“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Kuvveti ihlasta bilmek
–Metin Karabaşoğlu

[*4.622 yazı içinden]

 *Bu sayfa, sitemize gelen, sitemizdeki ana sayfaların formatına denk düşmediği için bu sayfalarda değerlendirmediğimiz, ancak paylaşmaya değer bulduğumuz yazıların sunulduğu bir havuz olarak tasarlanmıştır.

 Ne bulursam sentezlerim!

Öznur Çolakoğlu Cam Yazara Mesaj Gönder

Mercan Dede’nin müziklerinde herşey birbirine karışıyor. Renkler yitiyor, birbirinin içine giriyor, ve ortaya renklerin ya da müziğin harmonisi yerine bulanık ve tahammül edilmez bir durum çıkıyor. Zaten, ne zaman ki birileri medya tarafından abartılarak piyasaya sürülse, çoğunun içi kof çıkıyor.


43. BURSA Festivali kapsamında katıldığım bir konserin bana uzun bir sorgulama dönemi yaşatacağını en başından beri bilmeliydim aslında. Ne de olsa gideceğim konser, daha önce birçok insana hakkında uzun uzun yorumlar yaptığım ve pek de hoşlanmadığımı söylediğim bir şahsa aitti. Buna rağmen, belki önyargılarım kırılır diye düşünerek, arkadaşımın davetini kırmadım ve konsere gittim.

Baştaki ud ve kanun taksimi son derece güzeldi. Ta ki, D.J. Arkın Allen (nâm-ı diğer Mercan Dede) sahneye çıkana dek. Diken diken edilmiş saçlarıyla yürüyen bir çinekop balığını andırıyordu âdeta. Şu insanoğlu ne garip bir varlıktı. Neden ve ne gerekçeyle kendini bu denli halden hale sokuyordu? Bunlar daha konserin ilk dakikalarında zihnime üşüşen sorulardı.

Arkın Bey’in yanında hemen hemen aynı boylarda başka bir varlık daha dikkat çekiyordu. Üzerinde sema kıyafeti vardı, fakat renklerinde bir tuhaflık seziliyordu. Zira kıyafetin rengi siyah ve kırmızıdan oluşuyordu. Sonradan Kanadalı bir bayan olduğunu öğrendiğimiz Bayan Mira, Mercan Dede disklerinin başına geçerken onun yanına bağdaş kurarak oturdu. Giysisinin içinden çıkardığı iki parça beyaz tülbenti bir şekilde başına dolayarak, sahnenin hemen yanıbaşındakilerle konuşmaya başladı.

Bu arada konser başlamış ve herkes, biz de dahil, merakla acaba bu ne idüğü belirsiz nesne ne yapacak diye bekleşiyorduk. Rock’ın ve tüm pub ritimlerinin birbiriyle harmanlandığı son derece gürültülü ve insanın yüreğini yerinden hoplatan sesler içerisinde Mercan Dede eline neyi alıyor ve birkaç kere üflüyordu. O gürültü içinde neyin içli sesini duyabilene aşk olsun!

Arkadaşıma çok sıkıldığımı belirttiğimde ikinci parça başlamıştı bile. Tam biz kalkma hazırlıkları yapıyorduk ki, ikinci parçayla beraber, o az evvel çok merak ettiğimiz siyah cübbeli bayan yerinden kalktı, usulca sahneye pudra döktü. “Olamaz” dedim, “burada da sema yapılmasın lütfen...” Lakin o gürültü içerisinde beni de duyan olmadı. O siyahlı kadın, tam manasıyla sema olmasa da, döne döne dans ediyordu ki, daha fazla tahammül edemedim ve konserden çıktım. Çıkarken, salonu dolduran onca kalabalıkta ne kadar da çok örtülü bayan olduğunu hayretle müşahede ettim. Bizim burada ne işimiz vardı?

Salondan dışarı çıktığımızda, gürültü hâlâ devam ediyordu. Mübarek yatsı ezanının sesini salondan biraz uzaklaşınca duyabildik. Belki ney çalınıyordu ama, hakiki bir ney, yatsı ezanının mübarek sesine hürmeten susmaz mıydı? Oysa Mercan Dede’nin neyi susmamıştı.

İlk defa gitmiş olduğum Mercan Dede konserini yarım bırakarak çıktım belki, ama hiç pişman olmadım ve konser öncesindeki fikirlerim hiç değişmedi. Şöyle ki, Mercan Dede, çağımızın modası ‘sentezleme işi’ne iyi ayak uydurmuş bir insan. O yüzden her yerde ne var ne yoksa sentezliyor. Lakin, ‘Dede’ ney çalarken ortada semazenlerin raksettiği, çevrede ‘clubber’ gençlerin bira içip kafa yaptığı tuhaf bir ‘sentez’ bu. Çoğu yerde sentezin dozu kaçıyor. Ben bir müzik eleştirmeni değilim, ama kaliteli müzikten az-çok anlıyorum ve Mercan Dede’nin parçalarında kalite bulamıyorum. Bu durum albümlerine de yansıyor.

Yemek yaparken illâ ki baharat kullanılır, ama onu dozunda kullanmak gerekir. Eğer çok baharat konursa, ortaya çıkan yemek tadından yenmez. Mercan Dede’nin parçaları da işte böyle bir tattan dolayı bayıyor beni. Yansımalar grubunun parçalarındaki kaliteyi bulamıyorum onun albümlerinde. Yansımalar grubu da, sessiz sedasız albümler çıkarıyor yıllardır. Gitar ile neyi birleştiriyor; kanunlar, kemanlar ve vurmalı çalgılar hepsi birden bir âhenk ve uyum içinde hareket ediyor. Tıpkı ebru sanatı gibi, renkler içiçe; ama tüm renkler kendi karakteristik özelliğini yitirmeden hayat buluyor.

Oysa Mercan Dede’nin müziklerinde herşey birbirine karışıyor. Renkler yitiyor, birbirinin içine giriyor, ve ortaya renklerin ya da müziğin harmonisi yerine bulanık ve tahammül edilmez bir durum çıkıyor. Zaten, ne zaman ki birileri medya tarafından abartılarak piyasaya sürülse, çoğunun içi kof çıkıyor. Bu durumu, Radyo ODTÜ’nün Modern Sabahları’nda Ege’nin seslendirdiği nefis bir parça çok güzel özetliyor. Parçanın sözleri şöyle:

“Doğu batı kuzey güney / hiç fark etmez sentezlerim
Kadın erkek ayırt etmem / denk geleni sentezlerim.
Meditasyon sırasında ne hayaller kuruyorum,
Şakraları açmak için kel kafama vuruyorum.
Kralı gelse tanımam / babam olsa sentezlerim.
Antin kuntin, etnik kutnik / ne bulursam sentezlerim.”

Hemen belirtelim: Parçada dalga geçilen isim, sufi etnik ezgilerini ‘club’ tarzıyla buluşturan Mercan Dede...

  26.08.2004

© 2015 karakalem.net, Öznur Çolakoğlu Cam

  1.  Bu yazının yazarına mesaj göndermek istiyorum.
  2.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.

9...?Bektas, 06.10.2007, İst/Tur

neyse bundan sonraki konserlerine gitmeyinde gidicekleri de engellemeyin bir kişi bir kişidir kalabalık etmeyin boş gözlerle, onu anlayan anlıyor bir kişi anlamasada olur. oda onun zevkidir herkes dinlicek değil ya ama tüm dünya tanıyor ve dinliyor ayrıca dünya müzikleri ile sentez yapıyor bir hidrelezi dinleyin derim sonra birdaha yorum yapın kendinize gelebilirseniz...

8Geniş düşünmekbaharyılmaz, 01.07.2007, İstanbul

ben clubber gençlerin bira içip kafa yapması kısmına katılıyorum...Yapılan Müzik her ne kadar sentez olsada sufi müziği olarak geçiyor ve sufi müzik dinleyenlerin aşka gelip kendinden geçmesi için yapılır...Her şey bir edep ve saygı çerçevesinde olursa bunlar gençlerimize aşılanırsa ne güzel olurdu.Her ne var ki bu gençlerin ve ya kişilerin bunu tercih etmeleri böyle davranmaları bu sentezin kötü olduğunu göstermez.Ben de ney ve aynı zamanda gitarla uğraşan biri olarak müziğinden etkilendim.Ve Mercan Dede nin samimi olduğunu düşünüyorum.Ayrıca acaba mercan dede veya bir başkası bu tarz müzik yapmasa idi siz hangi clubber gencimizi hakiki bir ney konserine götürebilirdiniz merak ediyorum:)) adını bilmeyen bile çok...ne yazık ki!

7aynen katılıyorumözlem, 25.10.2006, Ankara

bu yazının her noktasına her cümlesine aynen katılıyorum.tasavvuf musikisi bir dinginliği bir zerafeti e iç huzurunu sağlayan ritmiyle manevi yapısıyla özel bir müzik .sentezlemek adına yozlaştırılmasını kabül etmek mümkün değil.senin zerafetin kaleminin keskin uçlarını törpülemiş bile.yüreğine sağlık.kalemine kuvvet biiznillah.

6Dede ye Saygıtahsin törk, 01.10.2005, İstanbul

Sayın Öznur Çolakoğlu Hanımefendi,

Bir kere baştan söyleyeyim üslûbunuzu beğenmedim.Sanatçıya yaklaşımınız çok sathi..Değerlendirme biçiminiz oldukça önyargılı olmuş.Keşke o konsere gitmeseydiniz de daha önceden bir albümünü akıp da dinleyiverseydiniz…Böyle dışlayıcı bir bakışla sadece kendinizi üzersiniz o kadar..Mercan Dede tasavvufa kendince bir şekilde yaklaşmış ve onu meleodiye dönüştürmüş ve bence de iyi de yapmış… Mütehayyirlere topuzla yaklaşmayalım, albümlerini dinleseydiniz nurlu taraflarını görürdünüz öyle yaklaşırdınız…

5çok doğru teşhis ağzınıza sağlıkeray yavuz, 30.09.2005, İzmir

mercan dede gibi insanlar bu ülkde prim yapıyor biraz değişik giyinen biraz ağzı laf yapan yani şekil yapan insanlarımıza ilginginç geliyor ama onada kızmıyorum her şey medyada bitiyor benimde arkamda güçlü firmalar sponsor olsa neler yaparım ama o yabancı avrupadan geldiya bizim insanlarımız ne kadar şekil meraklısı üzülüyorum bu ülkde okadar değerli neyzen varken neyi tanıtmak mercan dedeyimi kaldı kendisi ney üflese canlıyayında playbek çalıyo neden canlı çalmıyor uyanın millet biraz gerçekleri görün ya bize sanatçı diye sunulanları biraz görün

4kalıplarımızı yıkalımersin, 16.08.2005, İstanbul

Ulkemiz her zaman bu gelenekcilik sorununu asamamıstır.Yıllar oncesince cok saygı duydugum bir hocam kadın mevleviler cizdiginde halk birbirine girmisti sergide.Kafamızda insa ettigimiz duvarlar, kalıplar bizi ileriye goturmek yerine oldugmuz yerde saymaya itiyor.İyi yada kotu ,guzel yada cirkin ne olursa olsun bırakın herkes istedigi gibi ugrassın kim bilir belki bu denemeler daha iyi daha farklı daha guncel eserler hayata katar.Gecmise sıkı sıkıya baglanmak kimseye bir fayda saglamaz.Gelenekciligimizi yıkalım.Nasıl ki resim sanatı yerinde durmuyor baskalasıyor devinimlesiyorsa bizde yeni acılımlara iyi gozle bakmak zorundayız.

3iyimehmet yıldız, 03.07.2005, türkiye

Demek ki her sentez iyi olacak diye beklememk gerek.

Saygılarımla...

2neyzenmustafa, 11.02.2005, bursa

değerlendirmeniz gercekten yerinde gercek bir ney dinlemek isterseniz neyzen.com da neyzenler var

1yazılması gerekenleri yazmışsınızzeynepmeltem, 05.12.2004, İstanbul

selamun aleykum kardeşim...ne zamandır beklediğim bir yazıydı.. hele mercan dedenin daha bir popüler olduğu şu zamanda... insaallah pek cok insan okur ve istifade eder. tamamen aynı hissiyatı ğaylaşıyoruz yazdıgınız konuda.. çok tesekkürler...




© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut