“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Âfiyet, âfiyet...
–İsmail Örgen

[*4.597 yazı içinden]

 *Bu sayfa, sitemize gelen, sitemizdeki ana sayfaların formatına denk düşmediği için bu sayfalarda değerlendirmediğimiz, ancak paylaşmaya değer bulduğumuz yazıların sunulduğu bir havuz olarak tasarlanmıştır.

 Bir Karalama

Dr. Şadi Aydın

Kara deyince, aklımıza hep olumsuz düşünceler gelir, fakat kara bir gecede düşünürken bunun hiç de böyle olmadığını gördüm. Ve nihayet bu hususta birşeyler karalamak arzu ettim.


KARANLIK BİR gecenin aydınlık ışığı beni bu karanın münevver iklimine çekti. Benî Âdem kara topraktan yaratıldı, iradesinin hakkını vermek suretiyle nurdan yaratılan melekleri geride bırakacak bir azim sergiledi. Mirâc ve Sidretü’l-münteha bunun en açık delili. Mirac, kara bir gecede vaki oldu, Kuran-ı Mecid, Leyletü’l-Kadr’de nazil oldu. Kara buğday idi, bir rivayete göre Adem Ata’nın yediği ve kara kaseye inzalinin sebebi. O kara buğdaydır, kara sabanla sürülen ve ekilen, kara değirmen taşının altında öğütülen ve bizleri o gün bugündür doyuran ve doyuracak olan. Kemale erebilmek; kara buğday gibi öğütülmek ve kara üzüm gibi ezilmek ve ayak altından başa yükselmek. Kara üzümden tatmak ve daimi mest olmak, ne güzel her zaman mest kalmak. Ne garib! Kara topraktan yaratılmak ve kara topraktan yemek ve kara toprağa girmek. Ne hoş! Kara sevdaya tutulmak ve kara hücrede baharları seyretmek. Ne büyük saaadet, kara göz, kara kaş, kara zülf ve kara ben için kara geceleri nurlandırmak. Envar gizlidir kara bende, envar gizlidir kara gecede ve teheccüd vaktinde ışıklandırmak gündüzü. Kara sular indi göz ve ayaklarımıza Leyli’nin peşinde. Bir kara yağız oğlan, kara kuru bir güzelin ardında aylar ve yıllarca. Bizim hikayemiz Leyli ve Mecnun, dinlediğimiz. Yazmak kara kalemle nurları, kara mürekkeple yazmak Kur’anı ve gazeli. Kara tahtanın başına geçmek, irfan ve marifet deryasına gark olmanın başlangıcı. Kara kuyu ve kara zindana düşüp sonra Mısır azizi olmak ve Cemalullahı seyretmek oralarda ve adeta medrese haline getirmek oraları. Kara zeytinle günler geçirmek aydınlık hücrede ve zakir-i “ve’t-tini ve’z-zeytuni” olmak. Kara taş’a, Hacerü’l-Esved’e yüz sürmek, kara perdeler altında mahfi ve mestur bir gelin olarak duran Kabe karşısında eğilmek. Neresi kara? Kara kan misk u amber oldu ceylanın nafesinde. Ve insan en güzel manzumelerini karaladı. Kara cehl, nura inkılab etti, Habeşli Kara Bilal çağırdı insanları selaha ve felaha. Asırlık yaralarına beşerin kara merhem çaldı, Resul-i Hüda. Kara kışta, kara trendir beklediğimiz, umut ve müjde ve açar bu fasılda kardelen çiçeğimiz. Kaldır! Ey Rahman ve Rahim bağlarının sahibi üzerimizden kara bulutları. Ashabı Kehf’in cennetlik karabaş’ı, Kıtmir. Kara denizde balığın karnında, Yunus’un dediği gibi biz dahi deriz; kendimize zulmettik. Kara denizde batarken miraca yükselen Yunus Nebi.

  10.07.2005

© 2015 karakalem.net, Dr. Şadi Aydın

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1Karayı aklamakZuleyha M., 31.05.2008, İstanbul

Yazınız aslında Karayı aklamıs, Karalama yerine karayı aklama da denilebilirmiş adına..

hayatımız karaların aklanması değil mi bir anlamda..İnsanın ahir ömründe ak saçlı olmasının bir hikmeti de bu olsa gerek.

kaleminize saglık..

aklanmamıza dua olsun..




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut