“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Beyaz yalanlar ne kadar beyaz?
–Rabia Nazik Kaya

[*4.593 yazı içinden]

 Arşiv

 Jean çarpması

Yazara Mesaj Gönder

TÜRKİYE POP KÜLTÜRÜNÜ ÜRETMEYE başlayalı beri, her gün TV kanallarında yeni yüzler görmeye ve tınıları birbirini andıran ‘yeni’ melodilerle tanışmaya başladık. Özel radyolar, müzik yayını yapan TV kanalları, ‘çok özel’ söyleşiler günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Hayatlarımızdaki bu ani ritim değişikliği giyim kuşam alanında da bir yansıma buldu ve Türkiye’yi, deyim yerindeyse, jean çarptı. Onlarca marka pop müziğin şahlanışıyla birlikte pazara üşüştü. Amerikan filmi seyreden, pop müzik dinleyen ve gündelik hayatın malumat ihtiyacını televizyonlardan karşılayan insanlar için jean’ler biçilmiş kaftandı.

Herhangi bir tatil gününde işlek bir caddede insanların ne giydiklerine dikkat edin. Pek çoğunun modern zamanların üniforması jean’lerle dolaştığını göreceksiniz. Peki bu giyim eşyasını bu denli cazip kılan şey nedir? Anlam avcılığına, bilinen bir önermeden başlayabiliriz: Jean toplumsal farkları örter, gayriresmîdir, sınıfınızı ele vermez. Jean unisekstir, kırda da giyilebilir, şehirde de, toplumsal kategorilerin aşıladığı davranış ve kimlik sınırlarını tanımaz. Bu yönüyle bir özgürlük alâmetidir. Bu yüzden pek çok jean reklamında özgürlüğe yapılan vurguyla karşılaşırız. Ancak, psikoloji eksenli bir değerlendirme, farklılaşmayı gizleyen bu giysinin kişinin yalnızca kendisi olma özgürlüğüne değil, kendisini gizleme özgürlüğüne de imkân verdiği fikrindedir. Jean’ler öylesine bir sıradanlık zırhına bürünmüşlerdir ki, onları giyenin halet-i ruhiyesini ele vermez, duygularını açığa vurmazlar. Öte yanda bedensel emek, eylemlilik ve doğallık etrafında toplanan bir anlamlar kümesi vardır. Doğal olan gayriresmî olandır, herhangi bir mesaj iletmeyen, orada kendiliğinden bulunan, ancak kolayca bir anlamla eşlenemeyendir. Jean, doğa ve kültür, doğal olan ve yapay olan, kır ve şehir arasındaki zıtlaşmada resmî giysilerle karşı karşıya gelir.

Jean kovboy imgesini ve Amerikan mitolojisini dünyanın kalan yerlerine ihraç eder. Türkiye televizyonlarındaki İngilizce jean reklamları, sadece bir giyim eşyasıyla karşı karşıya değil, topyekün bir kültürün bombardımanı altında bulunduğumuzu gösterir. “Hiçbir şey Levis’ten daha Amerikan değildir” sloganı Amerikalılık imgesini ulaşılacak bir hedef olarak önümüze koyar. Pek çok jean reklamı Amerika tarihine göndermelerle doludur. Böylece reklamlar bize yalnızca jean değil, yaşam tarzı da satmaktadırlar.

Jean’ler muhalif anlamları dışavurabilir ve toplumsal direnişin bir simgesi haline getirilebilirler. Bunun için onların şeklini bozmak, üzerlerinde kimi yıpratıcı işlemler uygulamak gerekir. Sahibi tarafından özellikle yırtılmış, parça parça edilmiş bir jean, sıradanlığın kültürüne bir başkaldırıyı temsil edebilir. Böylece başkaldırı hayli ironik bir biçimde başkaldırılan şey üzerinden gerçekleştirilmiş olur. Yani, kişi hem Amerikan değerlerinin bir simgesini üzerinde taşımakta, hem de bundan duyduğu huzursuzluğu ifade etmektedir. Burada jean cemaate ve bireye aynı anda hitap etmekte ve bünyesinde pek çok anlam barındırmaktadır. Bu anlamlar onun giyilme biçimine göre değişmektedir. Sözgelimi, Türkiye’de Levis 501 giymek tuhaf bir biçimde bir statü göstergesi olarak algılanmaktadır.

Her tüketim eşyasında olduğu gibi, jean’ler için de, bir hayal dünyası sunulmaktadır müşterilere. O yalnızca örtünmek için bir eşya değildir, size büyülü âlemlerin kapısını açacak bir anahtar ve dahası biricikliğinizin bir simgesidir. Evet, jean yaygın ve sıradandır; ama X markası onu giyene ayrıcalık verir. Size özel bir üründür bu. Kitle içinde nefes almak isteyen, biricikliğini duymak isteyen müşteriyi avlamak modern zamanlarda zor olmasa gerektir. Böylece, giyinmek için aldığımız bir mamul kendimize verdiğimiz anlamın bir parçası olur ve bazen de toplumsal kimliğimizi inşa eder.

Netice itibarıyla: “Her eşya kendisini üreten ideolojiyi yeniden üretir.”

  17.02.2005

© 2015 karakalem.net, Kemal Sayar

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.
  3.  Bu yazının geçtiği eseri incelemek -veya satın almak- istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut