Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Müslüman ve İngiliz?
–Abdülhakim Murad

[*4.669 yazı içinden]

Ajan ajanı bilir;
Onun iflah olmaz bir ajan olduğunu biliyorum

Yazara Mesaj Gönder

DOĞRUSU, YILLARDIR Metin Karabaşoğlu’nun tek kelimeyle bir ajan olduğuna inananlardanım. Ancak bu kelimeyi bulmakta zorluk çekiyordum hanidir. “Zorunlu Bir Hasbıhal” yazısını okuyunca, “Tamam” dedim, “aradığım kelimeyi buldum.”

Evet, o bir ajan. Hem de en âlâsından.

Ama madem itiraflar bahsindeyiz ve ben onun iyi bir ajan olduğuna bu kadar eminim, o zaman itiraf edeyim ki, ben de bir ajanım. Doğru ya, ajan ajanı bilir.

Bu arada, ajanlığım konusunun Risale-i Nurları tanımamla başladığını da ortaya koymalıyım. O gün bu gündür, bir merak, bir merak var bende ki, sormayın gitsin. Çiçekti, böcekti, dağlardı, ölümdü, hayattı, yağmurdu, yazdı, kıştı derken, yıllardır arayıp, sorup duruyorum. Doğrusu bu merakım depreştikçe ajanlığım da artıyor. Kendime, etrafıma, insanlara ve kâinata bir ajan hassasiyetiyle bakmam, her veriyi sorgulamam gerektiğini düşünüyorum. Bu ajanlık mesleğinde Metin Karabaşoğlu’nun da katkıları olduğunu söylemeliyim. Onun gibi çevremde birçok ajan olduğunu da biliyorum. Tabiî ki biz birbirimizi biliriz.

Herkesin gerçek bir ajan olması veya olmaya çalışması gerektiğini düşünenlerdenim. Ajan arayan, soran, elde ettiklerine önkabulle bakmayan, verileri karşılaştıran ve sonuçlara ulaşmaya çalışandır. Rençberlerin oturmuş çehrelerine her zaman kuşkuyla bakanlardanım.

‘Kuşku’ çağı ifadesini oldum olası sevmişimdir. Çünkü kuşku ajanlığın en önemli silahıdır. “Acaba” kelimesi yıllardır en önemli bakışım oldu. Yazılarım ve romanlarım için de böyle. Romanlarımı okuyanlar “Kafamızı karıştırdın“ diyorlar. Evet, ajanlar biraz kafa karıştırıcı olurlar. Zira karışmayan, buz gibi donmuş duran kafalar gelişemezler. Kafalarımız karışacak ki, yeni öğrenmelere merak yelkenini açalım. Karışacak ki, herşeyi bildiğimizi zannetme gibi bir illete tutulmayalım.

Ajan, hep biri adına çalışandır. Birşeylere veya bir yerlere hizmet edendir. Bu anlamda da bir ajan olmaya çalıştığımı itiraf etmeliyim. Hayata, kendime ve başkalarına hep Rabbim adına ve O’nun istediği gibi bakmaya çalışıyorum. Meselâ, benim gibi düşünmüyorlar diye kimseyi suçlamıyor, benim kadar anlamıyorlar diye kimseyi hor görmüyor, benden üstünler diye de kimseyi kendisine ibadet edilecek kadar, her söylediğini murakabenin gözüne oturtmadan kabul edecek kadar da büyütmüyorum. Bu dünyada Rabbimin yap dediklerini yaparak, yapma dediklerinden kaçınarak, O’nun eşref-i mahlukat olarak yarattığı insanoğlunun kalbini kırmadan yaşamaya çalışan bir ajan olmaya çalışıyorum. Bu noktada Karabaşoğlu’nun ajanlığına da şahitlik yapabilirim.

Herkesi de bu ajanlığa davet ediyorum. Güzel meslek şu ajanlık. Hem ücreti de dolgun. Ajan ajanı bilir. Ajanlık kimliğini yakanıza taktığınız an tanıyacağız sizi. Hepinizi iflah olmaz bir ajanlığa çağırıyorum.

Hem bize ajan diyen kardeşlerimizi iftira ve gıybetten kurtarmış oluruz böylece.

Ajanları ve ajanlığımı seviyorum.

  14.11.2005

© 2015 karakalem.net, Levent Bilgi

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

3birinin izini sürmek...biri için çalışmak...cem akkaya, 27.03.2007, iskenderun

kainatın sırlarını irdelemek,bazen kuşkuları içimizde yaşamak,herbir hadiseden ders,herbir mahuktan ve hadiseden sonuç çıkartmak...birinin izini sürmek....

ve o biri bulmak ve kainata onun hesabıyla bakmak,onun terazisine uygun yaşamak,bire yaklaştıranı bulmak,birden uzaklaştırandan kaçmak,kısacası....biri için çalışmak...

kafamı kırmaya yarayan bu odun bana nasıl bu rengarenk meyveleri verir,mikroskopta baktığım hücre nasıl olurda en gelişmiş fabrikadan daha mükemmel olabilir?,bu yıldızlar nasıl matematik ve fizik kanunlarını içine alıp bir intizam ve düzenle hareket edebilir?,bu tavuk neden civcivcikleri için kendi hayatını hiçe sayarcasına kafasını aslanın ağzına sokabilir?,neden kesilen elimin kırmızı hayat suyu benim imdadıma pıhtılaşarak yetişir?....hakeza...birinin izini sürmek...

o biri buldunmu ey nefis? işte ozaman,onun ensevdiği dostunu bulmak,ondan ders almak,onun istifade ettiği yüce tılsımı okumak,anlını yere sürmek,bişeyler istemek ,ona benzemeye çalışanlarla mesai yapmak,onlardan istifade etmek,elvermek,omuzvermek,belvermek,bi ucundan tutuvermek,.....hizmet etmek.....biri için çalışmak...

kısacası Birinin izini sürmek,Biri için çalışmak ajanlıksa .... O BİR ajanlığımızı kabuleder umarım inşeallah...amin

saygılarımla...cem

2nurlanmak özdenMehmet Kaplan, 25.03.2007, Gaziantep

Levent abi ne güzel yazınız, insan biraz düşününce nasıl kapılar açılıyor önüne..

Rabbine bir ajan gibi bağlı olana n e mutlu

1NE MUTLU BU KUTLU AJANLIĞABETÜL ÖZGÜN, 18.11.2005, KOCAELİ GEBZE

ESSELAM.Öncelikle ajanlık mesleğinizi tebrik eder rabbimden ömür boyu böyle ajanlık etmenizi dilerim. Günümüzde herkes biseylerin ajanlığını yapıyor. Kimisi modanın, kimi ünlü sanatçılar, kimi komsusunun özel hayatını,kimi de üzerinde ehil olmadığı biçok işin veya olayın...evet aslında hepimiz bi yerde biseylerin ajanlığını yapıyoruz. Ama yaptığımız ajanlığın bize veya baskasına faydası varmı tartısılır.İman eksenli,kuran coğrafyalı ve rabbe odaklı bir ajanlık herhalde yeryüzünün en güzel ve kutlu ajanlığı olsa gerek. kendimize sorsak şöyle bir bu güne kadar hep bize ait olmayan üzerimize düşmeyen iş veya konuların okadar özenle ajanlığını yapıyoruz ki. Ama birde ALLAH ve RESULUNUN yolunun ajanı olabilsek. RABBİMİ DAHA İYİ NASIL TANIMALIYIM ,ONUN YOLUNA NASIL HİZMET ETMELİYİM YADA EFENDİMİZİN HER AN ETRAFINDA PIR PIR EDEN O MÜBAREK ASHABININ AJANLIĞINA BENZESE AJANLIĞIMIZ... BAKTIĞIMIZ HER ŞEYDE BİR ŞEY GÖREBİLSEK.BİR ŞEYDE DE HERSEYİ GÖRSEK. SANIRIM DÜNYANIN EN GÜZEL MESLEĞİ OLURDU.İNSANLIĞA IŞIK VE HİDAYET OLACAK BİR AJANLIK DİLEĞİYLE.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut