Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Ümmi gözlük
–Hüseyin Eren

[*4.460 yazı içinden]

Benden daha hayırlısı!

Yazara Mesaj Gönder

İKİSİ DE Kureyş kabilesinden ve ikisi de Hz. Peygamber’in akrabası olan Ebu Seleme ve Ümmü Seleme arasında, dillere destan bir sevgi sözkonusuydu.

Günlerden bir gün, Ümmü Seleme, Peygamber Efendimizin, cennetlik kocası ölen cennetlik bir kadının, sonradan başka birisi ile evlenmezse, muhakkak Allah’ın onu cennette kocası ile biraraya getireceğini; aynı şekilde, cennetlik zevcesi ölen cennetlik bir erkeğin de, sonradan başka bir kadınla evlenmezse, Allah’ın muhakkak onu da cennette kocası ile biraraya getireceğini haber verdiğini öğrendi ve kocası Ebu Seleme’ye:

“Öyleyse” dedi, “gel, seninle ahidleşelim. Ne sen benden sonra başka biriyle evlen, ne de ben senden sonra başka biriyle evleneyim!”

Bu teklif, Ebu Seleme’nin hoşuna gitmemişti. Hanımına:

“Sen bana itaat eder, sözümü dinler misin?” diye sordu.

Ümmü Seleme:

“Ben sana ancak itaat etmek, söylediğini dinlemek için danışırım” diye karşılık verdi.

Bu son derece veciz ve anlamlı karşılık üzerine, Ebu Seleme, sanki daha önce öleceği kendisine mâlûm olmuşcasına:

“Ben öldüğüm zaman” dedi, “sen evlen!”

Sonra da, Ümmü Seleme’yi hayli şaşırtan şu duayı yaptı:

“Allahım! Ona benden daha hayırlı, onu hor görmeyecek, onu incitmeyecek bir koca nasip et!”

Bu dua Ümmü Seleme’yi öyle şaşırtacaktı ki, kendi kendine, günler ve haftalar boyu:

“Benim için, Ebu Seleme’den daha hayırlı kim olabilir ki? Müslümanların hangisi Ebu Seleme’den daha hayırlıdır? O, ailesiyle birlikte Resûlullah’a hicret eden ilk hanedir!” deyip duracaktı.

Çok geçmedi, Ebu Seleme vefat etti. Sonra da, Ümmü Seleme’nin iddetinin dolmasının akabinde, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer gibi güzide sahabiler kendisine talip oldular. Fakat, “Benim için, Ebu Seleme’den daha hayırlı kim olabilir ki? Müslümanların hangisi Ebu Seleme’den daha hayırlıdır? O, ailesiyle birlikte Resûlullah’a hicret eden ilk hanedir!” diye düşünegelen Ümmü Seleme, bu teklifleri reddetti.

Derken, günlerden bir gün, Hâtıb Ebi Beltaa Ümmü Seleme’nin kapısını çaldı ve ona Hz. Peygamber’in evlilik talebini iletti.

Bu talebi duyduğunda, Ümmü Seleme, Ebu Seleme’nin ona söylediği sözün ve yaptığı duanın adresini ve kendisine olan sevgisinin büyüklüğünü kavrayacaktı.

Herşey ortadaydı. Ebu Seleme, kendisinden sonra, Ümmü Seleme için eş olarak ‘en hayırlı insan’ı, Peygamber Efendimizi Rabbinden dilemişti...

  18.11.2005

© 2015 karakalem.net, İsmail Örgen

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

2Vay bezehra toprak, 09.03.2008,

Ashabım yıldızlar gibidir diyen Rasulullah ne kadar doğru söylemiş bu yazıyı okuyunca daha iyi anladım hepsine selam olsun hepsine selam olsun

1"Seni hakkıyla bilemedik ..."Bedri Seyda, 04.03.2008, Fransa

"Sevgiyi sev, nefretten nefret et. Allah sevgisiyle öyle delir ki onun yanında başka hiçbir cazibe bakışını bulandırmasın, başını döndürmesin ve dengeleri aşacak hale gel. Hatta dengelere baş kaldır. Bir Mevlânâ gibi "insanlık" de, kendini unut. Bir Bediüzzaman gibi "insanlık" de kendi zevklerinden sarf-ı nazar et! Evet, hayatı unut.. evlâdüıyali unut.. kendini aşmışların yolunu tut ve kurtul.

Peygamber Efendimiz'in farklı görünüşüne gelince, onu, Mevlânâ'nın yaklaşımıyla ele almak uygun olur zannediyorum; Mevlânâ, Şems-i Tebrizî ile karşılaşınca, Şems-i Tebrizî ona sorar: "Beyazıd-ı Bistâmî mi daha büyüktü, yoksa Allah Resûlü mü?" Hazret cevap verir: "O nasıl söz! Allah'ın Rasûlü'nden büyüğü mü olur?" Ama, nasıl oluyor da Allah'ın Rasûlü "Mâ arefnâke hakka ma'rifetike ya Maruf; yani Seni hakkıyla bilemedik ey Maruf!" demesine mukabil, Beyazıd-ı Bistâmî "Sübhane ma a'zeme şe'nî: Kendimi tespih ederim, şanım ne yüce!" diyor. Mevlânâ tebessüm ederek der ki, "İnsanlığın İftihar Tablosu'nun kovası o kadar büyüktü ki, tıpkı ummanlar gibiydi. Mârifet adına ne denli dolarsa dolsun denge bozulmuyor ve taşma olmuyordu. Diğerine gelince, kabı dar olduğundan hemen az bir şeyle taşabiliyordu." Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu'nun öyle bir kabı vardı ki değil 9 tane zevceyle 99 kadınla bile evlenseydi, Allah'la münasebeti açısından hiç za'fa düşmeyecek, hiçbir za'f göstermeyecek ve misyonunu yine hakkıyle eda edecekti.. hem de en büyük insanlar gibi. Estağfirullah, ne büyük insanı; büyük insanlar O'nun kapısında kul bile olamaz.

Ama bize gelince, biz bir kapının kilidini açmakla meşgul olurken, zannediyorum bir başka kilit karşımıza çıksa ne yapacağımızı şaşırır kalırız. Bu konuda aşmışlıkla, aşmamışlık birbirine karıştırılmamalı. Bu iki şeyi birbirine karıştırmak, netice itibarıyla her şeyi karıştırmak demektir.

Evet, şarkı bilmez, garbı görmez nadanların yarım yamalak bilgileriyle böyle bir ruh haletini anlamak mümkün değildir. Bu iş, gönül enginliği içinde Allah'ı duymuş, böyle bir duymayı irfan haline getirmiş, irfan duygusunu muhabbetle bezemiş ve muhabbetini aşk u şevk enginliğine ulaştırmış babayiğitlerin kârıdır.

Ben bütün dengelere başkaldırarak, başkalarının arkalarından koştuğu şeyleri ayağının ucuyla bir kenara itecek, İnsanlığın İftihar Tablosu'nun beyanı içinde dininden, diyanetinden dolayı kendilerine deli denilecek 5-10 insan istiyorum. Kendini hiç düşünmeyen, makam, mansıp, şan, şeref, şöhret, para, evlâdüıyal demeyen 5-10 insan. N'olur Allahım! Senin hazinelerin geniştir. İsteyene istediğini ver; bana da bu ölçüde 5-10 insan. No'lur Allahım.."

Son Yenileme ( 13 Mayıs 2006 )

http://www.bilgihazinesi.com/kitaplik_1/Kitap/_3/03_perspektif3.htm




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut