeytan da hayrette bu işe... allah sonumuzu hayreyleye düne ve ahiret ateşinden bizi muhafaza eyleye amin.

**** NUR TALEBESİ ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK CENNETE GİDECEK DİYE BİR KAİDE YOK...****

NUR TALEBESİ EBEDİ CEHENNEMLİK OLAN İMANSIZLIKTAN UZAKTIR... YOKSA HAŞA... HER YAPTIĞI DOĞRUDUR.. HER YAPTIĞI İSABETTİR DİYE BİR ŞEY YOK...

BAKİ SELAMLAR.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut