Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

[*4.663 yazı içinden]

Abdesti zikret!

Abdullah Taha Orhan

Abdestten sonra Kadir sûresini okumak [zikir] sünnet-i seniyyenin âdâbındandır. Bu küçük âdâbda şöyle büyük bir incelik var: müminin mi’racı olan namaza girmeden evvel, abdestin ardından Kadir sûresini okuyarak Efendimiz’in hakiki mi’racını hatıra getirip Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunun şuurunda olmak.


HAYAT HATIRLAMAKTIR. Dünya hayatı, dünya var olmadan önceki halimizi hatırlayıp hatırlamayacağımız üzerine kuruludur aslında. Ayet-i kerimeyi hatırlayalım: “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk 67/2) Ölüm-hayat döngüsünün burada tersyüz edilmiş olarak zikredilmesi bize dünya hayatının ölümle neticelenip ardından başka bir hayata gireceğimizi işaret ettiği gibi, bu hayata da bir başka hayattan ölerek geldiğimizi, dolayısıyla bu dünya hayatının başlangıcının bir başka ölümle mümkün olduğunu işaret eder. Ölümün ve hayatın yegâne sahibi olan rabbimiz ayet-i kerimeyle bize önceki ve sonraki hayatlarımızı hatırlatır. Ancak bunları hatırlayarak daha güzel davranacağımıza, daha çok salih amel işleyeceğimize dair bir işarettir bu ayrıca.

Gelmiş geçmiş tüm sûfîlerin önderi sayılabilecek tartışmasız otorite olan Cüneyd-i Bağdâdî’ye göre tasavvuf “olmadan önceki hale dönmek”tir. Dolayısıyla onun tasavvuf algısı da daimi bir hatırlama eylemi üzerine kuruludur.

Kur’ân-ı Kerîm, zikirdir. Zikir de son kertede bir hatırlama eylemidir.

Sünnet-i seniyye de bizler için bir hatırlatma, bir hatırlamadır. Bunu bize hatırlatan Bediüzzaman’a kulak verelim:

“Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini, Sünnet-i Seniyyeye ittibâdır. Yani, a’mâl ve harekâtında Sünnet-i Seniyyeyi düşünüp ona tâbi olmak ve taklit etmek ve muamelât ve ef’âlinde ahkâm-ı şer’iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir. İşte bu ittibâ ve iktida vasıtasıyla, âdi ahvâli ve örfî muameleleri ve fıtrî hareketleri ibadet şekline girmekle beraber, her bir ameli, sünneti ve şer’i o ittibâ noktasında düşündürmekle, bir tahattur-i hükm-i şer’î veriyor. O tahattur ise, Sahib-i Şeriati düşündürüyor. O düşünmek ise, Cenâb-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, mütemadiyen ömür dakikaları huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir.” (Mektûbât, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım)

Tüm bunları şunun için söyledik. Namazımızla ve sair tüm ibadetlerimizle başta Efendimiz aleyhissalatuvesselam’a ittiba etmiş oluyoruz hiç şüphesiz. Yani her amelimizde, her ibadetimizde onu hatırlıyoruz. Namaz kılarken onun gibi kılmaya gayret ettiğimiz gibi namazın fiziksel anlamda başlangıcı sayılabilecek bir ameliye olan abdestte de bu böyle. Abdest alırken onu hatıra getiriyoruz, abdesti onun gibi almaya çalışıyoruz.

İşte abdest ibadeti özelinde ve O’nu hatırlama bağlamında şöyle bir inceliği aktarır kaynaklarımız: Abdestten sonra Kadir sûresini okumak sünnet-i seniyyenin âdâbındandır. Senedi zayıf da olsa bizim için mühim olan bir rivayette şöyle buyurur Efendimiz: “Abdest aldıktan sonra Kadir suresini bir defa okuyan sıddîklar, iki defa okuyan şehitler üç defa okuyan ise peygamberlerle birlikte haşrolunur.” (Deylemî, Kenzü’l-Ummâl, V/72) Hadis-i şerifin lafzının aktarım sıhhatini bir tarafa bırakırsak, manasına odaklanarak şunu söylemek mümkün: abdestle Kadir sûresi arasında bir ilişki var.

Namazın ve abdestin mi’rac gecesi Efendimiz aleyhissalatuvesselam’a Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla öğretildiğini ve o gece farz kılındığını biliyoruz. Kadir sûresinde işaret edildiği üzere, Kur’ân-ı Kerîm’in o gece inzâl buyrulduğunu da.

Dolayısıyla abdestin bu küçük âdâbında şöyle büyük bir incelik var: müminin mi’racı olan namaza girmeden evvel, abdest aldıktan sonra Kadir sûresini okuyarak Efendimiz’in hakiki mi’racını hatıra getirip Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunun şuurunda olmak. Yani Allahu Teala’yı görüyormuşçasına -ihsan- ibadet şuuru…

‘Hatırlama’da, zikir ve tefekkürde böyle bir sır var demek ki.

En küçük gördüğümüz bir hareketi dahi mi’rac gibi büyük bir yükselişin anahtarı haline getirebiliyor.

  16.05.2019

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut