“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.617 yazı içinden]

Bizi herkes sevsin mi?

Yazara Mesaj Gönder

RABBİMİZİN KUR’ÂN-I HAKÎM’DE en ziyade övdüğü insanların başında, adı ‘övülme liyakati’ni zaten ifade eder biçimde ‘Muhammed’ ve ‘Ahmed’ olan Peygamber Efendimiz gelir. O, ‘âlemler için rahmet’tir, insanlar için ‘en güzel örnek’tir, ‘şahit, müjdeleyici ve uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna çağırıcı ve aydınlatıcı bir lamba’dır Kur’ân’ın tarifiyle. Yine Kur’ân, ‘gözü kaymayan ve şaşmayan’ bir kudsî nebi olarak, “O asla hevasından konuşmaz” diye tasdik eder onu. Yine Kur’ân’ın bildirdiği üzere, ‘habibullah’tır o: Allah’ın sevgisini kazanmamız, ‘O’nun sevdiğine ittiba,’ yani Hz. Peygamber’i kılavuz ve rehber edinme şartına bağlanmıştır. Rabbimizin bizden istediği, ‘Resûl bize neyi emrediyorsa yapmamız, bizi neden sakındırıyorsa ondan sakınmamız’dır.

Baştan sona Kur’ân, böylesi nice âyetiyle, Hz. Peygamber’in Allah indindeki makamını ve değerini bildirir.

Kur’ân’da Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselama yönelik bütün bu övgülere karşılık, yine Kur’ân’dan biliriz ki, onun için ağza alınmadık sözler söyleyenler vardır. Onu yalancılıkla, sihirbazlıkla, mecnunlukla itham edenler, ona gelen vahiy karşısında hasedinden çatlar duruma gelip neredeyse gözleriyle onu devirmek isteyenler, Hz. Peygamber’i yüreğini daraltır derecede ra-hatsız edenler vardır. Bu insanlara karşı Kur’ân’ın Hz. Peygamber’e hitabı ise son derece müşfik ve teselli edicidir. İlgili âyetler, Rabbi katındaki değerini ona bildirerek, “Sen o cahillerden yüz çevir!” ilâhî tavsiyesini getirmektedir.

Velhasıl, kâinatın sebeb-i vücudu olan, Allah katında ne kadar da sevgili olduğu bizatihî Kur’ân’da bildirilen Muhammed-i Arabî aleyhissalâtu vesselam, ‘Allah’ın ve meleklerin kendisine salât u selam ettiği’ derecede değerli olduğu halde, bazı-larının gözünde son derece sevimsiz ve değersizdir. Allah’ın sevdiği o en güzel kulu hiç sevmeyen, bir numaralı düşman ilan eden, kanına susayan dünyalılar vardır.

Demek ki, Allah katında en sevgili olmak, ‘herkes tarafından sevilme’ sonucunu garanti etmemektedir.

Nitekim, bir Ebu Cehil’in hayatı, Habibullah’ı ve getirdiği daveti inkâr etmek, onu taciz etmek, onun elçiliğini engellemek üzerine kurulmuş haldedir.

Bir Ebu Leheb, üstelik amcası olduğu halde, Kur’ân’da adıyla anılıp beddua edilmesine yol açacak derecede çirkin davranışları yeğeninden esirgememiştir.

Bir Ukbe b. Ebi Muayt, Habibullah ve ‘rahmeten li’l-âlemîn’ olan o kudsî nebîye karşı namazda sırtına pislik koyacak derecede şedit bir öfke ve kin doludur.

Bir Ümeyye b. Ebi’s-Salt, tevhide dair şiirler de yazan biri olduğu halde, beklediği risaletin ‘yetim-i Ebu Talib’e ihsan edilmesinden dolayı hasedinden çatlar haldedir.

Bir Velid b. Muğire, bir Âs b. Vâil, bir Ahnes b. Şurayk, bir Ümeyye b. Halef ve daha niceleri için en birinci mesele, o güzelim statükolarını bozan, hayatlarının o bildik ve yanlış akışını dumura uğratan, hakikat-ı halde sonu cehennem çukuruna gi-den bir yoldan kurtulup cennete müteveccih bir yolculuğa onları çağıran Hz. Peygamber’i safdışı bırakmak, hatta mümkünse ortadan kaldırmaktır.

Az bir kısmı hariç, Arabistan Yahudilerinin çoğuna hâkim olan duygu da budur.

Akıl hocaları Abdullah b. Ubeyy başta olmak üzere münafıkların yahut Ebu Âmir Fâsık’ın peşine takılanların da en ziyade nefret ettiği kişi Ahmed-i Mahmud-u Muhammed aleyhissalâtu vesselâmdır.

Sözün kısası, Allah katında en sevgili olan Nebiyy-i Zîşan’ı bile sevmeyenler vardır. Allah’ın ve meleklerinin sevgisine mazhar olmak, her dünyalının da illâ ki onu sevmesi sonucunu sağlamamıştır. Bilakis, İblis-misal ruhanîler de, İblis’in yeryüzü şubesi hükmündeki dünyevîler de, Allah katında sevgisi nisbetinde ona düşmandırlar. İnsanların ona sevgisi arttıkça da, nefretleri ve husumetleri katlanmaktadır.

Gelin görün ki, ‘Habibullah’ı dahi herkesin sevmediği şu dünyada, bugünün ehl-i dininde bir ‘herkes tarafından sevilme’ telaşı gözlemleniyor. Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşama yolundaki gayretimiz ölçüsünde bizi sevenlerin de, bizi sevmeyenlerin de beraberce var olması olgusu, bizi endişeye sevkediyor.

İstiyoruz ki, bizi herkes sevsin.

İstiyoruz ki, kimse bizden sevgisini esirgemesin, kimse bize düşmanlık göstermesin.

İyi bir kul olduğumuzun teyidinin herkes tarafından sevilmemiz olduğu zehabına kapılmış gibiyiz. Herkes tarafından sevildiğimiz ölçüde O’nun sevgisini kazanacağımızı düşünür bir haldeyiz.

Öyle ya da böyle, “Bizi herkes sevsin” endişesi ölçülerimize ilişiyor: Salâbetimiz buharlaşıyor, söylemimiz bulanıklaşıyor, yaşantılarımız ‘light’laşıyor.

Sözümona herkesin sevgisini kazanarak herkese tebliğde bulunma sevdasıyla, tebliğin gerçek muhatapları nezdinde bir derece sevimsizleşmeye, onların bizden bir derece soğumasına, iç dünyalarımızda bir uzaklaşmaya da sebebiyet veriyoruz.

Herkes tarafından sevilme çabamız, bizi sevmeye gerçekten açık mü’min kalbler ve hakikati arayan dimağlar nezdinde bir sevgi ve itibar aşınması getiriyor açıkçası...

Öte yandan, sevgilerini kazanma uğruna dilimizi, tebliğimizi ve hayatımızı ‘light’laştırdığımız insanlar nezdinde bir ilerleme de gerçekleşmiyor. Bilakis, bugün dilleri bizi takdir ediyor gözükse bile, ‘olmamız gereken yer’e yöneldiğimiz ilk anda bizi ayıplayıp yüzüstü bırakmaya hazır gözüküyor kalbleri...

Oysa Hz. Peygamber’in şahsında Rabbimizin bize gösterdiği apaçık bir gerçek var: Bizi aynı anda herkes sevemez. Bilakis, herkes tarafından sevilme isteği, sevgisi halis olanlar nezdinde bir sevgi kaybını beraberinde getirir.

Kaderimizin tercihlerimiz doğrultusunda tayin olunduğu şu dünyada, bir sevgi tercihi yapmamız da gerekiyor velhasıl.

Bizi herkes mi sevsin?

Peygamberler tarihi ve Asr-ı Saadet şahit ki, bu mümkün değil.

Öyleyse bir karar vermemiz gerek:

Bizi kimler sevsin?

  01.11.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

14ABDULKADİRİ G(C)EYLANİ GİBİ SEVDİRSİN!..bülent aktürk, 20.11.2007, İSTANBUL

ALLAH(C.C) BİZİ SEVECEĞİ İNSANLAR HALİNE GETİRSİN.

TEBLİĞ İLE MÜŞERREF EYLESİN.

EBU HUREYRE(R.a) VE ANNESİ GİBİ,

ABDULKADİRİ CEYLANİ GİBİ BİZİ İNSANLARA SEVDİRSİN.

İSTERSE VE HİKMETİ İKTİZA EDERSE NİYE?..SEVDİRMESİN Kİ!

13herkez bizi sevemez.cem akkaya, 17.11.2007, iskenderun

ben birde bu konuya şu boyutuda eklemek isterim.

Öncelikle bizi manevi duygu yoğunlukları farklı olan her insan, yani iman mertebesinin köklerinin endibine demir atmış bir zümreden,veya iman dallarının en yüksek tepelerine taht kurmuş diğer bir zümreden,ve bu ikisi arasındaki değişik mertebelerde bulunan zümrelerden teşekkül eden bu mana ağacının içinde yer alan bir insan hangi manevi zümreye dahil olursa olsun,onun bizi sevip sevmemesi Allah(cc) ın indinde bir ölçü değildir.

Esas olan Allah(cc) ın bizden razı olmasıdır. Kömür kalpli birisinin bizi sevmesi bizi alçaltmadığı gibi, elmas kalpli birinin bizi sevmemesi de alçaltmayabilir.

Yada kömürün nefreti bizi yüceltmediği gibi, elmasın bizi sevmesi de bizi yüceltmeyebilir.

Yeter ki ALLAH(cc)ın bizden hoşnutluğu nasıldır?

Kaldı ki Resulü Ekrem(sav) içerde ve dışarda ne imtihanlar geçirmiş. Sevenleriyle de, düşmanlarıyla da.

Kaldı ki en sevilmesi gereken bile sevilmezken.... Herkes bizi sevemez.

Fakat biz Allah(cc)ın sevdiği herkesi sevelim, O(cc) razı olduktan sonra...

saygılarımla Cem.

12osman tirasci ve ebu muslim horasani cahilligi ve de ustune ustluk metin bey ile benzestirmesigurcan, 15.11.2007, norvec

ilk basta EBU MUSLIM HORASANI NASIL BIRISIYMIS ?

Mansûr tarafından hîle ve yalan vâdlerle Irak’a çağrıldı ve 13 Şubat 755 (H.24 Şâban 137) yılında katledildi.

Ebû Müslim’in katli, bilhassa onun ulûhiyetine inanan İran Mecûsîleri arasında pek fenâ akisler uyandırmış ve ayaklanma çıkmıştı. Sonraları zuhûr eden Ehl-i sünnet dışı fırkalar, Bâbekiler ile Hurremîler ve Bâtınîler (İsmâilîler) kendi îtikatlarının menşei ve tarîkatlerinin kurucusu olarak Ebû Müslim’i göstermişlerdi. Ayrıca Şiîliğin az-çok yayıldığı bölgeler ahâlisi arasında da büyük kahraman olarak tanınmış ve onun adına aslı olmayan romanlar ve destanlar yazılmıştır.

Abbâsî Hânedânının kuruluşuna vesîle olan Ebû Müslim, kendi şahsî düşmanlarına olduğu kadar, Abbâsîlerin düşmanlarına karşı da şiddetli hareket etmekten geri durmamıştır. Târihçiler kendisini çok soğuk kanlı, ketûm, hasûd ve kindâr, aynı zamanda insâfsız ve merhâmetsiz bir kişi olarak zikretmişlerdir. Aslında Ebû Müslim Horasânî yaptığı işlerin netîcesini göremediği gibi, cehâletiyle pekçok Müslüman kanının dökülmesine de sebeb olmuştur.

not :

yani osman kardes bir benzetme yapmis yemede yaninda yat. hic tanimadigida belli ebu muslim horasaniyi. iste oylesine baska bir sey degil. olcmeden tartmadan.

11SEVERSİNİZ SEVMEZLERSelahattin Karakök, 15.11.2007, ÇAYCUMA

Alemlere Uyarı'dan

Yalanlayanların sözüne uyma.

Onlara yaltaklanmanı isterler,

tâ ki onlar da sana yaltaklansınlar.

Uyma sen çok yemin edene,

aşağılık kimseye,

Başkasını çekiştirene,

söz taşıyana,

Hayra engel olana,

haddini aşana,

çok günahkâr olana,

Kaba ve katı kalpli olup

üstelik bir de soysuz olana.

Malları, oğulları var diye onlara uyma.

Ona âyetlerimiz okunduğunda,

“Eskilerin efsaneleri” der.

Biz onun burnunu sürteceğiz.

Kalem 8-16

Ey iman edenler!

Sizden olmayanları

içli dışlı dost edinmeyin.

Onlar size zarar vermekte kusur etmezler,

sizin sıkıntıya düşmenizi isterler.

Düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır; gönüllerinde sakladıkları ise

daha da büyüktür.

Size âyetlerimizi böylece açıklamış bulunuyoruz—eğer aklınızı kullanacaksanız.

Siz onları seven kimselersiniz;

oysa onlar sizi sevmezler.

Ayrıca siz kitabın bütününe inanırsınız.

Onlar ise sizinle

karşılaştıklarında “İnandık” derler;

kendi başlarına kaldıkları zaman da

size duydukları kin yüzünden parmaklarını ısırırlar.

Onlara “Kininizle geberin!” de.

Allah, hiç şüphesiz,

gönüllerde yatanı bilmektedir.

Size bir iyilik erişirse bu onları üzer.

Başınıza bir kötülük geldiğinde ise sevinirler.

Sabreder ve sakınırsanız,

onlar size hiçbir zarar veremezler.

Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.

ALİ İMRAN 118-121

Muhammed Allah'ın Resulüdür.

Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler.

Fetih 29

10EHL-İ DİLBİR SEVDA..., 05.11.2005, SINIRLARDA

tuti-yi mucize-guyem ne desem laf değil,

çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil,

ehl-i dildir, diyemem sinesi saf olmayana,

ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil.

9bu sözü acarmısınız..engin çakır, 04.11.2005, zonguldak

Sözümona ‘herkesin sevgisini kazanarak herkese tebliğde bulunma’ sevdasıyla, tebliğin gerçek muhatapları nezdinde bir derece sevimsizleşmeye, ‘kulak asıp yüz çevirmeyecekler’in bizden bir derece soğumasına ve uzaklaşmasına da sebebiyet veriyoruz.

sayın metin bey yazılarınızı takip ediyorum ve taktir ediyorum..yanlız yukarıdaki sözünün acılımını sizden yapmanızı istirham ediyorum..

8Denge...dilek kul, 02.11.2005, İstanbul

Metin Bey herzaman oldugu gibi üzerinde durmadıgımız, nedense atlayıverdigimiz, ayrıntı gibi gelen ancak buyuk bir hakikati içinde barındıran bir yazı ile karsımıza cıkmıs. Bugun herkese tebligde bulunabilme ugruna sınırsız bir hosgoru anlayısına kendimizi kaptırıyoruz.. Öfke duyarak bu duygumuzu Allah ın yasaklarından korunma seklinde kullanmanız gereken yerde, Allah adına öfke dahi duymuyoruz. Öfkelerimiz nefsi olmaktan öteye gecmiyor malesef. hosgoru gösterirken dahi celal-cemal dengesini korumamız gerekiyor. İnsanları yargılama noktasında hosgoru göstermeli ancak Allah ın standartlarını, sınırlarını genisletme anlamında böyle bir hakkımız olmadıgını bişlmeli ve taviz vermemeli.. Böylelikle Allah adına çıkılan bir yolu, herkesin sevgisini kazanmaya calısarak heva ve nefis adına tamamlamayalım..

7Doğru olabilmek...Mehmet Aslan, 02.11.2005, İzmir

Şimdi hayata baktığımızda birkaç çeşit insan ile karşılarışır. Bir kısmı dinini sadece bayramlarda ve bazı kandillerde hatırlayan ehli dünya olarak tabir edilenlere bir sözümüz yoktur. Çünkü onların "birilerine bir şeyler anlatma" gibi bir dertleri olmadığından, birşeyler anlatma peşinde olanların "dertleri" olan insanların da "dertleri" olurlar. Yani birşeyler anlatılacak kitleyi oluştururlar. Bunun yanında hayatının bir anlamının da insanları bildiği ve yaşadığı doğru yola ulaştırmayı dava edinen insanlar vardır. Bİr kısmı oldukça "radikal"dir. Yani bu kişiler için sadece siyah ve beyaz vardır. Ya onlardan veya karşıdan olabilirsin. Birbaşka kısım ise "hali ile islamı" anlatmaya çalışan, zaman ve zemin müsait ise "söz ile davet" eden, düşündüklerini konuşan ve davet eden kişilerdir. Belki bir üçüncü kısım ise kedisi dindar olduğu halde, başkalarına ulaşmak adına onlardan gözüken veya gözüktüğünü zaneden insanlardır. Bunların savundukları ise "eğer insanlardan farklı olur veya görünürsen, muhatapların seni dinlemez veya yeterli ilgiyi göstermezler" savıdır. Bu insanların hepsi iyi niyetlidir ve ihlaslıdır. Burada önemli olan doğru olanı ve doğru olduğu için isabetli olan tutumu takınmaktır. Peygamberimize "gel sen bu davandan vazgeç sana istediğini verelim" dediklerine onlardan gözükerek davasını yaymaya çalışmamıştır. Bu örnek ışığında baktığımızda bence konunun özü hangi tip insan olmayı seçtiğimiz ile ilişkili... Allah bizi doğruyu doğru bilip ittiba eden ve yanlışı da yanlış bilip ondan kaçınan kullarından etsin. Amin.

6Yanılıyor muyum acaba?Osman TIRAŞÇI, 02.11.2005, Eskişehir

Metin bey herhalde Ebu Müslim Horasani ye ait olduğu sözlerle özetlenecek bir düşünceyi ifade etmek istiyor. Yanılıyor muyum acaba? Ne diyordu E.M.Horasani: "Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu"

5nekadarda sevımlıyız...a.kadir tuylu, 01.11.2005, sivas

birilerinin bizi sevmesinden önce acaba biz bizi seviyormuyuz.yılların ihmali bizde kerndi değerlerine güveni azaltmış.illede birilerine birsey anlatacagız diye onlara benzeme derdi ile kendımize yabancılasmısız.illede onların hatırı olsun diye vahyin bizden istedıklerını gizlemiş ve kendımızi ifade etmekten korkmuşuz.sankı gizlenecek vede kımselere gösteremeyecegımız kadar büyük sorunlarımız varmış gibi tebliğ ettiğimiz insanlara hoşgörünme adına hertürlü zilleti kabul edıyoruz.öyle ise önce kendı degerlerımıze bız ınanmalıyız ve inandıgımız gibi yasadığımızda isteyen bızı sevebılır isteyende bızı yaıplayabılır.değilmiki razı olması gereken bizden razı olsun gerisi boş...

4Doğruluk ve eğrilik...Rumeysa, 01.11.2005, İstanbul

Bir sevgi tercihi yapmak gerekiyorsa, herşeyimizde olduğu gibi sevgimizde de Allahu Tealanın hoşnutluğunu ve rızasını gözetmek gerek. Ve bu durumun, O nun kullarını O nu sevmeye davet ederken bile değişmemesi gerek. Bir başka deyişle, her ne olursa olsun emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmak gerek. Birileri bizi eğri görüp bizi sevmekten vazgeçse bile.

3Herkes değil BİR i biz i sevsin..hatice ünlü, 01.11.2005, İstanbul

BİZ i tabii ki herkes sevmesin.Ve tabii ki biz dahi HERKES i sevmeyelim..

Bizi biri lerden oluşan Muhammedi tebliğ ile BİR olana inanan ve adına biz denilen biricikler toluluğu sevsin.Sevgimiz, ümidimiz, beklentimiz biz e olsun..Bir bedenin uzuvları, bir binanın tuğlaları olan biz e.Gök ehli sevdiğinde yer ehline sevdirilen biri lerden oluşan biz e..Bir-Birlerine karşı merhametli/şefkatli, inkarcılara karşı azametli/cesaretli olan biz e..

Hangi bir i/biricik kişi; kalabalık olan, güruh olan, sayıca çok olan, bir olmayan ve bu sebeple biricik olamayan Muhammedi tebliğ ile BİR e inanmayan HERKES in sevgisini ister ki..Herkes in sevgisi nefret etkisi yapar biz üzerinde..

Biz BİRilerini, Biriler cemaati de Bizi sevsin..

2anlamakta zorlandım..fatih kılıc, 01.11.2005, zonguldak

metin bey sizin yazılarınızı herzaman takip ediyorum..yanlız bu yazınızda..tebliğ etmeyiniz mi diyorsunuz..bir yerlere gönderme mi yapıyorsunuz..

Sözümona ‘herkesin sevgisini kazanarak herkese tebliğde bulunma’ sevdasıyla, tebliğin gerçek muhatapları nezdinde bir derece sevimsizleşmeye, ‘kulak asıp yüz çevirmeyecekler’in bizden bir derece soğumasına ve uzaklaşmasına da sebebiyet veriyoruz.

yukarıdaki bu sözünüzle ne kastediyorsunuz..acarsanız sevinirim..selametle..

1Bizi herkes sevmesin.sare, 01.11.2005, İstanbul

Yazının başlığındaki soruya şu şekilde cevap vermek isterim. Bizi herkes sevmesin. Hele Allah ve Resulünü sevmeyen ve onlar tarafından sevilmeyen hiç sevmesin. Zira insan sevdiğiyle beraberdir.




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut