Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.629 yazı içinden]

Bir gazeteci olsam...

Yazara Mesaj Gönder

BİR GAZETECİ olsam, piyango gibi, loto gibi, toto gibi haram yollarla, başkalarının emekleri üzerinden ve bir anda zengin olanların sonraki hayatlarını ve ölümlerini araştırırdım. Her yılbaşı büyük ikramiyeyi kazananlar kim ise, otuz-kırk senelik bir liste yapar, bu isimlerin peşine düşer, bu isimleri yaşadığı yerde veya mezarında bulur; evliliklerinin, çocuklarının, işlerinin, çevreleriyle ilişkilerinin ve iç dünyalarının resmini çekmeye çalışır; haram paranın onlara ne getirdiğini, çevrelerine ne getirdiğini irdeleyen bir yazı dizisi hazırlardım.

Bir gazeteci olsam, üniversite sınavı birincisi, kolej sınavı birincisi çocukların ve gençlerin hayatlarının peşine düşer; yine otuz-kırk yıllık bir liste yaparak, bu birinciliğin hayatlarının sonraki döneminde gerçekten büyük bir fark getirip getirmediğini; getirdiklerinin ne kadarının artı ve ne kadarının eksi olduğunu onların ve çevrelerinin diliyle ortaya koymaya çalışır; bu birinciliğin hayatlarının her diliminde ve her alanda birinciliği garanti edip etmediğini, meselâ iş hayatında, evliliklerinde, dostluklarında, özellikle de ‘iç hayatları’nda bir büyük tesir yapıp yapmadığını irdelemeye çalışırdım.

Bir gazeteci olsam, ‘mükemmel’ anne ve ‘mükemmel’ babalar tesbit eder; yaşları her ne olursa olsun, böyle anne-babalarının çocuklarıyla söyleşirdim. Babasının istediği doğrultuda şuna, annesinin istediği doğrultuda buna yöneltilmiş çocukların, kendilerine bırakılsa ne olmak, nasıl olmak istediklerini öğrenmeye çalışırdım.

Bir gazeteci olsam, binlerce anne-babayı kapsayan bir anket yapar, onlara çocuklarının ne olmasını istediklerini sorar; bu soruya “Ne olurlarsa olsun, yeter ki mutlu olsunlar” cevabını verenlerin, “Yeter ki huzurlu bir hayat yaşasınlar” cevabını verenlerin, “Yeter ki Rablerinin hoşnutluğunu kazansınlar” cevabı verenlerin yüzdesini, değilse bindesini bulmaya çalışırdım.

Bir gazeteci olsam, reklamlarda oynatılan çocukların, dizilerin ve filmlerin kahramanı haline getirilmiş çocukların sonraki hayatlarını araştırır; ‘görünme’ye dayanmayan bir iş, bir eser ortaya koyup koyamadıklarını bulmaya çalışırdım.

Bir gazeteci olsam, daha yetenekli, daha zeki, hafızası daha güçlü çocuklara rağmen, okul müdürünün, filan öğretmenin, okul-aile birliğindeki filan velinin veya okula çok yüklü bağışta bulunan filan velinin çocuğu yahut yakını olduğu için şiir okuma seçmelerinde, sınıf ve okul başkanlıklarında, kompozisyon yarışmalarında ‘idare marifetiyle’ birinci seçilen çocukların peşine düşer; hayatlarının sonraki diliminde ‘torpilsiz’ bir iş becerip beceremediklerini; milletin yükünü mü taşıdıklarını, millete yük mü olduklarını ortaya çıkarırdım.

Bir gazeteci olsam, askerde iken terör örgütüyle sıcak çatışma sonucu ölen gencecik fidanların evlerinin, anne-babalarının çetelesini çıkarır; bunun sosyal statü, meslek, makam, gelir durumu, oturdukları şehir ve semt bakımından analizini yapar; çıkan sonucu, bir yazı dizisi suretinde yayınlardım.

Bir gazeteci olsam, anne-babaların sosyal statü, meslek, makam, oturdukları semt vs. ile çocuklarının askerliğini emir eri olarak, yazıcı olarak, orduevinde, sıcak çatışmaya açık bir konumda yapmaları arasında bir ilişki olup olmadığını da araştırırdım.

Bir gazeteci olsam, ‘ölümler’ üzerine, özellikle asker ölümleri üzerine çok hamasî yazılar yazan, özellikle de “Bir gencimiz gitse, bini gelir” türünden sözler sarfeden yazarların listesini çıkarır; onlarla, kendi hayatları, hayatlarının acıları, evlat acıları, evlatlarının bırakın ölümlerini ciddi ve hatta hafif bir hastalıkları dolayısıyla yaşadıkları duyguları öğrenmeye çalışır; sonra, hamasî yazıları bir tarafta, bu söyleşide söyledikleri öbür tarafta sıralanan bir yazı dizisi hazırlardım.

Bir gazeteci olsam, sabah, öğle ve akşam vakti insanların arasına dalar, bir hafta boyu, binlerce insanla görüşür; onlara “Güneşin doğuşunu en son ne zaman seyrettiniz?” sorusunu sorar; son bir ayda, son altı ayda, son bir yılda ve de bir ömür boyu böyle bir mucizeden mahrum kalanların yüzdesini çıkarır ve bunu haber yapardım.

Bir gazeteci mi olsam?

  27.10.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

7bugün aklıma gelen..pınar demir, 14.11.2005, İzmir

sevgili metin abi,

bugünkü haberleri okurken aklıma bir tane daha numune geldi.:-) şimdi bu helal gıda meselesi var ya metin abi, hani malum kesimin irtica paranoyasını depreştiren teklifle ilgili tartışmadan bahsediyorum... malumunuz bir de "koşer" mevzuu var. hani, dünyanın musevi vatandaşlarının talebi doğrultusunda onaylanan helal gıdalar..bir de bir çok türk firmasının dünyada yahudilerin dışında da büyük bir potansiyele sahip olan bu pazara girebilmek için "koşer" sertifikası almak için sırada olduğu bilgisi var. ben şu an bir gazeteci olsam oturup "koşer" sertifikalı firmaların veya belge için başvuruda bulunan firmaların listesini çıkarırdım. ne dersiniz?

bu arada, bundan böyle aklıma gelen bütün acar gazetecilik örneklerini buraya yazmayı düşünüyorum, nasıl olur?:-)

6benim aklıma bir tane daha geldi.pınar demir, 02.11.2005, İzmir

metin abi, olur da bir gün gazetecilik yapmaya niyetlenirseniz, es geçmemeniz dileğiyle, naçizane bir tane de ben eklemek istiyorum:-)

vaktiyle cilalanıp piyasaya sürülmüş, güzel bulunduğu için kendisine kraliçe muamelesi edilip, baştacı edilir gibi yapılmış, playboyların oyuncağı olmuş, sonra da yüzleri eskiyip azıcık yaşlanınca, bir köşeye atılıp unutulmuş , kimsenin kapısını çalmaz olduğu manken, oyuncu, şarkıcı taifesinden insanların izleri bulunup yaşadıklarını anlatmaları istense diyorum...nasıl olur?

5tebriklerFeyza KELEŞ GİZLİGİDER, 31.10.2005, nevşehir

Tebrik ederim çok isabetli bir yazı olmuş.

***

Yakın bir zamana kadar güzel yazılara kendimin duyacağı bir sesle güzel der geçer, çoğu zaman yazıyı arşivlerdim.

Sonra bir baktım üşenmeden , bıkmadan bir eksik gördüğümüzde, ne çok eleştiriyoruz da, güzel şeyleri tebrik etmede ne çok üşeniyoruz.

Bu yüzden sizi bu yazınız ve daha önce beğenerek okuduğum arşivime aldığım 4 yazınız için tebrik ediyorum.

Dua ile...

4Gerek YokGÖKHAN YILDIZ, 29.10.2005, Niğde/Türkiye

Hayır sayın KARABAŞOĞLU! Bir gazeteci olmanıza lüzum yok.Herkez kendi görevini tam yapsa siz böyle demeye ihtiyaç duymazdınız bence.Siz bence bugün gazetecilik yaptığını sananlara-haklı olarak-göndermelerde bulunuyorsunuz.Birçok madde sıralamışsınız.Bu maddelere daha yenileri de eklenebilir.

Ben yine şunu söylüyorum, evet herkes kendi görevini yapsın.Özellikle de biz insanlar gündelik işler kadar asıl görevimiz olan kulluğumuzu yapalım.Ve kimse söylemsin hatırlatmasın bize asıl görevimizi.

3Yiyip(kazanıp)doymayan(kaybeden)olmak!tahsin törk, 29.10.2005, İstanbul

Yazının daha ilk paragrafında vurgulandığı gibi piyango oyunlarıyla uğraşanların yaşadıkları hayatla ilgili meraklı bir gazetecini araştırması hemen aklıma geldi, paylaşayım dedim. Mesela yılbaşı çekilişlerinde “başkalarının emekleri üzerinden ve bir anda zengin olanların” yüzde doksanın sonraki hayatlarında piyangoyu kazanmadan önceki durumuna döndüğünü, hatta bir kısmının daha da sefil durumlara düştüğünü, intihar ettiğini okumuştum ve hem şaşırmış hem de “zehirli bal” kavramını daha iyi anlamıştım.Ama yazarın bunları araştırması için ille de bir gazeteci olmasını beklememek gerekir zaten önceki yazılarında sıkça bu hayatlara dair değinmeleri olmuş, bizi bizden daha iyi bilen Fâtır-ı Hakîm’in “görüntü”de kazananların aslında kaybettiği ikazını çokça vurgulamıştır.

2Birileri yapsa iyi olurCelal Günay, 28.10.2005, Batman/Türkiye

Allah sizden razı olsun, zaten çok güzel hizmetlerde bulunuyorsunuz.

Ama bu yazınız gazetecilere güzel bir fikrin kapısını aralar nitelikte.Neden olmasın?Keşke birileri bu fikrinizi hayata geçirse...

1sen yine de olma! muhammed şeviker , 27.10.2005, ingiltere

metin kardeşim

gazetecilik projelerini çok güzel ifade etmişsin. özellikle son paragrafları çok enteresan.

ama sen fazetecilik yaparsan senin daha mühim işlerini kim yapacak?




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut