Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.670 yazı içinden]

 Arşiv

 Bir göz hatırı için

Yazara Mesaj Gönder

BEREKETLİ HAYATLARA, her zaman imrenmişimdir. Öyle hayatlar ki, başka nicelerinin koca bir ömrü bomboş geçmişken, dakikalarını bile kuyumcu titizliğiyle kullanmışlar; başka nicelerinin bir ömür boyu sarf ettiği sözlerin tamamından bir hikmet katresi damlamazken her damlası ayrı bir hikmet yüklü sözler ederek bu dünyadan ayrılmışlardır.

Doğduğu geceyi sevinçle yâd etmeye hazırlandığımız Hz. Peygamber (a.s.m.), bu bereketli hayatların en büyük, en parlak, en berrak örneği...

Ve onun yolunda yaşamış niceleri var ki, düzgün kullandıkları ömür ve akıl sermayesi, onların hayatta olmadığı zamanlarda dahi kazandırmaya devam ediyor.

Bu bereketli hayatların şu zamandaki örnekleri deyince, aklıma gelen ilk ismi tahmin etmek bu köşenin okuyucuları için hiç de zor değil. Bediüzzaman Said Nursî şu zor zamanda öyle bereketli bir hayat yaşamış ki, yazdıkları vefatının üzerinden geçen şu kadar zaman zarfında nice hayatları aydınlatmaya devam ediyor. Ve öyle bereketli bir hayat ki, değil bıraktığı eserin tamamı, bazan aktardığı bir söz, hatta sırası gelmişken kullandığı tek bir cümle dahi nice insan için hayat boyu rehberlik edecek bir kılavuz olabiliyor.

Mektubat’ta geçen “Bir göz hatırı için çok gözler sevilir” sözü, benim için, işte böylesi sözlerden. Her ne kadar Bediüzzaman ‘umumun lisanında gezer’ bir söz olarak tarif ediyor olsa da, ben bu sözü onbeş yaşında elime Risaleleri alıp okumaya başladığım sırada tanımıştım. Ve o zamandan beri de hiç unutmadım. Bu söz, içinde geçtiği bahsin anahtar cümlesi değildi gerçi, yine de dikkate alanlar için hayata dair çok dersler yüklü olduğunu bizzat gözlemledim.

Modern zamanlarda, insanlar bir göz hatırı için yalnız o bir gözü sevmeye meyyal. Kimse o göz hatırına başka gözlerin yükünü taşımak istemiyor.

Ve bu hale, en ziyade, evliliklerde, aile hayatlarında şahit olunuyor.

Kocasının annesi olması hasebiyle, kocasının hatırı için kayınvalidesine; oğlunun eşi olması hasebiyle, oğlunun hatırı için gelinine muhabbetten uzak duranlar var sözgelimi. Yahut, hanımının annesi olması hasebiyle, hanımının hatırı için kayınvalidesine; kızının eşi olması hasebiyle, kızının hatırı için damadına muhabbetten uzak duranlar da... Kardeşler, dayılar, teyzeler, amcalar, halalar, yeğenler ve kuzenler sözkonusu olduğunda, iş daha da karışıyor.

Birçok ailede gerilimler, başka hiçbir sebepten değil, sırf bu yüzden yaşanıyor. ‘Bir göz hatırı için çok gözleri sevememek’ yüzünden. “Ben seninle evlendim; ailen umurumda değil” üslûbu yüzünden. Ve yine bu yüzden, nice evliliklerde eşlerin birbirine karşı muhabbeti zamanla aşınıyor, hatta yitip gidiyor ve evlilikler yıkılıyor.

Hepimiz, etrafımıza baksak, bir gerilim ve huzursuzluk yaşadığına muttali olduğumuz birçok ailede, bu durumun değişik tezahürlerini kolaylıkla görebilir durumdayız. Bir göz hatırına çok gözlerin sevilmesi fıtrî bir keyfiyet olmakla birlikte, bu zamanın bencil sevgileri tek'e odaklı olduğu için, ‘karısını seven, ama karısının ailesiyle problemli,’ ‘kocasını seven, ama kocasının ailesiyle problemli’ halde yaşıyor nice insan. Bir adım ötede ise, ‘ailesi yüzünden eşiyle problemli’ olma aşamasına geliniyor. Daha da ötesi ise mâlûm...

Uzun yıllar önce zihnime nakşolmuş bu söze ve bu söz ekseninde yıllardır yapageldiğim gözlemlere binaen, gerek evli gönül dostlarına, gerek evlenmeyi düşünen gençlere, şunu söylüyorum: Evlendiğin/evleneceğin kişinin, hüda-yı nâbit olmadığını; annesi, babası, bir ailesi olduğunu unutma. Eşinle evlenirken, onun bir annesi-babası olduğunu bilerek evleniyorsun. Eşinin sana olan sevgisi ayrı bir sevgidir; annesine, babasına, ailesinin sair efradına duyduğu sevgi ayrı bir sevgi. Bu sevgileri kıskanma ve sana olan sevginin rakibi olarak görme. Görür ve eşinle ailesi arasına girmeye çalışırsan, zahirde ‘kazanmış’ gibi göründüğün durumda dahi kaybeden sen olursun. Ailesiyle arasına girmiş olan eşinin sana olan sevgisini aşındırır. Ki, başkasının sevgisi için anne-babasını feda edebilen, o başkasını da feda edebilir!

Bu hikmetin farkında olmak için üniversitelerde okumaya, kişisel gelişim kitapları almaya, mutlu evlilik formülleri veren kitaplar ezberlemeye hiç mi hiç gerek yok. Bilâkis, okuması-yazması olmayan nice insan dahi, fıtratının derinliğinde “Bir göz hatırı için çok gözler sevilir” sırrını rahatlıkla okuyabiliyor zaten.

Gelin görün ki, bu basit gerçek, bu zamanlarda çok çabuk unutuluyor.

Ve sonuçta, olan sevgilere, sevilenlere, ailelere oluyor.

Son sözüm, bu köşede ‘okkalı’ yazılar okumaya alışmış olup bu yazıyı ‘basit’ ve ‘hafif’ bulması muhtemel gönül dostlarına... Oscar Wilde der ki, “Basit gerçekler, gerçekten basittir; ama gerçektir!”




Yeni Asya Gazetesi, 19.04.2005

  19.04.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu


Ama

Kayıpları kazanca çevirmek

İmtisal

Şöhret neden riyadır?

Kazananlar, kaybedenler

‘Çırak’ın düşündürdükleri

Ölümün anlamı

Uğursuz bir düşünce: uğursuzluk!

Nereye yönelmeli?

İmanın asgarî şartı

İstenmeyen şahitlikler

Yüz aç adamın huzurunda

İhlâs ve iktisat

Bir haksızlık karşısında

Tektipleşmede son adım

Ne insan bu kadar basit, ne de hayat sıradan

Tutunamayanlar için

İki yanlış arasında

‘İslâm sanatı’nın söylediği

İnsancıl ve tepkisiz

Kırılma noktası

Namaz ve tesettür

Görüntünün iktidarı

Yarına hazır mıyız?

Tesettür karşıtlığı üzerine bir psikanaliz

Firavun sarayındaki mü’min

Dünü ve bugünüyle İstanbul’un söylediği

Öngörüler ve sonra görülenler

Başka bir açıdan Pakistan tecrübesi

Tarih okuyanlar, tarihin canına okuyanlar

‘Kamusal alan’ kimin alanı?

Milliyetçiliklerin milletlere ettiği kötülükler

Anneler, eşler

Sevgi tüketimi

“Bediüzzaman’ı anlamak”, ama nasıl?

Alenîlik

Şehit olsanız bile...

‘Mikro iktidar’ üzerine

Özenmek, imrenmek...

Bir göz hatırı için

Ehakkı ararken

Mâruf ve münker

Mü’minler nasıl kardeş olur?

Genişlik, derinlik

Yüzleşme noktası

Abdülhakim Murad’ı okurken

Ezber bozmak, oyun bozmak

‘Diyalog’a evet, ama kimlerle?

‘Ene’ üzerine bir hasbihal

Başka bir açıdan toptancılık

Bir bomba, bir Müslümanın elinde ise, ‘İslâmî’ midir?

Diyaloğun adresi!

Fazla mı temiziz sahi?

İçe dönük diyalog

Masumiyet, silâhtan daha güçlüdür

O yağmuru beklerken

Risale-i Nur ve tasavvuf: Doğru sözler, yanlış anlamalar

Risâle-i Nur ve tasavvuf: Hak yolda iki şerit

Söylenmesi doğru olmayan doğrular

Toptancılık kime yarar?

Üzülebilmek

Fakihlere övgü

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.

1ben yaşadımhasibe aslan, 20.07.2005, Ankara

yazınızı okurken sanki yaşadıklarımı biliyor ve yazıyorsunuz sandım.ben saydığınız sebeplerden yuvamı kaybetmek üzereyim.belki söylediğiniz sözler basit ama çok önemli herkesin okurken bunlardan dolyı bir yuvanın yıkıldığını hatırlayarak bir kere daha dikkatle okumasını isterim. selam ve dua ile...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut