Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.641 yazı içinden]

 Arşiv

 Abdülhakim Murad’ı okurken

Yazara Mesaj Gönder

‘MUHTEDİ’ KELİMESİ, bizim iklimimizde, ‘bizim dinimize’ gelen bir ‘öteki’yi çağrıştırır genellikle. Hakikat-ı halde, bir muhtedi, ihtida ettiği andan itibaren eşitimiz; “Mü’minler ancak kardeştir” sırrınca, bizim can kardeşimizdir. Gelin görün ki, teorik düzeyde bu kavransa bile, duygular düzeyinde bir ‘dışarıdan biri’ ve ‘öteki’ çağrışımı yakamızı bırakmaz.

O yüzden, ‘muhtedi’ bir mü’mine karşı içimizde belli belirsiz bir gerilim, bir tereddüt halet-i ruhiyesi. Velev ki, ihtidasının üzerinden çok uzun yıllar geçmiş olsun.

Muhtedi, bir yandan, birilerine “Bakın, falan ülke filan ırktan falan bile hakkâniyetini teslim ederek bizim dinimize girdi” diye ‘vitrin’e çıkardığımız bir figürdür. Ama öte yandan, bir türlü bizimle aynı safa koyamadığımız, zihin ve duygu iklimimizin bir yerlerinde ona ‘ikinci dereceden’ bir pâye biçtiğimiz bir figür. Muhtedi, İslâm sözkonusu olduğunda, öğrenir, ama öğretemez bizce; bizden istifade eder, ama bizim ondan istifade etmemiz sözkonusu değildir.

İç dünyamızda ‘muhtedi’ deyince beliren çağrışımları ve dış dünyada ‘muhtedi’lere bakış ve davranış biçimimizi irdeleyip, açık yüreklilikle itiraf edelim: Durum gerçekten budur.

Bunun bariz bir yansıması, İslâm coğrafyasında doğup büyümüş, Müslüman bir aileden gelmiş bir mü’mine gösterdiği bilgi ve birikim itibarıyla ‘âlim’ pâyesi vermekte zorlanırken, gerçekte aynı sıfatı en az onun kadar hak eden bir muhtedi mü’mine bu vasfı yakıştıramayışımızdır. ‘Pakistanlı İslâm âlimi,’ ‘Mısırlı Müslüman âlim’ gibi ifadelere dilimiz alışıktır; peki, şimdiye kadar bir kere olsun “İngiltereli Müslüman âlim,’ ‘Amerikalı İslâm âlimi’ gibi ifadeler kullandık mı? Yahut, kullanıldığını duyduk mu, gördük mü?

Oysa, son yüzyıla baktığımızda, İslâm dünyasının ilim ve fikir hayatında muhtedi mü’minlerin ciddî bir etkisinin ve ağırlığının olduğunu görüyoruz. Şu ülkedeki Réne Guénon’dan Muhammed (Marmaduke) Pickthall’e, Charles Le Gai Eaton’dan Martin Lings’e nice ismi bu minvalde bir çırpıda sıralamak mümkün. Ancak, bir ‘Müslüman entellektüel’ sıfatı yakıştırabildiğimiz muhtedi mü’minler olmakla birlikte, ‘Müslüman âlim’ sıfatı yakıştırmakta yine de cimriyiz, zorlanıyoruz.

Oysa, ‘küreselleşme’nin konuşulduğu bir çağda artık dünyanın hemen her yerinde ve her ırktan Müslümanlar varolduğuna göre gerçekte artık bütün dünyayı içerir hale gelmiş olan ‘İslâm dünyası’nda, ‘Müslüman âlim’ sıfatını hak eden muhtedi mü’minler de var.

Meselâ Abdülhakim Murad, bu ünvanı sonuna kadar hak ediyor.

Abdülhakim Murad, nâm-ı diğer Tim J. Winters, çeyrek asır önce, Kahire’de Arapça ve İslâm ilimleri tahsil ederken ihtida etmiş bir İngiliz. 1960 doğumlu. Cambridge Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm üzerine dersler veri

yor. Arapça’ya ve İslâmî ilimlere nüfuzu yazılarında açıkça gözüktüğü gibi, Türkçe’ye ve klasik Türkçe/Osmanlıca kaynaklara nüfuzu da insanı şaşırtıyor; dahası, utandırıyor! Yine yazılarında, Batı düşüncesine ve bu düşünce çizgisinde nüanslara dair müthiş bir açılımlar görüyor insan. Merak eden, Gelenek Yayınları arasında çıkan, Postmodern Bir Dünyada Kıbleyi Bulmak adlı eserine bakabilir. Dili ve üslubu biraz ağır olmakla birlikte, sabırlı bir okuyucunun, onda bulacağı çok şey var. Sabırlı bir okuyucu, ona bir ‘Müslüman âlim’ olarak tavsifte cömert değil, hakperest davrandığımı da kitabı okuduğunda açıkça görecektir. (Yeri gelmişken; Abdülhakim Murad’ın yazılarından bir kısmının, kendisinin özel izniyle, www.karakalem.net’in “entelektüel bakış” bölümüne de yerleştirmiş olduğumuzu belirte

yim.)

Abdülhakim Murad’ın bu kitapta söylediği çok şey var. İslâm dünyasında, bu arada Türkiye’de kendisine ‘âlim’ ve ‘ilahiyatçı’ sıfatı yakıştırılan nice isim, İslâm’ı Batı modernitesine teslim eder bir üslupla nice İslâmî ölçüyü tavsatır ve hatta yok sayarken, onda ‘kökler’e müthiş bir sadakat ve ‘kökünden’ kopmadan bugünü doğru okuma noktasında müthiş bir feraset görüyor insan. Bir ‘yol arkadaşı’ görüyor. Aile üzerine, mezhep ve içtihadlar konusu üzerine, ‘neo-Haricî’ diye tanımladığı radikal eğilimler üzerine, ‘liberal İslâm’ projesi üzerine, mü’minler için ‘temel ilke’ olarak sünnet üzerine söyledikleri.. son derece manidar.

Bütün bunlar, onun Postmodern Bir Dünyada Kıbleyi Bulmak kitabının birinci bölümünde dile getirdiği bir soruyu gündeme taşımak üzere bir girizgâh idi. Gelin görün ki, ‘girizgâh’ı henüz tamamlamıştık ki, bize ayrılan yerin sonuna geldik.

Salı’ya bu bahsi tamamlayalım.




Yeni Asya Gazetesi, 03.04.2005

  03.04.2005

© 2015 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu


Ama

Kayıpları kazanca çevirmek

İmtisal

Şöhret neden riyadır?

Kazananlar, kaybedenler

‘Çırak’ın düşündürdükleri

Ölümün anlamı

Uğursuz bir düşünce: uğursuzluk!

Nereye yönelmeli?

İmanın asgarî şartı

İstenmeyen şahitlikler

Yüz aç adamın huzurunda

İhlâs ve iktisat

Bir haksızlık karşısında

Tektipleşmede son adım

Ne insan bu kadar basit, ne de hayat sıradan

Tutunamayanlar için

İki yanlış arasında

‘İslâm sanatı’nın söylediği

İnsancıl ve tepkisiz

Kırılma noktası

Namaz ve tesettür

Görüntünün iktidarı

Yarına hazır mıyız?

Tesettür karşıtlığı üzerine bir psikanaliz

Firavun sarayındaki mü’min

Dünü ve bugünüyle İstanbul’un söylediği

Öngörüler ve sonra görülenler

Başka bir açıdan Pakistan tecrübesi

Tarih okuyanlar, tarihin canına okuyanlar

‘Kamusal alan’ kimin alanı?

Milliyetçiliklerin milletlere ettiği kötülükler

Anneler, eşler

Sevgi tüketimi

“Bediüzzaman’ı anlamak”, ama nasıl?

Alenîlik

Şehit olsanız bile...

‘Mikro iktidar’ üzerine

Özenmek, imrenmek...

Bir göz hatırı için

Ehakkı ararken

Mâruf ve münker

Mü’minler nasıl kardeş olur?

Genişlik, derinlik

Yüzleşme noktası

Abdülhakim Murad’ı okurken

Ezber bozmak, oyun bozmak

‘Diyalog’a evet, ama kimlerle?

‘Ene’ üzerine bir hasbihal

Başka bir açıdan toptancılık

Bir bomba, bir Müslümanın elinde ise, ‘İslâmî’ midir?

Diyaloğun adresi!

Fazla mı temiziz sahi?

İçe dönük diyalog

Masumiyet, silâhtan daha güçlüdür

O yağmuru beklerken

Risale-i Nur ve tasavvuf: Doğru sözler, yanlış anlamalar

Risâle-i Nur ve tasavvuf: Hak yolda iki şerit

Söylenmesi doğru olmayan doğrular

Toptancılık kime yarar?

Üzülebilmek

Fakihlere övgü

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

1Müslümanlastirilmaya Calisilmis Bizler ve Müslümanligi Secmisler Muhsin Kurt, 11.05.2008, Almanya

Selam Aleyküm,

Islam´i secenler icin "Mühtedî" kelimesinin kullanimindaki suuralti, her türlü takdire sayan, cünkü fitrata dönüs sözkonusu..

Beni düsündüren ise, fitrati üzere dogan ve bu fitratta kaldigini sanan günümüz müslümanlari, müslümanliklarindan bîhaber olsalardi, ihtida etmeyi netice verecek cabayi gösterebilirler miydi? Bunu sunun icin merak ediyorum; cogumuzun islamî aidiyetler icerisinde dogmasi, derya icre, deryadan bîhaber baliklar misaline cok benziyor. Ancak Abdülhakim Bey ve benzeri kardeslerimiz bize bu deryanin varligini ve kiymetini bildirme, bunlari bilmemiz icin de balikligi asmamiz gerektigi gibi görevleri de ifa ediyorlar, Cenab-i Hakk sevklerini, sevklerimizi ve sayilarini arttirsin, amin.

Dogustan Islamî isimlere sahip olan bizler, acaba o isimlerin yaninda Islamî suura da sahip olmaya cabaladigimiz anda bir nevî ihtida hareketinde bulunmuyor muyuz? Su hayati futbol mantalitesiyle aciklama cogu kez hosumuza gidiyor, -etkili de oluyor- ya, ben de o üslupla sorayim, su hayat müsaabakasina dogustan 1-0 önde baslama psikolojisini ve ukelaligini üstümüzden atip, önemli olanin müsaabakaya önce veya sonra girmek degil, mac esnasinda ortaya koydugumuz mücadele, performans vs. oldugunu düsünmek gerekmiyor mu?

Bu münasebetle tüm kardeslerimi Abdülhakim Murad`in yine Karakalemde ki "Mezhep Karsitligi Problemi" adli önemli calismasini incelemeye davet de ediyorum, görecegimiz performans, kondisyon vs. -eger varsa- yukarida gecen türden ukelaligimizi yerlerde sürüyecek türden..

Metin Agabeye de nazarlarimiza sundugu hakikatlerden dolayi tesekkürler, dualar.

Tekrar selamlar..




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut