Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kör nokta
–Metin Karabaşoğlu

[*4.669 yazı içinden]

Beyaz ve Siyah veya Zalim Sultana Hakkı Söylemek

Yazara Mesaj Gönder

KARABAŞOĞLU, “KÜÇÜK Adama Vurun” adlı yazısında belki de hepimizin bildiği ve Müslümanlar arasında pek yaygın olan bir hadisten bahsediyor: “Cihadın en büyüğü zalim sultana hakkı söylemektir.” Ancak bilhassa yaşadığımız bu zamanda her şey öyle siyah ve beyaz gibi net değil. Olaylar, kişiler ve tepkilerimiz de biraz gıri, biraz mor, biraz ela...

Mesela Said Nursi davet edildiği Ankara’da zalim olarak gördüğü bir takım insanlara, yaptıkları zulüm cinsinden hakkı söylemeyi değil, namaz eksenli bir konuşma yapmayı tercih etmişti. Ve hakkı, dolayısıyla söylemiştir.

Yine sürgüne gönderildiği Barla’da oturup Risalelerini yazmış, gidip de şu zalim valiye, başbakana veya cumhurbaşkanına hakkı tebliğ edeyim dememiştir. Bilakis o dağ başında Risalelerini yazıp, yaygınlaşmasına gayret etmiş, yani kendi işine bakmıştır. Hapishaneye alınınca meşru savunmasını yapmıştır. Ama çıkınca yine kendi işine bakarak Risalelerine, talebelerine geri dönmüştür. Halbuki o dönemde zulüm ve zalimler çok netti.

Bugün ise çoğu zaman o netlik de ortadan kaybolmuş gibi. Kim, ne kadar zulmediyor pek belli değil. Veya hak tarafında olan bazıları da zaman zaman zulmedebilmektedirler. Bazı insanlar bazı işlerinde zulmederken, bazı işlerinde de hayırlı hareketler yapabiliyorlar. Hayırla batıl çoğu zaman birbirine karışmış durumda.

Bu arada neyin hayır, neyin batıl olduğu da birbirine girmiş vaziyette bu zamanda. Bizim yanlış gördüğümüz bazı müminler için doğrudur. Bizim doğrularımız da başkaları için yanlış olabilmektedirler. O zaman yanlış diye cephe aldığımız bazı olaylar ve kişilerin yanında o olay ve kişiye samimi duygularla sahip çıkan arkadaşlarımızla da karşı karşıya gelebilmekteyiz. Ve her hadisede zulme veya zalime karşı çıkmak, hakkı tebliğ etmek samimi müminler arasında da bizi her şeye muteriz, iflah olmaz muhalefet, hiçbir şeyi beğenmez, ütopik kişiler haline getirebilmektedir. Ve hakkı söyleyeceğiz diye söz eskimekte, ayağa düşmekte biz de kaale alınmayan insanlar haline gelebilmekteyiz.

Herşeyin bu kadar karıştığı, ak ile karanın birbirine girdiği zamanımızda ben zalime, zulme bizim veya karşı cephelerde olsun direkt mukabele etmeyi, Said Nursi’nin tabiriyle mukabele-i bilmisili doğru bulmuyorum. Bu arada ortadaki zulmü ve zalimliği hoş görmeyi veya sessiz kalmayı da doğru bulmuyorum.

İngilizler Hindistanı işgal ettiğinde bazı gruplar buna şiddetle mukabele etmişlerdi. Gandi ise kendisini sevenlere yün eğirmelerini tavsiye etti. Hep yün eğirdiler. Yani ürettiler. İşte o dönemde İngilizleri silahlı eylemler değil bu yün eğirmeleri Hindistan’dan çıkarmıştır.

Zulme ve zalime mukabele etmek istiyorsak ona haksızlığını ve zalimliğini haykırmak değildir yapılması gereken. Hakkı söylemek artık bu zamanda hakka fiilen sahip çıkmakla mümkün. Hak uğruna biz ne yapabiliyoruz? Mesele budur. Bazı grupların bir dönem haksızlık yaparak itip kaktıkları arkadaşlarımızı daha sonra radyolarında, gazete ve dergilerinde program yapmaya çağırmaları, sempozyumlarına, kongrelerine davet etmeleri o haksızlığa verilen en güzel cevaptır. Bazı arkadaşlarımızın yazdığı güzel yazılar, ortaya koydukları birbirinden ilginç kitaplar ve insanların bu eserlere olan teveccühü eminim ki zalim sultana karşı söylenebilecek en güzel haktır. Hakkı dedikoduyla, tenkit ile, başkalarını veya işlerini gündemine alarak değil de; güzel işleriyle, eserleriyle kaldıranları tebrik ediyorum.

  12.12.2005

© 2015 karakalem.net, Levent Bilgi

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

8aczin celali celalin acziİsmail Süphandağı, 17.12.2005, Türkiye

Levent kardeşin yazısı kilit bir k onuyu gündeme getiriyor. Zalime karşı nasıl davranılacağı hususu, güncel hayatın içinde inanılmaz sıklıkta yaşanan bir olay. zalim sadece yönetici değildir, işyerinizde, evinizde, mahallenizde hasılı yaşadığınız tüm mekanlarda bir şekilde zalimler türeyebilir. zalimce tavırların yoğunluğu ve sıklığı büyük boyutlara çıkıyor. bu konuda karşı bir duruş sergilemenin nazenin yolu sanırım sadece ve daima doğruyu söylemek ve yapabilmektir. Eski saidin hayatında aczin celali, yeni saidde de celalin aczi açıkça gözüküyor. her iki duruş da inanılmaz örnek. birincisi, modern öncesi dönemlere münhasır bir tavırdı ikincisi ise modern dönemlere münhasır bir tavır. bu ilişkinin bir de ilm sıfatının tezahürü babında ibnel arabi gözüyle değerlendirmek lazım. eyvallah.

7TÜRK OKULLARISALİH BUYUKYAZICI, 17.12.2005, İstanbul

Şahsen yorum köşesinde gürcan sevgicanın yazısına katılmayanların oranını görünce üzüldüm. Kim ne derse desin bu proje şu zamanda üç büyük düşmanı altedecek en büyük projedir ve bunu anladıkları için şer cephesi çok hücüm ediyor bu kesime, ellerinden gelse bitirmeye çalışacaklar ama nafile.

İslamda tebliğ ve irşat meselesini basit anlamamak lazım çünkü bu hayati iş tarihte peygamberlerle temsil edilmiştir.Öyle his ve hevalarımıza bırakılacak bir iş değildir. Zaman göstermiştir ki belli bir plan ve sistemi olmayan bütün işler bir çıkmaza sürükleniyor veya güdük kalıyor boşu boşuna enerji harcanıyor bunu iyi anlamak için son otuz senede Türkiye de islamı yaymak için ortaya çıkan bir partinin ve liderinin bugunku durumu herşeyi çok güzel izah etmektedir hem arkadaki kitleyi bir ümitsizliğe sevketmiş hem de bilmeden bazı oluşumlara engel olmuştur. Ne mutlu bize ki ümit beslediğimiz kurumlar kuruluşlar var ve var güçleriyle usulune göre dünyanın her tarafına sevgiyi hakkı hakikati götürüyorlar helal olsun bu yürekli insanlara.....

6güzel bir bakışsalih mansur, 13.12.2005, Ankara

hoş yazınıza hoş bir teşekkür...

5HAKTA SEBAT ZALİME EN GÜZEL CEVAPTIRMEHMET HELVA, 12.12.2005, merzifon/amasya

Bediüzzaman ın yaptığı bu değilmiydi : Bir nesli dinsiz yapmak için planlar kuranlara karşı onların kumpaslarına kapılmadan yeni neslin dinine hizmet etmenin en güzel yolu olan Risale yolunu açmamış mıydı? Zalime mukabele etmenin de bir yolu yordamı ve tarzı vardır, olmalıdır.. Donkişotvari karşı çıkışlar zalimin işine gelir.. Yer yer Bediüzzaman ı tahrik ederek hataya zorladıklarında onun nasıl davrandığını özümzersek zalime nasıl mukabele edilir öğrenmiş oluruz.

4asıl düşman ve asıl zulüm nedir ?gurcan sevgican, 12.12.2005, eskişehir

levent bey konuyu çok güzel irdelemiş. biraz da göndemelerle beraber zulme nasıl davranılacağından bahsetmiş.

hz. üstadın asıl düşmanımız dediği CEHALET-FAKİRLİK- İFTİRAK başlıkları arasında değinecek olursak , üstad bu düşmanlara karşı birey yetiştirmeye yönelmiş , tepeden inmeci siyasal ve direkt reaksiyona kilitli islam anlayışından ziyade , ılımlı , uzlaşan ,yapıcı ve müspet ve reaksiyondan ziyade aktif bir sabırla aksiyonu tercih etmiştir. kendi zamanında yapabileceği her şeyi yapmayı denemiştir. üniversite açma teşebbüsüne kadar hem de.

ama durum , şartlar ve kişiler buna müsaade etmemiş ve o da en güzel meyvesini bu canhıraşane bir tohum gibi sıkışıklıktan sonra ve baskıdan ve tazyikten sonra vermiştir eserleriyle.

taa o zamandan küfrün belini kırdım deyişi de ileriye dönük gördükleri veya ona gösterilenlerdir.

esasında en gür sada islamın sadası olacaktır sözünü en karanlık zamanlarda ve karanlık kişilerin arasında söylemesi onun halka güven ve ümit aşılamak istemesi gereğince ve de bir sinerji oluşturmak istemesinden geliyor bana.

herkes bu sadayı söylemeye başladığında insanlar psikolojik olarak buna sulük etmeye ve buna gerçekleştirmeye başlıyacaklardır.

ve üstad bunu başarmıştır ve zalime bu şekilde haykırmıştır.

kaldı ki direkt olarak da o zalime ve zalimlere haykırmıştır eski said damarıyla ama hadislerin işaret ettiği kişileri ve zamanı görünce siyasetten uzak durmuş ve onun biricik terbiyecisi ve öğretmeni olan RESUL-U EKREM (ASM) I dinleyerek , bu zalimlere bu zamanda galebe icbar ile olamıyacağını anlamıştır.

benim bir de es geçilen mesele olarak ve karakalem camiasında görmek istediğim dünyanın her tarafında açılan türk okullarının oynadığı ve ya ileride oynıyacağı rol üzerine olacak.

CEHALET ( okullarla , TV ,gazete vesair iletişim araçlarıyla )

FAKİRLİK ( heryerde açılan işadamları dernekleri ve bunların organize, müsbet ve beraber hareketleriyle )

İFTİRAK ( dış destekli misyoner zihniyetinden ziyade içeride ve dışarıda bizim rehberliğimizden geçmiş ve mezun olmuş kişilerin iş başına geçmesi , şuurlanması ve hayatın her ünitesinde bu insanların etkili rol almasıyla )

işte bu üç düşman asıl düşmanımız.

ve bir sözümüz var ise gelip geçici kişilerden ziyade bu düşmanlarla yaka paça olunmalı diye düşünüyorum ben.

ve en azından bir toktamış ateş kadar ( neden ona o kadar ilgi gösteriliyor imrenişine girmeden sırf vazifemiz olarak ve ihlas bunu gerktirdiğinden ) bu okulların bu 3 BÜYÜK DÜŞMANA KARŞI sadece türkiyede değil bütün İSLAM ALEMİNDE VE DÜNYADA meydan okuma niyetinde oluşuna ve konjonktürü iyi takip edersek vetirenin bu yöne doğru gittiğine dair yazılar yazmalı değilmiyiz ?

en azından ve keşke !!

sonsuz muhabbetlerimle sizleri çok seven kardeşiniz GÜRCAN SEVGİCAN !

3agyarına mani olmamış (diye düşünüyorum.)metin ergoktas, 12.12.2005, eregli

Yazının pekde ağyarına mani olmadığını düşünüyorum. Hakikat bütüncüldür/bütünseldir. Zalim sultana hakkı haykırmakla, hakka fiilen sahip çıkmanın arasını ayırmak -bence- hakikatın bütünselliğine zarar verir. Neticede aynı hakikatten beslenen uç taraflarda ihtizazlar görülmeye başlanır. Zalim sultana hakkı haykırmak, hakka fiilen sahip çıkmanın bir levazımatıdır, ve bir şey sabit olduğu zaman levazımatıyla beraber sabit olur. Hakikatın bir parçası onun kendisi değildir, parçasıdır. Eger söylenmek istenen zalim sultanların yaptıklarına hareketini bina etmemek, yada eleştirelliği,eleştirel olmayı zalim sultanlara göre kendini tariflemek derecesinde bir bağımlılık haline getirmemekse buna karşı bir bilakis cümlemiz olmaz. Ama bunların dışında hiçkimseye de, mukaddesatına tasallut edildiği bir zamanda Said nursi gibi silahlı mücadele,cihad yerine Gandi gibi yün eğirmesini tavsiye edemeyiz diye düşünüyorum...

2hakkı söylemek....tayfun baranlı, 12.12.2005, Ankara

Şu ahir zamanda insanların ve milletlerin birbirine yaptığı zulumlere karşılık cevap lar sizinde söylediğiniz gibi... fakat bazı Müslüman toplumların zülme karşı zulumle cevap vermeye çalışması, zulum edenleri büsbütün azdırmakta, bu itibarla "zalime hakkı söyleyerek" bu zülme karşı verilebilecek en güzel cevaptır. Unutmayalımki "Yanlışı yanluşla düzeltemeyiz, yanlış ancak hakkı söyleyerek yani doğruyu söyleyerek düzeltebiliriz."

Yazınız için teşekür ediyorum..

1Teşekkürler......hüseyin sobe, 12.12.2005, türkiye

Levent bey güzel bir açılım olmuş metin bey alınmasın ama ve alıncağını sanmıyorum..."Yük çeken öküzlerle eşekler, adam inciten insanlardan daha iyidirler.”der Sadi-i Şirâzî..gelin yeni açılımlar yapalım yeni bakışlar yada pencerelerimizi silelim ama bunu yaparken.bizi her şeye muteriz, iflah olmaz muhalefet, hiçbir şeyi beğenmez, ütopik kişiler haline getirebilmeden...Ve hakkı söyleyeceğiz diye söz eskimekte, ayağa düşmekte biz de kaale alınmayan insanlar haline gelebilmekteyiz. selamlar ...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut