Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.669 yazı içinden]

 Arşiv

 Kayıpları kazanca çevirmek

Yazara Mesaj Gönder

GÜNDELİK HAYATIMIZDA, belli bir problem veya belli bir olumsuzluk karşısında, zıt yönlü iki yanlışa düşeriz.

İlki, ölçüsüz bir iyimserlikle, aslında ortada bir mesele olmadığının iddia edilmesidir. Ya bir ‘pembe gözlük’ veya bir ‘at gözlüğü’ takar; olanı biteni görmezden geliriz. Görsek bile, çeşitli tevillerle, ‘endişeye mahal olmadığı’na hükmederiz.

Böylesi bir hal bizi daha yolun başındayken yahut daha herşey bitmemişken yapılabilecek şeylerden alıkoyar. Sonuç, ‘herşeyin bittiği’ni bildiren bir son darbeyle uyanmaktır. Ne ki, iş işten geçmiştir artık.

Öte yanda, bu hatayı sergilemiyor olmak da bizi yanıltmasın. Bu kez, yalnızca olumsuzluğu ve problemi görmekle yetinmek gibi bir yanılgı devreye girer. Böylesi kişiler durumu isabetle tesbit ederler. Olanı biteni görmezden gelme, örtbas etme, yahut tevile girişme gibi bir tavırları da olmaz. Bilâkis, doğru bir ‘durum tesbiti’ yaparlar. Ama yalnızca ‘durum tesbiti’ yaparlar. Bu tesbitten hareketle ortadaki olumsuzluğun kalkması yönünde bir yaklaşım ve de gayret göstermede ağır davranırlar. Hatta, hiç davranmazlar.

Dolayısıyla, yalnızca ‘durum tesbiti’ yapmak; insanı iki marazî noktaya sürükler: (1) olumsuzluğu görmekten gelen bir tenkitçilik hali, (2) olumsuzluğun öylece ortada durmasının getirdiği bedbinlik ve ümitsizlik.

Şu günlerde, Kur’ân’da sıklıkla vurgulanan bir hususun ışığında, bu ikili problem dünyamı kuşatıyor.

Sık sık, Rabbimizin ‘geceyi gündüze’ çevirip, ‘ölüden diriyi’ çıkardığını bildiriyor Kur’ân. Bu âyetlerin bir dersi ise, iç dünyama, ‘kayıpları kazanca dönüştürme’ diye özetlediğim bir hareket tarzı olarak yansıyor.

Diyorum ki, kesinlikle pembe gözlük kullanmayalım. Var olanı var olmamış gibi ne görelim, ne de gösterelim. Aksine, olumsuzluğu mertçe, dürüstçe kabul edelim. Samimiyetle, doğru bir ‘durum tesbiti’ yapalım.

Ama bununla da kalmayalım. Tesbit ettiğimiz her olumsuzluğun bize bir ‘sorumluluk’ yüklediğini bilelim. Durum menfi ise, müsbetini ortaya koyma cehdiyle donanalım. Durum bizim boyumuzu aşıyor görünse bile, en azından bize düşeni, yapabildiğimiz kadarını yapalım.

Nemrud’un İbrahim’i (a.s.) ateşe atacağını duyduğunda durduğu yerde sızlanmak yerine minnacık ağzına aldığı suyla külhanı söndürmeye koşan minik karıncanın öyküsünden alacağımız bir ders olsa gerek. Yolda cirmini hatırlatanlara karıncanın cevabı manidardır: “Bende bu niyet, Rabbimde bu kudret olduktan sonra, bu iş tamamdır.”

  18.08.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu


Ama

Kayıpları kazanca çevirmek

İmtisal

Şöhret neden riyadır?

Kazananlar, kaybedenler

‘Çırak’ın düşündürdükleri

Ölümün anlamı

Uğursuz bir düşünce: uğursuzluk!

Nereye yönelmeli?

İmanın asgarî şartı

İstenmeyen şahitlikler

Yüz aç adamın huzurunda

İhlâs ve iktisat

Bir haksızlık karşısında

Tektipleşmede son adım

Ne insan bu kadar basit, ne de hayat sıradan

Tutunamayanlar için

İki yanlış arasında

‘İslâm sanatı’nın söylediği

İnsancıl ve tepkisiz

Kırılma noktası

Namaz ve tesettür

Görüntünün iktidarı

Yarına hazır mıyız?

Tesettür karşıtlığı üzerine bir psikanaliz

Firavun sarayındaki mü’min

Dünü ve bugünüyle İstanbul’un söylediği

Öngörüler ve sonra görülenler

Başka bir açıdan Pakistan tecrübesi

Tarih okuyanlar, tarihin canına okuyanlar

‘Kamusal alan’ kimin alanı?

Milliyetçiliklerin milletlere ettiği kötülükler

Anneler, eşler

Sevgi tüketimi

“Bediüzzaman’ı anlamak”, ama nasıl?

Alenîlik

Şehit olsanız bile...

‘Mikro iktidar’ üzerine

Özenmek, imrenmek...

Bir göz hatırı için

Ehakkı ararken

Mâruf ve münker

Mü’minler nasıl kardeş olur?

Genişlik, derinlik

Yüzleşme noktası

Abdülhakim Murad’ı okurken

Ezber bozmak, oyun bozmak

‘Diyalog’a evet, ama kimlerle?

‘Ene’ üzerine bir hasbihal

Başka bir açıdan toptancılık

Bir bomba, bir Müslümanın elinde ise, ‘İslâmî’ midir?

Diyaloğun adresi!

Fazla mı temiziz sahi?

İçe dönük diyalog

Masumiyet, silâhtan daha güçlüdür

O yağmuru beklerken

Risale-i Nur ve tasavvuf: Doğru sözler, yanlış anlamalar

Risâle-i Nur ve tasavvuf: Hak yolda iki şerit

Söylenmesi doğru olmayan doğrular

Toptancılık kime yarar?

Üzülebilmek

Fakihlere övgü

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut