Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Bir yazdım, bir güz..
–Rabia Nazik Kaya

[*4.669 yazı içinden]

Ekmekten sıcak bir yürek...

Yazara Mesaj Gönder

KÖŞEBAŞINDAN DÖNDÜ çocuk, bir soluğu bir soluğuna karışarak.

Benzinde beyaz olan herşey kırmızıdan nasibini aldı, o koşarken.

Yüreğindeki kanın hepsi yüzündeydi sanki.

Çocuktu, koşmak değil, durmak zordu onun için.

Onun için, elinde sımsıkı tuttuğu kağıt para ile, adımlarını birbirine katarak geçti karşıdan karşıya.

Yağmurun yeni dinmiş olduğunun farkında değildi.

Botları, paçaları sırılsıklam olmuş, çamurdan desenlerle kaplanmıştı. Umurunda değildi ama. Kalbi neşeyle çarpıyordu ya, bu yeterliydi.

İçerideki sıcağın camdaki buğulanmadan anlaşıldığı fırına uzaktan şöyle bir baktı. Elindeki parayı daha sıkı tuttu ve kalbi hızla çarparak kapıyı açtı, içeri girdi.

Kendisi gibi ekmek almaya gelmiş başka insanlar vardı sırada. Hatta tahmin ettiğinden çok daha fazla insan. Kimi elinde parası, kimi de ekmeğiyle bir kalabalık oluşturmuşlardı.

“Ne çok insan var ekmek almaya gelen...” diye geçirdi içinden. Çünkü o ilk kez geliyordu, elinde parasıyla, taptaze birkaç ekmek almaya.

Sıra kendisine gelince, heyecanla parayı uzattı ve “Bununla kaç ekmek alabilirim?” diye sordu.

Kasiyer cevapladı: “Üç tane alabilirsin.”

Çocuğun gözleri ışıldadı, sevinçle aldı ekmeklerini. Geriye kalan on kuruşu da cebine koydu.

Fırında ekmek ne kadar çoktu! Ekmek almaya gelen hayli insan vardı.

Bu zamana kadar hep apartman duvarlarının kenarına asılmış ya da oraya buraya bırakılmış ekmekleri, onları da bulamazsa çöpteki kurumuş olanları yemişti. Hiçbiri de, şimdi elinde tuttuğu üç ekmek kadar güzel kokmuyordu..

Yol kenarında, yağmur sonrası sırılsıklam olmuş kaldırımda bir adam elini açmış, “Bir ekmek parası” diyordu. Elini cebine soktu, on kuruşu buldu ve “Bir ekmek parası etmez ama...” diyerek adama verdi.

Paylaşmak onu çok mutlu etmişti.

Civarda bu kadar ekmek satan yer ve bu kadar çok ekmek yiyen insan vardı. Belki kendisi bunu çok fazla hissedememişti, ama bir bolluk ve bereket vardı.

Bereketin bol olması şükrün azlığını gerektirmezdi. Zira, nimeti verene teşekkür etmemek nankörlük olurdu.

Bunun için kalpten bir teşekkür etti Yaratıcısına. Bu üç taze ve sıcak ekmek için, sıcağı sıcağına, sıcak bir teşekkür.

Ardından, her gün eline bir ekmeği alıp, onun sıcaklığını hissetmeyenler için, bir de onu beğenmeyenler için bir sıcak dua...

Belki bu duanın kabulüydü bugün yediğim üç dilim ekmek.

Belki şükretmek, masum çocukların ve mazlumların sımsıcak duasının bana ulaşan çehresiydi...

  26.11.2005

© 2015 karakalem.net, Rabia Nazik Kaya

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

4"SÖZLERİN EN GÜZELİ" KIVAMINI TUTTURMAK:Muhsin Hekim, 27.03.2008, Ankara

Rahmetin Dilegelmesinden Başka Ortamlarıda Paylaşamamak yakışmaz

(Kur'an Zümer Suresi 23. Ayet)

"Sözlerin en güzeli, insan için söylendi. İnsanlık, o sıralar Cahiliye karanlığında idi oysa.

Ama âlemlerin Rabbinin insana itimadı vardı. İnsanı yaratan O’ydu çünkü. İnsanın, hakkı arar ve bulunca da kabul eder bir kıvamda yaratıldığını O’ndan iyi kim bilebilirdi ki?

Nitekim, sözlerin en güzeli olarak Kur’ân’a muhatap olan ilk insanlar, Kur’ân’ın ışığıyla Cahiliye karanlığından Asr-ı Saadet aydınlığına ulaştılar."

Mâide-7. Allah'ın size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.

Mâide-12. Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar yolunu tutarsa doğru yoldan sapmışolur.

Mâide-14. "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden de kesin sözlerini almıştık ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.

Zümer-7. Eğer küfrederek inkar ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkar diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidişi, Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi hakkıyla bilendir.

Zümer-19. (Resulüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!

Zümer-23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

Zümer-32. Allah'a karşı yalan uyduran, kendisine gelen gerçeği (Kur'an'ı) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirlerin yeri cehennemde değil mi?

37. Allah kime de hidayet ederse, artık onu saptıracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alıcı değil midir?

Zümer-56. Kişinin (ahirette her nefsin): Allah'a karşı (onun huzurunda) aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakının)!

Meryem-62“Orada (cennette) boş söz değil; sadece ‘selâm’ duyarlar. Orada, sabah akşam rızıkları da kendileri için hazırdır.”

Nisâ-5) “Allah’ın geçiminize dayanak kıldığı malları aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.”

(Sözlerin En Güzeli Olan Kur’ân-ı Kerim’de Güzel Sözün Önemi

Kur’ân-ı Kerim, söze çok önem verir. Bu ehemmiyeti, söz ve konuşma anlamına gelen “kavl” kelimesinin her dört âyette bir kullanılmasından da anlayabiliriz. “Kavl” ve türevleri, Kur’an’da tam 1721 yerde geçer. Güzellik de Kur’an’ın üzerinde ısrarla durduğu, hemen her konuda yapılanların güzel olmasını istediği özelliklerdendir. Güzellik anlamına gelen “husn” kelimesi ve türevleri Kur’an’da 194 yerde kullanılır. Çok sayıda âyet; “Kul: De ki, onlara şöyle söyle” şeklinde başlar. Sözlerin en güzeli, insanları hakka, doğruya, olgunluğa, insanca yaşamaya sevkeden Allah’ın kelâmıdır: “Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer, ikişerli âhenkli bir kitap halinde indirdi.” (39/Zümer, 23) Dolayısıyla insan, güzel sözlü olmak istiyorsa, hem muhtevâ hem de usûl ve üslûp olarak referansını Kur’an’dan almalıdır.)

(www.sefaat.com/sefaat/sefaatcom_files/ansiklopedi/kavramlar/GuzelSoz/3.htm - 12k -)

3sıcak yürekli kardeşim..Fatma coşkun, 09.12.2005, İstanbul

Rabbim cümlemize şükür etmeyi öğretsin ki biz de o masum çocuk gibi nimetin kadrini bilelim.

2şükredebildiğimize de şükür...!ayşe şengöz, 30.11.2005, amasya

Rabbim bizleri şükür hislerinden ırak kılmasın inşallah.Alabildiğimiz ve verebildiğimiz her bir nefesin dahi şükür vesilesi olduğunu unutturmasın..

Bize bunları tekrar hatırlattığın için teşekkürler dostum..yüreğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş...seni artık burdan takip edicez demek ki:)Allah başarılarını daim kılsın..

1şükürmeryem yamanaktaş, 29.11.2005, İzmir

hoş bir yazı olmuş; masumiyet ve şükür size ne çok ihtiyacımız var!




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut