Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.670 yazı içinden]

 Denemeler

 Kadınlar, Dikkat!

Yazara Mesaj Gönder

BİR 'ERKEK hareketi' olarak feminizmin kadına verdiği zarar onu erkekleştirmesi, erkeğe verdiği zarar onu kadınlaştırması, aileye verdiği zarar taşları yerinden oynatması, çocuklara verdiği zarar onları 'babalaşmış anneler' ve 'anneleşmiş babalar' ile yüzyüze getirmesidir. Rabb-ı Rahîm'in çok hikmetler ile koyduğu ve birbirini tamamlar nitelikteki farklı özellikler, feminizmin elinde bir rakibe dönüşmüş; sonuç itibarıyla, kadınlar erkekleşmiştir.

Feminizm bir erkek hareketidir, dedik. Çünkü, feministlerin tezlerine ve icraatlarına bakarsak, bütün yapıp ettikleri, erkeğin yaptığı işleri kadının da yapabildiğini göstermektir. Kadın da erkek gibi işadamlığı yapabilir, onun kadar hızlı koşabilir, onun kadar iyi siyasetçi olabilir, vs. vs. Feminizm, güya kadını 'aşağı' mevkiinden kurtarma uğruna ona hedef olarak erkeklerin yaptığı işleri gösterdiğine göre, feminizmin ölümcül zaafını tesbit etmek hiç de zor değildir. Feminizm, erkeklerin konumunu yücelten, o yüzden kadını da 'yücelmek' için erkekleşmeye zorlayan bir harekettir. Saikleri itibarıyla, bir 'kadın hareketi' değil, bir 'erkek hareketi'dir; erkekleşme hareketidir.

Bu hareketin taşıdığı böyle apaçık bir zaafa ve fıtratı değiştirmeye çalışma gibi müthiş bir zorlama ve zorbalık boyutu da taşımasına mukabil, milliyetçilik, devletçilik, hooliganism misali tüm cahilî asabiyetler gibi, onda da meş'um bir lezzet boyutu var ki, şu "asr-ı enâniyette" tüm dünya kadınlarını peşinden sürüklüyor. İşin garibi, mü'mine kadınlarda dahi, apaçık feminist bir söylem dile getirenler kadar, neredeyse büyük kısmında--söylem itibarıyla 'feminist' olmasa bile--feministçe bir tavrın ihtiyar edildiği gözleniyor.

Nitekim, İsmet Özel'in bir vâkıanın veciz bir özeti olarak belirttiği üzere, "Kadınlar yapamaz, fakat yaptırır" sırrı tahakkuk ediyor nice mü'min evlerinde. Öyle ki, duyduğu ve gördüğü öyle şeyler var ki, çokça yazılan "İslâm'da Kadın Hakları" türünden kitaplara bedel, "İslâm'da Erkek Hakları"na dair kitaplar yazma ihtiyacının husule geldiğini bile düşünüyor insan...

Evlerde olandan da daha hazini, dışarıda yaşanıyor. Bir yanda, kadının para için çalışma hayatına atılması gibi bir vâkıaya mestûre hanımların da kemâl-i hâhişle râm olmasının beraberinde gelen arızalar mevcut. George Gilder gibi iktisatçıların hesaba vurarak ortaya koyduğu ve herkesin de fiilen tecrübe ettiği üzere, çalışan kadın, 'aile bütçesine katkı'dan daha ziyade, kapitalizmin 'kâr maksimizasyonu' çarkına katkıda bulunuyor. Bu vesileyle, elbiseden deodoranta, ayakkabıdan kreş ve yuvalara bir dizi 'harcama' kalemi ortaya çıkıyor meselâ. Ama, asıl, iş hayatında kadınlar erkekleşiyor; ve bu erkekleşme, evde kocasına karşı nüşûzelik sûretinde belli ediyor--dışarıda çalışmıyor bile olsa, sırf feminizmden aldığı cesaretle, aynı 'erkekleşme'yi sergileyen ev hanımları cabası!

Feminizmden doğrudan veya dolaylı etkilenmeler ile gelen bir husus ise, kadınları erkekleştirip erkekleri kadınlaştıran ve böylece birbirini tamamlayan iki karşı cinsi, birbirinin benzeri bir 'tek cins'e dönüşme gibi gayrifıtrî bir yöne zorlayan bu gelişme paralelinde, kadınların erkeklerle münasebet ve muhatabiyette sergilediği rahatlık. Birçok ehl-i dinde dahi, bu rahatlığın lâubâlîlik ve lâçkalık boyutlarına uzanan tezahürlerini 'İslâmî radyo'ları arayan kadınların--ve bilhassa genç kızların--önemli kısmının sergilediği fütursuzlukta, keza işyerlerinde ve yolda-beride gördüğümüz şakalaşmalarda apaçık görebiliyoruz. Hele hele, bir ucundan şöhret edinmiş birçok mü'minin eşlerinden, bu fütursuzluğun aile hayatının vazgeçilmez lâzımı olan sadakat ve emniyeti sarsan tezahürleri dahi olduğunu öğreniyoruz--bir mü'mine hanımla da çözebileceği sıradan konuları şöhretli bir mü'min erkeğe yöneltme; hatta bunu evini telefonla arayarak gerçekleştirme.. gibi. Buna karşılık, o kişinin yardımcı olacağı bir mesele de olsa, onu hanımına iletip, "Siz beyinize de arzetseniz. Sonra ben sizi arasam da, istişarenizde nasıl bir kanaat hâsıl olduğunu bildirseniz" şeklinde bir formül de pekâlâ uygulanabilir olduğu halde!

Feminizmle gelen 'fıtrata doğru' değil, 'fıtrata karşı' özgürleşmenin; ve bunun bir uzantısı olarak kadının erkekleşip erkeğin kadınlaşması ile gerçekleşen 'tek-tipleşme' vâkıasının mü'mine kadınların akıl, kalb ve nefislerindeki tesirleriyle gelen bu tablonun sıhhatsizliğini apaçık görerek tedaviye başlamak, öyle görünüyor ki, kadının kadın ve erkeğin erkek olarak kemâl bulması ve de ailenin huzurlu, çocukların dengeli olması için vazgeçilmez bir şarttır.

Resûl-i Ekrem'in, mescidde "erkekler safının en hayırlısının en öndekiler, kadınlar safının en hayırlısının ise en geridekiler olduğunu" buyuran hadis-i şerifinden, feminizmden ziyadesiyle nasiplenmiş bugünün mesture hanımlarının alacağı bir ders herhalde vardır. Kadının evinde kıldığı namazın, mescidde kıldığı namazdan kat kat sevaplı olduğunu bildiren hadis ise, meseleyi herhalde tamamlamaktadır.

  25.07.2001

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

5bu kadar olur !gurcan, 11.10.2006, oslo

rabbimin ilham esintileriyle cosup kaynayip sonra da tecessum eden bu guzel yazinin yazarina rabbimin daha da cok ilham meltemleriyle beslemesi dilegi ve duasiyla.....

ihsan-i ilahi ile yaz(dir)ilmis son derece mukemmel ve cami bir yazi.

4fatimazehrasari, 07.10.2006, İstanbul

sa metin abi. yaziniza bir bayan olarak katildigimi belirtmek isterim hatta sonda soylediginiz kadinin evinde kildigi namazin daha sevapli oldugu hadisinden yola cikarak. ahir zamanda icerdekinin disardakinden;oturanin ayaktakinden daha hayirlidir hakikatine inanan biri olarak bayanin yerinin-sartlar geregi-gercekten de evi oldugu kanaatindeyim. yanlis anlasilmasin ev deyince dort duvar arasini kastetmiyorum disaridaki kirli ortama bulasmadan yapilan her turlu hanimlar arasi faaliyetleri (sohbetleri,kitap okuma programlarini,Kuran ayetlerini beraber okuyup tefsirleri taramalarini vs..) kastediyorum.Ayrica cok sukur internet ve tv sayesinde disariyla cok muhatap olmadan bircokseyi evimizden halledebilir durumdayiz.

ama uzulerek soyleyebilirim ki boyle dusundugum ve insallah bunun dogru olan olduguna inandigim halde: dindar olarak dusundugumuz erkeklerin-istisnalar haric-calisan disardaki bi bayana calismamayi dini hassasiyetlerinden dolayi tercih etmis evdeki hanimindan,kardesinden,akrabasindan daha hassas davrandigini,onun fikirlerine daha cok deger verdigini gordugumde icim aciyor. bayanlarin kendini ezdirmemek icin bitakim seylere basvurmasi(calismasi vs..) artik eskisi kadar uzak bi fikir gelmiyor bana.hatta bunu cevremde gordugum bosanma hadiselerinden sonra daha iyi anlar oldum;okumus bi meslegi olan ama "artik evlendim yabanci erkeklerle cok muhatap olmayayim,evi gecindirmek esimin gorevi "diyerek calisma hayatina bulasmayan bayanlarin ;evliyken calisanlara oranla daha magdur bir duruma dustuklerini gordum bosanma sonucunda;hem madden,hem moralmen(sarilacaklari bisey olmadigindan belkide)

kavvam olduklari ayetle de vurgulanan ve gercekten de iki cins icinde en uygununun bu olduguna inandigim hakikatin; erkekler tarafindan cogu zaman yanlis kullanildigini, cogu zamanda hakkinin verilmedigini dusunuyorum. bi seminerde "ne kadar sorumluluk o kadar yetki" demistiniz; disarisi zor ve erkek sabahtan aksama kadar bu zorluk icinde cabaliyor o halde daha fazla yetkiyi ve son soz hakkini hakediyor elbet ama sanirim bu zamanda sorumlulugunu dogru durust yapan erkeklere cok rastlanmiyor belki de bu yuzden dindarlar arasinda bile bu kadar cok bosanmalar yasaniyor Allah'in en sevmedigi helal oldugu bilinerek.yazinizi ve yorumlari okuduktan sonra bunlari paylasmak istedim insallah kadina degerli oldugunu ve evde yaptigi islerin,cocuklarina bakmanin cok sevapli oldugunu,kendisinin onun tum ihtiyaclarini Allah'in izniyle karsilayacagina inanan yeni nesiller yetisir de sunnete uygun yasanan ev ortamlarina sahit olur gozler.

3edepli kadınemin cansın, 04.10.2006, İstanbul

slm metin bey yazınınızı okudum çok beğendim.Bir kadın öncelikle edepli olması gerekir.Edep olmadığı zaman kadın hem erkek gibi davranır hem de erkeklerle olan diyaloğu bir erkeğin erkekle olan diyaloğundan daha derin olur.Medeniyet çerçevesi içinde bu tür muhabbetler islam dinimize ters düşmektedir.her ne kadar kadınlarımız zor durumda olduklarında muhakkak yakınında onu teselli edecek bir hanım arkadaşı vardır. basit konularda da erkeklerle danışılıyorsa o kadında birazcık hayyasında bir eksiklik vardır.Bütün hanımları keklewrle olan diyaloklarında biraz mesafeli olmaya çağırıyorum.Her ne kadar iyi niyetli olsanızda her erkeğin bir nefsi olduğunu unutmayın.

2kadinlar, dikkat! "isabetli baslik"kamer , 01.10.2006,

feminizm hakkinda yazilip cizilen cok sey var; hem ehl-i iman kisilerden hem de ehl-i iman olmayan kesimden. peki neden hala kimsenin fikri degismiyor? neden biri digerinin soylediginin uzerinde kafa yormak yerine, karsi tarafa cevap bulma cabasinda israr ediyor?

yazinizi okudugumda, bu sorulara, daha dogrusu probleme cozum getirebilecek noktalar oldugunu farkettim. ancak bu yine de akillara kazinacak, kisiyi etkileyecek, gununu degistirecek durumda degil. bunun sebebi sizin eksikliginizden degil, okuyucu kitlesi olarak bizim eksikligimizden kaynaklaniyor. neden?

yaziyi okurken, feminizmin zaafindan bahsettiginiz noktada "kadini yuceltmek icin erkeklesmeye zorlayan bir hareket" ifadesini okudugumda, "burada erkegin ta bastan ustun oldugu gibi bir onkabul var" dedim icimden bati kulturunun etkisi altinda yetismis olmanin verdigi tavirla. evet, boyle bir onkabul vardir ve bu bizim Islami bakisla sosyolojiden anlamamiz gerekendir.

evet, kadin ve erkek ayri fitratlarda yaratilmistir ancak bu farkliliklariyla esitlerdir. bu; cocuklar esittir diye, hem kiz hem erkek cocuguna pembe gomlek almak gibi bir esitlik degildir. ancak batinin bize dikte ettigi aynen budur. kiz cocuguna araba alacaksin, silah alacaksinin esitidir.

kadinin elbette sosyal hayatta bir yeri olacaktir ancak bu dediginiz gibi erkekler safinda, erkeklere rakip bir bicimde olmamalidir. "kocasina muhtac olmamaya calisan kadin tipi" ve bunun turevleri batiya aittir ve batida aile yapisinin ne durumda oldugu az da olsa asikardir. 18 yasindan sonra aile cocugunu evden cikarir, kendi kendine bakmak zorunda olan genc (erkek veya kiz) kendisine hem annelik hem babalik yapmak, calismak ve karnini doyurmak zorunda oldugundan fitrati bozulur. evlendigi kisi de onun hayat arkadasi degil is arkadasi gibi bir seydir, istedigi zaman istifa eder, ayrilir. duygusal baglardan ote ekonomik ve nefsani baglar on plandadir.

ancak musluman dunyadaki aile yapisindan cikan kadinlarin boyle bir baski altinda yetismeleri, kisinin kendi kucuk dunyasi ile birlikte toplumun yapisini da yikmaktadir. nesiller degistikce fikirler batiya dogru kaymaktadir. bunun cozumu ise gelecek nesiller icin endise etmek ile mesgul olmak yerine, kendi dusunce yapimizi duzeltmektir. medyanin ve is hayatinin etkisiyle bozulan fikir yapimizi, kamcilanan heva ve hevesimizi dogru olan yone cevirmek..

ancak boyle bir saglamlikla sosyal hayata girilebilir, aksi takdirde bu sosyal hayata girmek degil sosyal hayatta kaybolmak olacaktir...

ancak boyle yonu dogrulmus bir bakis acisiyla yazilanlardan nasibimizi alabilir, aklimizla yogurur, kalbimizle tasdik edebiliriz..

1AYRIMCILIĞA DİKKAT!zübeyde kavaklıoğlu, 21.03.2006, İstanbul

Hayırlı Günler Metin Bey

Yazınızı okuduğumda şöyle bir düşünce vuku buldu bende! Acaba yazınızı tüm durumlar ve örnekler içinde mutlak kabul edebilir miyiz?

Ben Allah rızası için yapılan tüm işlerin hayırlı olduğuna ve iyi neticeler doğuracağına inanırım hayatımda yapacağım tüm işlerim için bu noktayı bir referans kabul edip bu yürekle başlarım işlerime. Yazınızda bahsettiğiniz konuya hitaben de şunu ifade etmek isterim ki günümüzde tüm erkekler gibi kadınlar neden her alanda aktif olmasın? Eğer bayanları da bir birey olarak kabul ediyorsanız neden bayanları erkelerin yapabileceği bir çok şeyi kadınların yapmasında sakınca görüyorsunuz? ve Allahu teala önünde bile kadın ve erkek eşitken ikisine de eşit miktarda akıl ve irade verilmişken neden biz kadınları erkeklerle eşit olan akıllarını ve iradelerini kullanma alanlarını daraltırız? Ben bayanların toplumsal, sosyal ve ekonomik açıdan en az erkekeler kadar olgunluk kazanması gerektiğini düşünürüm belki şu an toplumsal yapımız ve yaşayışımız eşit olmadığı için bizler erkeği ve kadını farklı görüp, gruplayıp farklı farklı tanımladık hep. Gene söylemek isterim ki Bir kadının toplumsal ve sosyal yeterliliğe sahip olması için okuması ve okuduklarını yine toplumunun insanına hizmet götürerek fayda sağlaması gerekmektedir.

Bir bayan olarak aile yaşayışımızda iş hayatımızda tabi ki bir bayan olduğumuzu ve bizi kadın olarak yaratmayı uygun görmüş rabbimizin bizi yaratış amacına ters bir farklılık ve amaç taşınmamasına da dikkat etmemiz gerekir ve ailevi yükümlülüklerimi unutup görevlerimizi eşimize yüklemek gibi bir niyetimiz de olmamalı ve kazanımlarımızı toplum ve aile hayatında bir iktidar silahı gibi görmemeliyiz ve ben tekrar söylüyorum ki her şey ayrım yapılmaksızın Allah rızası için olmalı

Toplulumuzda yüzbinlerce örnek vardır kadının dünyasını daraltan ve onları sindiren , kadınlarımız binlerce farklı muameleye maruz bırakılmaktadır ve gelenekler altında ezilen kadınlarımızı ancak eğitimle ve ona toplumsal imkanlar kazandırarak kurtarabiliriz!




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut