Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bir yazdım, bir güz..
–Rabia Nazik Kaya

[*4,170 yazı içinden]

Bu yazının çıktısını al

Ya Renkler Olmasaydı?

Öznur Çolakoğlu Cam Yazara Mesaj Gönder

RENKSİZ BİR dünya olsaydı yaşadığımız mekan, her şey tek renk üzerine.. Nasıl olurdu yaşam hiç düşündünüz mü? Son zamanlarda uzun uzun düşündüm ben.. Tek düzeliği ve renksizliği düşündüm. Renksizlik ve zamansızlık üzerine yordum zihnimi.

Renkler hayatın vazgeçilmezlerinden zannımca. Yaratılmış her şey Yaratan’dan ötürü zaten güzel. Aynen öylede yaratılan bütün renklerde özel. Siyah olmasa beyazın kıymeti bilinmezdi. Kırmızı olmasa, yeşil tek başına güzelliğini sergileyemezdi. Renkler kadar birbirine tezat duygularda özel. Özlem olmasa vuslatların kıymeti bilinmezdi. Gözyaşları olmasa, gözlerimizden süzülen, dudaklarımızdaki tebessümlerin ne anlamı kalırdı?

Yaratılmış her şey diğer tezadı ile dengede.. Mıknatıslarda dahi kuzey güneyi çeker. İki aynı kutup birbirini iter. Gökyüzünün mavisini yitirdiğini evrendeki tüm renklerin birbirine karışıp neticede alelade bir gri rengin tüm dünyaya hakim olduğunu hayal edin lütfen.

Yiyeceklerin çekici renklerini silin gözlerinizden.. Afiyetle içtiğiniz çorba ile tabağınızın, tabak ile kaşığınızın hatta elinizin, kaşınızın aynı renk olduğunu düşünün. Sevdiğiniz insanı nasıl ayır ederdiniz diğer hemcinslerinden? Ya beslenme nasıl olurdu? Çiçeğin kokusunu duyabilmek ama rengini görememek ne kadar tatmin ederdi bizi?

Evren içinde pekte dikkate değer bulmadığımız bu küçük ayrıntıyı yitirdiğimizi düşünelim bir anlığına.. Yitirilen birçok güzellik gibi nasılda büyürdü gerekliliği gözümüzde. Denizin, bulutların ve gökyüzünün rengi aynı, balıkların rengi aynı.. Her şey tek düze ve hep aynı. Sonsuzluğa aşık insanoğlu için ızdırap dolu olurdu yaşam.. Oysa dünya öyle güzel renklerle donatılmış ve bu minik “renk” dediğimiz detaya öyle güzel vazifeler yüklenmiş ki. İnsanın sadece renkler için dahi her gün şükür namazı kılası geliyor.

Renklerin kullanılış ustalığı da, sihirli renkler dünyasının başka bir muamması. Öyle ki, karpuzun rengi kırmızı.. zamanımızın araştırmaları insanların kırmızı rengini daha çok tükettiğini kanıtlıyor ve yazın en kavuran sıcaklarında merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz Allah, biz aciz kulları için kırmızı şerbet toplarını yaratıyor. Uzmanlar yazın şekerli sıvılar tüketmemizi önerirken her şeyi Yaratan Allah, zaten kulları için gerekli besin ve gıdaları önceden hazırlayıp onların tamda en ihtiyaç duydukları anlarda onlara gönderiveriyor.

Yine bir araştırma, insanoğlunun “canım çekti” dediği şeylerin, aslında metabolizmasının ihtiyacından kaynaklandığını kanıtlıyor. Yani grip olacak bir insanın canı portakal istiyorsa bu bir tesadüf değil. Bilakis, Rabbimiz Allah’ın hastalıkla mücadelede yarattığı vücut için takdir ettiği bir lütfu. Aynen öylede, renginin turuncu, aromasının hoş kokulu olması da ayrı bir ustalık.

Renkler aynı zamanda bir savunma mekanizması. Siyah beyaz çizgileriyle aslanların gözlerini kamaştıran zebralar yaşamlarını, Allah’ın lütfettiği renklerine borçlular. Güzel kelebekler, kanatlarındaki göz şeklinde boyanmış benekleri ile bir çok düşmanlarını kendilerinden uzaklaştırabilmektedirler. Renk değiştirmede özel yaratılan hayvanlardan bir diğeri olan bukelamunu bulunduğu ortamdan, renkleri itibariyle soyutlamak neredeyse imkansızdır.

Dünya öyle mükemmel ve güzel bir denge üzerine yaratılmış ki tek bir zerresini dahi bozmak bu makro dengenin tüm çarklarını alt üst edebilir. Birbirine geçmiş dişlilerden oluşan bir çark sistemine benzetecek olursak dünyayı “renk” dediğimiz bu minik detayda aslında o kocaman dengenin olmazsa olmaz dişlerinden biri.

Bir renk kavramının dahi şükrünü verebilmekten aciz olan şu insanoğlunu sen merhametinle yargıla Ya Rabbi! Bizleri; yarattığın her türlü güzelliği, tezatları görenlerden ve yaşattığın her türlü duygunun şükrünü verenlerden eyle. Bizleri renksizliğe mahkum eyleme. Hayatımızı hep güzel renkler ile hemhal eyle. Amin.

  08/12/2005

© 2013 karakalem.net, Öznur Çolakoğlu Cam

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

7önce İRKİLDİM..okan zengin, 28/02/2007, çanakkale

ÖNCE İRLİKLDİM..ne demek YARATILMASAYDI..sanki SORGULAMA tadı vardı..sonra serbest soru sormanın DOĞRULARA giden yol olduğunu hatırlayıp sustum..bazen sayfalarca anlatmaktansa bir SORUYLA çok şeyler HİSSETTİRİLEBİLİR..

hele de MANEVİYAT aleminde SORULAR çok önemlidir..soru sorulacak kaynak DOĞRU ise yanlış ta sorulsa sonunda yine DOĞRU yakalanır..

yazı çok güzeldi..TARZI bana uydu..kalemine bereket..

6hayatın renginden selam ile güzel insan..hayatın rengi, 27/02/2007, Ankara

ya renkler olmasaydı önce kendi rengimizin renksizliğinden bi haber yaşardık...beni bana en güzel renklerle anlattığınız için teşekkür ederim..siz de renklerimin yansıması oldunuz bu yazınızla...kaleminiz hayatın tüm renklerini en güzel renklerle ahenklenip yürekleri bir gökkuşağına dönüştürsün yağmurdan sonra gelen..

5ne demek renk olmasaydı?!Elif Solmaz, 26/12/2006, İstanbul

sormak istiyorum, 'silin gözlerinizden' ifadesinden sonra 'tek renk olarak düşünün' derken, varlıklara vehmedilen tek renk hangisidir?!renkler olmasaydı diyebileceğimiz bir hal bile yok yani...vesselam..

4renkler olmasaydıayça sevde öztürk, 19/12/2006, Ankara

ya renkler olmasaydı çok güzeldi daha başka yazılarınızı bekliyorum

3bir mucizedir renkler .zehra köse, 12/12/2005, İstanbul

Varlığımız ,kainat gibi renkler de Rabbimizin mucizelerinden mesela gökkuşağı gibi .Ey yüce Rabbim hamd olsun verdiğin niğmetlere ve bu güzelliklere.amin.

2“BENCE KUR’AN GÜNEŞİ VE ZAMANIN RENKLERİ”Hatice Koruyucu, 10/12/2005, Bursa

“BENCE KUR’AN GÜNEŞİ VE ZAMANIN RENKLERİ”

Kur’ân-ı Kerim ezelden gelip ebede gittiğinden, onun insanlara bakan menfezleri tevâfuklara her zaman açıktır. Fakat her şeyden önce o, Allah’ın kelâmıdır. Cenâb-ı Hak, bir dönemde konuşmuş ve artık konuşmuyor değildir. O, zaman üstü konuştuğundan, onun kelâmı da zamanı aşkındır ve Kur’ân, kelâm-ı nefsînin bizlerde kelâm-ı lâfzî şeklindeki nebeânından, feyezânından ibarettir…”

“Elfaz maânînin kalıbıdır (lâfızlar, ibareler mânâ ve muhtevanın kalıbıdır). Kalıp bozuk olunca mânâ sıkışıp kalıyor ve derinliklerine nüfuz edilemiyor. Mesela, kendi adıma, Kur’ân dinlerken yanlış okumalar karşısında ruhumda ihtilâc hâsıl olduğunu, konsantrasyonumun bozulduğunu, mânânın derinliklerine inmekten uzaklaştığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bende öyle olduğu gibi, Kur’ân’ı tam bir konsantrasyonla duyarak, hissederek dinlemek isteyen herkesin ruhunda da aynı türden ihtilâcların olacağı muhakkaktır.” (Yararlanılan kaynak: Sohbet-i Cânan-2, Ekim 2004, s.21 ve s.42)

1Renkler Mehmet KAPLAN, 09/12/2005, Gaziantep

Yaratan nakşetmiş tüm güzellikleri renklerle evrene. Nereye baksanız bulursunuz nurundan bir iz. Denizin ve gökyüzünün mavisinde, ağaçların yeşilinde, Toprağın renginde.....

Olmasaydı renkler: Mecnun Leyla’sının Kara gözlerine, teninin rengine nasıl vurulacaktı. Neden Kerem Dağları delecekti bulmasa idi Aslı’da renklerin en güzelini. Neden sevecektik İstanbul’u o denizinin mavisi, boğazın yeşili ve camilerinin o güzelim renkleri olmasa….

Var eden bizleri renk renk var etmiş. Ben, sen, sizler ve bizler; tüm renklerin sahibi olan "O" na verdiği bu güzellikler için ne kadar şükür etsek azdır diye düşünüyorum.

Renkler kadar güzel dua ile. Saygılar..




© 2000-2013 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut