Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Ümit çiçeği
–Metin Karabaşoğlu

[*4.612 yazı içinden]

Kaç âyet nazil oldu?

Yazara Mesaj Gönder

GEÇEN GECE, üşenmedim, aklıma düşen bir merakımı gidermek için, Kur’ân âyetlerini sûre sûre sayıp hesapladım. Çıkan rakam, dört 6’yı yanyana getiriyor olmasından dolayı sahihliğinden şüphe ettiğim 6666 rakamı değildi. Sayımda bir yanlış yapmadıysam, her bir besmeleyi de saymazsak 6233 âyet; sadece Fâtiha’nın başındaki besmeleyi değil, her sûrenin başındaki besmeleyi de saymamız gerektiğini düşünüyorsak—ki ben öyle düşünüyorum—6345 âyet vardı Kur’ân’da.

114 sûrenin âyet sayılarını toplamak suretiyle gerçekleşen bu basit aritmetik işlem, bana basit ama önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Her söylenene, özellikle de ‘yuvarlama’ sözlere, ‘genel’ ifadelere mutlak sûrette itaat etme ve tahkiki elden bırakma!

Bu gerçeği bir kez daha hatırlatsa bile, ilgili sayım işlemine başlarken, asıl niyetim bu gerçeği bir kez daha keşif filan değildi.

Bakara sûresinde bildirildiği üzere, şerefini “insanlar için hidayet rehberi, hak ile bâtılı ayıran beyyineler yüklü Kur’ân’ın inzal buyurulduğu ay’ olmasından alan Ramazan’ın yaklaşıyor olmasından olsa gerek, iç dünyamı Kur’ân’la muhabatiyetimize ilgili sorgulamalar doldurmaya başlamıştı.

Ve esasında, alttan alta, yaz mevsiminde İmam Kuşeyrî’nin Risale’sini okurken beni sarsan bir anekdotla karşılaşmamdan beri, içten içe yanıp duran bir sorgulamaydı bu.

Risale-i Kuşeyrî’nin bir yerinde, İslâm tarihinin en büyük zahidlerinden Fudayl b. İyaz’ın ‘yola gelme’ öyküsü anlatılıyordu. Eşkiya biriymiş Fudayl. Haram kural, hak hukuk tanımadan yaşıyormuş. Derken, bir gece, âşığı olduğu cariyeyle buluşmak üzere bir evin duvarına tırmanırken, o gece vakti komşu evlerden birinden bir hâfızın okuduğu Kur’ân âyetleri kulağına gelmiş. Hadîd sûresini okuyormuş hâfız. Ve 16. âyeti de dinlediğinde, Fudayl’ın hali, fikri ve dünyası müthiş bir değişim içine girivermiş.

Bu hadiseyi okuyunca, hemen Hadîd sûresini açıp, 16. âyeti okudum. Bu sûreye, şükür ki, başkaca âyetleri, özellikle de 20. âyeti ile dikkat edebilmiş durumdayım; öyle ki, sûrenin bana düşündürüp hissettirdiklerinden hareketle, sûreye ismini veren ‘hadîd,’ yani ‘demir’e atıfla “Demir kalpler için Hadîd” diye bir yazıya da kaç yıldır ahdettiğim halde henüz yazabilmiş değildim. Hz. Davud’un demiri hamur gibi eritip işleme mucizesini de zikreden bu sûre, kabımın alabildiği kadarıyla, hep ‘demir kalpleri yumuşatıp işleyen’ bir kıvamda gözükmüştü bana.

Ancak, gelin görün ki, sûreyle bunca yıllık tanışıklığıma rağmen, 16. âyetini bir iz, bir işaret edinmeden atlayıp geçtiğimi, bu âyet vesilesiyle hidayet bulan Fudayl b. İyaz vesilesiyle öğrenmiş oldum.

Bu âyette, mealen şöyle buyuruyor Rabbimiz bize:

“İman edenler için öyle bir zaman gelmedi mi ki, Allah’ın zikrine ve hak olarak indirilen Kur’ân’a karşı kalbleri yumuşasın da, onlar daha önce kendilerine Kitab verilen ve zaman geçtikçe kalbleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar?”

Denilir ki, Fudayl o gece o duvardan tırmanırken işte bu âyeti duyduğunda o kaskatı kalbi de yumuşamış, o güçlü kasları da... “Geldi yâ Rabbi! Geldi yâ Rabbi! O zaman geldi yâ Rabbi!” diye diye tevbekâr olmuş. Ve bu âyetin kalbinin tam ortasına yerleştiği o geceden sonra, insanlar bambaşka bir Fudayl görmüşler. Takva ve zühd timsali bir Fudayl.

İşte, bu âyeti, bu âyetin Fudayl b. İyaz’ın iç dünyasında yol açtığı dönüşümü ve benim Kur’ân’ı defalarca hatmetmişliğime, üstelik Hadîd sûresinin özellikle ve tekrar tekrar okuyup üzerinde düşünmeye çalıştığım bir sûre olmasına karşılık bu âyetin nazarımdan uzak kalışını göreli beri, alttan alta bir sorgulama yakamı bırakmıyor. Ramazan yaklaştıkça, yakama iyice yapışan bir sorgulama bu. Kendime soruyorum: 6345 Kur’ân âyetinden kaç tanesi gerçekten kalbine indi Metin? Kaç âyet senin yüreğini Fudayl’ın yüreği gibi titretiyor? Kaç âyet gözünden yaş akıtır derecede işliyor yüreğine?

Görülen o ki, Kur’ân’ın 6345 âyetiyle mushafların iki kapağı arasında erişilebilir olması, bu âyetlerin tamamının bir okuyuşta kalbimize inip kökleşmesi anlamına gelmiyor.

Görülen o ki, Kur’ân âyetlerinin giderek daha fazlasının kalblerimize inip kökleşmesi için, hayatın içinde Kur’ân’la bir hemhal oluş yaşamamız gerekiyor.

Vâkıayı böyle teslim edip, her birimiz soralım kendimize: Şimdiye kadar kaç âyet gerçekten nazil oldu kalbimize?

Hepimiz için, Kur’ân’la şereflenen bir Ramazan duasıyla...

  04.10.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

76666akif emre, 13.03.2008, amasya

Kuranı insanın kendisine hitap ediyor şekilde okuması gerçekten çok müthiş birşey..kalb frekansını her zaman bu şekilde ayarlayamıyoruz ama bazen Cenab-ı Hakkın ikramıyla okunan bir ayet öyle etkiliyor ki, neden hep böyle olamıyoruz diye hayıflanıyoruz..Üstad Bediüzzamanın bir hatırası var beni çokça düşündüren...

"Mahfuzatım olan 80-90 kitapları ezberden tekrarlardım. Bunlar Kur'an'ın hakikatlerine çıkmaya basamaklar oldu. Sonra Kur'an'ın hakikatlerine çıktım. Baktım, her bir ayetin kainatı ihata ettiğini gördüm. Artık başka bir şeye ihtiyacım kalmadı. Kur'an bana kafi geldi."

Haddime değil ama bazı ayetleri okurken kendi kendime " bu tek ayet dahi herkese yeter" diyorum...

Evet,

Her bir ayet kainatı ihata ediyor...

Rabbim herkese bu hakikatı idrak etmeyi nasip etsin..Amin

6KUR'AN ŞİMDİ İNİYOR DİYEBİLDİĞİNDESelahattin Karakök 1, 24.12.2007, ÇAYCUMA

Her ümmet içinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir şahid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şahid getirmiş olacağız. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik. MESAJDAN

Allah Resülü. Mahşer günü kendi halkına bakarak onların yaşam aynasında Kur’an-ı Azimi, Kur’an-ı Kerimi bir Kur’an-ı mehcur olarak görür ve ümmeti hakkında şahitlik eder.

Ve kaler rasulü ya rabbi inne kavmit tehazu hazel kur'ane mehcura

“Ey Rabbim! Benim halkım bu Kur’an’ı terketti.”

Ayette geçen “Kur’an-ı mehcur” tabiri terk edilmiş, bir kenara atılmış, bırakılmış, uzaklaşılmış DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞ Kur’an demek…

Kur'an'ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.MESAJDAN

Kur'an'ı Kalbimize indiremediğimiz de:

Okuyarak terkederiz!

Yazarak terkederiz!

Konuşarak terkederiz!

Saygı duyarak terkederiz!

Peşinde koşarak terkederiz!

Şartlanmışlıklarımızı içinde arayarak terkederiz!

Hayatın tüm seslerine sağırlaşarak dinlediğimizde terkederiz!

Allah her şeyi sadece sevgisinden yaratmıştır. Ve sürekli devam ettirmektedir.

0'un Kelam- Ezelisi ancak sevgi yüklü kalplere indiğinde Kur'an-Azim olarak kendini gösterir.

O sadece kalplere iner.

Çünkü kalp her güzel şeyin ortaya çıktığı tek noktadır.

Ve içinde tek ister.

İçine giren teke dikkat.

KUR'AN ŞİMDİ İNİYOR DİYEBİLDİĞİNDE,

AYETLER SARMAŞ DOLAŞ OLUR KALBİNDE.

5Yazar hakkındaerkan akgül, 11.11.2005, Malatya

Haydar Beyin aksine Metin ağabeyimin bütün kitaplarını ve yazılarını okudum belki bazılarını 3 defa okuma ihtiyacı hissettim yinede okuyacağım.Çünki Ayetlere veya hadislere imani veçhesinden bakmayı ve bu asrın anlayışına göre yorumlaması beni derinden etkiliyor.Hele Risale-i Nurlardan yaptığı alıntılar tamda 12 den vurma gibi yerli yerinde ve mükemel bir destek oluyor.Bu kardeşimiz gibi düşünenler zaten bizlerin Nurlarıda sürekli okumalarını eleştirmekteler ve aynı tenkitleri bu açıdan da yapmaktadırlar fazla bir değeri yoktur.Yinede kibar üslubu için teşekkür ediyorum.

4Ayet sayısına dairEymen Erdem, 07.11.2005, İstanbul

Kur an daki şu an mevcut olan numaralandırma onun ayet sayısını göstermiyor. Alimler bir kaç ayetin bütünü eğer bir hakikati anlatıyorsa onu bir tek ayet olarak addediyorlar. Üstadımız da bu alimlerden. O, 16. Söz ün başında bize göre Yasin Suresinin son iki ayetini aktararak şöyle diyor: " İtminan-ı nefsime medar olacak, zulmeti dağıtacak şu âyetin nurundan Dört Şuâı göstermekle kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. " Bu taksimata göre bazen kısa bir ayetin içinde bir kaç hüküm veya hakikat olması hasebiyle o bize göre tek ayet sayılan kısa ayet alimlerimiz açısından bir kaç ayet olabilir ve nitekim öyledir. Ayetlerin sayısının 6666 olarak kabulü ise bir icma-yı ulema ve icma-yı ümmet olmuş. Sebebini Allah bilir ama hiss-i sadık olsa gerek. Herhangi bir sahih rivayet şu ana kadar duymadım ama duyamamam olmadığı anlamına gelmez. Bazı zayıf addedilen rivayetler olabilir.

selam ile

3AYET SAYISIerkan akgül, 07.11.2005, malatya

Allah razı olsun çok güzel bir hususa dikkat çekmiş Metin ağabeyimiz.Fakat ben yazıyı okuyup sona geldiğimde hala içimde bir soru kaldı neden Kur an ayetlerinin sayısı 6666 olarak söyleniyor vede öyle kabul ediliyor.Hatta Nurlarda bile bu sayı geçiyor.Umuma selamlar.

2YAKLAŞIMSelahattin Karakök, 03.11.2005, SAFRANBOLU

KUR AN GÜNEŞİ AYET IŞIKLARIYLA HEP PARLIYOR VE HEP PARLAYACAK

Kulaklar açıldığında:

Örtüler çıkarıldığında:

İnadlar terkedildiğinde:

Gururlar bırakıldığında:

Kur an Güneşi nin ayet ışıkları akıverir kalbimize,

1:((((Sadık Gürbüz, 06.10.2005, Mersin

:(((( Maalesef kalbimize nazil olan ayet bulmakta zorlanıyorum. Allah yardımcımız olsun...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut