Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.649 yazı içinden]

Ağaç olmak

Yazara Mesaj Gönder

SEVGİLİ ANNEMİN çok sevdiğim bir tasnifi vardır: “İnsanlar ikiye ayrılırlar: başkaları için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar.”

Hayatı kolaylaştıran, bir çatışmadan bizi uzak tutan, feragati içselleştirmemizi sağlayan bir tasniftir bu. Başkaları için yaşamayı bir tercih olarak yapabilmeyi, başkaları sayesinde yaşayanlarla didişmemeyi mümkün kılar.

İnsanları, böylesi başka bir dizi tasnife daha tâbi tutmak zor değil.

Sorun olan insanlar, çözüm olan insanlar...

Ümit kıranlar, ümit verenler...

Dert üretenler, deva üretenler...

Şikâyet edenler, çare bulanlar...

Baktığımızda, hayatın içinden kopup gelen bütün bu ayrımların düğüm noktasının insanın iç dünyasında yattığını görürüz.

Başkaları için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar; sorun olanlar, çözüm olanlar; ümit kıranlar, ümit verenler; dert üretenler, deva üretenler; şikâyet edenler, çare bulanlar... derken, tasnifi ne kadar uzatırsak uzatalım, her iki tarafın insanlarının da yaşadığı dünya aynı dünyadır. Soludukları hava aynı olduğu gibi, hayatın akışı içinde yüzyüze geldikleri olaylar, sıkıntılar, sevinçler, başarılar, hayal kırıklıkları ya birebir aynı yahut birbirinin benzeridir.

Ancak, arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir akıtır.

Aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü; biri şikâyet üretir, öbürü çare; biri yük olur, öbürü yük taşır.

Bütün iş, iç dünyalarda düğümlenir.

Âfâkî âlemden kopup gelen her malumat, her olay, her keyfiyet, bizim ruh dünyamızı, zihniyet dünyamızı, gönül iklimimizi nasıl, neye göre biçimlendirip işlettiğimize göre dönüşür, değişir.

Bir tarafta “Ortam kötü” deyip kötülüğe meyledenler vardır meselâ.

‘Kötü ortam’dan kendisi için kötülük cevazı çıkaranlar...

“Ortam kötü, devir değişti, zaman ahir zaman, kimseye güvenilmiyor” diye diye, Müslümana bile kötülük eden Müslümanlar zuhur eder meselâ...

Öte yanda, çölde vaha misali, kötü ortama rağmen, dingin ve serin bir ruh iklimi içinde yaşayanlar bulunur.

Yanık yüreklere, kırık gönüllere, şaşakalmış akıllara serin hikmet suları içirenler...

Yakmayanlar...

Dert yanmayanlar...

Yazın ortasında kızgın güneşin bütün hararetini kendi üstüne alıp, altında gölgeleyene hayattar bir serinlik sunan ağaçlara benzer böyleleri.

Karbondioksit alıp oksijen veren ağaçlara benzer...

Kirli hava, kirli ortam, kirli zaman kirletmez onları...

Öyle bir kalb, öyle bir zihin, öyle bir ruh hali ve öyle bir düşünme biçimi edinmişlerdir ki, kirli ortamda kirlenmedikleri gibi, kirli ortamı sadece seyretmezler de...

Bilakis, kirli havayı solur, ama tertemiz, taptaze bir oksijen verirler geriye...

Kiri emer, dönüştürür, azaltırlar...

Havadaki oksijen oranını çoğaltırlar.

Dönüşmezler; dönüştürürler...

Rablerinin izniyle, geceden gündüz, ölü halden diri hal, karanlıktan aydınlık devşirirler.

‘Ayn-ı dert içinde derman,’ ‘ayn-ı elem içinde lezzet’ bulur, çıkarır ve sunarlar.

Ağaçlar gibi...

Sıcağı alıp serinlik veren ağaçlar gibi...

Karbondioksit alıp oksijen veren ağaçlar gibi...

Hayat yolunda önümüzde iki seçenek vardır daima...

Dileyen en güzel bir halden bile şikâyet üretir, dileyen karbondioksit alıp oksijen verir...

Birinciler hiçbir işe yaramazlar; başkaları sayesindedir varoluşları...

İkinciler ise, hele birleşip orman oldular mı, en karanlık bir halden cennet-misal bir iklim üretirler.

Cahiliye’den Asr-ı Saadet çıkaran sır bu değil midir?

Saadet Asrına mührünü vurmuş her bir sahabi, Cahiliye’nin içinden kopup gelen; ama dert değil deva, şikâyet değil çözüm, yeis değil ümit üreten birer ulu çınar değil midir?

Ağaç olmalı her insan...

Müslüman Müslümana kötülük etmemeli...

Müslüman kimseye kötülük etmemeli...

Kötü ortamı mazeret belleyip dönüşmemeli, dönüştürmeli.

Ağaçlardan ders alıp, karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli...

Ve ağaçlar birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı...

Orman olmalı...

  17.01.2006

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

4BiRAZ KARISIK YAZDIMYA NEYS...turan tekin, 17.01.2006, almanya

Herkese selamlar ve acizane kanaatim budurki uyarim iyi anlasilmamis ki insafa davet vuku bulmus,bidaha okunsa derim..yazidaki hakikatlara farkli kalemlerdende muhatap oldum ama böyle dedigim gibi tekrarat yoktu.her ne ise ben yazara bir uyari yaptim kendisinin bilecegi birsey...herkes yazi üzerinde fikrini belirtme hakini benim yazimi kale alarak yapmamali.her zaman iyisin süpersin senin gibisi yok nameleri mi dizmeliyiz...hem kimin ne duygu düsüncede oldugunu bir iki cümle ile anlamak insafmi olur....yazmayi sevmeyen biri olarak hic yazmasam daha iyi olacak cünkü sevimsiz seyler yazmaktansa...diyari küfürde atesler icinde yürümemize aciyip dua buyurun ki rabbim muhafaza etsin.bende SEViYORUM, kimlerimi imani olan herkesi slm

3tebrik ve teşekkürMuhammed Özlü, 17.01.2006, İstanbul

Turan beyin eleştirisine karşılık ben de düşündüm, kendisine "insafın o yerde namı yok mu?"dan daha uygun bir cevap bulamadım; kusura bakmasın... Yani bu yazıya bu eleştiri!... Ben, şahsen, ne bir cümle eksik ne de fazla buldum yazıyı. Bu kadar güzel bir hakikat ancak bu kadar güçlü, akıcı, kıvrak ve tatlı bir üslubla anlatılırdı diye de düşünmekteyim. Aslında bizler okuyucu olarak, yazının kısalığından uzunluğundan çok, onun bize hissettirdiklerini, alemimize yansımalarını ve aldığımız dersleri konuşsak daha faydalı olacak...

Bu yazının tekrar tekrar okunması ve özümsenmesi gerektiğine inanıyorum; naçizane, aldığım çok ders oldu. Bize hayat yolculuğumuzda rehber olacak böylesi yazılarından dolayı Metin abiye sonsuz minnet ve şükranlarımı sunuyor, Allah ebeden razı olsun diyorum. Kalemine ve gönlüne sağlık Metin abi...

2Tekrar ama nasılAhmet, 17.01.2006, İstanbul

Turan Bey in yorumuna katılmıyorum. Yazarın diğer yazılarını da takip eden bir okur olarak bu yazıda vurgulanan düşünce Yazar ca oldukça önemli görülüyor olmalı ki bu kadar tekrar(belki de hafızalarda yer ettirme) yapılmış. Yoksa bu birbirine yakın olduğunu belirttiğiniz ifadeler kesinlikle Yazar ın yanlışı/eksiği değildir şeklinde bir düşüncem var.

1eleştirituran tekin, 17.01.2006, almanya

metin beyin yazilarini takip eden biri olarak bir kac uyariyi hep yapmayi düsünmüsümdür ama yazmayi sevmeyen biri oldugumdan yazmamisimdir,en önemlisini yazayim:metin beyin yazilarinda fazlasiyla bazi seyler tekrar edilir farkli paragraflarda ayni sözler karsimiza cikar zaten bazi yazilarinin cok uzun olmasinin bir sebebide bu,ayni kelimeler olmasa bile ayni manayi farkli kelimelerle tekrar okuyabiliyoruz.bu yazi kanaatimce birkac satirda ifade edilebilirdi ama tekrarlar yine karsimiza cikiyor....bizimgibi kalem tutamayanlar yazsa neyse ama yazmak meslegi olanlar israftan kacmali hemde beslendigimiz kaynaklarda israf bulunmazken biz niye bukadar yaldizli ifadelerle ayni seyleri tekrar edelimki.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut